
Tütün ve pancara uygulanan kotanın getirdiği sıkıntılardan, Turgut Özal Tıp Merkezi’ne bütün sorunlar hakkında görüşlerini gazetemize anlatan Malatya Milletvekili Yaşar Canbay “Türkiye’nin kurtuluşu; faiz, yolsuzluk ve savurganlığı önlemekten geçiyor” dedi.
Malatya’nın sorunlarını Vali, Kaymakam ve Belediye Başkanlarının açıklamalarıyla gündeme taşıyan BİZİM MAHALLİ İDARELER Gazetesi bu sorunları; Mecliste Malatya’yı temsil eden milletvekillerine taşıdı. Tütün ve pancara uygulanan kotanın getirdiği sıkıntılardan, Turgut Özal Tıp Merkezi’ne bütün sorunlar hakkında görüşlerini gazetemize anlatan Malatya Milletvekili Yaşar Canbay “Türkiye’nin kurtuluşu; faiz, yolsuzluk ve savurganlığı önlemekten geçiyor” dedi. “Kayısı, Cenab-ı Hak’ın Malatya’ya bir nimetidir” diyen Yaşar Canbay, hükümetin yaptığı en büyük kötülüklerden birinin başarısızlıklarını siyasete ve Meclise mal etmesi olduğunu söyledi. Malatya Milletvekili Yaşar Canbay’ın sorularımıza verdiği cevaplar şöyle
TÜTÜN VE PANCAR ÜRETİCİ MAĞDUR
Malatya’da tütün ve pancar üretimi oldukça geniş bir alanda yapılmaktadır. Malatya halkının kayısıdan sonra en önemli gelir kaynaklarındandır. Piyasada gelir elde ettiği, paraya çevirdiği iki önemli kaynaktan pancar ve tütüne kota getirilmesi çiftçimizi mağdur etmiştir. Hatta yer yer pancar ve tütün ekiminin yapılamayacağı zorluklarla karşılaşılmaktadır. Çünkü büyük bir arazisi olan ve ziraat yapan çiftçimiz getirilen kota ile belli bir sınırda, tarlasının ancak belli bir bölümünde bu ziraatı yapmak zorunda kalıyor. Böyle yapınca da ziraat olmuyor, bütün çoluk çocuğuyla, onlar bir ürün kaldırıp gelir elde etmek istiyorlar. Bu kota nedeniyle bu imkanı bütünüyle kaybetmekle karşı karşıyalar.
KAYISI BİR VELİNİMET...
Kayısı Malatya için bir velinimet, Cenap-ı Hak sanki buraya özel bir ikram da bulunmuş. Dünyanın hiçbir yerinde yetişmeyen kayısı burada yetişiyor. Belki dünyanın bazı bölgelerinde yetiştiriliyor ama Malatya kıvamında kurutulmuyor. Onlar sofralık yaş kayısı olarak tüketiliyor. Malatya kayısısının en önemli özelliği kurutulabilmesi, işlenebilmesi, uzun süre tutulup kuru kayısı piyasasında önemli yer etmesidir. Malatya, kayısıdan yılda ortalama 150 milyon dolar gelir elde ediyor. Bu da Malatya iline giren gelir açısından da önemli bir imkan.
TIP MERKEZİ ÖZAL’IN HEDİYESİ
Turgut Özal Tıp Merkezi, rahmetli Turgut Özal’ın Malatya’ya bir hediyesidir. Merkez, bölgeye ve Ortadoğu’ya hitap edecek nitelikte planlanmıştı. Bölgenin en önemli sağlık merkezi olarak hazırlanmıştı. Hatta önemli ölçüde tıp uzmanı, yurtdışına Houston’a gönderildi. Uzmanlar, eğitim görüp bu hastanede çalışmak üzere gönderilmişti. Ama büyük bir şanssızlık olarak şunu görüyorum; İnönü Üniversitesi’nin ve Tıp Merkezi’nin önemli bir yönetici problemi var, bugüne kadar üniversite çok eleman ve hoca kaybetti. Gelenler de burada durmadılar. Dolayısıyla o büyük ve dev tesis uzun süre beklenen hizmeti veremedi.
HER ŞEY ANKARA’DAN YÜRÜTÜLÜYOR
Türkiye çok merkezi bir yönetimle idare ediliyor, her şey Ankara’dan yürütülüyor. Halbuki çok önemli hizmetler kendi mahallinde, yerel yöneticiler tarafından rahatlıkla çözülebilir. Mahalli İdareler Yasa taslağı, plan bütçe komisyonuna bir ara gelmişti ama daha sonra bekletildi. Saadettin Tantan’ın İçişleri Bakanlığı döneminde büyükşehir belediyeleri de çağırılarak, bu tasarı üzerinde çalışmalar yapılmıştı ve kısa zamanda da meclis gündemine geleceği söyleniyordu. Ancak hükümet, sebebi bilinmeyen bir şekilde bu tasarıyı bekletiyor. Mevcut tasarı aslında belediyelerimize, mahalli idarelerimize, seçilmiş kadrolara çok fazla birşey getirmiyor. Sadece bürokratik yapının, atanmışların; yani valilerin ve kaymakamların yetkilerini arttırıyor.
SİYASETTEKİ GÜVENSİZLİĞİN NEDENİ
Siyaset; idare etme mesleğidir, yönetim sanatıdır. Türkiye demokratik bir ülkedir. Demokrasilerde siyasi partiler olur, bunlar seçimlere girerler, seçilirler ve oluşan meclislerle ülkeyi yönetirler. Bir muhtar köylerde ve mahallelerde siyasi bir şekilde insanların oylarıyla seçilir ve orada hizmet eder. Belediye başkanı beldesinde, ilçesinde, ilinde bu şekilde seçilebilmektedir. Milletvekilleri de 65 milyon insan tarafından, sandıklara oy bırakılarak halkımız tarafından seçiliyor. Meclis bu şekilde oluşuyor. Tabii meclisin iki önemli görevi var; biri yasama, diğeri denetim. Bütün kanunlar, anayasa değişiklikleri TBMM’de yapılıyor. Hükümetin icraatları da denetleniyor. Bunlar çok önemli hizmetler ama ülkemizde siyaset çoğu zaman bazı basit hesaplarla yapılıyor. İnsanlara iş bulma, gelene gidene buradaki görevleri dışındaki vaatlerini yerine getirme gibi bir gelenek var, bizim siyasi geleneğimizde. Bunların mümkün mertebe azaltılması lazım. Türkiye’nin yönetimi eğer demokrasi olacaksa bu meclis olacaktır, bu milletvekilleri olacaktır. Aslında milletvekiline saygı demek millete saygı demektir; çünkü onları seçen millettir. Ama öyle bir rüzgar esti ki, bunda hükümetin de çok büyük katkısı oldu. 70 yıldır Türkiye’de hükümet bir icraat yapar, halk bunu beğenirse destekler beğenmezse muhalefet partisine umut bağlar. Bu hükümetin yaptığı en büyük kötülüklerin bir tanesi kendi başarısızlıklarını siyasete mal etti, meclise mal etti. Sanki siyaset hiç çözüm üretemiyor, meclis hiçbir çözüm üretemiyor. Halbuki Türkiye’yi bu duruma getiren mevcut hükümettir.
EKONOMİK KRİZİN 3 SEBEBİ
Çok fazla bir şey söylemeden hemen şahsi tespitlerime göre bu krizin 3 ana sebebi var. Bunlardan birincisi faiz. Türkiye’nin bütün geliri, bütün bütçesi, bütün hazine imkanları faize gidiyor. Çoluk çocuğumuza giydireceğimiz, yedireceğimiz, güzel okullar, yollar, barajlar yapacağımız bütün paraları maalesef Türkiye faize yatırıyor. Türkiye’yi faiz sarmalından kurtaracak politikalar geliştirmek gerekiyor. REFAHYOL döneminde havuz sistemi denilen bir sistem geliştirilmişti. Bu faiz giderlerini azaltmıştı. Gelen hükümetlerin bu sistemi devam ettirmesi gerekiyordu ama maalesef Türkiye’yi sömüren 20’ye yakın holdingin bankaları bu sisteme karşı çıktıkları için yine yüksek faizle devlete para satıyorlar. Her ay yüksek faizle hazineye para satarak bu 20 holding yasal soygunu devam ettiriyorlar. Ama olan millete oluyor, milletin emeği, alın teri faize gidiyor. İkincisi haksız kazanç var Türkiye’de. Yolsuzluklarla, vurgunlarla, ihaleye fesat karıştırarak, partizanlık yaparak devlet zarara uğratılarak ekonomik sıkıntıya neden olunmuştur. Bugüne kadar pek çok operasyonlar yapıldı, çok büyük vurgunlar ortaya çıkarıldı. Adam belki yargı sürecine devam ediyor ama aldığı yanına kar kaldı; bedeli alınmalı, kendisine bırakılmamalı. Bu hükümet döneminde yolsuzluklar ve vurgunlar hala devam ediyor. Bayındırlık Bakanlığında, Enerji Bakanlığında, İller Bankasında ve pek çok yerde ülke haksız bir şekilde soyuluyor. Vurgunlar yapılıyor, milletin malı çalınıyor. Devletin malı deniliyor ama devletin malı yok hepsi milletin malı. Maalesef bu durum, ülkemizdeki ahlaki çöküntünün de bir göstergesidir. Üçüncüsü savurganlık. Türkiye’de her noktada, her birimde büyük savurganlıklar var. Devletin malı yağma ediliyor. Siyasi maksatlı bazı yatırımlar, mesela bir bakıyorsunuz çok büyük bir havaalanı yapılıyor. Havaalanı bitiyor, pırıl pırıl, bazı gerekçeler öne sürülerek açılmıyor. Malatya’da bir vagon onarım fabrikası yapıldı. O zaman çok büyük paralar döküldü, fabrika bitirildi, lojmanlar yapıldı. Her şey bittiğinde denildi ki; burası atıl kapasite bir işletme. Sakarya’daki, Eskişehir’deki vagon onarım fabrikaları Türkiye demiryollarının vagonlarını onarmaya yeterli oluyor, bu fabrikaya ihtiyaç yok deniliyor. Yazık, milletin parası oraya gömüldü ve çürüyor. Ayrıca araç sayısındaki fazlalıklar, dinlenme tesisleri, lojmanlar, hazine arazilerindeki başı boşluk bütün bunlar ülke kaynaklarının çarçur edildiğini gösteriyor. Halbuki tek kuruşun bile ziyan edilmeyecek biçimde bütçeler yapılmalı, gelirler kontrol edilmeli, giderler kontrol edilmelidir.
MALATYANIN SORUNLARI
Malatya’nın en önemli sorunu arıtma tesisiydi. Biz 1996-97 yıllarında bu konuyla ilgili çalışmalar yaptık. O zamanki Bayındırlık Bakanımızı Malatya’ya götürdük, arıtma tesisinin yapılacağı yerlerle ilgili çalışmalar yapılmıştı. Şu anda Malatya Belediyemizin gayretiyle arıtma tesisiyle ilgili önemli adımlar atıldı. İnşallah bu arıtma tesisi yapıldıktan sonra bu barajdaki kirlenme ortadan kalkar. Çünkü orası çok temiz, sayfiye yeri olacakken şu anda çok kötü bir durum gösteriyor. En acil problemimiz bu. İkincisi, Malatya’nın çevre illerle bağlantısını sağlayan yollar dar. Malatya’daki üretimin diğer illere ulaştırılmasında, en önemlisi de yaş kayısının Türkiye’deki hallere ulaştırılmasında Malatya’yı diğer illere bağlayan yolların darlığı büyük sorun. Bu yolların genişletilmesi, ulaşım imkanlarının rahatlatılması çok önemli. Özal Tıp Merkezinin bitirilemeyen üniteleri var; bu ünitelerin tamamlanarak sağlık hizmetlerinin verilmesi Malatya’nın bir sağlık merkezi olması açısından çok önemli. Belediyelerimize yeni imkanlar sağlanmalıdır. Belediyelerimiz, kendi beldelerini imar ve inşa ediyorlar. Hem fiziki şartlarda, hem de sosyal yapıda çok önemli hizmetler yapıyorlar. Bu belediyelerimize imkanların sağlaması gerekiyor. Malatya’da okul konusunda da sıkıntı var. Sınıflar ortalama 50-60 kişi civarında. Bu da eğitim öğretim açısından eksiklik. Malatya’da yeni ilköğretim ve lise okullarının yapılması gerekiyor. Daha önemlisi ise kayısıyla ilgili çalışmaların sürdürülmesidir.”
YAŞAR CANBAY KİMDİR?
1955 Malatya Doğumlu Ankara Üniversitesi ilahiyet Fakültesi mezunu uzun süre eğitimci ve öğretmen olarak hizmet yaptı daha sonra kurduğu özel dersanenin müdürlüğündede bulundu. 1999 seçimlerinde 20. dönem Milletvekili olarak Fazilet Partisinden Malatya Milletvekili seçildi. Yaşar Canbay, evli ve 4 çocuk babası