
Kanlıavşar Beldesi; bildik sorunların dışında, Belediye Başkanı Ramazan Bayar'ın hizmetlerine bile yansıyan "farklı" bir problem yaşıyor. Seçimde rakibi olanların, yenilgiyi hazmedemediğini söyleyen Başkan, rakiplerinin belediye hizmetlerini kabul etmediğini, abone olmadıklarını ve dedikodu ürettiklerini söylüyor.
Şanlıurfa'nın Bozova ilçesine bağlı Kanlıavşar Beldesi'nde yaşanan sorun, diğer yörelerle benzerlik gösterirken, bir başka problem var ki, Belediye Başkanı Ramazan Bayar'ın elini kolunu bağlıyor. Seçimde rakibi olanların kendi başkanlığını hazmedemediğini söyleyen Bayar, hatta belediye hizmetlerini bile kabul etmediklerinden dert yanıyor. "Ne abone oluyorlar ne fatura ödüyorlar" diyor. Başkanla sohbetimize, hem özgeçmişini isteyerek başlıyoruz. O da uzun uzun anlatıyor:
-Şanlıurfa ili Bozova ilçesi Kanlıavşar nahiyesinde doğdum. Doğum tarihim 1940, fakat kütüğe 1943 olarak kayıtlı. İkokulu Kanlıavşar'da okudum, sonra Diyarbakır ilköğretim okuluna 1955'de kayıt yaptırdım. Öğretmen okulu da 1961'de bitirdim. 26 yıl ilkokul öğretmenliği yaptım. Çoğu zamanda sürgün yedim. Aile kavgalarımız çekişmelerimiz vardı. Çekemeyenler vardı. Sık sık yer değiştirdim. 1987 yılında Türkiye Genel seçime gittiği zaman ben öğretmendim. Fakat çevre şartları gereği siyasetle uğraştım. Bu arada şikayet edildim. İlçe Kaymakamına söz verdim seçimden sonra istifa edeceğim diye. 1987 yılında Anavatan Partisi'nde çalışıyordum. Bölgemizde DYP'den 1. Sırada aday olan Mehmet Aksoy akrabamda olur. Onun şikayeti üzerine Kaymakam, Bölge Komutanı, Emniyet Amiri, İlçe Milli Eğitim Müdürü beni çağırdılar sen ne yapıyorsun dediler, bir şey yapmıyorum dedim. Açığa alın dediler. Tabi açığa alma da biraz zor geldi onlar için. Çünkü Anavatan Partisi tek başına iktidardı. Ondan sonra seçim bitti ben gerçekten emeklilik için müracaat ettim. Kademeli yaş durumu vardı, yaşım tutmadı, 2 ayda emekli oldum. Emekli olduktan sonra 1988'de İskenderun'da petrol taşımacılığı yaptım, şirket açtım orada. Urfa milletvekilimiz Osman Doğan beni telefonla İskenderun'dan aradı, İlçe Başkanlığını yapmalısın dedi. Ben yapamayacağımı söyledim. Bir gün sonra rahmetli Özal aradı, evladım ben İlçe Başkanlığını sana veriyorum yapacaksın dedi. Bende İlçe Başkanlığını aldım. 1,5 sene İskenderun'dan idare ettim Bozova İlçe Başkanlığını. Baktım çok zorlanıyorum, geldim Iğdır'a yerleştim. Fıstık ticareti yapmaya başladım. Ben bu arada İlçe Başkanlığını devam ettiriyordum. Bozova'ya çok faydalı işler yaptığımın bilincindeyim, çevre de inkar etmedi. 1989-1990 yıllarında Bozova'nın en ücra köyünde yol açtırdım. Tabi çoğunu bilahare stabilize yaptırdım. Şu anda stabilize yaptığımız yer bölgenin yarısından fazla. 1990 yılında açtım bu yolları, hala aynı duruyorlar. Gerçi diyeceksiniz ki, hala Başkan değil misiniz? İktidar değişikliği oldu 1991 seçimlerinden sonra. DYP iktidara gelince Bozova'nın işleri durdu. Bunun hepsini Sayın Bakanımız Cevheri'ye maletmek istediler. O da yanlış. Cevheri ne yaptı? Bakanlık yaptı, başbakan yardımcılığı yaptı ama, bir hata herşeyi götürür demek değildir. Benim çok şükür maddi durumum kendime göreydi. Ben maddi durumum için hiçbir zaman çaba harcamadım. Ben çevrenin gelişmesi, güzelleşmesi için çaba harcadım. Bugün Bozova'nın hiçbir köyünde susuzluk yoktur, su sorunumuz yoktur. Allah bilir bunun hepsine de ben sebebim. Ben kuyuyu açtırdım, hepsine dalgıç getirdim. 1996 yılında Anavatan Partisi tekrar hükümet olduğu zaman ben 41 adet dalgıcı bir günde çıkarttım Köy Hizmetlerinden. Aslında Bozova 8-10 bin nüfusluk bir yerdir. Mesela 1990 sayımlarında biz 17 bine çıkardık. 1997 sayımlarında gene ben de yardım ettim, 26 bin 700'e çıkardık. Bugün aylık 60 milyar para geliyor. Bozova ilçesine ne yapmış? Hiçbir şey yapılmamış. Bugün Bozova halkının arasına çıkın sorun kimi istiyorsunuz diye; inanın gözüm kapalı, elimi kolumu sallasam yine burada seçilirim. Şimdi bir siyasi çekişme var, bir aile çekişmesi var.
BORÇ ÇOK AZ...
-Peki belediyenizin İller Bankası'na, Maliye'ye, SSK'ya borcu var mı efendim?
-İller Bankasına borcumuz hiç yok. Maliye'ye çok az bir borcumuz var. SSK'ya var. Personelin maaşını bu ay ödeyemedim.
-Peki İmar planı için müracaat ettiniz mi?
-Ettim. İhalesi yapılacak. Bundan bir ay önce gittiğimde, harita dairesine uğradım. Aralıkta da olsa Kanlıavşar'ın ihalesinin yapılacağını söylediler. Daha öncesi için para yok dedi. İşte program elimde işaretlenmiş, imzalı...
-Peki başkanım, altyapı ve içmesuyunuz yeterli mi? Altyapı için birşeyler düşünüyor musunuz?
-Ben bu beldeye 1989'da bizim kendi ailemizin içtiği adi kuyudan su verdim. Suyumuz şu an yeterlidir. Ve 1990'da evlere su dağıttım. Herkesin evlerinde musluktan su akıyor. Yazın da sıkıntımız olmuyor. Bağda bahçede de kullanıyor vatandaşlar. Herkes kendi evlerinden dolduruyor. 3-4 bidon su gidiyor, 5-10 ağaç sulanıyor, herkes bahçe yapmış. Bu beldede 200 aile varsa, 70-80 aile dışardan sebze meyve almıyor. Patlıcan, biber, domates yani kendi ihtiyacını karşılıyor. Bu sudan kullanıyorlar, su para da vermiyorlar. Bizim esas sıkıntımız orda.
YOL, ULAŞIM, ÇEVRE...
-Peki başkanım, yol düzenleme çalışmalarınız nasıl gidiyor, Asfalt stabilize bu gibi çalışmalarınız var mı?
-Ben gereken altyapıyı hazırladım. Asfaltlama işini burada otoban yapan şirketle görüştüm. Onlarla irtibat halindeyim. Sayın milletvekilimiz Mehmet Güneş de söz verdi. Ankara'da onlarım müteahhitleri var, onlarla görüşelim sizin asfaltı yaptıralım dedi. Bende görüşüyorum, irtibat halindeyim. Hatta bir caddenin ismini meclis kararıyla değiştirip şirketin adını vereceğim, belki asfaltı yaparlar. Benim şimdi alsında aracım yok. Aracım olsaydı bir damperli kamyonum, orada bekletirdim. Her ay bir kamyon malzeme alsam asfalt yapardım, ama yok imkan yok.
-Peki başkanım. Çevre Bakanlığı araç dağıttı, hiç araç alabildiniz mi? Maliye'den para alabildiniz mi?
-Hayır alamadık. DSP'li belediyelere gereken yardım yapıldı. DSP'liler dışında hiçbir tarafa yardım yapılmadı. Maliye'den şimdiye kadar aldığımız para 13 milyar lira.
-Ulaşımı nasıl sağlıyorsunuz efendim?
-Köy postaları var. Bizim halkımız Devletle olan ilişkilerini zaten Urfa'da halleder. Urfa'ya çok gider insanlar. Halkımız bir nüfus işi için, bir duruşma ya da tapu için Urfa'ya giderler. Diğer alışveriş merkezlerimiz, Birecik, Nizip ve Gaziantep'tir. İnsanlarımız her sabah Nizip ve Gaziantep'e 6-7 otobüsle giderler...
1.5 YILDA NELER YAPILDI?..
-Peki başkanım, 1.5 yıldır beldede neler yaptınız, bunları anlatır mısınız? Bir de önünüzde 3.5 yıl daha var, bu 3.5 yıl içinde yapacaklarınız nelerdir?
-Burası belediyelik olduktan ve ben de belediye başkanı seçildikten sonra, ilk işim bir yer teminiydi. Bizim şu anda kullandığımız bina Jandarma Karakolunun kullandığı binaydı. Şu anda oturduğum yerde nezarethaneydi. Tamamen virane bir haldeydi. Ben bu arada, ilçe başkanlığım döneminde, buraya bir Jandarma karakol binası planlı projeli aldırdım ve yaptırdım. lojman ve 50 er barındıracak bir bina yaptırdım ben buraya. Burayı bıraktılar, bırakınca burası yıkıldı. İlk iş olarak düzenlemesini yaptırdım. Ondan sonra 3-4 tane bataklık vardı. Sağlık ocağının önünde büyük bir bataklık vardı. Eskiden ev yaparken evler kesme taştan yapılırdı. Bu bataklıkların olduğu yerler kayalık olduğu için buralardan ev yapmak için taş kesip çıkarmışlar, buraları hep çukur olmuştu. Hem de iki insan boyu derinliğinde. Bu çukurların içi suyla dolmuştu, pis su ile. Koku da yapıyordu, ben bunları kuruttum. Çevreyi düzelttim, beldenin etrafına çevreyolu gibi bir hat çizdirdim. Bir fırın yaptırıyorum Mahalli İdareler'in yardımıyla. Bazı yerlerin çirkin görünümlerini düzeltmek için beton döktürdüm. Atık ve pis suların akıp gitmesi için kanal açtırıp boru döşettim. Su şebekesini tamamladım. Bu gibi işleri yaptım. Yeni yerleşime açılan yerlerin de su şebekelerini yapıp tamamladım. Bundan sonra da, imkan olduğu sürece bu beldenin bütün caddelerini asfalt yapamazsam dahi, ana caddeleri beton yapacağım.
TEMİZLİK HİZMETLERİ...
-Temizlik hizmetleriniz yeterli mi?
-Bu hizmetler yeterli. Yalnız bizim insanlar, daha doğrusu bana karşı aday olan insanlar, hala buranın belediye olduğunu kabul etmiyorlar. Adamlar diyorlar ki, ya biz başkan olacaktık, olamadık. O halde biz belediyeyi istemiyoruz, kabul etmiyoruz. Her gün şikayetler, her gün dilekçeler, adamlar hala bu işi, hizmeti dahi kabul etmiyorlar. İlaçlama yapıyorum sineklerden kurtarmak için. Adam diyor ki ne sıkıyorsun, beni rahatsız etmeyin.
-Belediyenin araç parkında neler var?
-Taksimiz var, traktör yok. İtfaiye, ambulans yok. Yangın çıkarsa elle söndürmeye çalışıyoruz, ilkel yöntemlerle. Bir tanker yaptırdım caddeleri onunla suluyoruz.
DEDİKODUDAN DERTLİ...
-Peki başkanım, Merkezi yönetime ve Kanlıavşar halkına olan mesajlarınızı alalım.
-Benim sayın Bahçeli'den istirhamım, kendi milletvekiline söylesin, aramıza nifak sokmasınlar. Kendi milletvekili dedikodu çıkarıyor. Dedikodu çıkarmasaydı, bizim burada vatandaşlarımız çoktan benimle beraber uyum içinde olurlardı. Biz de daha rahat çalışırdık. Ve ben herkesin kapısının önüne avlusuna kadar temizliğini, asfaltını yapardım. Hizmet ederdim. Buradaki vatandaşlarımız Sayın Muzaffer Çakmak'ın desteği ile bizim çalışmalarımızı engelliyorlar. Bizim bütün sıkıntımız bu. Karşımızdaki aday MHP'dendi. Halkımıza, insanlara saygım sevgim sonsuzdur. Benim belde halkından istediğim, buranın belediye olduğunu hazmetsinler. Bu gün ben kazandım, yarın onlar kazanabilirler, onlar belediye başkanı olurlar. Onlar belediye başkanı olduğu zaman, onların bana çıkardıkları sıkıntıları ben onlara çıkarsam, onlar bu memleketi terk ederlerdi. Ben hiç olmazsa sabrediyorum. Bu memleketi terk etmiyorum. Yani kaldırabiliyorum bu yükü, onlar kaldıramazlar. Çünkü bana karşı aday olan insanın evi önüne boru döşedim, beton boru döşedim. Beldenin içerisinden çıkan atık sular oradan geçiyor. Orada köprü görevi görüyor. O da evine rahatlıkla gitsin diye. Borunun üstünü kapatmış, toprakla doldurmuş, diğer borunun ağzını da sanki sıvamış. Bu şekilde bana zorluk çıkartıyorlar. Burada ben zor şartlar altında çalışıyorum. Sayın Bahçeli, kendi yandaşlarına benimle uyum sağlamasını söylesin, yani zorluk çıkarmamalarını söylesin. Halk bugün sivrisinekten duramıyor. Efendim bataklıkları kuruttuk. Akşamları ilaçlıyorum, sivrisinekten kurtarıyorum sizi, ne istiyorsunuz benden. Suyunuz şarıl şarıl akıyor para vermiyorsunuz. Su saati taktırmıyorsunuz. Yani bunların hepsi suçtur. Ben Belde halkından bunları hazmetmesini, bunları kabul etmesini, uyum sağlamasını istiyorum. Ben de kendilerine en güzel hizmeti getireceğimi vaadediyorum. Getiririm de. Yaylak'ın arkasında Mahmut Yıldız diye bir müteahhit var. CHP'nin Genel Merkez Temsilcisi, Encümeni, müteahhit, adamların araçları çıkmıyor Yaylak'tan. Grayderi, kepçesi, kamyonu, silindiri var. Orayı gördünüz dün, burayı da gördünüz. Ben hizmeti seven bir insanım. Hizmet etmeyi bilen bir insanım. Eziyet etmesinler. En azından beni rahat bıraksınlar, dedikodu edip beni şikayet etmesinler. Sen mademki bu işi kabul etmeyeceksin seçime niye girdin. Niye dilekçe veriyorsunuz, efendim nüfusumuz 500 dür, Belediye olmaz diye. Vali hatırı için mi yapılmış, Kaymakam hatırı için mi yapılmış. Hem beni şikayet ediyorsun, Hem Kaymakamı şikayet ediyorsun, bunlar utanılacak şeyler. Eğer nüfusun yoksa 1200 seçmeni nereden getirdin buraya. Eğer nüfusun 500 ise 1200 seçmen niye yazıyorsun...
REFORM YASASI ÇIKMALI...
-Peki başkanım, Mahalli İdareler Reform tasarısı hakkında ne düşünüyorsunuz?
-Bir an evvel çıkmasını istiyoruz. En azından Ankara hacet kapısı olmaktan çıkar. Bakın 1960-61'de öğretmen oldum. Benim babam da siyasetçiydi. Aile kavgalarından dolayı, benim babam 1946 yılında Demokrat Parti'yi açmış insan. 1960 ihtilalinde Malatya Cezaevi'nde yatmış insan. Tahsilsiz ve kültürsüz fakat çevresi olan bir insan. Ben sık sık Ankara'ya giderdim öğretmen olduktan sonra. Ankara'ya gittiğim zaman bir Urfalı göremezdim. Milletvekillerine giderdim ben yalnız. O zaman 7 milletvekilimiz vardı, bir ara 5 milletvekili bir ara 7 milletvekili vardı. Yani gittiğim zaman curcuna değildi. Şimdi gittiğim zaman sanki Ankara Urfa olmuş. Bir milletvekilinin odasına girdiğin zaman sana sıra gelinceye kadar gün batıyor. Milletvekilini alıp Bakana götüreceğin zaman bir hafta bekliyorsun. Ne için? Yerel yönetimlerin işlerini yaptırmak için. Ama Mahalli idareler kanunu çıkarsa, onlarda rahat eder bizde rahat ederiz.