
Çözüm, Meclisin yenilenerek halkın meclis ile kucaklaşmasının yeniden sağlanmasındadır. • Türkiye'de dümenin başında kimse yok. Milletle Meclis birbirinden kopmuştur. Bu, hükümetin yarattığı bir boşluktur. • Koalisyon hükümeti bitmiştir. Bu hükümete karşı beliren güven bunalımı patolojik bir durum almıştır. • Türkiye'nin içinde bulunduğu krizin çözümüne talibiz. • Tek başına iktidar şansını elde etsek Türkiye'nin rotası 6 ayda doğru yönü bulur. • Devletin asli görevleri olan adalet, güvenlik, savunma ve dışişleri dışında kalan tüm görevler yerel yönetimlere devredilecek. • DYP için Doğu ve Güneydoğu bir sürgün yeri değildir. Vatanın her yerinde halka hizmet hakka hizmet anlayışı ile davranırız. • Anayasa değişiklikleri bizim için sevindiricidir, ancak, yetersizdir. Siyasi Partiler ve Seçim Yasası Türkiye'nin gündemine hemen getirilmelidir. • Türkiye, İslamiyet'in terörle bağdaşmayacağını yüksek sesle dünyaya haykıracak yegane ülkedir. Yeni şekillenen dünyada seyirci olarak değil, aktif olarak yerini almalıdır. • Yıllarca terörle mücadele etmiş, bu konuda deneyimi olan bir ülke olarak Türkiye'nin, dünyaya da söyleyecek çok şeyi var. Türkiye'nin içinde bulunduğu krizin çözümüne talip olduklarını bildiren Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Tansu Çiller, BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ'nin konuğu olarak Türkiye ve Dünya gündemini değerlendirdi. Çiller "Tek başına iktidar şansını elde etsek Türkiye'nin rotası 6 ayda doğru yönü bulur. Bu hükümet bu işi becerememiştir ve biran önce seçime gidilip bu işi yapabilecek kişilere yol açılmalıdır" dedi. Türkiye'de dümenin başında kimsenin bulunmadığını söyleyen Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller "Milletle Meclis birbirinden kopmuştur. Bu, hükümetin yarattığı bir boşluktur. Koalisyon hükümeti bitmiştir. Bu hükümete karşı beliren güven bunalımı patolojik bir durum almıştır" diye konuştu Mahalli idarelerin güçlendirilmesi ve Doğu ve Güneydoğu ile ilgili olarak da önemli mesajlar veren Çiller şunları söyledi: "Devletin asli görevleri olan adalet, güvenlik, savunma ve dışişleri dışında kalan tüm görevler yerel yönetimlere devredilecek. DYP için Doğu ve Güneydoğu bir sürgün yeri değildir. Vatanın her yerinde halka hizmet hakka hizmet anlayışı ile davranırız." DYP Genel Başkanı Prof. Dr. Tansu Çiller'e sorularımız ve verdiği cevaplar şöyle:
Sayın Genel Başkanım, Türkiye'de yaşanan krizin çözümünün siyasi olduğu konusunda ortak fikir var. Bu çerçevede mevcut hükümeti ve Türk siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye sizce darboğazda mıdır? Bu darboğazdan çıkabilmesi için bu hükümet çözüm müdür?
Türkiye bugün gerçekten zor bir dönemden geçmektedir ve varolan iktidar partileri ise, ne yazık ki sorunun farkında bile değiller. Sizinde belirttiğiniz gibi Türkiye'de yaşanan krizin çözümünün siyasi olduğu konusunda kamuoyunda yaygın bir görüş bulunmaktadır. Biz DYP olarak da sürekli bu durumu vurguluyoruz. Yaşanan krizin nedeni siyasidir. Yaşanan konjektürde varolan güvensizlik ortamı, halkın hükümete olan inancının bitmesi meselesi tamamen siyasidir. İşte bu nedenledir ki, çözüm de siyasidir. Bunun için de Türkiye'de biran önce seçim yasası ve siyasi partiler yasası değiştirilmeli ve seçime gidilmelidir. Yani, bu hükümet çözüm değildir. Çözüm Meclisin yenilenerek halkın Meclis ile kucaklaşmasının yeniden sağlanmasına ve böylece yeni bir hükümetle halka güven verilmesi gerekmektedir. Çözüm seçimdedir.
Sizce Türkiye'de bir "lider boşluğu" var mı? Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bunu ben her grup toplantımızda, her gittiğim yerde ve her yaptığım açıklamada dile getiriyorum. Türkiye'de dümenin başında kimse yok. Milletle Meclis birbirinden kopmuştur. Türkiye'de bugün hissedilir bir boşluk mevcuttur. Bu, hükümetin yarattığı bir boşluktur. Bugün hissedilen bu boşluğun nedeni, hükümetin kendi içinde birbirinden habersiz hareket etmesi, halkın isteklerine ve ihtiyaçlarına kulak vermemesi ve her şeyden önce artık bir ülke yönetme sorumluluğunu yerine getirememesidir. Bu hükümet bu işi becerememiştir ve biran önce seçime gidilip bu işi yapabilecek kişilere yol açılmalıdır. Varolan güvensizlik ortamının ortadan kalkması için milletin isteklerine kulak veren bir Meclisin yeniden gündeme getirilmesi için seçime gidilmelidir. İşte o zaman bu boşluk doldurulur ve halk huzura kavuşur.
Muhalefet partisi olarak bugünkü koalisyon hükümetini nasıl buluyorsunuz? DYP, bugün yapılacak bir seçimden nasıl çıkar? Partinizin, muhalefette bulunduğu süre içinde vatandaşa gerekli mesajı verdiğine inanıyor musunuz?
Bugünkü koalisyon hükümeti bitmiştir. Bu ülkede bu hükümete karşı beliren güven bunalımı ise patolojik bir durum almıştır. İşte bu nedenledir ki, biran evvel seçime gidilmelidir. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki, yapılacak seçimde Doğru Yol Partisi birinci parti olacaktır. Yapılan pek çok kamuoyu araştırması da bunu göstermektedir. Ama bizim için önemli olan halkın sesidir. Halk bu hükümeti, göstermiş oldukları tepkilerden de anlaşılacağı gibi istememektedir. Biz ana muhalefet olarak, Türkiye'nin sorunlarını her platformda dile getiriyoruz. Her şeyden önce halkın içinde bulunduğu sıkıntıları ve bunların çözüm yollarını biliyoruz. Halkın sorumluluğu bugün hepimizin üstündedir. Biz Doğru Yol Partisi olarak halkın sesini her zaman duyuyoruz ve Türkiye'nin içinde bulunduğu krizin çözümüne talibiz. Siz bir ekonomistsiniz.
Yatırımların durduğu, büyümenin hedef olarak eksilere çıktığı bugün; Türkiye'nin geleceği adına endişe duyuyor musunuz? "Çifte anahtar" vaadi o günün şartlarında sizin meydanlarda seslendirdiğiniz slogandı. Türk vatandaşı bu sloganı bir kez daha bu kriz ortamından çıkabilirse kaç yıl sonra duyabilir?
Pek çok işyerinin kapandığı, işsizliğin her geçen gün arttığı bir ortamda; işçinin, emeklinin, memurun, çiftçinin sırtına binen bu hükümet, büyümeyi % 8'lerde teslim almıştı, ama şimdi, büyümeyi eksi 8'lere indirmiştir. Bu durum tabii ki insanları ümitsizliğe düşürmektedir. Ancak, bu durumun bir çözüm yolu da bulunmaktadır. Tekrar yineliyorum çözüm seçimdir. Tek başına iktidar şansını elde etsek Türkiye'nin rotası 6 ayda doğru yönü bulur. Her geçen gün Türkiye'nin daha iyiye gittiğini halk hisseder.
Türkiye şu anda her alanda bir kriz yaşıyor. Bu girdaptan çıkabilmek için reçeteniz nedir?
Bu girdaptan çıkmanın tek yolu önceden de belirttiğim gibi öncelikle halkın güvenini sağlamaktır. Çünkü şu anda halk bu hükümetin uyguladığı her programın duvara çarptığını görmüştür. Seçim yasasında ve siyasi partiler yasasında biran önce gerekli yasal değişiklikler yapılarak seçime gidilmesi gerekir. Çözüm seçimdir. Görüştüğümüz iktidar ve muhalefet partilerine mensup belediye başkanlarımız yetkisizlik ve parasızlıktan yakınıyor.
14 yıldan bu yana gündemde olan Mahalli İdareler Reformu Yasa Tasarısı için DYP nasıl bir tavır alacak? Bu Yasa herkesin beklentisi doğrultusunda çıkabilecek mi?
Yerel yönetimlerin gelişimleri batılılaşma tarihimizle yakından ilgilidir. Türkiye, batılı anlamda köklü bir yerel yönetim geleneğine sahip değildir. Batıda yerel yönetimler 12. Yüzyıldan günümüze kadar uzanan tarihi bir gelişmenin ürünüdür. Ne var ki, ülkemizde yerel yönetimler, gelişim süreçleri süresince halkın temsil edildiği ve yönetime katıldığı birimler olarak düşünülmemiş, merkezi idarenin taşeronluğunu yapan şubeler olarak düşünülmüştür. Doğru Yol Partisi olarak yerel yönetimlerin güçlendirilmesini hedef aldığımızı ve bu konuda da çalışmalarımız olduğunu buradan tüm vatandaşlarıma belirtmek isterim. "DYP birinci partidir" • Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller, meydanlarda erken seçimlerini sıklaştırırken, gittiği yörelerde büyük ilgiyle karşılaştıklarını söyledi. • DYP Lideri Çiller, yapılan kamuoyu yoklamalarının da kendilerinin birinci parti olduğunu ortaya koyduğunu bildirdi. Türkiye'nin içinde bulunduğu krizin çözümüne talip olduklarını bildiren Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Tansu Çiller, BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ'nin konuğu olarak Türkiye ve Dünya gündemini değerlendirdi. Çiller "Tek başına iktidar şansını elde etsek Türkiye'nin rotası 6 ayda doğru yönü bulur" dedi. ğ Türkiye'de dümenin başında kimsenin bulunmadığını söyleyen Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller "Milletle Meclis birbirinden kopmuştur. Bu, hükümetin yarattığı bir boşluktur. Koalisyon hükümeti bitmiştir. Bu hükümete karşı beliren güven bunalımı patolojik bir durum almıştır" diye konuştu. II. Demokrasi Programı'nda da belirttiğimiz gibi devletin asli görevleri olan adalet, güvenlik, savunma ve dışişleri dışında kalan tüm görevler yerel yönetimlere devredilecektir. Böylece büyük yatırımlar ve planlamalar dışındaki yol, su, elektrik, tarım, ormancılık, çevre, kültür, sağlık, eğitim, bayındırlık ve köy hizmetleri gibi görevler merkezi idareden yerel yönetimlere geçecektir. Aynı şekilde, valiler merkezden atanacak ve devletin temsilcisi olacak, il meclislerinin kararlarını veto yetkisine sahip bulunacaktır. Meclis veto edilen kararda ısrarlı olursa, merkezi hükümet hakem görevi yapacaktır. Bu sayede, asli görevleri dışındaki bütün hizmetler ilde başlayıp ilde bitecektir. Mahalli idareler ile ilgili yasa düzenlemesi konusunda tam bir kararsız kasım tablosu ile karşı karşıyayız. Hükümet Meclise tasarı yolluyor, birkaç gün sonra geri çekiyor. Sonra yine Meclise yolluyor, komisyonlarda onu da geri çekiyor. Son gönderilen yasa tasarısı TBMM gündemine biran önce getirilmelidir. Tasarı görüşülürken, sorumlu muhalefet anlayışımız gereği elbette katkılarımız olacaktır. Ancak, mahalli idarelerin sorunlarına tam çare olacağı inancında değiliz. Doğu ve Güneydoğunun bugünkü durumunda, geçmişte bir sürgün yeri olarak görülmesinin payı size göre ne kadardır. Günümüzde bu imajı, ne kadar değişti? Bu bölgelerimizi bir sürgün yeri olarak görmektense konumu nedeniyle daha tecrübeli yönetici ve kadrolar gönderilmesi gerekmiyor mu? Bu bölgelerimizin sürgün yeri olarak görülmesi, bölgenin kalkınmasının yavaşlamasında elbette ki bir etkendir. Bu bölgelerimizde bir zamanlar terörün ne boyutta olduğunu da biliyoruz, diğer etken de budur. Bugün bütün dünyanın henüz yeni farkına varmış olduğu terörle biz yıllardan beri savaş vermekteyiz. Terör, bu bölgelerimizin kalkınamamasının önemli bir sebebidir. Bugün ise Doğu ve Güneydoğu bölgelerimize yatırım yapmalı, özel girişimin ilgisini çekecek önlemler alınmalıdır. Buraları ve buralarda yaşayan vatandaşlarımızı biran evvel kalkındırmalıyız. Bu hususta da, tecrübeli yöneticiler ve kadrolar gönderilmeli, gerekli alt yapı oluşturulmalı, eğitim alanında önemli adımlar atılmalıdır. DYP için bölge bir sürgün yeri değildir. Vatanın her yerinde halka hizmet hakka hizmet anlayışı ile davranırız. Türkiye'de Mahalli İdarelerin önünde Merkezi Yönetimden kaynaklanan çeşitli sorunlar var. Örneğin bunlar, maddi konular başta olmak üzere idari vesayete kadar uzanan çeşitli konular.
Acaba bu idarelere yetkiler verildiği zaman, bazı görüşlere göre Türkiye'de özellikle bölücü akımların cereyan ettiği kimi yerlerde bu sıkıntı yaratır mı?
Mahalli idarelere gerekli maddi kaynakların bulunmasının ifade ettiğiniz gibi sorunlara yol açacağını düşünmüyoruz. Mahalli idarelerin, idari yetkilerinin artmasında benzeri bir sonucun doğacağı kanaatinde değiliz. Mahalli idarelerin mali sıkıntılarını gidermek, çağın gerektirdiği idari yetkileri vermek ayrı bir konudur, mahalli idarelerin denetimi ayrı bir konudur.
Yapılan Anayasa değişiklikleri siz göre, halk adına gerekeni verebilecek mi? Anayasa değişiklikleri Türkiye'yi ne kadar ve nasıl etkileyecek?
Yapılan anayasa değişiklikleri bizim için sevindiricidir. Biz, zaten bu konuda ne kadar hassas olduğumuzu gösterdik. Ancak, yapılan değişiklikler yetersizdir. Siyasi partiler ve seçim yasası Türkiye'nin gündemine hemen getirilmelidir. Milletin istediği, kendi milletvekilini seçecek bir iradeyi, en azından tercih sistemini oluşturabilmek, gerçekleştirebilmektir. Bunun için ise, Doğru Yol Partisi olarak, önümüzdeki günlerde bu teklifimizin arkasında olduğumuzu herkes görecek. Bu konuda çalışmalarımızı yoğunlaştıracağımızı bir kez daha yineliyorum. Aynı zamanda milletvekili sayısının 450'ye, hatta 400'e indirilmesi gerektiğini her platformda dile getirdiğimizi ve bu husustaki kararlılığımızı sürdüreceğimizi de belirtmek isterim. Anayasa değişiklikleri Türkiye'nin Avrupa'ya entegrasyonunda atılmış bir adımdır.
Ancak daha atılacak çok adımlar vardır. Türkiye'de bir denetim noksanlığı var mı?
TBMM'nin denetimi, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu dışında kalan diğer Bakanlıkların denetim kurullarının tek çatı altında toplanarak, siyasi etkilerden uzak bir yapıya kavuşturulması, yolsuzlukların önlenmesi ve siyasi müdahalelerin önüne geçilmesi açısından daha yararlı olmaz mı? Türkiye'de bir denetim noksanlığından çok bir iktidar boşluğu bulunmaktadır. Öncelikle bu boşluk doldurulmalıdır. Ancak yargının tam bağımsızlığı gerekmektedir. Yasama dokunulmazlığı konusunda DYP olarak hep gündeme getirdiğimiz gibi parlamenter denetim yerine yargı denetimini savuna gelmekteyiz. Bu parmakla aklama ya da parmakla mahkum etme yerine gerçek bir denetim olanağı sunacaktır. Denetimin merkezileştirilmesinin de bazı sakıncaları olabilir. Ancak, denetim birimleri arasında daha etkin eşgüdümün, bilgi akışının sağlanması yolsuzlukların önlenmesinde elbette ki, yararlı olacaktır. Belediye Başkanları paylarının kesildiğinden, borçlarını ve personel maaşlarını ödeyememekten, yatırım yapamamaktan ve partizanlıktan şikayetçi.
Bu sorunlara bakış açınızı öğrenebilir miyiz?
Şunu ifade etmek istiyorum ki, belediyelerin ekonomik sıkıntılarının temelinde Mahalli İdareler Yasası'nın çıkmaması yatmaktadır. Ama, yukarıda belirttiğimiz gibi mahalli idareler kendi ayakları üzerinde duracak hale getirilerek merkezden yapılacak yardımlardaki partizanlıktan kurtulabilir. Aynı zamanda Türkiye'de böylelikle yerel yönetimler güçlenebileceğinden dolayı, demokrasinin de güçlenebileceğine inanmaktayım. Sayın Genel Başkanım, Gazetemiz 550 milletvekili, Başbakanlık ve bütün bakanlıklar, 81 il valisi, 81 ilin basın ve halka ilişkiler müdürlükleri, 3214 belediye başkanı, 783 kaymakam, yerel yönetimlerle ilgili tüm bakanlıkların bürokratları, siyasi parti genel başkanları, siyasi partilerin merkez yöneticileri, ulusal medya genel yayın müdürlükleri ve köşe yazarları, iş adamları ve onbinlerce vatandaşımıza ulaştırılacak.
Gazetemiz aracılığıyla Türk milletine mesajınız nedir? Ayrıca eklemek istediğiniz hususlar var mı?
Bugün, millet ile meclis birbirinden kopmuş durumdadır. Bunun yeniden bütünleştirilmesinin yolu, milletin isteklerine kulak veren halkın güvendiği "Benim Meclisim" diyebildiği bir parlamento ile mümkündür. Biz Doğru Yol Partisi olarak önceden milletvekili sayısının 550'ye çıkarılması konusunda destekte bulunmuştuk. O gün için düşüncemiz 100 Türkiye milletvekili ile sistemin farklı bir işleyişe girmesiydi; bu gerçekleşmedi. Görüldü ki, elimizdeki 550 milletvekili bugün dünya normlarında ve Türkiye'nin dahil olduğu nüfus kategorisinde yükselen bir rakamı ifade etmektedir. İşte bu nedenden dolayı milletvekili sayısının 450'ye inmesi gerekir. Tabii sadece bu yeterli değil, milletvekili sayısının 450'ye inmesiyle birlikte siyasi partiler yasası ve seçim yasası biran önce Türkiye'nin gündemine getirilmelidir.
Ekonomik krizlerin içinde bulunan Türkiye, bir savaş ortamında meydana gelebilecek krizleri göğüsleyebilir mi? Bu konuda Hükümet nasıl bir yol izlemeli?
Türkiye bir kriz ortamındadır ve bu kriz ortamında savaşın çıkmış olması ülke ekonomisini de etkiler. Ancak, eğer Türkiye inisiyatifini ortaya koyarsa ve bu konuda hükümet sergilemiş olduğu pasif tutumunu değiştirirse durum tam tersine de işleyebilir. Ne var ki, bu hükümetin bunu başarabileceğine inanmıyorum. Şartlar olumsuzdur. Ancak, olumsuz şartlardan olumlu şanslar yaratma fırsatları da vardır. Hükümet böyle bir dirayeti ortaya koyacak bir görüntü maalesef vermemektedir.
Bugünkü koalisyon hükümetinin alternatifi var mı? Varsa muhalefet bu gücünü niye kullanmıyor?
Bu hükümetin alternatifi var. demokraside alternatifsizlik söz konusu olamaz. Biz muhalefet olarak bunu her platformda dile getiriyoruz. Sadece biz değil, halk da bunu söylüyor. Ama, maalesef iktidarda bulunan partiler bu seslere kulak vermiyor. Önce buna inanmak gerekir. Demokrasilerde çare tükenmez. Her şart altında alternatif bulunur. Alternatif meclis çatısı altında vardır. Mecliste partilerin katılımıyla bir seçim hükümeti kurulabilir ya da bir tek partiye azınlık hükümeti kurulması için destek verilebilir. Geçmişte biz DSP'ye sayın Ecevit'e bu şansı verdik. Şimdi de biz azınlık hükümeti kurmaya hazırız. Bu desteğin verilmesi için de açıkça bekliyoruz. • - Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Tansu Çiller, sıklaştırdığı yurt gezilerinde vatandaşların sorunlarını dinliyor. Vatandaşlar ile diyaloğuyla bilinen Tansu Çiller, gösterdiği yakınlığa vatandaşların da aynı şekilde karşılık vermelerinin güzel olduğunu söylüyor. Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller "Bu girdaptan çıkmanın tek yolu önceden de belirttiğim gibi öncelikle halkın güvenini sağlamaktır. Çünkü şu anda halk bu hükümetin uyguladığı her programın duvara çarptığını görmüştür. Seçim yasasında ve siyasi partiler yasasında biran önce gerekli yasal değişiklikler yapılarak seçime gidilmesi gerekir. Çözüm seçimdir" diyor. "Yerel yönetimler güçlendirilmelidir" Mahalli idarelerin güçlendirilmesi ve Doğu ve Güneydoğu ile ilgili olarak da önemli mesajlar veren Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller "Devletin asli görevleri olan adalet, güvenlik, savunma ve dışişleri dışında kalan tüm görevler yerel yönetimlere devredilecek. DYP için Doğu ve Güneydoğu bir sürgün yeri değildir. Vatanın her yerinde halka hizmet hakka hizmet anlayışı ile davranırız" dedi. ğ Çiller "Mahalli idareler ile ilgili yasa düzenlemesi konusunda tam bir kararsız kasım tablosu ile karşı karşıyayız. Hükümet Meclise tasarı yolluyor, birkaç gün sonra geri çekiyor. Sonra yine Meclise yolluyor, komisyonlarda onu da geri çekiyor. Son gönderilen yasa tasarısı TBMM gündemine biran önce getirilmelidir. Tasarı görüşülürken, sorumlu muhalefet anlayışımız gereği elbette katkılarımız olacaktır. Ancak, mahalli idarelerin sorunlarına tam çare olacağı inancında değiliz" diye konuştu. Türkiye'nin içinde bulunduğu krizin çözümüne talip olduklarını bildiren Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Tansu Çiller, BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ'nin konuğu olarak Türkiye ve Dünya gündemini değerlendirdi. Çiller "Tek başına iktidar şansını elde etsek Türkiye'nin rotası 6 ayda doğru yönü bulur. Bu hükümet bu işi becerememiştir ve biran önce seçime gidilip bu işi yapabilecek kişilere yol açılmalıdır" dedi. Türkiye'de dümenin başında kimsenin bulunmadığını söyleyen Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller "Milletle Meclis birbirinden kopmuştur. Bu, hükümetin yarattığı bir boşluktur. Koalisyon hükümeti bitmiştir. Bu hükümete karşı beliren güven bunalımı patolojik bir durum almıştır" diye konuştu Mahalli idarelerin güçlendirilmesi ve Doğu ve Güneydoğu ile ilgili olarak da önemli mesajlar veren Çiller şunları söyledi: "Devletin asli görevleri olan adalet, güvenlik, savunma ve dışişleri dışında kalan tüm görevler yerel yönetimlere devredilecek. DYP için Doğu ve Güneydoğu bir sürgün yeri değildir. Vatanın her yerinde halka hizmet hakka hizmet anlayışı ile davranırız." DYP Genel Başkanı Prof. Dr. Tansu Çiller'e sorularımız ve verdiği cevaplar şöyle:
Sayın Genel Başkanım, Türkiye'de yaşanan krizin çözümünün siyasi olduğu konusunda ortak fikir var. Bu çerçevede mevcut hükümeti ve Türk siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye sizce darboğazda mıdır? Bu darboğazdan çıkabilmesi için bu hükümet çözüm müdür?
Türkiye bugün gerçekten zor bir dönemden geçmektedir ve varolan iktidar partileri ise, ne yazık ki sorunun farkında bile değiller. Sizinde belirttiğiniz gibi Türkiye'de yaşanan krizin çözümünün siyasi olduğu konusunda kamuoyunda yaygın bir görüş bulunmaktadır. Biz DYP olarak da sürekli bu durumu vurguluyoruz. Yaşanan krizin nedeni siyasidir. Yaşanan konjektürde varolan güvensizlik ortamı, halkın hükümete olan inancının bitmesi meselesi tamamen siyasidir. İşte bu nedenledir ki, çözüm de siyasidir. Bunun için de Türkiye'de biran önce seçim yasası ve siyasi partiler yasası değiştirilmeli ve seçime gidilmelidir. Yani, bu hükümet çözüm değildir. Çözüm Meclisin yenilenerek halkın Meclis ile kucaklaşmasının yeniden sağlanmasına ve böylece yeni bir hükümetle halka güven verilmesi gerekmektedir. Çözüm seçimdedir.
Sizce Türkiye'de bir "lider boşluğu" var mı? Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bunu ben her grup toplantımızda, her gittiğim yerde ve her yaptığım açıklamada dile getiriyorum. Türkiye'de dümenin başında kimse yok. Milletle Meclis birbirinden kopmuştur. Türkiye'de bugün hissedilir bir boşluk mevcuttur. Bu, hükümetin yarattığı bir boşluktur. Bugün hissedilen bu boşluğun nedeni, hükümetin kendi içinde birbirinden habersiz hareket etmesi, halkın isteklerine ve ihtiyaçlarına kulak vermemesi ve her şeyden önce artık bir ülke yönetme sorumluluğunu yerine getirememesidir. Bu hükümet bu işi becerememiştir ve biran önce seçime gidilip bu işi yapabilecek kişilere yol açılmalıdır. Varolan güvensizlik ortamının ortadan kalkması için milletin isteklerine kulak veren bir Meclisin yeniden gündeme getirilmesi için seçime gidilmelidir.
İşte o zaman bu boşluk doldurulur ve halk huzura kavuşur. Muhalefet partisi olarak bugünkü koalisyon hükümetini nasıl buluyorsunuz? DYP, bugün yapılacak bir seçimden nasıl çıkar?
Partinizin, muhalefette bulunduğu süre içinde vatandaşa gerekli mesajı verdiğine inanıyor musunuz? Bugünkü koalisyon hükümeti bitmiştir. Bu ülkede bu hükümete karşı beliren güven bunalımı ise patolojik bir durum almıştır. İşte bu nedenledir ki, biran evvel seçime gidilmelidir. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki, yapılacak seçimde Doğru Yol Partisi birinci parti olacaktır. Yapılan pek çok kamuoyu araştırması da bunu göstermektedir. Ama bizim için önemli olan halkın sesidir. Halk bu hükümeti, göstermiş oldukları tepkilerden de anlaşılacağı gibi istememektedir. Biz ana muhalefet olarak, Türkiye'nin sorunlarını her platformda dile getiriyoruz. Her şeyden önce halkın içinde bulunduğu sıkıntıları ve bunların çözüm yollarını biliyoruz. Halkın sorumluluğu bugün hepimizin üstündedir. Biz Doğru Yol Partisi olarak halkın sesini her zaman duyuyoruz ve Türkiye'nin içinde bulunduğu krizin çözümüne talibiz. Siz bir ekonomistsiniz.
Yatırımların durduğu, büyümenin hedef olarak eksilere çıktığı bugün; Türkiye'nin geleceği adına endişe duyuyor musunuz? "Çifte anahtar" vaadi o günün şartlarında sizin meydanlarda seslendirdiğiniz slogandı. Türk vatandaşı bu sloganı bir kez daha bu kriz ortamından çıkabilirse kaç yıl sonra duyabilir?
Pek çok işyerinin kapandığı, işsizliğin her geçen gün arttığı bir ortamda; işçinin, emeklinin, memurun, çiftçinin sırtına binen bu hükümet, büyümeyi % 8'lerde teslim almıştı, ama şimdi, büyümeyi eksi 8'lere indirmiştir. Bu durum tabii ki insanları ümitsizliğe düşürmektedir. Ancak, bu durumun bir çözüm yolu da bulunmaktadır. Tekrar yineliyorum çözüm seçimdir. Tek başına iktidar şansını elde etsek Türkiye'nin rotası 6 ayda doğru yönü bulur. Her geçen gün Türkiye'nin daha iyiye gittiğini halk hisseder. Türkiye şu anda her alanda bir kriz yaşıyor. Bu girdaptan çıkabilmek için reçeteniz nedir? Bu girdaptan çıkmanın tek yolu önceden de belirttiğim gibi öncelikle halkın güvenini sağlamaktır. Çünkü şu anda halk bu hükümetin uyguladığı her programın duvara çarptığını görmüştür. Seçim yasasında ve siyasi partiler yasasında biran önce gerekli yasal değişiklikler yapılarak seçime gidilmesi gerekir. Çözüm seçimdir. Görüştüğümüz iktidar ve muhalefet partilerine mensup belediye başkanlarımız yetkisizlik ve parasızlıktan yakınıyor. 14 yıldan bu yana gündemde olan Mahalli İdareler Reformu Yasa Tasarısı için DYP nasıl bir tavır alacak? Bu Yasa herkesin beklentisi doğrultusunda çıkabilecek mi? Yerel yönetimlerin gelişimleri batılılaşma tarihimizle yakından ilgilidir. Türkiye, batılı anlamda köklü bir yerel yönetim geleneğine sahip değildir. Batıda yerel yönetimler 12. Yüzyıldan günümüze kadar uzanan tarihi bir gelişmenin ürünüdür. Ne var ki, ülkemizde yerel yönetimler, gelişim süreçleri süresince halkın temsil edildiği ve yönetime katıldığı birimler olarak düşünülmemiş, merkezi idarenin taşeronluğunu yapan şubeler olarak düşünülmüştür. Doğru Yol Partisi olarak yerel yönetimlerin güçlendirilmesini hedef aldığımızı ve bu konuda da çalışmalarımız olduğunu buradan tüm vatandaşlarıma belirtmek isterim. "DYP birinci partidir" • Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller, meydanlarda erken seçimlerini sıklaştırırken, gittiği yörelerde büyük ilgiyle karşılaştıklarını söyledi. • DYP Lideri Çiller, yapılan kamuoyu yoklamalarının da kendilerinin birinci parti olduğunu ortaya koyduğunu bildirdi.