goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Konu :Yeni Bir Dönem

Yazar : Selvi Erdoğan Turgut
 
Duyurular
 "BİZİM" yazmayan hiçbir Mahalli İdareler Gazetesi sorumlulugumuzda degildir!

 Mutlak ve mutlak bizi taklit edenler olacaktır, zaman zaman ismimizin önüne veya arkasına ekleme yaparak taklit edecekler veya başka isim altında BİZİM formatımızla bizi kullanarak siz yerel yöneticileri ve siyasileri ziyaret edeceklerdir


 Bu durumda hemen gazetenin künyesine bakın, Gazete Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Selvi ERDOGAN TURGUT ise işte o gazete bizim sorumluluğumuzdadır.


 Unutmayın! Yerel yönetimlerin gözü , kulağı, sesi olan yerel yönetimlerin sorunlarını ve icraatlarını dile getiren gazete;
Bizim Mahalli İdareler Gazetesidir ...


 
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz. Bugün 20.11.2008 19:47:39, Ocak 2005 tarihinden itibaren portalımız toplam 1777776 ziyaret almıştır. Aktif ziyaretçi sayımız 38 .

Ekibimize Katılın
Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
Sayın Başkan, Dilerseniz Sohbetimize Siyasete Girme Gerekçenizle Başlayalım

Siyaset değil sadece hizmet için varım. Önceden idealim Belediye Başkanı olduktan sonra Millet vekili seçilmekti, fakat bunların hepsinden vazgeçtim. Siyaset Türkiye’de çok çirkinleşti. Ben bunun içinde yer almak istemiyorum. Burdur tarihinde şimdiye kadar yaşanmamış bir şey gerçekleşti. Partim barajın altında kalmasına rağmen Belediye Başkanlık seçimini kazandım

Siyasetteki kokuşmuşluğu halen gideremiyoruz. Ben siyaseti hayatımdan artık sildim. Sadece söylemler içerisinde kalmış temizlik ifadeleri var bunun dışında yapılan bir şey yok. Ben kendi adıma bunları aşmak için ciddi çabalar veriyorum. Ben başkan olmadan önce hayatım nasılsa şu anda da aynı. Seçme eserler adında bir kitapta okuduğum şu öykü daha iyi anlatıyor hislerimi: “Yaşlı bir adam köyde oturuyor, alış-veriş ihtiyaçlarını karşılamak için bir tepeyi aşarak kente gitmek zorundaymış, fakat o tepeyi aşmak o kadar zor gelirmiş. Bir gün çözümü bulur; kazarak yol açmak. Kazmaya başlar, geçerken görenler sorarlar; “amca ne yapıyorsun?” Yaşlı adam: “Bu tepeyi kazıp köyümden şehre yol açacağım” der ve güldüklerini görünce nedenini sorar. o­nlarda; “amca senin ömrün yeter mi kazmayla, kürekle bu yolu açmaya?”. Yaşlı adam; “evet oğlum benim ömrüm yetmezse çocuklarım, o­nlarında yetmezse torunlarım tamamlar ve sonraki neslim de rahat etmiş olur. Eninde sonunda bu yol açılır” demiş.” o­nun için biz bir başlangıç yapalım bizden sonraki nesle temiz siyasetçiler yetiştirelim. Nüfusumuz: 63.464 kişi. Kadro: 390 kişi çalışıyor. Ulaşım ve temizlik işleri özel 390 kişinin bir bölümü bu özel şirketlerde çalışıyor. Çok eksik kadromuz var fakat sınavla alındığı için Ankara’dan geliyor ve burada sadece mülakat var. Olumlu olumsuz alıyorsunuz fakat Türkiye’nin herhangi bir ilinden geldiği için asaleti o­naylandıktan sonra tayin isteyerek kendi iline gidiyor, bizdeki kadro yine boş kalıyor. 15 senedir kurulmuş kadroyla çalışıyorum. Ben bazen görevlerini yapamadığını gördüğüm müdürlerin sadece branşlarını değiştirerek daha verimli olmalarını sağlamaya çalışıyorum.

İller bankası ödeneklerinizi düzenli bir şekilde alabiliyor musunuz?

İller bankasına güvenmiyorum. o­ndan bir gelirde beklemiyorum. Sürekli paylarımız kesiliyor. %40, %60 kesersin ama geçen ay %96 kesip 15 milyar göndermişler. Bizim her ay personel giderimiz 268 milyar ki 15 milyarın üzerini tamamlayıp ödeme yapıyoruz. Ayın 15’olduğunda yüzüme bakıp duruyorlar çünkü başka gelirleri yok. Bundan dolayı birinci öncelik maaş ödemeleri. Şimdiye kadar personelimize borcum olmadı. Bir çok iktidar partisinin personeline birkaç aylık borcu var. Ama bizim yok. 4 yıllık çalışmamda 90 dönüm kum ocağı aldım. Kum satıyorum, para kazanıyorum. Bunlar sıra dışı eylemler. Özel sektörden gelmemin etkisi de olabilir. Bence devlet sektörlerde üç-beş branşın dışında faaliyet göstermemeli. Eğitim, sağlık, savunma dışındaki bütün faaliyetlerini özelleştirmeli.

Belediyenin gelir kaynakları neler?

İller bankası bana para göndermiyor. Su şebekesi yenilenmiş, kanalizasyon şebekesi yenilenmiş, alt yapı borcumuz var. Bir taş ocağı aldım. Şu anda müteahhide 20 bin m3 taş lazım. Ama ben müteahhit üzerinden biraz az olmakla birlikte bir bedel alıyorum. Dolaylı olarak müteahhitlik karı veriyoruz. Elimden gelse bir kuruş para vermem. Ben taş satarak İller bankasının bana vermediği, müteahhide ödediği taş parasından pay alıyorum. Şu anda beton tesisi kurdum. Finansmanını halk otobüslerine hat satarak sağladım 75-80 milyar. Belediyeye gelir getirecek iş alanları kuruyorum. Mikserlerimiz, karıştırıcılarımız var. Bir de pompa eksiğimiz var ama o­nu da gidermek üzereyim. Para kazanıyorum. Hayvan pazarında bir düzenleme yaptık ve daha önce aylık geliri 700-800 milyonken, şimdi 12 milyara yükseldi. Belediyenin 392 adet gelir getiren yeri var. Aylık girdisi 12 milyardı. 21’ini 450 milyara sattım ve faiz girdisi 28 milyar. Düşünebiliyor musunuz 21 yerden 28 milyar. Hepsini satayım bitsin diyorum. Bu rakamlarla satmak, kiralamaktan daha karlı. Şimdi 450 milyarla otogara başlıyorum. Otogardan elde edeceğim para milyarlar olacak. Otogardaki tuvalete tadilat yaptık. Sakatlarımızı düşünerek güzel bir düzenleme yaptık bir de turnike yaptık jeton sistemini getirdim. Şimdi gelirim aylık 50 milyondan 7 milyara yükseldi. Şaka yapıyorum yakın çevreme; darphane kurdum diyorum. İşte benim darphanele-rim: Taş ocağı, kum ocağı, beton şantiyesi, tuvalet.Bun-ları bir havuzun içerisinde biriktiriyoruz. Hizmete harcıyoruz. Paydan bize hiçbir şey gelmiyor hatta iki ay hiç gelmedi, altyapı borcundan dolayı. İller bankası elimizi kolumuzu bağlayıp oturacağımızı sandı. Hayır şu an belediyenin maddi gücü çok iyi. İller bankası isterse hiç para göndermesin. Başkan olduğumda mecliste temsilcimiz yoktu, hatta barajın altındaydı, şimdi iktidar olmasa da mecliste temsilcimiz var. En azından ilgileniliyor. Beni yıkmaya çalışan çok oldu ama aldırmadan yoluma devam ettim. Benim için önemli olan Burdur ve Burdur belediyesidir. Herkesin aradığı bilgilere rahatça ulaşabilmesi için bilgisayar ağı da kurduk.

Belediyenin borcu varmı?

Belediyenin tek borcu iller bankasına. Ben belediyeyi 930 milyarla devraldım. Borcumu bir an evvel ödemek istiyorum, yeni olduğum için korkuyorum, sürekli de kesinti yapılıyor. Borcum bitiyor diye düşünüyorum. Yıl sonuna kadar bizden kesilmiş 520 milyar para var. Ankara’ya hesap çıkarttırmaya gittim, ekstre istedim. Kendim de hesap yaptım bu arada 930-520 = 410 milyar. %50 faiz uygulanıyor. En fazla 750 milyar bekliyorum. Önümüzdeki ilk 6 ayda da o­nu öder rahatlarım diye düşünüyorum. Ekstrede borç 1trilyon 170 milyar. Şaşırdım. Bir yanlışlık olmasın diye sordum ve ödemelerimi gösterdim ama çözümü yok. Borcu duyunca bir anda dünya görüşüm değişti. Borcum bitmeyecekse biz niye ödemeye çalışıyoruz dedim. Benim adım Nejdet, Türkçe karşılığı yiğit. Ben şimdi borç Nejdet’in kamçısıdır diyorum. Şimdi arıtma tesisi bitecek. Burdur’un suyu sert, doğal yapısı itibariyle kalsiyumun çok bulunduğu bir yerden geliyor. Sertliği çok fazla bunu önlemek için aşağı yukarı iki yıl dolaştım. Bütün çevreden her yeri dolandık, temiz su bulabilir miyiz diye. Şimdi Isparta’nın Senir ilçesinde kaynak suyu bulduk. Belediye başkanı ile anlaştık 800 litre su göle akıyordu, o­nun 300 litresini bize vermeyi kabul etti. İller bankası proje hazırladı 2,5 aydır sadece bir tek imzayı bekliyorlar. Hala atılacak bekliyoruz. Bu da yaklaşık 2,5 trilyon, daha önceki borcumuz 1 trilyon 5-6 da arıtma tesisinden gelecek, 10 trilyon, ben zaten iller bankasından gelir beklemiyorum. Mühim olan işin yapılması. Ben belediyeye gelir getirecek tesisleri kurdum. Zaten size de anlattım. Anlatmadığım bir hal ve otopark var bunların geliri yeter bana. Emlak vergisi, çevre temizlik, su parası, pazar yeri. Bunlar şimdi de, sonraki işler için de yeter. Şimdi bir otogar projemiz var. Eski otogar şehir merkezinde kalmış son derece atıl durumda. Yeni proje 78 dönüm arazi içinde . şehir girişinde bir kompleks şeklinde. Oto show room, benzin istasyonu, alış veriş ve kültür merkeziyle son derece güzel bir otogar. 5 dönümlük arazi üzerine oto show room kurulacak. Alış veriş merkezi ve benzin istasyonunu yap-işlet’le birisine vereceğiz. Otogarın kaba inşaatını yapıp firmalara vereceğim. Bir diğer projem Burdur çayının rehabilitasyonu projesinde 2200 m yürüyüş yolu ve bisiklet yolu düşünüyorum. 600 metrelik kısmını yapıyoruz. 300 m’si bitti. Artık sular tamamen oraya gittiği için mikrop yuvasıydı. Şimdi bunların hepsini 800’lük borular içine aldık tamamen bittiği zaman çok güzel olacak. Birde bizim bir su depomuz var. Susamlık dediğim bir yer. Orada 380m2’lik bir restoran çalışmamız var. Şu an çatısı yapılıyor. Seyir terası piknik alanları, yani tamamen bir dağı kapsayan çalışma. Bu da çok uzun yıllar yapılamayan çalışmalardan biri. Yeşiltepe de bir çalışmamız var. Bir şehitlik yaptırdık. Bir abide yaptılar. Diğer kısımlarının çalışmalarını biz devam ettiriyoruz.

Alt yapı sorununuz var mı, yatırımlarınız oldumu?

Türkiye’de her şey ters bildiğiniz gibi. 1993 yılında arıtma tesisi ihalesi yapılmış, tüm Burdur’u kapsayan arıtma şebekesi bitmiş maalesef arıtma tesisi yok. Burdur gölünü kirletiyoruz. Atıklar göle gidiyor. Ben 1999’da göreve geldikten sonra 2000 yılı haziran yada temmuz ayında çok gayret göstermeme rağmen yaptıramadım. Bunun üzerine suç duyurusunda bulundum. Bütün basını çağırdım sizlerin aracılığıyla suç duyurusunda bulunuyorum “ben atıkları Burdur gölüne akıtıyorum” dedim. Büyük bir feryat figan oldu ve 2000 yılı Temmuz’unda ihalesi yapıldı. Kanalizasyon %95, su %100 bitti. Sorunumuz yok fakat şebeke halen devam ediyor.

Kentinizin imar sorunu var mı?

Burdur’da imar yeterli değil geçmişte uygulanmış eş dost, akraba gözetildiği için doğru bir yolumuz yok ama ben açıyorum. Eni 20m’nin altında yol açmıyorum. Nisan başında yeni imar planı revizyon ihalesi yapıyoruz. Kesinlikle revize edilecek nazım imar planı 10 yıllık Burdur için neler yapılabiliri düşündük. Bunu da İller bankasıyla çalıştık. 1/50000 ölçekli haritaları çıkardık ihaleye ve tamamıyla hazırız. Bana finans edilirse ihaleyi ben yapmak istiyorum. Daha karlı olacağını düşünüyorum. Vatandaşlarımız haklı olarak kanalizasyon, su, drenaj çalışmaları derken yollar hep kazıldı fakat altyapı olmadan üst yapı olmaz, ama artık bitti. Şimdi yolun üstünü düzenlemeye başladık. Bu yeni aşılan parkımız şehrin ortasında, çok güzel olacak.

Burdur’un gelir kaynakları neler? Yeterli istihdam varmı?

Burdur’da sanayii yok. En büyük sanayiimiz şeker fabrikası ve kot fabrikası. Mermer sanayii var. Aşırı bir kapasitesi yok, çok kişi çalışmıyor ama bir tekstil fabrikasında öyle değil. İş kolu çok fazla, işçiye dolayısıyla ihtiyaç var. Bunların dışında oluklu su boruları imalatı var, devamlı ihraç var. Bahsettiğim kot fabrikası da ürünlerini ihraç ediyor, her hafta iki tır yurtdışına gidiyor. Bir kadayıf fabrikamız var, bunlarda yeterli değil tabi. Şehir ticaretimiz var, bakkal, market, büfe gibi. Burdur’a dışardan yoğun insan girişi var, nüfusuyla orantılandığında. 9500 öğrenci var ve çok daha önemlisi döviz bedelli askerlik yapılıyor Türkiye’de bir başka yerde yok biz tekiz. İşte bunlar, günü birlik ticaretler. Bunların dışında turizm konusunda son derece rahatsızız. Turizm gelirlerimiz yok denecek kadar az.

Tarım sektörünün profili nedir?

Nüfusun %55’i tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor. En büyük girdimiz organize sanayide entegre tesislerimiz var. Güç birliği var. 3 tane süt fabrikası var, tarım ve hayvancılıktan elde ettiğimiz gelir yüksek. Burdur Türkiye’nin Hollanda’sı olabilirdi, çünkü 600 ton günde süt üretiliyordu. Şimdi ise yaklaşık 500 ton. Bir süt borsası düşünülüyor. Borsa Burdur’da olabilir. Hayvancılık konusunda Burdur Türkiye ekonomisine en büyük katkıyı 30 bin büyük baş hayvan ve et olarak yetiştirilen hayvanlarla yapıyor. Burdur Türkiye’nin her yerine mal veriyor ve alıyor ama yinede potansiyelin altında kalıyor. Tarım arazilerimizde en çok pancar, haşhaş, anason, tahıllar, baklagil ve hayvancılığın olduğu yerde de hayvan yemi yetiştiriliyor.

Kültürel etkinlikleriniz varmı?

Burdur’un yetiştirdiği kişileri unutmayız. Her yıl anma günleri olur. Müzik dinletileri, tiyatrolar her yıl yaptığımız, bu yıl da 13.’sünü yapacağımız Burdur kültür sanat spor şenliklerimiz var. Bir haftalık süreyi 1 aya taşıyoruz. Çünkü etkinliklerin içinde futbol, voleybol, plaj voleybolu, basketbol, tek pota, tenis, satranç, briç, atletizm, yarı maraton var. Bu müsabakaların sonunda birinciler ödüllendiriliyor. Her sömestr başı ve sonunda okullara yönelik halı saha futbol etkinlikleri, mahallelerde mahalli sanatçılarla etkinliklerimiz devam ediyor. Sinemamız var. 1,5 ay önce bir opere dinletisi oldu. Belediyenin Türk sanat müziği çocuk korosu şu anda dünya birincisi, yani altın madalyamız var. Burda öğrencilerin olması da bu etkinlikleri güçlendiriyor. Süleyman Demirel ve Akdeniz Üniversitesine bağlı fakülteler var fakat yıllardır bizim isteğimiz Burdur’a bir üniversitenin kurulmasıdır. İnşallah bu isteğimiz gerçekleşir. Belediyenin kendi kütüphanesi var. 2 tane de ayrı kütüphane var. Binin üzerinde üyemiz var. Yıllık 1 milyon para alıyoruz, oda her ay 700 milyon yapıyor ve o­nunla da kitap alıyoruz.

Burdur’da eğitim ve sağlık kuruluşlarının sayısı yeterlimi?

Burdur’da 38 ilköğretim okulu var. Okuma yazma oranı %95. eğitimi oldukça yüksek bir iliz. Bu konuda herhangi bir sorunumuz yok. Sağlıkta da 5 sağlık ocağı 3 hastanemiz var. Hizmet eksiğimiz bu konuda da yok.

Mahalli idareler yasası sizce ihtiyaçlarınıza cevap veriyor mu, yeterli mi?

Ben bir şeye inanmayınca oluyor. İnanmayayım da olsun. 1580 Belediyeler yasası esasında son derece güzel bir yasa. Çıkacak yasada idari maslahat açısından son derece kötü. Ankara’dan bir reform beklerken, arkasından hiç alakası olmayan bir yasa geliyor. Şimdi 81 Ankara olacak, çünkü yetkilerin çoğu valiliklere devrediliyor. Bu açıdan iyi değil, tam tersi olması gereken valilerin dahi seçildiği çağdaş bir dünyada yaşıyor-ken bir yerden şikayet varken bunun sayısını 81’e çıkarmanın mantığı nedir, bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Bu yasanını bir iyi tarafı ekonomik açıdan getirdiği kolaylık. Bizde bunu istiyoruz, bunun haricinde 1580 sayılı yasadan şikayetçi değilim. 2 olay var: 1- payların %10’a çıkarılması, 2- bölgede toplanan verginin %6’sı yine bölgeye gelecek ki bu bizi rahatlatacak. Buna karşılık denetleme mekanizmasını çalıştır hesap sor. Hesabını veremezsek o zaman gereğini yap. Bize maddi rahatlık sağlandığı zaman hizmet yapılıyor mu yapılmıyor mu görebiliriz.

En genel hatlarıyla sorunlarınızı nasıl ifade edersiniz?

En temel sorunumuz yol. Altyapı çalışmalarını bitirdik. İstenecek tüm malzeme var. Havaların düzelmesini bekliyoruz. Burdur’un sorunu geçiştirilecek gibi değil. Burdur’un kültür ve sanat şehri olmasını istiyorum. Çok acil üniversite olması gerek ve bunun başka yolu yok. Turizm açısından ne yapıp yapıp tanıtmamız gerek bu güzelliği, fark ettirmemiz gerek. Burdur-Antalya demiryolunun yapılmasını çok istiyoruz, ama gerçekleşmesi zor. 36 yıldır tek çivi çakılmamış ilave yapılmamış bir kuruluş. Aslında toplu taşımacılığın demiryoluyla yapılması çok daha uygun, ama maalesef günümüzde karayolu kullanılıyor. Japonya da saatte 300km hız yapan tren varken, biz halen otobanlar yapıyoruz. Burdur’da hayvancılıkla uğraşanların oranı %55 olduğu gerçeğinden yola çıkarak mahalle aralarında değil bir organize sanayii bölgesinde bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesi gerekir. Bunun içinde bir organize sanayi bölgesi kurulması gereklidir. İşte Burdur o zaman Türkiye’nin Hollanda’sı olur. Teknolojik imkanlar çerçevesinde bilgisayar konusunda son derece atıl. İneğe tapan bir Hindistan’dan dünyaya program satılıyor, biz neden yapmayalım. Ülkemizde çok değerli yetişmiş beyinler var. Bu beyinler hem ülkemiz ve hem de Burdur için çıkar yoldur. İlk adımda Burdur açısından üniversitenin mevcut bölümlerine bilgisayar bölümü de eklemek ve nihai hedef olarak da Burdur’un kendi üniversitesini kurmak. Burdur adının kaynağı: Akdeniz bölgesinin batı kesiminde, Göller Yöresi’nde yer alan Burdur’a Bizans döneminde Polydorion denilmiş. Bir sava göre, Polydorion sözcüğü önce “plydor” olarak söylenmiş, sonra Burdur’a dönüşmüş. Antik çağlarda Burdur’da herhangi bir yerleşme olup olmadığı bilinmiyor. Ancak coğrafi açıdan yerinin her devirde iskan edildiği mutlak. Burdur’a yerli Rumların verdikleri Plydorion adı da antik çağların değil, daha yakın zamanların bir anısı. Bazı kaynaklara göre, Burdur yöresinin eski adı Limobrama’dır. Bu ad, “Göl Kenti” anlamına gelen Limonobria sözcüğünden türemiş, sonra değişerek Burdur olmuştur. Burdur adıyla ilgili başka söylence de, Burdur şehrini kuran Türkmen boylarına uzanır. Türkmen boylarından Kınalı Oymağı burayı bulduğunda, bölgenin güzelliği karşısında “cennet buradadur” demiş ve “buradadur” sözcüğü zamanla halk arasında Burdur’a dönüşmüştür. Burdur ilinin tarihi Tarih öncesi çağları Burdur ili neolitik çağa kadar inen zengin tarihi içinde bir çok yerleşmeye sahne olmuştur. Yapılan araştırmalar bölgenin eski tdaş devirlerinden bu tarafa iskan edildiğini ortaya koymuştur. İ.Ö. 8500 ila 5400 yılları arasında tarihlenen dönemde, Hacılar ve Kuruçay höyükleri mimari kalıntıları, pişmiş topraktan tanrıça heykelcikleri, boya bezekli çanak çömleği ve taş aletleriyle geleceğin dünyasının adeta habercisidir. Kuruçay ve Hacılar’da yapılan kazılardan ve yüzeyden araştırılan çok sayıda höyükten elde edilen veriler, Neolitik çağın arkasından gelen ve İ.Ö. 4 bin yılına kadar süren Madene Geçiş Çağı yani Kalkolitik Çağın varlığını kanıtlar. Ham bakırdan dövülerek yapılmış madeni eşyalar, heykelcikleri, çanak çöm-leği ile kültür tarihi içinde önemli yeri olan bu çağın ardından İ.Ö. 3000-2000 yılları arasına tarihlenen Eski Tunç Çağı gel-mektedir. Yine yüzey araştırmaları ve bu çağ için kazısı yapılan tek merkez olan Kuruçay höyüğünde elde edilen bilgilerde, madenciliğin yaygınlaşarak Kalkolitik çağda kullanılan bakırın kalayla karıştırlması ve daha sert bir maden olan tunç’un elde edilmesiyle bir devrim yaratılmıştır. Tarih Çağları M.Ö. 2 binin başlarında Anadolu çok zengin ve bayındır ülkelerden biriydi. Anadolu’nun zenginliğini öğrenen Mezopotamyalılar, Asur devletinin öncülüğünde Anadolu ile ticari ilişkilere girmişler ve böylelikle yazının bu ülkede tanınıp kullanılmasına yol açarak, Anadolu’nun tarih çağına girmesine neden olmuşlardır. M.Ö. 17. yüzyıla kadar uzanan ve Asur Ticaret kolonileri adıyla anılan bu devrede Burdur tarihi oldukça karanlıktır. M.Ö. 17. yüzyıldan sonra Anadolu’da Eski Hitit çağı başlar. Bu çağda Pisidya, Pamfilya ve Likya bölgelerinde Arzava krallığı hüküm sürmekteydi. Burdur tarihi çağlarda Antik Pisidya Bölgesi sınırları içinde kalmaktadır. Pisidya, tarihte fazla bir siyasi öneme sahip olmamıştır. Bu yüzden eski çağ tarihçileri Pisidya ile fazla ilgilenmemişlerdir. Kaynakların yetersizliği, araştırmaların azlığı nedeniyle bölgenin Ege göçlerinden Pers devrinin ortalarına kadar olan dönemi karanlıklarda gizli kalmıştır. M.Ö. 700 lerde Frig devleti ile birlikte bölgede Lidya egemenliğine girmiş ve 546’da Lidya Pers hegemonyasına girmiştir. M.Ö. 334 yılında Büyük İskender Çanakkale’den Anadolu’ya girmiş Pamfilya, Likya ve Karya’yı ele geçirmiştir. Aksu vadisinden Pisidya’ya giderek Sagalassos ve Kremna’yı zaptetmiştir. M.Ö. 333’te İskender’in ölümüyle oğlu Antigonas’a kalan Anadolu, önce Selevkos’ların hakimiyetine girmiş, M.Ö. 222’de Bergama Krallığına bağlanarak Roma egemenliğine geçmiştir. Roma döneminde Pisidya’da yoğun bir yerleşme başlamış, bir çok yeni şehir kurulmuş, eski merkezler o­narılmıştır. Bugün ilimiz sınırları içinde bulunan antik kentlerin hemen hepsinde dönemin mimari kalıntıları görülmektedir. Roma imparatorluğu’nun bölünmesi ile Pisidya ve dolayısıyle Burdur, Bizans egemenliğine geçti. Bu dönemde bölgenin önemli merkezleri giderek geriledi, eski değerlerini yitirdi ve sönük bir şekilde bölgede Türk hakimiyetinin başlamasına kadar sürdü. 1299’da Hamitoğullarından Dündar Bey Beyliğini Burdur’da ilan etti. Yıldırım Beyazıt, 1392’de bölgeyi Osmanlı topraklarına kattı. Bugün olduğu gibi bölge antik çağlarda Anadolu’nun ulaşım ağı üzerindedir. Türk egemenliğinde de bu önem devam etmiştir. Bunu Burdur-Antalya yolu üzerinde, bugünki karayolundan çok az uzaklıkta bulunan Selçuklu Kervansaraylarından anlamak olasıdır. Akdeniz bölgesinin batı kesiminde yer alan Burdur, insanoğlunun yerleşik düzene geçtiği ilk çağlara kadar inen zengin tarihi içinde insanlık tarihinin gizlerini barındırıyor. Eski taş devirlerinden bu yana bir çok yerleş-meye sah-ne olmuş Burdur ili, höyükleri, tümülüsleri, antik şehirleri, anıt eserleri, Selçuklu kervansarayları ve Osmanlı mimarisinin özgün örnekleri ile bir “AÇIK MÜZE”dir.

 

© Copyright-2005