
Başkan Yazıcı “Çoruh nehrinde enerji üretmeye yönelik barajlar yapılacak diyorlar, bekliyoruz. Başlayacağız, yapacağız deniliyor. Yabancı firmalar teklifler veriyor, sonuç itibariyle uzayıp gidiyor. Çoruh’a barajlar yapıldığında elektrik üretilecek. Eskiden beri Çoruh akar, İspirli bakar; şeklindeydi. Şimdiye kadar tüm bakanlara, başbakanlara götürdük yapmadılar.” dedi.
İspir Belediye Başkanı Seyfettin Yazıcı yöreyi ve halkını kısaca şöyle tanıttı: “Yöremizin çok çalışkan insanı vardır. Erzuru-m’a 146 km. mesafedeyiz. 2500 km2 toprağa dağılmış 160 köyü vardır. Erzurum’un en eski, en geniş ilçelerinden birisidir İspir.”
NEDEN SİYASET
Öncelikle doğup büyüdüğüm memle-kete hizmet edebilmenin yolu, siyasetten geç-mekteydi. Dolayısıyla İspir’de belediye başka-nı olup, insanıma hizmet için çabalarımı göste-rirken, kendimi siyasetin içinde buldum. Bele-diye başkanlığını, Doğu Anadolu gibi geri kal-mış bölgelerde veya ekonomik bağımsızlığını elde etmeden, belli bir siyasi partide yaparak, başarılı olmanın maalesef mümkün olmadığını gördüm ve DYP’den ayrılarak ANAP’a geç-tim. ANAP’ta aşağı yukarı 1,5 yıl kaldım. Do-layısıyla ANAP’ta kaldığım süre içerisinde il-çeme güzel hizmetler yaptığımı düşünüyorum. Şu an halen ANAP’tayım. NÜFUS 1990 nüfus sayımlarında nüfusumuz 8032 idi. 1991’de 10.400, 1999’da yine 10.400. 2000 nüfus sayımında ise 11.878. yani yıllar içerisinde %10-15 civarında artışlar olmuş. Devletin buna bir itirazı olmadı. Çünkü ilçe merkezlerine köylerden göç var.
KADRO VE BORÇLAR
Doğu Anadolu’da belediye başkanlığı çok zor. Çünkü 6 ay çalışabiliyorsunuz. Kar yağmaya başladığında üretken olmanız müm-kün değil. Kışın personeli izine ayırıp, başka kurumlarda da onlara iş ayarlıyoruz. Doğu Anadolu’nun kaderi bu. Bölgemizi alt yapısıyla geliştirip, batıdaki ilçeler düzeyine ulaştırmak mümkün değil. Personel elbette ki yetersiz; ama sonuçta ayağımızı yorganımıza göre uzat-mak durumundayız. 12 bin nüfuslu bir ilçede 150 tane işçi çalıştırırsanız, sonuç itibariyle maaşını ödeyemezsiniz. Aşağı yukarı 10 me-mur, 69 işçiyle İspir belediyesini yürütmekte-yiz. Ancak yazın personele ihtiyaç oluyor. Bakanlığın çıkarmış olduğu genelge çerçeve-sinde işçi almamız da mümkün değil. Yıllık geçici işçi alma vizesi valilik iznine tabidir. Bizim İller Bankasına, maliyeye, SSK’ya borcumuz yok. Sadece ödeyebilece-ğimiz şekilde borçlarımız olmuştur. Özellikle ay içerisinde katlamalı borçlardan kesinlikle uzak kaldık. İller Bankası devletin bir kurumu gibi görünse de, elinizi verdiğiniz zaman kolunuzu alamıyorsunuz. Bunun için bugüne kadar İller Bankasına borçlanmadık.
İMAR VE ALTYAPI
Bizim merkeze bağlı bir mahallemiz var. onun planlarını yeniden ele alıp, yeniden yapmamız gerekmekte. Ancak bu imar plan-larını, şehir imar plancısına, uzmanlara yaptır-mak lazım veya İller Bankası’na yaptırmak la-zım. Bir bölgenin imara açılması hayli yük ge-tiriyor. O bakımdan elimizdeki imar planına göre imar uygulamamız devam ediyor. Diğer mahalleler imara açılmamıştır. Kanalizasyonlar bizden önceki dö-nemlerde yapılmış, tabi zaman zaman aksa-malar olabiliyor. Personelimizle tamir etme yoluna gidiyoruz. İçme suyunda da bir sıkın-tımız yok. Yol çalışmalarımız günün şartlarına göre devam etmekte. Ama istimlak için para gerekiyor. Bu nedenle buna girmek mümkün değil. Ancak İspir’in yapısal bir özelliği var. Dışarı-ya göç eden insanlarımız İspir Belediyesine her zaman yardımcı olmaktalar. Açacağımız, şu anda hali hazırda bir caddemiz var. O caddeyi açarken istimlâkı yapıldı. Yeni istimlâk yasasına göre konu mahkemeye intikal etti. Bir işadamımız istimlâk bedelini karşılayacak. Çalışmalarımız bu yönde devam edecek.
ULAŞIM VE ARAÇ PARKI
Belediyemize ait, merkez ve mahalle-lere çalışan otobüslerimiz var. Günün belli sa-atlerinde, mahallelere toplu taşıma yapılmakta. 2 tane itfaiye aracımız var. Ancak bu araçlarımız içerisine de hidrolikli merdiven yapılması gerekiyor. Bugüne kadar bunu yaptıramadık. Aşağı yukarı 30-40 milyar gibi bir para tutuyor. İtfaiye, otobüs, kazıcı da lazım. Araç parkını yenilemek durumundayız. Ancak bütçemiz bunun için yeterli değildir.
GELİR KAYNAKLARI
Yöremizin çok çalışkan insanı vardır. Erzurum’a 146 km. mesafedeyiz. 2500 km2 toprağa dağılmış 160 köyü vardır. Erzu-rum’un en eski, en geniş ilçelerinden birisidir İspir. Özbeöz Türktür. Huzur ve güven içeri-sinde yaşayan bu toplum, devletine milletine sadakatle bağlıdır. Vergisini verir, çalışmasını yapar, sonuç itibariyle her ne kadar göç etmiş olsa da, hayrını İspir’e gönderir, İspirliye ba-kar. Rize buraya 100 km, Rizeliler ticaret amaçlı buraya gelirler, buranın üretmiş oldu-ğu meyveyi, sebzeyi Karadeniz’e götürürler. Ekonomik kriz burada pek hissedilmediyse, bunun da nedeni budur. Topraklarımız gerçek-ten verimlidir. Türkiye’nin en güzel domatesi, kavunu, karpuzu, kuru fasulyesi, cevizi İspir’de olur. Bunun yanı sıra hayvancılık yapılmaktadır. İspir, vadinin, yeşilliklerin için-de çok güzel bir ilçedir.
YATIRIMLAR
1990’dan sonra gelen hükümetler, özellikle devletin küçülmesi lazım kararına var-dılar. Dolayısıyla özelleştirmeye başladılar. Ya-rım yamalak özelleştirme yapılırken, devletin gelip İspir’de bir fabrika yapmayacağını bili-yoruz. Bunu yapacak insanlar, elbette İspir’in zengin insanları veya bölgenin insanları. Elbet-te ki buraya gelecek sanayiciyi, yatırımcıyı bir şekilde desteklemek lazım. Bu destekleme sa-dece İspir Belediye Başkanı’nın desteğiyle ol-maz tabi ki. Bakanlar kurulunun çıkarmış ol-duğu yasalarla bir şekilde yatırımcıyı İspir’e yönlendirmek veya Doğu Anadolu bölgesine yönlendirmek lazım. Örneğin; Çoruh nehrindeki barajlar, MTA son 30 yıldır geliyor, çalışı-yorlar yıllarca, sonra çekip gidiyorlar. Etütlerimizi, projelerimizi yaptık. İspir Çoruh nehrinde enerji üretmeye yönelik barajlar yapılacak diyorlar, bekliyoruz. Başlayacağız, yapacağız deniliyor. Yabancı firmalar teklifler veriyor, sonuç itibariyle uzayıp gidiyor. Çoruh’a barajlar yapıldığında elektrik üretilecek. Eskiden beri Çoruh akar, İspirli bakar; şeklindeydi. Şimdiye kadar tüm bakanlara, başbakanlara götürdük yapmadılar. Bu hükümetin, yer altı zenginliklerine önem vereceklerini, araştırmalar yapacaklarını duydum. Bizdeki dut, diğer illerdekine benze-mez. Haziran sonundan sonbahara kadar üre-tim yapılır. Bu dutun yan ürünleri pekmez, pestil, reçel vs. ilkel usüllerle yapılmaktadır. Bunun fabrikası kurulabilir.
EĞİTİM VE SAĞLIK
İlçemizde eğitim-öğretimi çok iyi. Orta dereceli okullarımızın tümü tamamlandı. Hatta bir meslek yüksek okulu açtık, Atatürk Üniversitesine bağlı. Üniversiteye hazırlık kursları kaymakamlık nezdinde açılmakta. 40-50 öğrenciyi üniversiteye göndermekteyiz, her yıl. 50 yataklı güzel bir hastanemiz mev-cut. Doktorlarımız da başarılı. Erzurum’daki ya da batıdaki ilçeler gibi her şeyin dört dört-lük olması mümkün değildir. Sağlık açısından yeterli demiyorum. Başarılı buluyorum. O bakımdan geleceğe yönelik beklentile-rimiz var. Uzman doktorun gelmesi gerekmekte, örne-ğin dahiliyecinin, kadın doktorunun varolması, insanımızı Erzurum’a gitme sıkıntısından kurtaracak.
YASAYI DEĞERLENDİRDİ
Ben 14 yıllık belediye başkanıyım, bir ayağım da Ankara’da. Yani hep devlete vur-manın da bir anlamı yok. Fakat hizmetin ye-rinden olması gerekir, düşüncesindeyim. Yö-netimi yerele yayarken, o imkanları da vermek lazım. Yerel Yönetim Yasa Taslağı hazırlanır-ken, içişleri bakanı ve ilgili bakanlarla bu tasla-ğı tartıştık. Ben ilk etapta yetkiden ziyade, va-tandaşa güzel hizmet verebilmem için, ilçenin gelişmesi için kaynağa ihtiyacım var, paraya ihtiyacım var dedim. Ancak bu yerel yönetim yasası çıkarsa devlete yük getirecektir. Nere-den verecek bu kaynağı 89’da yerel yönetim yasası çıkacak deniyordu, o zaman da inanmadım. Bu yasanın çıkması mümkün değil. Çıksa da o imkanları bize vermeleri mümkün değil. Göstermelik, oyalama taktiği.
BAŞKANDAN MESAJ
Toplumun aynası seçmiş olduğumuz milletvekilleridir. O bakımdan değerlendirdiği-mizde, yara çok büyük. Türkiye’nin sıkıntıları var. Bu yaranın kapanması mümkün değil. İk-tidarda olan AKP yöneticileri, başta son Baş-bakan Tayip Erdoğan, “ben kaynak yaratırım” dedi. Geldi, eskiyi suçlamaya başladılar. Ama eskiyi suçlamanın bir getirisi yoktur. Elbirliğiy-le yola çıkıp, ülkemiz için hep birlikte çalışma-mız gerekmekte. Ülkenin refahı üretimden, ih-racattan geçmekte. Ama biz hali hazırda hep vatandaşın sırtına vurup, durmaktayız. Kapa-nan 300 bin iş yerinin acısını çekmekte Türki-yem. Bu devleti, bu milleti yöneten 550 millet-vekili, bir an önce kaynak yaratmalı, bu işyer-leri açılmalıdır. İşsizliğe çare bulmalıdır. Artık eskiyi suçlamanın bir mantığı yoktur. Herkes kafasını iki elinin arasına alıp bir şekilde düşü-nüp, bu ülkeyi daha iyi yönetmek için, daha güzel kaynaklar bulup, daha güzel noktaya taşımak için, herkes gece-gündüz çalışmalı. Bu ülke kolay kurulmadı. Dışarıdaki hemşehrilerimizin, bu yaz da memleketimize gelmelerini bekliyoruz. Zengin iş adamlarımız bölgemize geliyorlar, hizmetlerini, yatırımlarını yapıyorlar. Bunların artmasını bekliyoruz. Hemşehrilerimize basın yoluyla, gazeteniz yoluyla, bölgemize göstermiş oldukları iyi niyet, ekonomik destek anlamında varlıklarından dolayı teşekkürlerimi sunuyorum, saygılarımı sunuyorum.
SEYFETTİN YAZICI kimdir?
1948 yılında İspir ilçesinde doğdum. İlk ve orta tahsilimi yaptıktan sonra askerlik görevimi bitirdim. 1971’de Emniyet Teşkilatına girdim. Daha sonra öğrenimimi bitirince İzmir’e polis memuru olarak atandım. 10 yıl görev yaptıktan sonra, yurt dışı imtihanını kazanarak Hollanda başkonsolosluğunda 3 yıl görev yaptım. Daha sonra şark hizmeti görevi için 3 yıl Adıyaman’da kaldıktan sonra, komiser muavini imtihanını kazanarak İzmir’de 9 aylık bir süre komiser muavinliği kursu gördüm. Kursu tamamladıktan sonra tekrar Adıyaman’da şark hizmetimi tamamladıktan sonra Ankara’ya atandım. 1989’da Ankara’da baş komiserlik görevindeyken kendi isteğimle görevimden istifa ettim. Sonuçta İspir’e geldim. Belediye başkan adayı oldum. 1989 yerel seçimlerinde İspir belediye başkanlığını kazandım ve ikinci defa ve üçüncü defa yine seçildim. 14 yıldır İspir’de belediye başkanlığı görevini sürdürmekteyim. Evliyim, iki çocuğum var.