
Erzincan'ın temel soruları hakkında bilgi veren Vali İbrahim Altınok, ilde sanayileşmeye cevap verebilecek büyük kuruluşlar bulunmadığını, sanayi yönünden sorunlarla karşı karşıya bulunulduğunu açıkladı
Vali İbrahim Altınok, ilin iş kapasitesi yaratmak durumunda olduğunu, işsiz sayısının çok fazla olduğunu belirterek Erzincan'ın çevre sorunlarına da dikkat çekti. Vali Altınok "Bu yüksek dağlar rüzgarı kestiğinde kışları kömür tüketimi artıyor. Bu nedenle ilin yakınından geçen doğalgazı Erzincan'a getirmek lazım. Bunun için asgari 25 milyon dolar lazım. Ayrıca hayvancılığımızın modern teknoloji kullanılarak yapılması, yem sorununun çözümlenmesi gerekiyor" dedi. Erzincan'ın temel soruları hakkında bilgi veren Vali İbrahim Altınok, ilde sanayileşmeye cevap verebilecek büyük kuruluşlar bulunmadığını, sanayi yönünden sorunlarla karşı karşıya bulunulduğunu açıkladı. Vali İbrahim Altınok, ilin iş kapasitesi yaratmak durumunda olduğunu, işsiz sayısının çok fazla olduğunu belirterek Erzincan'ın çevre sorunlarına da dikkat çekti. Vali Altınok "Bu yüksek dağlar rüzgarı keserse kışları ısınmak için kömür tüketimi artıyor. Bu nedenle ilin yakınından geçen doğalgazı Erzincan'a getirmek lazım. Tabii ki bunun için de asgari 25 milyon dolar lazım. Ayrıca hayvancılığımızın modern teknoloji kullanılarak yapılması, yem sorununun çözümlenmesi gerekiyor" dedi. Bizim Mahalli İdareler Gazetesi'ne Erzincan'ı anlatan Vali İbrahim Altınok şunları söyledi:
İLİN SORUNLARI
"Erzincan sanayi yönünden sorunlarla karşı karşıya. Çünkü sanayileşmeye cevap verecek büyük kuruluşlar yok. Şeker fabrikası yenileme yapılmaksızın ilk kurulduğu zamanki kapasitesiyle çalışıyor. Üretilen pancar hala Erzurum, Amasya taraflarına gidiyor. Erzincan'da Doğusan ve Doğu-Halk fabrikaları önemli yerler ama geçmişteki hatalar, ekonomik sıkıntılar onları rantabl çalışmadan alıkoymuş, bazı borsa oyunlarına alet olmuştur. Şimdi bunları çözmeye çalışıyoruz. Bunların çoğunu çözdük ancak Türkiye'deki bazı merciler yetki kullanma yönünden tereddüt geçirdiklerinden yani cesaretli kararlar veremediklerinden bunların tekrar çalışması, işsizliğe çözüm bulması gibi çözümlere ulaşılamıyor. 4742 sayılı kanunda yetkilendirilen kurumlar buradaki borçları sıfıra kadar indirme yetkisine de sahipler ama bu yetkiyi kullanmıyorlar. Ancak bu durumda iki kuruluşun verimli hale gelebilecek, işçi sorunları çözümlenebilecek. Erzincan'ın üniversite sorunu varmış gibi edebiyat yapılıyor. Şekli olarak üniversite olmasa da, üniversite yönetimi değerinde fakültemiz var ve 4 bin 500 öğrencimiz var. 3. Ordu Merkezi de ilimizde bulunuyor. Şehrimiz deprem riskiyle yüklü ve bu yüzyıllardan beri devam eden bir olgu. Erzincan 1939'dan beri çok büyük yıkımlara uğramıştır. Son olarak da 1992 depremi yaşanmıştır. Deprem nedeniyle Dünya Bankası yüz milyonlarca dolar kredi vermiş; düzgün yollar, iş hanları, arıtma tesisleri, tretuvar gibi son derece modern bir kent görüntüsü veren bir düzenlemeler yapılmıştır. Erzincan şu anda iş kapasitesi yaratmak durumunda. Çünkü, işsizimiz çok. Erzincan'ın çevre sorunları var. Bu yüksek dağlar rüzgarı keserse kışları ısınmak için kömür tüketimi artıyor. Bu nedenle ilin yakınından geçen doğalgazı Erzincan'a getirmek lazım. Tabii ki bunun için de para lazım ve asgari 25 milyon dolar gerekiyor. Hayvancılığımızın modern teknoloji kullanılarak yapılması, yem sorununun çözümlenmesi gerekiyor. Özel idare olarak elimizdeki kısıtlı olanaklarla buna çözüm getirmeye çalışıyoruz. Gerek köylerimizin yollarını, kanalizasyonlarını, menfezlerini, asfalt kaplamalarını, yeni asfalt yapımını imkanlarımızı zorlayarak ve Ankara'nın desteğiyle yapmaya çalışıyoruz.
SAĞLIKTA VE EĞİTİMDE DURUM
Sağlıkta durum yeterli, yeteri kadar da hastane var. Bu hastaneler batı illerimizde bile yok. Önemli olan bu hastanelerimizde sonsuz bir şekilde vatandaşın emrinde çalışmaktır. Zorunlu hizmetin sürdürülmesi son derece yararlı olur. Çünkü zorunlu hizmet sayesinde sağlık hizmetlerini yürütmek üzere birçok hekim belirli sürelerle burada hizmet verecektir. Eğitim hizmetleri 1992 depreminden sonra son derece kaliteli bir biçimde yapıldı. Araç gereç donanımı, bilgisayar donanımı iyi ve öğretmen sayısı bakımından da iyi durumda.
İLİN EKONOMİK DURUMU
Sanayileşme ve istihdam sorunu mutlaka çözümlenmelidir. Sanayi bölgemiz var ve ben de başkanlığını yürütüyorum. Bir an önce buranın cazibeli hale getirilmesi için çözüm de şöyle: Türkiye'de belli yörelerdeki kalkınmayı sağlamak için zaman zaman özel bir mevzuat ve imkanlar sağlanmıştır. Yatırım kolaylıkları dediğimiz enerjide indirim, vergiden, faizlerden ve her türlü avantajlar sağlanmıştır. Böylelikle yatırım gitmeyen yerlerde sanayiyi özendirmek amaçlanmıştır. Ama Türkiye'de, Ankara ve İstanbul'da imkanlar aynıyken millet niye buraya gelsin ki, sermayeyi buraya niye getirsin?
İLİN TEMEL SORUNLARI
Sadece terör olayıyla olmayan, ekonomik nedenlerle de insanlarımız büyük kentlere ve yurt dışına gitmişler, ekmeklerini oralarda aramışlardır. Oralara yerleşen insanlarımız büyük işletmeler de kurmuşlardır. Örneğin Fırat-Pen'in sahibi İliçli'dir. Bu yerleri özendirmek, bu yerlere tekrar o hemşehrilerimizi çekmek, buralara gelip üretime katkıda bulunmak, artık üretmeyen köylerimizin üretimlerine katkılarını sağlamak lazım. Dışarıdaki Erzincanlılar için şöyle bir çare önermekteyim: Emekli olduktan sonra Erzincan'daki köyüne Mayıs ayında gelebilmek, Kasımda dönebilmek. Bu ne yapar? Eğitim yönünden büyük şehirde yetişmiştir, görgü yönünden daha fazla deneyime sahiptir, yürüttüğü meslekteki deneyimini buraya aktarabilir. Köyde bazı üretim kalemlerini ve işletmelerini oluşturabilirler. Buraya temelden gelmeseler de dediğim gibi çalışma sürelerini artırmak, bunu özendirmek için çalışıyorum.
HEDEFLENEN PROJELER
Özel İdare bütçesi eksi durumdaydı, artıya döndü ve bu çok önemli. Ekonomiyle son derece yakından bağlantılı. Boru ve çok nitelikli kiremit imal eden Doğusan AŞ mermer sahasında da üretim yapıyor. Özel İdare, Doğusan'a % 5 ortak, mermerde ise % 40 ortak. Ancak bu şirketin çok büyük sorunları var. işte bu durumu çözme aşamasına vardık. Ancak demin de söylediğim kurumlar cesaretli davranmadılar ama onları zorluyoruz. İnşallah bunları halledersek ekonomiye bir başlangıç yapacağız. Bunları, uygun bedellerle özel sektöre devredeceğiz. Nitekim ocakları bir şirkete devrettik, çıkan taşlardan bize % 10 veriyorlar. İller Bankasının desteği bugüne kadar gelmemiştir, bundan sonra geleceğini ummaktayım. Gerçekleştirildiği takdirde örnek olacak kuruluşlar, aynı zamanda anonim şirketlere karşı halkın sarsılan güveni gelecektir. Kemaliye'de şeker fabrikalarının çuvallaması işini yapan ve Özel İdare'nin % 35'ten fazla hissesi olan bir şirketimiz var. Bu şirket de zor durumdaydı, kurtardık. Geçen yıl kar etti, şu anda 800 milyara yakın bir ihale aldık; imalat başladı. Bir de Kemaliyelilerin rüyası tünel var. Doğal güzelliği ile karanlık bir kanyon; sadece kayık ve diğer araçlarla geziliyor. Kemaliye buradan Divriği'ne bağlandığı takdirde İstanbul ve gurbetteki Kemaliyeliler uzun bir yol gitmeyerek 250 km'ye yakın bir kestirmeyle ilçeye sürekli gidip gelme gibi bir rüyayı kafalarına takmışlar. O zor doğa yapısında ipler sarkıtarak tüneller açmışlar. Burası 1949'dan itibaren aşama aşama devam etmiş. Bizden önceki vali ve kaymakamlar ve Kemaliyeli dernekler devam ettirmişler ve tüneller açılmış. Ben geldiğimde tünel işi biraz yavaşlamıştı. Başbakanımız ve Başbakan Yardımcımız Hüsamettin Özkan, bize burasının bitmesi konusunda bir emir verdiler. Bunun bitmesi için maddi kaynağını da gönderdiler.
DEPREM KADER OLDU
Erzincan geçen yüzyılda depremin en büyüğüne uğrayan bir il. 1939'da 40 bin civarında insanını kaybetmiştir. Deprem lafı edildiğinde Erzincan akla gelen ilk şehir. Depremin yıkımlarından kurtulabilmek için ekolojinin ve mevzuatın gerektirdiği yapılar yapmak gerekir. Japonya dünyadaki en çarpıcı örnektir. Geçen yüzyıllarda çok büyük kayıplara uğramıştır ve şimdi deprem konusunda dünyaya öncülük etmektedir. Bu bakımdan Vali Yardımcımız devlet tarafından eğitim için Japonya'ya gönderildi. Şimdi Erzincan depreme hazırlıklı. Depremden sonra yapılan yapılar en fazla 3 katlı ve çoğu tek katlı. Her yönden gelebilecek depreme karşı hazırlıklıyız. Buna uymayan unsurlar çok az. Bunlara da belediyemiz ve Bayındırlık Müdürlüğümüz yetki alanlarına göre müdahale etmektedir. YASA İÇİN GÖRÜŞLERİ Dünyadaki Anglo-sakson yönetimleri mahalli idarelerin yoğunluğuna dayanır. Polis hizmetleri, bile Amerika'da mahalli idarelerce yürütülür. Ama biz yönetim bakımından Fransa modelini biraz daha fazla benimsemişiz. Merkezi yönetimin çok büyük bir etkisi vardır. Ben artık mahalli idarelerin merkezin yoğunluğundan kurtulmasını savunduğum yerler de vardır ama paranın iyi kullanılması, kaynakların yok edilmemesi bakımından bu konularda çok dikkat edilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü mahalli idarelerde halkımızın denetimleri zayıf. O bakımdan mahalli idarelerin Türkiye'nin bazı yerlerinde yasanın kendilerine verdiği imkanları ve yetkileri yerinde kullanmadığını ben görmekteyim. O bakımdan yasa tartışılır bir mevzudur. Modern bir düşünceyi savunanlar, demokrasinin gelişmesi bakımından mahalli idarelerin çözülmesi gerektiğini ileri sürerler. Ama bu yetkiler kötüye kullanıldığı zaman da büyük israflara neden olurlar. Bunun için dengeyi sağlamak lazım. Mahalli idarelerin çoğu o kadar güçlük içinde ki, temel fonksiyonlarını yapamıyorlar. Sadece personel parasını öder durumdalar. Çünkü personellerinin sayısını, hududunu, işçisini iyi hesaplamamışlar; fazla personel çalıştırıyorlar.
VALİ İBRAHİM ALTINOK KİMDİR?
1944 Muğla doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Muğla'da yaptı. 1968'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. 1970 yılı Ekiminde Denizli Tavas Kaymakamlığına atandı. Daha sonra askerlik hizmetini yaptı. 1972 Ekiminde başladığı Muğla Ula Kaymakamlığı görevine 1976'ya kadar devam etti. Daha sonra Bingöl Genç, Samsun Vezirköprü Isparta Yalvaç'ta görev yaptı. 1989-1991'de İçişleri Bakanlığı bünyesinde görev aldı.