
17 Ağustos depreminin yerle bir ettiği Sakarya yeniden Marmara Bölgemizin yükselen yıldızı olurken Vali Cahit Kıraç, o büyük felaketin sonrasında göreve başladığı kentin durumunu gazetemize anlattı.
İnsanların çadır bile bulamadığı, enkazların olduğu bir kentle karşılaştıklarını söyleyen Sakarya Valisi Cahit Kıraç, kaybettikleri vatandaşları rahmetle anarken "Bu şartlarda bölgenin insanlarıyla, vakıflarıyla, dernekleriyle, gönüllü kuruluşlarıyla bu şehri yeniden yapılandırmanın, şehri sağlıklı bir yapıya kavuşturmanın gayreti içine girdik. Sonuçlara bugünlere geldik" dedi. Sakarya Valisi Cahit Kıraç "Artık bu bölgenin alt yapı itibariyle deprem üreten bir bölge olduğunu halkımız unutmayacak şekilde hafızalarına kaydetmelidir. Depremle barışık, depreme karşı tedbirli ve geleceğimizi güvence altına alıcı adımlar atmamız gerekiyor. Sakarya olarak biz bu adımları özellikle deprem sonrası yapılaşmada, imarda, alt yapıda, eğitimde ve sağlıkta attık. Bunun halkın desteği olmadan yürümesi mümkün değil. Bölge insanı depremle barışık yaşama konusunda büyük adımlar atmıştır, buna da devam edecektir. Türkiye coğrafyasının % 95’i, yaşayan nüfusun da % 95’i deprem bağlantılı alanlar üzerinde yaşıyor. Türkiye bunu hiçbir zaman unutmamalıdır. Geleceğimizi karartmamak için bilimsel verilere kulak vermemiz, bilimin dediği doğrultuda yapılaşmayı ve geleceğe dönük planlamayı yapıp yaşamak durumundayız. Sakarya halkının da bu bilince ulaştığını düşünüyorum" diye konuştu. BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ’ne açıklamalarda bulunan Sakarya Valisi Cahit Kıraç şunları söyledi:
DEPREMİ ANLATTI
"17 Ağustos depremi bölgede 20 milyon insanı etkiledi. Bu depremin asıl tahrip ettiği şehir merkezi Adapazarı oldu. İl merkezinde % 85 kayıp oldu. Alt yapısıyla, suyuyla, kanalizasyonuyla, okullarıyla, spor tesisleriyle hizmet üretir kapasitesini kaybetti. Okullar kapandı, hastaneler çalışmaz oldu; içme suyu akmaz oldu. Haberleşme durdu. Böyle bir kente geldik. İnsanların çadır bile bulamadığı, enkazların olduğu bir kentle karşılaştık. 19 bine yakın orta hasarlı konut vardı. Devlet, sigorta ve doğum hastaneleri çalışmıyordu; 69 okulumuz yıkılmıştı. Eğitimin tamamen durduğu, içme suyunun sağlıklı olmadığı bir şehir görünümündeydi Adapazarı. 13.891 vatandaşımız hayatını kaybetti; onları rahmetle anıyoruz. Bu şartlarda bölgenin insanlarıyla, vakıflarıyla, dernekleriyle, gönüllü kuruluşlarıyla bu şehri yeniden yapılandırmanın, şehri sağlıklı bir yapıya kavuşturmanın gayreti içine girdik. Sonuçlara bugünlere geldik. Tabi ki bugünlere nasıl geldiğimize de bakmak lazım. Depremden sonra ilk etapta çadırlarda eğitime başladık, daha sonra prefabriklere geçildi. Depremde yıkılan 69 okula karşın deprem sonrası 150 okul yapıldı. Eğitim ve öğretim şimdi deprem öncesinden daha sağlıklı bir ortamda. Hem öğretmen sayısı bakımından hem de sınıf mevcutları açısından deprem öncesinin üzerine çıktık. Deprem öncesinde sınıflarımız 60-70 kişilikken şu an bu rakam 30’lara düştü. Sağlık açısından da aynı durum söz konusudur. Deprem öncesinde yaklaşık 890 yatak kapasitemiz varken şu an bu sayı binli rakamlara ulaşmıştır. Yıkılan devlet hastanesinin 2. bloğunun yerine yenisi yapılmıştır. Doğumevi eski halinden daha iyi duruma gelmiştir. Sigorta hastanesinin yapımı devam ediyor. Spor tesislerimizin 59 tanesi elden çıkmıştı. Bunlar deprem sonrasında yıkıldılar, yıkılmayanlar da bölgede yaşayanların erzak deposu olarak kullanıldı. Sahra hastaneleri kurulmak suretiyle spor tesisleri işlevlerini kaybetti. Deprem sonrasında bu 59 tesisin yeniden yapılanmasıyla Sakarya şu an sağlıklı bir şekilde spor etkinliklerine ev sahipliği yapabilecek bir konuma geldi. Deprem; su, kanalizasyon, haberleşme ve ulaşım başta olmak üzere bölgenin alt yapısını da vurmuştu. Depremden sonra bölgede 1500 km’lik içme suyu ve kanalizasyon çalışması bitmiştir. Depremde % 85 oranında zarar gören alt yapı şimdi Türkiye’nin en sağlıklı sistemine kavuşmuştur. Bunların dışında yeni yerleşim bölgemize yapılması planlanan 250 yatak kapasiteli bir devlet hastanemiz var. Şu an 31 okulumuz prefabrik yapıdadır. Bunların da 2 yıl içinde yenilenmesi kararını hükümetimiz vermiştir. 31 okulumuz kalıcı yapıya kavuştuğu ve nüfus artışı da göz önünde bulundurularak yapıldığı takdirde Sakarya’nın eğitim ve öğretimde gelecekte de bir sorunu olmayacaktır.
NÜFUS DURUMU
Deprem sonrasında genel nüfus sayımı yapıldı. Ama deprem sonrasında bölgede nüfusun bir miktarı bizim kendi kırsalımıza ve çok yakın bölgelere gitti. Bunlardan bazıları çocuklarının eğitimi için bazıları da psikolojik nedenlerle şehirden ayrıldılar. Şu an için deprem nedeniyle ayrılan insanların tekrar geri geldiğini ve kendi bölgelerinde bulunduğunu söyleyebilirim. Deprem sonrası yapılan nüfus sayımında ilin nüfusunda bir azalma söz konusu olmadığı gibi 20.000 civarında bir artış çıktı. Şehir nüfusundaki 20.000 nüfus eksilip bizim kırsalımıza göç etmiştir. Deprem öncesi 133.000 olan öğrenci mevcudu şu an 150.000’lere ulaştı. Deprem sonrası bölgede yapılan alt yapı çalışmaları depremzedelerin sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması, vatandaşların yöreye daha çok ilgi duymasını ve sağlıklı biçimde yaşamayı arzu etmesini ortaya çıkarmıştır. Yeni imar planıyla Sakarya’daki yapılaşma, Camili Karaman diye adlandırdığımız bölgeye kayıyor. Orada yeni bir şehir inşa ediyoruz. MTA burada tespit yaptı ve bölgenin zemini daha uygun. Depremden sonra yapılan en önemli işlerden biri 1943’lü yıllardan beri alüvyon bir sahada oturup, depremlerle sıkıntı çeken insanların bu sıkıntıyı çekmemesi için bölgedeki kat yüksekliklerinin sınırlandırılması oldu. 10 km ötemizdeki bu bölgede 8.000 konut bitmiş durumda. Zamanla bu bölgenin kuzeyine gitmek suretiyle bir şehir planı argümanı ortaya kondu. Umarım bu plana uyulur ve olası bir depremde geçmiş kayıplar yaşanmaz. Depremde evleri yıkılmış insanlar için 7269 sayılı kanun kapsamında devletimize hem işyeri hem de konut planladı ve yaptı. 1.300’e yakın işyeri sahiplerine dağıtıldı. Bölgede hak sahibi olmadan kiracı sıfatıyla ya da memur olarak oturan insanlar var. Deprem sonrası yıkıntıda kalabilecekleri nitelikte ev olmadığı için prefabriklerde yaşıyorlar. Şu anda Adapazarı’nda 20.000’e yakın konut açığı söz konusu. Bunu da ancak toplu konutla gidermenin mümkün olacağını düşünüyoruz. Bu amaçla Toplu Konut İdaresi bölgemizde şu an 1.600 konutluk bir projeyi başlattı. Bunu etap etap geliştirmek suretiyle bölgedeki konut açığının giderilmesinin yolları da aranacaktır.
PROJELER
Kentimizin depremle birlikte barışık yaşayabilmesi için zemini uygun bir şehirleşme plânı ortaya kondu. Depremle barışık yaşamak için atılması gereken adımı mahalli idareler olarak atmış durumdayız. İkinci en önemli sorun olarak eğitim kapsamında 150 okul yapılmıştır. Bunun yaklaşık 54 tanesi sivil toplum ve gönüllü kuruluşların katkısıyla yapıldı. Şehrin kuzeye kayması nedeniyle bölgenin yollarının yapılması, hükümet konağının taşınması, sosyal tesisleri, hastanesi ve iş yerleriyle yeni yerleşim alanının cazibe merkezi olmasıyla ilgili çalışmalar devam ediyor. Spor tesislerine ağırlık verdik. Yine bölgedeki alt yapının iki yıl gibi kısa bir sürede bitmesi gibi örnek bir çalışmayı Türkiye çapında ortaya koyduk. Deprem bölgesinde en büyük sıkıntıyı ve acıyı çeken, yıkıntıyı bünyesinde hisseden il Adapazarı ve ilçeleri oldu. Deprem sonrası yapılan yatırımları en fazla olan il okul, sağlık tesisleri ve spor tesisleriyle Adapazarı olmuştur. Bunlar yeterli midir diye sorarsanız, bu kadar büyük yıkıntıya karşın halen daha ihtiyaçlarımız olduğunu söyleyebiliriz.
YASASI DEĞERLENDİRDİ
Mahalli İdareler Yasa tasarısının çıkmasını temenni ediyorum. Türkiye artık merkezden idare edilecek boyutta bir ülke olmaktan çıkmıştır. Mahallinde, kaynak üreterek, yetki devrederek, halkı problemlerin çözümüne ortak ederek ve onları yönetime katarak Türkiye sorunlarını çözmek durumundadır. Yani Mahalli İdareler Yasasının da bu boyutuyla Türkiye’ye yeni bir açılım getireceğini umut ediyorum. Ümit ediyorum ki yasa da çıkacaktır.
VALİDEN MESAJLAR
Artık bu bölgenin alt yapı itibariyle deprem üreten bir bölge olduğunu halkımız unutmayacak şekilde hafızalarına kaydetmelidir. Depremle barışık, depreme karşı tedbirli ve geleceğimizi güvence altına alıcı adımlar atmamız gerekiyor. Sakarya olarak biz bu adımları özellikle deprem sonrası yapılaşmada, imarda, alt yapıda, eğitimde ve sağlıkta attık. Bunun halkın desteği olmadan yürümesi mümkün değil. Bölge insanı depremle barışık yaşama konusunda büyük adımlar atmıştır, buna da devam edecektir. Türkiye coğrafyasının % 95’i, yaşayan nüfusun da % 95’i deprem bağlantılı alanlar üzerinde yaşıyor. Türkiye bunu hiçbir zaman unutmamalıdır. Geleceğimizi karartmamak için bilimsel verilere kulak vermemiz, bilimin dediği doğrultuda yapılaşmayı ve geleceğe dönük planlamayı yapıp yaşamak durumundayız. Sakarya halkının da bu bilince ulaştığını düşünüyorum. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Türkiye’nin genel sorunu işsizlik. Burası deprem bölgesi olduğu için biz bunu biraz daha yüreğimizde fazla hissediyoruz. Sorunu çözmenin tek yolu da halkın üretime katılması, özel sektörün fabrikalar kurması suretiyle istihdam yaratılmasıdır. Bunun için de öncülük ediyoruz. Bölgede 7 organize sanayiden ikisini son 4 yılda hayata geçirir politikalar ürettik. Merkezdeki, Hendek ve Söğütlü’deki organize sanayiimiz şu an müteşebbislerin hizmetindedir. Bölgeye yatırım yapmak isteyen müteşebbislere çağrıda bulunmak istiyorum. Alt yapısı hazırlanmış arsalarımız mevcut, yatırım yapmak isteyen müteşebbislere bütün kolaylığı gösteriyoruz. Bölgemizin tarım ve hayvancılık açısından potansiyeli yüksek. Bunu da geliştirmek için bir besi organize sanayi ve bir de ziraatı geliştirmek için süs bitkileri organize sanayiyle ilgili ön çalışmamız var. Bunları da bölgenin hizmetine kanalize ettiğimiz takdirde tarım ve hayvancılık bölgedeki işsizliği gidermede önemli bir atılım olacak."
CAHİT KIRAÇ KİMDİR?
1956 Elazığ doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Elazığ’da tamamladı. Daha sonra siyasal bilgiler fakültesini bitirdi. Kaymakam adaylığını Elazığ’da yaptıktan sonra değişik ilçelerde kaymakam olarak görev yaptı. İçişleri Bakanlığında bir süre görev yaptıktan sonra Şırnak Valisi oldu, daha sonra Aksaray’a atandı. 17 Ağustos depreminden sonra 30 Eylül 199’da Sakarya Valisi olarak göreve başladı. Evli, 2 çocuk babası.