
Milletvekili Durhan “Yarınlarımıza, evlatlarımıza sorunları en aza indirilmiş, problemleri halledilmiş, herkesin birbiriyle dostça, sevgiyle yaşadığı bir Türkiye, dünya bırakmak bizim sorumluluğumuz var” diye konuştu.
MHP Milletvekili Namık Hakan Durhan, “Türkiye’nin meseleleri Malatya için de aynı; en önemli meseleler işsizlik, istihdam ve gelir dağılımındaki adaletsizlik” diyerek, Malatya’nın alt yapı bakımından özellikle çevre illere göre en şanslı illerimizden birisi olduğunu bildirdi. Malatya’nın sorunlarını Vali, Kaymakam ve Belediye Başkanlarının açıklamalarıyla gündeme taşıyan BİZİM MAHALLİ İDARELER Gazetesi bu sorunları; Mecliste Malatya’yı temsil eden milletvekillerine taşıdı. Tütün ve pancara uygulanan kotanın getirdiği sıkıntılardan, Turgut Özal Tıp Merkezi’ne bütün sorunlar hakkında görüşlerini gazetemize anlatan MHP Malatya Milletvekili Namık Hakan Durhan “Yarınlarımıza, evlatlarımıza sorunları en aza indirilmiş, problemleri halledilmiş, herkesin birbiriyle dostça, sevgiyle yaşadığı bir Türkiye, dünya bırakmak bizim sorumluluğumuz var” dedi. MHP Malatya Milletvekili Durhan’ın sorularımıza verdiği cevaplar şöyle
TÜTÜN VE PANCARA KOTA
Şimdiyse Malatya’daki bu kadar toprak parçasının insanın gözüne büyük göründüğü toprak parçasından, insan yapısından bütün dünyanın bir avuca sığdığı, tüm dünyanın tek bir köy haline geldiği bir zamana geldik. Değişen dünyanın şartlarını, ortamını değişen dünyada yaşayan insanların beklentilerini tahkim etmek lazım. Araştırmak zorundayız ve üreteceğimiz mamulleri de onların beklentilerine göre yapmalıyız. Ben bunu ürettim, sen bunu alacaksın demek olmaz. Kaç tane sigara fabrikası var, kaç tane tütün işleme fabrikası yapılmış; bunlar ihtiyaca göre mi, yoksa yapalım, oraya yaptık buraya da yapalım. Malatya’da var, Elazığ’da da olsun anlayışıyla mı yapılmış? Bunlar da tartışılar tabii ama yapılmış. Şimdi yapılan bu fabrikalar, ürettiğiniz tütün, dünyanın talep ettiği şeye cevap verebiliyor mu, o mamulü üretebiliyor mu önemli olan bu. Şunu sormak istiyorum, vatandaşın önünde bu konuları kullanarak tahrik eden, kışkırtan ve karalayan siyasi iktidarı provoke edenler, o zaman kendileri ne yapacak, nasıl bir program uygulayacaklar. Bizim yaptığımız şey çiftçimizi de, fabrikamızı da, sanayiimizi de, sanayicimizi de kısaca herkesi çağa uydurmak, zamana uydurmak. Türkiye’yi değişen dünya şartlarına uygun tedbirleri almak. Biz bugün bunu yapıyoruz. Bunların ortadan kaldırılması için bir takım tedbirler almak gerekiyor ama çiftçiyi de ortada bırakmayacaksın ve çiftçiye de alternatif ürünler sunacaksın. Soya gibi, yeni bitkiler gibi başka alternatif ürünler sunacaksın. Ona diyeceksin ki, Tarım Bakanlığı şu anda diyor; ben senin tohumunu bedava vereceğim, bir kısım masraflarını karşılayacağım, sana teknik yardım yapacağım. Sana ürettiğin malı satma garantisi vereceğim, bunun gibi bir takım tedbirler getiriliyor. Pancar da, tütün gibi bir tek tütünle pancara bağlı kalmak da doğru değil. Zaten bir sene pancar ektiriyor, bir sene ektirmiyor. O zaman çiftçiyi sürekli üretim yapacağı, ekim yapacağı alternatif ürünlere yöneltmek gerekiyor. Şu anda yapılmaya çalışılan şey de budur, çiftçi ortada bırakılmamıştır. Bilakis çiftçinin elinden tutulmuştur.
KAYISININ GERÇEK PROBLEMİ
Türkiye’de ve Malatya’da bu kadar kayısı üretilmiş. Önce kayısının meselelerini iyi ve doğru tespit etmek durumundayız. Kayısının gerçek problemi ne? Kayısı geçmişte 25-30 bin ton üretilirken günümüzde sadece Malatya’da 120 bin tonun üzerinde kayısı üretilmektedir. Eskiden sadece Malatya’da kayısı üretilirken bugün çevre vilayetlerin hepsinde Malatya’daki kadar kayısı üretimi yapılmaktadır. Ben bir şey öğrendim; Karakaya Barajı yapımında toprakları su altında kalan köylülere Konya’dan toprak vermiş devlet, oraya gitmişler orada kayısı üretmişler. Ürettikleri bu kayısıları ürettikleri yerde satmak ve pazarlamak gibi bir arayışa girmemiş, yüklemiş traktörüne Malatya’ya getirmiş, burada pazarlıyor.
REKTÖR, SİYASET YAPIYOR
İnönü Üniversitesi Rektörü siyaset yapıyor. Sen ilim adamısın; ilim yaymak, geliştirmek ve Türkiye’nin önünü açmakla sorumlu bir ilim kurumunun da başındasın. Bu tartışmaların hepsini bir kenara bırakalım, televizyonda çıktı dedi ki; siyasetçiler bize yardımcı olmuyor, bizim şu kadar paraya ihtiyacımız var. Bütçeden parayı zaten Maliye Bakanlığı veriyor. Biz milletvekili olarak para veremeyiz, Tarım Bakanlığı da veremez. Üniversite ama Sağlık Bakanlığı da veremez. Sağlık Bakanlığı ayrı bir kurum, üniversite ayrı bir kurum. Bu sene 2 trilyon lira ödenek koyduk üniversitemize. Bu ilgili çıkıyor televizyonda, yardımı küçümsemek için ve kendisinin konuşmasında siyasilere özellikle bizim şahsımıza saldırgan tavrının gizlenmesi için diyor ki A partisinin milletvekili bu yardımı yapmıştır, kendisine teşekkür ediyoruz. Bu bir bilim adamına yakışır bir davranış mıdır? Sayın rektörden ricam, 2 trilyon lirayı bu hükümet vermiş, bütün arkadaşlarımızın katkısıyla ve Türkiye’nin ihtiyacı olduğu için o kuruma, o kurumun çalışmalarına, oradaki hizmete hükümet o katkıyı sağlamıştır. Çık dürüst bir şekilde hükümete teşekkür et.
YASANIN MUTLAKA ÇIKMASI LAZIM
Mahalli İdareler Yasasının çıkması lazım. Doğru da bu yasa çıkarken böyle bir eleştirel yaklaşımla meseleye yaklaşma yok. Her şeyi provoke ediyorlar. Mahalli İdareler Yasası çıkacak da, yasanın sıkıntılarını dürüstçe ortaya koyun. Şu maddelerde şu eksiklikler var, bunların da doğrusu budur, dünya bunu böyle yapıyor. Türkiye şartlarında bu şöyle uygulanabilir gibi birtakım somut önerilerle gelin. Bir araya gelin, her meseleyi çözüm için konuşun. Ama kafamızda bir kurnazlık var, yarın meydana siyasi bir rant sağlamak için kafamızda o var. Bunu yapmayalım bu vatandaşa yazık. Mahalli İdareler Yasasının gecikmesi buradan kaynaklanıyor. Hükümet her seferinde bütün iyi niyetiyle kurula meseleyi taşımaya çalışırken, bu tür problemler yasanın meclise gelmesine engel oluyor ve gecikiyor. Bundan Türkiye zararlı çıkıyor, bundan halk zararlı çıkıyor.
SİYASETE GÜVENSİZLİK MESELESİ
Şimdi siyasette güvensizlik iddiasını kim ortaya atıyor, Sakıp Sabancı. Carrefour’a gittim, insandan içeri girilmiyor. Sakıp ağa da kolay para kazanma yolunu öğrendi, artık fabrika yapmak gibi, üretim yapmak gibi yatırımlara yönelmiyor. Sen neyin şikayetini, neyin provokasyonluğunu yapıyorsun. Ben size söyleyeyim; en az 200 bin kişi orayı ziyaret etmiştir ve 2 trilyonun üzerinde orada alışveriş yapılmıştır. Kızılay’daki, Etlik’teki, Keçiören’deki esnaf iş yapabilir mi, herkes gitmiş oraya. Eskiden ayakkabıcısı, konfeksiyoncusu, kasabı ayrıydı. Herkes ayrı branşlarda ayrı ayrı hizmet veriyordu. Herkes de birbirine para kazandırıyordu. Şimdi, hepsi bir arada toplanmış hepsini bir adam yapıyor. Hepsine giden müşteri bir adama gidiyor. Esnaf bu parayı kazanırken Ankara’da yatırım da yapıyordu. Ev alıyordu, işini büyütüyordu, araba alıyordu, evinin eşyasını değiştiriyordu. Daha iyi yaşama şanslarına sahip oluyordu. Çoluk çocuğuna ailesine para harcıyordu. Şimdi bütün bu adamların alacağı para bir adamın cebine girdiği zaman bu adamların para harcama imkanı ortadan kalkıyor. Ne oluyor kardeşim, ağlayan kim, ağlatan kim? TÜSİAD ortaya çıksın, paraları ne yapmışlar bunlar, yurtdışına ne kadar para götürmüşler, Türkiye’de ne kadar yatırım yapmışlar. Son 3 senedir hiçbir yatırım yapmıyor. Kasıtlı olarak yapmıyor. Bunları söyleyen yok, cesaretle ifade eden, gündeme getiren yok. Niye yapmıyorsunuz kardeşim? Yatırım yapacaksınız. Yatırım yapma yönünde hükümetin eksikleri varsa gelin bunları tartışalım, doğrusu bu diye. 2 gün önce hükümet yatırımcının önünü açmak için yeni tedbirleri açıkladı. Daha ne istiyorsunuz kardeşim. Herkes size çalışıyor, köle mi olacak bu millet, bunu mu istiyorsunuz. Kazandaki adamı tahrik ediyor. Nasıl olsa devlet bunları koruma altına almış. Kendi maddi imkanları 20 sene korumanın arasında çelik zırhlı arabaların içerisinde kendi korumalarını sağlayacak imkanları var. Türkiye’de kıyamet bile kopsa, dünyada kendi değeri sağlam nasıl olsa. Böyle bir anlayış olur mu kardeşim. Siyasetçi ne yapacak; işti biz buradayız, siz burada takip ediyorsunuz siyasetçiyi. Ne yapıyormuş siyasetçi? Allah’tan korkun ya, siyasetçiyi bu şekilde tu kaka ettikten sonra yerine ne koyacaksınız? Onu söyleyin o zaman. Her seçimde bu meclisin yüzde 40’ından fazlası değişiyor, beğenmediğimiz insanlar değişiyor. Şu anda 20 sene önceki meclisten günümüze bilmiyorum 40 kişi var mı; 50, 60, 70 kişi de olsa çok değil bu. Tecrübe lazım, bilgi lazım. Meclis demek ki değişiyor. Yarın bu kötülediğin siyasetçilerin yerine yine halkın kendisinden böyle milletvekilleri gelecek. Biz geleli 2,5 sene oldu, nasıl bir yeteneğimiz varmış da bu kadar kötülüğü su süre içinde yapmışız yani. Bu özel bir yetenek gerektirir. Allah’tan korkun. Sen iftira ediyorsun, bir adama iftira etmenin ne kadar büyük bir günah olduğunu bile idrak edemiyorsun. Bu iftirayla birlikte tabandan yukarıya doğru bir büyük kötülüğü, tahrik ettiğimizi, kışkırttığımızı, yarattığımızı fark etmiyoruz. Bir kin, bir düşmanlık, bir husumet. Hz. Musa dağa çıkarken bir çobana rastlamış, ben Cenap-ı Hak’la görüşeceğim varsa bir isteğin söyle, demiş. Şunu isterim, bunu isterim demiş. Hz. Musa, ama bak komşuna da iki katını verecek, demiş. O zaman benim bir gözümü çıkarsın demiş. Niye diye sormuş. Komşumun iki gözü kör olur, bana da tek göz yeter demiş. Biz bu anlayış içinde değiliz arkadaş. Bizim parmağımız, kolumuz kopmuş, öbürünün bacağı kopsun gibi bir anlayış içinde değiliz. Biz diyoruz ki, bizim kolumuz kopmuş, diğer vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin, evlatlarımızın parmağına taş dokunmasın. Artık Türkiye’de ben çektim başkaları da çeksin anlayışı bitmeli. Biz yaşadık bizden sonrakiler yaşamasın, onlar mutlu olsun, onlar güçlü bir Türkiye’nin vatandaşı olmanın gururu içerisinde olsunlar. Bunu yapmanın tek yolu birliktir, beraberliktir, sevgidir, saygıdır, hoşgörüdür. Bunu yapmak, sağlamak zorundayız. Bunu yapmadığımız taktirde bizim iflah olmamız mümkün değildir. Sokaktaki insanı kendi başka insanıma tahrik etmenin anlamı yok. Siyaset tek bir adam değildir, Bahçeli, Çiller, Yılmaz tek bir adam değildir, bir siyasi hareketin temsilcisidir, halkın bir bölümüdür. Sen halkın bir bölümünü bir bölümüne kışkırtıyorsun. Bu büyük kötülüktür. Yeter, bu tür anlayışlarla politika yapılmaz, yapılmamalıdır.
MALATYANIN SORUNLARI
Türkiye’nin meseleleri Malatya için de aynıdır. En önemli mesele işsizliktir, istihdamdır. Gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Malatya alt yapı bakımından diğer illere özellikle çevre illere göre en şanslı illerimizden biridir. Büyük oranda alt yapı hizmetlerini tamamlamıştır. En önemli meselemiz bizim istihdam ve gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Bunu da Türkiye ile birlikte Malatya’mızda da hallettiğimiz taktirde Malatya’nın insanı mutlu olacaktır.”