
Eğirdir'in, gölü, kemik hastanesi ve dağ komando okuluyla birlikte ifade edildiğini söyleyen Kaymakam Abdullah Recai Akalan "Elmacılık, su ürünleri ve turizm de Eğirdir'in üç önemli gelir kaynağıdır" dedi Eğirdir'in sağlıkta yeterli olduğunu söyleyen Kaymakam Akalan "Sağlık açısından çok büyük bir eksiklik yok. Yuvalı ve Yukarı Gökdere'de ambulans var. onun dışındaki köylerimizde ambulansımız yok" diye konuştu. "Eğirdir'i Eğirdir Gölü'nden bağımsız anlatmak mümkün değil" diyen Akalan "Eğirdir'i en iyi ifade edecek husus Eğirdir Gölü'dür. Çünkü Eğirdir Gölü'nden halkımız sürekli istifade etmiş; sulama maksadıyla istifade etmiş, içme suyu olarak istifade etmiş, su ürünleri açısından istifade etmiştir. Ağırlıklı olarak da 1984'ten itibaren turizm açısından istifade ediliyor" dedi.
Gölü, hastanesi ve komandosu ile özdeşleşen Eğirdir'in Kaymakamı Abdullah Recai Akalan; ilçesinin tarihi, kültürel, coğrafik ve ekonomik özelliklerini anlatırken yaşanan gelişmelerin önemli olduğunu belirtti. Eğirdir'de iki yıldan beri görev yapan Kaymakam Abdullah Recai Akalan, BİZİM Mahalli İdareler Gazetesi'nin sorularını cevaplandırırken şunları söyledi:
EĞİRDİR'İN 3 ÖZELLİĞİ
"Eğirdir'i Eğirdir Gölü'nden bağımsız anlatmak mümkün değil. Eğirdir'i en iyi ifade edecek husus Eğirdir Gölü'dür. Çünkü Eğirdir Gölü'nden halkımız sürekli istifade etmiş; sulama maksadıyla istifade etmiş, içme suyu olarak istifade etmiş, su ürünleri açısından istifade etmiştir. Ağırlıklı olarak da 1984'ten itibaren turizm açısından istifade ediliyor. 1997 yılı rakamlarına göre 117 bin günübirlik gelen var. Günübirlik yerli ve yabancı turist sayısı bir hayli fazla. 1999 yılı rakamlarına göre 54 bin ikamet eden turist var. Bence Eğirdir'i tanıtırken iki önemli üniteden bahsetmek lazım; bir tanesi Dağ Komando Okulu, şu anda 4.500 askeri var, bu da Eğirdir için çok önemli bir ekonomik getiridir. 1924 yılında kurulmuş bir askeri ünite. Tümen büyüklüğünde değil ama başında bir tümgeneral var, çok sayıda asker var, en azından 7 albay var. Bence bu da çok önemli bir yapı. Yine Eğirdir'i tarif ederken bahsedilmeden geçilmeyecek bir ünite de Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesidir. Kemik Hastalıkları Hastanesi, 1000 yataklı olarak görünüyor ama şu anda kullanma kapasitesi 600 yatak. Bir üniversite hastanesinin 200 yataklı olduğunu düşünürsek, bunun çok büyük bir kapasite olduğunu kabul etmemiz gerekir. Bu da 1952 yılında kurulmuş bir hastane. Kemik hastanesi de Eğirdir'i ifade ederken anılacak üç üniteden biridir. Eğirdir, gölü, kemik hastanesi ve dağ komando okuluyla birlikte ifade edilir. Üç büyük özelliği bunlardır diyebiliriz.
SAĞLIK VE EĞİTİM YETERLİ
Eğer sağlık hizmetinden anladığım sağlık turizmi ise bence yeterli. Zaten Eğirdir'de bulunması gereken bu tarzda; Kemik Hastalıkları Hastanesi'nde bir yapıdır. Her ilçede bulunduğu gibi bir devlet hastanesi bulunsun diyorsanız, Eğirdir'de devlet hastanesi yok, bana göre gerek de yok. Çok yakında, 35 km ilerde üniversite hastanesi var. Bir devlet hastanesi var, arkasından şimdi bir de Kalp Hastalıkları Hastanesi kuruldu; Şevket Demirel Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi. Bana göre Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesi, iç turizm ve sağlık turizmi açısından çok önemli bir yerde. Bazı siyasi arkadaşlarımız veya bazı Eğirdirliler şunu diyor: Kemik Hastalıkları Hastanesinin karşısında bir kaza olsa buna biz müdahale edemiyoruz. Çünkü burada sadece kemik hastalıklarına müdahale edilebiliyor, bir iç kanama olsa buna müdahale edemiyorlar. Anca ön müdahale yapıp Isparta'ya göndermek zorunda kalıyorlar. Bana kalırsa bu çok istisnai bir durum. Konuyu Eğirdir ölçeğinde değil de Isparta boyutuyla değerlendirmek lazım. Biz kemik hastalıkları ve ortopedi açısından iyi bir durumdayız. Fiziki bir takım eksiklikler var ama gün geçtikçe daha iyi hale geliyor. Yeterince personelimiz de var. Ancak 1000 yataklı ya da 600 yataklı kapasiteyle göstersek de hastanemiz yüzde 46 kapasite ile çalışabiliyor. Bunun çeşitli sebepleri var; Türkiye'de 1952 yılında ortopedi hastanesi olarak kurulduğunda tek hastane imiş. Ama şu anda 4 hastane var, bizimkiyle beraber. Ben konuya biraz da ekonomik olarak bakıyorum. Burada bir sağlık merkezimiz var, ondan sonra yapılabilecek müdahale, Isparta'da daha geniş kapsamlı yapılabilecekken, bu Isparta'da yapılmalıdır. Bu, işin tabiatında da böyledir. Bir uzman hekim öncelikle para kazanmaya bakıyor. Türkiye'nin gerçeği bu. Siz bir uzman hekime derseniz ki; gel arkadaş, Eğirdir'de dahiliye hekimi olarak çalış, kadın doğumcu olarak çalış, göz doktoru olarak çalış, çalışmaz. Bunu ben görev süremde yaşadım. 18 bin nüfusumuzun 4 bin 500'ü asker, 600'ü öğrenci, geriye merkez nüfus olarak 13-14 bin nüfus kalıyor. Bu kadar insan, bir göz doktorunun, bir kadın doğum uzmanının veya bir dahiliye mütehassısının karnını doyurmaz, isteklerine karşılık vermez. O halde, gerçekçi düşünmemiz gerekir. Eğer sağlığı, sağlıkçı gibi düşünürseniz, Eğirdir'de sağlık ünitesine gerek yok. Buraya en uygun sağlık ünitesi Kemik Hastalıkları Hastanesidir. Buraya bir ünite kurulacaksa, bu fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi olmalıdır. Zaten Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda bir çalışması da var. O da mevcut hastaneye paralel olarak kurulacak ve bana göre çok iyi çalışacak. Ama bir devlet hastanesi çalıştıramazsınız. Bu anlamda belki bir doktor yetersizliği var gibi görünse de, bana göre bu yetersizlik değil. Bence pratisyen hekim sayısı yeterli. Yanılmıyorsam, köylerdeki bütün sağlık merkezlerimizde doktorumuz var. 24 köyümüz, 4 kasabamız var. Sağlık ocağı doktor bulunan üniteler demektir. Ayrıca sağlık evlerimiz de var. Sağlık ocağı olarak 8 ünitemiz yok; Yuvalı'da doktorumuz yok. Orada da bir bayan doktorumuz vardı, anormal bir şahsın bir müdahalesi oldu, arkadaşımızı merkeze aldık. onun dışındaki bütün ünitelerimizde doktorumuz var. Bunların dışında 8 köyümüzde de ebe var, bu da çok büyük bir şey. Bence sağlık açısından çok büyük bir eksiklik yok. Yuvalı ve Yukarı Gökdere'de ambulans var. onun dışındaki köylerimizde ambulansımız yok. Sağlık ocaklarımızda zannediyorum var. Sağlıkçıların yapması gereken bence en önemli iki iş var; birincisi koruyucu sağlık tedbirlerini almak, ikincisi de hastalığı iyileştirici sağlık tedbirlerini almak. Sayısal anlamda eğer yeterliysek niteliği yakalama şansımız var. Türkiye'de nitelik nedir diyecekseniz onu ben bilemem ama bir kaymakam olarak bana, sağlık nedir, ulaştığımız nitelik nedir diyecek olursanız, ben sadece sayıdan bahsederim. Doktorum var, ebem var derim, o da yeterli. Ama bana doktorumuzun niteliğini sorarsanız, ebemizin niteliğini sorarsanız, onu bilemem, belirlemem mümkün değil.
EĞİTİMDE PROBLEM YOK
İlçemizde eğitim hizmetlerinde de çok önemli bir eksiklik, bir problem yok. Eğirdir'de Su Ürünleri Fakültesi ve Meslek Yüksek Okulumuz var. Toplam iki fakülte, 600 öğrencimiz var. Yurt çok yeterli değil ama çok büyük problemler de yok. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından 144 öğrenci kapasiteli bir yurt yaptırılmış. Bir de erkek öğrenci yurdu var. Ama sayısal olarak yeterli değil. Branş öğretmenlerimizin sayısı yeterli, sınıf öğretmeni sayısı yeterli. Buna köyler de dahil ama öğrencilerden alınan sonuç yeterli değil. Ölçü eğer üniversiteye girmekse, o anlamda yeterli değil. Benim bildiğim rakam çok düşük. Eğirdir'den yetişen gençlerimiz çok yetersiz. Neden? Yeterli olabilecek öğrencilerimizin büyük bir kısmı Isparta'ya gidiyor veya başka bir yere gidiyor. Anadolu Öğretmen Lisesi'ne gidiyor, Fen Lisesi'ne gidiyor. Buna rağmen başarılı bir sonuç değil. Eğirdirli öğrencinin de öğretmenin de başarılı olması lazım. Bana göre nitelik olarak yeterli değil, eğer ölçü üniversiteyi kazanmak ise. Şu anda başka bir ölçü de yok zaten. Türkiye'de her şey üniversiteye odaklanmışsa, iki lisan bilmiyorsanız iyi bir işe alınır mısınız? Siz üniversiteyi kazanamamışsınız veya eğitimci olarak kazandırtamamışsınız. ondan sonra başarılı olduğumuzu söyleyemeyiz, eğitimde, bu anlamda bana göre başarılı değiliz.
EĞİRDİR ELMA DİYARI
Eğirdir'in çok bariz bir özelliği var. Bir çok insan, bir çok kaymakam belki bunu bilmeyebilir ama Eğirdir için bilmemek mümkün değil. Çünkü Eğirdir elma memleketi olarak biliniyor. Eğirdir'in en önemli gelir kaynağı elmacılıktır. Bizim elmalarımız 30 yaşı buldu. Bu yörede starking ve golden üretiliyor. Ama Türkiye'de zaten genel tarım politikasındaki sıkıntı da bu. Biz tarım ürünlerimizi tanıtamıyoruz. Eğer ihracat yapacaksak, Avrupalının ağız tadına yönelik elma üretmeliyiz; bunu yapmıyoruz. Avrupalı golden ve starking tüketmiyor, siz o insanlara golden ve starking satacağım derseniz Hedef etkin hizmet! Eğirdik ilçesindeki kamu kurum ve kuruluşların hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesine yönelik projelerden biri olan bilgisayar alım projesi, 2000 yılı içinde tamamı Kamu Hizmetleri Geliştirme Derneği katkılarıyla gerçekleştirilmiştir. Bilgisayarların 2 adedi Tapu Sicil Müdürlüğüne ve 1 adedi de Sivil Savunma Müdürlüğüne alındı. Eğirdir'i çok sevdim! Kaymakam A.Recai Akalan, "Kapınızı kapamışsanız, kimse size gelemiyorsa o bence halkın dışında olmaktır. Siz de köye gidip köylü ile beraber oturamıyorsanız, o halkın dışında olmaktır. Eğirdirlilerden bir sıkıntım yok. Eğirdir'i çok sevdim, tabiat olarak da çok sevdim. Eğirdir insanlarıyla da problemlerim yok" derken, Eğirdirliler de Kaymakamlarını yere göğe sığdıramıyorlar. bunda başarılı olamazsınız. Ben tarımcı değilim ama sadece elma değil, bir takım meyve çeşitlerinden bahsediyorlar. Konumuz o değildi ama bir ölçüde tarımın problemlerine girmiş olacağız. Her şeye rağmen en önemli gelir kaynağı elmacılık. Bir yumurta pazarı nasıl Afyon Başbahçe'de kuruluyorsa, bence elma pazarı da Eğirdir'de kuruluyor. 20 soğuk hava deposu var. Ama biz artık ihracata yönelik elmacılık yapamazsak elmacılık bu yörede bitmek üzere. Birinci sırada diyemeyeceğiz belki 8-10 sene sonra. Elmacılıkta ağaçların gençleştirilmesi, daha bodur türlerin tercih edilmesi gerekmektedir. Birde Avrupalının ağız tadına göre elma üretirsek, elmacılık burada bir sektör olarak kalır. Kim ne derse desin bugün bir sektördür. Belki kısa dönemde, 8-10 sene gibi bir vadede gene devam edecek, ama demin saydığım unsurlar yerine getirilmezse elmacılık artık bir sektör olmaktan çıkar. İkinci sırada su ürünlerini ifade etmek mümkün. Balıkçılık ikinci derecede gelir kaynağıdır. Hatta 1983-85 yıllarına kadar çok önemli bir gelir kaynağı vardı; kerevit üretimi. Ama o yıllarda bir hastalık meydana geliyor ve gölde kerevit avcılığı yasaklanıyor. Yeniden açılan kerevit avcılığı eğer hastalıktan ari tutulursa bir sektör olarak gene canlanacaktır. Kerevit neden Türkiye'de tüketilmiyor, insanlar ürettiğinin tamamını neden ihraç ediyor? Çünkü çok önemli bir gelir kaynağı.
TURİZM ÖNEMLİ SEKTÖR
Su ürünlerinden sonra turizm gelir. Yani elmacılık, su ürünleri ve turizm. Arkasından da turizmi saymak lazım, demin de bir takım rakamlar ifade ettim. Eğirdir'e göre bugün için bunların üçü önemli gelir kaynağı. Eğirdir'in mavi bayrağı var; Altınkum Plajımızın mavi bayrağı var. Gerçek anlamıyla da buna layıktı. Yani hiç bir siyasi baskı filan olmaksızın hakkıyla alınmış bir mavi bayrağımız var. Bence Eğirdir Gölü çok güzel, güzellikten öte işlevi de var.
SOSYAL VE KÜLTÜREL ETKİNLİKLER
Devletin yaptığı sosyal etkinliklerin dışında pek bir şey söylemem mümkün değil. 10 yıldan beri festival yapılmıyor burada. Sosyal hizmetlerle ilgili olarak Kaymakamlığımızın yaptığı bir takım çalışmalar var. Kendi yaptığım çalışmalarla ilgili bir doküman hazırlıyorum. Isparta Gül, Halı ve Turizm Festivali var. Bunun Eğirdir basamağı vardı, Yalvaç basamağı vardı, ikisi birlikte değerlendirildi. Cumhuriyet Treni geldiğinde Kültür Bakanlığı ile işbirliği yapılarak 2 sanatçımıza Eğirdir'de konser verdirdik. Okullarımıza yönelik tiyatro çalışmaları oldu. 1999 yılında 700. yıl faaliyetleri vardı, o çerçevede bir program oldu. Bizim sosyo-kültürel faaliyetlerimiz içerisinde yine 99 yılında en çok kitap okuyan öğrenci kampanyamız vardı.
YAPILAN ÇALIŞMALAR
Göreve geldiğimizde köylere hizmet birimi yoktu. Götürebileceğimiz hizmetlerin köylere hizmet götürme birimi olmadan yapılması mümkün değildi. 1998 tarihindeki bir Bakanlar Kurulu kararına uygun olarak bu birlik kuruldu. Bunun üzerine bir takım projeler gerçekleştirdik. Bu projelerimizin üzerine sayın valimizin gelmiş olması bizim için çok büyük bir şans oldu. Vali bey köylere hizmet götürme birliklerine çok önem veren bir insan. Çok büyük kaynaklar aktardı; 2000 yılı itibariyle 104 milyar lira. Sıfır bir bütçe için bu çok büyük bir para. Belki birçok şey için pek büyük bir rakam değil, bir şey ifade etmeyebilir ama benim için çok büyük para bu. 104 milyar liralık icraat yapmışım, bana göre büyük rakam. Bir parke taşı üretim atölyesi kurduk. Kilit parke taşı valimizin ilgi duyduğu alanlardan birisi ama bu bizim projelerimiz içersinde de vardı zaten. Biz bu projeyi sadece döşeme yaparak değil de üretim yaparak da destekledik. Burada 600 bin adet parke ürettik ve bazı köylerimize de bu taşları döşedik. Akdoğan Köyü'nde 120 bin, Yukarı Gökdere'de 110 bin civarında parke taşı döşedik. Bunların dışında yanılmıyorsam 6 köyümüzde daha her birine 20-30 bin parke taşı döşeme işini yaptık.
2 ÖRNEK KÖY VAR
Valimizin seçtiği iki tane örnek köyümüz var. Birisi Yukarı Gökdere, diğeri de Eyüpler'dir. Eyüpler'de vali beyin gönderdiği kaynaklarla kanalizasyon döşendi. Yukarı Gökdere'nin sadece parke taşları döşendi. Bize göre önemli köylerden, önemli projelerden bir tanesi de Akpınar Köyü idi. Burada biz örnek Türk köyü projesi başlatmak istedik. Turizm maksatlı bir proje uygulayacaktık ama biraz güdük kaldı açıkçası. Burası Eğirdir Gölü'nü yukardan gören çok güzel bir köyümüz. 36 dönümlük çok güzel bir saha vardı, bu sahada çeşitli peyzaj uygulamaları ile oraya her yıl gelen 2 bin turisti yatırmaktı. Köyden daha yukarda tarihi bir yer var. Amacımız buraya gelen turistleri köyün istifadesine sunmaktı. Böylece o köy bundan iyi bir kazanç sağlayacaktı. Biz gitsek de kalsak da bu proje inşallah devam edecek. Asıl amaç bu değildi ama peyzaj projesi anlamında kaldı. Köylüyü bire bir turistle iç içe düşünmüştük, buna eko-turizmi de katmak istemiştik. Köylüye tam anlamıyla ifade edilebilseydi, Antalya'daki Natürland benzeri bir şey olacaktı. Ekonomik ve turizm tarafını iyi değerlendirilebilseydi köylü, soğuk davranmasaydı, proje gelişecekti. O köyün, bu sene kanalizasyonu ve parkesi de döşenecek
TARIMDA YENİ PROJE
Bir de eko-tarım konusu var. Bu kaymakamın tek başına yapacağı bir şey değil. Eko-tarım, kimyasal gübrelemenin yapılmadığı, özellikle Avrupalının da rağbet ettiği söylenen bir tarz. Tamamen tabii gübrelerden istifade edilerek yapılan bir tarım. Her şeyi doğal tarzda yapıyorsunuz, hayvan gübresi kullanıyorsunuz. Kimyasal madde kullanmadığınız için üretiminiz de ona göre az oluyor. Ama bu yöntemde, insanlarımızın zehirli madde kullanmaları biraz daha azalıyor. Ama bu bir devlet politikası olarak uygulanırsa başarılı olur, öteki türlü bir kaymakam projesi olarak güdük kalır, bu işte de öyle oldu. Bence çok önemli bir projeydi. Küçük bir köy için çok anlamlı bir projeydi. Bir başka köyde yine buna benzer bir proje üretme aşamasına geldik. Köyde muhtarla azalar arasında bir ikilik vardı, o proje köyü muhteşem bir şekilde bir araya getirdi. Bu projenin başlangıcı benim köye bir sefer gitmiş olmam. Deminki projeye de keşke bu köyde başlamış olsaydım. Bir başka projem daha vardı, onu gerçekleştiremedim. Keşke zamanım olsaydı, onu gerçekleştirmek istiyordum; çim kayağı projesi. Eğirdir'de çim kayağına yönelik çok iyi bir altyapı var. Basit bir organizasyonla bu iş gerçekleştirilebilecekti. İki köyde düşündük; bir tanesi Havutluköyü idi. Bu köyde henüz keşfedilmemiş küçük bir mağara var. Sadece önü açılacak, küçük bir patika yol yapılacak, bir greyderle kısa sürede yapılacak bir şeydi, çim kayağı yapılacaktı. Çim kayağı için bana göre burada yeterli potansiyel var; burada askeriye var, dağ komandoları var. Parasal imkansızlıklar nedeniyle bunu da yapamadık, hayata geçiremedik. Bence çok önemliydi, küçük rakamlarla ulaşabileceğimiz bir şeydi. Parke taşı işinde de öyle oldu; köylüler önce yaklaşmadılar. onların yapacağı işi benim yapmam mümkün değil. Köylülerle, muhtarla anlaşacaksınız. Muhtar, ben istiyorum, diyecek, yapacaksınız. Yani burada bir düşünce eksikliği vardı. Ürettiğimiz taşlar yığıldı kaldı. Ağustos ayı geldi bir istek patlamasıyla karşılaştık. Bu kez de taş yetiştiremez olduk. Yanlış anlaşılmasın; Kaymakamlık sadece temsil makamı olmuş, hizmet üretme makamı olmamış. Çok değerli kaymakam arkadaşlarımız var, onları yargılıyor filan değilim. Tarz meselesi bu. Ama bu sene bu gerçekleşti ve ben inanıyorum, önümüzdeki 3-5 sene içersinde bütün köylerimizde bir parke talebi olacak. Yamaç paraşütü projemiz var bizim, bunu iki sene uyguladık. Eğirdir'de alternatif turizmi geliştirmek gerekiyordu. Belki göle yönelik bir takım projeler gerçekleştirilmeliydi ama 1999 yılında Isparta Valisi Sayın Vali Dokuzoğlu'ndan aldığımız destekle ve köylere hizmet götürme birliğimizin desteğiyle 2 tandem paraşüt satın aldık. Erzincan'dan iki genç pilot arkadaşımızı temin ettik, bu arkadaşlarımız geldiler, burada bu paraşüt projesinin uygulanmasını sağladılar. En azından biz şunu gösterdik: Vardı zaten burada Süleyman Demirel Üniversitesi'nden gelen gençlerimiz burada uçuyorlardı. Yeterince netice aldığımızı söylemem mümkün değil, ama Eğirdir'de paraşütle uçulabiliyormuş denebilecek aşamaya gelmiştir, bana göre. Köylere hizmet götürme birliği ile yaptığımız çalışmalar aşağı yukarı bunlar. Eğirdir'in asayişte çok büyük bir problem yok.
YEREL YÖNETİM REFORMU
Bir konunun reform olabilmesi için bir takım şeyleri kökten değiştirmeniz lazım. Bence bu bir reform değil, adının reform olması bir işi reform yapmıyor. Reform derseniz bana göre Valinin, Kaymakamın seçimle gelmesidir. Kaymakamın güçlendirilmesidir. Yoksa siz kaymakama para vermişsiniz, belediyenin imkanlarını artırmışsınız bunlar reform değil bence. Bakanlığın hazırladığı bir kalkınma projesi var, orada diyor ki, kalkınma ilçeden başlar. Kalkınma ilçeden başlayacaksa o zaman kaymakamı güçlü hale getireceksin.
VAKIF HİZMETLERİ
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Genel Sekreterliğinden temin edilen parayla projelenen konfeksiyon atölyesi 1999 yılı içinde kuruldu. Eğirdir Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü binası içine kurulan atölyede 17 adet sanayi tipi makine bulunuyor. Proje ile fason siparişler için üretim hedefleniyor. Bu proje çerçevesinde dikilen parkalar da yardım dağıtımı için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı' na verildi. Hızır Bey Camii ve Kemerli Minare Hızır Bey Camii, Selçuk Türkleri'nin Anadolu'ya ilk geçişleri sırasında 13. Yüzyılda cami olarak inşa edildi. Hamitoğullarından Hızırbey devrinde esaslı tamir edilerek genişletildi ve adeta yeniden ihya edildi. Tarihi akışı içinde çeşitli defa yangınlara maruz kalmasına rağmen her seferinde genelde tamir edildi. Hızırbey Camii'nin doğu duvarı baştan başa sur. Bu surun altında iç kaleye bir yol geçiyor. Kapı kemerinin 4-4.5 metre üstünde güzel bir minare var. Kemerli Minare de denilen bu eser; İslam aleminin cazip ve o derecede garip eserlerinden biri. Asırlarca bu yükseklikte fırtınalara göğüs germesi sağlamlığı hakkında bir fikir veriyor. Köylere Projeler! Eğirdir'in köylerine dönük projeler de sürdürülüyor. Süt inekçiliği projesi de bunlardan biri. Bunun için de kaynak, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'ndan sağlandı. Proje kapsamında Bağıllı Köyüne, Bademli Köyüne, Sevinçbey Köyüne, Pazarköy Kasabasına inek dağıtımı yapıldı. Koyunculuk projesi çerçevesinde de kaynak yine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'ndan sağlandı. Projeden Akdoğan, Sipahiler, Yılgıncak, Akbelenli, Bağacık Köyü ile Gökçehöyük Kasabasından 32 kişi istifade etti.
DİĞER PROJELER
Köylere dönük diğer projeler seracılık, vişne ve kiraz projeleri oldu. Seracılık projesi Tarım İl Müdürlüğü ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı kaynaklı olarak gerçekleştirildi. Seracılık projesinden 12 kişi yararlandı. Vişne ve kiraz projesi kapsamında Pazarköy Ve Bağıllı' da meyveciliği teşvik amacıyla 30 çiftçi ailesine fidan verildi.