goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Konu :Yeni Bir Dönem

Yazar : Selvi Erdoğan Turgut
 
Duyurular
 "BİZİM" yazmayan hiçbir Mahalli İdareler Gazetesi sorumlulugumuzda degildir!

 Mutlak ve mutlak bizi taklit edenler olacaktır, zaman zaman ismimizin önüne veya arkasına ekleme yaparak taklit edecekler veya başka isim altında BİZİM formatımızla bizi kullanarak siz yerel yöneticileri ve siyasileri ziyaret edeceklerdir


 Bu durumda hemen gazetenin künyesine bakın, Gazete Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Selvi ERDOGAN TURGUT ise işte o gazete bizim sorumluluğumuzdadır.


 Unutmayın! Yerel yönetimlerin gözü , kulağı, sesi olan yerel yönetimlerin sorunlarını ve icraatlarını dile getiren gazete;
Bizim Mahalli İdareler Gazetesidir ...


 
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz. Bugün 20.11.2008 14:45:16, Ocak 2005 tarihinden itibaren portalımız toplam 1777343 ziyaret almıştır. Aktif ziyaretçi sayımız 30 .

Ekibimize Katılın
Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
Suruç'un Derdi 'Borç' ve 'Göç'

Suruç; Şanlıurfa'nın nüfusu gibi dertleri de büyük ilçelerinden biri. 1985 yılında belediyelik olmuş... Yolumuz buraya düştüğünde, Suruç Belediye Başkanı HADEP'li Nahsan Ercan'a da uğruyoruz. O da dert küpü. Yeni dönemde başarılar dileyerek, bölge belediyelerinde sıkça yaşanan, seçim sonrası görev devir-teslimindeki; daha doğrusu "devir-teslimsizlik" çirkinliğini soruyoruz. Çünkü, bölgedeki pek çok yerde, kazanan ile kaybedenin demokrasinin sonucu ve gereği olan devir teslim töreninde buluşamadığını biliyoruz. Suruç'ta da öyle olmuş. "Görevi törenle mi devraldınız?" sorumuz karşısında duyduğumuz, "Hayır. İki gün sonra geldi hayırlı uğurlu olsun dedi gitti. Başka bir şey olmadı" cevabı düşüncelerimizi haklı çıkarıyor.

-Peki bize özgeçmişinizden bahseder misiniz?

-Evet, ben bir babada tek evladım. 1944 doğumluyum. Benim 1000-2000 dönüm tarlam var. Bahçeyi çok severim, belki 5000-6000 ağaç ektim...

Belediye Başkanı olmadan önce çiftçilikle uğraştığını söyleyen Nahsan Ercan'ın siyasete atılış gerekçesi, bölgenin dürüst yönetim özlemini gerçekleştirmek... "Benim çok kültürümde yok, okula da çok gitmedim, bir sene gittim" diyen Başkan, kendisini geliştirmeyi başarmış. Başkanlığa giden yolu da şöyle anlatıyor: "Arkamda hiçbir siyasetçi yoktur. Yalnız HADEP'liler geldiler yanıma, dediler ki, arkadaş seni seviyoruz, millet de seni seviyor; diyor ki, hırsız değildir, vurguncu değil, yıkıcı değil diyor. Gel seni belediye başkanı yapalım dediler. Ben de geldim tabi... Başımızdan da bir çok şey geçti...

PERSONEL VE BORÇ...

40'a yakını kadrolu olmak üzere 181 işçisi, 48 tane de memuru bulunan Suruç Belediyesi de borç içinde yüzüyor... Devraldığı borç miktarını ve diğer borçları sorduğumuzda, Suruç'un da ne büyük bir sıkıntı içinde olduğunu öğreniyoruz... "1,5 trilyon borç devraldım" diyor Başkan ve devam ediyor: İller Bankası ve SSK'ya da borcumuz var. SSK'ya 400 milyar kadar bizim borcumuz var. 200 milyara yakında maliyeye... Eski borç, biz yapmadık bu borcu. İller Bankası'na da borcumuz var. -Allah kolaylık versin başkanım, sizin işiniz çok zor. Bir başka hususu sormak istiyorum. İmar planınız yeterli mi? Mevcut plan yeni mi çizildi, uygulayabiliyor musunuz? Yani kaçak yapılaşma var mı?

-Çok çok...

SURUÇ'UN SORUNLARI....

-Peki başkanım Suruç'un en önemli sorunlarına gelelim. Onları tek tek sizden dinleyelim...

-İçme suyumuz için çalışıyorlar bir seneye kadar içme suyumuz gelir. Karkamış'tan geliyor.

Birecik Karkamış barajından gelen suyu şuanda içme suyu olarak veriyoruz, ama yeterli değil. Şu an biz kuyuları vurduk, 150-200 metre. 5-6 kuyumuz var onunla idare ediyoruz. Tanklarla, traktörlerle 24 saat gece gündüz evlere su veriyoruz. Ama şu anda Suruç'un en büyük problemi içme suyu. En önemlisi birde sulama suyu. Yerin altında su kalmadı. Herkes tarlasını işletemiyor, bırakıp gidiyor. Diyor ki, ben buğday ektim, gübre serptim, tahılı kaldırdım, bu sefer biçer hakkı, yok olmadı bilmem ne parası, sıkıntı oluyor. Vatandaş da tarlasını bırakıp kaçıyor... Suruç Ovasın büyük bir ova, düz ovadır. Etrafındaki su kaynakları kurudu. Niye kurudu? Her yere su gitti de ondan. Ancak yine de su getirilebilir...

GİRİŞİMLER SÜRÜYOR...

-1997 yılında geldiğimde güya şurda sizin bir kaynak suyunuz vardı. Başkan oradan su getirteceğini söylüyordu, maliyet çok yüksek diyordu. Oysa 1997 yılından beri ne paralar geldi gitti ama yine de yapılmadı. Peki bunu için girişimleriniz var mı, projeniz hangi aşamada?

-Var, çalışıyoruz. gittik hepsini uyandırdık, milletvekillerini, bakanları uyandırdık. Allah razı olsun, yani şimdi hakikatten de bir milletvekilinin yanına giriyorum beni seviyorlar. Yani aferin sen kendi şahsın için gelmiyorsun, bir kredi için gelmiyorsun, bir gübre için gelmiyorsun, bir silah için gelmiyorsun; diyorsun ki, benim milletim susuzluktan dağılıyor, kimse kalmıyor yazıktır diyorsun diye...

-Dinliyorlar da, icraat yapıyorlar mı?

-Yapıyorlar, çalışıyorlar...

-Altyapı ne durumda? Fosseptik çukurları vidanjörle mi çekiyorsunuz? Ayrıca asfalt çalışmaları var mı?

-Altyapı ile ilgili projelerimiz var. Bunları Ankara'ya da ilettik. Su boruları ile ilgili çalışmalar var. Asfalt için bir dilenci gibi Gaziantep'e gidiyoruz, Diyarbakı'a gidiyoruz, Batman'a gidiyoruz, iki kamyon asfalt istiyoruz. Dilenci gibi ben kaza kaza, bucak bucak geziyorum. Allah razı olsun kiminden bir kamyon, kiminden iki kamyon alıyoruz. İnanın dilenciye benziyor insan. Çoluğum çocuğum için bile ben böyle dilencilik yapmazdım.

-Bravo başkanım. Kaç km yol asfaltlanacak.

-Şehrin içini yapalım yeter? Şehrin içi çünkü çamur olursa bizim için ayıp oluyor. Bir yandan hemen betonda yapılacak. Kum gelecek işte günde 50 torba 100 torba. Yıkılan yerlere, çukur olan yerlere beton yapıyoruz, ne yapalım. Ancak para yok. İşte dedim ya 37 milyar geldi 50 milyarı işçiye memura vereceğiz.

DİĞER HİZMETLER...

Çok şey yapmak istiyor Nahsan Ercan, ama parası yok. Zaten diyor ki; "İstiyorum ki iki, üç yerde çocuk parkı yapayım, para sıfır. Mesela misafir geldi diyelim; on-yirmi misafir geldi ne yapacağız. Biz onları kovmuyoruz. Mesela güzel bir misafirhanemiz olsa, bahçesi olsa, havuzu olsa kötü mü olur. Ancak, içecek su yok ki ben nasıl bir havuz yapacağım, ben nasıl bir misafir bahçesi yapacağım? Ben nasıl bir eğlence yeri yapacağım?"

-Peki araç parkınızın durumu nasıl başkanım?

-6 traktör var, damperli 6 kamyon var, 1974-1975 model, 2 tane kepçe, 1 tane grayder var. İstanbul'dan gönderdiler. 1 tane vidanjör var.

-Peki otobüsünüz var mı?

-Yok...

-Peki yangınları söndürme imkanınız var mı?

-Hayır, az katlı binaları söndürme imkanımız var. Şimdi yalan söyleyemeyeceğim yüksek katlıları söndürme imkanımız yok.

-Makam aracınız?

-Bir makam aracımız var... 1990 model, 11 yaşında ben gene de idare ediyorum.

-Belediye binası eski bina, bu bina Suruç'a yakışır bir bina değil.

-İmkanımız yok...

BAŞKANIN MESAJI...

-Başkanım şimdi son bir sorum var. Gazetemiz bütün devlet protokolüne dağılacak. Sizin dolaştığınız tüm vekillere, Bakanlara, Başkanlara valilere, basın müdürlerine; başta İçişleri Bakanlığı da olmak üzere her yere dağılacak. Gazetemiz aracılığıyla protokole, merkezi yönetime, arkasındanda Suruç halkına olan mesajınızı alalım.

-Milletvekillerine, bakanlara diyeceğim; yolumuz yoktur, millet perişandır. Su yoktur. Bize yardımcı olsunlar... Müteahhitlere ödenek çıkarsınlar, boru göndersinler, biran önce su gelsin. Milletvekillerine, bakanlara rica ediyorum hepimiz kardeşiz. Kürt, Türk kardeştir, ayrım yapılmasın, partizanlık yapılmasın, ihanet yapılmasın. Ben yapılmamasını istiyorum. Birde sulama meselesi var; 40 km. eni 50-60 km boyu olan düz bir ovadır burası. Kurak geçiyor her sene... Hepsi biliyor sorunu. Hepsine dilekçe verdi... Partizanlık yapılmasın burdaki insanlar da onların insanları. Buradaki insanlar su bekliyor, proje bekliyor, yol bekliyor. Rahmetli Atatürk buraya gelmedi mi? buradaki insanlara demedi mi, gelin kardeşim hepimiz Müslümanız diye. Kürtlere, ağalara, beylere demedi mi düşmanı çıkaralım diye. Kim çıkarttı millet çıkarttı. O zaman asker yoktu. Urfa'dan çıkarmadı mı, Antep'ten çıkarmadı mı, Maraş'tan çıkarmadı mı? O zaman asker yoktu, buradaki millet gitti Çanakkale'den Yunanı çıkarmadı mı, İngiliz'i çıkarmadı mı? O zaman biz gene kardeş değil miydik? Şimdi gene kardeşiz. Hainlik kalksın milletimiz millet olsun. Vatanımız çok güzeldir vallahi de billahi de vatanımız altındır, çok güzeldir. Düz ovada buğday çıkarıyor, arpa çıkarıyor, domates, mercimek herşey yetişiyor. Ben on çeşit ağaç ekmişim, benim 10 bin ağacım var. Ama şimdi su yok köye gitmek istemiyorum. Hepsi sarı olmuş, görmek istemiyorum. Yazık değil mi? Bu zararı ben mi yapıyorum, devlet de yapıyor, millet de yapıyor. Olmaz öyle şey.

-Peki başkanım Suruç halkına ne mesajınız var?

Devlet bize bir müjde verse; diyecek ki, bir sene veya 6 ay veyahut 2 ay sonra su gelecek; o zaman halkımız döner. Vatan bırakmak kolay değil, evini köyünü tarlanı bırakmak kolay değil. Bu halkımız yuvasını yıkmış bırakmış çöle gitmiş. Halkımız bize güvenmeye devam etsin, halkımız manevi desteğini bekliyoruz, gelin birlikte elele, omuz omuza verelim, gelin bu belediyeyi birlikte götürelim. Hep beraberiz. Benim diyeceğim budur. Halkımızın gerçekten Türk halkının Kürt halkının gerçekten birlik beraberliğe çok ihtiyacı var. Nasıl I. Dünya savaşında bu ülkeyi beraber düşmandan temizlediysek, aynı şekilde kalkındıralım. Şimdi ayrımcılık kadar, ırkçılık kadar tehlikelik bir şey yoktur. Düşünce özgürlüğünün yerleşmesi, demokratik bir cumhuriyetin gelmesi, birde Türkiye'nin acil ihtiyacı genel affın yürürlüğe girmesi. Yani bu halkın artık kardeşçe içiçe birlikte yaşaması şarttır. Türkiye'nin bölünmesine kesin kes karşıyız.

Suruç; Şanlıurfa'nın nüfusu gibi dertleri de büyük ilçelerinden biri. 1985 yılında belediyelik olmuş. Yolumuz buraya düştüğünde, Suruç Belediye Başkanı HADEP'li Nahsan Ercan'a da uğruyoruz. O da dert küpü...

 

© Copyright-2005