
Yetki istiyoruz" Manisa'nın Salihli ilçesinin Demokratik Sol Parti'den seçilen Belediye Başkanı Zafer Keskiner, "İlçemizde kanalizasyonu olmayan mahalle yok. Yollar tamamen bakımlıdır. Çok hızlı gelişen bir ilçeyiz. Alt yapı çalışmalarımız gerektiği gibi sürmektedir. Elimizde çok büyük bir proje var. Bunların finansı ile ilgili devletin hiçbir kademesinden el uzatan olmadı. Biz halkın yardımıyla her şeyi yapmaya çalışıyoruz" dedi.
DSP'li Başkan Zafer Keskiner "Halk olarak milletvekillerini ben seçersem bunları onlara anlatırsam, onları da bunları TBMM'de yani yasama organında dile getirirlerse ve kanunlaşırsa biz ancak kendi yasamıza öyle kavuşuruz. Türkiye'de 20 senedir halk kendi temsilcilerini kendi seçmiyor. 5 tane adam 550 kişiyi seçiyor. onlar da hangi grupların, hangi güç odaklarının adamları olarak meclise geliyorlar bilemiyoruz. Ben vatandaşım, sokaktaki insanım, bakkalım, çiftçiyim, esnafım ama kendi milletvekilimi seçemiyorum" diye konuştu
KRİZİN FATURASI AĞIR
Salihli'nin ekonomik ve sosyal durumu, belediye olarak yaptıkları hizmetleri ve geleceğe dönük beklentileriyle ilgili olarak açıklamalarda bulunan DSP'li Belediye Başkanı Zafer Keskiner, borçsuz belediyecilik yaptıklarını söyledi.
BORÇSUZ BELEDİYE
Daha önce 2 dönem belediye başkanlığı yaptıktan sonra 1999 seçimlerinde yeniden emaneti devralan Salihli Belediye Başkanı Keskiner, borçsuz bir belediyecilik anlayışı içinde hareket ettiklerini söyledi. 2000 yılı sayımına göre nüfusu 83 bin 600 olan Manisa'nın Salihli ilçesinin Demokratik Sol Parti'den (DSP) seçilen Belediye Başkanı Zafer Keskiner, "İlçemizde kanalizasyonu olmayan mahalle yok. Yollar tamamen bakımlıdır. Çok hızlı gelişen bir ilçeyiz. Alt yapı çalışmalarımız gerektiği gibi sürmektedir. Elimizde çok büyük bir proje var. Bunların finansı ile ilgili devletin hiçbir kademesinden el uzatan olmadı. Biz halkın yardımıyla her şeyi yapmaya çalışıyoruz" dedi. Daha önce 2 dönem belediye başkanlığı yaptıktan sonra 1999 seçimlerinde yeniden emaneti devralan Salihli Belediye Başkanı Keskiner, borçsuz bir belediyecilik anlayışı içinde hareket ettiklerini söyledi. Bizim Mahalli İdareler Gazetesine Salihli'nin ekonomik ve sosyal durumu, belediye olarak yaptıkları hizmetleri ve geleceğe dönük beklentileriyle ilgili olarak açıklamalarda bulunan DSP'li Belediye Başkanı Zafer Keskiner şunları söyledi:
İLÇE SORUNLARI
"Yöremizin sorunları Türkiye'nin sorunlarından farklı değil. Türkiye'de işsizlik var, Salihli'de de var. Türkiye'de ekonomik kriz yaşanıyor, Salihli'de de yaşanıyor. Türkiye'de tarım sahipsiz, Salihli'de de sahipsiz. Türkiye'de eğitim sorunu var, bu durum Salihli'de de var. İşsizlik büyük boyutta. Yani bunların hepsi Salihli'de de tabi ki aynen var. Ama Salihli bulunduğu yöre itibariyle, Türkiye'de gerek gelir dağılımı, gerekse kültürel düzey itibariyle bir çok yerlerinden farklı olması gereken bir yerdir. Biraz da öyledir. Sıkıntılar klasik ve bütün Türkiye'nin sıkıntılarını aynen biz de yaşıyoruz.
KADRO VE BORÇLAR
Borcu olmayan belediyelerden biriyiz. Benim bundan evvel 1984-94 arasında 10 yıl belediye başkanlığım var. Türkiye'de o zaman da biz borçsuz belediye olarak ünlüydük. Şimdi gene borcumuz yok. Ama toplu sözleşmelerden dolayı sıkıntılar başladı. Bunu açıkça söylemeliyim hatta yetkililerin kulaklarına bağırmalıyım. Duyurduklarımdan da sonuç alamadım. Türkiye'de toplanan vergilerin belli yüzdesi şu anda yüzde 6 artırmayla falan düşünüyorlar bu rakamın nüfusa göre dağılımını İller Bankası üstlenmiş durumda. İller Bankası çok uzak geçmişte kimin elindeyse onun belediyesi daha çok para alıyordu. Ben bunu kayıtlardan çıkarmıştım. Türk Belediyecilik Derneği Yönetim Kurulu üyesiydim. Şimdi aynı şeylerin yapıldığını zannediyorum ve üzülüyorum. Bunu bakanlara, milletvekillerine her vesile de söyledim. Bize gelen paranın hakkaniyetle gönderildiğini düzgün ve dürüstçe gönderildiğini sanmıyorum. Bunu hiç olmasa bir bültenle, bir internet sitesi vasıtası ile açıklık kavuştursunlar, netlik kazandırsınlar istedik, başarılı olamadık. Bunu gizliyorlar, saklıyorlar, son dakikaya kadar haber vermiyorlar ne kadar olduğunu, işte bunlar var sıkıntı olarak.
İMAR VE ALT YAPI
İlçemizde kanalizasyonu olmayan mahalle yok. Yollar tamamen bakımlıdır. Çok hızlı gelişen bir ilçeyiz. Alt yapı çalışmalarımız gerektiği gibi sürmektedir.
YAPILACAK HİZMETLER
Elimizde çok büyük bir proje var. onun finansı ile ilgili devletin hiçbir kademesinden hiçbir el uzatan olmadı. Biz halkın yardımıyla yapmaya çalışıyoruz. Bu çok uzun yıllardır sadece varlığı bilenen ama 19984-85 yıllarında benim kaplıca ısıtmasıyla başlattığım bir jeotermal kent ısıtması projesidir. Bu proje ile hem heyecanlanıyoruz hem sıkılıyoruz hem de yetişemiyoruz. Neler olmalı değil, her şey olmalı uygar bir ülkede. Evvela bir kent değişim sisteminin kurulması lazım. Bunu hesap ediyorsunuz, ama bizim bütçemizle mümkün değil. Yani şu anda hemen derseniz 500 milyar para lazım. Bilgisayarın, kentin bütün bilgilerini size toplayacak şekilde düzenlenmesi gerekiyor ama bunu yapamıyorsunuz. Bu teknolojik bir olanak olacak. Mesela gelirler, giderler, arıtma tesisiniz var mı diye sorarlar. Ama arıtmanın ne olduğunu ne bakan, ne başbakan, ne de devletimiz teknolojik olarak bilmez. Çevre Bakanlığı bilmez. Akhisar'da 1980'li yıllarda yapılmış bir arıtma tesisi halen çalışmıyor. Arıtma tesisatı çıkardık ama 60 trilyon para lazım. 20 yıllık bir projeksiyonu kapsayacak şekilde arıtma tesisini yaparsınız. Çünkü bu yatırımlar büyük yatırımlardır. Aynı şehir planlarında olduğu gibi 20 yıl sonrasını dikkate almanız gerekmektedir. Böyle bir tesisi yaptığınız takdirde Salihli'nin nüfusunu da 250 bin civarında kabul ettiğiniz zaman yapmanız gereken arıtma tesisinin bugünkü maliyeti 60 trilyon liradır. Ben bu parayı hayal bile edemem. Yani ben bu yıl 20 trilyon üzerinde bütçesi olan bir belediye olacağım. Şimdi bu imkansızlıklar içersinde 3 - 5 yıllık kararla bir arıtma tesisine giremem. Bu mümkün değil. Ama arıtma tesisleri de Türkiye'de hayati önem taşıyor. Bununla ilgili devlet politikaları üretmelidir.
DEVLET SORUNLARA EĞİLEMİYOR
Ama devlet başka şeylerle uğraşmaktan bunlara eğilemiyor. Jeotermal kent ısıtma projesinde yerli ve yabancı bir takım kaynakların yaptığı araştırmalarda Türkiye'de 5 milyon konutu kaplıca sularıyla ısıtmanız mümkün. Bu evlerde 5 kişinin yaşadığını düşünürseniz 25 milyon insan nüfusun yüzde 30'unun üstünde yapar. Bu dışa bağlılığı yüzde 30 azaltır. Bununla ilgili bir bakanlık yok. İzmir - Balçova, Kızılcahamam ve Kırşehir'de yapıldı. Uygulamada çok ciddiye alınacak örnekler olmasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, hükümetin bu konuyla ilgili uzman birimi yok. Bir yatırım programı yapacak bir genel müdürü, bir müsteşarlığı, bir bakanlığı yok. El yordamıyla belediyeler, özel idareler burada su var şunu yapalım diyorlar. Bu kadar uygularlık dışı tavır olamaz. Bunlara sinirleniyoruz. Aynen arıtmada da öyle. Arıtmada devlet incelemeye gidiyor. Çıkışından Foça'da denize döküldüğü yere kadar vadiyi ele almalıdır. Burada beni kimle birleştirecekse yatırımını ona göre yapmalıdır. Dış kaynaklı kredi mi bulacak bulmalıdır. Bize de ne tür sorumluluklar verecekse vermelidir. Ama birisi gelip, bacak bacak üstüne atıp da Sağlık Bakanlığı müfettişi "Sizin arıtma tesisiniz niye yok?" diye burada konuşma yapıp gitmemelidir. Bütün işlerimiz böyle, işte önemsenecek işler bunlardır.
YAPILAN HİZMETLER
Salihli Belediyesi olarak belediyenin hizmetleri dışında okulları, sivil toplum örgütlerini sahiplenmişizdir. Bunların dışında bizim hiç de mütevazı ve alçakgönüllü olmadan övünerek söylediğimiz bir çok olay vardır. Biz yerel yönetimin, kültür ve sanat aktivitelerinden de nelerin yapılabileceğinin kanıtlarını vermişizdir. 1984 yılından beri yapılan 27 - 28 Kasımda hazırladığımız bir projemiz var. Daha pek çok şeyler de bulunuyor. Çok değişik dallarda kurslarımız var. Eğitim, tiyatro, müzik dalında kurslar veriyoruz. İmkanları kısıtlı olan öğrencilerimize üniversiteye hazırlık kursları düzenliyoruz.
YASAYI DEĞERLENDİRDİ
20 yıldır Mahalli İdareler Yasa tasarısı geldi geliyor, yapıldı yapılıyor, işte hazırlanıyor filan dedikodusunu dinlemişimdir. Ama uygulamada hiçbir şey yapılmamıştır. Bir kere Mahalli İdareler Yasası, emekli valilere hazırlatılmaktadır. Hiçbir vali, belediye başkanları üzerindeki yetkisinden vazgeçmeyecektir. Türkiye'de böyle bir saçmalık yaşanmaktadır. 100 bin nüfuslu halkımın temsilcileri ile yaptığım bütçe, devletin şu veya bu şekilde atadığı bir kaymakam onaylamazsa yürürlüğe girmez. Böyle bir saçmalık olur mu? Bir vali isterse bir ihbar yaptırır bir bahane ile beni görevden aldırır. Şimdiki İçişleri Bakanı Muzaffer Ecemiş'in, Çanakkale Belediye Başkanını 1.5 yıl görevden uzak tuttuğu gibi. Tüm bunlar batıda yok ve gülünç olaylardır. Bir taraftan Avrupa normları diyorsunuz, bir taraftan da bu kadar alaturka bir takım işler yapıyorsunuz. Bizim Yerel Yönetim Yasası 1930'da hazırlanmıştır. Ben iddia ediyorum ki, bu veraset olayı dışında her şeyi ile mükemmeldir. Tabii biraz bugünün teknolojik imkanları dikkate alınarak bazı bölümleri pratik hale getirilmelidir. Denetimi kapsamalı bir sistem olmasına rağmen bizim hiçbir zaman şikayetimiz olmadı. Bizim derdimiz veraset. Böyle bir kepazelik olur mu?
ÇIKACAĞINA İNANMIYORUM
Şimdi Yerel Yönetim Yasası ile ilgili olarak biraz batıya yüzümü çevirelim. Kulağımızı ve gözümü de batıya çevirerek, Almanya, Fransa ve İsviçre'nin bir ili veya ilçesinde bir belediye başkanının yetkileri, belediye meclis üyelerinin yetkileri nelerse onlara bir bakalım. onlara bakarak uygarca bir şeyler hazırlamanın zamanı gelmiş ve geçmiştir. Bu yasanın halen çıkacağına da inanmıyorum. Milletvekilini, milletin seçmesine izin verilmeyen bir ülke de bu yasa çıkar mı? Böyle bir ülkede yerel yönetimin bu konuda idaresini, yetkilerini ve sorumluluklarını tayin edecek bir kadronun da eğileceğine inanmıyorum, ihtimal vermiyorum. Bu müdahale yetkisi onlara keyif vermektedir. Türkiye batarsa batsın, yerel yönetimler çalışmazsa çalışmasın ama valiler ve kaymakamlar belediyelerin üzerinde söz sahibi olsun. Bir bakan isterse ve size kızarsa sizi görevden alır, gelirinizi veya yetkinizi elinizden alabilir; size eziyet edebilir. onlara bu denli keyif veren yetkilerinden kolay kolay vazgeçeceklerini sanmıyorum. Ancak onların bunlardan vazgeçmeleri yeni düzenlenecek yasalarla olabilir. Ama yasaları ben yapmıyorum. Halk olarak milletvekillerini ben seçersem bunları onlara anlatırsam, onları da bunları TBMM'de yani yasama organında dile getirirlerse ve kanunlaşırsa biz ancak bu yasaya öyle kavuşuruz. Türkiye'de 20 senedir halk kendi temsilcilerini kendi seçmiyor. 5 tane adam 550 kişiyi seçiyor. onlar da hangi grupların, hangi güç odaklarının adamları olarak meclise geliyorlar bilemiyoruz. Ben vatandaşım, sokaktaki insanım, bakkalım, çiftçiyim, esnafım ama kendi milletvekilimi seçemiyorum.
BÖYLE GİDERSE SORUNLAR ÇÖZÜLMEZ
Yerel yönetimlerde de bu organizasyonlar bütünüyle düzenlenmedikçe bizim sorunlarımızın çözüleceğini hiç sanmıyorum. Bir toplum uygar ise önce o kentin nasıl yönetildiğine bakacaksınız. Belediye işlerini müdahale eden "Yedi Kocalı Hürmüz" oyunundaki gibi bizim 7 değil 17 kocamız var. Sayıştay, İçişleri Bakanı ve onların yerel yönetimleri, yardımcıları, İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığı, Valisi ve kaymakamına kadar hepsi bizim işlerimize burnunu sokar. Hangisinin bu burnu sokma sürecinde getirdiği olumlu şey nedir derseniz ben bir tane olumlu cevap bulamam. Bıraksınlar bizi halimize işlerimizi, hizmetlerimizi yapalım. Bakın Salihli'de 50 bin küsur insan seçmen olarak katıldı. onların seçimleri ve oyları sonucunda ben geldim. Şimdi bir ilçe başkanının isteğine bağlı olarak buradan atılabilir, tayin de edilebilir yerine başkası da getirebilir. Türkiye'yi çok seviyoruz ne olur siyasetteki tavırlar artık değiştirilmelidir. Halk kendi temsilcileri ile yönetilsin. Benim siyasetçileri diyeceğim budur."