goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Konu :Yeni Bir Dönem

Yazar : Selvi Erdoğan Turgut
 
Duyurular
 "BİZİM" yazmayan hiçbir Mahalli İdareler Gazetesi sorumlulugumuzda degildir!

 Mutlak ve mutlak bizi taklit edenler olacaktır, zaman zaman ismimizin önüne veya arkasına ekleme yaparak taklit edecekler veya başka isim altında BİZİM formatımızla bizi kullanarak siz yerel yöneticileri ve siyasileri ziyaret edeceklerdir


 Bu durumda hemen gazetenin künyesine bakın, Gazete Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Selvi ERDOGAN TURGUT ise işte o gazete bizim sorumluluğumuzdadır.


 Unutmayın! Yerel yönetimlerin gözü , kulağı, sesi olan yerel yönetimlerin sorunlarını ve icraatlarını dile getiren gazete;
Bizim Mahalli İdareler Gazetesidir ...


 
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz. Bugün 20.11.2008 16:01:35, Ocak 2005 tarihinden itibaren portalımız toplam 1777438 ziyaret almıştır. Aktif ziyaretçi sayımız 22 .

Ekibimize Katılın
Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
Mezra'yı Kurtaran Hayvancılık

Mezra Belediye Başkanı Mehmet Emin Güneş, belde halkının geçimini sağlamak için başka yerlere gitmek zorunda kalmadığını ve hayvancılık sayesinde herkesin geçimini sağlayabildiğini söylerken gururluydu. Mezra'da 10 bin baş hayvan bulunuyor.

Şanlıurfa'nın Birecik ilçesine bağlı Mezra Beldesine uğradığımızda, buralarda sıkça duyduğumuz sorunlarla karşılaşıyoruz. Ancak, Mezra'nın bir farklı yanı var; burada yaşayanlar, özellikle hayvancılık sayesinde geçimini sağlayabilen ve ekmek parası için evini-barkını, toprağını terketmek zorunda kalmayan insanlardan oluşuyor. Hoşsohbet ve Mezra'lılar tarafından çok sevilen Belediye Başkanı Mehmet Emin Güneş, bunu özellikle belirtiyor ve FP'li belediye başkanı olmanın sıkıntılarını yaşadığını ifade ediyor.

3 EŞİ 42 ÇOCUĞU VAR...

Başkanlığını tebrik ederek ve başarı dileyerek başladığımız röportajımıza; gazetemizi yaptığı büyük hizmetten dolayı tebrik ederek başlayan Güneş, özgeçmişini de şöyle anlatıyor:

-1950 Mezra doğumluyum. Babamın tek erkek evladıyım. İlkokulu dördüncü sınıftan terk etmek zorunda kaldım. Ben erken evlendim, 13-14 yaşlarında birinci evliliğimi yapmışım. Tabi bizim ailede 8 kız çocuğum vardı erkek çocuksuz olmuyor. Aslında fark yok kız çocukla erkek çocuk arasında fakat, bu arada ikinci evliliğimi yaptım. İkinci evlilikte sorun çıkmadı, aile de genişledi. Bir de baktım üçüncü evliliği yapmışım. Şu anda 42 çocuk babasıyım. Torunları sayamıyoruz 70 kişi olduk şu anda. Çoluk, çocuk, gelin, torun hepsi şu anda 71-72 olduk. Çok şükür memnunum, eşlerimle herhangi bir sorunum yok, şikayetimde yok.

-Siyasette bunun faydasını gördünüz mü?

-Siyasete atılınca üç evliliğin faydası daha çok oldu benim için. Beldenin yüzde 40'ını şu anda ben ve ailem oluşturuyor. oluşturuyor. Yani enişteler, bacanaklar işte çoluk çocuk yüzde 40'ını temsil ediyoruz Mezranın. Benim için siyaset artık kolay burda, benden başka kimse aday olamaz.

-Rakip var mıydı seçimde Başkanım?

-Rakip şöyle var; parti rakip çıkaramadı. Çıkaramayınca bana yakın olan muhtarlardan birisini karşıma dikiyorlar yine de galip gelemiyorlar. Tabi beldeden hiçbir şikayetim yok. Herkes beni sever ben de herkesi severim. Seçimden sonra siyaset düşünmem, sağ sol demem. Hatta karşı tarafa hizmetim daha fazladır. Belediyeye kim gelmişse boş dönmemiştir. Tabi ki gücümün yettiği yere kadar.

MEZRA'NIN TARİHÇESİ

Mezra Belediyesi Yazıişleri Müdürü İbrahim Bozkurt, Mezra'nın tarihçesine ilişkin bilgi verirken, uzun ve asırlar öncesine giden bilgiler veriyor. Anca, yerimizin darlığı yüzünden en genel şekilde aktarmak zorunda kalıyoruz. Buna göre, Mezra'nın yerleşik hale gelmesi 1517 Yavuz Sultan Selim'e dayanıyor. Rakka'dan buraya 1517'de getirmiş Mezra'ya. O dönemden Beyt aşireti, biz Gayt diyoruz o aşiretten kimseler hala var. Peygamber efendimizin peygamberliği döneminde Kureyş kabilelerinden biri imiş bunlar. Daha sonra Emeviler döneminde öne çıkmış bu aşiret ve çok gelişmiş. Bir kısmı Irak'ta, bir kısmı Suriye'de, bir kısmı halen Mekke ve Medine'de, yani Suudi Arabistanda yaşıyor. Ve bir kısmı da Yavuz Sultan Selim tarafından getirilerek bu bölgeye yerleştirilmiş. Yavuz'un bir politikası var, hangi aşiret lideri kudurdu ise onun yamacına daha mükemmel bir aşiret getiriyor ki, o onu kırsın, ortam düzelsin diye. Beyt aşiretini de Viranşehir'in milli aşiretinden dolayı getiriyor. Bu şekilde geliyorlar. Ben şu anda sadece Mezra'nın değil, bütün Şanlıurfa bölgesindeki aşiretlerin hem sosoyolojik kökenini hem tarihi kökenini yazıyorum. Fakat araştırma zeminim çok kısıtlı...

10 PERSONELİ VAR, BORCU YOK...

-Peki Başkanım belediyenizin şu an kaç personeli var?

-1995'de ilk belediye olduk, o günden itibaren 10 kişi geldik ve halen 10 kişi devam ediyoruz. İkinci dönemde aday olduğumdan faydalanmadım. Yani bu işçi olsun, şunu bunu işe alayım diye bir şey yapmadım. Çünkü benim ödeme gücüm bu kadar. Eğer fazla işçi alsaydım gördüğünüz gibi ne bir ekmek fabrikası olurdu ne bina. Şu anda ben de gelip burda oturamazdım.

-Şu anda Belediyenizin İller Bankasına kısa ve uzun vadeli borcu var mı? Maliye'ye, SSK'ya borcu var mı?

-Efendim şu anda SSK'ya borcumuz var. Anlaşmaya gittik taksitlendirdik. Tabi iktidar olmamamızdan dolayı şu anda telefonlarımız bile kesilmiş durumda. Diğer yerlere baktığınız zaman öyle birşey olmuyor, bu da bizi çok üzüyor. Bir belediyenin telefonu kesilmez. Şu anda 4 aydır belediyenin telefonu kesik Kendi cep telefonumla belediyeyi idare ediyorum.

Ben defalarca gittim, diğer iktidar milletvekillerine de gittim. Dediler ki; ya bize gelirsiniz veyahut biz size yardım yapmayız. Bende, biz böyle kabul etmeyiz, siz bize yardım edin, yardımınızı bu halk görsün, halk bizi teşvik etsin dedim. Zaten kendim Anavatan'dan gelmeyim. Bu durum beni üzdüğü için yerimden ayrılmıyorum.

-Peki Maliye'ye, İller Bankası'na borcunuz var mı Başkanım?

-Şuanda ne İller Bankasına ne bir başka banka ya da kuruluşa borcumuz yok.

-Peki personel maaşları muntazam ödenebiliyor mu?

-Efendim personel maaşını işçim az olduğu için zaman zaman kendimde ödeyebiliyorum. Şu anda benim 5 aydan beridir maaş aldığım yok. Kendim almıyorum ama, tabi bu arada bazı işçilerim de zor durumda kalıyor. Parasını cebimden ödüyorum. Geçen SSK'nın borcunu cebimden ödedim. Şu anda işçilerimin hepsinin de içerde bir maaşı yok, hepsinide ödüyorum.

İMAR PLANI...

-Peki Başkanım imar planınız yeterli mi, uygulayabiliyor musunuz?

-Tabi köyken belediyelik olunca imarda zorlanıyoruz, zorlanmıyor değiliz. Ama vatandaş buna daha alışmadı, imara alışamadı. Adamın evine gidersiniz size güzel ikram yapar, ama 1 milyon Çevre Temizlik Vergisi veya su parası istediğiniz zaman, bu belediye nerden çıktı diye tepki gösterir. Ama zannediyorum yavaş yavaş olacak bu iş.

-Burada altyapı hizmetlerini uygulayabiliyor musunuz. Bir de bugüne kadar yapmış olduklarınızı kalem kalem alalım...

-Efendim 1995'te biz ilk belediye olunca, bir hafta on gün ağa gibi masamızı kurduk oturduk. Hiç birşeyimiz yok. Beldemiz sulu tarımla ilgili olduğu için köy içinde hiçbir bina arazisi bırakmamışlar. Olsa da beldenin içinde değil dağlık alanda var. Bir hafta on gün orada biz geçirdikten sonra kirayla bir yere yerleştik. Müracaatta bulunduk; işte binamızın olmadığı, imarımızın yapılması gerektiği gibi hususlarda bir sürü müracaatlarımız oldu. Refahyol döneminde 1 yıl içerisinde bir sürü işlerimizi gerçekleştirdik. Hiç yokken bir makam arabası aldık, bir damperli kamyon aldık, traktör aldık, bu aradada 30 bin m2 kadar araziyi aldık. Belediye binamızı kendimiz aldık, ekmek fabrikamızın yerini kendimiz aldık, 10-12 bin m2 hayvan pazarı yerini kendimiz aldık. Şu anda 4 bin m2 Mezra'da ilk parkımız da olacak inşallah. Hepsini biz yaptık.

-Peki kanalizasyon çalışmanız, içmesuyumuz yeterli mi Başkanım?

-Efendim bizim içme suyu sorunumuz yok çok şükür. Bizim beldede 300-350 tane motor pomp çeken suyumuz var. Artı belediyede de suyumuz var. Burada 4 metre kazdığınız zaman hemen suyu bulursunuz, yeraltı su kaynakları çok fazla.

Kanalizasyona gelince, kanalizasyonu ihale etmek istemiyoruz, kendim yapacağım. Kanalizasyonu ihale ettiğim zaman belediyeyi çok zora sokar, kendimiz yapacağız. 700-800 metre civarında döşememiz var. İnşallah altyapı çalışmalarımıza 2000 yılında başlayacağız, hedefimizdir. Tabi bir seferde hepsi olmasa da peyderpey bunu belediye olarak çok ucuza mal etmeye çalışacağız.

YAPILAN YOLU BOZUYORLAR...

-Peki başkanım burada bir yol problemi var, yol yeniden kırılmış, bu nasıl oluyor?

-Efendim yeni belediye olduğumuz için şu anda telefonu yeraltından geçirme çalışmamız olmadı. Ve telefon gelince, hizmettir beldemize diye sonuna kadar yardımcı olduk. Öyle protokol falan yapılmadı. Bu çalışmalar sırasında yol bozuldu. Dedik ki yolu siz bozdunuz siz yapın. Onlar da dedi ki, bu yol Köy Hizmetleri'ne ait biz yapmayız. Bize Köy Hizmetleri'nden bu yolun belediyeye ait olduğuna dair bir belge getirin, sonra yapalım dediler. Belediye imar alanı içerisindeki yolları yapmak mecburiyetindeler. Bu hangi kamu kurum ve kuruluşu olursa olsun yapmak zorundadır. Öyledir. Tabi ihaleyi alan Akgüller İnşaat, yapmayız, yolu size geçirin öyle gelin dedi. Biz de Köy Hizmetleri'ne vardığımız zaman dediler ki, bu yol bizim belediyeye vermeyiz. Dedik o zaman siz yapın. Güçlerinin olmadığını söylediler. Telekom'da bizi boşverdi. Yalnız Mezra'da gerçekleşmemiş bu, bütün bölgeleri böyle perişan etmişler. Ben iki sefer bu yolu asfaltladım. Onlar gelip bozdular, gördünüz işte o hale geldi. Şu anda ben onları mahkemeye verdim. Mahkemeyi de kazanacağım ve bu parayı da onlardan alacağım.

-Başkanım ben 1997 yılında geldiğimde buranın daha temeli atılıyordu. Şu anda belediye hizmet binasında oturuyorsunuz. Etrafına park bahçe düzenlemesi yapıyorsunuz. Biraz da bundan bahseder misiniz?

-Efendim bizim bu bina ihale yapılırken, kendim gittim müteahhitle tanışmaya çalıştım. Orada da şartlarımı söyledim müteahhite, ben bunu şu zamanda isterim, ister al ister alma diye. Sağolsun bizim müteahhit çok değerli bir insan, Hatipoğlu İnşaat. Şu anda Gaziantep'te oturuyor. Sağolsun oda sen hangi zamanda, hangi ayda istersen ben o zaman teslim ederim dedi. Çok güzel bir anlaşmayla şu anda biz belediyeye kavuşmuş olduk.

-Parkınız da yapılıyor değil mi? Hem de çok güzel oluyor...

-Şimdi efendim, park için bazı firmalar müracaatlarda bulundular. Kimi dedi 2 milyara yaparım, kimi dedi 3 milyara yaparım. Ben dedim kendim yapacağım, şu anda gördüğünüz gibi ne bir karo taşına, ne peyzajına, ne elektrik direklerine belediyenin bir kuruş parasını ödemedim. Getirilen çimentoya bile para ödemedim. Benim işçilerimin kimisi elektrikçi, kimisi duvarcı, kimisi yapı ustası. Ben de traktöre biniyorum kalan işleri kendim yapıyorum.

ULAŞIM SORUNU YOK...

-Peki başkanım, ulaşım hizmetleri nasıl, halk ulaşımı nasıl sağlıyor, yeterli mi?

-Efendim bu konuda herhangi bir sorunumuz yok. Halkımız hergün üç sefer Birecik'e gidip geliyor. Halkımızın durumu iyidir. Birecik'e gidiyor herkes orada işini görüyor geliyor. Bir otobüs alsak şimdi hiç kimse binmez.

-Ben de onu öğrenmek istiyordum. Zaten bu kar amaçlı değil hizmet amaçlıdır. Ulaşımdan belediyeler ya zarar eder ya başabaş götürürler. Sizde nasıl oluyor?

-Bizde sorun olmuyor. Her yörenin bir arabası var. Yani sen bir otobüste alsan çalıştırsan kimse binmez.

-Peki temizlik hizmetleriniz nasıl başkanım. Çöp sıkıştırma araçlarınız var mı?

-Efendim şimdi traktörle yapıyoruz bu işi. Yalnız bizim belde çok dağınık olduğu için, çöpte hiçbir sorun olmuyor. Çöpü çok da olmuyor zaten. Tarlaya gübre olarak veriyorlar. Bizim beldede hayvancılık çok. 10 bin baş hayvanımız var tahminen.

-Halkın geçim kaynağı nedir?

-Tarımdır, hayvancılıktır, son zamanda artık tarım vatandaşı beslemiyor. İşte hayvancılık yapılıyor şu anda.

-10 bin büyük baş hayvan, bir belde için çok iyi başkanım.

-Evet halkımız hayvancılık yapıyor.

-Peki başkanım itfaiyeniz yeterli mi, tam teşekküllü itfaiyeniz var mı?

-İtfaiyemiz yok efendim. Birecik bize yakın olduğu için, geçen kışın trafolarımız bazen yanıyor, tutuşuyor. Trafoların oraya toprak yığıntıları var, kürekle toprak atıp söndürüyoruz. Söndüremezsek Birecik'e müracaat ediyoruz. Yani bir ev yansa şu anda beldemde ben onu söndüremem. Neyle söndüreceğim? Ancak kovalarla sularla veya kürekle toprakla müdahale edeceğiz, başka müdahale şansımız yok.

-Peki veterinerlik hizmetleriniz yeterli mi? Burada 10 bin baş hayvan var dediniz. Mezbahanız var mı?

-Veteriner yok efendim, zaten olsa da alamayız. Gücümüz yeterli değil buna. Ama Birecik Mezbahamız şu anda Birecik Mezra arasında olduğu için biz oradan faydalanıyoruz.

PARA TAHSİLİNİ BANKADAN YAPMIŞ...

-Peki başkanım belediyelerin bir geliri vardır İller Bankası'ndan. Ama ikinci bir gelirleri daha vardır o da öz kaynaklardan. Emlak Vergisi, Çevre Temizlik vergisi ve içmesuyu gibi paraları toplayabiliyor musunuz?

-Efendim çevre vergisini yüzde 60 yüzde 50 topluyoruz. Bazen ziraat Bankası'nda bizim vatandaşın alacakları oluyor; Baraj istimlakı nedeniyle, pamuk destekleme nedeniyle oraya müracaatta bulunuyorum, ordanda vatandaşın 3 yıl 2 yıl ne kadar borcu birikmişse kestiriyorum. 2001 yılında bizim beldenin hep etrafı istimlak yapılıyor şu anda baraj nedeniyle, bunların da parası zaman zaman Ziraat Bankası'na akıyor, bende Ziraat Bankası'na resmi yazı yazıyorum, ordan çektiriyorum. Vatandaş 30 40 milyar para alıyor, benim alacağım 200 300 veya 100 milyon, 60 milyon çıktığı zaman bir sorunla da karşılaşmıyorum.

-Peki başkanım araç parkında hangi araçlar var sayabilir misiniz?

-Evet bir binek makam aracımız var. Bir kamyonumuz var, kendimiz aldık. İstanbul'dan Tayyip beyden almıştık anlaşmayla. Ama ne yazık ki paramız yetmediğinden buna mazot ve teker alıp çalıştıramıyoruz. Şu anda ikinci kamyonumu çalıştıramıyorum. Traktörümü çalıştırıyorum. Traktörle kamyonunda mazotunu buradan almayıp, başka yerlerden temin ediyorum. Yoksa ne kamyonu çalıştırabilirim ne bir traktörü çalıştırabilirim. Çakıl satıyorum ordan mazot alıyorum, burada traktöre boşaltıyorum traktörde işimi yapıyor.

-Peki sosyal ve kültürel etkinlik olarak Mezra'nın nesi var efendim?

-Efendim Mezra'da çok şeyler var. Şu anda biz o kadar hizmet yaptık ki, hiç birisinin açılışını daha yapamadık. Açılışını yaptığımız zaman bize külfet olacağından, açılışa o kadar yanaşmadık. Bize gelen para zaten sınırlı, belli. Belediye hizmet binasının açılışını bile yapamadık.

-Peki vatandaş dışarıya çalışmaya nerelere gidiyor?

-Burada herkes kendi işindedir. Herkesin işi var burada.

-Yani halkın ekonomisi iyi Mezra'da.

-Tabi tabi güzel.

-Peki Başkanım, Mezra beldesinin sağlık ve eğitim hizmetleri yeterli mi? Sağlık ocağı var mı? Doktoru ebesi hemşiresi yeterli mi? Sınıf öğretmenleri, okulu yeterli mi?

-Efendim ilk önce sağlıkla ilgili hiçbir sorunumuz yok. Şu anda doktorumuz var. Sağolsun Kaymakam beye ne istemişsek şu ana kadar bize yok dememiştir, hizmet için. Kaymakam bey sağolsun bize yardımcı oluyor.

 

© Copyright-2005