
Isparta sevdalısıyım "Mustafa Zorlu, Türk milletine ve Isparta'ya hizmet etmek için yola çıktı, her zaman Ispartalının ve Türk Milleti'nin yanında olacak. Mustafa Zorlu; hiçbir zaman Isparta'nın ve Ispartalının dışında kalmamış, bazı zamanlarda aktif, bazı zamanlarda; geçirmiş olduğu yargılanma süreci içerisinde pasif bir durumda ama mutlaka, Isparta'nın problemleri ile ilgili olan bir insan. 18 Nisan 1999 seçimlerinde MHP'den milletvekili olan Mustafa Zorlu; Isparta yıllarını ve Parlamento çalışmalarını gazetemize değerlendirdi. BİZİM Mahalli İdareler Gazetesi'nin yaptığı çalışmayı takdir ettiğini bildiren Mustafa Zorlu, değerlendirmelerinden önce "Öncelikle böyle bir röportaj düzenlediği için BİZİM Mahalli İdareler Gazetesi'nin şahsında sizlere teşekkür ediyorum. Tabii ki bizlere gelmeden önce, Isparta'mızı karış karış dolaştınız, tanıdınız; inşallah memnun kalmışsınızdır. Isparta'ya böyle bir öncelik tanıyıp 2 aya yaklaşan bir zaman içerisinde bulundunuz, böyle bir imkanı tanıdığınız için ayrıca teşekkür ediyoruz" dedi. 18 Nisan 1999 seçimlerinde Isparta'dan seçilerek parlamentoya geldiniz. Isparta için neler yapmayı düşünüyorsunuz? Şunu kesinlikle inkar etmemek lazım; ben bunu seçim döneminde de söyledim. Isparta il merkezi ve çevresi; yatırımlar noktasında bir önceliğe sahiptir. Çünkü yıllarca bu memlekette Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış bir insanın memleketi. Sulama suyu getirilmiş, sulu tarım yapılıyor, bunu yapandan Allah razı olsun, hizmet edenlerden de Allah razı olsun. Bu sayede Isparta sulu tarıma geçmiştir. İçme suyu olmayan yerimiz yok mu; var. Yolu olmayan yerimiz yok mu; var. Bunları da zahmet olacak, seçilmişler olarak bizler yapalım. Isparta'nın, bana göre, hizmet noktasında, yatırım noktasında veya neler yapıldığı noktasında en büyük ihtiyacı, biz şu anda rötuş yapıyoruz Isparta'ya. İşte, yolu olmayan yerlere yol yapıyoruz, içme suyu olmayan yerlere su götürüyoruz. Köy konağı ve düğün salonu olmayan yerlere bunları yaptırıyoruz. Asfaltı bozulan köy yollarını yaptırıyoruz. Ama bunlar, olması gereken yani devletin asli görevi. Bunlardan hiç bir siyasinin veya seçilmiş insanın kendisine paye çıkarmasına gerek yok. Bunlar, mutlaka olması gereken hadiseler. Ama bizim Isparta'da yapacağımız yatırım Isparta'nın dar kalıbını çözmek ve bunu, hem Isparta'nın hem de Türkiye'nin ekonomisine yansıtmak; bizim asli görevimiz bu olmalı. Isparta kapalı bir kutu; Organize Sanayi Bölgesi kurulmuş, işlerliği yok. Ispartalı fert itibariyle zenginliğe sahip bunu yatırıma dönüştürmemiş, fevkalade bir işsizlik problemi var. Yatırım noktasında çok eksiğiz. Maalesef, geçmişten gelen katı kalıpları kırarak, sivil toplum örgütleri, seçilmişler bir araya gelip Isparta'nın problemleri noktasında çözüm üretemiyoruz.
Neden problemlere çözüm üretilemiyor?
Isparta, yıllarca belli bir siyasi partiye hizmet etmiştir, bir! Bu kabuğu kırdık; bunu derken o siyasi partiden kaynaklandığı manasında söylemiyorum, kesinlikle öyle bir düşüncem de yok. İlk etapta şunu iyice vurgulamak gerekiyor. Muhtar, il genel meclisi üyesi, belediye meclisi üyesi, belediye başkanı, milletvekili ve devletin birim sorumluları; nefsi işleri ile değil, halkın işleri ile uğraşmalı. Bunun için de biraraya gelmeli. Ben, 18 Nisan 1999 seçimlerinden önce, birinci sıra milletvekili adayı olarak, "K 32 Programı" diye bir program yapmıştım. Daha önce milletvekili olan ve 1. sıra milletvekili adaylarına Ankara'da Isparta'nın meseleleri ile ilgili olarak, Isparta'ya yapılacak yatırımlarla ilgili olarak kaç kere biraraya geldiniz diye bir soru sordum. Bu soruma hiç bir milletvekili cevap veremedi. Şimdi aynı soruyu bana bir başka vatandaşımız sorsa ben de cevap veremem. Bizim sıkıntımız bu. Isparta'nın milletvekilleri, Isparta'nın meseleleri ile ilgili olarak biraraya gelemiyor. Memleketçilik duygusunu ön plana çıkaramıyor; ne vatandaşımız, ne de seçilmişler. Yani o sabit bakışlı, dar kalıp içerisinden kurtulup Isparta'nın meselelerini çözme noktasında, Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Birlikleri, sivil toplum örgütleri, sendikalar ve milletvekilleri maalesef biraraya gelemiyor. Biraraya gelmemesini de Isparta, acı bir fatura ile ödüyor. Burada iş kime düşüyor? Elbette ilk etapta bize düşüyor ama, devletin yetkililerine de iş düşüyor. Ben, seçildikten sonra 2 kere sadece ziyaret için, bir kere de Isparta Belediye Başkanımızla beraber, Erkan Beyin yanına ziyarette bulundum. Erkan Bey, daha benim yanıma hiç gelmedi, hoşgeldin bile demedi. Bu önemli değil; Ramazan Gül'e de ziyarette bulundum, odasına gittim ama, daha bizim yanımıza gelmedi. Şimdi şunu söylemek istiyorum; bunlar yani gelip gitmemeler, problem yapılacak hadiseler değil. Ama, en basit hoşgörüye dayalı, toplumun bütün kesimlerinin uyguladığı ama bizim biraraya gelemediğimize göre, yatırımlar noktasında bir sıkıntımız var demektir. Isparta milletvekillerine, seçilmişlere, buradan çağrım; nefis meselelerini bir yanı bırakıp Isparta'nın meseleleri için mutlaka ve mutlaka bir araya gelmemizdir. Bundan hem biz kazanırız, manevi yönden, hem de Ispartalı kazanır. Ispartalı, hem manevi yönden kazanır, hem maddi yönden kazanır. Şu anda Ticaret ve Sanayi Odası tarafından Isparta'ya yapılacak olan yatırımlar şunlardır veya şunlar olmalıdır, şunlar yapılırsa daha iyi olur diye, bir milletvekili olarak daha hiç bir şey gelmedi. Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ile bir röportaj yaptım, siyasetçilerin destekleri var mı diye sordum. Bırakınız bir araya gelmeyi, destek vermeyi, yazdığım resmi yazılarıma cevap dahi alamadım dediler.
Mustafa Zorlu olarak buna ne diyeceksiniz?
Şimdi, tabii bütün insanların düşüncesine saygı duyuyorum. Ben bu konu ile ilgili olarak Isparta Demokrasi Gazetesine bir röportaj vermiştim. Orada da söyledim; tabii böyle bir soruya muhatap olmadan bir cevap vermiştim. Şimdi bu konuda şunu söylemek istiyorum. Biraz önce söyledim, tekrar ediyorum seçilmişlerde nefis olmaz. Biz Isparta'da bir Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaşadık, çok çekişmeli geçti. Mesela bizim desteklediğimiz yönetim, toplam bütün gruplarda 21 oyla kaybetti. Bundan bir burukluğa büründük, ancak kazananlara da hayırlı olsun dedik. Bu seçimlerden sonra, 3-4 ay bizim Ticaret ve Sanayi Odası ile bir bağımız olmadı. Ne bizden yana bir adım atıldı, ne de seçilenlerden yani Ticaret ve Sanayi Odası yöneticilerinden yana bir adım atıldı. Daha sonrasında bana bir toplantı için davetiye geldi, gittim bu toplantıya katıldım. Yani ben burada bir adım attım. Bu toplantının bir ay sonrasında bana Ticaret ve Sanayi Odası'ndan bir yazı geldi. Yazı şu; diyor ki; "Biz Sanayi Bakanlığımıza bir yazı yazdık, Sanayi Bakanlığımızdan yetkililerin Isparta'ya gelmesi konusunda yardımlarınızı rica ederiz..." Şimdi hepimiz Ispartalıyız ve Isparta'mızı çok da seviyoruz. Yani Isparta sevdalısıyım diyenlerden de, ben Isparta için çalışıyorum diyenlerden de daha fazla Isparta'yı seviyorum. Ben bunu da iddia ediyorum, hiç kimse benden fazla Isparta'yı sevemez; bunları ciddi söylüyorum.
Peki, şimdi bu Isparta sevdalısı varken, Ticaret ve Sanayi Odası'nın bana bu türlü resmi bir yazı göndermesinin esprisi nedir?
Her hafta gelip gidiyoruz memleketimize. Arasınlar, sayın milletvekilim bir görüşelim desinler. Bir samimiyet doğması lazım aramızda, ben onu anlatmaya çalışıyorum, onu vurgulamaya çalışıyorum. Seçilmişlerde nefis olmadığı için onu vurgulamaya çalışıyorum. Bana telefon et, sayın milletvekilim Isparta'ya ait böyle bir konu var, Isparta'ya yapılacak yatırımlar noktasında Ticaret ve Sanayi Bakanlığı'ndan bir heyet gelir, organize sanayimize bir canlılık kazandırırsa, Isparta'ya yapılacak olan yatırımlar noktasında neler olabileceği konusunda düşüncelerimizi aktarıp devletin yetkililerinden de görüş alacak olursak çok iyi olur desin, biz de bunu sağlayalım. Bana resmi yazı yazan bir insana, ben resmi cevap mı vereceğim; ne girmiş aramıza. Bir şey mi var aramızda? Paylaşamadığımız bir hadise mi var aramızda da, bana cevap versin deniyor. Resmi olarak ne imiş, samimi olarak cevap verilir. Ticaret ve Sanayi Odası yetkililerinin ayın 16'sında yapılacak olan toplantısı var. 15'i akşamında biz, değişik illerden gelen Ticaret ve Sanayi Odası yöneticileri arkadaşlarımızla sohbet ediyoruz. Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız da geldi. Kalktım, hoşgeldin başkan dedim. Arkadaşlarımızın lütfen oturun demesine rağmen, milletvekilinin olduğu yere oturmayan bir insandaki samimiyet ne olabilir! Böyle bir insan Isparta'ya ne yapabilir! Ispartalı meselelerin çözümü noktasında bizden samimiyet bekliyor. Yok ben ona resmi yazı yazacakmışım. Ben girişimlerimi yaptım, Sanayi Bakanlığı Müsteşarı Adem Beyle görüştüm. Sayın hocam böyle bir durumumuz var ne yapalım diye sordum. "Sayın milletvekilim bayramdan sonra, hangi konularda kimleri istiyorsanız gönderelim, orada incelemelerde bulunsunlar, yetkililerle görüşsünler" dediler. Şimdi ben bunu resmi yazı ile mi bildireceğim Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı'na! Yani bu kadar ucube bir şey olamaz. Isparta'ya yatırımları ve 23 trilyonluk ödeneği sizin engellediğiniz iddia ediliyor. Ayrıca bu durum "Vatan hainliği" olarak değerlendiriliyor. İddialar için neler söyleyeceksiniz? Böyle bir şeyi yapan hem Isparta, hem de vatan hainidir, bu doğru. Ama yapan için geçerli. Yapmadan, yaptı diyen de vatan haini, Isparta haini, veya hangi yöredense o yörenin haini. Biz Isparta'nın milletvekiliyiz, Isparta'da 1. parti olmuşuz, bu insanlar bize 63.000 oy vermiş. Allah hepsinden bin kere razı olsun, MHP'yi 1. parti yapmışlar. Biz de hemen milletvekili beratımızı aldığımızda, parti rozetimizi çıkardık ve orada ant içtik; bundan sonra particilik yapmayacağız, hizmet yapacağız diye. Tekrar söylüyorum, hizmette particilik olmaz. Ne sağlık hizmetinde olur, ne eğitim hizmetinde olur, ne ulaşımda, ne içme suyunda, ne köy konağında. Yani oradan su içecek olan insanlar; MHP'liler, A kanalından, CHP'liler B kanalından içsin gibi bir mantık olur mu, olmaz. Isparta'ya 1 kuruş fazla çıkaran her kimse, ondan Allah razı olsun. Ama Isparta'ya gelecek olan yatırım noktasında, kim engellediyse Allah onun cezasını versin. Demeden dedi diyenin de cezasını versin. Ama bunu siyasi rant yaparak, böyle bir şey yokken eğer olduysa, olmadan oldu gibi bundan söz edenler varsa, Allah onların da belasını versin. Evet, her şeyden önce biz Isparta milletvekiliyiz ama, aynı zamanda Türk milletinin de temsilcileriyiz. Bütün milletvekilleri kendi memleketine 1 kuruş fazla yatırım çıkarmanın sevdasında iken, Isparta milletvekillerinden kim olursa olsun, Isparta'ya yatırımı engelleyici bir durum içerisine girerse; o insanlara, o halka ihanet etmiş olur. Bunun, nereden çıktığını, nasıl olduğunu siyasi edep doğrultusunda şu anda söylemiyorum. Ama zamanı geldiğinde Isparta kamuoyuna söyleyeceğim. Öyle bir şey yok, olması da mümkün değil; olamaz da. Haa, böyle bir şeyi duyarsam, kanımın son damlasına kadar engellemek için de uğraşırım.
Isparta'da şu anda devam eden projeler var mı?
Bunu önce, Isparta meselesinden ziyade, Türkiye'deki yatırımlar olarak değerlendirelim; sonra Isparta'mıza gelelim. Şunu açıkça söyleyeyim; maalesef ben bütün konuşmalarımda, iki kere grubum adına konuşma yaptım yatırımlarla ilgili olarak da geçmişte yatırımcı olmamız ve buraya gelip araştırmamız neticesinde şunu gördük: Mevcut, yapılacak veya yapılmış, yani devam eden veya ihaleye çıkarılacak olan yatırımlar maalesef belli bir süreçten geçip belli bir planlamadan geçip yapılmış hadiseler değil. Şu anda Türkiye'de mevcut devam eden yollar, göletler, barajlar, kanaletlerin hepsini bu sene bitirebilirim derseniz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bütçesi şu anda buna yetmez. Bu yatırımlardaki plansızlık, gölet yapıldı demişim de, ihaleye çıktı demişim de, ben de bu hizmeti yaptım diyeyim mantığı ile yapılan bir siyasi ranttır. Bu yatırımları isim olarak hatırlıyor musunuz? İsim olarak tabii, Senirkent'te, Kabaca'da, Yalvaç/Bağkonak'ta, Gelendost/Keçili, Bağcı göleti gibi bir çok göletimiz var. Bunlar yüzde 80 bitme durumunda olan işler. Eğer bu planlama sırası ile düzgün yapılırsa bunları bitirtiriz. Ayrılan ödenekleri de biliyoruz, bu durumda bunların bitmesi mümkün değil ama biz yine her zaman olduğu gibi uğraşacağız. Ama fonlardan, ama ödeneklerden, ama başlanmamış bir takım işlerden ödenekler aktararak bölgemizdeki mevcut bitme durumuna gelen işlerin bitirilmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Isparta'nın biri muhalefet milletvekili, 3'ü de iktidar milletvekili, bunlardan biri de bakan 4 tane milletvekili bir araya gelse, arkadaşlar biz hep beraber bir konunun ucundan tutalım desek, aramızda konulara göre bir işbölümü yapsak, hazırlıklarımızı yapsak, ondan sonra da masaya yatırılacak yatırımlar noktasında plan bütçe görüşmelerinde ağırlık versek, Isparta'ya yatırımları çıkarsak veya çok lüzumlu olan yeni yatırımların çıkması noktasında ağır bassak zor mu geliyor! Biz bunu yapalım. Efendim falanca tarihte Isparta'ya şu kadar ödenek ayrılmıştı, şimdi az geliyor; bunlar ucuz politika. Devletin durumu orta yerde, millet şimdi kan ağlıyor. Yani milletin cebinden alınan paraların lüzumsuz yere aktarılacak yatırıma gitme zamanı değil. Önce milletin kanayan yarasını durdurmamız gerekiyor. Hem Isparta'yı, hem Türkiye'yi düşünüyoruz. Isparta'mı çok seviyorum ama, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve Türk milletini her şeyden daha fazla seviyorum.
Isparta'nın sizce en acil çözümlenmesi gereken sorunları nelerdir? Isparta'ya MHP'nin damga vuracağı yatırım ne olabilir?
Isparta'mızın en önemli sorunu organize sanayi bölgemize işlerlik kazandırılmasıdır; birinci sorun bu. İkinci sorun sizin de gezip gördüğünüz gibi Isparta bir tarım şehri, tarıma dayalı sanayilerin bölgemize mutlaka ve mutlaka kurulması gerekiyor. Bununla ilgili sizin çabanız var mı derseniz, evet var. Bunlarla ilgili olarak uğraşıyorum, aşağı yukarı bir yılı aşkın bir süredir bir takım çalışmalar içerisindeyim. Allah nasip ederse bunların da meyvelerini almak üzereyim. Yetkililerle görüşüyorum, hatta bunlarla ilgili olarak Çin'e gidiyorum.
Bu görüşmeler neticesinde olumlu havayı yakaladığımız anda, Isparta kamuoyuna duyuracağız. Nedir bunlar?
Meyve fabrikası. Bu meyve suyu fabrikası olabilir, konsantresi olabilir, toz olabilir. Bir de organik gübre fabrikası; bu da ağacın kökünden ve yaprağından verilen bir hadise. Belçika'da bir firma ile görüştük, zaten bu firmanın Belçika ve Hollanda'da iki tane organik gübre fabrikası var, bu insanlarla görüştük. Nisan ayında Isparta'ya gelecekler, bölgemizi gezecekler, inceleyecekler. Üniversitemizle görüşüyorum, onlar bir hazırlık yapacaklar, biz de bir hazırlık yaptık. Dolayısıyla memleketimize yatırımı yapacağız. Efendim Senirkent bölgemizin suma fabrikası var. Gerçi bu daha sonra siyasi rant şekline getirilip "Yok Isparta'ya yapılsın, yok Gönen'e yapılsın, yok Yalvaç'a yapılsın" gibi bir takım spekülasyonlar yapıldı. Bunlar yanlış. Bu sumanın hammaddesi olan üzüm, Senirkent bölgemizde yetişiyor. onun için hak Senirkent bölgemizin. Hiç kimsenin, siyasi rant peşinde koşup şöyle veya böyle yapmasına gerek yok. Yalvaç bölgemizin deri sanayisi gelişmiş durumda. Deri organize sanayisini ve dericiliği canlandıracak yatırımın oraya yapılması gerekiyor. "Tarih Demirel'siz Yazılmaz" MHP Isparta Milletvekili Mustafa Zorlu "Süleyman Demirel bir gerçektir ve ülkeye hizmet etmiştir" dedi.
Demirel hakkındaki düşüncelerini gazetemize açıklayan Zorlu "Sayın Demirel hakkındaki düşüncelerinizi almak istersem neler söylersiniz? Bir de siyasete hazırlanıyor, yeniden siyasete atılacak sözleri var. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki sorumuza verdiği cevapta şunları söyledi:
"Öncelikle Cumhurbaşkanımız sayın Süleyman Demirel'e hem ülkemize, hem Isparta'mıza yapmış olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Hem Isparta tarihinin, hem Türkiye tarihinin, Süleyman Demirel olmadan yazılması mümkün değil. Süleyman Demirel, bir gerçektir ve bu ülkeye hizmet etmiştir. onsuz da bir tarih yazılması mümkün değildir. Ama tarih, doğrularını, gerçeklerini ve eleştirilerini belli bir zaman sonra değerlendirir. SİYASETE ATILMAZ Şahsım itibariyle benim, Süleyman Demirel ile hiç bir sıkıntım olmadı, olması da mümkün değil. Sayın Süleyman Demirel'in siyasete atılması noktasına gelince, ben siyasete atılacağına inanmıyorum. Hem şahıs olarak, hem Ispartalı olarak, hem de Ispartalı milletvekili olarak da inanmıyorum. Çünkü, sayın Demirel'in siyasete atılabilmesi için önce önüne bir hadisenin gelmesi gerekiyor. Yani siyasete atılmasını isteyenlerin, bunu sayın Demirel'e göstermesi gerekiyor. ÖNÜNÜ GÖRMELİ Yılların birikimi, yılların siyasetçisi, yılların devlet adamlığı yapmış bir sayın Demirel'in, önünü görmeden siyasete atılması mümkün değildir. Şu anda siyasete girsin diyenlerin de yanına gidip gelenlerin de ülkedeki potansiyeli belli. Böyle mevcut bir potansiyelde, yani potansiyeli olmayan bir potansiyelde sayın Demirel'in onların önüne düşüp siyasete gireceğine kesinlikle inanmıyorum. Kendilerinin bu ülkeye yapacağı siyasi hizmetler bitmiştir. Şu anda, eski Başbakan, eski Cumhurbaşkanı, yılların birikimine sahip bir kişi olarak devletin yanında olan sayın Süleyman Demirel olarak da bu ülkeye ve bu ülkenin insanına hizmet edeceğini düşünüyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yasanın değişmesi doğrultusunda oy kullandım, bugün olsa gene kullanırım. Bu bir memleketçiliktir, hem ülke sevdası var, hem memleketçilik var. "Hükümet, rant çevreleri ile yaptığı bilek güreşini kaybetti" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Isparta Milletvekili Mustafa Zorlu, yaşanan ekonomik krizle ilgili olarak, hükümetin, rant çevreleri karşısında yenildiğini .bir milletvekili olarak düşündüğünü açıkladı. Mustafa Zorlu "Bir dahakinde de kaybedecek miyiz? İnşallah, Cenabı Allah büyük; milletimizin desteği ve güveni ile bu sefer başarı kazanırız. Çünkü bunda güven çok önemli. Yani, demin saydığım o üç ana unsur dışında, hangi program olursa olsun, mutlaka ve mutlaka milletin güveni ve desteği olmadıktan sonra, dünyanın en iyi reçetesi de işe yaramaz" dedi. Mustafa Zorlu "Şu anki Türkiye'nin durumuna bir bakalım; devalüasyonun adı kur dalgalanması oldu.
Halk bitkin durumda, şu an Türkiye'ye baktığınız zaman durumu nasıl görüyorsunuz, nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye'yi getirdiğiniz bu durumdan memnun musunuz?" sorusuna verdiği cevapta şunları söyledi:
GERÇEKLER ANLATILMALI "Ben hem bir vatandaş, hem Ispartalı, hem de Isparta'nın bir milletvekili olarak bu sorunuza cevap vereyim. Türkiye'nin gerçekleri anlatılırken siyasi rant güdülmesinin de bir esprisi yok. Çünkü Türkiye üzerine siyasi rant oynanmaz, siyasi rant yapılmaz. Bu ülkede yaşayan insanlar olarak, batacaksak hep beraber batacağız, kurtulacaksak yine hep beraber kurtulacağız. O halde, bu geminin içerisinde olan insanların, Türkiye'nin gerçeği ile yüzyüze olmasında büyük fayda var. Bazı gerçekleri ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz, toplum da biliyor. Bir takım failler de dışarıda yaşıyor şu anda, onları da biliyoruz. Türkiye'nin maalesef şu anda durumu iyi değil ama, bu böyle gidecek mi? Hayır! Bu böyle gitmeyecek; mutlaka ve mutlaka düzelecek, başka da şansımız ve alternatifimiz yok. Bu iş düzelirken, ben şuna kesinlikle katılmıyorum iktidarda olduğumuz için değil, bir milletvekili ve bir vatandaş olarak söylüyorum ben bunu şu anda ülkenin gündemine erken seçimin gelmesi, milli mutabakat hükümeti kurulması veya bir takım sivil toplum örgütlerinden bürokratlardan oluşacak bir hükümetin kurulması ve arkasından seçime gidilmesi gibi senaryolar, bu ülkeye ihanettir. Çünkü şu anda bizim öyle bir lüksümüz yok. İster iktidarda, ister muhalefette olalım, bütün siyasilerin şu anda yapması gereken hadise bu ülkenin selameti açısından birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmeleridir. Bir takım siyasiler diyorlar ki; "Efendim işte biz, ülkeyi şöyle devrettik de, böyle böyle oldu da ülkeyi siz bu hale getirdiniz de, çiftçiye eziyet ettiniz de, köylüye bunu yaptınız da" gibi bir takım ucuz politikalarla şu andaki hissiyattan kaynaklanan hadiseleri de göz önünde bulundurup onları da arkalarına alarak, bir takım yaptırımlara gitmenin sevdasına düşmüş durumdalar. KURTULUŞ İÇİN 3 UNSUR
Türkiye'nin kurtuluşu bana göre, üç temel unsura bağlı. Şu anda ülkemizin içinde bulunmuş olduğu kıskaçtan dolayı ithalatımız, ihracatımızın iki katı. İhracatımızı ön plana çıkarıp ihracat yapmamız gerekiyor. Yani üretime gitmemiz, yatırım yapmamız ve böylelikle de istihdam sorununa çözüm bulmamız gerekiyor. Bunu mutlaka ve mutlaka gerçekleştirmek gerekiyor. Bunu kiminle gerçekleştireceğiz; elbette Türk milleti ile gerçekleştireceğiz. İkincisi kamu kaynaklarının, en kısa zamanda özelleştirmesi sağlanarak, tatbikata geçirilerek gelen paraların rantabl bir şekilde ülke insanına, işletmecisine, esnafına, çiftçisine aktarılması gerekiyor. Üçüncüsü, yolsuzlukların mutlaka ve mutlaka önüne geçilmesi gerekiyor. Reçetemiz bu. Siyasi olarak da maalesef bu ülkeyi yönetenler, dürüst, ahlaklı bir yönetim tarzı da yapmamış. Sırf oy avcılığı için, bu ülkenin insanına ihanet etme durumuna gelmişler. Devlet olarak insanımıza hizmet etmek asli görevimizdir. Ben gitmişim, ama Halk Bankası, ama Ziraat Bankası aracılığı ile çiftçiye, köylüye, esnafa, ithalatçıya, ihracatçıya kredi vermişim. Kaçtan vermişim, örnek yüzde 30'dan vermişim. Dönem sonu gelmiş bu para yatacak, ya seçim gelmiş veya hükümetler bakmışlar halkın gözünden düşecekler, erteledim senin borcunu demiş. Bunun sonunda da enflasyon yüzde 100 çıkmış. Yani yüzde 30'luk bir parayı kurtarabilmek için yüzde 200'lük, yüzde 300'lük bir zarar söz konusu. ondan sonra çıkmış, işte biz halkımıza şöyle yadım ettik, çiftçimize böyle yardım ettik. Neticede rant çevrelerine kazanç sağlanmıştır. Şu anda 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, milletvekili olarak söylüyorum; rant çevreleri ile yaptığı bilek güreşini kaybetmiştir. Bir dahakinde de kaybedecek miyiz? İnşallah, Cenabı Allah büyük; milletimizin desteği ve güveni ile bu sefer başarı kazanırız. Çünkü bunda güven çok önemli.
Şimdi halk, devlete mi inanacak, bölgesine gelen yatırıma mı inanacak. Kimin getirdiğine inanacak, halk büyük bir hayal kırıklığına düşmüş durumda. Şimdi burada samimi olmak gerekiyor. Öncelikle şudur samimiyet; bu yapılan yatırımlar devletin asli görevidir. Devletin yetkilileri bu işlerde siyasilerle birlikte hareket edemezler, etmemeliler. Ederse, o zaman devletin yetkili olan icra makamını bırakacak, siyasete soyunacak. Yanlışlık burada. Şimdi ben gidip herhangi bir kaymakamı, herhangi devletin bir yetkilisini yanıma alıp bu yatırımı ben getiriyorum dediğim zaman, devletin yetkilisi oradan evet siz getiriyorsunuz dediği zaman ne olacak? Benim oradaki prestijim artacak. Peki devletin yetkilisinin buna girmesinin gereği var mı? Ben hiç bir zaman köylerime giderken, bırakın kaymakamı, devletin bir yetkilisini dahi almadım yanıma. Sebep bu; yani devletin yetkililerinin siyasete karıştırılmaması gerekiyor, siyasilerin de bunu zorlamaması gerekiyor.
Şimdi, A bakanı, A köyüne gidip bunu ben getirdim dediği zaman, sayın bakan evet siz getirdiniz derse halk neye inanacak? Peki bunlar cebinden mi geliyor? Yoo, kim gönderiyor?
Devletten gelen yatırımlar bunlar. Devletten gelen yatırımların sahiplenilmesi bile yanlıştır. Şunu vurgulamak istiyorum; biz bazı ilçelerimizin bir takım köylerine İller Bankası'ndan ödenek çıkardık, parke taşı yapılması ile ve köy konağı yapılması ile ilgili olarak. Burada şunu vurgulamak istiyorum. 18 Nisan 1999 seçimlerine kadar, 174 köyden toplam 37 tanesine ödenek çıkmıştır. Biz iktidara geldikten sonra, işte geçmiş zamanlarda olduğu gibi, siyasilerin dediği gibi, milletvekillerinin veya bakanların dediği gibi, muhtar yanına varıp da "Sayın milletvekilim, sayın bakanım köyümüze ödenek istiyoruz" dediğinde, kaç tane oy verdin de sen benden hangi yüzle hizmet istiyorsun diye Allah'a şükür hiç kimseye demedik, demeyiz de. Çünkü biz, hizmette particilik olmaz diyoruz. Biz iktidara geldikten sonra 150'ye yakın köye MHP milletvekilleri olarak ödenek çıkartmışız. İller Bankası marifetiyle Bayındırlık Bakanlığı'ndan, ilçemize, kasabamıza partisi ne olursa olsun, teknik araştırmada ödenek tanıdık, az veya çok ama çıkardık. Projesi olanlara çıkardık, daha da çıkarmaya uğraşıyoruz. Gönül istiyor ki, tamamın çıkaralım, istenilen veya gönüllerinden geçen rakamlar doğrultusunda çıkarmak istiyoruz ama yetmiyoruz.
Neden yetmiyoruz?
Devletin gücü ortada. Bundan siyaset olmaz, olmamalı ama, köylerimize gelen ödeneklerin tamamı MHP milletvekillerinin uğraşlarıyla Bayındırlık Bakanımızın da Isparta'ya göstermiş olduğu teveccüh doğrultusunda çıkmıştır. Burada sırası gelmişken, Bayındırlık Bakanı sayın Koray Aydın'a teşekkürlerimi arz ediyorum. Isparta'nın köyleri ile ilgili olarak götürmüş olduğumuz yatırımlarda şimdiye kadar bizi geri çevirmemiştir. Her köyümüze de ödenek çıkarmışızdır. Hangi köyümüz, Bayındırlık İl Müdürlüğü marifetiyle resmi olarak başvurduysa, tamamına ödenek çıkardık. Ödenek çıkarmadığımız hiç bir köy yoktur. Dolayısıyla, şu kadar oy çıktı da ona göre yatırım yapılıyor gibi bir felsefemiz de yok. Bunu şimdiye kadar yapanlar, bu tür davrananlar, hem Ispartalının, hem Cenabı Allah'ın nezdinde sorumluluklarını hatırlasınlar. Milletvekili sayın Osman Gazi Aksoy ile aranızın iyi olmadığı, anlaşamadığınız dedikoduları var.
Bu konuya açıklık getirebilir misiniz?
Şimdi öncelikle şunu vurgulamak istiyorum; bir kez daha vurgulamak istiyorum. Seçilmişler olarak bizim nefis yapma lüksümüz olamaz, böyle bir lüksümüz yoktur. Kendi partimiz olan MHP'de hem teşkilatlar bazında, hem de seçilmişler bazında bakacak olursak hadiseye, bizim aramızda bir huzursuzluğun olması mümkün değil. Öyle bir huzursuzluğumuz da yok.
Şöyle bir örnek verelim; çocuk evinden çıkar okuluna gider, okuluna giderken bir taksi su sıçrattı, çocuğun üzeri kirlendi diyelim; şimdi suçlu çocuk mu taksici mi? Yoksa o yolda suyun birikmesi mi?
Isparta'da maalesef yıllardan beri bir oluşum var, bir yapılanma var. Milletvekilleri ile partiler, partilerle belediye başkanları arasında. Efendim delege ile kendi teşkilatları arasında ve A siyasi partisi ile B siyasi partisi arasında bir birliktelik yok. Çünkü Ispartacılık, yani memleketçilik mefhumu gelişmemiştir. Şimdi buna o gözle bakanlar, her türlü meseleyi bu manada değerlendirmeye çalışıyorlar. Isparta milletvekilleri arasında huzursuzluk yok. Milletvekilleri ile belediye başkanları arasında bir huzursuzluk yok. Isparta'nın seçilmişleri ile teşkilatları arasında bir problem yok. Biz bu insanlarla her zaman beraberiz, her zaman görüşür, konuşuruz. Ama, A dairesine bir atama yapılacak, birden fazla isim ortaya atılır, oturulur, konuşulur. Bunlardan biri atanır. Bu dışarıya yansıdığı zaman, yok Osman Bey, şu ismi istemiş, teşkilat bu ismi istemiş böyle bir şey söz konusu değil. Herkes görüşünü söyler, ortak olan bir noktada buluşulur ve bir atama yapılır. Bunu Isparta'da özellikle kullanan çevreler var, bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Bu işten rant sağlamak isteyen insanlar var. Nedir? Gelecek bana diyecek ki, Osman Bey sizin hakkınızda şöyle dedi, gidecek aynı şahıs bu sefer Osman Beye, Mustafa Bey sizin hakkınızda böyle dedi. Hem benden, hem Osman Beyden, hem teşkilatta milletvekilleriniz sizin için şöyle dedi diye bir rant sağlamaya çalışıyorlar. Bu oyun Türkiye'de de oluyor, Isparta'da da oluyor. Benim burada üzerinde duracağım bir nokta var; devletin temsilcilerinin böyle bir oyunun içerisinde yer alması kadar düşüklük olamaz. Böyle bir şey varsa bile devletin temsilcisi, bunu gündeme getiremez; özel veya resmi sohbetlerinde bunu gündeme getiremez. Böyle bir lüksü olamaz. O halde bunu herkes kullanıyorsa veya kullanmak istiyorsa şu konuyu vurgulamak gerekiyor. Hiç kimse kendisine böyle bir sevdaya düşmesin. MHP'nin milletvekilleri ülkücüdür. Ülkücülük, Türk-İslam ülküsünü kendisinde benimseyen insanların teşkil ettirdiği bir sistemdir. Bu ülkü, Türk milletine hizmet etme ülküsüdür. Cenabı Allah'ın adı adına, onun rızası doğrultusunda hizmet etmedir. Böyle ulvi bir davadan gelen insanlar arasında problem olması mümkün değil. Hem Isparta'ya, hem Türkiye'ye hizmet yönünde hiç kimse heveslenmesin, heveslenenlerin hepsinin hevesi kursağında kalır. Isparta'nın dünü ile bugünü arasındaki en büyük fark nedir? 1932 Isparta'sı ile 2001 yılının Isparta'sı arasındaki farklar nelerdir? Yatırımlar noktasından ele alacak olursak, büyük bir farklılık var. Kültür, örf, adet, töre noktasından bakacak olursan da maalesef Isparta yozlaşmış. Çünkü, geleneklerimiz, göreneklerimiz, adetlerimiz, şölenlerimiz, festivallerimiz çok fazlaydı. Bunlar şu anda uygulanmıyor. Hemen bir örnek vereyim; Isparta'mızın meşhur bir kiraz bayramı vardı, 15-20 gün sürerdi. Bu bayramda gençler, aileler, hep bahçelerde olur, gençler dolaşırdı. Kızlar, delikanlılar, birbirlerini ancak orada görebilirlerdi; bunlar bitti. Kirazımız bitince bu da bitti.
Devam ettirilmez miydi?
Ettirilirdi. Belediye Başkanımızın gayretleri ile birincisi düzenlendi, ikincisi de düzenlenecek. Bu çaba var da o geçmişteki tadı ve lezzeti bulamıyoruz. Mesela, ben lisede okurken, bizim ayakkabıcılar çarşısı dediğimiz bir yerimiz var. Ben oradan geçerken, ailemden korkmadığım kadar, oradaki esnaftan korkardım. Yani oradan geçerken mutlaka üzerimi düzeltirdim. Sağımda, solumda bir eksiklik, bir fazlalık var mı diye bakardım. Neden? Çünkü oradaki esnaf sanki bizim kontrol mekanizmamızdı, öyle bir güdü vardı içimizde. Eğer bir hatamız, eksiğimiz veya elbisemizde bir kusurumuz varsa, hemen esnafın biri oradan bizi çağırır, evladım öyle değil, şöyle yap diye bir ikazla karşılaşırdık. Bunlar, belki o an için bizim nefsimize hoş gelmeyebilirdi ama düşündüğümüz zaman, bunlar çok güzel hadiselerdi. Saygı ortamı, bütün toplumumuzda olduğu gibi Isparta'da da yavaşladı, azaldı. Bunlar tabii istemediğimiz, olmaması gereken hadiseler. Bir büyük görüldüğü zaman gösterilen sevgi, saygı şu anda gösterilmiyor. Toplum olarak dejenereye uğradık; bunun görüntülerini Isparta'da da görüyoruz. Dediğim gibi kültür değerleri itibarıyla bir yozlaşmamız var Isparta'da.
Yatırımlar noktasında, o günden beri ne olmuştur, ne değişmiştir Isparta'da?
Şimdi buradaki değişiklik şu: Biz milletvekili olarak bunu baz alacak olursak, olay bir hadise değil, bir tarih demek daha doğrudur. Hatta çeyrek asırlık bir tarih demek bu. Sayın Süleyman Demirel'in şahsında Isparta'da bir tarih var. Bunu insanlarımız sevse de sevmese de, beğense de beğenmese de, kabul etse de etmese de Süleyman Demirel, Isparta için bir tarihtir ve damgasını vurmuştur. Süleyman Demirel olmadan, böyle bir Isparta'nın olması mümkün değil; o tarihin yazılması da mümkün değil. Başbakan olarak da hizmet etmiş, Cumhurbaşkanı olar da hizmet etmiş. Seçilmiş milletvekilleri kendi inisiyatifleri doğrultusunda değil, gelen talepleri Sayın Süleyman Demirel'e iletmişler. Hem Başbakanlığı, hem Cumhurbaşkanlığı döneminde. O da, bu hizmetlerin gelmesi noktasında katkıda bulunmuş, çaba sarf etmiştir. Araştırma milletvekillerinden; çaba göstermek, sağlamak Sayın Süleyman Demirel'den. Bizim şu anda böyle bir şansımız da lüksümüz de yok. Bütün yük milletvekillerinde. İşte Isparta milletvekilleri olarak bunu aşıp Isparta'ya hizmet etmemiz gerekiyor. Bu öyle kolay bir hadise değil, olay olarak kabul edilebilecek bir hadise de değil. Ben sayın Süleyman Demirel ile çok kısa bir süre çalıştım, o da Cumhurbaşkanlığı döneminde. Biz zaten geldiğimizde, o da Cumhurbaşkanı olduğu için, Isparta'ya neler yapabiliriz konusunda kendimizi motive ettik. Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılınca da bu motivemize daha fazla güç katarak hizmet etme noktasına girdik. En büyük farklılık bu. onun için işimiz zor, hizmet etmek zorundayız. Bir de dışardan bakıldığı zaman; Isparta'nın hiç bir yatırıma ihtiyacı yok, her şeyi bitmiş, her türlü altyapıyı tamamlamış, yatırımını tamamlamış bir memleket görüntüsü var ama, bu böyle değil. İşte bu açmazımızı aşıp Isparta'mıza yatırım götürmemiz gerekiyor.
Gazetemiz aracılığıyla Ispartalılara ve Türk Milleti'ne olan mesajınızı alabilir miyiz?
Öncelikle, Isparta halkına mesajım şu: Bizler, toplumun içinden gelen gerçekleriz. Kendi şahsım olarak şunu söylüyorum: Mustafa Zorlu olarak ben bu toplumun gerçeğiyim, toplum içerisinden gelen bir insanım. Benim rahmetli babam berber. Bu toplumun içerisinden gelen bir insanım. Ne dışarıda eğitim gördüm, ne de efendime söyleyeyim, belirli işlerin lobilerin desteği ile bugünlere geldim. Sadece ve sadece Isparta halkının destek ve güveni ile ben bugünlere geldim. Partisi ne olursa olsun, ben bütün Ispartalıların emrindeyim. Bütün Ispartalılara hizmet etmek için uğraş veriyorum ve vereceğim. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Hem Isparta, hem Türkiye genelindeki söyleyebileceğim hadise şudur: Ülkemizin mevcut kaynakları bellidir. Ülkemizin kaynaklarının bugün kadar nasıl kullanıldığı da bellidir. Bu kaynakların kullanılma noktasında kamu, bürokrat, siyasetçi, sivil toplum örgütleri, şimdiye kadar yanlışlık yapmıştır. Her kesim yanlışlık yapmıştır, bunun faturasını da bütün Türk milleti olarak ödüyoruz. İşte önemli olan bundan sonra bu yanlışlıkları yapmamak ve hangi hükümet olursa olsun, şu anda ülkenin başında hangi hükümet olursa olsun, ki 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti vardır; Türk milleti mutlaka hükümete güvenmelidir. Bu güven tesis edilmediği müddetçe memleketimiz kurtulmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kendine gelmesi ve dolayısı ile Türk Milleti'nin yüzünün gülmesi mümkün değildir. Şunu da özellikle vurgulamak istiyorum: MHP, bu toplumun bir şansıdır. 18 Nisan 1999 seçimlerinde yüzde 18'lik oy alarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ikinci sırada girmiş ve toplumumuz da Türk Milleti de böyle bir teveccüh göstermiştir. Siyasetin ve siyasetçilerin ombudsmanı MHP ve onun Genel Başkanı sayın Dr. Devlet Bahçeli'dir. Bu Türk milleti için bir güven unsurudur. MHP Genel Başkanı sayın Dr. Devlet Bahçeli, hem Türkiye Cumhuriyeti'nin hem de bütün Türk devletlerinin tek lideridir. onlar, bütün Türk milleti ve bütün Türki Cumhuriyetler emin olsun ki, bir günde 3 veya 3.5 saatini uyku ile geçiren bir lidere sahiptir. Her an, her zaman, her atmosferde, Türk milletinden ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden başka hiç bir şey düşünmeyen bir lidere sahibiz. Bu da bizim en büyük avantajımızdır. Böyle bir genel başkanla çalıştığım için de çok mutluyum. Isparta'nın Senirkent ilçesine kurulması düşünülen demeyeyim de mevcut yatırım programına alınmış olan suma fabrikası Doğru Yol Partisi Milletvekili sayın Ramazan Gül ile yaptığımız röportajda, Rüştü Kazım Yücelen tarafından Mersin /Tarsus'a kaydırıldığı söyleniyor. Buna cevabınız ne olacak? 2001 yatırım programında Senirkent Suma Fabrikası için 50 milyar lira ödenek görünüyor. Sizin bana söylemiş olduğunuz bu durumu ben de sizden duyuyorum. Eğer gerçekten böyle bir hadise varsa üzülürüm. Üzüntü duyarım. Ama ben muhalefetteyim diyen sayın Ramazan Gül, bunun vebalinden sıyrılamaz. Çünkü Ramazan Gül de o memlekette doğdu ve Isparta'nın milletvekili. Bunun muhalefeti, iktidarı olmaz. Bunu neden söylüyorum. Şu anda eğer bize bir vebal yüklenmek isteniyorsa, Mustafa Zorlu olarak bu vebalde yokum, bunu açıkça söylüyorum.
Neden yokum?
Geçen yıl, sayın Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel, görevden ayrılmadan önce, Senirkent milletvekilleri, Senirkent'in seçilmişleri ve Senirkentli parti teşkilatları olarak Cumhurbaşkanlığı makamına çıkıldı. Ben o zaman -Senirkent'ten gelen eski il başkanımız da bizim Senirkentliydi.
MUSTAFA ZORLU KİMDİR?
1960 yılı Gelendost doğumlu. İlkokul 3. sınıftayken ailesiyle beraber Isparta'ya geldi. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimini Isparta'da yaptı. 1977 yılından itibaren, Isparta Ülkü Ocakları, Ülkücü Gençlik Derneği, Ülkü Yolu Derneği'nde yönetici, muhasip, 2. başkan ve ocak başkanı olarak görev aldı. Daha sonra Isparta'da otel işletti. Sıkıyönetimde, yargılandığı dönemlerde maddi yönden sıkıntıya düşüldüğü için tekrar Gelendost'a döndü, orada berberlik yaptı. 1980 ihtilalinde 1.5 yıllık bir tutukluluk ve yargılanma süreci oldu ve beraat etti. 1980'de Akdeniz Üniversitesi Isparta Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nü kazandı. 1986'da üniversiteyi bitirdi. Isparta PTT Bölge Müdürlüğü Yapı İşleri Müdürlüğü'nde inşaat mühendisi olarak çalışmaya başladı. Askerlik dönüşünde Şebeke Grup Başmühendisliği'nde kontrol mühendisi olarak göreve başladı. Teknik amir ve başmühendis olarak aynı kuruluşta görev yaptı. PTT'de Türk Haber-Sen Isparta Şube Başkanlığı, Kamu-Sen Isparta İl Temsilciliği, yine 1994-95 yıllarında Ülkü Ocakları Isparta İl Başkanlığı, 1995-96 sezonunda Ispartaspor Kulüp Başkanlığı gibi görevlerde bulundu. 18 Nisan 1999 seçimlerinde Isparta'dan milletvekili seçildi.