goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Yeni Anayasa

Selvi Erdoğan Turgut
Duyurular
 DERGİ VE GAZETEMİZE; Aktüel,Siyaset, Kültür ve Sanat (Ulusal,Bağımsız,Tarafsız ) Muhabirliği; - Amaç ve meslek haline getirecek, - Uzun süreli çalışabilecek, - Kesinlikle seyahat engeli olmayan, - İstikrarlı,heyecanlı. azimli,kararlı,fedakar, kendine güvenen - Prezantabl, Yaş sınırı max 35, - Tecrübeli,Tecrübesiz ( Ben lise mezunuyum veya başka bir bölüm mezunuyum,iletişim değil, olur mu acaba diye) sormayın hemen müracaat edin. - Ankara’da ikamet edenler tercih edilecektir, ÖNEMLİ HUSUSLAR; - Ailevi,Özel hayat ve okul problemi olanlar, mezun olmamışlar( Açıköğretim hariç) asla müracaat etmesinler ( Tecrübelerimiz bu şartı koymamızı mecbur kılmıştır. - Görüşme öncesi Gazete ve Dergi sitemizi lütfen dikkatle inceleyiniz. Gazetemiz ; www.bizim-mig.com.tr Dergimiz ; www.yyplatformu.com.tr - Başvurularınız incelenip ön görüşme için davet edileceksiniz. Lütfen ! Yukarıda yazılanları dikkate alınız , Ciddi müracaatlar bekliyoruz. İyi Çalışmalar !
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz.

Aktif ziyaretçi sayımız

5 .


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
Büyükşahinbey'in Mimarı Başkan...

Gaziantep'e bağlı Şahinbey ilçesinin Büyükşahinbey Kasabasının Milliyetçi Hareket Partisi'den seçilen Belediye Başkanı Ökkeş Yiğit, kasabanın 23 yılına damgasını vuran siyasetçi olarak önplana çıkı.

MHP'li Belediye Başkanı Ökkeş Yiğit "Bazı fonlar var ve bu fonlar hangi partide ise o parti yandaşına peşkeş çekiyor. Bu bir haksızlıktır; bunu yapmak yerine herkese eşit davranılsa insanlar vatandaşına daha iyi hizmet sunarlar. Bu fonlar kaldırılıp hazineye aktarılmalı, buradan da dağıtım yapılacaksa eşit şekilde dağıtılmalıdır. Kimin parasını kime veriyorlar anlamak mümkün değil" dedi. Gaziantep'e bağlı Şahinbey ilçesinin Büyükşahinbey Kasabasının Milliyetçi Hareket Partisi'den (MHP) seçilen Belediye Başkanı Ökkeş Yiğit, kasabanın 23 yılına damgasını vuran siyasetçi olarak ön plana çıkıyor. MHP'li Belediye Başkanı Ökkeş Yiğit "Bazı fonlar var ve bu fonlar hangi partide ise o parti yandaşına peşkeş çekiyor. Bu bir haksızlıktır; bunu yapmak yerine herkese eşit davranılsa insanlar vatandaşına daha iyi hizmet sunarlar. Bu fonlar kaldırılıp hazineye aktarılmalı, buradan da dağıtım yapılacaksa eşit şekilde dağıtılmalıdır. Kimin parasını kime veriyorlar anlamak mümkün değil" dedi. Bizim Mahalli İdareler Gazetesi'ne kasabasına yaptığı hizmetleri, yapacaklarını ve sorunlarını anlatan MHP'li Belediye Başkanı Ökkeş Yiğit şunları söyledi:

SİYASİ GEÇMİŞİ

"Bir zamanlar iyi bir solcuydum. Sonra Avrupa'yı gezerken sosyalist ülkeleri görme imkanı da buldum. Oraları gezerken şunu gördüm. Benim ecdatlarım kılıç, zoru ve iman gücü ile oralara gidip hakimiyet kurmuşlar ve kendilerini oralara kabul ettirmişler, ama bizler elimizdeki pasaportla bile oralara istediğimiz gibi gidemeyip, istediğimiz muameleyi göremiyoruz. Birde her türlü haksızlığa sadece Türk olduğum için maruz kalıyorum. İşte bu bana çok ters gelmişti ve sonra döndüm. O zaman Şoförler Cemiyeti Başkanımız MHP'li idi. Beni de MHP'ye götürdü. 1977 yılında geldim buradan Belediye Başkanı adayı oldum. 1964'ten 1977 yılına kadar da kasabama dışarıda olduğum için gelmemiştim. Sonuçta seçimi kazandım ve belediye başkanı olarak göreve başladım. Fakat o yıllar kötü günler geçirdik, üstüne üstlük birde 12 Eylül yaşadık. Allah bir daha kimseye yaşatmasın. Avrupa bugün aya gidiyor ama biz hala çamur yollarda geziyoruz. Bunların hepsi kısır çekişmelerden dolayı oluyor. İnançlı insanlarız ama neden Avrupalı aya çıkıyor da biz çıkmıyoruz diye araştırmalı ve o­na göre çalışılmalıdır.

ÖZAL ÇAĞ ATLATTI

1980 sonrası bu geçiş dönemini yaşadıktan sonra 1984 yılında yeniden gelip aday olduk ve yine kazanarak görevimizin başına geldik. Rahmetli Turgut Özal bu ülkeye çağ atlatmıştır. Belediyeler deseniz yine öyle. Rahmetli Adnan Kahveci vardı, o insan hazine yardımı alacağı zaman önce paranın bir kısmını belediyeler parti gözetmeksizin eşit şekilde dağıtır, geri kalan kısmını da nüfusa göre verirdi. 1991 yılında Demirel ve SHP iktidara geldi. Biz bunlardan o zaman particiliğin ne demek olduğun öğrendik. Belediyelerin borçlarını affettiler. O zaman borçlu olan belediyelerin çoğu solcu belediyeler ve DYP'li belediyelerdi. Bizlerde borcumuzu ödemekle hata yapmış pozisyonuna düştük. Niye affettiler anlamadık. Bize de o zaman hediye verselerdi. Çalışan borçlarını ödeyen insanlara bu büyük haksızlık oldu. İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü Fonu, Maliye Bakanlığı Fonu, Çevre Bakanlığı Fonu, Kültür Bakanlığı Fonu, Turizm Bakanlığı Fonu hangi partinin elinde ise kendi partilerinden olan belediyelere destek oldular. Diğer belediyeler üvey evlat gibi kaldı ve hiç bir şey alamadılar. Sonra ANAP- DYP geldi aynısını yaptı, Sonra RP-DYP geldi o­nlarda aynısını yaptı. Biz diyoruz ki, yüzde 8.5 hissemiz var. Bu bize yüzde 6 olarak geliyor; bize bunun tamamı verilsin. Bazı fonlar var ve bu fonlar hangi partide ise o parti yandaşına peşkeş çekiyor. Bu bir haksızlıktır; bunu yapmak yerine herkese eşit davranılırsa insanlar vatandaşına daha iyi hizmet sunarlar. Bu fonlar kaldırılıp hazineye aktarılmalı, buradan da dağıtım yapılacaksa eşit şekilde dağıtılmalıdır. Kimin parasını kime veriyorlar anlamak mümkün değil. Bugün Hollanda'da yerel yönetimlerin aldığı pay yüzde 65, Belçika'da yüzde 70, Fransa'da yüzde 45, Almanya'da yüzde 35, bizdeki pay da yüzde 6. Bu nasıl bir düşünce yapısı anlamak mümkün değil? Milletvekili ve Bakanlarımıza sesleniyorum; hisselerimizi artırsınlar. Örneğin bir Mahalli İdareler Yasası çıkacak söylentisi var. Fakat yetki yüzünden çıkarmazlar. Bir de Ankara'ya bağlılığımız kalkar. Bu da o­nların işine gelmez. Örneğin bir bakanla görüşmek için Ankara'ya gidiyorsunuz. Bakanın makamına girmek, Padişahın haremine girmekten daha zor duruma geldi. Bunun yerine bir milletvekilinin yanına gideceğim. O telefon edecek, bana yemek yedirecek işimi ayarlayacak ve beni gönderecek. Milletvekilinin işi bu değil, benim de işim bu değil. Bu nedenle bu yasayı mümkün değil çıkarmazlar. İller Bankasını kaldırıp belediyeleri Merkez Bankası'na bağlamalılar. İller Bankası kimin için kuruldu? Biz belediyeler için kuruldu fakat başında kim var iktidar partisinin atadığı Genel Müdür. o­nun da önce hizmeti kime, kendi yandaşına yapması gerekir; bunun artık olmaması gerekir. Bakın İller Bankası benim partimin elinde ama size gelen kağıtları göstereyim. Hiç bir şey almış değilim; bir de param kesilip geliyor. Bu oluyor diye çalışmayayım mı? Belki muhalefet benden daha rahat çalışıyor. Benim ecdatlarım buraları alırken bir çok zorlukları aştılar. Bende o ecdadın torunuyum.

NÜFUS, KADRO VE BORÇLAR

Şu an 6 bin 400 kişilik nüfusumuz var. İller Bankası'ndan 4 bin 700 nüfus üzerinden para alıyorum. Sonuç kesinleşince artacak. Benim bir sanayim var ve bu sanayinin bu sene 45 km asfaltını yaptım. Toplam 50 personelim var. Benim kısa vadede bir kuruş borcum yok. Uzun vadede ise içme suyu şebekesi yaptırdığım için borcum var. Çünkü sanayi için su lazım. SSK'ya, Maliye'ye borcum var. Maaşları ödeyemiyorum ki primlerini ödeyeyim. Personelimin şu anda içeride 3 maaşı bulunuyor. Beni sanayi kurmak perişan etti.

ALT YAPI VE KANALİZASYON

Aşağı yukarı 18 km'lik kanalizasyonu kendi imkanlarımla yaptırmayı başardım. Boru şantiyesi kurdum buraya işçimi de götürdüm. Sanayiciye de çimentosunu sen, kumunu ben vereceğim dedim ve yaptım. İçme suyu 250 litre saniye akıyor; içme suyu sorunum hiç yok. Yere çivi çaksam su çıkıyor ama suyumuz masraflı geliyor. Buna rağmen bu su ile arazi bile suluyoruz. Buralar kırsal kesim, buraların gelişmesi lazım. Bunun içinde sanayi kurduk. Çünkü insanlar geçimini sağlamak için sürekli göç ediyordu. Bu göçü önlemek adına sanayi buraya gerekiyordu. Bizim kırsal kesimleri kalkındırma adı altında bir projemiz vardı. Bu proje çerçevesinde istimlak yaptık ve yaparken de gerekli yerlerden yetki aldık. 1200 dönüm araziyi istimlak ettik ama o zaman belediyenin bir kuruş parası yoktu. Kooperatif kurdurduk ve biriken parayı belediyeye aktardık. Bu para ile de sanayiyi kurduğumuz yeri istimlak ettik. Biz 1 milyon 500 binden istimlak etmiştik. Vatandaş kendi hakkını aramak adına yasal yollardan mahkemeye gitti. Dönümüne 180 milyon ödedik ve 1992 yılında da temelini attık. Allah rahmet eylesin rahmetli Türkeş de geldi temelimizi attı. Turgut Özal'ı da çok sevdiğimiz için adını da Turgut Özal Sanayi Sitesi koyduk. Sonra buranın yolu yoktu ve sadece bizim sınırlar içinde bulunan 3,5-4 km'lik devlet yolu bulunuyordu. Böyle olunca buranın 20 km'lik yolunu da yaptırdık. Alt yapısı yapıldı. Sonra baktık su yok, şebeke yok. Tankerlerle su taşıyorduk ama şu an su şebekeleri de çekilmiş durumda. Alt yapıda biraz sorunumuz var ama, imkanlar dahilinde iyiyiz. Burada sanayi olmak zorunda, çünkü istihdam yaratmak zorundayız. Bunun içinde devlet desteği gerekiyor. Benim buradan yurt dışına halı gider. Halı makineleri yapıp Avrupa'ya satanlar var. Ben bunlar olsun diye 5 milyondan arsa verip 180 milyondan geri aldım. Bu geri dönecek tabiki, fakat şu an vatandaş krizde. Bu durumda biz bir şey yapamıyoruz. Bunun karşılığında bir şey de istemiyoruz. Daha 70- 80 dönüm yer için mahkemedeyiz. Bu yüzden parselizasyon yapıp da tapu veremedik.

İMAR PLANINDA SIKINTI

İmar planımız yapıldı ve bu plan uygulanıyor, ancak kasabanın içinde bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Şu an iki tane parkım, bir de sosyal tesislerim var. İçerisinde yüzme havuzu, voleybol sahası, ticaret merkezi ve etrafı yeşil alanla çevrilmiş bir yer.

ULAŞIMDA DURUM

Ulaşım sorunumuz yok. İki tane otobüsüm vardı, fakat hep zarar ettim ve kaldırdım. Ulaşımı özel sektöre verdim ve o­nlara da dolmuş ruhsatı verdim. Şimdi kafam rahatladı. Temizlik hizmetlerine gelince, 2 tane traktörümüz var. o­nlarla bu görevi yerine getiriyorum. Bu konuda pek bir sıkıntı yaşamıyorum. Bir itfaiye aracımız var ve 9 milyara yaptırdım. Modern bir araç, bununla bu hizmeti yerine getiriyoruz ve bizim ihtiyacımızı karşılıyor.

VETERİNERLİK HİZMETLERİ

Bizim bir veterinerimiz, bir de mezbahamız vardı. Fakat bu mezbaha yetersiz bulundu ve ruhsat alamadık. Biz de veterinerimize başka bir kuruluşa yatay geçiş yaptırdık.

ÖZ KAYNAKLARIN DURUMU

Vatandaştan su paralarını toplayamıyoruz ama esnaf ve sanayiden toplayabiliyoruz. Belediyeye lojman falan para getirmiyor. 20 tane lojmanım var topladığım para iki memur maaşı etmiyor. Bunun yanı sıra oralara bakım o­narım masrafı yapıyoruz; nereden bakarsanız bakın zarar ediyor. Bu işler belediyenin görevi değil.

YAPILAN HİZMETLER

Ben 1977 yılında ilk seçildiğim zaman burada ilkokul yok, içme suyu yok, kanalizasyon yok, yol yoktu. Çamur içerisindeydik ve kışın kasabanın ortasına araba girmezdi. Su, elektrik, telefon yoktu ve üstüne üstlük ülke sıkıntıda idi. Sağ sol olayları vardı ve inşallah Allah o günleri bir daha yaşatmaz. İşte böyle bir görev aldık. Azimle ve inançla çalışarak bu günlere geldik.

2002 YATIRIM PROGRAMI

Şimdi burada Bozdağ diye bir yer var ve orayı imara aldım. Burası meraydı ama şimdi hazineye geçiyor. Orayı bir parselizasyona sokup kasabanın dar gelirli vatandaşlarına vereceğim. Teknik projeyi de kendim çıkaracağım. Devir etmek yok ve 2 yıl içerisinde kendisi bitirmek kaydı ile vereceğim. Buranın 400-500 dönümünü böyle yapacağım. Geri kalanı da uydu kent yapmayı düşünüyorum. Bu konuda Tarım Bakanlığı bize destek veriyor. Valiliğimizde büyük destek oluyor.

EĞİTİM VE SAĞLIK

Buranın okuma yazma oranı çok düşük, ben yeni nesli okutmazsam, o­nlarla ilgilenmezsem anarşist de, terörist de, hırsız da olur. Bunun için elimden geleni yapacağım. İlkokulumuz ilk geldiğimizde yoktu ama şimdi var. Belediyenin eski binasını ortaokula verdim ve o da tamamlandı. Ben kahvede otururum ama bu çocuklar okumalı diye düşünüyorum. 8 sene kirasını ben verdim ve su basmanına kadar ortaokul binasını ben yaptırdım gerisini devlet tamamladı ve şimdi 32 derslik okulumuz var. Lise eksiğimiz var; o­nu da eski ortaokulu lise yaptırıp o ihtiyacımızı da karşılayacağız. Buranın insanı çocuğunu ortaokuldan sonra okula göndermiyordu. 3 kuzu, 2 inek peşinde koşmaları daha işlerine geliyordu. Gittik bu insanlarla konuştuk; o­nlar bize nasıl yollarım dedi. Bizde bizim karşılayacağımızı söyleyip çocuklarımızı okula kazandırdık. Bunun içinde gidip Almanya'dan bir körüklü otobüs aldım geldim. Bu otobüsü bu çocukları taşımak için emirlerine verdim. Şimdi 50- 60 tane üniversite okumuş doktor, mühendis çocuklarımız var. Okuyamayanlar için içinde sanayi kurup bir meslek sahibi olmalarını istiyoruz. Eğitimde hiçbir sıkıntı yaşamıyorum. 1985 yılında kendi imkanlarımla bir ambulans aldım. Sonra 1992 yılında bir tane daha aldık. Sağlık ocağımız bulunmakta ama kadro konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Ocağımızda ebe, hemşire gibi sıkıntılarımız var. Devlet memuru işini hiç bilmiyor. Buraya tayini çıkan bir görevli hemen rapor alıyor, sonra izin alıyor, sonrada siyasileri devreye sokup tayinini isteyip gidiyor. Bu böyle olmaz, bu gemi böyle gitmez. Bu gemiyi yürütmemiz lazım. Bu gemide içindeki insanlarda bizim insanlarımız. o­nlara hizmet etmemiz gerekir. Böyle kaçarak hiçbir yere gidemeyiz.

GEÇİM KAYNAĞI

Toprağımız verimli olduğundan vatandaşımızın çoğunluğu tarım ile geçimini sağlıyor. Bunun yanı sıra halıcılık yaygın bir işkolu. Bu da vatandaşlarımıza iyi bir gelir sağlıyor.

MAHALLİ İDARELER YASASI

Ben Mahalli İdareler Yasasının çıkacağına inanmıyorum. Bu konuda toplantılar, seminerler oluyor; buralara bizlerde gidiyoruz. Toplantılara gelen çoğu insan yasa için değil, dinlenmek ve tatil için geliyor. Bu arada birazda siyasi şov yapıyor ve dönüyorlar. Belki bir zaman sonra zorunlu olarak çıkarırlar ama, o bizim beklediğimiz dört dörtlük yasa çıkmaz; çıkması da mümkün değil. Ankara ipleri elinden bırakmak istemez. O zaman şöyle bir şeyde yapılsa olur. Bize devlet, hissemizi yüzde 12 olarak versin ve devlet yardımı da olmasın. Kadroları kendi kursun. Bu ülkede Mahalli İdareler Yasası çıkması yerine Mahalli İdareler Fakültesi kurulmalı. Bir başkan ilk seçildiğinde 1580 sayılı kanunu ne kadar bilir? Bilmediği gibi bir de kendi ekibini getirir. Getirdiği ekibin bu işi ne kadar bildiği de şüphelidir. Oysa buralarda bu fakülteden işi bilen insanlar çalışmaya başlasa, seçilen başkan da, işi bilen bir ekibin başına gelir ve emirlerini verir uygulatır. Oysa şimdi sen acemi, getirdiğin acemi kör topal gidiyorsun. Bu yüzden bu fakülte de, yasa kadar büyük önem taşımakta. İşte en canlı örnek benim ve 25 yıldır bu görevdeyim. Şimdi çok şeyi öğrendim ama, ilk geldiğimde sadece TIR şoförlüğü yapan biriydim; geldim ve başkan oldum. Benim getirdiğim adamlar da benim gibi çok şeyi bilmeyen insanlardı.

ANKARA'YA MESAJ

Türkiye'de şu an demokrasi yok, var diyen yalan söyler. Türkiye'de demokrasi liderlerin isteği doğrultusunda yürüyor. Türkiye'de var olan bürokrasidir ve siyaset bürokrasiye hükmedemiyor. Neden siyasetçiler doğru ve dürüst değil. Bürokrasi ise zaten devlete gebe. Ben seçilirsem seni, o seçilirse diğerini getirip koltuğa oturtacağım zihniyeti hakim ve bu olmamalı. Birde TBMM'de dokunulmazlık zırhı bir kalkan ve bu zır sayesinde her şey yapılıyor. Vatandaş bir suç işlediği zaman cezasını çekiyorsa, Meclistekilerde hemen cezasını çekmelidir. Bugün tarihimize bakın, inancımıza bakın, ecdadımıza bakın; Peygamberlerimizin dokunulmazlığı mı vardı? Peki TBMM'dekiler niye dokunulmazlık gibi bir hakka sahip. İşte hesap verilmeye verilmeye bugünlere gelinmiştir. O o­nu aklasın gitsin, diğeri gelsin bir ötekini aklayıp gitsin ve bu böyle yürüyor. Öbür tarafta da çoluğuna çocuğuna ekmek parası götürmek için çalışan insanlar bunu kabul edemem deyip dursun. Hiç kimse kusura bakmasın deprem de olsa, zelzele de olsa, afet de olsa, enflasyon da olsa belli bir zümre bundan hiç etkilenmiyor. Çünkü bunlar aylık gelirleri 4- 5 milyarın üzerinde olan insanlar. Bunların sekreteri beleş, arabası beleş, telefonu beleş, lojmanı beleş. Oysa benim çadırda oturan insanım bile o­ndan daha fazla kira verir. Bu tür insanlar vatandaşın halinden ne anlarlar. Düşünün bir bakanın arkasında o­nlarca koruma var. Oysa bu insanı millet seçti, millet korumalıdır. Memleketin kalkınması için çalışmak gerekir. Şov yapmakla hiçbir yere varılmaz. Vatandaşlarıma gelince; o­nlara çok teşekkür ediyorum. Beni hiç yoktan buraya getirdiler. Ben de o­nlar için elimden geleni her şeyi yaparım. İnsanları severim ve de sayarım; bunu bilmeyeni de tanımam.

SİYASİLERE MESAJ

Gaziantep çok şanslı bir memleket olduğu kadar bir o kadar da şanssızdır. Hemen her hükümette bir bakanı olmuştur ama bizler buna rağmen hiç bir şey yapamamışız. Hiçbir Başkan'dan ilginç öneri "Belediyelere eleman yetiştirmek için fakülte kurulmalı" ¥ Büyükşahinbey'in MHP'li Belediye Başkanı Ökkeş Yiğit, başkanların içinde bulunduğu durumu değerlendirirken "Mahalli İdareler Yasası çıkması yerine Mahalli İdareler Fakültesi kurulmalı. Bir başkan ilk seçildiğinde 1580 sayılı kanunu ne kadar bilir? Bilmediği gibi bir de kendi ekibini getirir. Getirdiği ekibin bu işi ne kadar bildiği de şüphelidir. Oysa buralarda bu fakülteden işi bilen insanlar çalışmaya başlasa, seçilen başkan da, işi bilen bir ekibin başına gelir ve emirlerini verir uygulatır. Oysa şimdi sen acemi, getirdiğin acemi kör topal gidiyorsun. Bu yüzden bu fakülte de, yasa kadar büyük önem taşımaktadır" dedi. ¥ "En canlı örnek benim ve 25 yıldır bu görevdeyim. Şimdi çok şeyi öğrendim ama, ilk geldiğimde sadece TIR şoförlüğü yapan biriydim; geldim ve başkan oldum. Benim getirdiğim adamlar da benim gibi çok şeyi bilmeyen insanlardı" diyen Başkan Yiğit; milletvekillerinin kanun yaparken biraz da vatandaşı düşünmeleri çağrısında bulundu.

BAŞKAN ÖKKEŞ YİĞİT KİMDİR?

1947 yılında Büyükşahinbey'de doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra askeri okula müracaat etti. Fakat orta halli bir ailenin çocuğu olduğu için arazilerde çalışacak kimse olmadığından askeri okula gitmeyip, çiftçilikle uğraşmayı seçti. Daha sonra askerlik görevini yaptı. Askerlik görevi süresince Kenan Evren'in şoförlüğünü yaptı. Görevini tamamlayıp döndükten sonra nakliyatçılık işine başladı. Otobüs ve TIR'ları vardı ve uzun süre Avrupa'ya çalıştı.

İSMİNİN ÖYKÜSÜ

Körkün'den Büyükşahinbey'e ¥ Büşükşahinbey Belediye Başkanı Ökkeş Yiğit, kasabasının değiştirilen isim öyküsünü anlattı. Başkan Yiğit "Biz bu ismi 1985 yılında aldık; bundan önceki ismi Körkün'dü. Bu ismin anlamını önceleri bilmiyorduk. Sora öğrendiğim zaman bu ismin Orta Asya'dan gelen bir Türkmen Boyu olduğunu anladık. Fakat Körkün dediğimiz zaman çoğu insan anlamıyor ve yanlış telaffuz ediyordu. Bu yüzden bizde değiştirme kararı aldık" dedi. Büyükşahinbey ismini önereni de gazetemize açıklayan Başkan Ökkeş Yiğit şöyle dedi: "Bu ismi de bir yazı işleri müdürüm vardı; benim düşündüğümü görünce yine düşünüyorsunuz başkan diye sordu. Ben de anlattım ve bana ismimizi Büyükşahinbey olarak değiştirebileceğimizi söyledi. Bende bu ismi Şahinbey ilçesine benzerliğinden dolayı kabul ettim ve başvuruda bulunduk. Bu başvurumuz sırasında, Maraş Kahramanmaraş, Eskişehir Beylikkatırı Beylikova, Körkün'de Büyükşahinbey olarak değişti. Kararnamemiz bu üçü ile birlikte çıktı."

 

© Copyright-2005

Sonhavadis