
Yalvaç'ın 3 dönemdir Anavatan Partisi'nden Belediye Başkanı olan Tekin Bayram kendi deyimiyle; şeffaflığı benimseyen, her şeyi rahatlıkla tartışabilen bir yapıya sahip. BİZİM Mahalli İdareler Gazetesi olarak Yalvaç Belediye Başkanı Tekin Bayram ile söyleşimize kendisini tanıyarak başladık. 3 dönemdir Isparta'nın Yalvaç ilçesinde Belediye Başkanlığı görevini başarıyla sürdüren Tekin Bayram; en çok riyakarlık ve yalana kızdığını belirtiyor ama siyasetçi olarak "Bizim kızmaya hakkımız yok" diyor.
Başkan Bayram; belediye başkanlığının sorumluluk isteyen bir iş olduğunu belirterek şunları söyledi: "Riyakar insanlara kızarım, yalana kızarım, bir de doğruları anlatıp gösterdiğiniz insanlar onu inkar ederlerse çok bozulurum. Ama bizim kızmaya hakkımız yok, biz siyasetçiyiz. Ben her zaman söylüyorum; siz hizmet için siyaset yapıyorsanız, o işi peşinen kabulleneceksiniz, kızmaya da hakkınız olmayacak. Zaten diğerlerinden farklı olarak sorumluluk istiyorsunuz, halk da size o sorumluluğu veriyor. onların daha iyi yaşaması için hizmet vermek zorundasınız. Parayı buldunuz, bulmadınız onlar bunu bilmezler. Mazeret üretmenizi kesinlikle kabul etmezler. Su akmıyorsa akacak, yol çamurlu ise asfalt yapılacak, çöp alınmıyorsa alınacak. İşsizlik varsa, onlara iş bulmak zorundasınız, önünüze çıkan bürokratik engelleri kaldırmak zorundasınız. Hastaları varsa ilgilenmek zorundasınız. İl veya ilçe, bulunduğunuz yerde eğitim ile, sağlık ile, spor ile, konut sorunu ile yani aklınıza gelebilecek, topluma faydalı olabilecek bütün şeylerle uğraşmak zorundasınız."
ÜLKÜ OCAKLARI KÖKENLİ
Anavatan Partisi'ni tercih nedenini anlatırken Yalvaç Belediye Başkanı Tekin Bayram şunları söyledi: "Ben, milliyetçi muhafazakar bir insanım. Ülkü Tek Başkanlığı yaptım, Ülkü Ocakları'ndan geldim, hepsini tanıdım ama Turgut Özal'ı tanıdıktan sonra; çok farklı bir olaya bakıyorum. Özal, dünyayı tanıyordu, vizyonu vardı. Bu sayede statükocu olan bir çok engelleri ortadan kaldırarak çözmüştür. Bunlar nelerdi? Cebinizdeki bir sigara, ağzı açık değilse ceza alırdınız, cebinizde mark, dolar varsa ceza alıyordunuz. Bir konut meselesi, bir otoyollar meselesi, bir F-16'lar meselesi Bugün herkesin cebinde cep telefonu var, Türkiye'de bilgisayarla, iletişimle tüm dünyayı tanıma imkanı ve dünya ile yarışır bir gençlik, üreten bir Türkiye düşüncesi vardı. Benim Özal'a o nedenle büyük hayranlığım vardır. Anavatan, bu konuda gerçekten ülkenin idaresinde dünyaya entegre olabilecek yetişmiş bir kadroya sahiptir.
ÖZAL KAYNAKLARI ÖNE ÇIKARDI
Ben şunu söyleyeyim; Turgut Özal, bu ülkede bir çok kaynağın öne çıkmasını sağladı. Köprüyü satacağım dediğinde, Necdet Calp sattırmam diye bağırdığında, bu ülkede bir sürü kaynağın öne çıkmasını sağladı. Bakın benim odamda rahmetli Özal'ın resmi var. Bugünkü Anavatan da aynı Anavatandır. Mesele, Türkiye acaba o misyonu götürmek mi istiyor, yoksa Türkiye'deki siyasetçiler ve insanlar bunu iyi anlayabilmişler midir? Anavatan kendisini iye anlatabilmiş midir; sıkıntı buradadır. Anavatan Partililerle, diğer partililer arasında çok fark vardır. Anavatanlılar, fanatik partililer değildir, aklı selim, okumuşluk düzeyi yukarıda, gerçekleri bilen insanlar Anavatan'a oy vermişlerdir. Anavatan'ın listesinde uygun bir aday görmediği zaman kendi partisine değil, başka bir adaya oy verir. Ama bir Doğru Yolcu, bir MHP'li, bir CHP'li yanlış veya doğru ne olursa olsun, çok kötü de olsa kendi partisine oy verir. Birinci farklılık bu. İkinci farklılık, Türkiye'de Anavatanlı milletvekilleri, belediye başkanları, yaptıkları hizmetleri insanlara doğru anlatamamaktadır. Parti felsefesini, Özal felsefesini doğru anlatamamaktadır. Hizmeti götürür ama bu hizmeti Anavatanın getirdiğini anlatmaz, arkasına düşmez. Anavatan Partisi, bugün Mesut Yılmaz ile, şununla bununla kaim değil; Anavatan Partisi, ciddi bir partidir. Programı Özal misyonudur. Ama sıkıntısı kendi içindedir. Önceden milletvekilleri Özal'ın belirlemesi ile dört eğilimle gelmişlerdir. Bu insanlar, milletvekilliklerini kaybettikleri zaman, ben olmazsam tufandır, hiç kimse olmasın diye aleyhte çalışmışlardır. Bu gibi parti içi kavgalar, partiyi bölmeye götürmüştür. Çeşitli illerde milletvekili çıkaramama durumuna gelmiştir, Isparta'da da oy artırmıştır, çünkü kavga yoktur.
EN ÇOK SEVİNDİĞİ OLAY
Beni en çok sevindiren olay şudur: Erkan'ı 33 yaşında milletvekili adayı yaptığım ve kazandığını gördüm zaman kendi kazanmamdan çok daha fazla sevinmişimdir. Yalvaç ilk defa bir bakan çıkarmıştır. Erkan Mumcu, benim oğlum gibidir. Türkiye'nin gelecekte ihtiyacı olan bir insandır. Her hangi bir patronun milletvekili değildir, her hangi bir genel başkanın milletvekili değildir, tüm Isparta halkının milletvekilidir, çünkü kimseye borcu yoktur.
İSRAFA ÇOK ÜZÜLÜYOR
Üzüldüğüm bir sürü olaylar var. Ülkemde yapılabilecek bir çok şey varken yapılamaması, kaynakların israf edilmesi, ülkem için beni çok üzer. Pek çok yerdeki konuşmalarımda bunları söylerim ve hep tepki doğurur. Atalarımız çok doğru söylemiş; bir kişinin bakma lafına, sonuçta işine bak diye. Biz artık üreten bir Türkiye istiyoruz. Ekonomik güçte olmayan bir Türkiye'nin dünyanın bu kadar yarıştığı bir ortamda, yarınki dünyada, kendisini güçlü sayması mümkün değildir. O zaman biz siyasiler, bu ülkeyi üretken bir ülke haline getirmek mecburiyetindeyiz. Biz 120-130 metrekare evlerde oturuyoruz, acaba bir Japon böyle mi oturuyor, acaba bir Alman öyle mi oturuyor? O ülkeler bugünkü durumlarına gelinceye kadar ne yapmış, onlara bakmamız lazım. Japon imparatoru, bilim adamlarını çağırmış, kalkınmak için ne yapmamız lazım diye sormuş ve 6 ay süre vermiş düşünmeleri için. Süre dolduğunda çağırıp tekrar sormuş, ne yapalım diye. onlar da siz bir yıl sonra ürün almak istiyorsanız, tohum ekin efendim demişler. 15 yıl sonra bir şey istiyorsanız ağaç dikin, ama 100- 200 yıl sonra bu ülkenin çok güçlü olmasını istiyorsanız, eğitime ve insana ağırlık ve verin demişler. İnsanlarımızın kafasına üretmeden, çalışmadan bir yere varılamayacağını yerleştirmeliyiz. Üreten ve ürettiğini dış ülkelere satan, elde edilecek dövizle ülke kalkınmasını sağlamaya yönelik çalışmamız lazım. Bence Türkiye'nin en büyük sorunu, şu anda gerçekten yeniden yapılanmasıdır.
BÜTÜN ZAMANIM YALVAÇ'A
Halkıma, belediyeme zaman ayırdığım kadar, eşime çocuklarıma zaman ayırmadım. Ama ben eşimle de çocuklarımla da gurur duyuyorum. Eşim o eksikliği çocuklarım açısından kapattı. Ama ben onlara hep Yalvaç benim büyük çocuğum dedim ve mutluyum. Çünkü kendi çocuklarımın yetişmesi kadar, hizmet ettiği hemşehrilerinin çocuklarının yetişmesi için çaba gösteriyorsa, bana en büyük mutluluk budur. Şimdi benim oğlum, ben belediye başkanı olduğum zaman Anadolu lisesine gidiyordu, Yalvaç'ta Anadolu lisesi olmadığı için kazanıp da gidemeyen bir öğrencinin durumu beni çok duygulandırmıştı. Avni Akyol'a gittim ve Anadolu lisesinin açılması için çok büyük çaba gösterdim ve Anadolu lisesini Yalvaç'ta açtım. Türkiye eşitsizlikler ülkesi olmamalı. Fakirliğinden dolayı o çocuk okuyamıyorsa, kabiliyetleri sağlanamıyorsa ben Tekin Bayram olarak onu hazmedemiyorum. Bunun için vakıf kurduk, şu anda 52 öğrenciye burs veriyoruz. Ben açlığın ne olduğunu biliyorum, amelelik yaptım, işportacılık yaptım, parkta kasnak attırdım ama bunlardan hep bir şeyler öğrendim. Ama bütün bunlardan sonra bir tek şey öğrendim; tüm insanlar, tüm gençler, tüm çocuklar, benim çocuğumun gördüğünün aynısını görmeli. İşte devlet o zaman devlet olur. Belediye o zaman belediye olur, ben şahsen böyle düşünüyorum. onun için de başkaları 8 saat çalışıyor, ben 16 saat çalışıyorum. Bundan da hiç pişman değilim. Bu kadar eser verdim, hiç bir yere adımı yazdırmadım. Ama yıllarca adımın insanların kalbinde olacağını biliyorum, bundan eminim. Ben başkan olduğumda doğan çocuk şimdi 12 yaşında, o her şeyi izliyor, o çocukların bana olan sevgisi beni çok daha mutlu ediyor.
SEVMEYENİMİN OLMASI DOĞAL
Ben size bir şey söyleyeyim; yüzde 56 oy almışsınız, yüzde 44 sizi istemeyen var demektir. Bu demokrasinin gereğidir, bu miktar içinde oy vermeyip seven de vardır, oy verip sevmeyen de vardır. Ama bir gerçek de vardır, adam elini vicdanına koyduğu zaman, yaptığım işlerden, dürüstlüğümden, Yalvaç'a getirdiğim hizmetlerden hiç bir şey söyleyemez. Ama benim kişisel davranışlarımı beğenmeyebilir. O insan, beni çekemeyebilir, siyasi olarak fanatik insanlardır, kendilerinden olmadığım için ben kötüyümdür. onun için beni sevmeyen insanların olmasını doğal karşılıyorum.
YEREL YÖNETİM REFORMU
Yalvaç Belediye Başkanı Tekin Bayram ile uzun bir siyasi değerlendirme yaptıktan sonra belediye hizmetleriyle ilgili görüşlerini alıyoruz. Yerel Yönetim Reformu tasarısıyla ilgili olarak Başkan Yalvaç şunları söyledi: "Ben önce şunu söyleyeyim; 1580 sayılı Yasa, 70 yıl evvel yapılmasına rağmen mükemmel bir yasa. Bu yasayı bize versinler, bu yasada kestikleri, kapattıkları yetkileri kesmesinler. Reform lafından gıcık alıyorum; reform lafı edildi mi belediyelerin bir kaç tane daha yetkisi alınacak demektir. Diyorlar ki belediye başkanları yolsuzluk yapıyor, şu oluyor, bu oluyor. O zaman parlamentoya da soruyorum, bakanların adlarının karıştığı yolsuzluklar olmuyor mu? Demek ki Türkiye ne ise belediye de onun bir parçası. İyisi de vardır, kötüsü de vardır. Kötü dedikleri belediyelin yanında çok iyi belediyeler var, onlar ne olacak? onlar da işlerini aynı yasa ile görüyorlar. Belediyeler tıkanmıştır; mali konuda tıkanmıştır. Ben bugünkü yetkilerle de bir sürü şeyleri yapıyorum. Ama belediyelerin mali konusunu bu hükümetlerin çözmesi lazım. Afet oldu, afetler kararnamesi çıktı; devlet devletliğini yapmıyor, öbür belediyelerin paylarından, canının istediği belediyeye fazla pay veriyor. Bu ne biçim adalet! İkincisi, belediyelerin şu anda çok fazla personel giderleri var. Yasada yüzde 30'u geçemez demesine rağmen, geçenlere olur veriyor, bunlara bir hesap sormuyor. Ben diyorum ki, gelin belediyelerin mali konusunu çözün, yetki konusunda da belli şeyleri bırakın ama denetleyin, denetimde etkili olun, bunu neden yapmadın diye hesap sorun. Bunu yapmıyorsunuz, bunun yerine Anayasaya aykırı olarak, suçu olmayan belediye başkanını görevden alıyorsunuz. O da idare mahkemesinden karar getirip görevine dönüyor. Ama bunu yapan insandan, o bakandan hesap soramıyorsunuz. Amerika'da Clinton hakkında dava açılabiliyor. Türkiye'de demokrasi oturmamıştır. Belediyelerin payları en az yüzde 15 olmalıdır, o da fonlarla değil, doğrudan belediyelere taksim edilmelidir. Ben şöyle bir teklif getirdim; bir belediyede personel giderleri yüzde 30'u geçiyorsa, belediye başkanının ve meclis üyelerinin özel şeylerine el konulsun. Bak o zaman hiç bu oranı geçerler mi, siyaseten adam alırlar mı! Sıkıntı üç tane, ben üçüncüyü anlatmadan soru sordunuz. Birincisi bu paralar adil olmuyor, ikincisi afet olanlara aynı havuzdan veriliyor, üçüncüsü 1.500- 1.600 belediye varken, şimdi 3.200'ü geçmiş aynı havuzdan çıkıyor. Bu şuna benzer, bir havuzla 1.500 dönüm araziyi suluyorsunuz, havuzdaki suyu artırmadan, 4.000 araziyi sulamaya kalkıyorsunuz, o zaman ne olur, bu mümkün mü?
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Çözüm bulunmaz; bunun birinci sebebi sayın Başbakanın belediyeler diye bir derdi yok, 67 belediyesi var. Bu yasa çıktığı zaman, başbakanın kendi partisine veya kendisine bir şey getirmeyecek. Hatta aleyhine bir durum söz konusu. Çünkü belediyeler güçlendiği zaman onun partisi zayıflayacak demektir. İkinci neden, parlamenterler, belediye başkanları, milletvekillerine gidip ama bana para bulun, şu projemi geçiriver demek zorunda. onlar da yasa çıkarması gerekirken iş takipçiliği yapmak zorunda, belediye başkanının işini, seçmenin işini yapmak zorunda. Böyle yapılınca, belediye başkanına yetki ve para verildiğinde, belediye başkanı milletvekiline gitmez. O zaman seçim geldiğinden, hangi karşılıkla belediye başkanından oy isteyecek? Milletvekillerinin hangisine ne kadar koşturacak? Çarpıklıklar buradan geliyor.
TÜRKİYE'NİN KURTULUŞU YEREL YÖNETİMLERDE
Biz; Yerel Yönetimler Yasası çıkmaz demiyoruz, çıkması için yürüyüş yaptık, belediyeleri yürüttük, ben en başta yürüdüm. Gazetelere ilanlar veriyoruz, ya bu yasayı çıkartın ya kapatın diyoruz. Bas bas bağırıyoruz. Nasıl bir eylem yapacaksak yapalım, ben hazırım. Ben, Türkiye'nin kurtuluşunu yerel yönetimlerde görüyorum. Ankara'dan, Yalvaç'ın yolunu, okulunu, A beldesinin ihtiyacının ne olduğunu düşünmek mümkün değil. Türkiye büyük bir mozaik, Ankara belli konularda, belli paraların ayrılması sistemini koyup siyasete göre değil, ülke gerçeklerine göre dağıtması lazım. Yalvaç'taki halk da hesabını sormalı, 5 sene sonra o insan tepe taklak gider.
ÖRGÜTLENMEDE KADEME GEREK
Türkiye Belediyeler Birliği 1945'te kurulmuş, kamu yararına bir dernek. Misafirhane yapmış, bir sürü konularda yardım etmeye çalışmış. Şimdiye kadar çok iyi işler yapıyor, dergi çıkarıyor, yuvarlak masa toplantıları, ulusal toplantılar yapıyor. Belli illerde çeşitli konularda eğitim çalışmaları yapıyor. Bunlar yeterli mi? Hayır. Türk Belediyeler Birliği, yeniden bir yapılanmaya gitmek zorundadır. 2.000 nüfuslu bir belde de, İstanbul da, Ankara da aynı dernekte. Böyle bir şey olmaz. Büyük şehirler bir araya gelip örgütlenmeli, 25.000-100.000 nüfuslu belediyeler bir araya gelip örgütlenmeli veya 50.000-200.000 nüfuslu belediyeler bir araya gelmeli. 10.000-50.000 arası belediyeler bir örgütlenmeli, 2.000-10.000 arası belediyeler de bir örgütlenmelidir. Çünkü sorunları biri birine yakın olanlar, daha kolay bir araya gelip örgütlenebilirler. Bence yasa da buna göre çıkmalı. İşçi ile işverenin bir araya gelip sendika kurması mümkün mü? Bu durumda, en büyükle en küçüğe yetişmek mümkün değil, yelpaze artık çok genişledi. Toplantılarda, çoğunlukla büyük şehir belediye başkanlarının derdi konuşuluyor, belde belediye başkanının derdinin ne olduğunu kimse konuşmuyor. Bir büyük belediyeye de aynı yasayı uyguluyorsunuz, bir başkan, bir mühür olan belediyeye de aynı yasayı uyguluyorsunuz. Almanya bu konuyu çözmüş, orada belde belediye başkanları başka iş yapıyor, belediye başkanlığından ücret almıyor. O çevredeki 10 belediye başkanı bir araya gelmiş, profesyonel idare sistemi kurmuş. Aralarından, bu işi bilen, siyasal mezunu falan birini 5 yıllığına belediye başkanı seçiyor. Hepsine verilecek hizmetleri planlıyor, ona göre iş yapıyor, ama biz küçücük parçalara bölerek hizmetin gitmesini önlüyoruz. Yeni yasada bir şey var, nüfusu 5.000'i doldurmayan hiç bir yer belediye olmayacak. Bu şart gelince de artık mantar gibi belediye bitmeyecek."
12 YILIN DEĞERLENDİRMESİ
Başkan Tekin Bayram; Yalvaç'ın 12 yılını şöyle özetliyor: "Öyle bir soru soruyorsunuz ki, bu ne demek biliyor musunuz? 12 yılı bana 5-10 dakikada anlat. Bu mümkün mü? Ama şu kadarını söyleyeyim. Ben başkan olduğumda 16 sektörde mastır planı hazırlattım. Eğitimde neye ihtiyacımız var, konutta, sporda, alt yapıda, sanayide, ulaşımda, enerjide, tarımda, ormanda, sosyal hizmetlerde, kültürde, turizmde nelere ihtiyacı var. Oturdum bunlarla ilgili 10 - 20 - 50 yıllık mastır planlarını hazırlattım. Bir ilde neler varsa, Yalvaç'ta neden olmasın, neler olması lazım bunları düşündüm. Seçildiğimde Yalvaç'ta yatacak doğru dürüstü otel, yemek yiyecek lokanta yoktu. Sokaklarda, mahallelerde yollar çamurdu, bazı yerlerde yollar çamurdu, kaldırım yoktu. Bundan yılmadım, büyük bir köy olan dünkü Yalvaç'ı, bugün Avrupai bir kent haline getirmeye çalıştım. Burada benden önceki belediye başkanlarının hepsine teşekkür ediyorum; Allah razı olsun diyorum. Hepsinin de benim yapacağım hizmetlerde katkıları vardır. Benden bir önceki arkadaşım, imar planında revizyon yapmış, doğrudur-eğridir onu tartışmam, ama ateşten bir gömlek giymiş. Benden önceki başkanlar, daimi işçi bulundurmamış, mülk satmamış, yani her gelen bir taş üstüne taş koymuş, kapasitesi şudur veya budur, ama hepsinin bu belediyede hakkı ve hizmeti var.
18 BİN NÜFUSTAN 44 BİNE YALVAÇ
Yalvaç, 1864, yani belediye olmuş, daha sonra ilçe olmuş. Ben, benden önceki başkanlara partizanca bakmıyorum, mutlaka iyi olduğuna inandıkları bir şeyler yapmışlar. Ben 18.000 nüfusla ve 18 mahalle ile aldım, 10 mahalle daha ilave edildi, 28 mahalle oldu. O zaman 8.000 konut ev varsa, şimdi 16.000 konut var. Olaylar bu kadar açık. onun için ben neyi yapmadım diye soruyorum. Nüfusumuz şimdi 44.000 oldu.
PERSONEL DURUMU
Belediyeyi 189 kişi ile devraldım, bunun 121'i kadrolu idi, bu sayıyı 39'a indirdim. Emekli olanları gönderdim, diğer personeli çeşitli yerlere gönderdim, hiç kimseyi işten çıkarmadım. Şu anda 140 kadromuz olması gerekiyor ama 51 dolu. 130 civarında da geçici işçi var.
BORÇSUZ BELEDİYECİLİK ÖRNEĞİ
Maliye ve SSK'ya hiç borç yok. İller Bankası'na uzun vadeli, yaptığımız yatırımlardan kaynaklanan borcumuz vardı, onları da yatırdık. Şu anda bizim Kültür Merkezi'nden, bir de öz kaynak olarak kesilen paralarımız var. İller Bankası'ndan biz alacaklı durumdayız. 12 yıl içerisinde personele, gününde maaş ödemediğim ayı hatırlamıyorum. Ben maaşı, gününde aynı devlet gibi mutlaka öderim. Şu anda hiç borcumuz yok, nakitte de her halde 750-800 milyar lira paramız vardır. Şu anda aynı zamanda 80 tane de şantiyemiz var, bunlar devam ediyor.
İMAR VE YAPILAŞMA DURUMU
Yalvaç, imar planını şu anda uygulayabilen Türkiye'de ilk beşin içine rahatlıkla girer. Bunu başarmak zor; ne demek, kurşunları ondan yedik. Yani kendini ateşe atmak demek. Anne ve babalar, çocuğu için kendini ateşe atar, Yalvaç benim çocuğumsa ben kendimi çocuğum için ateşe attım. Bunun doğruluğu yıllar sonra anlaşılır, bir şey hemen anlaşılmaz, nitekim yavaş yavaş da anlaşılıyor. Aklımın erdiği, gücümün yettiği kadar, bu doğruları yapmaya çalıştım. Bu başarıda benden çok, belediyede çalışan bütün personelimin büyük hakkı var. Benim meclis üyesi arkadaşlarımın, bu konuda kader birliği yapmış ekip arkadaşlarımın hakkı var. Bu başarı, tek başıma benim başarım değil. Bir ekip başarısıdır. Bu başarıda parti yönetimindeki, ekipteki arkadaşlarımın da hakkı var. Biz bütün bu işleri Yalvaç halkıyla birlikte başardığımız, yaptığımız inancındayım.
ALTYAPI HİZMETLERİ RAHAT
Altyapıyı bana sormayın. Gidin, beşince katta su akıyor mu, eksik var mı görün. Kanalizasyonda iki yerde eksiğimiz var, onları tamamlayacağız. İmara yeni açılmış olan yerleri tamamladık, arıtmayı bu yıl ihale edeceğiz. Organize sanayinin üst ve alt yapılarını tamamladık, yüzde 75'ini de belediye olarak aldık. Konya girişini de çift yol yapıyoruz, üç yolu da bulvar halinde çift yol yaptık.
PARLAMENTOYA BAKIŞ
Geçen dönem olsaydı kimse göndermek niyetinde değildi. Mesut Bey, genel başkanım, bana "istifa et, seni parlamentoda istiyorum" demesine rağmen, Yalvaç halkının bana olan güveninden, verdiği yüzde 56 oya saygımdan, ben parlamentoyu inanın düşünmedim. Hayatımda hep zirvede bıraktım, onun için bu işi noktalamak istiyorum. Yani zirvede bırakmazsanız, sevildiğinin zirvesinde bırakmazsanız, yaptığınız işin tadını kaçırdığınız zaman bir anlamı yok. Ben tam tadında bırakmak istiyorum, kazanayım, kazanmayayım.
YAPILACAK HİZMETLER
Yalvaç önemli hizmetler gördü; bu iki yılda da konut sorunu bitecek, sanayi benim için çok önemli, sanayi hamlemi yapmak istiyorum o bitecek. Benim seçim beyannamem çok kısa, uzun uzun yazmıyorum. Şunları istiyor musunuz diye soruyorum, onlar da bana okuyarak bana oy veriyor. Şimdiye kadar, iki dönem söz verdiğim şeylerin hepsini yaptım. onları evinde saklayanları ve senet gibi bana gösterenleri gördüm. Organize sanayiyi yapacağım, işsizliği önlemek için konfeksiyon fabrikalarını yapacağım, Yalvaç'a yatırım yapacak insanların önündeki bürokratik engelleri kaldıracağım, burayı yatırımcı için cazip hale getireceğim.
İLDE NE VARSA YALVAÇ'TA DA O OLMALI
Ben il olmaktan ziyade ilde ne varsa onu burada yapmak istiyorum. onu yaptıktan sonra, kendiliğinden, devlete hiç yük olmadan bir zaman olur gereği yapılır. Türkiye yeniden yapılanırsa, o yapılanma içerisinde Yalvaç da yerini alır. Ama onu alacak şeyi kendinde görmesi, göstermesi gerekir.
SAĞLIK VE EĞİTİM HİZMETLERİ
Sağlık hizmetleri iyi durumda. İlçede çocuk ve doğum hastanesi bulunuyor. Yalvaç Belediyesi, o binayı yapmıştır, kendi binasına başhekimlik açmıştır, bunun çoğu illerde yoktur. Eğitimde iki eksiğimiz var; ortaöğretimde fen lisesi, bir de Anadolu öğretmen lisesi açacağız. Bu sene bunun ikisi için mücadele etmek istiyorum. Ayrıca yüksek öğretimde de dört yıllık bir fakülte açacağım. Bunlar yapılmalı.
TURİZM YÖNÜYLE YALVAÇ
Düzenlenen festivalin başarısı, Yalvaç merkezden ziyade, çevreyi de bu festivale katmaktı. Belediye başkanları, muhtarlar hangi partiden olursa olsun, bu festivale katıldılar. Bir kere bu büyük bir kazançtır, çünkü biz Yalvaç'ı bir bütün olarak görüyoruz, köyü ile kasabası ile hatta çevre ile bir bütün olarak görüyoruz. İkincisi biz bu festivalde daha küçük bir kaynak düşünüyorduk. Turizm Bakanımız sayın Erkan Mumcu madden ve manen çok büyük destek verdi. Tanıtım Fonundan büyük bir destek vardı. Biz çok az bir para ile dostlarımızın sayesinde daha iyi bir verim aldığımıza inanıyorum. Bu sene de aynı şekilde, hatta daha güzel olur diye düşünüyorum.
ULAŞIM HİZMETLERİNDE DURUM
Ben belediyeler kar amacında değil, hizmet amacındadır felsefesine biraz karşıyım. Zaten benim belediyemdeki başarı da orada. Başta da anlattığım gibi, ben bir şirket gibi düşünmek zorundayım. Soruyu şöyle değiştirebiliriz. Parasal olarak düşünülen, bir kar-zarar meselesi var, bir de sosyal yanı var. Burada yaşayan insanlara verdiğiniz hizmetin; misal çöpün düzenli toplanması, bir sokağın düzgün, temiz olması, daha çok yeşil alan olması, daha çok çocuk parkının olması, spor alanlarının olması, kültürel faaliyet alanlarının bulunması buna benzer şeyler. Ama sonunda bunları fazlalık olarak göremezsiniz ve o yerin kalkınmasında maddi ve manevi mutlak büyük bir payı vardır. Belediye hizmetlerini ikiye ayıralım; bir göz göre göre zarar eden işler, benim kantarım var, ben bunu özel sektörün yapması gereken işler olarak görüyorum. Orada özel sektörün önünü kendiliğinden açmanız lazım. Benim kantarımda üç kişi 8'er saat çalışmak zorunda, bu bir ayda 900 milyon gider demektir. Bakıyorsunuz, kantarın bir yıllık geliri 1.5 milyar lira. Böyle bir rezalet olur mu? Ben bu kantarı özel sektöre kiraya verdim, şimdi hiç başım ağrımıyor. Kendi adamım orada bir saat bulunmasa, 40 kişi laf eder, ama onu arayıp bulup tarttırıyor. Bakın hem yıllık ortalama 10-12 milyar harcadığım paradan kurtuldum, hem 1.5 milyar kira alıyorum. Benim bu işten gelirim 13.5 milyarı buluyor. Ver kurtul değil, ben özelleştirmede farklı düşünüyorum. Adam ulaşımda özelleştirme yaptı, şoförler onda, arabalar şeye çekilmiş, ondan sonra hizmeti özelleştirdim. Bu nasıl özelleştirme? Özelleştirmede personel politikasını doğru yapmak lazım. Özelleştirmede, belediyenin yaptığı bir işten daha verimli bir sistem gelirse, halkın daha mutlu olduğu ve halkın hizmetinin daha iyi olduğu görülürse ve yapılan hizmet aksamadan ve sürekli olursa o özelleştirmenin doğru olduğuna inanıyorum. Yoksa bunu özel sektöre verdik, biz kurtulduk felsefesi özelleştirme değildir. Ben belediye bakanlığına geldiğimde Yalvaç'ta toplu ulaşım yoktu. İlk defa toplu ulaşımı ben sağladım. Her mahalleye, her 10 dakikada ulaşabiliyorum. Belki de zarar ediyorum ama bu bir hizmettir. Bütün toplumun, Yalvaç'ta yaşayan tüm insanların onu kullanma hakları var.
YALVAÇ ARTIK BİR KÖY DEĞİL
Artık Yalvaç bir köy değil, bir şehir; şehrin kurallarında yaşamayı herkes öğrenecek. Yani sistemli yaşamayı öğrenecek. Bizim yurt dışında çok işçimiz var, orada arabasını otoparka koyuyor, Yalvaç'a gelince otoparka koymuyor, rasgele yere bırakıp gidiyor, ceza yazıldı mı bağırıyor, nasıl bir felsefe bu?
TEMİZLİK HİZMETLERİ
Temizlik hizmetini 2 otomatik süpürge, 4 sıkıştırmalı çöp aracı, bir traktör, bir kepçe ve 18 kişi ile çözüyoruz. Temizlik İşleri Müdürlüğü kadromuz olmasına rağmen o müdürlüğe zabıta amirliğini vekalet ettiriyoruz, zabıta ile işbirliği yaptırıyoruz. Özelleştirmiyoruz ama Türkiye'nin en temiz şehri olduğuna inanıyorum.
PARLAMENTOYA MESAJ
Bana göre şu andaki parlamento esas görevi olan yasamaya dönmesi lazım. Yani, yasama, yürütme ve yargının tam olarak biri birinden ayrılması lazım. Milletvekillerinin görevi yasamadır, yarın ben de seçilir gidersem yasama işi ile uğraşmam lazım. Ama bugün milletvekilleri, yasama görevi mi yapıyor, yoksa belediye başkanının, muhtarın, A delegesinin, B şahsın işlerini mi takip ediyor? İşte sistemin tartışılması, sistemin belli şeyleri ile ayrılması, yerel yönetimlere yetkilerin devredilmesi lazım. Ama Ankara'nın, bu yetkiyi denetlemek için adalet sisteminin çok hızlı olarak gerçekleşmesini sağlaması lazım.
BAŞKAN'DAN BAŞKANLARA MESAJ
Belediye başkanı, önce heyecan duymalı, işini sevmelidir. Ben bu işi o insanların mutlu olması için yapıyorum, onlar için ne yapsam azdır diyecek heyecanı kendinde bulmalıdır. Aksini düşünürseniz, o zaman seçilmiştir, o halkın enayiliğidir. O halk, onu seçti ise, atalarımızın bir sözü vardır; insanlar layık olduğu ile idare edilir. O toplum, onu seçti ise ona layıktır.
GÖREV BİLİNCİ
Belediye Başkanı olarak şimdi, en iyisini, en güzelini bulunduğum görevde vermeye çalışan bir insanım. Allah bana parlamentoyu nasip ettiği taktirde de o zaman bunları sizinle konuşuruz. Orada da aynı heyecanı duyarız. Artık çok teklif veren adam mı oluruz, çok konuşan adam mı oluruz, çok problemleri ortaya getiren adam mı oluruz, yoksa hortumlayanların peşine düşüp o hortumlamanın nedenlerini kamuoyuna açıklayan adam mı oluruz, o zaman görüşürüz.
SİYASETİ HİZMET İÇİN YAPIYORUM
Ben siyaseti hizmet için yaptığım için benim arkamdan gül getirenle, hançerleyen arasında bir fark görmem. Benim hedefim önümdür, arkama hiç bakmam. Geçmişe de hiç bakmam. Siz benim, benden önceki belediye başkanlarını hiç kötülediğimi veya siyasetçileri kötülediğimi duydunuz mu? Veya başka partileri kötülediğimi duydunuz mu? Hiç beni ilgilendirmez. Ben önüme bir hedef koyarım, o hedefe varmanın mücadelesi için ne gerekirse, elimden geleni yaparım. Çünkü ben bir iş için maaş alıyorum, belediye başkanı olarak maaş alıyorum, bir bedel alıyorum. Diğer memurlardan daha fazla, belki iki kat maaş alıyorum. O zaman o maaşımı helal ettirmek zorundayım. Parlamentoda da helal ettiremediğimi anladığım gün istifa eder, bırakır giderim. Ben, zenginliklerde çok gözü olan bir adam değilim.
MERKEZİ YÖNETİME MESAJ
Merkezi idare, yerel yönetimlere gölge etmesinler, başka bir şey istemiyorum. Halkıma da, bana başkaları gibi bakmalarını istemiyorum. İnşallah, bu organize sanayinin önündeki bürokratik engelleri açarız. Buradaki mali durumu iyi olan insanlar, yatırıma yönelirler, dışardan yatırımcılar getiririz. İşsizlik daha da azalır, çevre insanlarının kazanma imkanları daha çok artar. Halkımın sosyal güvencesi olmayan, işi olmayan, geliri gayri safi gelirden daha fazla pay alabilen, yüzleri gülen yarını garanti olan, kafasında gelecek, sağlık, eğitim herhangi bir problemi olmayan bir hemşehriler grubunu sağlarsam, onların yüzünün gülmesinden ben hayatımın en büyük mutluluğunu kazanırım. Bunu bir Yalvaç için düşünmüyorum, çevresindeki köy ve kasabalar için de aynı şeyleri düşünüyorum. İnşallah ben ölmeden böyle bir Yalvaç ve böyle bir çevre görürüm. Bizim yaşadıklarımızı, bizim çocuklarımız, torunlarımız görmez. onlar çok daha mutlu bir Yalvaç'ta, çok daha mutlu bir çevrede yaşarlar. İşte o zaman amacımıza ulaştığımıza inanırım. Bayram'dan mesajlar! ¥En çok riyakarlık ve yalana kızyorum ama siyasetçi olarak bizim kızmaya hakkımız yok. ¥Anavatanlı milletvekilleri, belediye başkanları, yaptıkları hizmetleri insanlara doğru anlatamamaktadır. ¥Erkan Mumcu, benim oğlum gibidir. Türkiye'nin gelecekte ihtiyacı olan bir insandır. ¥Biz siyasiler, bu ülkeyi üretken bir ülke haline getirmek mecburiyetindeyiz. ¥Belediyelerin payları en az yüzde 15 olmalıdır. ¥Bu ülkede üç hastalık vardır;
TEKİN BAYRAM KİMDİR?
Tekin Bayram, Yalvaç'ta doğdu. İlk ve ortaokulu Yalvaç'ta okudu. Ziraat Yüksek Mühendisi olma azmi ile Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ni bitirdi. Bir yıla yakın kürsüde çalıştı, ORKÖY proje mühendisliği, 1985'te destekleme şube müdürlüğü yaptı. Türkiye'de en genç yaşta Çankırı Tarım İl Müdürlüğü yaptı ve il müdürü iken istifa ederek, 1989'da Anavatan Partisi'nden aday olarak belediye başkanı seçildi. Evli, 2 çocuğu olan, Anadolu'nun yetiştirdiği, olaylara bakarken hep ülkesinin Avrupa düzeyine gelmesini isteyen ve insanları seven, insanların sosyal güvencelerinin tamamlanmasını ve ülkede yaşayan insanların mutlu olmasını devamlı kendisine prensip edinen, bu işleri de insanlarla devamlı konuşarak; problemleri yerinde çözerek, planlı çalışmayı prensip edinerek, iyi planlama, iyi programlama, o işle ilgili para, o işle ilgili personel politikasını doğru yapmaya çalışan, belediye başkanlığını kendisi için değil, halkı için, yurttaşları için düşünen bu nedenle de 3 dönemdir kapısını hiç kapatmayan bir belediye başkanı.