
Van'ı seviyorum, Van halkını seviyorum. onlar için sonuna kadar hizmete varım. Ben koltuk sevdalısı değilim, halkımın, Van'ımın, ülkemin sevdalısıyım. Halka hizmet etmek için buradayım. Belediyede çalışan her insan, hiçbir karşılık beklemeksizin halka hizmet etmek zorundadır. Ben gerçekten bunu şiar edindim. Bundan sonra da bu hizmeti büyük bir aşkla, büyük bir zevkle son güne kadar aday olsam da, olmasam da devam ettireceğimi ifade ediyorum.
Neden Siyaset ?
Ben özellikle ülkemizin çok sıkıntılı olduğu bir dönemde, çatışmaların olduğu ve insanların sorunlar yaşadığı bir dönemde, bir aydın olarak, demokrasinin tartışıldığı bir dönemde, Türkiye'deki demokratikleşmeye, özgürleşmeye, insan hakları ve özgürlüklerinin çağdaş bir düzeye ulaştırılması konusunda kendime bir görev telakki ettim. Bundan dolayı SHP'de kısa bir dönem çalıştıktan sonra, istifa ederek HEP'in kurucuları arasında yer aldım. Burada temel amacım biraz önce ifade ettiğim gibi, gerçekten Türkiye'deki demokratikleşmeye, barışa, kardeşliğe biraz katkı sunabilmekti. Bu temelde ben politikayla uğraştım, bireysel düşünmedim. Bu halkın genel menfaatlerini düşündüğüm için, politikadan da biraz anladığım için, acaba burada nasıl bir katkı sunabilirim düşüncesiyle işimi bırakarak politikayla uğraştım. Başlangıçta ikisinin bir arada olmayacağını gördüm. Bu ülkedeki demokratik parlamenter sisteme biraz katkı sunumu amacıyla politikayı seçtim. Daha önceden de HADEP'ten milletvekili adayıydım. Seçildim, ama baraj nedeniyle parlamentoya giremedim. Baraj gerçekten anti demokratik bir sistemdir. Siyasi Partiler Yasası'nın değişmesi gerekir. Şu anda Türkiye'de herkesin kaderi 5-10 liderin iki dudağı arasındadır, olmaması gereken bir durum. Demokratik katılımı sağlayabilecek bir seçim yasasının hazırlanması lazım. Bunun dışında Siyasi Partiler Yasası'nın gerçekten değişmesi lazım. Avrupa Birliği ülkelerinde hiçbirinde baraj yok. Bunan hiç olmaması en doğrusudur; ama en azından % 5'e indirilmesi gerekir. Çünkü her yasal düşünce, her siyasal yapı kendisini parlamentoda ifade edebilmelidir. O bakımdan bu yasaların çok acilen değiştirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Seçimlerde Yeniden Aday Olacak Mısınız?
Ben 4 yıldır görevdeyim. Demokratik, katılımcı, halkçı ve şeffaf belediyecilik anlayışı içerisinde görev yaptım. Göreve geldiğimden itibaren kendimi tüm Van'ın belediye başkanı ilan ettim. Seçilmiş olanlar, o kentin belediye başkanı, milletvekili olduğunun bilincine varmalıdır. Oy vermedi ayrımı yapmadan hizmet götürmek zorundadır. Ben de herkese eşit mesafede yaklaştım, eşit hizmet götürmeyi esas aldım. İhalelerimi basına ve kamuoyuna açık, şeffaf bir şekilde yapmaya çalıştım. 4 yıldan bu yana çalışmalarımız bu şekilde. Yaptığımız her çalışmayı halka açık yapıyoruz. Mesela bugün yıllardır açılamayan bir yolu açtık. Mülk sahibi 350-400 milyarlık mülkünü belediyemize karşılıksız hibe etti, tapusunu bize verdi. Ben bir çok işimizi halk ve belediye dayanışması çerçevesinde yapıyorum. Ayrıca yöre de başlattığım ilklerden biri de; faaliyetlerimizi bütün toplum örgütlerine, siyasi partilere, basına açık bir şekilde yapıyorum. onların görüş ve önerilerini, eleştirilerini aldıktan sonra diğer toplantılarımıza geçiyoruz. Ve ben bu 4 yıllık yaptığım çalışmayı kamuoyunun takdirine sunuyorum. Ben 1 dönemin bir belediye başkanına yeterli olmadığını düşünüyorum. Çünkü belediye başkanı 3 yılda ancak belediyeyi ve belediyeciliği, personelini ve halkını tanıyabiliyor. Ben 2 dönem belediye başkanlığı yapılması gerektiğini savunuyorum. Bu sadece benim için geçerli değil. Kamuoyuna da söylüyorum; eğer belediye başkanı seçecekseniz geçmiş yıllarda belediye başkanlığı yapmış olanlardan birini seçmeniz memleketinizin menfaatine olur diyorum. Ben, yaptığım hizmetlerin yarım kalmaması, özellikle Avrupa Yatırım Bankası ve Alman Kalkınma Bankasından elde ettiğimiz hakların yanmaması için tekrar aday olacağım. Ben Van'ı ve halkımı çok seviyorum ve bütün insanları eşit seviyorum. Bu hizmetin devam edebilmesi için tekrar aday olmam gerektiğini düşünüyorum. Van'da belediye başkanlığı çok zor bir görevdir. Beni yıpratmış olmasına rağmen, bu halk için bir dönem daha belediye başkanı olmam gerektiğine inanıyorum, kamuoyu yoklaması yaptırıyorum, halkın destek vermesi durumunda tekrar aday olacağım. Ama henüz partimizin belli olmadığını da söylemek istiyorum. Partide bazı yöneticilerle sıkıntılar yaşadık. Bu sıkıntıların giderilmesi ve bu partinin beni aday göstermesi durumunda aday olacağımı ifade ediyorum.
Seçimi Değerlendirir Misiniz?
Göreve getiren de, görevden alan da halk olmalı. Özellikle seçimle gelen insanların seçimle gitmesi gerektiğine inanıyorum. onun için yerel yönetim yasası değişmeli. Belediye başkanı içişleri bakanlığının yada Valinin kararıyla görevden alınmalı. Seçimle gelen seçimle gitmeli. Tabii siyasi görüşlerinden dolayı, düşüncesini ifade ettiği için görevden alınmaması gerektiğini ifade ediyorum. Ama hırsızlık, yolsuzluk konusunda bir insanın bir dakika görevde kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu dönemde ben bu halkın geçmiş partileri görevden aldığını düşünüyorum. Halk getirdi, halk görevden aldı. Demek ki halka yeterince cevap bulunamadı. Halka yaptıklarını yeterince anlatamadılar, ondan dolayı görevden alındılar. Şu anda parlamentoda özellikle ana muhalefetin ve iktidarın azınlıkta kaldığını düşünüyorum. Bunları topladığımızda %51 civarına tekabül ediyor. Temsil edilemeyen kesimin de mutlaka partilerle parlamentoda temsil edilmesi gerekir. Hükümet yeni kuruldu ve gerçekten zorlu koşullarda iktidara geldi. Ülkemizin ekonomik, siyasi sıkıntı yaşadığı, çevremizde kan ve borçlar gündemde olduğu, savaşların olduğu bir dönemde ülke içinde, toplumsal barışın sağlanması gereken bir dönemde hükümetimiz zorlu bir görev devraldı. Bence biraz süre tanınmalı, çok acele edilmemesi gerekir. Bu sıkıntıların aşılması durumunda, bugün ilimizin 7 milletvekilinin olması bir avantajdır. Bu süreler geçicidir, kalıcı olan halktır, kurumlardır. onun için bu hükümetin diğer hükümetlerden farklı davranması gerektiğine inanıyorum. Ben muhalefette olan bir partinin belediye başkanıydım ve merkezi hükümetten tek kuruş ek kaynak almış değilim ve birçok belediyenin ne kadar çok ek para aldığını da biliyoruz. Özellikle seçim dönemlerinde iktidara mensup partilerin milletvekillerinin gidip seçim mitinglerinde illerine ne kadar destek sunduklarını ifade ediyorlardı. Ama ne yazık ki ben bugüne kadar merkezi hükümetten tek kuruş para almış değilim. Ancak ben belediyenin öz kaynaklarıyla, gelirleri ve giderleri denetim altına almak suretiyle bugüne kadar borçsuz olarak getirebildim. Maaşları eksiksiz ödeyebildiğim gibi yatırım da yapıyorum, şehrin çehresini değiştirmeye çalışıyorum, onun için seçilmiş olan belediye başkanlarının mensup oldukları partilere göre değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta ben %51 oy almışsam, geriye kalan % 49 oy vermemiş, % 49'un cezalandırılmaması gerektiğini düşünüyorum. Klasik bir belediye başkanı olmadım. 4 yıldır görevdeyim, ama halen hangi mahalleden ne kadar oy aldığımı bilmiyorum. Ayrım yapmadan herkese hizmet götürmeye çalışıyorum. Türkiye'nin temiz politikacıya, temiz siyasete ihtiyacı var. Temiz Toplum ancak böyle oluşabilir diye düşünüyorum. Mahalli İdareler Yasası Şu andaki başbakanımızın önceki dönemlerde belediye başkanlığı yapmış olmasından dolayı belediyelerin yaşadığı sıkıntıları en az bizim kadar, hatta bizden fazla bildiğine inanıyorum. onun için demokratik ve yerel yönetimler yasasının mutlaka çıkarılması lazım. Belediye başkanları artık vesayet yönetiminden kurtulmalı. Ben de Valiyle belediye başkanının uyum içinde çalışması gerektiğine inanıyorum. Ama belediye başkanı da en az Vali kadar yetkili olsun. Teknik, ekonomik, idari anlamda en az o kadar yetkili olsun. O bakımdan demokratik bir yerel yönetim yasasının çıkması lazım. Yerinde yönetimler yasası çıkmayacaksa 2 belediye başkanı seçilsin. Biri Ankara'da bürokratik işlemleri yürüten belediye başkanı, diğeri de burada halkın sorunlarıyla ilgilenen belediye başkanı, çünkü zamanımızın büyük bir bölümü Ankara'da geçiyor. Dolayısıyla bu bizi işimizden uzaklaştırıyor, denetimi azaltıyor, hem de insanlarla bağlantımızı koparıyor, çünkü uzak kalmak durumunda kalıyorsunuz. Ayrıca ben yerel yönetim akademisinin kurulması gerektiğine inanıyorum. Bütün belediye başkanları ya seçimden önce, ya da seçimden sonra birkaç ay eğitimden geçirilmeli. Bir il belediye başkanının en az üniversite mezunu olması gerektiğini düşünüyorum. Nüfus Doğuda Diyarbakır'dan sonra en çok göç alan il Van'dır. Köylü olumsuz koşulların içindeyken birden bire kendini kentte buldu. Van köyleşen bir kenttir. Van büyüyen bir kent; ama gelişen bir kent değil. Van'ın nüfusu yapılan sayımlarda 285 bin görünüyor, ama yaptığımız tespitlerde 450-500 bin olduğuna kanaat getirdik. Biz bu 450-500 bin nüfusun karşılığında 285 bin nüfusa göre para alıyoruz. Ve dolayısıyla ekmeğimizi ikiye bölüyoruz. Van, 10 bin hektara yayılan bir kent. 1 milyon nüfusu barındırabilecek bir alanda Van halkı ikamet ediyor. Yaygın bir alana hizmet götürmekte sıkıntı yaşıyoruz. Gelen müfettişler de, burada yaptıkları araştırmalar sonucu 285 bin rakamının Van'ın gerçek nüfusunu yansıtmadığına kanaat getirdiler. Van Gölü’nün Kirlilik Sorunu Van Gölü'nün kirlilikle karşı karşıya olması benim üzerimde en çok durduğum konu. Geldiğimden beri bunun için çaba sarf ediyorum. Göreve başladığımın 2.ayında Van Gölü Havzası çevresinde bulunan bütün belediyelerle bir araya geldim. Belediyeleri toplantıya çağırdım. Van Gölünü kirlilikten korumak amacıyla. Van Gölü havzasında 1 milyona yakın nüfus yaşıyor, bunun büyük bölümü Van kentindedir. Yani 600-700 bin kişi Van'da yaşıyor. Van Gölü'nün kirlilikten kurtarılması sadece Van'ın sorunu olmamalı. Bu Van Gölü havzasında yaşayan bütün insanların ve belediyelerin sorunudur. Ayrıca akarsular, göller, denizler evrenseldir, evrensel boyutu vardır. Türkiye'nin sorunu değil, Van'ın sorunu değil, Tüm Türkiye'nin sorunudur. Bu çerçevede bir deklarasyon yayınladık. Bu sorunumuzu dönemin Cumhurbaşkanı Demirel'e ve şu anda da sayın Cumhurbaşkanımız Sezer'e götürdük ve destek vermeleri konusunda yardımlarını istedik. Ben bütün siyasi parti Genel Merkezlerine, sivil toplum örgütleri genel merkezlerine, bütün milletvekillerine ve bütün bakanlara o dönemde mektup yazdım, destek istedim, başvurmadığım yer kalmadı. Hem ulusal düzeyde, hem uluslararası düzeyde. Alman kalkınma bakanıyla, Avrupa Birliği Yöneticileriyle, Avrupa Birliğinin Büyükelçileriyle Van Gölü'nün kirlilikten kurtarılmasına yönelik tek tek dosya hazırlayıp görüştüm. Desteklenmek konusunda gitmediğim kapı kalmadı. Sonuçta Van'ın en önemli sorunlarından birisi kanalizasyon arıtma sorunudur. 60 milyon euro'luk bir proje hazırladık. Alman Kalkınma Bankası ile bu projelerin yapılması ve kredilerin verilmesi konusunda bir görüş birliğine vardık. 2 protokol imzalamış durumdayız. %70'i hibe olması kaydıyla bize para aktaracaklar. Bu dış kredinin özellikle hükümet tarafından desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Bunu yaparken de, yaptığımız görüşmelerde, Van merkez olmak üzere havzadaki bütün belediyeleri içerisine alabilecek uzun vadeli bir projenin desteklenmesi konusunda bir protokol imzaladık. Bu sorunun çözümü için merkezi hükümet destek sunarsa, bir sene sonunda biz bu projemizin ihalesini yapmış olacağız. Ayrıca Alman Kalkınma Bankası, acil önlemler adı altında bir kredi daha vermeyi düşünüyor. Bu da 13 milyon euro'ya isabet ediyor. 2 milyon euro bizim belediyemiz tarafından karşılanacak geri kalan 11 milyon euro Alman Kalkınma Bankasının parasından, geri kalmış ülkelerin, geri kalmış bölgelerine ya da kalkınmakta olan ülkelerin, geri kalmış bölgelerine acil önlem için verdikleri bir paradır. Bunun da desteklenmesi durumunda özellikle Van'da yarım kalmış 4-5 projemizi tamamlayabiliriz. Şu kaygı olmamalı. Yabancılar sadece bu bölgeye yardımda bulunmuyorlar, Denizli'nin, Muğla'nın, Fethiye'nin, Kahramanmaraş'ın projesi, Sivas'ın, Mersin'in projesi yine onlar tarafından karşılanmış. Bunda ön yargılı olmamak gerekir, onların bir koşulu var. Kalkınmakta olan ülkelerin geri kalmış bölgelerine yardım yapıyorlar. Bu tamamen ekonomik bir katkıdır. Hizmetler Göreve geldiğimden bu güne kadar 50km sıcak asfalt yaptım, yolları da standart hale getirerek yaptım. En önemli sorun Van Gölü'nün kirlilikten korunması projesinin belli bir düzeye gelmiş olması, Van'da yeni yolların açılması, eski yapılmış olan bütün parklarımızın gözden geçirilip onarılarak, yeni parkların yapılması. Mesele Van'ın yaklaşık 30-35 yıllık bir parkı olan Kültür Parkı, bunca senedir bir viraneydi. Burayı hafta sonları, hafta içi dar gelirli vatandaşlarımızın piknik yapabileceği bir alan haline getirdik. Ayrıca 7 yeni büyük park yaptık. Bunun dışında 2 yeni bulvar açtık, Van'da ağaç ve çiçek sevgisini aşılamaya çalışıyoruz. Van'a 150 bin ağaç diktik, ormanlık alanlar inşa etmeye çalışıyoruz, 2 bin m²'lik bir sera yaptık, Van'da çiçekçiliği özendirmek ve Van'ı çiçeklerle donatmak için bu işe girdik, kendi çiçeklerimizi kendimiz yetiştiriyoruz, dışarıdan satın almıyoruz. Yer altı çarşısını bitirdik, hizmete sunduk, halka kiraladık. 140km yol yaptık, 3 adet köprü yaptık. Van'ın merkezinde ana caddede wc yoktu, kadınların, erkeklerin ve bedensel özürlülerin istifade edebileceği bir wc yaptık. İskele mahallesinin dolgusu yapıldı. Geçmiş dönemin sayın Valisi bizim bu emeğimizi hiçe sayarak, buradaki yapının Van Valiliği ve Çevre Vakfı tarafından yapıldığına dair bir tabela asmış. Van'a kim hizmet ederse etsin, sonuçta ben Van'a hizmet eden her insana saygı duyarım. Ancak bu hizmetlerin kimler tarafından yapıldığının da inkar edilmemesi lazım. Belediyenin iskele parkının hemen yanında 3 yıldır uğraştığımız bir dolgu yapıldı. Kendi imkanlarımızla 2610m kanalizasyon yapıldı. 240 tane kanalizasyon bacası yapıldı. Stabilize olarak 40km yol yapıldı. Satıh kaplama dediğimiz 5km yol yapıldı. Seyyar satıcılar için 2 tane büyük Pazar yeri yapıldı. Herkesin rahatlıkla alışveriş yapabileceği, çağdaş bir alan yaptık. Özellikle kadınlarımıza minnet borcumuzdan ötürü 8 Mart Dünya Kadınlar Günü anısına, bir kadın heykeli yaptık. Yine Van'da yaygın olan çay kültüründen ötürü, bir semaver heykeli yaptık. Bir sanat sokağı düzenlemesi yaptık, trafiğe yolu kapattık, sanat sokağı haline getirdik. Hayvan pazarını bu seneki projelerimiz arasında, bitirmiş olacağız. Mezbahanenin yapımına başlayacağız, ihalesi çıkmak üzeredir. Van'da maalesef 3.sınıf bir mezbahanemiz var, bu yıl 1.sınıf mezbahane yapacağız. Yoksul vatandaşlara her yıl, 5 bin aileye, çeşitli aralıklarla kuru gıda dağıtıyoruz, onları hiç incitmeden geceleri yardım paketlerini, elemanlarımız dağıtıyor. Arıtma tesislerimiz bozuktu, onarımını yaptık. Arıtma tesislerimiz şu anda tam kapasiteyle mevcut kanalizasyonu arıtabiliyor, ancak arıtma tesisimizin çalışmıyor olmasının temel nedeni enerji sorunu. Enerjinin düşük olmasından ya da kesilmesinden kaynaklanan bir sıkıntı var. Bunu gideremiyoruz, bununla ilgili çalışmalarımız var. Almanların bize sunacakları hizmetlerden biri de bununla ilgili. Bize büyük bir enerji kaynağı alacaklar. Büyük bir jeneratörümüz olacak, arıtma tesislerimizi sürekli çalışır bir duruma getireceğiz. Yaptığımız en önemli işlerden biri de Van Araştırma Programı adı altında, VAP dediğimiz, üniversitemizin, belediyemizin, Ticaret Odasının ve Ticaret Borsası'nın ortaklaşa uzaktan algılama sistemini oluşturduk. Uydu görüntüleriyle, Van'ın kent dokusu hakkında bilgi alıyoruz. Bize 200 milyara mal olan bir proje. Gençlerimizi kahve köşelerinden, birahane köşelerinden alıkoymak üzere barış, kardeşlik ve sevgi şiarı ile genç arkadaşlarımızı bir araya toplayarak bir spor etkinliği düzenledik. Tüm standartlara uygun bir çim saha yaptık. 10-16 yaş arasında 200 çocuğumuz şu anda spor okulunda, bu anlamda eğitim yapıyorlar. Van'ın kültüründe bulunan halı ve kilimciliği destekleme projeleri yaptık. Van kilimlerini dokuyacak bir atölye kurduk. Başlangıçta 60 kadın ve çocukla başladık, şu anda 200 kişi çalışmakta. Bunu da hem kadının aile ekonomisine katkıda bulunması, hem üretime katılması için kurduk, hem de orada sağlık ve eğitim konusunda kurslar verilmesini sağladık. Sergilerle üretilen malların satışını sağlıyoruz. Van'da halk plajı yok. Biz mülk sahiplerinin de desteğiyle Van ve Edremit'in birleştiği ve kesiştiği bir noktada, Van ve Edremit belediyeleri birlikte bir proje geliştiriyoruz. Orada örnek olması için bir halk plajı yapıyoruz. Sosyal ve Kültürel Faaliyetler Bu sene ilk defa sayın Valimizin de önderlik ettiği Van'da Turizm Şenliğini düzenledik. Bu sene özellikle üzerinde durduğumuz konu; Van'ın tanıtılmasıdır. Çünkü Van, tarihi kültürel mirasa ve doğal güzelliklere sahip bir kent. Tarihi Kentler Birliği'nin ilk üyelerinden birisi. Belediyemiz bünyesinde tiyatro, halk oyunları konusunda eğitim yaptırdık. Şu anda belediyemizin tiyatrosu var, halk oyunları ekibi var. Bu tür çalışmalara önem veriyoruz. Eğitim ve Sağlık Van çok yoğun göç almış bir kent olduğu için eğitim ve sağlık hizmetlerinin yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Ben geldiğimden beri kurumlar arasında hiçbir ayrım yapmadım. Eğitim sorununun belediyenin sorunu olduğunu düşündüm. Okullarımıza elimizden geldiğince gerek araç-gereç konusunda, gerek okulların çevre düzenlemesi konusunda, onarım konusunda elimizden geldiğince katkı sunmaya çalıştım. Buranın insanları gerçekten çok yoksuldur. Kışın terlikle okula giden çocuklar var. Bu konularda da elimizden geldiğince katkıda bulunmaya çalıştık. Ülkemizde eğitime ayrılan pay düşüktür. Yüzde 2,5 ile 3,5 arasında değişen bir rakamdır. Endonezya bile Türkiye'nin ilerisindedir. Bu rakamın 7-8 hatta 10 olması arzu edilir. Sağlık konusunda da insanlarımızın yoksulluğu nedeniyle zor zamanlar geçirdiğini biliyoruz. Zaman zaman yeşil kart uygulaması bazı insanlara yardımcı olsa da kimi zamanlar yeşil kart verilemiyor. Ben geldiğimin 2.yılından itibaren belediyemiz bünyesinde bir klinik kurdum. Belediye personelinin ve yoksulların faydalanması için, yoksullara özellikle tedavi konusunda yardımcı oluyoruz. Belediye olarak yine bu sene başladığımız ve yakında faaliyete geçireceğimiz halk dispanseri kurmaktayız. Bir tanesini bitirdik, 3 tane daha yapacağız. Bunlar mahallelerde olacak ve halka yerinde hizmet verecek. Ayrıca bunun dışında Van'da çok sayıda böbrek hastası var. Sürekli onları hemodiyalize götürüyorlar. Zaman zaman halk arasında tarama yaptırıyoruz. Yakında seyyar dispanser yaparak, mahallelerin tümünde yoksul vatandaşlarımıza hizmet vereceğimizi de ifade etmek istiyorum. İşsizlik ve İstihdamın Yaratılması İçin Çalışmalar Van'da en önemli sorun işsizlik, sefalet, açlıktır. İstihdamın sağlanabilmesi için yatırım yapılmalı. Van'da para kazananların bir çoğu Van'ın dışında yatırım yapmaya gidiyor. Hatta ülke dışında yatırım yapamaya gidiyor. Öncelikle Van'da kazananların, Van'a yatırım yapmalarının sağlanması lazım. Ben Van'da kazanıp Van'da yatırım yapmış olanları kutluyorum ve saygıyla karşılıyorum ve elimden geldiğince de yardımcı olmaya çalışıyorum. Ama yatırım yapmayanları da yadırgadığımı burada ifade etmek istiyorum. Van'ın dışına her çıktığımızda, Vanlı iş adamlarını bir araya getirerek, Van'da yatırım yapmaları için teşvik etmeye çalıştık. Ne yazık ki başarılı olamadık. Van, gerek iş gücü açısından, genç nüfus açısından, yer ve güvenlik açısından yatırıma çok uygundur. Ben Van'a yatırım yapacak her insana kolaylık sağlayacağımı, arsa tahsis edeceğimi, altyapı konusunda yardımcı olacağımı ifade etmek istiyorum. Van'ın en önemli sorunu işsizliktir. Bu sorunun mutlaka giderilmesi lazım. Belki sınır ticareti bu işsizliği bir ölçüde gideriyordu. Sınır ticareti halen yapılıyor olsaydı Van ve çevresindeki iller, Türkiye'deki bu ekonomik krizden belki de olumsuz etkilenmeyecekti. Sınır ticareti yapıldığı zamanlar Van'da ekonomik yaşamın çok canlı olduğunu biliyoruz. Üstelik ülke ekonomisine de çok büyük katkısı oluyordu Van'ın küçücük Özalp ilçesinde bile 10 trilyon gibi bir vergi toplanıyordu. Burada herkes bir iş sahibi olmuştu. Ne yazık ki bunlar bugün yapılamıyor. Ve sınır ticaretinin dar kapsamda değil, geniş kapsamda yapılması gerekiyor. Sayın Valimizin de bu konuda çalışması var. Gelen bütün heyetlere bu durumu anlatmaya çalışıyoruz, sınır ticaretinin mutlaka 1996-97 yıllarındaki düzeye ulaştırılması gerekiyor. Hükümete Mesaj Bugüne kadar yaptığımız tüm çalışmaların altında halkım vardır. Özellikle sivil toplum örgütlerinden, siyasi partilerden, milletvekillerinden büyük destek aldığımı burada ifade etmek istiyorum. Van'ın geri kalmışlığının bir an önce giderilmesi gerekiyor. Bölgeler arası dengenin oluşması lazım. Bölgeler arasında ekonomik anlamda büyük bir dengesizlik var. Bu dengesizliğin giderilmesi için Van'da yatırım yapılması gerekir. Zaman zaman GAP ya da DAP gibi yatırımlar gündeme geliyor. Ama ben bu tür çalışmalardan bugüne kadar ciddi bir sonuç alınmadığını düşünüyorum, ama biz de şunu diyoruz; Van Gölü havzası boyutuyla yeni bir ekonomik kalkınma projesinin uygulanması gerekir. Van ve çevresindeki illerde olağan üstü ekonomik halin ilan edilmesi ve yatırımın teşvik edilmesi gerekiyor. Yeni hükümetimizin GSMH'sı 1500 doların altında olan illerin vergi dışında tutulacağı ve teşvik edileceği konusundaki girişiminin doğru olduğunu düşünüyorum. O bakımdan Van'da ciddi anlamda yatırıma ihtiyaç var. Van'ın en önemli sorunu açlık, işsizlik, sefalettir. Bunun bir an önce çözülmesi lazım. Bu konuda sivil toplum örgütlerinin, Van halkının, siyasi partilerin ve kamunun desteğine ihtiyaç var. Bunlarla birlikteliğimiz zaten var, bu birlikteliğin devam etmesini, sekteye uğramamasını diliyorum. Van'da yatırım için her türlü olanak var. Hükümetimizin bu konuya bir an evvel el atmasını diliyorum ve huzurlarınızda halkımıza, sivil toplum örgütlerimize, kamu yöneticilerimize, özellikle Valimiz Sayın Hikmet TAN'a geldiği günden beri yaptıkları katkılardan dolayı, milletvekillerimize yaptıkları katkılardan dolayı teşekkür etmek istiyorum. Özellikle Sayın Bakanımız Hüseyin ÇELİK'ten geçmiş yıllarda verdiği destekleri şu anda icra edebileceğinden dolayı bize destek sunmasını bekliyorum. Halka Mesaj Halkımın yardım ve desteğinin devam etmesini bekliyorum. Halkımdan özellikle şunları rica edeceğim; çarpık kentleşmeye neden olmasınlar, suyu uygar bir şekilde kullansınlar, çevre temizliği konusunda duyarlı olsunlar, çünkü bu kent, bu çevre bizimdir, çevremizi korumak hepimizin görevidir. Benim aldığım bütün vergileri onlar ödedi. Her kuruşun onlara hizmet olarak geri dönmesini istiyorum. Belediyeye ve belediyenin yaptığı hizmetlere sahip çıkmalarını istiyorum, yardımcı olmalarını, desteklerini sürdürmelerini istiyorum. Van'ı seviyorum, Van halkını seviyorum. onlar için sonuna kadar hizmete varım. Ben koltuk sevdalısı değilim, halkımın, Van'ımın, ülkemin sevdalısıyım. Halka hizmet etmek için buradayım. Belediyede çalışan her insan, hiçbir karşılık beklemeksizin halka hizmet etmek zorundadır. Ben gerçekten bunu şiar edindim. Bundan sonra da bu hizmeti büyük bir aşkla, büyük bir zevkle son güne kadar aday olsam da, olmasam da devam ettireceğimi ifade ediyorum. Gazeteye Böyle bir fırsatı tanıdığınız için sizlere de teşekkür etmek istiyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.