
GAP önemli fırsat" MHP Adıyaman Milletvekili Güler "Adıyaman'ı gerek coğrafi konumu itibariyle gerek bölgedeki nüfus potansiyeli itibariyle gelecekte GAP'tan çok iyi faydalanabilecek bir il olarak düşünüyorum. Ama tek şart fırsatları iyi değerlendirmektir" dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Adıyaman Milletvekili Hasari Güler, Adıyaman'ın sorunlarıyla ilgili olarak belediye başkanları ve diğer yöneticilerden gelen istekleri cevaplandırdı. MHP Adıyaman Milletvekili Güler "Adıyaman'ı gerek coğrafi konumu itibariyle gerek bölgedeki nüfus potansiyeli itibariyle gelecekte GAP'tan çok iyi faydalanabilecek bir il olarak düşünüyorum. Ama tek şart fırsatları iyi değerlendirmektir" dedi. BİZİM MAHALLİ İDARELER Gazetesinin sorularını cevaplandıran MHP Adıyaman Milletvekili Hasari Güler, Güneydoğu Anadolu Projesiyle ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu:
KAYBEDİLENLER KAZANILABİLİR
"GAP Projesi Türkiye'nin bir projesi, sadece Adıyaman'ın, Şanlıurfa'nın ya da başka bir yerin değil.Ama tabiatı itibariyle o bölgenin kalkınması öncelikle hedef olarak ele alındığı için, Güney Doğu Anadolu Projesi olarak literatürde yerini aldı. Kısa vadede belki Adıyaman'a kaybettirdiği çok şey var, mesela bunların başında birçok arazimiz birçok köylerimiz sular altında kaldı, insanlarımızın birçoğu göç etme durumuna düştü. Ancak uzun vadede baktığımız zaman, Adıyaman'ı gerek coğrafi konumu itibariyle gerek bölgedeki nüfus potansiyeli itibariyle gelecekte GAP'tan çok iyi faydalanabilecek bir il olarak düşünüyorum. Ama fırsatları iyi değerlendirmek şart.
ARAZİLERİMİZ SULANACAK
GAP Projesi bir bütündür, sadece Atatürk Barajı'yla sınırlı değildir.Diyarbakır'daki Karakaya Barajı, Hasankeyf Barajı, Birecik Barajı bir bütündür. Adıyaman'da GAP kapsamında Şengazi sulama barajımız var. Birçok yerde sulama amaçlı göletlerimiz var, tabii bunlar yeterli değildir. GAP'ın tamamlanma tarihi 2010 olarak hedef gösteriliyor, bu 2015 olabilir. Proje tam anlamıyla faaliyete geçtiğinde Adıyaman arazisi de yeteri kadar sulanır. Adıyaman'ın bundan başka da şansı yok, arazinin mutlak surette sulanması lazım. Arazi sulandığı zaman aç insanlar biraz daha tok oluyor, ekonomi düzeyi yükseliyor. Kıraç arazilerde bir şey yapamıyorsun, ama en azından pamuk ekebilirsin, diğer bitkileri ekebilirsin, sulama bizim için de çok önemli. Ayrıca proje içerisinde 13 tane de sulama pompaj istasyonlarımız var. Bu istasyonlar, yol kenarında havza içerisinde kalan arazilerin sulanması içindir. Ancak bunlar çok pahalı şeyler, 20-30 milyon dolarlık projeler. Türkiye'nin bugünkü ekonomik şartları içerisinde bunları gerçekleştirmek zor.
TÜTÜNE GETİRİLEN KOTA
Ben aynı zamanda bir tütün üreticisiyim, benim de tütün arazilerim var. 1995'de devlet haklı olarak Türkiye'de üretilen tütünün fazla olduğunu söyledi, bunun için bir kota sistemi getirildi. Üreticiye, biz size prim ödeyeceğiz, denildi. Tütünü Tekel'e getirdiğinizde destekleme fiyatınız 1 milyon liraysa, biz size 1 milyon lira da prim ödeyeceğiz, denildi. 3 yıl üst üste bu primi bize ödediler, öderken de kotalar aşağıya doğru düştü. 1000 kg tütün götürüyorsanız Tekel'e o birinci yıl 750 kg'a, ikinci yıl 500'e, sonra 300'e düştü. Ama tabii Türkiye siyasi bir istikrarsızlık içinde olduğu için hükümetler sürekli değişiyor, seçim malzemesi olarak kullanılıyor. Devlet kota uygulaması getirip çiftçiye prim öderken, Tarım Bakanı diyor ki; tütün ekerseniz ben hepsini alacağım. Adıyaman'ın normal yıllık tütün üretiminin 12-13 bin ton civarında olması gerek, ama bugün yıllık üretim 30 bin ton civarında. Bunu tüketemiyorsunuz, son 10 yıldır Adıyaman'ın 1 kg tütünü dahi satılmadı, ambarlarda bekliyor. Biz Mecliste bunun çok mücadelesini verdik, Adıyaman'ın ve Güneydoğu'nun bu kapsamın dışında tutulmasını istedik. Bu uygulamayı Güneydoğu'da biraz geciktireceğiz, ta ki alternatif ürün üretimine geçinceye kadar. Böyle bir şansı yakalarsak eğer, bu meseleyi çözeceğiz. Çünkü Adıyaman'da 45-50 bin civarında aile geçimini tütüncülükle sağlıyor. Diğer bölgelerde çiftçi olarak tanımladığımız ailelerin ama çok ama az toprakları var. Ama bizim bölgemizde çiftçiliği arazisi olmayan insanlar yapıyor, yarıcılar yapıyor. Bu insanların 1 metre dahi toprağı yok, oturdukları evler dahi kendilerinin değil. Arazisi olan insanların arazisine gelirler yarıcılık yaparlar, kol kuvvetiyle çalışırlar, kazandıklarının yarısı kendilerinin yarısı toprak sahibinin olur. Bu insanlar ne yapacak? Toprak sahibi olan başka bir ürün eker ya da boş bırakır önemli değil ama hiçbir şeyi olmayan, başka bir geçimi olmayan bu insanlara başka bir istihdam alanı yaratılmadan onları sokağa bırakmak ahlaki değildir.
TANITIMDA EKSİKLİKLERİMİZ VAR
Nemrut, Kommagene Uygarlığı'ndan kalma bir eser. Bu Nemrut'la sınırlı değil, bir bütün olarak eski Kahta Kalesi, Arsemia, Cendere Köprüsü, Pirin mağaraları ve Belkıs harabelerine kadar uzanır. Nemrut tabii ki görülmeye değer bir yer, o güneşin doğuşu insanın kucaklayası geliyor güneşi. Ama Adıyaman'ın yeterince tanıtılması konusunda biraz eksikliklerimiz var gibi. 1975'li yıllarda Adıyaman'a 5-6 bin turist gelirdi. Konaklama tesislerimiz yoktu ama turist geliyordu. Şimdi her şeyimiz var, konaklama tesislerimiz, yollarımız yapıldı ama turist gelmiyor, geliyorsa da eski sayıyı yakalayabilmiş değiliz. Burada tabii tanıtım gerekli. Bu konuda Turizm Bakanlığı'nın, Kültür Bakanlığı'nın çalışmaları var. Vilayetin var ama bunun yeterli olması mümkün değil. Bunları sunabilirsek Adıyaman'ın turizm açısından da parlak bir istikrarı var.
MALATYA'NIN TAVRINDAN RAHATSIZIZ
Malatya'nın Nemrut'a sahip çıkmaya çalışması ise çok ciddi olmamakla birlikte bizi rahatsız eden bir şey. Kültür varlıkları tarihi mirastır, bu miraslara hepimizin sahip çıkması lazım. Bulunduğu yer itibariyle belli bir yörenin sınırları içerisindedirler. Biz Side'yi alıp da Mersin'e bağlayamayız. Adıyaman ve Malatya'nın çok iyi diyalogları, ilişkileri vardır. En çok kız alıp verdiğimiz yerdir. İnsanlarımızın en çok yerleştiği illerin başında gelir. Gerger, Sincik, Çelikhan, Gölbaşı ve Tut ilçelerimizin insanlarının hem ticari hem sosyal ilişkilerinin çoğunluğu Malatya iledir. Böyle iç içe geçmiş iki ilin arasına sadece politik düşüncelerle bu tür şeylerin sokulması doğru değildir. Bakanlarımızla birlikte Malatya'ya giderken yine Nemrut konusu gündeme geldi. Ben, Malatya Valisine, ben sizin misafirinizim ama Nemrut tapusuyla her şeyiyle Adıyaman'a aittir. Sayın Valimiz siz politikacı değilsiniz, siz devlet adamısınız lütfen bu işlere karışmayın, yarın sizi Adıyaman'a da vali tayin edebilirler, o zaman ne yapacaksınız. Siz harita çıkartıyorsunuz, Nemrut Dağı'nı kendi sınırlarınız içerisinde gösteriyorsunuz, Nemrut'un Adıyaman'a uzaklığını 375 km olarak gösteriyorsunuz, bu yalan, dedim. Nereden 375 km; Malatya, Gölbaşı, Adıyaman üzeri giderseniz 375 km. Ben niye Malatya'dan gideyim ki, Adıyaman'dan Malatya 75 km siz bunu yazarsınız. Benim bu konuyla ilgili ciddi çalışmalarım var, gerek milletvekillerimizin, gerek sivil toplum örgütlerinin, gerek valiliğin,yani bu mesele çözümlendi gibi. Orada bir yol yapım girişimleri vardı, onu da engelledik.
YASA ÇOK GÜZEL ÇIKMALI
Ben İçişleri Komisyonu'nun bir üyesiyim; Mahalli İdareler Yasası şu anda komisyonumuzun gündeminde ve alt komisyonda görüşülüyor. Mahalli İdareler Yasası ilk bize geldiği şekliyle çıkmış olsaydı belediyelerimizin hiçbir sorununa, ihtiyacına cevap verebilecek durumda değildi. onun için gerek Plan Bütçe Komisyonundaki arkadaşlarımız, gerekse de İçişleri Komisyonundaki arkadaşlarımız bir alt komisyon kurdular. Bu komisyon Mahalli İdareler Genel Müdürü de ve onun bürokratları dahil haftada 3 gün çalışmalarını sürdürüyorlar. Tasarıyı desteklemek görüşlerini bildirmek üzere büyükşehir belediye başkanları, il belediye başkanları, ilçe belediye başkanları, belde belediye başkanları çağrıldı, onlarla görüşmeler yapıldı. Mahalli İdareler Yasasının mutlak surette çok güzel çıkmasını sağlamamız lazım. Çünkü ilerde başımızı ağrıtacak şeylerden kaçınmamız lazım. Bu reform olacaksa eğer çok iyi düzenlenmesi lazım, inşallah 2002 yılı içerisinde çıkacak.
BAŞKANLARIMIZ HAKLI AMA...
Başkanlarımız umutsuzluğunda haklı ama tasarı ilk şekliyle çıkmış olsaydı belde, ilçe ve küçük il belediyelerine hiçbir katkı sağlamayacaktı. Katkı payları yüzde 5'ten 6'ya 7'ye çıkacaktı ama bu kendilerini çok rahatlatacak bir durum değil. Komisyonda bu tasarı asıl sorunu yaşayan belediye başkanlarımızın görüşleri doğrultusunda şekillendi. İnşallah en kısa zamanda çıkar ve başkanlarımız daha rahat hareket etme imkanına kavuşur. Siyasetteki güvensizlik, herkes bunu söylüyor, nedir bu güvensizlik ben bilmiyorum ama, demokrasiyle yönetilen bir ülkede siyasete güvenmeyeceksiniz neye güveneceksiniz? Başka bir çözüm mü var, yani demokrasi dışı, yani bir askeri yönetim mi isteniyor. Siyasetin eksiklikleri var ise de bunu siyasetin kendi kuralları içerisinde çözmek gerekiyor. Burada basın ve yayının çok büyük bir fonksiyonu var. Mesela dinliyoruz Mersin'de sel olmuş diye. Vatandaş evini yapmış, derenin ağzına yapmış, alçakta yapmış, plansız yapmış sonra evini su basıyor; çıkıp bağırıyor nerede bu devlet diye. Her biriniz bir partiye oy veriyorsunuz, milletvekili seçiyorsunuz, belediye başkanı seçiyorsunuz, doğru mu doğru... Seçerken gayet ciddi bir mücadeleye de giriyorsunuz. Seçerken iyisiniz seçtikten sonra düşman oluyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi ya? Şimdi milletvekillerinin özlük hakları, maaşları konuşuluyor. Milletvekilleri kamuda maaş alanlar arasında 41. sırada, ama birinci sırada sorumluluk sahibi. Mesele şimdi hep para da değil, biz hep söylüyoruz siyasetçi nüfuzunu kullanarak çıkar sağlamasın. Bu güveni de oluşturmak yine bizim elimizde. Dışarı bakıyorsunuz, yüzde 50 furyası her taraf dolup taşıyor. Vatandaşta para yok değil, var ama parayı harcamak istemiyor. Bir güvensizliği var acaba ne olur diye. Ayrıca vatandaş şimdi resmen soyuluyor, toptancıda gömlek 13 milyon lira, mağazadaki fiyatı ise 75 milyon... 75 milyona da yüzde 50 indirim yazıyorsunuz, 37 milyon, yüzde 300 kazanıyorsunuz. Kendi halkınızı soymayın. İnsanlar arasındaki ilişkiler güven esasına dayanmalı; güven esas, şüphe istisna olmalı. Ama ülkemizde maalesef şüphe esas, güven istisna olmuş. Güveni yeniden tesis etmek hepimizin görevidir. Çünkü bu ülke bizim ülkemiz...
ÜNİVERSİTE ÖNCELİĞİMİZ
Adıyaman'ı Türkiye'den ayıramazsınız, Yozgat'ın, Trabzon'un, Çorum'un problemi neyse Adıyaman'ın da odur. En büyük problem öncelikle hızlı nüfus artışı; bu artışla beraber bir istihdam
HASARİ GÜLER KİMDİR?
1958 Adıyaman doğumlu. Gaziantep Eğitim Enstitüsü mezunu. Yıllarca öğretmenlik yaptı. 1999 seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi'nden Adıyaman Milletvekili seçilen Hasari Güler evli ve 3 çocuk babası.