goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Yeni Anayasa

Selvi Erdoğan Turgut
Duyurular
 DERGİ VE GAZETEMİZE; Aktüel,Siyaset, Kültür ve Sanat (Ulusal,Bağımsız,Tarafsız ) Muhabirliği; - Amaç ve meslek haline getirecek, - Uzun süreli çalışabilecek, - Kesinlikle seyahat engeli olmayan, - İstikrarlı,heyecanlı. azimli,kararlı,fedakar, kendine güvenen - Prezantabl, Yaş sınırı max 35, - Tecrübeli,Tecrübesiz ( Ben lise mezunuyum veya başka bir bölüm mezunuyum,iletişim değil, olur mu acaba diye) sormayın hemen müracaat edin. - Ankara’da ikamet edenler tercih edilecektir, ÖNEMLİ HUSUSLAR; - Ailevi,Özel hayat ve okul problemi olanlar, mezun olmamışlar( Açıköğretim hariç) asla müracaat etmesinler ( Tecrübelerimiz bu şartı koymamızı mecbur kılmıştır. - Görüşme öncesi Gazete ve Dergi sitemizi lütfen dikkatle inceleyiniz. Gazetemiz ; www.bizim-mig.com.tr Dergimiz ; www.yyplatformu.com.tr - Başvurularınız incelenip ön görüşme için davet edileceksiniz. Lütfen ! Yukarıda yazılanları dikkate alınız , Ciddi müracaatlar bekliyoruz. İyi Çalışmalar !
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz.

Aktif ziyaretçi sayımız

10 .


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
Taşlıçay Yeşilçay Oluyor

Yöre halkı hep Murat'ın kenarına duvar yapılmasını istiyor. Ben de hep şu sloganı söylüyorum: “Ağaç duvardan güçlüdür.” Biz de Taşlıçay Yeşilçay oluyor kampanyası adı altında Murat'ın geçtiği her yere 1000'er tane ağaç dikeceğiz, söğüt ve kavak ağacı. Bütün köy korucuları, bütün bekçileri, bütün öğrencilerimiz ve öğretmen arkadaşlarımızla birlikte yaklaşık 3 haftadan beri başlattığımız kampanyada başarılı olduk diyebiliriz. Bugün itibariyle 50.000 ağaç diktik. Bunların korumasını da öğrencilerimize veriyoruz.

Nüfus İlçenin nüfusu 5200. Aile başına düşen çocuk sayısı 7.5. Nüfus artış ortalaması yüksek olan ilçelerimizden biri. İlçe merkezi ve köylerinden batıya çok yoğun göç vermekteyiz. Bunların başında Eskişehir, Bursa, Antalya, Mersin, Hatay, İstanbul, İzmir, Aydın gibi iller gelmektedir. Bizim çabalarımız nüfusun bu şekilde artmasından ziyade, artan nüfusa yönelik altyapı hizmetlerini yetiştirebilmek. Özellikle köy okullarımızda öğrencilerimizin sığacağı büyüklükte okulların kurulmasını arzu ediyoruz. Şu an kısa dönemde bu mümkün değil. Bunu yapamadığımıza göre aile planlamasını vatandaşlarımıza öğretmeye çalışıyoruz. Çocuk sayısı 5'i geçen menapoza girmemiş annelere spiral takmayı teklif ediyoruz. Kabul edenlerin yeşil kartlarını imzalıyoruz. Kabul edenlere torpil yapıyoruz, devlet işlerinde kolaylık sağlıyor, işlerini hızlandırıyoruz. Özel önem gösteriyoruz. Vakıftan yardımcı oluyoruz ve 2-3 çocuğu olanlara, çok çocuk sahibi olanlara oranla çocuklarının eğitiminde daha fazla önem gösteriyoruz. Özellikle kız çocuklarını okutmaları konusunda özel yöntemler uyguluyoruz. Okullarda öğretmenler, camilerde imamlar ve köylerde muhtarlar vasıtasıyla kız çocuklarını okutan ailelere, kamu hizmetlerinden biraz daha ayrıcalık göstererek yararlandırıyoruz. Aile planlaması konusunda katılım çok değil. Erkeklerin bakış açısı olumlu. Çünkü erkekler Türkçe biliyor, Ankara'yı, İstanbul'u biliyorlar, televizyon izliyorlar. Kadınlar ise bunu istemiyorlar. Tercüman vasıtasıyla "Niye?" diye sorduğumuzda "Günah" diyorlar, "Şıh bize kızar" diyorlar. Yörede halen tanışamadığımız gizli şıhlar var, güç odakları var. o­nlar "Devlet size elbette bakacak, yeşil kart verecek" diyorlar. Bir anlamda sosyal devlet anlayışını buradaki tarikatlar ve din adamları çok abartılı olarak bize karşı kullanıyorlar. Ağrı'da da olduğu gibi Yeşilçay'da da halk herşeyi devletten mi bekliyor? Bugüne kadar bunu gördüm, size katılıyorum. Ağrı'da insanlarımız maalesef her şeyi devletten bekler bir hale getirilmiş. Geçmişten bugüne, vakfımız kurulmadan önce bu insanlar nereden besleniyordu, ilaçlarını kim alıyordu bilemiyorum. Yani evveliyatında kendi kendilerini idame ettirebiliyorlardı. Ben size geçen hafta yaşadığım bir olayı anlatayım: Bir sabah kaymakamlığa geldiğimde iki muhtar feryat, figan "Bizim köy yolumuz bozuldu, aman yardım edin" diye geldiler. Söylediklerine göre yolu sel kırmış, götürmüş. Orada iki okul olduğu için hemen oraya hareket ettim. Gittiğimde yolun 1/3'lik kısmının tahrip olduğunu gördüm. Yalnız köydeki herkes bir taşı yerine koysa 3 saatte halledebilecekleri bu sorun için, köyde 3 hafta dozer, greyder beklediler. Artık dayanamadık, ne bizim ne de Köy Hizmetleri'nin bir gram mazotu yoktu. Çizmelerimizi giydik iki öğretmen arkadaşımızla birlikte, taşları yerine koyduk. Bize sadece 6 tane köylü yardım etti, 150 kişi izledi. Hatta basın geldi "Kaymakam çalıştı, köylü izledi." diye görüntüledi bizi. Muhtar köylüyü harekete geçiremediği için çok üzüldü. Şimdi oraya Kaymakam Deresi diyorlarmış. Aslında Art niyetli değiller, öğretilmemiş. O günden sonra o yolu yaptılar, yukarı yolu da yaptılar. Taşteker Köyümüzü Murat Nehri bastı sonra. Bizim aklımıza şu geldi; eğer Murat'ın etrafını ağaçlandırabilirsek su taşmaz ve tarlalarımızı koruyabiliriz, yeşillendirebiliriz. 2 aydan beri her gün köylerdeyiz. Can kaybı olmadı Allah'a şükür, ama toprak kaybı çok fazla. Bütün köyler devletten dozer istiyorlar. 38 köyümüzden 18'i su kenarında. 18'ine aynı anda greyder götürmek imkansız. Ve hep Murat'ın kenarına duvar yapılmasını istiyorlar. Ben de hep şu sloganı söylüyorum: “Ağaç duvardan güçlüdür.” Biz de Taşlıçay Yeşilçay oluyor kampanyası adı altında Murat'ın geçtiği her yere 1000'er tane ağaç dikeceğiz, söğüt ve kavak ağacı. Bütün köy korucuları, bütün bekçileri, bütün öğrencilerimiz ve öğretmen arkadaşlarımızla birlikte yaklaşık 3 haftadan beri başlattığımız kampanyada başarılı olduk diyebiliriz. Bugün itibariyle 50.000 ağaç diktik. Bunların korumasını da öğrencilerimize veriyoruz. Yazın çobanlık yaparken hayvanlardan korumaları için "Ağaç Koruyucusu" diye kolluklar yaptık öğrencilerimize. Köy korucularımızı jandarma tarafından görevlendirdik. Kır bekçileri tahsis ettik. Bu şeklinde inşallah devletle birlikte müşterek bir şeyler yapmayı bu yöre insanına öğretmiş olacağız.

COĞRAFİ YAPI

Taşlıçay'ın iklimi sert. Köylerimizin hemen hemen yarısına kar yağdığı zaman ulaşmak imkansız. Okullarımızın büyük bir kısmında eğitim-öğretim dönemi kapalı geçiyor. Daha doğrusu 8 ayın en fazla 4 ayında öğrencilerimize eğitim imkanı götürebilmekteyiz. Diğer yandan karla mücadele etmek için kar araçlarımız yetersiz. Meclisten sürekli bir kar üstü aracı istiyoruz. Halen gelmedi. Acil hastalarımızı kar üstü aracıyla uçmaya gerek kalmaksızın daha ekonomik olarak götürüp, getirebileceğiz. Taşlıçay İlçesi siyasilerden pek fazla bir şey beklemiyor. Hastaları götürmek için bir tane kar üstü araç bekliyor. Gerisini bize bıraksınlar.

GELİR KAYNAKLARI

Halkımızın temel geçim kaynağı hayvancılık. Daha çok küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkla geçimini sağlıyor. Büyükbaş hayvan sığırlardan teşekkül olmuş. Küçükbaş ise Mor Koyun dedikleri koyun cinsi. Ama iyi bir cins değil. Diğer yandan 2-3 kilo bilemedin 5 kilo süt alarak yaşamaya çalışıyor bu insanlar. Maalesef çok doyurucu değil. Burada endüstriyel tarım anlamında şeker pancarı üretimi var. Buna da kota kondu, sınırlama getirildi. Arazinin verimsizliğinden dolayı buğday ve arpa üretimi fazla değil. Fakat Murat'ı besleyen bir çayımız var. 5 köyümüzden geçiyor. O çayı eğer bir göletle, Köy Hizmetleri marifetiyle, önünü kapatabilirsek ovalarımıza su basar duruma getirebiliriz. Doğal sonuç olarak daha iyi ürün alınabilir. Mesela mısır silajı gibi endüstriyel bitki üretimine geçebiliriz. Hayvan ırkının ıslah edilmesi bizim en çok uğraştığımız konulardan bir tanesi. Bu sezon başladık. İyi cins tohumu bir hayvana enjekte ediyorsunuz, yarı iyi cins bir hayvan ortaya çıkıyor. o­na bir daha enjekte ediyorsunuz daha da iyisi çıkıyor. Irkı ıslah ediyorsunuz. Bunun dışında ilçede biliyorsunuz hayvanı satmak için kamyona bindirdiğinizde, menşe işareti ve hayvan sağlık raporu isteniyor. Bunu vatandaşın alması için çok karmaşık bürokratik işlemler gerekiyor. Hayvanını köyden getirip aşılatması, köye geri götürüp 21 gün beklettikten sonra tekrar getirerek bir aşı daha yaptırıp menşe işareti alarak hayvanı satmaya götürebilir. Bu işlemler çok zor olduğundan, Ağrı Milletvekillerimize bir rapor yazarak bu aşıyı bize ücretsiz göndermelerini istedik. Biz bir kampanya başlatalım, bütün hayvanlarımızı bir kerede aşılattıktan sonra pazara satabilelim. Bir ikinci beklentimiz de hayvan aşılarının bize zamanında gelmesi. Bir de çok fazla özürlü, yetim, dul, mağdur insan var. Vakfımıza ayda ortalama 7 milyar para geliyor. Ayın sonunu genellikle getiremiyoruz. Önceliğimiz kız çocukları, dul kadınlar, yaşlılar. Bütün amacımız aşevinde 350 kişilik yemeği sürekli verebilmek. o­nun dışında gelecek sene burada 110 kişilik mevcut öğrenci yurdunu, kız öğrenci yurduna çevirmeyi tasarlıyoruz.. Çünkü kız öğrencilerin YIBO veya PIO'ya gönderilmeleri problem oluyor, dini ve geleneksel sebepler yüzünden. Ama burada kız öğrencilerimizi barındıracağız dediğimizde itiraz etmiyorlar.

EĞİTİM VE SAĞLIK

İlk geldiğimde 3 hafta içinde tüm köylerimizi gezdim. Okulların fiziki kapasitelerinin yetersizliği ve bu okullara devletin yakacak vermemesi önemli sorunlardandı. Öğretmenlerimiz köylülerden, muhtarlardan tezek dilenmek zorunda kalıyordu. Bazı köylerde köylülerimiz hiç ilgi göstermiyordu. Bunu şu şekilde çözdük. O köyde mağdur olan Sosyal Yardımlaşma Vakfı'ndan yararlanan vatandaşlara bir miktar fazla yakacak veriyorduk, o­nlar da bunun bir kısmını okula veriyordu. Herkes aynı şeyi yaptığı için okullarda yakacak sıkıntısı kalmıyordu. Ayrıca vatandaşa "Verdiğimiz gıda karşılığı okulda çalışır mısın?" diye soruyorduk, eli, ayağı tutanlara. Genelde bunlar bayanlar oluyor. Çoğu kabul etti. Okullardaki müstahdem sorununu hallettik. Bu kış okullarımız gayet sıcaktı ve müstahdemleri vardı. Onun dışında lojman sıkıntımız devam ediyor. Köylerde lojman olmadığı yada yetersiz olduğu için öğretmenlerimiz gidiş geliş yapmak zorunda kalıyor. Gidiş-geliş yapan öğretmen köyle irtibatı olmayan öğretmen demektir. Köyle irtibatı olmayan öğretmen o köyü aydınlatamaz. Şöyle bir proje başlattık: İlçemizde çok sayıda maddi durumu iyi olan esnafımız var. o­nlardan kendi köylerinin okullarına bir hayır işi yapmalarını istedik. Bunlardan 14 tanesi kabul etti, bir çoğu köylerinin lojmanını yapacak. Bir kısmı okulu tamir ettirecek, bir kısmı da okula su getirecek. Bu konuda devlet bize maalesef bir gelir ayıramadı, biz de yerel dinamikleri harekete geçirerek köy okullarına bir şeyler yapmak istiyoruz. Bu girişimlerimizden sonra köylerdeki öğretmen arkadaşlarımız bize daha yakın olmaya başladılar. Önümüzdeki yıl da inşallah köye mecburi gidiş-geliş yapan öğretmenlerimiz için bizim Köylere Hizmet Götürme Birliğimize ait büyük bir binayı misafirhane haline getirmek istiyoruz. Kaynak bulabilirsek çok rahat edecekler. Uzak köylerin de lojman problemini halledebilirsek geriye pek sıkıntı kalmayacak. Ayrıca ilçe merkezinde iki anaokulumuz var. Birini Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile müşterek açtık. Gayet modern, illerdekine denk bir ana sınıfı. İki tane de çok iyi öğretmenimiz var. Eğitimleri gayet iyi gidiyor. Bu yılın başında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nden yardım istemiştik, bize 5545 adet üst giyim malzemesi gönderdiler. o­nları ilçe ve köylerimizdeki bütün kız öğrencilerimize dağıttık. Artanları da kızlarını okutan annelere ve ablalara dağıttık. Dağıtma işini de bayan öğretmenlerimiz yaptı. Çünkü "Biz de kız öğrenciydik, okuduk da öğretmen olduk" fikrini göstersinler diye. Yaklaşık 3-4 aydır kapımıza her gelen "Ben kızımı okutuyorum" gibi sözler ediyor, bu da bizi çok mutlu ediyor. Kız öğrenci sayısında artış oldu. Bu gayet güzel bir başarı bence. İlçemizde 6 tane hekim var. 3'ü sağlık ocağında, 3'ü de hastanede. Bence yeterli. Biz sağlık hizmetlerinden gayet memnunuz. Hastanemiz acil servisiyle 24 saat çalışıyor. Arkadaşlarımız nöbet tutuyorlar. Sağlık ocağı görevlerini yapıyor. Ocak ayı başında bir ay süreyle bir kampanyamız vardı bizim. Sağlık hizmetlerini köylere götürüyorduk, çünkü yollarımız kapalıydı. Öne greyderi, dozeri aldık, arkasında iki ambulansımız, iki doktorumuz, yeterli sayıda sağlık personeliyle köyleri dolaştık. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı da ilaçları aldı. Bu şekilde sağlık hizmetlerini insanların ayaklarına götürdük.

ASAYİŞ

İlçemizde en son bir astsubayımız 1993 yılında karakol baskınında şehit olmuş. o­nun ardından bir köy korucumuz mayına basarak şehit olmuş, bir imam şehit olmuş. O tarihlerden bu yana İlçemizde bu tür olaylar görülmemektedir. Bunun sebebi ilçemizde %60'lık nüfusun Kürt kökenli vatandaşlar, %40'ının da Karapapak ve Azeri vatandaşlardan oluşması. Bu bir denge unsuru ilçemizde. Bir çok Kürt kökenli vatandaşımız, birkaç kişi dışında şu an devletine yakın, bizimle her konuda yardımlaşıyor. Kaldı ki şu sıralar PKK olayı konuşulmaya değer bir konu bile değildir. İlçemizde işimize gücümüze bakıyoruz. Önümüzdeki günlerde her şey daha güzel olacak. Vatandaşlara, yol yapımında, ağaç dikiminde, çocuk okutmada, aile planlamasında o­nlara yönelik attığımız adımlar gerçek anlamda cevap buluyor diyebilirim. En büyük sıkıntımız, kadınlara ulaşamamamız. Türkçe bilmiyorlar. Önümüzdeki haftalarda bir okuma-yazma kursu açmayı düşünüyorum. o­nun dışında kadının aile içinde statüsünü, itibarını artırmak için şöyle bir girişim başlattık ve başarıya ulaştık. Halk eğitime yeni kayıtlar yaptık. El sanatları kursunda çok sayıda kızımız var. Daha önce bizden gıda isteyen, para isteyenleri şu an biz üreten, ürettiklerini satan, para kazanabilen kadınlar haline getirdik. Kendilerine el sanatları ve biçki dikiş kursunda öğrendikleri işlerin malzemesini, hammaddesini aldık. o­nlardan güzel sanat eserleri yaptılar; sepetler, şişeler, göz yaşı şişeleri, sarkaçlar yaptılar. O ürünleri teslim aldık, üstlerine isimlerini yazdılar. Ağrı'da bir reyon açtık, o reyonda kendi ürünleri satıldıkça paraları gelmeye başladı. Bu şu an o­nları çok memnun etmekte. Artık bizden nakit para istemiyorlar, malzeme almamızı istiyorlar. İlçemizdeki kadınların 60'a yakını evine para getirebiliyor.

ACİL SORUNLAR

En acil sorunumuz aile planlamasının sağlanması, aile başına çocuk sayısının 7.5 değil de 2, en fazla 3 olması. Çünkü çok sayıda insanı burası besleyemiyor. Besleyemediği gibi büyük şehirlere yalnızca niteliksiz insan ihraç ediyoruz. Bu da çok radikal önlemlerle halledilebilecek bir konu değildir. Bence çözüm çocukların okutulması, kadının eğitilmesidir. Kız çocuklarının kendisinden yaşça büyük erkeklerle evlendirilmesine bir son verilmesi gerekli. İlçemizde tek tük de olsa maalesef bu olaylar görülmektedir. 18 yaşındaki genç kızlar 60-70 yaşındaki adamlarla evlendirilmektedir. o­nun dışında imam nikahının terk edilip resmi nikahın yaygınlaştırılması gerekiyor ilçemizde. Bunun için müftülüklerle, muhtarlarla, öğretmenlerle toplanıp vatandaşı aydınlatmaya çalışıyoruz. Okullarımıza devlet tarafından yeni imkanların getirilmesini istiyoruz. Bütün köylerimizin içme suyu şebekesinin yenilenerek çocuklarımızın hastalıklardan korunmasını istiyoruz, çünkü suyun olmadığı yerde uygarlık olmuyor. Köy yollarının yapılmasını istiyoruz. Bütün köy okullarına sağlıklı, modern tuvaletler yapılmasını istiyoruz. Bunlar hayal gibi gözükse de, biz adımlarımızı attık. Bakanlığımız köy okullarının iyileştirilmesi konusunda destek verirse biz de yerel imkanlarla, en azından işçiliği sağlayarak birlikten parasal desteği yapacağımızı taahhüt ediyoruz. Çünkü köylülerimiz de artık çocuklarının okutulmasının öneminin farkına varmaya başladı.

SOSYAL VE KÜLTÜREL FAALİYETLER

Sosyal ve kültürel faaliyetler maalesef çok geniş değil yalnız 21 mayısta Özel Adım tiyatrosu ile anlaştık. Bize "Atatürk'ün izindeyiz." adında bir oyun oynayacaklar. Arkasından "Smokinli Köy"ü oynayacaklar. 120 kişi kapasiteli Atatürk Kültür Merkezimiz var. o­nun dışında bizim öğretmen arkadaşlarımıza, kaymakamlık olarak verdiğimiz hizmetlerin karşılığında 3 defa üst üste çok güzel jestler aldım. Benim o­nuruma oyunlar oynayıp, beni çok mutlu ettiler. Dünya kadınlar gününde "Kadınlık Bizde Kalsın" oyununu çok profesyonel bir şekilde oynadılar ve bunun karşılığında elde ettikleri geliri bizim vakfa bağışladılar, biz de 6 kadının çocuğunu okutmak için bunu değerlendiriyoruz. o­nun arkasından çocuk sağlığıyla ilgili bir oyun oynadılar. YASA TASARISI Mahalli idareler yasa tasarısı, biliyorsunuz son haliyle o­naylanmadı. O haliyle Türkiye'de çok tartışma getirebilecek bir yasa tasarısıydı. Bizi ilgilendiren kısmı da ilçe özel idaresine bir ödenek ayrılması, tüzel kişilik ayrılması, il özel idaresine de olduğu gibi imkanların birleştirilerek kaymakam başkanlığında bir komisyon marifetiyle harcamalarda söz hakkımızın artırılması. Bir yönüyle tabi katılıyoruz mülki idare amiri olarak, bu yasa tasarısına, fakat bu haliyle sürüncemede. En azından bir kaymakamın bütçesi olması gerektiğine inanıyoruz. Bütçesi olmayan kaymakam, güçlü bir kaymakam değildir. Devletin biz ilk kademesiyiz. İlk başvurulacak mekanız, yeriz. Bütçemiz olmadığı için düzenli kamu hizmeti de yapamayız. Taşradaki çocukların eğitimi ile ilgili çalışmalar Bu benim tez konum. Mülki idare amirlerinin, kırsal alanda yaşayan çocukların geleceğe yönlendirilmelerine etkileri. Bunun için kırsal alanda yaşayan çocukların, diğer çocuklardan çok daha şanssız olduğunu hepimiz biliyoruz. Şanssızlığı coğrafyadan, fiziki koşullardan başlıyor, anne babanın okuma düzeyinden başlıyor, üniversiteye kadar devam ediyor. Köy okullarında okuyan çocuklarla şehir okullarında okuyan çocuklar arasında büyük farklar var. Beslenmeden, sağlık sisteminden tutun da, mevsimlik işlerden, çoban olarak çalıştırılmalarına, kardeşlerine bakma görevi verilmesine kadar her yönden olumsuzluk içinde olan bu çocuklar elbette ki şehirde yaşayan çocuklarla aynı şartlara ve şanslara sahip olamazlar. Bu anlamda kırsal yerlerde yaşayan çocukların talihsizliğini kapatmada faydalı olabilecek, o­nlara en yakın devlet birimi gene kaymakamdır, gene validir. Bu soruna eğilebilirsek, bunu ciddi bir sorun olarak kabul edip algılayabilirsek yapacağımız çok şey var diye düşünüyorum. Bizim elimizde bir takım olanaklar var. İl Özel İdaresi, İl Planlama Koordinasyon Kurulu, kaymakam ve valilerin elinde olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, İlçe Özel İdareleri, Halk Eğitim Müdürlükleri, sağlık ocakları, doktorlar ve hemşireler kullanabileceğimiz imkanların başında geliyor. Bunun dışında faydalanabileceğimiz çok sayıda kurum ve kuruluşlar, dernekler, sivil toplum örgütleri, Türkiye Kalkınma Vakfı gibi vakıflar var. Bir kaymakam, bir vali isterse bir çocuğun kaderini değiştirebilir. Taşlıçay'da şu an 21 bin nüfus var. Ama ben 7 aydır, Taşlıçay'ın köylerindeki en küçük çocuk tarafından bile tanınıyorum. o­nların kaderlerine yönelik bir takım girişimler yaptığım için tanınıyorum. En başta bizim yaptığımız 110 kişi kapasiteli bir öğrenci yurdu açmak oldu. Arkasından aşevlerinden bir kısmını öğrencilere ayırdım. Ayrıca kız öğrencilerle ilgilendim. Amacım o­nların geleceklerine ışık tutabilmek ve o­nların okumaları için elimizden geleni yapmak. Burada 15'e yakın öğrenci evimiz var. Bu öğrencilerin birçoğu dönem başında okumaktan vazgeçen çocuklardı. Bana geldiler, o­nlara ev tuttuk, ev kiralarını, gıdalarını, kömürlerini, sağlık ihtiyaçlarını vakıf olarak karşılıyoruz. Haftada 2-3 gün o çocukların çaylarını içmeye gidiyorum, o­nlarla sohbetler ediyoruz. Gurur duyuyorlar evlerine gitmemizden. o­nların gelecekten beklentilerini öğrenmeye çalışıyoruz. Hep aynı şeyleri düşünmekten vazgeçirmeye çalışıyoruz, hepsi öğretmen, doktor olacağım diyor. Yeni mesleklerden bahsediyoruz. Önceden "yaşasın Apo" diye slogan atan çocuklar bugün Atatürk'ün kitaplarını okumaya başladılar bu ilçede. Öğretmen evinde bir kütüphane yaptık. Her türlü kitap bağışını kabul ediyoruz, bilginiz olsun. Bağışlayan kişinin mutlaka okuduğu bir kitap olsun ve son sayfasına da kısa bir özet istiyoruz. Böyle olduğu için çok büyük rağbet görüyor. Gücümüzün çoğunu eğitim çalışmalarına aktarıyoruz. Köylerde güç şartlarda kız çocuğunu okutan ailelere sosyal yardım vakfından yardımda bulunurken puanlamada ayrıcalık tanıyoruz. o­nun dışında ÖSS'ye yönelik bir ekip oluşturduk, öğretmen arkadaşlarımızla. 6 kişilik öğretmen arkadaşlarımız, öğrencilere ücretsiz ders veriyorlar halk eğitimde. Tugay komutanımızın eğitim konusunda bize çok destekleri oldu. Bunların tamamı köy çocuklarını geleceğe yönlendirmek için yapılan işler. Halka Mesaj Eğer geleceklerini düşünüyorlarsa, çocuklarının iyi yaşamasını, mutlu yaşamasını düşünüyorlarsa, aile planlaması konusuna önem verirler. Benim eşim doktor, ben kaymakamım, ama benim 1 tane çocuğum var. Belki 2 tane çocuk yaparım ama üçüncüsünü yapamam. Çünkü o­na iyi bir gelecek sağlamak istiyorsam, bu benim gücümü aşar. Kız çocuklarını, ne pahasına olursa olsun okutmalarını istiyorum. Çünkü ilköğretimi bitiren bir kızı, hiç kimse parayla alıp satamaz. O konuda çok ısrarlıyım. Bir de devleti sürekli gelir kapısı olarak görmesinler. Sosyal Yardımlaşma Vakfımız tabii ki yetimlerin, düşkünlerin, sakatların yanındadır ama, eli ayağı tutan vatandaşlarımız, gençlerimiz, Sosyal Yardımlaşmaya, yardım diye gelmesinler, çünkü bu zor durumdaki insanların hakkıdır. o­nun dışında ilçemiz Ağrı'nın en yeşil ilçesi. Buna rağmen ben buraya çöl diyorum. Bu çölü cennet yapmak bizim elimizde. Bu sene bizim başlattığımız kampanyayla 50 bine yakın fidan diktik. Benden sonra da ağaç dikme gayretlerinin sürmesini diliyorum. Atilla Kantay 1968 Isparta-Gönen doğumlu. İlk-orta öğrenimini Gönen'de tamamladıktan sonra, Isparta Endüstri Meslek Lisesine devam etti. Daha sonra Üniversite tahsilini Ankara Üniversitesi SBF'de tamamladı. Sonrasında 1996'da Bolu-İzzet Baysal üniversitesinde asistan olarak göreve başladı. 1996-1997 döneminde öğretim görevlisi oldu. 1998 yılında kaymakam adayı olarak İçişleri Bakanlığı'na girdi ve. Antalya'ya gitti. Korkuteli ve Kale, Burdur-Altınyayla, Rize-Fındıklı, Denizli-Çal ilçelerinde vekil kaymakamlık yaptıktan sonra, 28 Şubat 2002 tarihinde Eskişehir-Alpu Kaymakamı olarak atandı. 8 Ekim 2002'den bugüne Yeşilçay (Taşlıçay) ilçesinde çalışmakta.

 

© Copyright-2005

Sonhavadis