
MHP çizgisinden hiç sapmadım" MHP Isparta Milletvekili Osman Gazi Aksoy, Yazı İşleri Müdürümüz Selvi Erdoğan'ın sorularını cevaplandırırken önemli mesajlar verdi. İlkemizin içinde bulunduğu krizin, 2 yıl gibi kısa sürede oluştuğunu kimse düşünemez. • Türkiye faiz gelirleriyle geçinen insanların, sermaye sahiplerinin bulunduğu bir ülke olmaktan çıkmalı. Türkiye, hak etmeden kazanç elde etmek ve bu ülkeyi sömürmek isteyen insanların ortaya koyduğu sıkıntı ile bu hale gelinmiştir. • Bugüne kadar Isparta'ya bir çivi çakandan Allah razı olsun diyorum. • Turizm Bakanı Erkan Mumcu, Rüştü Kazım Yücelen Beyin bulunduğu Devlet Bakanlığı'na, Suma fabrikanın Senirkent'e yapılmaması gerektiği şekliyle yazı gönderdi. • İşsizliğin önüne geçebilmek için Isparta'nın sanayi şehri haline getirilmesi gerekiyor. • Süleyman Demirel'in siyasette bulunduğu noktada Isparta'ya hizmetlerini inkar etmek mümkün değildir. Siyasete girip kendisini yıpratmamasını ve bir büyük, bir baba gibi kalmasını bekliyorum ve böyle de istiyorum. • Türkiye, daha devlet olma ve o devleti koruma ve yaşatma özelliğine sahip olmayan insanlarla dolu. Millet olma bilincini yaşayamayan o bilince ulaşmamış insanlarla dolu. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Isparta Milletvekili Dr. Osman Gazi Aksoy, Türkiye'nin bugünkü durumu, Isparta'ya yapılan yatırımlar, ekonomideki son durum ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in yeniden siyasete dönüşüyle ilgili olarak açıklamalarda bulundu. BİZİM Mahalli İdareler Gazetesi'nin sorularını cevaplandıran MHP Milletvekili Aksoy, Senirkent'e suma fabrikasının kurulmasının engellenmesiyle ilgili olarak da açıklamalarda bulundu. Siyasete girişiyle ilgili değerlendirmede bulunan Osman Gazi Aksoy şunları söyledi: "1995 seçimlerinde, seçim gecesi genel merkezde seçim sonuçlarını takip ederken, yüzde 8.5 gibi bir yerde kalarak, barajı aşamayıp parlamentoya giremediğimiz bir noktada içimde oluşan bir buruklukla, önümüzdeki seçimlerde bilfiil siyasetin içerisinde yer alma, bu ülkeye hizmet etme, Türk milliyetçiliği ideolojisini Türkiye'de hakim kılmak için daha fazla çalışmam gerektiğine karar verdim. Bunun en önemli noktasının milletvekilliği olduğunu düşündüğüm için 1995 yılından itibaren önümüzde yapılacak seçimlere hazırlanmak isteği ve gayreti ile çalışmalarda bulundum. MHP çizgisinden hiç sapmadım. Bu çizgiyi inşallah sapmadan devam ettireceğim." MHP Isparta Milletvekili Osman Gazi Aksoy'a sorularımız ve verdiği cevaplar şöyle: 18 Nisan 1999 seçimlerinde milletvekili seçilerek parlamentoya girdiniz.
Neden siyaset diye sorsam, ne cevap verirsiniz?
Aslında mesleki olarak da hizmet etme noktasında yer aldım. Mesleki olarak da mesleğini iyi yapan insan konumunda, yetişmiş eleman olarak bu ülke insanına hizmet ettim. Yalnız şurası çok önemli ki, hizmet aşamasında Türkiye'de en önemli mekanizma siyasettir. Doğru karar vermek, doğru şeyleri uygulamak siyasetin içerisinde bulunduğunuz noktada mümkün oluyor veya daha fazlaca mümkün oluyor. Siyasi iradenin içerisinde yer almak için en önemli nedenimiz tabii ki, bu memlekete hizmet etmektir. Önemli olan şudur; dürüst ve liyakatli bir siyaset içerisinde yer bulduğumuz noktada, ülkeye daha iyi hizmet etme imkanı bulacağıma inandığım için siyasete girdim. Tabii ki bir takım sıkıntılar içerisinden geçen ülkemizde, dış dünyaya karşı, Türk dünyasına açılmamız ve içeride refah seviyesinin yukarılara çıktığı, sanayileşen, üreten bir ülke haline geldiği noktada kendimizi başarılı hissetmemiz gerekiyor. Bütün gayretimiz bunun içindir. Türkiye'nin üreten, zengin bir ülke olmasını sağlamak ve insanımıza refahı sağlamak bütün siyasetçilerimizin genel amacı olması gerekiyor
Bizim de bütün gayretimiz bu noktadadır. Isparta'da seçime hazırlanırken, halka vaatleriniz, verdiğiniz sözler var mı? İki yıla yakın süredir milletvekilisiniz, Ispartalıya verdiğiniz sözleri yerine getirebiliyor musunuz?
Genel siyaset anlayışı içerisinde vatandaşıma, Ispartalı hemşehrilerime, dürüst olacağımı, hırsızlığın yolsuzluğun içerisinde bulunmayacağımı, inançlarım doğrultusunda hizmet edeceğimi ve Isparta'ya getirilmesi gereken hizmetlerde her zaman ön saflarda olacağımın sözünü verdim. Hiç kimseye aşırı derecede, şahıslar bazında vaatte bulunmadım. Tabii önemli olan topyekun kalkınmadır. Toplumsal olarak bir noktaya ulaşmak, siyasetçinin en önemli gayesi olmalı. Ferdi bazda, şahıslar bazında, adamcılık veya kayırmacılık noktasında yapılan siyaset, siyasetçiyi sıkıntıya sokar, toplumda huzursuzluk oluşturur. Ben bu yönü hiç tasvip etmedim, benimsemedim. Toplumsal olarak bir takım noktalarda hizmet etmek anlayışı içerisindeyim.
Siyaseti, ekonomideki krizi, ortaya çıkan bunalımı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şimdi, Türkiye'nin bir noktayı aşması gerekiyor. Bu aşması gereken nokta da üreten bir ülke olmak konumuna gelme noktasıdır. Yılların birikimi sonucunda ülkemizde, banka faizi ile veya değişik noktalardaki elde ettiği rantlarla parasına para katan bir kesimin bulunduğu, Türk ekonomisine üreterek değil, sömürerek kazanç elde ettikleri düşünülürse, Türk ekonomisine bunların hiç bir katkısı yoktur. Tabii ki şu anda ülkemizin içerisinde bulunduğu krizin, iki yıl gibi kısa bir sürede oluştuğunu kimse düşünemez. 2000 yılı içerisine şöyle bir bakarsak, gerçekten enflasyonun düştüğü, bir nebze de olsa yastık altı paraların veya bankaya yatırılarak faiz elde edilme noktasında bırakılan paraların, yatırıma dönüştürülerek, sanayiye dönüştürülerek, ekonomiye katkıda bulunma noktasının başlangıcı olarak düşünüyordum 2000 yılını. Ancak bunu tam olarak ortaya koyamadık. Türkiye'de büyük bir işsizlik var; Türkiye'de ekonomik sıkıntılar içerisinde debelenen insanlarımız var. Enflasyon, her ne kadar durdurulma veya engellenme çabaları içerisinde olsa dahi bunu büyük ölçüde başardığımız söylenemez. Yapılması gereken şudur: Türkiye üreten bir ülke olmalı. Türkiye faiz gelirleriyle geçinen insanların, sermaye sahiplerinin bulunduğu bir ülke olmaktan çıkıp paranın yatırıma aktarılması, dönüştürülmesi, bu ölçüde istihdamın sağlanması, orta ve küçük ölçekli sanayicinin, esnafın desteklenmesi ve bunların desteklenmesi sonucunda istihdam yaratılarak işsizliğin önlenmesi çabasının gösterilmesi. Tarımda çalışan insan sayımız hala yüzde 44'tür, bu sayının düşürülerek, daha aşağılara çekilerek, sanayide çalışan insan sayısının artırılması ve tarımsal potansiyelin yükseltilerek, tarım ülkesi niteliğini kazanmış olan Türkiye'nin daha fazla ihracata yönelmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'nin ekonomik çıkışı bu şekilde olmalıdır diye düşünüyorum.
Isparta'ya yatırımlarınız neler olmuştur, hangi hizmetler götürülmüştür? Bundan sonra Isparta için neler yapılabilir, yatırımlarınız var mıdır?
Isparta, sayın Süleyman Demirel beyefendinin yıllardır hem siyasetin içerisinde bulunduğu noktada, hem de Cumhurbaşkanlığı noktasında, hizmetini almış bir il olarak görülüyor. Yalnız, Isparta'nın bir takım eksiklikleri mutlaka var. En azından bir sanayi şehri olmalıydı, en azından Antalya'nın çok yakın olması, havaalanının ve demiryolunun da bulunmasıyla ulaşımını seri şekilde hazırlayabilecek, hammaddesini anında getirtebilecek ve üretimini anında nakledebilecek imkanlara sahip. Bunun için sanayi şehri olmalıydı diye düşünüyorum. Tabii ki bu konuda, bugüne kadar Isparta'ya bir çivi çakandan Allah razı olsun diyorum. Şu anda 1. Organize Sanayisini tamamlayamamış bir şehir olan Isparta'nın biz iktidara geldikten sonra, organize sanayiye bir takım katkılarımız oldu. Ayrıca deri organize sanayinin yapılabilmesi için bir takım çalışmalarımız var. Bu konuda hem sanayi ve ticaret odası, hem deri esnafı ile birlikte yaptığımız toplantılar sonucunda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın büyük desteğini alarak, Isparta'da bir organize sanayinin kurulması noktasına gelinmiştir. Bu konuda bir gayret içerisindeyiz, inşallah bunu başaracağız. Ayrıca, Isparta'nın ilçeleri noktasında Keçiborlu'nun küçük sanayi sitesi bitirilmek üzere. Buraya önemli kaynaklar aktardık. Yalvaç'ta hem deri organize sanayi, hem de küçük sanayi sitesinin bitirilmesi noktasında çok önemli kaynaklar aktardık ve bunları takip ediyoruz, bu konu ile ilgileniyoruz. Uluborlu ile Senirkent'te çok fazla olan patpatlar, trafik izni olmadığı için sıkıntı yaratıyor. Bunlar üretilmiştir ve ucuz diye de halk rağbet etmiştir. Fakat patpatların kaldırılması isteniyor, bununla ilgili görüşünüzü alabilir miyim? Bunu da konuşalım ama, önce yatırım bazında yaptıklarımızı bir tamamlayalım, daha sonra oraya gelelim. Şimdi, küçük sanayi sitelerinin, Isparta Organize Sanayiinin, Isparta, Yalvaç Deri Organize Sanayiinin oluşumu konusunda konuştuk değil mi? Köylerde değirmen yapımı, çok amaçlı kullanılabilecek konut yapımı, kaldırım taşı döşenmesi, parke taşı döşenmesi, düğün salonu yapılması gibi bir takım hizmetlerin yerine getirilebilmesi için 130'dan fazla köye, paralar gönderiliyor. Tabii ki bunu önemli bir hizmet olarak görüyorum. Ayrıca Isparta-Eğirdir bölünmüş yolunun bugün kadar durağan bir halde gelmesine rağmen, özellikle 2000 yılı içerisinde büyük oranda gelişmesi var. Bu konuda 2000 yılında Karayolları Genel Müdürlüğü'nden yaklaşık 500 milyarlık bir ödenek ayırttırdık, geldi ve kullanıldı bu para. 2001 yılı içerisinde 980 milyar liralık bir ödeneğimiz var, bu para da kullanılacak ve inşallah Eğirdir şehir içi geçişi bitirilecek. Isparta-Eğirdir arası bölünmüş çift yolu ümit ediyorum kısa zamanda ortaya çıkacak ve bitirilmiş olacak. Ayrıca karayolları bazında Keçiborlu-Sandıklı arası çift yol, Isparta-Antalya arasında Dereboğazı yolunun heyelan olan bölgenin kazık sistemi ile desteklenmesi, Akşehir'i Yalvaç'a bağlayan yol üzerinde hem genişletilme, hem yolun kalitesinin artırılması anlamında ihalesi yapıldı. Keçiborlu ve Sütçüler'de hastanelerimiz yüzde 90-95 oranında bitirilme aşamasına geldi. Gelendost hastanemiz büyük oranda bitirilme aşamasına geldi. Ayrıca Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesi, bölge için çok önemli. Eğirdir, ortopedi ve kemik hastalıkları alanında Türkiye'nin göz bebeği. Son yıllarda bir takım erozyona uğramasına rağmen, yine de Türkiye'nin her noktasından insanların gelip tedavi oldukları bir merkezdir. Yıllardır siyasilerin elinde oyuncak olarak kalmış olan Eğirdir'e bir devlet hastanesi mi yapılsın, yoksa fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi mi yapılsın tartışması, devlet hastanesi yapılsın şeklinde düşünülmüş ve biz iktidara geldikten sonra, Sağlık Bakanlığı kanalı ile özellikle de benim mesleğim olduğu için, Eğirdir Kemik Hastanesi'nin yanına bir fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi yapılması gerektiğini düşünerek, bunun onayını bakanlıktan çıkarttık. İnşallah kısa süre içerisinde oraya hizmet eden Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesi'nin hizmet ettiği genişlik ve kapsamda hizmet edebilecek. Bölgenin yaklaşık 5 milyona yakın bir nüfusu vardır. Antalya, Denizli, Burdur, Konya ve Afyon; buralara öncelikle hizmet vermesi gerektiği şeklinde düşünürsek, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi önemli bir hizmet olacaktır. Tabii ki sağlık konusunda Isparta'da merkezi olarak, hatta ilçeleri ile düşünecek olursak önemli bir problem kalmamış oluyor bundan sonra. Bu hizmeti verirken araç gerecini de ortaya koymak lazım. Isparta, soğuk hava deposu en çok olan illerden bir tanesi. Elmada bir sıkıntı var, depolarda elmalar bekliyor.
Bu konuda neler yapıldı, neler yapılacak? Elma üreticisi zor durumda; ne düşünüyor, ne öneriyorsunuz?
Elma üreticisinin zor durumda olmasının nedeni, bu sene ihracat yapılamamıştır. İhracatın yapılamama nedeni büyük ölçüde, doların veya dövizin baskılanarak, Türk Parası'nın değer kazanması noktasında ihracatçı firmalar, yurt dışına satış yapma yeteneğini kaybetmiştir. Öyle bir noktaya gelinmiştir ki Türk elması, Isparta elması; yurt dışında üretilen elmalardan daha pahalı bir konuma gelmiştir. Bu noktada bunun satışında mutlaka bir problem yaşanır, yaşanmış da. Ama şu anda, doların serbest kur dalgalanma sistemi ile serbest bırakılması, Türk parasının, dolar karşısında değer kaybetmesi ile elma ihracatının da doğru orantılı olarak artacağını ve bu arada üreticinin de bundan faydalanacağını ümit ediyorum.
Biraz önceki sorumun cevabını alabilir miyim? Patpatlar konusunda şu anda önemli bir sıkıntı var, halk şikayetçi ama bu araçlar kullanılıyor. Neler söyleyeceksiniz?
Özellikle patpatların, Senirkent'in Büyükkabaca beldesinde önemli bir üretimi yapılıyor. Köylümüzün ve çiftçimizin elinin altında çok uygun, kullanışlı bir araç olarak görülüyor. Vatandaş; sulamasını bununla yapıyor, yükünü bununla taşıyor, odununu bununla bölüyor. Bunu, her türlü işinde eli ayağı şeklinde kullanıyor. Yalnız büyük bir sakıncası da, trafikte karayolları üzerinde kazalara sebebiyet verdiği veya Türkiye'deki karayolları trafik şartlarına, nizamnamesine uygun bir araç olmadığı noktasında Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bir yönetmelikle kullanımı engellenmiş bulunuyor.
Bu konuda Emniyet Genel Müdürlüğü ile bir görüşmeniz veya girişimleriniz oldu mu?
Patpatların şu haliyle kullanılması şeklinde girişimde bulunmamız mümkün olamaz. Şimdi; hadiseyi ortaya doğru koymak lazım. Karayoluna çıkmadan, arazide, tarlada ve köy içerisinde bunun kullanımı serbest. Şu anda da kullanılıyor ama, karayollarına çıkmayacak. Şimdi öyle bir noktaya gelinmiş ki, bizim insanımız bununla Afyon'a gidiyor. Bana göre çözüm tek; bunu üreten insanların Sanayi Bakanlığı'na müracaat ederek, bunların üretim hakkını, patent hakkını almaları gerekiyor. Niteliklerinin de biraz daha iyileştirmeleri gerekiyor. Bu konuyu Sanayi Bakanlığı ile görüştük. Bakanlık yetkilileri, üretim yapan insanların kendilerine müracaatları noktasında, olayın inceleneceğini ve nitelikleri artırılmış yeni bir araç üretilmesi için destek verileceğini söylediler.
Isparta'nın temel sorunları ve bunlara getirilecek temel çözümler nelerdir? Bundan sonra Isparta için hangi yatırımları düşünüyorsunuz, hangi projeleriniz var?
Isparta'nın temel sorunu işsizliktir. Isparta'da işsizliğin önüne geçebilmek için sanayi şehri haline getirilmesi gerekiyor. Önemli olan burada Isparta Organize Sanayi Bölgesi'nin bir an önce, Isparta'daki işsizliği önleyecek derecede faaliyete geçmesi gerekir. Tabii ki yatırımcıların Isparta'ya özendirici olması gerekiyor. Ancak şimdi aklıma gelmişken söyleyeyim; Isparta'da bir mensucat fabrikası var. Fabrikanın sol tarafı Süleyman Demirel Botanik Parkı, sağ tarafı Sosyal Sigortalar Hastanesi. Mensucat fabrikası genişlemek ve istihdamı artırmak istiyor, işçi sayısını, çalışan sayısını artırmak istiyor. onun için yer kazanmak istiyor. Maalesef ne hikmetse, sol tarafı düz arazi, burası botanik parkı yapılmış. Halbuki o daha da yamaca çekilerek, fabrikanın genişlemesine imkan sağlanması gerekirdi. Veya sigorta hastanesinin 120 dönüm arazisi var. Türkiye'de 120 dönüm arazi üzerine kurulan tek hastanedir. Ulaşım probleminden ve pahalılığından kaynaklanan sıkıntılar oluşuyor. Ayrıca hastane, doğumevi projesi ile yapılmış bir hastane. Sonuçta 120 yataklı bir doğumevidir. Yatak sayısını normal odalarında artırarak, bir sedye geldiği zaman, hasta ameliyattan çıkıp geldiği zaman, yatağa konabilmesi için neredeyse bir yatak dışarı çıkartılıyor, sedye içeri alınıyor. O kadar sıkışık bir vaziyette yatak sayısı artırılmış. Poliklinikleri, laboratuarları merkezde, hastaların tahlilleri orada yapılıyor, sonuçlarını tekrar doktora getiriyorlar. Yani merkezdeki hastane ile dışarıdaki hastane arasında hastalar gidip geliyor. Bundan doktorlar da sıkıntıdalar. Muayene için merkeze gidiyor, ameliyat için veya yatan hastasını görmek için, dışarıdaki hastaneye geliyor. Doktorlar da günde 3-5 kez bu arayı gidip geliyorlar, tabii ki bunun getirdiği bir sıkıntı da var. Bunun aşılabilmesi için merkezde bulunan hastanenin yeniden reorganize edilmesi zor görünse bile orada 5 dönüm kadar bir boş alan var, oraya yeni bir hastane yapılabilir. Şu anda SSK Hastanesi olarak kullanılan dışarıdaki hastanenin de ya bölge hastanesi ya da özel dal hastanesi şeklinde kullanımı sağlanabilir. Bu da ayrıca Isparta'ya bir hizmet olur. Şimdi biliyorsunuz, Etibank Kükürt İşletmeleri vardı Keçiborlu'da. Yıllardır Keçiborlu ilçesinin ekonomisine katkıda bulunmuş, bir çok insanı istihdam etmiş bir kuruluş olmasına rağmen, Kükürt İşletmeleri kapatıldı. Bunun ekonomik yanı Etibank açısından ayrıca değerlendirilebilir. Ancak orada 300 dönüme yakın bir arazi kaldı. Bu arazinin bir kısmı Milli Emlak Genel Müdürlüğü'ne yani Hazineye geçmiş, bir kısmı da Etibank'ın elinde idi. Biz bunu Etibank Genel Müdürlüğü ve Milli Emlak Genel Müdürlüğü bünyesinde yaptığımız çalışmalarla Keçiborlu Belediyesi'ne kazandırdık. Şu andaki mali değeri, yaklaşık 2 trilyon kadar var. Ama bunların hepsini 70 milyar lira gibi bir para karşılığında Keçiborlu Belediyesi'ne devrini sağladık. Bunu önemli bir hizmet olarak görüyorum ve Keçiborlu Belediyesi de bu 300 dönüm arazi üzerindeki yapıları restore ederek öğrenci yurtları yaptı. Ayrıca, yeşil alan, parklar, spor sahaları, hatta Keçiborlu'da yatırım yapmak isteyen yatırımcılara bedava yer vererek, ki şu anda bir tekstil atölyesi açıldı, üretim yapıyor. Keçiborlu'ya önemli bir istihdam sağladı. İyi bir hizmet olarak düşünüyorum. Keçiborlu Belediye Başkanımız da bu konuda gayretli. Arazi üzerindeki çalışmaları tamamlayarak, Keçiborlulu hemşehrilerimizin hizmetine sunacak bunu da belirtmek istiyorum. Biliyorsunuz Isparta'nın Torosların eteğinde bulunan Aksu ve Sütçüler ilçeleri var. Bu ilçelerin tarımsal ekonomideki paylarını artırabilmek için özellikle Sütçüler bölgesinde geçen sene içerisinde hem arıcılık hem de kekik yetiştiriciliği konusunda çok önemli bir aşama kaydedildi. Çandır'dan Kovada'ya inen yolu da global kararlar projesine aldık. Eğirdir-Isparta bölünmüş çift yolu, Dereboğazı yolunun heyelana maruz kalan bölgesinin onarımı ve Yalvaç çevre yolu, Akşehir dağ geçişinde şu anda müteahhit çalışıyor. Bu yolun 700 milyar ödeneği var. Sandıklı-Keçiborlu çift yolu da projededir. Sayın vekilim, Isparta'da da röportajlar yaptım Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı'nın bazı şikayetleri var.
Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Şimdi bunu, tabii bir kaç kere Isparta Sayın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı da bize karşı dile getirdi. Biz bu meseleyi yazı ile bize yazdığı meseleyi yazılı olarak değil, ben kendisi ile konuştum. Bunun mülakatını yaptım, o çerçevede konuyu hallettiğimizi düşünüyordum. Tabii onlar yazı ile yazdıklarına, yazılı bir cevap bekleyebilirler. Ancak ben kendi şahsıma konuşuyorum, sözlü olarak kendileri ile mülakat ettik. Ben şunu söylüyorum: Benden bir talepleri bulunduğu her noktada, nerede bir sorunun halledilmesi gerekiyor ise oraya götürdüm, oraya gittik ve o konunun halledilmesi için önayak oldum ve sonuca da ulaştırdık. Hem Isparta Organize Sanayi Bölgesi, hem de Isparta Deri Organize Sanayi Bölgesi'nin bitirilmesi, başarılması noktasında elimden geleni yaptığımı düşünüyorum. Bundan sonra bir istekleri olursa, yine onlarla beraber hareket ederim. Çünkü bu, bir Isparta'ya hizmet meselesidir diye düşünüyorum.
Meclisteki çalışmalarınızla ilgili olarak sizden bir mesaj istiyorum. Neler söyleyeceksiniz?
Benim kimse ile bir husumetim, kimse ile bir kırgınlığım yoktur. Bu düşünce içerisinde, Türk milliyetçiliğinin Isparta'da kazandığı başarının devam ettirilmesi gerekiyor. Hiç kimse kendi payına bir takım hareketler içerisine girerek, bu başarıyı zedeleme ve yıpratma hakkına sahip değildir. Gölgeleme hakkına da hiç sahip değil tabii ki. Bir takım sıkıntılar var. Bunlar bir aile ocağı içerisinde kendiliğinden aşılacaktır, aşılmalıdır da. Tabii ki nefsimizi yenerek, bazı şeyleri ortaya koymamız gerekiyor. Bu dava, bu parti benim değil, hiç kimsenin değil; Türk Milleti'nin içerisinden gelen insanların oluşturduğu bir partidir. MHP, Isparta'ya ve Türk Milleti'ne mal olmak zorundadır. Elbette ki birlik ve beraberlik içerisinde çalışmak gerekiyor. Bir takım sıkıntıları, görmezlikten gelemesek dahi, üzerinde fazlaca durmanın da bir anlamı yok. Bana göre zaman her şeyin ilacı olan zaman her şeyi çözer. Sabırlı ve metanetli olmak gerekiyor. Bu tür sıkıntıların Isparta'da partimiz açısından iyi görünmemekle birlikte, sıkıntı varsa da bir realitedir ve bundan da kaçamazsınız. Ama, üzerine gitmekte de bir fayda yoktur. Açıkça söylüyorum; ben olayları kendi haline bıraktım. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bekleyen bir mahalli idareler yasa tasarısı var.
Sizce bu tasarı çıkacak mı, görüşünüz nedir?
Şimdi burada, belediye başkanının bir işini halledip diğer işi için gelmesi gibi bir amiyane tabir ile kısır düşünce içerisinde hiç bir zaman olmadım. Sonuçta, onlar bizim insanımız. onlar hizmet ettiği her noktada biz de kendimize düşeni alırız. onun getirisini biz de üzerimizde taşırız ve ondan faydalanırız elbette. Şimdi Mahalli İdareler Yasasının getirileri çok olabilir ama, sıkıntıları da olabilir. Bugün Türkiye'de bulunan bütün belediyelerin imkanları birbiriyle aynı değil. Mahalli idareler yasasını çıkartsanız da aynı şanslara sahip olmayacaklar. Bugün sahil kenarında bulunan bir beldenin, bir ilçenin imkanları ile Torosların eteğinde bulunan bir beldenin, ilçenin imkanları, mahalli idareler yasasını altın kaplama yapsanız da aynı şanslara sahip olmayacaktır. onun için devletin, mahalli idareleri bir noktada desteklemesi gerektiğine inanıyorum. Belediye başkanları 30 kere gelsinler, gitsinler. Siz düşünebiliyor musunuz ki ben belediye başkanlarının sıkça olan taleplerinden sıkıntıda değilim. O zaman kendileri hallederler, bizim için de daha iyi olur. Bir kere milletvekilinin görevi yasama organının içerisinde bulunduğu noktada yasama hizmetini ortaya koymaktır. Şimdi bunu ortaya koymakta sıkıntı halinde bulunan bir yapılaşma içerisindedir Türkiye. Biz de milletvekili olarak bu sıkıntıların içerisindeyiz. Herkesin kendine düşen işi yapması gerektiği noktada ben hemfikirim, buna da katılıyorum ve mahalli idareler yasası da önümüze geldiğinde ben destek veririm. Isparta halkına ve Türk Milleti'ne olan GEZİLERE ÖNEM VERİYOR Milliyetçi Hareket Partisi Isparta Milletvekili Dr. Osman Gazi Aksoy, fırsat buldukça Isparta ve beldelerini dolaştığını belirterek, gezilere çok önem verdiğini söyledi. Aksoy, herkesle diyaloğunun iyi olduğunu belirtiyor. Fotoğrafta Aksoy bir gezide küçük bir çocuğa Bozkurt işaretini öğretirken görülüyor.
OSMAN GAZİ AKSOY KİMDİR?
1963 Senirkent doğumlu. Babasının Almanya'da doktora yapması nedeniyle, Ankara'da yaşarken kardeşiyle beraber Senirkent'e gitti. İlkokulun birinci sınıfını, o sıralarda anne ve babası Almanya'da oldukları için Senirkent'te okudu. Daha sonra babasının dönmesi ile daha önceden Ankara'da süren yaşantısına geri dönüp Ankara'ya yerleşti. İlkokul, ortaokul ve liseyi Ankara'da Aydınlıkevler semtindeki okullarda bitirdi. Üniversite hayatına Hacettepe Üniversitesi'nde başladı. Hazırlık sınıfını okurken, ihtilalin olması ile birlikte, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne gönderildi, tıp eğitimini orada tamamladı. Okul sonrası Gazi Üniversitesi'nde mecburi hizmet yaptı. Ankara Hastanesi'nde ortopedi ihtisası, arkasından da 20 Nisan 1998'de Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Ortopedi Bölümü'nde öğretim üyesi olarak başladı. Partinin 12 Eylül öncesinden beri Ankara'nın içerisinde bulunduğu siyasi ortam içerisinde Türk Milletinin asli misyonunu teşkil eden insanların yeraldığı Ülkü Ocakları'nda, Aydınlıkevler Ülkü Ocakları'na bağlı olarak ve eğitim aldığı lisede ocak yönetiminin verdiği görevler dahilinde, bu hareketin içerisinde bulundu. Senirkent Suma Fabrikası'nın hikayesi MHP Isparta Milletvekili Osman Gazi Aksoy, Senirkent'e kurulup kurulmayacağı tartışılan "Suma Fabrikası"nın öyküsünü BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ Yazı İşleri Müdürü Selvi Erdoğan' a açıkladı. Senirkent'e kuruldu, kurulacak tartışmaları bitmeyen suma fabrikasının öyküsünü kendisi de Senirkentli olan Milliyetçi Hareket Partisi Isparta Milletvekili Osman Gazi Aksoy'dan dinledik. Suma fabrikasının Senirkent'e mi yoksa başka bir yere mi kurulması gerektiği yolundaki tartışmalarla ilgili olarak görüşlerini aldığımız Aksoy, fabrikanın Senirkent'e yapılmaması konusunda Turizm Bakanı ve ANAP Isparta Milletvekili Erkan Mumcu'nun Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'e yazı gönderdiğini iddia etti. Senirkent Suma Fabrikası ile ilgili gelişmeleri çok iyi bildiğini söyleyen MHP Milletvekili Osman Gazi Aksoy, "Bu fabrikasının yapılmasını istemeyenler, sayın bakanın kafasını çeldiler, genel müdüre büyük baskı yaptılar" dedi. BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ Yazı İşleri Müdürü Selvi Erdoğan'ın "Senirkent'teki suma fabrikası bu aşamaya nasıl geldi? Bu fabrikanın oluşumunda, kurulmasında, ilk adımlar nasıl atıldı, şu anda yatırım programına göre çıkan teşvikleri nedir? Neden Gönen, Yalvaç veya Isparta'nın merkezine yapılsın diye bunun kavgası yaşanmıştır? Bu fabrika hakkında biraz detaylı bilgi verir misiniz?" şeklindeki sorusuna Aksoy şu cevabı verdi:
FABRİKA SENİRKENT'İN HAKKI
"Senirkent, toprak özelliği bakımından suma üzümün en iyi yetiştiği yerdir. Suma üzüm yüksek derecede alkol elde edilen üzümdür. Yıllardır buna dayalı bir tarım yapılmaktadır. Tekel de her sene Senirkent'e üzüm alım merkezleri kurar, ihtiyacı olan üzümü Senirkent'ten alır. 1993 yılında dönemin siyasileri, Senirkent'e bir fabrikanın yapılmasını düşünmüşlerdir. DPT'de buna karar alınmış, fizibiliteleri çıkarttırılmış, projelendirilmesi yapılmış ve Senirkent'te suma fabrikasının yapılması yüze çıkmış ve bunun için gayret içerisinde bulunulmuştur. Her dönem bu dile getirilmiş ama başarılamamıştır. Biz de tabii ki Senirkent'te üreticinin ve çevre ilçelerde az da olsa sumalık üzüm üreticilerinin kalkınması için bölgenin suma fabrikasına ihtiyacı olduğunu ve belli bir aşamaya geldiğini gördüğümüz noktada bir gayret içerisinde olduk. 1999 yılı Temmuz ayı civarında girişimlerimiz başladı. Tabii ki bir takım araştırmalar yaptık, Tekel'den sorumlu devlet bakanımız ile görüştük.
YAPTIĞI GÖRÜŞMELERİ ANLATTI
Ben KİT komisyonu üyesi olarak Tekel'in denetlemelerinde, sayın Tekel Genel Müdürü ve konu ile ilgili daire başkanı ile görüştüm. İlk aşamada Senirkent'in suma fabrikasının kurulacağı uygun bir arazinin seçimi için tartışmalar başladı. Komisyonda, Tekel Genel Müdürü'ne açıkça şu soruyu sordum: Tekel için Senirkent Suma Fabrikası'nın gerekliliği var mıdır? Bizim, gerekmeyen bir şeyin yapılması konusunun üzerine gitmemiz nankörlük olur. Çünkü hem Türkiye'yi kurtaracağız diyoruz, hem de gerekmeyen bir devlet yatırımının, devletin parasının toprağa gömülmesini isteyemeyiz. İlk etapta bunu tartıştık. Tekel'in en çok kar ettiği noktaya yani yüksek dereceli alkol üretimine ham maddeyi hazırlayan bir fabrikaya çok ihtiyaç olduğunu ve bunun Tarsus'ta kurulmasının, Senirkent'ten daha sonra fizibilite çalışmalarının başladığını ve projelendirildiğini söyledi. Nitekim DPT'nin her yıl yayınladığı kitaba da bakarsanız, 1993'te Senirkent programa alınmıştır. Tarsus daha sonra, tahmin ediyorum 1995 veya 96 olması gerekir, belki daha sonra da olabilir. Tekel'in suma fabrikasına ihtiyacı olduğunu da öğrendikten sonra bu işin yapılması gerektiğini de düşünerek, ilk aşamada yerinin seçimi ve bu yerin Tekel tarafından alınması gayreti içerisinde bulunduk. O arada Tekel'in üst düzey yöneticileri; genel müdür muavinleri, bu konu ile ilgili daire başkanı ve değişik illerde bulunan suma fabrika müdürleri, yaklaşık 8 kişilik bir heyet Senirkent'e geldiler. Biz de gittik. Yer tespitinde beraberce karar verildi, uygun bir yer bulundu ve fabrikanın yapılması için belediyenin yeri olduğu için Tekel'e bedava bile verilebileceği söylendi. Bu aşamada tüm gelişmeler yerel basında da çıktı.
BİTEN OLAY TERSİNE NASIL DÖNDÜ?
Sayın Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, olaya destek verdi, ancak aradan bir hafta gibi kısa bir zaman geçtikten sonra olay tersine döndü. Tabii ki burada bölgeye bir yatırım yapılmasını siyasi olarak kayıp olarak gören zihniyet ön plana çıktı ve tabii ki üzülerek bunu söylüyorum, bu fabrikasının yapılmasını istemeyenler, sayın bakanın kafasını çeldiler, genel müdüre büyük baskı yaptılar. Hatta ve hatta sayın genel müdür bu konuda çok büyük ithamlarla da karşılaştı ki bunu kendisi söylüyor. Belki buraları yazarsanız, sayın genel müdüre de büyük sıkıntı olabilir.
BAKAN MUMCU'YA SUÇLAMA VAR!
Bu noktaları ben çok iyi biliyorum. İlla ki bu fabrikanın yapılması gerektiği Tekel tarafından söylendi ki artık isim de vereyim. Sayın Turizm Bakanı Erkan Mumcu, Rüştü Kazım Yücelen Beyin bulunduğu Devlet Bakanlığı'na, bu fabrikanın Senirkent'e yapılmaması gerektiği şekliyle yazdığı yazıda ki, tarih sayıları vardır bunların; Turizm Bakanlığı'ndan çıkış tarih sayısı vardır, resmi yazı ile verilmiş, Devlet Bakanlığı'ndan Tekel Genel Müdürlüğü'ne yazılmış yazı vardır, çıkış tarih/sayıları da vardır bunların ve Tekel Genel Müdürlüğü'nün Senirkent'e bu fabrikanın yapılması rantabl olarak gereklidir, Senirkent'e uygundur şekliyle verdiği cevap da vardır. Bu gerçekler olmasına rağmen, sonuç itibariyle Senirkent'e fabrikanın yapılmaması, illa ki yapılacaksa da Yalvaç'a, Gönen'e veya başka bir yere yapılması şeklinde yorumlar yapılmıştır. Tabii temel felsefe şu olmalı: Ham madde nerede ise fabrika oraya yapılmalı, üretim orada olmalıdır. Bu ekonominin bir gereğidir diye düşünüyorum. Türkiye, bir takım noktalarda yanlış uygulamalar yapmış ve bunun sıkıntısını da yaşamıştır. Demir olmayan yere demir çelik fabrikasının kurulması gibi çok aşırı bir örnek oldu ama bir gerçektir. Sonuç itibari ile Senirkent buna uygundur. Öyle çalışmalar yapılmış ki, Yalvaç'ta üretilen üzümün Senirkent'ten fazla olduğu söylenir hale gelmiştir. Halbuki Yalvaç'ın üzümü sofralık üzümdür, farklı bir üzümdür. Senirkent'in üzümü sumalık üzümdür. Bizim üzümümüzün şeker oranı yüksektir. Kolay fermente olarak yüksek dereceli alkol elde etme şansı daha fazladır. Bu konuda nitelikli üzümdür, Yalvaç'ın üzümünün böyle olmadığı bilinmektedir. Bir takım insanlar uğraşıyorlar. Ama ben şunu söylüyorum; bunu sayın Bakan Yücelen'e de söyledim, tabii ki sayın Mumcu'ya da aynı şekilde söyledik. Bu fabrikanın temelini siz atın, bunu sizin yaptığınızı, sizin sayenizde olduğunu ben her yerde söyleyeceğim. Bu konuda benim bir siyasi beklentim yoktur. Ben sadece beldeye hizmet gitmesini istiyorum. Çünkü rahmetli Atatürk'ten bu yana, bir tek Sümer Halı Fabrikası devlet yatırımıdır. Başkaca bir devlet yatırımı Isparta'da fabrika bazında yoktur. Yani kazmayı onlar vursunlar, siyasi rantını onlar alsınlar, yatırımı onlar yapsınlar, ben de bunu her yerde söyleyeyim. Bunu burada da açıkça söylüyorum. 2001 yılı yatırım programında var; bugüne kadar 1'er milyar lira para konurken, bu sene 50 milyar lira para kondu. Geçenlerde Tekel Genel Müdürü ile konuşmamda, kendi ellerinde yeri alabilecek paranın da bulunduğunu, rahatlıkla bunu yapabileceklerini, yalnız yukarıda siyasetin aşılması gerektiğini söyledi. Bu arada bir de şunu özellikle belirtmek istiyorum. Sayın Bakan Tarsuslu, tabii ki Tarsus Fabrikası temeli atıldı bitti ve şu anda üretim yapıyor.
SENİRKENT'İN SUÇU NE?
Senirkent'in ve Isparta'nın burada suçu nedir, bunları da burada sormak istiyorum. Tarsus Fabrikası, Senirkent'ten daha sonra DPT tarafından fizibilitesi ve projelendirilmesi yapılmış olmasına rağmen, 1999 yılında temeli atıldı 2000 yılında da bitirildi; bir senede bitirildi." FABRİKANIN MALİYETİ Osman Gazi Aksoy, fabrikanın maliyetiyle ilgili olarak da şu bilgileri verdi: "Maliyeti 3.5 milyon dolar. Yani bugünkü değerle 3.5 trilyon lira. Şimdi bu konuda ayrı bir gelişme daha var. Tekel'in özelleştirilmesi söz konusu, bu Bakanlar Kurulu'ndan çıktı, Resmi Gazete'de yayınlandı. Tekel, Rüştü Kazım Yücelen'in bulunduğu Devlet Bakanlığı'ndan alınıp sayın Yüksel Yalova'nın bulunduğu Devlet Bakanlığı'na bağlı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na devredildi. Tekel'in hepsi mi özelleştirilmeli, ne kadarı özelleştirilmeli, ne kadarı Tekel'in elinde kalmalı, bunu ortaya koymak lazım. Tekel bugün, devlete büyük oranda katma değer ödeyen bir kurum. Vergi ödüyor devlete, tütün üreticisini destekleyen bir yapısı var. Türkiye'nin yılda, 150.000 ton tütün üretimi var. Buna destek veriyor, tütün üreticisine destek veriyor, tütün politikasını oluşturuyor. Tütünün dünya üzerindeki politikasını oluşturuyor. MHP, millete ve Isparta'ya malolmak zorunda" Kimse ile bir husumetinin ve bir kırgınlığının olmadığını belirten MHP Isparta Milletvekili Dr. Osman Gazi Aksoy, partisiyle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede de "MHP, Isparta'ya ve Türk Milleti'ne mal olmak zorundadır. Milletvekili Aksoy "Türk milleti, MHP'ye olan desteğini hiç eksiltmeden devam ettirmek durumundadır" diye konuştu. BİZİM MAHALLİ İDARELER sordu, MHP'li Aksoy cevap verdi: 'Baba gibi kalsın' "Sayın Demirel, misyonunu tamamlamış, hizmetini yapmış ve bundan sonra da Türk siyasetinde, yer almaması gerektiği veya Cumhurbaşkanlığı makamında yer almaması gerektiği noktasını düşünerek, ben 5+5'e hayır oyu verdim." Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Isparta Milletvekili Dr. Osman Gazi Aksoy, 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel ile ilgili görüşlerini BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ'ne anlattı. Aksoy, Demirel'in siyasete girip kendisini yıpratmaması gerektiği görüşünü öne sürerek "Baba gibi kalsın" dedi. Dr. Aksoy "9. Cumhurbaşkanı sayın Süleyman Demirel, bir Başbakan olarak, Cumhurbaşkanı olarak, Isparta'ya hepsi de birer şaheser olan yatırımlar yapmış, hizmetler getirmiş bir insandır. Demirel hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?" sorumuzu cevaplandırırken şunları söyledi:
HİZMETLERİ İNKAR EDİLEMEZ
"Sayın Süleyman Demirel'in siyasette bulunduğu noktada Isparta'ya hizmetlerini inkar etmek mümkün değildir. Sayın Demirel'in bundan sonra siyaset yapacağını sanmıyorum. Siyasete girerse de onu kendi bilir. Baba lakabını almış, bu baba lakabını aldığı noktada, herkesin danıştığı, kendisini hala baba olarak bilinen bir insan konumunu, özelliğini taşıması gerektiğini düşünerek, siyasete girip kendisini yıpratmamasını ve bir büyük, bir baba gibi kalmasını bekliyorum ve böyle de istiyorum."
NEDEN HAYIR OYU VERDİ?
MHP Isparta Milletvekili Aksoy "Seçim konuşmalarınızda, Süleyman Demirel'in ismini çok kullandığınız ve halkla konuşmalarınızda da ön plana çıktığınız söyleniyor, duyuluyor. Bunlarla ilgili ne söyleyeceksiniz? 5+5'te çok sivri bir isim olarak bilindiniz, öyle ortaya çıktınız. Bunun sebebi ne idi? Isparta'yı Isparta yapana bir Ispartalı olarak bu yapılır mıydı?" şeklindeki sorumuza da şu karşılığı verdi: "Bunun sebebi şudur; 65 yaşına gelen insanı artık emekli ediyoruz, bu devletin artık bir kanunu. Ama 65 yaşından yukarıdaki insanlar da siyaset yapıyorlar Türkiye'de. Sayın Demirel, misyonunu tamamlamış, hizmetini yapmış ve bundan sonra da Türk siyasetinde, yer almaması gerektiği veya Cumhurbaşkanlığı makamında yer almaması gerektiği noktasını düşünerek, ben 5 + 5'e hayır oyu verdim. Nedeni budur." "Peki 65 yaşından genç olanlar, daha başarılı, daha dinamik, daha akılcı ve daha ileriyi görebilen projeler ve yatırımlar yapabiliyorlar mı demek istiyorsunuz? Bundan dolayı mı öyle davrandınız?" yönündeki hatırlatmamızla ilgili olarak ise Osman Gazi Aksoy şu değerlendirmede bulundu: "Dünyanın her tarafında Cumhurbaşkanı ve Başbakanların yaş ortalamasını incelediğiniz zaman 40-50 yaş, bilemediniz 55 yaş civarına oturuyor. Türkiye niçin, hala daha geçmiş siyasetçilerinden, yeni gelişecek siyasetçilerinin veya Türkiye'yi yönetmeye talip olan insanlarının önünde durmasını sağlamalı? Artık, bir devir meselesi şekliyle bunların yerlerini bırakmalarını düşünüyorum ben. Çünkü ben bir gencim; bu dinamizm içerisinde ülkenin yönetimine talip olduğumuz noktada, daha genç ve dinamik yapıdaki insanların bu işin içerisinde olmasını düşünüyorum. "Sayın Süleyman Demirel'in Isparta'da şu ana kadar gerçekleştirdiği veya gerçekleştirilmesine ön ayak olduğu 2500 proje ve yatırım var. Bunları siz de görüyorsunuz. Bunlarla sizin anlattıklarınız arasında bir çelişki var. Bunu nasıl izah edeceksiniz? Süleyman Demirel, şu anda 76 yaşında, yakın zamana kadar da hizmet veriyordu ve hala da hizmet veriyor" sorusu karşısında ise Aksoy şu görüşleri ileri sürdü: "Yani, sayın Süleyman Demirel, bu işleri 65 yaşından sonra mı yaptı demek istiyorsunuz? Şimdi bir dakika kavramları karıştırmayalım. Bugün dünya bir yere gidiyor, Türkiye de oraya gitmek zorundadır. Türkiye, başka bir yere gidemez. Dijital telefonlar, cep telefonları, telekomünikasyon hizmetleri dünyanın her noktasında olduğu halde Türkiye'de olmaması mı gerekir? Lütfen kavramları karıştırmayacağız. Bunda hiçbir çelişki yok. Yani çok olağanüstü şeylerin yapıldığı bir ülkemiz olsaydı bugün kriz içerisinde olmazdık. Yani dünyada tabii ki ben kendi köyümde, elektriğin olmadığı dönemi de hatırlıyorum, gaz lambasının yakıldığı dönemi de hatırlıyorum. Telefonla, bırakın yurt dışını, Ankara ile görüşmek için ne kadar sırada beklendiğini biliyorum. Ama bugün, cep telefonu ile istediğiniz insanı, istediğiniz noktada bulabiliyorsunuz. Türkiye, teknolojiyi yakalamak zorundadır. Bunun Demirel'le veya başka bir isimle alakası yoktur." "Ama cep telefonunu alabilecek ekonomik gücü köylüye veren bir unsur var. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?" şeklindeki sorumuza da Aksoy şu karşılığı verdi: Bırakın şimdi bunları; bu sadece olayları saptırmaktan ibarettir. Bugün Isparta'da elma varsa, Süleyman Demirel sayesinde mi elma var? Lütfen, bu olayları saptırmanın hiç bir anlamı yok. Bugün Isparta'da elma varsa, Antalya'da da portakal, mandalina var. Yani Antalya'ya portakalı, mandalinayı veya Rize'ye çayı sayın Süleyman Demirel mi getirdi? Şimdi bırakın bunlar; kendi mantığımızı başka yerlere yönlendirme hadisesidir. Bunlar, ayrı şeylerdir. Türkiye, dünyanın gittiği yere gitmek noktasında, mecburiyet karşısında bu gelişmeleri yakalamıştır, yakalamak zorundadır. Bunu, Süleyman Demirel olsa da yakalayacaktı, sayın Turgut Özal olsa da yakalayacaktı veya çok başka birisi olsa da yakalayacaktı. Şimdi önemli olan burada, statükoyu ortadan kaldırmaktır. Bunu sormamız lazım kendi kendimize. Acaba sayın Süleyman Demirel, statükocu mudur, değil midir diye. Bırakın şimdi benden bunun cevabını almayı. Bakın, Türkiye'de batan bankalar var.
HAVAALANI İDDİASI
Şunları iyi görmek lazım; Isparta'ya bir havaalanı yapılmış, 5 trilyon liraya mal olmuş, şu anda hiç bir uçak inip kalkmıyor. Bu nedir, ben bunun sorusunu Süleyman Demirel'in kendisine sormasını istiyorum. Şöyle yapılabilirdi: Havaalanı bir şehre niçin yapılır? İnsanlar gelir gider. İnsanlar niçin gelir giderler? Ya alış veriş yapmak için gelirler. Havayolu pahalı bir yol, yüksek maliyetli bir yol. Bu yolu kullanacak olanlar, çoğunlukla işadamlarıdır. İşadamları, özellikle Isparta'yı kullanacaklarsa, öncelikle Isparta'da iş olması lazım. İş olmayan bir yere görüyoruz ki, kimse gelip gitmiyor ve uçak inmiyor. Türk Hava Yolları da haftada bir salı günü yapılan uçak seferlerini iptal etti."