
Doğuda eğitim batıda olduğundan çok çok daha önemli. Eğitimin bir ayağı yok... Vatandaşın Devletin bütün organlarını denetlemesini istiyorum. Bizde halka hesap verme zorunluluğumuz olduğunu bileceğiz. Maalesef halk bu konuda duyarlı değil. Halkın eğitime sahip çıkması demek sorunların bitmesi demektir.”
Nüfus Planlaması İlçemizin merkez ilçesi yaklaşık 75 bin köylerle birlikte toplam 136 bin nüfuslu. Ağrı'nın en büyük yerleşim yeri. Ağrı il merkezinden bile nüfusumuz yaklaşık 16 bin daha fazla. Bu anlamda Ağrı'nın En büyük yerleşim yeri olmamız sorunlarımızın da çok fazla olmasını beraberinde getiriyor. Nüfus artışı ilçe merkezinde nüfus 1985 sayımında 25 bin civarındayken bu son sayımda yaklaşık 75 bin civarına çıktı. Bu az zamanda çok fazla nüfus patlaması demektir. Özellikle terör döneminde köylerimizde ve civar ilçelerimizden Malazgirt ve Tutak’ta buna dahil buralardan gelen vatandaşlarımızın ilçe merkezine yerleşmesiyle, benzetmek gibi olmasın ama hormonlu büyüyen bir sebze gibi bir anda büyümüş, altyapı, şehirleşme ve kentleşme buna paralel olarak maalesef artmamıştır. Bunun neticesinde kentleşememiş, harap köy görüntüsüyle bu büyük ilçe ortaya çıkmış. Nüfus artışı maalesef çok fazla. Özellikle belli yaş grubu üzerinde olan insanlarımızda, ailelerimizde çok çocuk sahibi olmak yaygın durumda. Bizim burada evler sizi yanıltmasın, yani şöyle bir örnekle anlatayım: Diyelim ki batı illerindeki bir köyde veya ilçe merkezinde bizim okul açabilmemiz için 40-50 hane olması lazım ki oradan 15 tane çocuk çıksın toplum oluştursun. Burada 7-8 hane olduğu bir yerde orada bir okul açmaya yetecek kadar çocuk sahibi olma durumunu görüyoruz. Şimdi bizim ilçemize şöyle dışardan bakıldığında bahçe içlerinde küçük evler gibi görünüyor. İlçemizin ilçe merkezi hakkında insanları yanıltıyor. Buradaki bir ev batıdaki 5 katlı bir apartman gibi değerlendirilebilir. Zaman zaman sosyal yardımlaşma vakfından fakir olduğunu bildiğimiz insanlara resmi nikahlarını yaptırıyoruz. Burada halkımız paramız yok diye nikah yaptırmıyorlar. Ama en basit bir düğün bile 3 milyardan aşağıya mal olmuyor. Düğün için bunu bulan bir kişi 20 milyon verip nikahını yapamıyor. Yanı resmi nikah çok önemsenmiyor. Maalesef kendi menfaatlerini bile düşünmüyorlar. Örnek verecek olursak, sağlık problemleri çıktığı zaman yeşil karta ihtiyaç duyuyorlar. Düzeltilmesi gereken çok yanlışlar ve ihmaller var. Burada uzun yıllardır devam eden aşiret yapısının da etkileri var. Nüfus artışında bu önemli bir etken. Ancak sevindirici bir gelişmede şu ki yeni evlilerde artık biz bunu fazla görmüyoruz. onlar artık çok çocuk sahibi olmak istemiyorlar. Nüfus sorunu Patnos'un diğer sorunlarının çok çok önüne geçiyor. Bunun sebeplerinden en önemlisi eğitimsizlik ve bu da beraberinde sağlık hizmetlerindeki yanlışlıkları getiriyor. Ve de asayiş işlerindeki sıkıntıları getiriyor. Çok çocuk sahibi olunduğu zaman fakirlikte beraberinde geliyor. Birbirine bağlı bu sorunlar yumağında biz ancak eğitimle çözebileceğimize inanıyoruz. Eğitim Eğitimde amacımız farklı bir bakış açısı kazandırmak sosyal ilişkileri kuvvetlendirmek. 14-15 yaşlarındaki bir kız çocuğunun 3-5 milyara 45-50 yaşlarındaki birine 2'nci veya 3'üncü eş olarak verilmesini engellemiş olacağız. Bebeği isal olan bir annenin ona su içirmesi gerektiği gibi basit bilgiler vereceğiz. Belki de böylece bebek ölümlerinin önüne geçmiş olacağız. Burada basit bir toprak davası çok büyük bir aile veya aşiret kavgasına hatta faciaya dönüşebiliyor. "Ben bir insanım ve topraktan daha önemliyim" bilincine kavuşmalarını sağlamak istiyoruz. Bunların çözüm yerinin adliye olduğunu öğrenmeleri gerekiyor. Doğuda eğitim batıda olduğundan çok çok daha önemli. Eğitimin bir ayağı yok. Vatandaşın Devletin bütün organlarını denetlemesini istiyorum. Halkın yönetimi denetlemesi gerekiyor. Bizde halka hesap verme zorunluluğumuz olduğunu bileceğiz. Maalesef halk bu konuda duyarlı değil. Halkın eğitime sahip çıkması demek sorunların bitmesi demektir. Halk Eğitim Müdürlüğümüzün okuma yazma kursları var. Belli oranda sağlamaya çalışıyoruz. Kurslarımız sürekli devam ediyor. Ancak şunu söyleyebilirim, nüfusumuzun fazla olması gerek ilçe merkez nüfus yoğunluğunun fazla olması, bilgi şartlarının yetersizliğinden ve bunlarla paralel olarak vatandaşın eğitime olan ilgisizliğinden hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan durum maalesef memnun edici değil. Mesela biz bazı okul bölgelerimizde o sene okula başlamak isteyen 7 yaşındaki çocuklarımızın hepsini okula kayıt edemedik. Bu manada kayıt edemediğimiz çocuk ailesinin de çok ilgilenmemesi sebebiyle, ailenin kendine başka çıkış yolları aramaması yüzünden bakıyoruz çocuk eğitimden mahrum kalıyor. Hiç okula başlayamamış yada 9-10 yaşlarında yeni ilkokula başlayan çocuklarımız ortaya çıkıyor. Sanıyorum ki 2 yıl içinde bu sorunun üstesinden tamamıyla geleceğiz. Binalarımız yetersizliği ve bundan da önemlisi ailelerin çocuklarını okutmaktan çok ayakkabı boyacılığı yaptırması yada hayvanların peşine yollaması yani kısaca eğitimin öneminin anlaşılamaması sebebiyle de böyle bir sıkıntımız var. Sokak çocukları var bu durumda haberdar olduklarımızı eğitime kazandırma için uğraşıyoruz. Zaten biliyorsunuz eğitimden mahrum bırakmak veli açısından suç bunlar için gerekli uyarıları yapıyoruz. Okul çevrelerinde köylerde duyurularını yapıyoruz. Sorunlar çok fazla bunların üstesinden gelinmesi biraz zaman alacak. Sağlık Sağlık açısından yeterli değil. 1 tane inşaatımız var. Fiziki olarak dışardan bakıldığında bitmiş gibi görünüyor. Ama bir takım idari problem var. Ve bir miktar para ayrılması gerekiyor. İdari problem bittiği zaman hizmete geçecek. Bu hastanemiz aslında Patnos'a yeter. 100 yataklı bir hastane olacak ve hastanemizin idari problemleri bitip maddi destek sağlandığında hizmete girebilmesi için sadece zamana ihtiyacı var. Ancak bu 2 senedir böyle sürüp gitmektedir. Sağlık ocaklarımız yeterli değil. Sağlık ocaklarımızın 4 tane personeli yeterli değil hem doktor, hem hemşire ve ebe manasında yeterli değil. Biliyorsunuz Ağrı Doğunun bir ili ve patnos'ta Ağrı'nın uzak ilçelerinden biri. Dolayısıyla sağlık görevlileri de buraya çok uzun süreli kalmak niyetiyle gelmiyor. Fırsat buldukları anda daha iyi şartlarda çalışmak için tayin istiyorlar. Bu manada eksiğimiz var. Uzman hekim açısından mevcut hastanemiz var orada da uzman hekim açısından ihtiyaçlarımız var. Bir kadın doğum uzmanı, bir iç hastalıkları uzmanımız var, 2 tane diş hekimimiz var. Ameliyat yapamıyor. İnşallah yeni hastanemiz bittiğinde personel takviyesi olduğunda sorun azalacak. Birde bizimle ilgili olmayan bir sorun var, sağlık personelleri özellikle doktorlarımızın çalışma şartları açısından muayenehanesi olan hekimlerden kamuda çok fazla verim alınamıyor. Bu bizim çözebileceğimiz bir husus değil, devlet politikasında, hükümet politikası manalarında ele alınacak bir husus. Dolayısıyla muayenehanesi olan ve devlet memuru olan hekim ayrımının yapılması lazım ki özellikle biz seçimlerimizde daha fazla verim alalım. Asayiş Bizi en çok sıkıntıya sokan problem. İlçemizde PKK gibi bir sorun yok. Vatandaşımız o konuda herhangi bir destek vermiyor. Bu manada biz rahatız. Bizi bundan farklı olarak üzen problem: aile kavgaları, feodal yapının getirdiği kavgalar ve bireysel problemlerinde kolaylıkla aile problemi haline getirilmesi ve bununda kavgayla halledile bilineceğinin düşünülmesi. Bununda tek çözümü eğitim. Biz bunu asayış ile halledemeyiz. Düşüncelerin değişmesiyle çözülebilecek bir sorun. İnsanlar rahat çalışamıyor, rahatça sokağa çıkıp, rahatça okula gidemiyorlar. Ve bu nedenle bir sonraki nesil kavganın tesiriyle büyüyor. Uygulanan Projeler Kaymakamlıklar özel bütçeleri olan kuruluşlar değil, yani bizim elimizde özel bir idare yok. Köylere hizmet götürmek gibi bir birliğim var bunun da düzenli bir geliri yok. 92 köy var. Bunun için biz planlı projeli yatırım yapacak kuruluş değiliz, ancak bizim kömür tevzi büromuz vardı. Buradan belirli miktar gelir elde ediyorduk. Az parayla çok iş yapmak için çalıştık. Ülkemizde 1998 yılında bir köyümüzde 12 milyara yapılmış bir su depomuz var. Aradan 4 sene geçmiş su deposu elek gibi her tarafından su fışkırıyor. Köylüler geldiler bizim böyle bir şeye ihtiyacımız var. Ne yapabilirsiniz? İşçiliğini usta parasını biz vereceğiz ve kendimiz de çalışacağız. Biz onlara 270 tonluk su deposu yapmaya yetecek çimento, kamyonumuzla çakıl vs. verdik. Yaklaşık bizim Kaymakamlık olarak 5,5-6 milyarlık yardımımız oldu. Köylülerinde 3-4 milyarlık işçilik desteği oldu. Yaklaşık 9-10 milyara mal olan 270 tonluk bir su deposu yaptık. Harika bir su deposu oldu. Yani 50 senede geçse hiç su sızdırmayacak bir depo yapıldı. Biz vatandaşla devlet elele bunu gerçekleştirdik. Artı bir şey daha var, vatandaş kendisinden de bir şeyler kattığı için emeği geçtiği için sahip çıkıp, koruyor en iyisini yapmaya çalışıyor. Bizim bu 9 milyara malettiğimiz depo bayındırlık hesaplamalarıyla yapılsa 60-70 milyara mal olurdu. Az paramızı böyle çoğaltıyoruz. Yasa Tasarısı Hakkında Anlattığım sorunların bir çözüm yolu bu yasa tasarısı. Bütçemiz yok diyorum. Biz kendi yaptırımlarımızı kendimiz planlayamıyoruz, bütçemizin olmayışından dolayı. Bu bize Ankara'da olan yetkileri taşraya taşıyacak. Taşrada bölge müdürlüklerinde olan yetkileri illere ve ilçelere yansımasını sağlayacak. Bizim köy yollarındaki çalışmayı, Ankara'daki genel müdürlük yapıyor. Diyorum ki bizim dozerlerimiz, greyderlerimiz, işte Saphan Dağı'nın eteğindeki 3-4 tane mezrada çalışıyorlar. Yani biz orda toplam 300 kişiye hizmet ediyoruz. O işi yaptığımız zaman ama ben biliyorum ki ben aynı sürede aynı masrafla 10 bin tane hizmet yapabilirim. Yani yanlış bir öncelik sıralaması yapılıyor. Bu ister istemez olan bir şey. Benim köyümü ben biliyorum ama planlayamıyorum. Bu plan Ankara'da yapılıyor işte Mahalli .İdareler Yasa Tasarısı bunları gerçekleştirecek. Ben buradaki kendi makinemi sevk edemiyorum. Neden? Çünkü bölge müdürlüğünün yetkisinde. Erzurum bölge müdürü benim köyümü nereden bilsin. Şimdi genel manada Mahalli .İdareler Yasa Tasarısı yetkinin taşraya yayılması manasına geliyor. Bu çok harika bir şey. Mutlaka yapılmalı. Türkiye'deki bütün belediye başkanları, kaymakam ve valilerin çalışma aşkını şevkini arttıracak. Maddi manada da hizmet götürebileceği bir yapıya da sahip olacağı için heyecanla beklenen bir şey. Faydalı olacağına inanıyorum. Mesajlar Sizin aracılığınızla öncelikle Patnos halkına söylemek istediğim şeyler şunlar: Problemlerini çözmek için kavgaya başvurmasınlar. Problemlerini adli organlar önünde çözsünler ve hukuk yoluyla çözsünler. Yine kaymakamlığın yaptığı yardımların, Sosyal Yardımlaşma Vakfı aracılığıyla yaptığı yardımların bütün ilçenin fakirlerinin de hakkı olduğunu bilsinler. Devletten gelen herhangi bir para gibi görmesinler. Ve mutlaka çocuklarını okutsunlar. Evlenenler resmi nikahlarını kesinlikle yapsınlar. Ağrı'ya düşen ekonomik payın arttırılması. Hastane ve elektrik probleminin çözümünde desteklerini bekliyoruz.
TARİHİ VE COĞRAFİ YAPISI
Patnos İlçesinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Urartuların "Aladırı". Romalıların "Patisus" diye adlandırdıkları İlçemiz, geçmişte cereyan eden tarihi olaylarla beraber günümüze kadar gelen olayların akisleriyle süslü eski kalıntılarıyla yaşayan yörelerimizden birisidir. Tarihi kayıtlara göre buraya ilk olarak Orta Asya'dan gelen Proto Hititler (Hurriler) yerleşmişlerdir. Hurriler M.Ö.3000 yılına kadar burada hüküm sürmüşlerdir. Proto Hititler'den sonra hakimiyet Hititlere geçmiştir. Hititler'in de yıkılmasından sonra burası Urartuların eline geçmiştir. Özellikle Urartuların önemli bir yerleşim merkezi olarak kalmıştır. Urartuların da bu bölgede hakimiyetleri bitince Patnos Asurluların eline geçmiştir. Asurluların yıkılmasından sonra diğer medeniyetlerin yerleşim merkezi olan Patnos Romalıların eline geçmiştir. Bölgenin stratejik önemine sahip olan Patnos Anadolu'ya açılan önemli bir geçit yeri olması sebebiyle Bizanslıların uzun uğraşıları neticesinde ellerine geçmiştir. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Büyük Selçukluların eline geçen Patnos 1077 tarihinden itibaren de Anadolu Selçuklu Sultanlığının eline geçmiş ve 1308 tarihine kadar Anadolu Selçuklu Sultanlığının elinde kalmıştır. Anadolu Selçuklu Sultanlığının yıkılmasından sonra Karakoyunların eline geçmiştir. Karakoyunluların 1473 tarihinde yıkılmasından sonra bu topraklar İranlıların eline geçmiştir. Yavuz Sultan Selim'in yaptığı Çaldıran Savaşı'ndan sonra diğer yerler gibi Patnos'ta Osmanlı Devletinin hakimiyetine girmiştir. Bu durum 1914 yılına kadar sürmüştür. Birinci Dünya Savaşında Rus ve Ermeni zulmüne maruz kalan bölge 14 Nisan 1918 tarihinde düşman işgalinden kurtulmuştur. 1926 tarihine kadar köy olarak kalan Patnos 1926 tarihinde Ağrı İl olunca Patnos'ta bu tarihte Ağrı İlinin İlçesi olmuştur. Patnos İlçesi Doğu Anadolu'nun Yukarı Murat-Van bölümünde yer alır. Doğuda Van İlinin Erciş, Batıda Muş İlinin Malazgirt, Kuzeyde İlimizin Tutak ve Hamur İlçeleri, Güneyde Bitlis İlinin Adilcevaz İlçeleri ile komşudur. İlçemiz Ağrı-Van, Ağrı-Muş ve Ağrı Bitlis karayollarının kesişme noktasında bulunduğundan önemi artmaktadır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1640 metredir. İlçenin l belde belediyesi, 8 mahallesi, 91 köyü ile 63 mezrası bulunmaktadır. İlçenin Yüzölçümü 1424km2dir. Osman Tunç İzmir doğumlu. İlk, Orta ve Lise öğretimini İzmir'de yapmış. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Daha önce Karpuzlu, Erzurum-Karaeğli, Aydın-Yenipazar’da görev yaptı. Ağrı-Patnos kaymakam olarak 4.görev yeri. Görevine 15 senedir devam ediyor.