
Pazaryolu ilçesi Kaymakamı Tuncay Dursun “Mahalli İdareler yasa tasarıları ne zaman gündeme gelse bir reform yapılacağından bahsedilir. Reform kavramının içinin doldurulması ise hiçbir zaman söz konusu olmaz” diye konuştu.
Pazaryolu İlçesi Kaymakam’ı Tuncay Dursun, “İlçe nüfusu 9600. İlçe merkezinde 4480 kişi yaşamaktadır. Toplam 35 köyü vardır. Bayburt ve İspir ile sınırları vardır. Çoruh Nehri ilçe merkezinin kenarından geçmektedir. Yoğun göç devam etmektedir. 1990 yılına göre ekilebilir arazinin %50 oranında azaldığı görülmektedir.”
SAĞLIK VE EĞİTİM
İlçede büyük bir sağlık ocağı vardır. Uzman hekimlik dışında bütün hizmetler burada veril-mektedir. İlçede 900 öğrenci okumaktadır. Anaokulu açma çalışmaları devam etmektedir. 2002 yılında okuma-yazma bilmediği tespit edilen 420 kişinin 410’una kurs verilmiştir. Bütün köylerde kütüphane açma çalışmaları devam etmektedir. Yörenin sözlü kültür unsurlarının derlenmesi için çalışmalar başlatılmıştır. İlçenin her yerindeki tarihi özelliği olan binaların fotoğraflaması yapılarak bilgisayara aktarılmakta ve gelecek nesillere ulaştırılması sağlanmaya çalışılmaktadır. Halen 300 kişiye halk eğitim merkezinde kurs verilmektedir.
ÖZ KAYNAKLAR
Halk genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Meyvecilik de yaygındır. Hal-kın bir kısmı da gurbetçidir. Arıcılık oldukça yaygın, 3000’e yakın kovan bulunmaktadır.
YAPILAN ÇALIŞMALAR
Saf Kafkas ana arı projesinin uygulanmasına devam edildiğinden ıslah çalışmaları sonucu bal üretiminde önümüzdeki yıllarda büyük bir artış beklenmektedir. İl Özel İdaresinin sağladığı kaynakla ilçe kütüphanesinin yapımına başlanmıştır. İlçede bir öğretmenevi bulunmaktadır. Lise öğrencileri için yurt yapılmaktadır. 24 köyde birleştirilmiş ilköğretim okulu mevcuttur. İlçe Emniyet Amirliği henüz kurulma-mıştır. Kaymakamlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca ilçe halkına ve köylere yönelik arıcılık, koyunculuk, sığır yetiştirici-liği, Macar fiği yetiştiriciliği gibi projeler uygulanmaya devam etmektedir. Bir parça organik tarıma elverişli olduğu tespit edilen ilçede, bilgilendirme çalış-maları devam etmektedir. İlçenin küçük de olsa bir spor salonuna ihtiyacı vardır. Müstakil bir hükümet konağına henüz sahip değiliz.
YASA HAKKINDA
Mahalli İdareler yasa tasarıları ne za-man gündeme gelse bir reform yapılacağından bahsedilir. Reform kavramının içinin doldurulması ise hiçbir zaman söz konusu olmaz. İçişleri Bakanlığınca hazırlanan yasa taslağı önce tasarı haline getirilirken hükümet tarafından budanarak kuşa çevrilir, daha sonra da TBMM İçişleri Komisyonunda hemen hemen hiçbir şey değiştirilmemiş hale getirilir. TBMM Genel Kurulu’na henüz indiğine tanık olunmadı. Orada da verilen tekliflerle merkezi hükümetin yetkilerinin devredileceği mümkün gözükmüyor. Yerel yönetimlerin genel bütçe vergi gelirlerinden aldığı payın %1 oranında dahi artırılmasına tahammül edilemeyecektir. Yerel yönetimlerin reformdan anladığı ise bu oranın artırılmasıdır. Halbuki yerel yönetimler öz gelirlerini artırmak yönüne gitmelidirler. Buna cesaret etmek oy kaybetmek demektir. Çünkü halk, kentte yaşamanın bir bedeli olacağını kabullenmek istememektedir. Yerel demokrasi gelişmeden yasalarla reform yapılmasının fazla bir anlamı olmayacaktır. Halk her hizmetin bir harcamayı gerektirdiğini bilmelidir. Ama harcamaların denetimini de yapmak duyarlılığını göstermelidir. Siyaset dünyası da muhalefette iken demokrat ve yerel yönetimci, iktidarda iken de merkeziyetçi tavrını göstermemelidir. Kısaca bu bir demokrasi kültürü meselesidir. Yasal düzenlemeler yapılırken MEHTAP’tan (Merkezi Hükümet Teşkilatını Araştırma Pro-jesi) KAYA’ya .(Kamu Yönetimini Araştırma Projesi) kadar devletin yaptırdığı bir çok değerli inceleme göz önüne alınmalıdır. Bu inceleme yapılırken görülecektir ki; yerel yönetim ilkesi öncelikle kaynakların ve yetkilerin paylaşımını etkili kılar. Bunun yapılması yerinden yönetimlerin etkin bir denetime tutulmasına engel değildir. Böylesi bir yasal düzenleme yapılırken “Türkiye’nin kendine has koşulları vardır.” ve “Biz bize benzeriz.” Gibi kalıplardan sıyrılarak Avrupa Konseyi’nin bu konudaki düzenlemeleri ve kabulleri, etnik konulardaki çekincelerimiz hariç esas alınmalıdır.