
Anavatan Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile Türkiye'nin bugününü ve geleceğini konuştu: "2003 şahlanma yılı olacak" Koalisyon hükümetini yaşanan birtakım sorunlara rağmen Türkiye'nin geçmiş 10 yılındaki örnekleriyle karşılaştırıldığında oldukça başarılı bulduğunu bildiren Anavatan Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz "Uygulanan program kararlılıkla sürdürülür ve Avrupa Birliği sürecinde kopma yaşanmazsa, inşallah 2003 yılı Türkiye için bir şahlanma yılı olacaktır" dedi.
"Yanlışlıklar, hırsızlıklar, yolsuzluklar ve çarpıklıklar her yerde vardır. Önemli olan bu yanlışların düzeltilmesi yönünde toplumsal bir talebin ve iradenin bulunmasıdır" diyen Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, bu talep ve iradenin varolduğu sürece düzelmeyecek hiçbir DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetini yaşanan bir takım sorunlara rağmen Türkiye'nin geçmiş 10 yılındaki örnekleriyle karışlaştırıldığında oldukça başarılı bulduğunu bildiren Anavatan Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz "Uygulanan program kararlılıkla sürdürülür ve Avrupa Birliği sürecinde kopma yaşanmazsa, inşallah 2003 yılı Türkiye için bir şahlanma yılı olacaktır" dedi. "Yanlışlıklar, hırsızlıklar, yolsuzluklar ve çarpıklıklar her yerde vardır. Önemli olan bu yanlışların düzeltilmesi yönünde toplumsal bir talebin ve iradenin bulunmasıdır" diyen Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, bu talep ve irade varolduğu sürece düzelmeyecek hiçbir çarpıklık olmadığını açıkladı. Seçim ittifaklarını gerekli gördüğünü, seçim ittifakı ile hiç değilse bu koalisyonların yapısına Türk halkının karar vermesinin sağlanması gerektiğini söyleyen ANAP Lideri Yılmaz "Yanlışların tek sorumlusu ve kaynağı gibi gösterilmek istenen siyaset kurumu, esasen bu çarpıklıkları düzeltebilecek yegane mekanizmadır. Toplum, siyasetçisine sahip çıkar ve yönlendirirse Türkiye kısa sürede bu sorunlarından kurtulur" diye konuştu. BİZİM MAHALLİ İDARELER Gazetesinin sorularını cevaplandıran Anavatan Partisi (ANAP) Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Türkiye'nin bugünü ve geleceği ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz'a sorularımız ve verdiği cevaplar şöyle: Siyasi belirsizlik içinde yeni partileşme girişimlerinin başarılı olacağına inanıyor musunuz? Türkiye'nin yeni siyasi partilere değil; vizyon sahibi, programını kararlılıkla uygulayabilecek partilerin güçlü bir şekildi iktidara gelmesine ihtiyacı vardır. Nitekim, yeni oluşum adıyla ortaya çıkan hareketlerin hiç birinin siyasete yeni yüzler ve yeni yaklaşımlar getirmediği, tutarlı ve ciddi bir vizyon ortaya koyamadığı, sorunlara farklı çözümler içeren programlar geliştiremediği görülmektedir. Bu bakımdan yeni partileşme girişimleri, Türk insanının umutlarını ve zamanını heba etmenin ötesinde bir anlam taşımamaktadır. Yeni oluşumlar, Türkiye'de bugüne kadar partilerde bölünmeye neden olurken tek başına iktidar olma şansını kaybettirdi.
Türkiye tek partili iktidar dönemlerine yeniden dönebilecek mi?
Türkiye'nin yakın gelecekte güçlü bir tek parti iktidarına kavuşması zor görünmektedir. Ama böyle bir ihtiyacın giderek arttığı da açıktır. Bu süreçte, olabildiği kadar çok konuda uzlaşma sağlanmış, kendi içinde uyumlu çalışan koalisyon hükümetlerine destek verilmesi ve sahip çıkılması gerekmektedir.
Siyasette yeni oluşumların başarı şansı size göre var mı? Bölünmüşlüğün bir şey getirmediği bilinirken bu girişimlerin nedeni size göre nelerdir?
Türk siyaseti tek başına ANAP iktidarlarının sona erdiği 1991 yılından beri sürekli bir bölünme içindedir. Bu bölünmenin bir müddet daha devam edeceği görülmektedir. Türkiye, bu bölünmüşlükten hiçbir şey kazanmadığı gibi çok şey de kaybetmiştir. Ama bu önüne geçilemez bir süreçtir. Fakat bir süre sonra siyasetteki çalkantıların durulacağına, her şeyin yerli yerine oturacağına inanıyorum. Türk halkı, sağduyusuyla doğruyu her zaman bulmuştur, bu defa da bulacaktır.
Anavatan Partisi'nden ayrılanların size göre gidiş nedenleri nelerdir? Yıldırım Akbulut'un şahsında genel başkanlık ve başbakanlık yapan bir ismin parti değiştirmesini doğru buluyor musunuz?
Anavatan Partisi, ülkemiz şartlarında uzun sayılabilecek bir süredir siyasi hayatın içindedir. Bu süre içinde bir çok insan çok uzun yıllar milletvekilliği, parti yönetim kademelerinde çeşitli görevler yapmışlardır. Bu durum, ister istemez bir yorgunluğu, enerji ve vizyon kaybını da beraberinde getirmiştir. Partimizin içindeki bir takım insanlar, partinin dinamik ve sürekli gelişen yapısına ayak uydurmakta zorlanmaya başlamışlardır. Bu nedenle Anavatan Partisi'nden istifaları işte bu sürece ayak uyduramayanların elenmesi olarak görmek gerekir. Sayın Yıldırım Akbulut'un durumunu da aynı çerçevede değerlendiriyorum.
Türkiye'de bir ilki gerçekleştiren partiniz ANAP'ın 4 eğilimi birleştirme noktasında genel başkan olarak yeni girişimleriniz olacak mı?
Anavatan Partisi sahip olduğu vizyon, ortaya koyduğu program v siyaset anlayışıyla bütün siyasi partiler içinde en geniş kesimi kucaklayan partidir. Hangi kesimden, hangi düşünceden, hangi inançtan, hangi kökenden olursa olsun herkesin ANAP içindeki kendini ifade etme ve görev alma imkanı vardır. Partimizin bu yapısını sürekli güçlendirerek korumak kararındayız. Türkiye'nin yeniden yapılanmasında ve ilerlemesinde siyasi partilerin ve bürokrasinin olumsuz etkileri olduğu yolundaki iddialarla ilgili olarak düşüncelerinizi alabilir miyiz? Bu yaklaşım; siyaset kurumunu ve onunla birlikte yürütme organını milletimizin gözünde küçültmek, Türkiye'yi demokrasi dışı arayışlara hazırlamak isteyen çevrelerin görüşüdür. Türkiye demokratik bir ülkedir. Demokrasilerde esas olan milletin iradesidir. Millet iradesini temsil eden kurumlar da siyasi partilerdir. Yürütme organı da, bu siyasi partiler içinde hükümet görevini üstlenen partilerce yönlendirilir. Türkiye'nin sorunlarının çözümü için bundan başka bir yol, bir yöntem ve bir alternatif yoktur. Bunun için Türkiye'de herkesin siyaset kurumuna ve bürokrasiye sahip çıkması gerekmektedir. Siyaset kurulu ve bürokrasinin işleyişindeki yanlışları düzeltecek olan da yine sistemin ta kendisidir.
Türkiye'nin yolsuzluk batağından kurtuluşunun anahtarı size göre neler olmalıdır? Şeffaflık açısından "Bir nereden buldun yasası" çıkartılması yönündeki düşüncelere katılıyor musunuz?
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği sürecinde gerçekleştireceği düzenlemeler, katılımcı demokrasinin güçlenmesi, devlet yönetiminin yeniden yapılanması çalışmaları sonuçlandığında; şeffaflık yolunda fevkalade ileri bir düzeye gelinmiş olunacaktır. Öte yandan alt yapısı oluşturulmadan çıkartılan bir takım yasaların sadece insanları ürküttüğü, girişimcilerin şevkini kırdığı, ülkemize dışarıdan gelecek kaynakların önünü kestiği bir çok örnekte görülmüştür. Elbette sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi için bir takım milatlar lazımdır. Ama önce toplumun ve kurumların buna hazır hale getirilmesi gerekmektedir. Günümüz Türkiye'si "Benim hırsızım senin hırsızından daha az çalıyor" mantığıyla yönetilir oldu. Böyle bir mantığın tutarsızlığı ortada ama görünen de bu.
Bu yanlış düşünceden kurtuluş için siyasilere düşen görevler size göre neler olmalıdır?
Türkiye'yi böylesine karanlık ve kasvetli bir ülke olarak tasvir etmenin haksızlık olduğuna inanıyorum. Yanlışlıklar, hırsızlıklar, yolsuzluklar, çarpıklıklar her yerde vardır. Önemli olan bu yanlışların düzeltilmesi yönünde toplumsal bir iradenin bulunmasıdır. Bu talep ve irade varolduğu sürece, düzelmeyecek hiçbir çarpıklık yoktur. Bugün tüm bu yanlışların tek sorumlusu ve kaynağı gibi gösterilmek istenen siyaset kurumu, esasen bu çarpıklıkları düzeltebilecek yegane mekanizmadır. Toplum, siyasetçisine sahip çıkar ve yönlendirirse Türkiye kısa sürede bu sorunlarından kurtulur.
Türkiye'nin istikrara, huzura ve ekonomik rahatlığa kavuşabilmesi için nasıl bir seçim sistemi uygulanmalıdır?
Ülkemizde Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanununun değişmesi gerektiği bir gerçektir. Ama bu değişikliği sadece yüzde 10 barajına endekslemek yanlıştır. Zaten biz bu barajın korunması gerektiği görüşündeyiz. Seçim ittifaklarını ise gerekli görüyoruz. Türkiye zaten tek başına Anavatan Partisi iktidarlarının sona ermesinden beri koalisyonlarla yönetilmektedir. Seçim ittifakı ile hiç değilse bu koalisyonların yapısına Türk halkının karar vermesi sağlanmış olunacaktır. Siyasi Partiler Yasasında yapılacak değişikliklerle de, bu kurumların işleyişi gerçek anlamda demokratik kuralların hakim olacağı bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Koalisyondaki ANAP, hükümetin kuruluşundan bugüne kadar uygulamak istediklerini yerine getirebildi mi? Önceki koalisyon hükümetlerine göre bugünkü koalisyonu değerlendirebilir misiniz?
Koalisyon yapısı içinde hiçbir partinin kendi programını bütünüyle hayata geçirme imkanı yoktur. Biz ANAP olarak ekonomiden Avrupa Birliği'ne, kamu yönetiminden mahalli idarelere kadar bir çok alanla köklü değişiklikler öngören bir programa sahibiz. Bunlardan koalisyon ortaklarımızla üzerinde uzlaşma sağlayabildiğimiz bir takım düzenlemeleri kısmen de olsa hayata geçirmenin gayreti içindeyiz. Bugünkü koalisyon hükümeti, yaşanan bir takım sorunlara rağmen Türkiye'nin geçmiş 10 yılındaki örnekleriyle karşılaştırıldığında oldukça başarılı bir hükümettir. Fakirleşen Türk insanı yeniden kendi kendini geçindirebilme noktasına size göre ne zaman gelebilir? İzlenen ekonomi ve enflasyon politikası ile milli gelirin arttığı ve büyümenin yeniden yakalandığı dönem için bir takvim verebilir misiniz? 2001 yılı Türkiye için çok kötü geçmiştir. 2002 yılı ise bir anlamda restorasyon yılıdır. Yani geçtiğimiz yıl yaşanan olumsuzlukların telafisi yılıdır. ½ayet uygulanan program kararlılıkla sürdürülür, Avrupa Birliği sürecinden kopma yaşanmazsa inşallah 2003 yılı Türkiye için bir şahlanma yılı olacaktır.
Yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması ve hizmetin yerinden yapılması uygulamasında geç kalındı mı? Mahalli İdareler Yasası çıkarsa bu beklentileri karşılayabilecek konumda mı?
Türkiye'deki mahalli idareleri bugünkü konumlarına getiren Anavatan Partisi'dir.
MESUT YILMAZ'DAN MESAJLAR •Türkiye'nin yeni siyasi partilere değil; vizyon sahibi, programını kararlılıkla uygulayabilecek partilerin güçlü bir şekilde iktidara gelmesine ihtiyacı var. •Yeni partileşme girişimleri, Türk insanının umutlarını ve zamanını heba etmenin ötesinde bir anlam taşımıyor. •Türkiye'nin tek başına bir iktidara ihtiyacı giderek artıyor. •Uyumlu çalışan koalisyon hükümetlerine destek verilmeli ve sahip çıkılmalıdır. •ANAP'ın içindeki bir takım insanlar, partinin dinamik ve sürekli gelişen yapısına ayak uydurmakta zorlanmaya başladı. Partiden istifaları, bu sürece ayak uyduramayanların elenmesi olarak görmek gerekiyor. •Türk siyaseti, tek başına ANAP iktidarının sona erdiği 1991 yılından beri sürekli bir bölünme içinde. Bu bölünmenin bir müddet daha devem edeceği görülüyor. Türkiye bu bölünmüşlükten hiçbir şey kazanmadığı gibi, çok şey de kaybetti. •Türkiye'de herkes siyaset kurumuna ve bürokrasiye sahip çıkmalıdır. •Yanlışlıklar, hırsızlıklar, yolsuzluklar ve çarpıklıklar her yerde vardır. Önemli olan bu yanlışların düzeltilmesi yönünde toplumsal bir talebin ve iradenin bulunmasıdır. Bu talep ve irade varolduğu sürece düzelmeyecek hiçbir çarpıklık yoktur. •Yanlışların tek sorumlusu ve kaynağı gibi gösterilmek istenen siyaset kurumu, esasen bu çarpıklıkları düzeltebilecek yegane mekanizmadır. Toplum, siyasetçisine sahip çıkar ve yönlendirirse Türkiye kısa sürede bu sorunlarından kurtulur. •Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanununun değişmesi gerektiği bir gerçektir. Bu değişikliği yüzde 10 barajına endekslemek yanlıştır. ANAP, bu barajın korunması gerektiği görüşündedir. •Seçim ittifaklarını gerekli görüyoruz. Seçim ittifakı ile hiç değilse bu koalisyonların yapısına Türk halkının karar vermesi sağlanmalıdır. •Bugünkü koalisyon hükümeti, yaşanan bir takım sorunlara rağmen Türkiye'nin geçmiş 10 yılındaki örnekleriyle karşılaştırıldığında oldukça başarılı bir hükümettir. •Uygulanan program kararlılıkla.
MESUT YILMAZ KİMDİR?
1947 İstanbul doğumlu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Ekonomist ve maliyeci. Özel sektör temsilciliği yaptı. Anavatan Partisi kurucu üyesi. 4 dönemden beri TBMM'de Rize Milletvekili. Bugüne kadar Devlet, Kültür ve Turizm, Dışişleri Bakanlıkları görevlerinde bulundu. Eski Başbakan ve Anavatan Partisi Genel Başkanı. Evli, 2 çocuk babasıdır.