
Gümüşhane Valisi Gazi Şimşek, 3 yıldan beri görev yaptığı ilde en büyük olumsuzluğun göç olduğunu belirterek Gümüşhane'nin sorunlarını çözebilmek için seferber olduklarını söyledi.
Vali Gazi Şimşek "Gümüşhane yatırımlara doymamış bir il. Tabiat şartları ağır ve bu ağırlığın bir maliyeti var. Halkın yeterli hizmet almadığı düşünülürse halk mağdur durumdadır. Dolayısıyla yol, su, elektrik şeklindeki alt yapı önemlidir. Özellikle yol alt yapısı konusunda bütün yöneticilerin duyarlı olması gerekir. Gümüşhane halkı her şeye layıktır" dedi. Özellikle turizmin önemli bir potansiyel olduğuna dikkat çeken Gümüşhane Valisi Gazi Şimşek "Tamara Şelalesi tabiat harikası bir yer, ama yol problemi var. Valilik olarak bütün bunları çözebilmek için büyük bir gayretle çalışmaktayız. Özellikle turizm potansiyelini tanıtmak açısından büyük bir çaba sarf etmekteyiz" diye konuştu. Gümüşhane Valisi Gazi Şimşek, 3 yıldan beri görev yaptığı ilde en büyük olumsuzluğun göç olduğunu belirterek Gümüşhane'nin sorunlarını çözebilmek için seferber olduklarını söyledi. Özellikle turizmin önemli bir potansiyel olduğuna dikkat çeken Gümüşhane Valisi Gazi Şimşek "Tamara Şelalesi tabiat harikası bir yer, ama yol problemi var. Valilik olarak bütün bunları çözebilmek için büyük bir gayretle çalışmaktayız. Özellikle turizm potansiyelini tanıtmak açısından büyük bir çaba sarf etmekteyiz" dedi. Gümüşhane'nin yeniden dirilişi konusunda ellerinden gelen tüm çabayı harcadıklarını belirten Vali Gazi Şimşek, en büyük beklentilerden birisinin de ile üniversite kurulması olduğunu bildirdi. Bizim Mahalli İdareler Gazetesi'ne ilin genel durumu, problemleri, valilik olarak yapılan çalışmaları ve geleceğe dönük beklentileri anlatan Gümüşhane Valisi Gazi Şimşek şu bilgileri verdi:
NÜFUS DURUMU
"Son nüfus sayımında ilin genel nüfusu 189.000 civarındadır. Bu rakam, bizim nüfusumuzun üçte biri kadardır. Kütüklerde 480 bin civarında nüfus görünmektedir. Kütüklerini Gümüşhane'den aldıranlar buna dahil değildir. Gümüşhaneliler özellikle İstanbul, Ankara ve Kocaeli gibi metropol yerlere yoğun bir şekilde göç etmişlerdir. Bu göçün nedeni her şeyden önce ekonomiktir. İnsanlar burada özellikle tarıma dayalı bir ekonomi dolayısıyla insanlar gelir elde edebilmek için, çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlayabilmek için, iş bulabilecekleri yerlere göç etmektedirler. İldeki bu göç iki yönlü olmaktadır. Birincisi, köyden özellikle şehir merkezine, buradan da başka şehirlere, başka merkezlere şeklinde olmaktadır. Bu iki yönlü göç maalesef yıllardan beri devam etmektedir. Zaten bu bölgenin göçüdür. Bu göçe ilimiz de yoğun bir şekilde devam etmektedir. Özellikle ilimizde insan göçü gibi sermaye göçü de olmaktadır. İnsanlar belli bir gelir düzeyine, işletmeler belli bir düzeye geldikten sonra sermayeleriyle birlikte pazar aramak için başka illere göç etmektedirler. Bu da ilin ekonomisini olumsuz etkilemektedir. İlk ekonomisi her şeyden önce ücretliye dayanan bir ekonomidir. İlimizde tarla ve bahçe sınırlıdır, arazi yapısı buna elvermemektedir. 3 ilçemizde tarım yapılabilmektedir, bunlar Kelkit, Köse ve Şiran'dır. Bu insanlarımızın gelir düzeyleri ilin diğer bölgelerine göre daha iyi durumdadır. Ancak burada da dediğimiz gibi göç devam etmektedir. İnsanlar kendi topraklarında yeterli geliri elde edememektedirler. Bu durum da insanların daha çok büyük şehirlere bulabildikleri, çocuklarına daha iyi bir ortam sağlayabilecekleri, daha iyi bir gelir sağlayabilecekleri yerlere göç etmektedirler.
EĞİTİM VE SAĞLIK
Her şeyden önce devletin insanına, halkına, vatandaşına götürmesi gereken temel hizmetlerden biri eğitim hizmetidir. Eğitim hizmetleri yönünden fiziki mekanlar konusunda fazla bir sıkıntımız olmadığını söyleyebiliriz. Özellikle okullaşma durumumuz çok iyi durumdadır. Eğitimde problemimiz, bizim yeterli sayıda ve nitelikli öğretmen tutamayışımızdır. Gelen öğretmenler birkaç yıl durmakta ve daha sonra aynı göçte olduğu gibi yaşantısı cazip olan büyük şehirlere tayin istemektedirler. Dolayısıyla burada nitelikli öğretmen tutmak zordur. Bunun yolu, genel manada söyleyebileceğimiz ücret bakımından bunun cazip hale getirilmesidir. Eğer siz gelişmiş bir ille gelişmemiş bir ilde insanlara aynı ücreti veriyor iseniz tabii ki, insanlar aynı ücretle daha cazip illerde çalışmak isterler. Bunun başka bir yolu yoktur. Bu husus sağlıkta da söz konusudur. Gümüşhane'nin 5 hastanesinin 400 yatak kapasitesi var. Ancak il merkezi dışındaki hastanelerimizde uzman hekimimiz yoktur, uzman hekim gelmemektedir. Gelse bile o da bir yılını doldurup gitmektedir. Buna da yine gelişmiş illerle bizim aramızdaki ücret ayrılığı neden olmaktadır. Burada sağlık personelini tutabilmek için bir ücret ayrımı yapmak gerekir. Buraları cazip hale getirmenin yolu budur, ya da başka imkanların sağlanabilmesidir. Sağlık personelinin buraya gelmesini sağlayacak diğer sosyal konulara da eğilmek gerekir. yine doktor nitelikli yani uzman doktor açığımız var demiştim. Sağlıkta özellikle yardımcı personel yani hemşire, sağlık memuru açığımızda bulunmaktadır. 71 sağlık ocağımızdan 64'ü kapalı durumda. Bu durum da gösteriyor ki, en büyük problem nitelikli personel açığıdır.
TURİZM POTANSİYELİ
Gümüşhane'nin turizm potansiyeli oldukça fazla. Bu potansiyeli dışarıya açmak gerektiğine inanıyorum. Bunun için her şeyden önce tanıtım ve alt yapı eksikliğini gidermek lazım. Her şeyden önce yerli ve yabancı turistleri buraya getirebilmek için her şeyden önce yolların yapılması gerekir. Bu konuda görev süremiz içerisinde büyük ağırlık vererek ara yolları yapmış bulunuyoruz. Ana konularda ana arterleri aştık. Eksiğimiz hayli fazla ve yolun mutlaka halledilmesi lazım. Çok kısa sürede yol sorununun halledilmesi lazım. Turistik konaklama yeri önemlidir; bu konu bir alt yapı problemidir. İlimizde hiç diyebileceğimiz konaklama yeri yok iken otel hizmete sunduk. Bu, ilimizin turistik potansiyelini tanıtmak açısından alt yapı eksikliğini giderdi. Özellikle, özel sektörün cazip hale getirilmesi ve özel sektörün yönlendirilmesi, yatırım yapmasını dilemekteyiz. Mevcut tarih ve kültür turizminin yanı sıra dağ turizmi fazla. Örneğin 21'e yakın görülebilecek mağara var, ancak siz şu anda bir tanesini turizme kazandırmış durumdayız. Bunun dışında Zigana Dağında bir kayak bölgemiz var. Bakir bir bölgeyiz ve yatırımcıyı beklemektedir. Biz, özel sektörümüzü beklemekteyiz. Burada Erzurum bölgemizden daha uzun kış şartları hüküm sürmektedir. Mevsim bana verilen bilgiye göre 20 gün daha uzun. Dolayısıyla burada kayak yapılabilmektedir. Aynı bölgede yine turizmi çeşitlendirme açısından yaz turizmi özellikle doğa yürüyüşleri, çim kayağı, yamaç paraşütü gibi dağ turizminde imkanlarımız bulunmaktadır. Bu durum özel sektörümüz ve vatandaşlarımız tarafından değerlendirilmektedir. Kısa sürede buranın Türkiye'nin gündemine getirileceğini tahmin ediyorum. 3 yıldan beri tanıtımlarımız, söylemlerimiz bu yönde olmuştur. Tamara Şelalesi tabiat harikası bir yer, yine sorunları konusunda söylediğim gibi yol problemi vardır. Valilik olarak bütün bunları çözebilmek için büyük bir gayretle çalışmaktayız. Özellikle turizm potansiyelini tanıtmak açısından büyük bir çaba sarf etmekteyiz. Problemin genel manada bir sıkıntısı var; bilindiği üzere Türkiye'de deniz turizmi denilince sıcak akla gelir. Oysa turizm son günlerde değişmiştir; tarih ve doğa turizmine doğru bir yönelme var. Özellikle yayla turizmi bunların başında gelmektedir. Karadeniz'de hem doğa, hem de yayla turizmi fazlasıyla vardır. Karadeniz bölgesindeki eksiklik alt yapıdır, yani konaklama yeri yok. Bunun çok kısa sürede giderilmesi lazımdır. Biz Karadeniz bölgesinde yer alan bir il olarak turizm payımızı Karadeniz'deki pastadan alıyoruz. Karadeniz'e ne kadar turist gelirse biz de oradan bir pay almak durumundayız. Dolayısıyla biz, Karadeniz'deki turizm hareketiyle beraber hareket etmek durumundayız ve Karadeniz'e gelen turiste ilimizdeki mevcut potansiyeli de sunmak istiyoruz. Şu anda zannediyorum % 15'ler civarındayız. Karadeniz'e gelen turistin bize gelme oranını biz % 50 - % 100'lere çıkartmak istiyoruz. Karadeniz'e gezmeye gelen turist, yerli olsun yabancı olsun ilimize de uğrasın istiyoruz. Bunun için gerekli alt yapıyı oluşturmaya çalışıyoruz.
ÜNİVERSİTE ŞART
İlimizin en büyük isteklerinden, halkımızın en büyük dileklerinden birisi de bir üniversitenin kurulmasıdır. Halkımız bunu canı gönülden istemektedir. Ancak mevcut potansiyel bir üniversitenin kurulmasına yetmemektedir. Şu anda bir fakülte ve bir yüksekokul ile ilimizdeki yüksek öğretim hayatı devam etmektedir. Bu elbette yeterli değildir. İlimizdeki okuma yazma oranının % 90 olduğunu düşünürsek halkın okuma yazmaya çok büyük bir önem verdiği görülmektedir. Okumanın ekonomik bir değer olarak kabul edildiği, okumanın bir kurtuluş yolu olarak, görüldüğü bir yerdeyiz. Yani çocuk ya okur bu hayattan kurtulur, ya da dağların arasında kaybolur gider. Böyle bir anlayış hakim. Dolayısıyla halkımız, özellikle erkek kız fark etmiyor, çocuklarına iyi bir tahsil vermeyi gönülden istiyor. Tabi halkın bu isteğine biz devlet olarak ilk ve orta dereceli okullarda cevap vermiş durumdayız. Orada fiziki gerçekleşmemiz, fiziki durumumuz son derece iyidir. Eksik olan yüksek okuldur. Bunu da fakültemiz ve fakültemize bağlı bir tane bölüm ile giderdik. 4 tane daha bölüm açılmak üzeredir. Yüksekokul 1.300'e yakın öğrencisiyle devam etmektedir; ama bunlar yeterli değildir. Gümüşhane halkı okula ve tahsile verdiği önemi ilinde bir üniversite ya da bir fakülte ile taçlandırmak istemektedir. Bundan doğal da bir şey olamaz. Tabii devletin tek başına da yapabileceği bir iş değildir. Ben gazeteniz kanalıyla hali vakti yerinde olan birini, Gümüşhane'de yüksekokul yapmaya davet ediyorum. Kendisi de bir hemşehrimiz olan Aydın Doğan, bir yüksekokula başlamıştır ve kendilerine teşekkür ediyorum. Diğer iş adamlarımıza da, özellikle diğer Gümüşhaneli iş adamlarımıza da bunu örnek olarak gösteriyorum. onların da Gümüşhane'deki okullaşmaya hız katmalarını ve değer vermelerini bekliyoruz.
İLDE SOSYAL HAYAT
Sosyal hayat geleneksel kültürümüze dayalıdır. İlde kapalı bir ekonomi olmasından dolayı kapalı bir kültürel hayat vardır. Enternasyonal kültürle, diğer kültürlerle kaynaştırmasının yolu nedir? Uluslararası organizasyonlardır. Ben 3 yıldan beri Gümüşhane il merkezinde yapılan festivali diğer ülkelerin gruplarıyla süslemeye çalıştım. Değişik kültürleri buraya getirmeye çalıştık. Bunlarda da başarılı olduğumuzu zannediyorum. Gümüşhane'de artık bir Bulgaristan kültürü, Azerbaycan kültürü, Trakya Kültürü olsun; onlarla tanışmaya başladı ve çok da hoşuna gitti. İlk defa valiliğimizin de katkılarıyla buradaki folklor grubunu Bulgaristan'a gönderdik. Karşılıklı güzel bir alış veriş de oldu, çok güzel tepkiler aldık. Bu, her şeyden önce dünya barışına bir hizmettir; elbette bu yeterli değildir. Buradaki insanımızı dediğim gibi enternasyonal kültür ile yakından tanıştırmamız lazım. Bunun yolu da yine bu tür festivallerin ötesinde turizm organizasyonları ve sosyal etkinliklerdir. Çeşitli konferanslar, seminerler ile halkın dünyadaki olup bitenleri ve gelişmeleri yakından izlemesi sağlanmaktadır.Spor konusuna özellikle şahsen önem veren birisiyim. Benim bir sloganım vardır ve bunu gerçekleştirdiğim için çok mutluyum. 5 ilçemiz var, beşinin de spor altyapısı ödeneği yoktu. Biz bu 5 ilçemize halı saha yaparak gençlerimizin kullanımına sunduk. Çok da olumlu tepkiler alıyoruz. Gençler günün her saatinde bu halı sahalarda spor yapabilme olanağına kavuştular. Bunu yanında yine il merkezinde çok kötü bir stat vardı. Ölçüleri pek uygun olmayan, standartları olmayan bir stadyumdu. Biz Gümüşhane'yi 1-2 yıl içinde çok modern bir stadyuma kavuşturduk. Stadyumdan sonra Gümüşhane halkı bizden daha iyi bir spor alt yapısı istemeye başladı. Bu arada yarım kalmış kapalı spor salonu ki, Türkiye'de ilktir ve 4 katlıdır. Bunu iş adamlarıyla ve Aydın Doğan'la bağlantı kurarak bitirdik ve kullanıma soktuk. Bu spor salonları da günün her saati halkımızın ve gençlerimizin kullanımına sunulmuş durumdadır.
TİCARET VE SANAYİ
Maalesef sanayi kuruluşu bölgem yok, onu çözemedik. Burada tarıma dayalı bir ekonomi var. Tarımın dışında da, işçi ve memurların ücretlerine yönelik bir ekonomi var. Dolayısıyla sanayi gelişmemiştir. Sanayinin gelişebilmesi için her şeyden önce altyapı gerekli. Gümüşhane ilinin Karadeniz'e açılan yolu 1998'lerde bitirilmiştir. Yine Zigana'dan Trabzon Limanına bağlanan yol ki bu ana yoldur ve 1998'de bitirilmiştir. Gümüşhane'nin güneye olan kapısı yani Kelkit üzerinden Erzincan'ı Orta Anadolu'ya bağlayan yolunu biz 2002'nin Temmuz ayında bitirdik. Şimdi iki tane yol, ana arter olmadıkça sanayileşmek mümkün değil. Sanayicilere, gelin bize sanayiyi kurun ama sizin malınızı pazarlayacak alt yapı olan yol yok, limana uzağız, demiryolundan uzağız böyle bir yere parasını verebilir mi; tabii ki vermez. Dolayısıyla öncelikle yol işini yapmamız gerektiğine inandık ve bütün imkanlarımızı zorlayarak yolu yapmaya çalıştık. Bu konuda da başarılı olduğumuza inanıyorum. Çünkü çok kısa bir sürede Kelkit-Gümüşhane karayolunu hizmete sunduk. Bilhassa Karayolları Teşkilatımız ve Bayındırlık Bakanlarımız bu konuda bize büyük destek sağladılar. Özellikle yapımcı firma, fedakâr çalıştı ve bu yolu bitirdi. Şu anda biz Gümüşhane'nin penceresini açtık. Gümüşhane artık doğuya, batıya, güneye, kuzeye bakan bir il haline gelmiştir. Artık bundan sonra sanayileşmek için alt yapıyı da yapmak lazım. bunu da düşündük ve 2000 yılında Maliye Bakanlığından hiç ücret almadan büyük bir arazi tahsis ettirerek organize sanayi bölgemizi kurmaya çalıştık. 75 hektarlık bu organize sanayi bölgesinde alt yapı faaliyetleri Nisan ayından itibaren başladı ve hızla devam etmektedir. Biz iddia ediyoruz ki, sanayicimize Türkiye'nin en ucuz arsasını vereceğiz. Sadece sanayicimiz o sürede zaten 2-3 ay kaldı. Sanayicimiz, alt yapı masraflarına iştirak ederek bir sanayi parseline, sanayi arsasına kavuşacaktır. Dolayısıyla çok cazip olduğuna inanıyorum. Sanayileşme için bu yeterli mi; tabii ki ülkenin bu bölgesinde sanayiyi kurmak istiyor isek buna benzer çeşitli teşvik tedbirlerinin devlet tarafından alınması lazım. bunlardan şunu kastediyorum; 425 sayılı yasa bu bölgede büyük yenilikler getirmiştir. Bu yasa süreye dayalıdır ve süresi de bitmek üzeredir. Bu yasanın mutlaka yenilenmesi lazımdır. Bu yasa ile kolaylıkların ve teşviklerin daha da genişletilerek süresinin uzatılması gerek. Özellikle bu bölge çok önemli ve buna susamış durumda. Dolayısıyla devletin getireceği teşvik tedbirleri ve bizim yaptığımız alt yapı yatırımlarıyla birleştirildiğinde ilimizin sanayileşeceğine inanıyorum.
PROJELER
Gümüşhane'nin sağlıkta çok ilerleme kaydettiğini söyleyebilirim. Şu anda ilimizde valiliğimiz önderliğinde yapımı devam eden 5 tane sağlık ocağı bulunuyor. İnşallah 2002 yılı sonunda bunlar halkımızın hizmetine verilecektir. Ben, bir de burada eğitimin alt yapısına önem verdim. 3 yıl içerisinde de çok büyük başarılı elde ettik. Böylece eğitim alt yapı yani fiziki bakımdan eğitim yuvalarımız güzelliğe kavuştu. Bundan sonra artık nitelikli eğitime önem vereceğiz. Bu nedir; araç gereciyle, bilgisayarıyla, teknolojisiyle okullarımızı donatmaya çalışacağız. Bundan sonra benim bütün çabam bu yönde olacak. Devletin personelini burada tutmanın yollarını arayacağız. Bu üçlü bir araya geldiğinde ben inanıyorum ki, Gümüşhane'de büyük bir eğitim patlaması olacak. Daha şimdiden meyvelerini de almaya başladık. Özellikle üniversiteye girme oranı ilimizde yükselmeye başladı ve bu çok sevindiricidir. Projelerimizden bir diğeri, spor alt yapısıdır. Bunda da başarılı olduğumuza inanıyorum. Çünkü ilimizde, ilçelerimizde aldığımız tedbirler son derece olumlu. İnsanların boş zamanını değerlendirebileceği, barışın ve kardeşliğin aşılanabileceği alan olarak ben sporu düşünüyorum. Dolayısıyla insanlarımızın özellikle kahve kültüründen uzaklaşıp spor kültürüne yaklaştırılması gerektiğine inanıyorum. Ben, devletin küçültülmesi ve bazı yatırım işlerinden çekilmesi gerektiğine inanıyorum. Dolayısıyla devlet artık işletmecilik yapmamalıdır. Devlet, insana hizmet götüren ana konularda yatırımlar yapmalı ve vatandaşın rahatını sağlayıcı, vatandaşın rahat ve huzurunu sağlayıcı yatırımlara yönelmelidir. Daha çok bu işletmecilik işlerini özel sektör yapmalıdır. Ancak devletin anlayışı da zaten son yıllarda buraya gelmiştir. Devletin küçülmesi dediğimiz olay da zaten budur. Hemen belirteyim, bizim Kürtün'de bir silah fabrikamız var. Özel idarenin burada % 50'ye yakın payı bulunuyor, gerisi de 2 belediyemize aittir. Görev süremiz boyunca bu fabrikayı çeşitli şekillerde açık tuttuk. Buradaki işçilerimizin mağduriyetlerini önledik. 1999'da ben göreve geldiğimde bu fabrika kapalıydı. Şu anda fabrika faaliyetlerine devam ediyor. Tabii ki, devletin bazı birimlerini biz iş yapmaktayız ve fabrika böylece ayakta durmaktadır.
YASAYI DEĞERLENDİRDİ
Mahalli İdareler Yasasının çıkması, Türkiye'nin çıkarınadır. Bu yasa tasarısının İçişleri Bakanlığında çalışmam sebebiyle öyküsünü ben biliyorum. Şimdi adı mahalli idareler yasa tasarısıdır. Daha önce biz buna mahalli idareler reformu diyorduk. Reform büyük yenilikler demektir. Maalesef bunda geriye gittik. Şu andaki tasarı bazı atılımlar yapmakla birlikte bence yeterli değildir. Ben buna belediyeler ve mahalli idareler açısından bakmıyorum. Belediyelerimize de elbette bazı yetkiler verilsin ama her şeyden önce mahalli idarelerin güçlendirilmesinden önce merkezi idarenin taşra teşkilatının güçlendirilmesinden yanayım. Geldiğimiz noktada şunu gördüm; merkezi hükümet yetkilerini paylaşmak istemiyor. Bu açık açık ortaya çıktı. Nedense merkezi hükümet bu konuda kıskanç davranıyor. O zaman yapılması gereken halkımızın Ankara'larda değil, il merkezlerinde çözüm aramasıdır. Yani taşra teşkilatı derken valilikleri güçlendirmemiz lazım. merkez, elinde bulunan mevcut yetkileri illere verebilir. İl teşkilatları güçlendirilerek halkın, 81 ilden Ankara'ya gitmesi önlenmeli. İl merkezlerine gelip dertlerine çare aramalıdır. İl teşkilatlarımızda her bakanlığın temsilcisi vardır ve her bakanın temsilcisi de valilerdir. Vali, ilde koordinasyonu sağlar. Milli Eğitim, Bayındırlık, Sağlık teşkilatımız var. Burada bir anlamda bu teşkilatlara ve ilin valisine verilen yetkilerin genişletilmesi gerekir. Halkın yıllarca, aylarca Ankara'ya taşınmasını böylece önleyebiliriz. Mahalli idarelerin güçlendirilmesine merkezi hükümet hazır değil. o zaman merkezi hükümetin taşra teşkilatının güçlendirilmesi yani il teşkilatlarının güçlendirilmesi gerektiği görüşündeyim. Ben bunun ana değil ara bir çözüm olduğuna inanıyorum. ondan sonra da mahalli idarelerin tabii ki güçlendirilmesinden yanayım. Mahalli idareler deyince herkesin aklına belediyeler geliyor. Sadece belediye teşkilatlarının güçlendirilmesi yetmez. Zaten şu anda kendi kendilerini yönetiyorlar. Merkezi idareler olsun, mülki amirler olsun belediyelerin bütçelerine karışma durumumuz yok. Dolayısıyla belediyelerin güçlendirilmesi sanırım maddi anlamda isteniyor. Bu genel bütçe gelirlerinden belediyelere ayrılan payın yükseltilmesi
GÖZDE YERLER
Torul İlçesine bağlı Cebeli Köyü sınırları içerisinde barındırdığı Karaca Mağarası şehir merkezine 17 km. mesafede, denizden 1550 m. yükseklikte olan ve Gümüşhane turizminin lokomotifi durumunda bir mekandır. Mağara Gümüşhane-Trabzon karayolunun yani ana güzergahının 12. kilometresinde kuzeye ayrılan 4 km.'lik yolu takiben ulaşılır. Ana tur güzergahından sonraki 4 kilometrelik yol çift şerit ve asfaltlanmış, tur otobüslerinin rahatça gittiği bir yoldur. Mağaranın bulunduğu yerde kır kahvesi, dinlenme tesisleri gibi ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri öncül tesisler mevcuttur. Mağara damlataşı şekillerinin en güzel ve en görkemli, görenleri büyüleyici örneklere sahiptir. Mağara görenlerin tekrar görmek istedikleri, UNESCO'nun dünya miras listesine girecek güzellikte ve değerde bir mekandır. Sağlık turizmi yönünden özellikle astım gibi solunum rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Şelale, Şiran ilçesine 25 km mesafede bulunan Seydibaba Köyündedir. Tomara Şelalesi adeta kayaları patlatarak 15-20 m. genişliğinde bir alandan çıkarak yaklaşık 25-25 metre yükseklikten kar veya süt rengini almış bir su varlığı şeklinde 2 km uzaklıktan duyulan su ninnileri sesleri ile yatağına dökülmektedir. Suyun akış vadisi içerisinde oluşturduğu akış kıvrımları, akış rejimi vadinin rafting yapılabilecek konumda olmasını sağlamaktadır. Şelale ve çevresinin zengin flora ile oluşturduğu uyumlu peyzajı görülmeye değer güzelliktedir. Şelale çevresinde yeme içme ve dinlenme gibi öncü tesisleri bulunmaktadır. Torul ilçesi Gülaçar Köyü'nden geçen Artebel Deresi menbaında bulunan ve yörede Yıldız gölleri, Beş göller, Karanlık göller gibi adlarla alınan krater gölleri Gümüşhane il merkezine yaklaşık 60 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Gülaçar köyüne bağlı Artebel Mahallesi'nden sonra orman yolu ile ilk şelaleye ulaşmak mümkündür. Bu noktadan itibaren ilk krater gölü olan Karanlık gö1e 90 dakikalık bir yürüyüşle ulaşmak mümkündür. Diğer göller ise (Karagö1 Dağı'nın doğu yamacında Beş Göl, Artabelin Başı Tepesinin kuzey eteğinde Karanlık Göl, Sofranın Başı Tepesinin batısında Beş Göller adı ile anılan Dört Göl; Gavur Dağı doğu zirvesinde Karagöller adı ile üç gö1 yer almaktadır.) Yine aynı formasyon içerisinde ve sahanın en kuzeyinde Abdal Musa Tepesi'nde bir gö1 Mezar Yayla güneydoğusunda adsız bir gö1, Mezar Yayla kuzeydoğusunda iki göl olmak üzere toplam on sekiz adet krater gölü bulunmaktadır. Gümüşhane -Trabzon yolunun 50. kilometresinde bulunan Zigana tünelini geçtikten sonra doğaya 3,5 km stabilize yolla ulaşılan Zigana Turizm Merkezi 2032 m. yüksekliktedir. Hava yolunu tercih edenler Trabzon-Zigana arası 50 km. asfalt yolu, otobüsle gidebilirler. Zigana Turizm Merkezi, elektrik, içme suyu, 800 m. teleski kayak eğitimi tesisi ve telsiz-telefon haberleşme sistemine sahip olup, otel, lokanta, kır kahvesi, et lokantası, bakkal, kasap, manav işletilmektedir. Zigana, yaz aylarında çim kayağı, kış aylarında kayak turizmine elverişli ender beldelerimizden biridir. Nemli deniz iklimi ile kara iklimi arasında çok ilginç bir bölgemizidir. Zigana'da kır kahvesinin bahçesinde otururken kuz sisi bulutu, güneyde pırıl pırıl güneşi görebilirsiniz. Gümüşhane ili Kürtün İlçesi sınırları içerisinde yer alan örümcek Ormanlarında Avrupa'nın en yüksek göknarları (61,5 m.) ve Türkiye'nin en uzun ladinleri (57,6 m. ) yer almaktadır. Örümcek Ormanları İl merkezine 60 km. mesafede olup, karayolu ile ağaçların bulunduğu bölgeye gidilebilir. Santa Harabeleri 17. yüzyıldan beri dini, ticari ve kültürel önem taşıyan bir yerleşim yeridir. Santa Harabeleri bugünkü Dumanlı köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. 7 adet mahallesi vardır. İl merkezine uzaklığı 80 km.'dir. Ulaşım Yağmurdere Bucağı üzerindedir. Her mahalle tümüyle taştan inşa edilmiş tek katlı konutlar, taş cepheli 1 veya 2 kilise, her sokak başında 1 çeşme vardır. Tarihi eserler yönünden zengin olan Santa doğal konumları itibariyle de yayla özelliği taşımaktadır. Olucak (İmera) Manastırı; il merkezine 38 km uzaklıkta Olucak Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Antik kentte kubbeli ve kubbesi tonozlarla örtülü manastır bulunmaktadır. Kitabesinden 1350'de yapıldığı anlaşılmaktadır. Çok sayıda tarihi ve kültürel değeri bulunan antik şehir arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir. Satala olarak bilinen Antik Kent Doğu Karadeniz Bölgesi Kelkit ilçesinin 17 km güneydoğusundadır. Bu günün Sadak Köyü antik devirde Satala adını taşıyordu. Eski Roma İmparatorluğunun doğudaki en önemli askeri ordugahı Anadolu ve Kapadokya'dan Karadeniz'e geçen askeri yolların birleştiği bir kenttir. Kent çevresinde tiyatro, opera ve yapı kalıntıları, motifli tuğlalar, prezeler, sütun başlıkları, hayvan heykelcikleri, mühürler, sikkeler, yüzükler, pişmiş topraktan yazıtlar, Roma ve Erken Bizans dönemine aittir.Antik kentte su kemerleri, ünlü Yunan heykeltıraşı Fidyes tarafından yapılan ve şu anda Londra Brithiş Museum da bulunan güzellik tanrıçası Afrodit'in heykeli, antik havuz, mezar sikkeleri, günümüze ulaşan tarihi kalıntılardır.