goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Konu :Yeni Bir Dönem

Yazar : Selvi Erdoğan Turgut
 
Duyurular
 "BİZİM" yazmayan hiçbir Mahalli İdareler Gazetesi sorumlulugumuzda degildir!

 Mutlak ve mutlak bizi taklit edenler olacaktır, zaman zaman ismimizin önüne veya arkasına ekleme yaparak taklit edecekler veya başka isim altında BİZİM formatımızla bizi kullanarak siz yerel yöneticileri ve siyasileri ziyaret edeceklerdir


 Bu durumda hemen gazetenin künyesine bakın, Gazete Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Selvi ERDOGAN TURGUT ise işte o gazete bizim sorumluluğumuzdadır.


 Unutmayın! Yerel yönetimlerin gözü , kulağı, sesi olan yerel yönetimlerin sorunlarını ve icraatlarını dile getiren gazete;
Bizim Mahalli İdareler Gazetesidir ...


 
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz. Bugün 20.11.2008 20:40:52, Ocak 2005 tarihinden itibaren portalımız toplam 1777864 ziyaret almıştır. Aktif ziyaretçi sayımız 32 .

Ekibimize Katılın
Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
"Biz Devletin Yanındayız"

Yukarı Göklü; Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesine bağlı bir belde. Belde olmasına rağmen büyük bir yerleşim alanı. Aynı zamanda sorunları da büyük Yukarı Göklü'nün.

Belediye Başkanı Mehmet Güner, bu sorunlarla başa çıkmak için var gücüyle çalışıyor ama, hizmet parasız olmadığı için maddi sorunları bir türlü aşamıyor. Devletin kendilerine yardım etmesini isteyen Güner, bazı yerlerden söz almalarına rağmen bu sözlerin tutulmadığından ve belediyeler arasında ayırım yapıldığından dert yanıyor. Her şeye rağmen devletin yanında olacaklarını söyleyen Başkan Mehmet Güner ile samimi bir sohbete dalıyoruz.

ÖNCE TEŞEKKÜR EDİYOR...

Biz kısa bir özgeçmiş rica edince Başkan Mehmet Güner, "Yaklaşık 1.5 yıl önce görevi devraldığımızdan günümüze, ilk defa sizin gibi değerli insanların bize ilgi göstermesinden çok memnun oldum" diye söze başlıyor ve hayat hikayesini anlatıyor:

-Ben 1961 yılında burada dünyaya geldim. İlk ve ortaokulu Yukarı Göklü'de bitirdikten sonra, liseyi Birecik Lisesi'nde okumaya başladım. Daha sonra ekonomik koşullardan dolayı liseyi yarıda bırakmak zorunda kaldım. Askere gitim, askerden geldikten sonrada, 9 yıl Türkiye Elektrik Kurumu'a hizmet veren bir şirkette ekip şefliği yaptım. Daha sonra Avrupa'ya gittim. 4 sene Avrupa'da kaldım. Avrupa'dan döndükten sonra, Yukarı Göklü'de esnaflığa başladım. Yani 5 yıllık da bir esnaflık dönemim var. 1996'da Halfeti ilçesi Halkın Demokrasi Partisi İlçe Başkanlığı'na getirildim. 18 Nisan 1999 yılına kadar bu İlçe Başkanlığı'nı yürüttüm. 18 Nisan Seçimleri'nde Yukarı Göklü Belediye Başkan Adayı oldum. Halkın yüzde 60'nın desteğini alarak bu belediye başkanlık seçimini kazandım. Halkın bana verdiği destekten dolayı Gazeteniz aracılığıyla da hemşehrilerime teşekkürlerimi sunuyorum. Halkımızn gösterdiği bu desteğe layık olacağımı ve onur duyduğumu belirteyim.

-Sayın başkanım neden siyaset?

-Türkiye'de siyaseti yıllardan beri, 15-16 yaşından beri izliyorum. Fakat gelinen şu aşamada, Türkiye'nin temiz siyasete, temiz politikacıya, dürüst politikacıya, Türkiye'nin gelişmesine, Türkiye'nin birlik ve beraberliğine, Türkiye'nin kalkınmasına, Türkiye'nin bir Avrupa ülkesi olmasına yönelik çalışmalar yapan politikacılara ihtiyacı var. Bu güne kadar politikacıları pek böyle çalışmalarını biz göremedik. Hep bireysel çıkar peşinde koştular, hep bölgesel çıkar temeliyle yaklaştılar. Böyle bir ortamda dürüst politikacı, temiz siyaset sloganıyla siyasete atıldım. Ve bu niyetle yola çıktık. Arkadaşlarımla beraber, kısıtlı imkanlara rağmen Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü, ülkemizin beldemizin kalkınması için çalışıyoruz. Çalışma arkadaşlarımın hepsi de pırıl pırıl insanlardır.

-Peki belediyenizin kaç personeli var?

-Evet şimdi belediyeyi devraldığımızda 49 personel vardı. Bunlardan 19 tane geçici işçiydi, çıkardık. 3 tane de memur kendiliğinden çıktı. 2 kişiyi de emekli ettim. Şu an mevcut memur ve personel sayımız 25.

-Peki Başkanım İller Bankası'na, Maliye'ye, SSK'ya dış borçlarınız var mı?

-Şimdi İller Bankası'na kısa vadeli borcumuz vardı, biz kazandıktan sonra iki ay sonra o borcu biz bitirdik, kalmadı. Fakat SSK'ya Emekli Sandığı'na, Maliye'ye, TEDAŞ'a oldukça yüklü bir miktarda bizim borcumuz var.

-Peki bunları taksitlendirmediniz mi?

-Taksitlendirmedik, taksitlendirsek bizden 15 milyar civarında bir parayı peşin istiyorlar. Onu da verecek gücümüz yok. Önümüzdeki aydan itibaren bizim İller Bankası'ndan gelecek paylara haciz koyulacağını, Genel Müdürlükten bize sözlü tebliğ ettiler. Biz taksitlendirmeye gitsek dahi, bizim İller Bankası'ndan gelen payımız 5-5.5 milyar, 4.5 milyar böyle bir rakamdır. Taksitlendirmeye gidersek dahi aynı para gidecek. Yani bir de 15 milyarın faizini kendimize ayrıca yük edeceğiz. Bun açıdan taksitlendirme yolunu Meclis kararıyla uygun görmediğimizi belirttik.

MAAŞLAR ZAMANINDA ÖDENİYOR...

-Peki personel maaşlarını muntazam olarak ödeyebiliyor musunuz?

-Kazandığım süre zarfında, bugüne kadar ödendi. Hatta diyebilirim ki, biz kazandığımız zaman her personelin 7'şer ay 8'er ay maaşları içerde vardı. Biz geldiğimizde ikişer ikişer maaşlarını verdik.

-Peki Başkanım imar planınız yeterli mi, uygulayabiliyor musunuz?

-Şimdi imar planı yeterli fakat, çarpık bir kentleşme var. Biz bir türlü bunun önünü alamıyoruz.

SU SORUNU BİTMİŞ...

-Peki Başkanım altyapı çalışmalarınız ne durumda?

-Evet, şimdi aslında Göklü o hususta çok geri kalmış bir bölgedir. Ben dönem dönem kendi vicdan muhasebemi yaparım. Vicdan azabı çekerim. Bozova'yla Birecik arasındaki en önemli en geniş merkezi bir konuma sahip olmasına rağmen, bugüne kadar kanaliyazasyon sistemine kavuşmuş değildir. Bir de su şebekesi 1980'da yapılan şebekedir. Yaklaşık 20 yıllık bir şebekedir. Bu da mevcut olan nüfusa cevap veremiyor. Dönem dönem her gün 4 yerden patlıyor. Yani biz bu patlaklara uğraşamıyoruz. Tabi su sorunumuz vardı. Biz belediyeyi kazanmadan önce Göklü'nün yüzde 70 su sorunu vardı. Ve şu anda bunu sıfıra düşürdük.

-Nasıl yaptınız bunu başkanım?

-Şimdi bizden önceki belediye başkanı, ondan önceki belediye başkanı döneminde hiçbir ev su abonesi değildi. Hiçbir evde su saatları takılı değildi.

-Yani kaçak kullanılıyordu...

-Evet ama neredeyse meşrulaşmıştı. Yani saat olayı diye bir olay yoktu. Ki belediye başkanları da buna dahildir, Meclis Encümeni de buna dahildir. Belediye personeli de buna dahildir. İki ayda bir, üç ayda bir işte anons ederlerdi, su parasını getirin verin diye. 3'er milyon lira periyodik olarak, herkesten 3'er milyon bir su parası istenirdi. Fakat kimisi verir kimisi vermezdi. Suyu akan vatandaşlar gelip bir iki milyon verirlerdi. Fakat bizim gibi kasabanın yüzde 70'ine su ulaşmıyordu, fakat su ulaşan insanlar su parasını vermiyorlardı. Ki, benim kaldığım mahallede ben şahsen 6 yıl su görmedim. Yazın su gelmiyor kışın geliyordu. Biz tabi bu iddiayla halka gittik. Biz en temel sorun olarak su sorununuzu çözeceğiz dedik. Yani seçim dönemimizdede biz bundan başkada propaganda yapmadık. Dedik ki, ilkönce su sorununu çözeceğiz. Ve biz kazandıktan sonra hiçbir ayrım yapılmadan, eş, dost, akraba ayırmadan başladık su saatlerini takmaya. Şu anda Göklü'de herkes kullanmış olduğu su kadar para veriyor. Her aboneye saat takıldı. Ve diyebilirim ki bizim su sorunumuzu yüzde 10'lara düşürmüşüzdür. Zaten biz bu yüzde 10'luk eksiğimizi de gördük. Yeniden bir sondaj kuyusu açtık. Ve saniyede takriben 7 veya 8 litre bir su geliyor. Ve biz bu suyu da bağladık. Şu anda su sorunumuz kalmadı.

-Peki bu kanalizasyonla ilgili bir çalışmanız var mı?

-Ben üç defa Kanalizasyon Daire Başkanlığı'na gittim. Ki bana enson söylemiş oldukları, bakın Türkiye'nin birçok ilçelerinde hatta illerinde dahi kanalizasyon yok şeklindeydi. Bu altyapı sorunudur. Herkes evinde fosseptik çukurlar açarak atıklarını topluyor. Yaz olduğu zaman da belediyeye müracaat ediyorlar. Para karşılığında vidanjörümüz gidip çekiyor. Şu anda öyle devam ediyor.

NELER YAPTI...

-Peki başkanım 1.5 yıldır belediye başkanısınız, neler yaptınız? Bir de bundan sonra işte imkanlarınız olursa önümüzdeki zaman içinde yapacağınız yatırımlar nelerdir? Bunları bir sıralayabilir misiniz?

-Şimdi 18 Nisan seçimlerini kazandıktan sonra, tabi bizim sloganımız şuydu; Belediyeyi siz yöneteceksiniz. Biz şu iddiayla girdik dedikki yaşanabilir bir hale getireceğiz burayı. Tabi biz kazandıktan sonra araçların durumuna baktık araçlar darma duman. Personel durumuna baktık oldukça şişirilmiş. Belediye bütçesine baktık oldukça darmadağın, kurumlara olan borçlar had safhada. Biz bunları da göz önünde bulundurduk. Deminde belirmiş olduğumuz gibi, biz tasarruf tedbirlerini uyguladık, geçici işçileri çıkardık.

-Pardon başkanım, göreve geldikten sonra ödediğiniz borçlar da bir hizmettir.

-Evet, şimdi çıkarmış olduğumuz işçilerin 8'inin 2'şer maaşı kaldı, diğerlerinin hepsinin maaşlarını ödedik. Fakat içerde bir tazminat paraları var. Onlar hala duruyor. Şu anda mahkemeye verdiler mahkemedeyiz. Yine akaryakıt tüketim oranımızı, diyebilirim ki 1994'ten 1999'lara kadar her ay periyodik olarak 2 milyar 2.5 milyar civarında iken, biz bunu 450-500 milyona düşürdük. Araç gereç parkımızı tamamen düzenledik faal durumda şu an hepsi çalışıyorlar. Çarşı ortasında bir yağmur tahliye kanalı vardı, onlar yarım bırakmışlardı biz tamamladık. Şu anda tertemiz bir hal aldı. Yine cadde üzerine yaklaşık 1300 metrekare siyah taş döşendi. Daha önce çamurdan geçilmezdi taş döşendi. Öğretmenler caddesinde yaklaşık 250 metre civarında kanalizasyon döşendi. Yine yağmur tahliye kanalı yaptık. Araç parkımızı yaptık. Mezarlıkla hayvan pazarı yerine umumi tuvalet yaptık. Mezarlığın giriş kapısını onardık. Ayrıca Köy Hizmetlerine ait olan bozuk asfaltı girişimlerimiz sonucunda asfaltlattık. Bu güne kadar hiç yoktu, Göklü'ye çöp bidonları ve 20 tane konteynır aldık. Cadde ve sokaklarımızın her tarafı kazma ve küreklerle düzeltildi. Telekomun 1999'da başlatmış olduğu yer altı telefon şebekesi yapıldı. Bunların yapım sırasında meydana getirdiği tahribatlar belediyemiz tarafından yapılıp düzenlendi. Urfa Belediyesi'nden 4 kamyon asfalt alındı, çarşının değişik muhtelif yerlerinde çukurlar doldurulup temizlendi. Artı en büyük sorunumuz olan su sorununu çözdük. Bir sondaj kuyusu vurduk bunu bitirdik kendi imkanlarımızla. Su dinomalarının onarım işi vardı yaklaşık 600 milyona dinomaları onardık iki tane dinomamızı. Ayrıca bizim isale hattımızda 13-14 tane patlak vardı bunları asbest boruları getirtilerek onarıldı. Asbest borularıyla. Ayrıca irili ufaklı daha yaptığımız birçok çalışmalar var. Fakat bunların yeterli olmadığını, daha büyük hizmetlerin bizleri beklediğini biliyoruz. Göklü aslında şu anda ilçe olma statüsüne kavuşmuş halde. Fakat bugüne kadar yapılan tüm girişimler sonuçsuz kalmıştır. Göklü ilçeliğe aday bir yerleşim yeridir.

NELER YAPACAK...

-Peki bundan sonra imkanlarınız olduğu ölçüler içinde, 3.5 sene içinde yapacağınız hizmetler, yatırımlar nelerdir? 2001 yılı programınızda neler var efendim?

-Şimdi tabi imkanlarımız olursa, önce kanalizasyon sorununu çözmek, ağaçlandırma, yeşillendirme, park sorununu çözmek. Cadde ve sokakları daha güzel bir hale getirmek. İçinde pınarları, bankları ve ağaçlandırma-yeşillendirme çalışmaları yapmak. Kaldırım çalışmalarını ve parke taşlarını döşemek. Su sorununu temelden yani halkın yerinde ve sağlıklı su içebilecek bir seviyeye getirmek istiyoruz. Böyle bir hayalimiz var, projelerimiz var. Fakat, ne kadarını yerine getirebileceğimizi şu anda kestirmek mümkün değildir. Tabi temizlik sorununa oldukça önem veriyoruz.

-Temizlik hizmetleriniz yeterli mi başkanım?

-Şimdi araç parkımızda, traktörden kepçeye dönme bir kepçemiz var. O da iki üç saat çalıştığı zaman muhakkak biryeri patlar ya da kırılır. Bir damperlimiz var iş makinesi olarak. Temizlik için bir tarktörümüz bir çöp sıkıştırma aracımız var. Bir itfaiye aracımız var. Allah korusun bir yangın olduğunda kendini zor kurtarıyor. Yangını söndüreceği yerde kendisi yolda kalır. Bir hizmet aracımız var, yani makam arabası biz diyoruz. O da kırık dökük 92 model. Antap'e giderken çok gürültülü bir şekilde gidiyoruz, bazen de yollarda kalıyoruz. Hatta bir sefer Bozova'da, bir sefer Halfeti'de alev aldı, arkadaşlar ceketleriyle meketleriyle söndürdüler. Bu arabanın yenilenmesi için biz iki sefer girişimde bulunduk, maalesef miadını doldurmamış dediler. 1999'da bazı müfettişler geldiler. Arabayı gördüler değiştirin bu arabayı dediler. İnsan temiz elbisesiyle girdi mi elbisenin rengi değişiyor. Yani araba makam arabasına da benzemiyor, inşaat işlerinde çalışanların arabasını andırıyor. Yine Çevre Bakanlığı'na iki sefer gittik bir traktör ya da bir kepçe verilmesi için, hatta üç sefer gittik. Ayrıca, ilaçlama makinesi istedik. Biz konteynırlar için yine para istedik. 1997'de Çevre Bakanlığı'nın yine belediyemize hibe etmiş olduğu küçük bir araba ufak bir araba vardır. Bunu çöp sıkıştırma aracına çevirmek için bize bir miktar paranın verilmesi talebinde bulunduk. Ama maalesef hiç birisi sonuç vermedi. Her gittiğimizde tabi olur dediler, fakat biz kapıdan çıktıktan sonra, olduğu gibi kaldı. Fakat bizim komşu olan Argıl belediyesine dönem dönem bu tür yardımları yapıyorlar. Bu güne kadar bize Maliye Bakanlığı'ndan 7 milyar bir para geldi. Fakat bunun haricinde hiçbir bakanlık, hiçbir kurum bize bir kuruş yardımda bulunmuş değildir.

-Ama partizanlık bu. İktidar partisi DSP'nin belediyelerine araç geliyor, para geliyor, sizinse telefonlara kadar haciz geliyor...

-Evet tabi oldukça acı bir durum bu. Türkiye'de bence siyasilerin özellikle seçildikten sonra partizanlık yapmamaları gerekir. Bu halka zarar veriyor. Yani deyim yerindeyse tüm Türk halkına zarar veriyor. Yani partizanlık insanlar arasında olumsuz çelişkiler meydana getiriyor.

 

© Copyright-2005