goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Yeni Anayasa

Selvi Erdoğan Turgut
Duyurular
 DERGİ VE GAZETEMİZE; Aktüel,Siyaset, Kültür ve Sanat (Ulusal,Bağımsız,Tarafsız ) Muhabirliği; - Amaç ve meslek haline getirecek, - Uzun süreli çalışabilecek, - Kesinlikle seyahat engeli olmayan, - İstikrarlı,heyecanlı. azimli,kararlı,fedakar, kendine güvenen - Prezantabl, Yaş sınırı max 35, - Tecrübeli,Tecrübesiz ( Ben lise mezunuyum veya başka bir bölüm mezunuyum,iletişim değil, olur mu acaba diye) sormayın hemen müracaat edin. - Ankara’da ikamet edenler tercih edilecektir, ÖNEMLİ HUSUSLAR; - Ailevi,Özel hayat ve okul problemi olanlar, mezun olmamışlar( Açıköğretim hariç) asla müracaat etmesinler ( Tecrübelerimiz bu şartı koymamızı mecbur kılmıştır. - Görüşme öncesi Gazete ve Dergi sitemizi lütfen dikkatle inceleyiniz. Gazetemiz ; www.bizim-mig.com.tr Dergimiz ; www.yyplatformu.com.tr - Başvurularınız incelenip ön görüşme için davet edileceksiniz. Lütfen ! Yukarıda yazılanları dikkate alınız , Ciddi müracaatlar bekliyoruz. İyi Çalışmalar !
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz.

Aktif ziyaretçi sayımız

9 .


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
“KOP, Hayata Geçirilmeli”

Kaymakam Taştan, “Öncelikle şu anda denize akmakta olan Göksun ırmağını Konya Ovasına taşıyarak elektrik üretiminin yanı sıra 240 bin hektarlık bir alanı sulayacak olan KOP projesinin bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir” dedi.

Çumra Kaymakamı Osman Taştan “Ekonomi temelde tarıma dayandığı için tarımsal alandaki alt yapı eksiklikleri, alternatif ürünlere yönelmenin ağır işlemesi en büyük problem olarak karşımıza çıkıyor” dedi. Kaymakam Taştan, “Öncelikle şu anda denize akmakta olan Göksun ırmağını Konya Ovasına taşıyarak elektrik üretiminin yanı sıra 240 bin hektarlık bir alanı sulayacak olan KOP projesinin bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir” dedi. Konya’nın Çumra ilçesi Kaymakamı Osman Taştan, gazetemize ilçenin ekonomik ve sosyal durumunu ve görev yaptığı dönemde gerçekleştirilen hizmetleri anlatırken şunları söyledi:

NÜFUS VE COĞRAFİ YAPI

“Çumra merkez nüfusumuz 42 bin 308, toplam nüfusumuz 104 bin 576’dır.İlçemiz 2320 kilometrekarelik bin alana sahip ve genellikle ova üzerine kurulu. Apa ve Dinek kasabalarının bulunduğu yerlerde ormanlık alanlar mevcuttur.

SAĞLIK VE EĞİTİM

Çumra’da 1 devlet hastanesi, İçeriçumra’da bölge trafik hastanesi, ikisi merkezde olmak üzere 11 sağlık ocağı ve 7 sağlık evi bulunmaktadır. Toplam 12 uzman hekim görev yapmaktadır. Konya’nın yakın oluşu bu kentimizdeki sağlık hizmetlerinden ilçe halkının faydalanmasını sağlamaktadır. İlçemizde okur yazarlık oranı % 87’dir. İlçe merkezinde lise, Anadolu lisesi, kız meslek, endüstri meslek, sağlık meslek, ziraat, imam hatip meslek liselerinin yanı sıra bir kasabada kız meslek, 3 kasabada çok programlı lise bulunmaktadır. Eğitim alanında görülen en büyük sıkıntı öğretmenlerin sık sık yer değiştirmesi ve 8 yıllık eğitime geçildikten sonra 5 dersliğe göre inşa edilmiş olan okullarımızdaki ilave derslik ihtiyacıdır.

TEMEL SORUNLAR

İlçe halkının temel geçim kaynağı tarım olduğu için tarım sektöründeki alt yapı eksiklikleri, alternatif ürünlere geçişi sağlayacak olan sermaye birikiminin yetersiz ve düşük faizli kredi imkanlarının kıt olması, öte yandan üretim miktarı ve fiyat istikrarının sağlanmasında önemli rol oynayabilecek üreteci birliklerinin yeterince gelişmemiş olması sonucu tarım ürünleri fiyatlarının yıldan yıla 5, 10 kata varan anormal değişiklikler göstermesi ve sonuç olarakta çiftçimizin önünü görememesi ciddi bir problem olarak karşımızda durmaktadır. Buna ilave olarak kaliteli ürün yetiştirme ve tarım teknolojisindeki yenilikleri hızlı bir biçimde tarım sektörüne aktaracak mekanizmaların yeterince gelişmemiş olması da bir diğer problemdir. Bugün sanayi sektöründeki firmalar örneğin bir otomobil veya televizyon üreten firma o sektördeki teknolojik gelişmeleri ya yurt dışındaki firmalarla olan organik bağı veya istihdam ettiği uzman personel sayesinde takip ederek kendi tesislerine taşıyabilmektedir. Oysa tarım sektörüne baktığımızda yenilikleri takip etme imkanları çok sınırlı olan birbirinden bağımsız küçük çiftçilerden oluşan üreticilerimizin bu dönüşümü gerçekleştirerek gerekli olan uyumu sağlayacak güçte olmadığını görmekteyiz. Bu nedenle bu tür hizmetleri yürütecek mekanizmalara şiddetle ihtiyaç var. Ekonomi temelde tarıma dayandığı için tarımsal alandaki alt yapı eksiklikleri, alternatif ürünlere yönelmenin ağır işlemesi en büyük problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün 123 bin hektarlık bir alanda yürütülen tarımsal faaliyetler sonucu elde edilen ürün değeri yaklaşık olarak yıllık 180-200 trilyon TL arasında kalmaktadır. Yani ortalama olarak 1 dekardan elde edilen ürün değeri 150 milyon lira civarındadır. Bu ortalamayı öncelikle ne yapıp edip 400 milyona ve 10 yıl içerisinde de 1 milyar lira civarına çıkarmamız gerekmektedir. Bunun için de öncelikle şu anda denize akmakta olan Göksun ırmağını Konya Ovasına taşıyarak elektrik üretiminin yanı sıra 240 bin hektarlık bir alanı sulayacak olan KOP projesinin bir an önce hayata geçirilmesi ve alternatif ürünlere yönelmenin sadece tavsiye ile değil özellikle yatırım safhasında bir takım kolaylıklar sağlanarak desteklenmesi gerekmektedir.

UYGULANAN PROJELER

İlçemizdeki en büyük problem işsizlik olduğundan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfımız ile Halk Eğitim Müdürlüğümüzün ortaklaşa yürüttüğü temel amacı eleman yetiştirmek olan bir beceri ve istihdam merkezi kurduk. Bu atölyemizde yaklaşık 40 kişi hem eğitim görmekte hem de üretim yapmaktadır. Şu anda bu atölyede piyasaya fason dikimin yanı sıra, fakir vatandaşlarımızın ve öğrencilerimizin giyim ihtiyaçlarını karşılayan ve piyasaya da sunulabilen kalitede üretim yapılabilmektedir. Bu atölyemize bir miktar sermaye daha koyabildiğimiz takdirde belirli sayıda kişiye istihdam sağlayan bir merkez haline gelebilecektir. Buna ilave olarak ilçemizdeki özürlü vatandaşlarımıza beceri kazandırarak kendi kendilerine geçinmelerine yardımcı olmak amacıyla bir çorapçılık projemiz bulunmaktadır. Bu proje çerçevesinde gerekli eğitim Halk Eğitim Müdürlüğümüzce verildikten sonra makinalar vakfımız tarafından sağlanacak ve üretilen ürünlerin pazarlanması konusunda da yardımcı olunacaktır. İlçemizde meyvecilik yok denecek kadar azdır. Meyveciliğin % 5’ler seviyesine çıkarılması gerekmektedir. Bunu teşvik etmek amacıyla hazineden satın aldığımız 100 dekarlık bir alan üzerine fidanları Jandarma Bölge Komutanlığınca temin edilen ve son teknolojiye uygun örnek bir meyve bahçesi kurulmaktadır. Çiftçimize ucuz meyve fidanı temin etmek amacıyla da yılda 150-200 bin fidan üretecek bir fidanlık kurulmuştur. Vakıf aracılığıyla seracılık ve hayvancılık projeleri de uygulanmaktadır.

YASAYI DEĞERLENDİRDİ

Her dönemde kamu kuruluşlarının yapılanmasına yön veren bir takım temel ilkeler olmuştur. 2. Dünya Savaşından 1970’lerdeki petrol krizlerine kadar geçen sürede taşradaki kamusal kuruluşların yapılanmasını etkileyen en önemli ilkenin yerinden yönetim ilkesi olduğunu görmekteyiz. Bu ilkeye göre kamu hizmetlerinin yürütülmesinde hizmetin yapılacağı yeri tanımayan merkez personeli yerine ihtiyacın şiddetini yaşayarak hisseden yörede yaşayan insanların seçimle işbaşına getirdikleri organların daha isabetli karar verebileceğine ve kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayacağına inanılmaktaydı. Ancak 1970’lerin sonlarından itibaren nasıl ki devlet yapılanması, faaliyet alanları ve görevlerinde, örneğin devletin ekonomik alandan bir üretici olarak çekilmesi ve özelleştirme yoluyla sanayi kuruluşlarını elinden çıkarması gibi büyük değişiklikler olmuş ise, kamu kuruluşlarının yeniden yapılanmasına yön veren ilkelerde de büyük değişiklikler olmuştur. Yerel kamusal örgütlenmelere yön veren bu kararların hizmetten faydalanan ve hizmeti yürüten uzmanlarca ortaklaşa oluşturulan kurullar aracılığıyla alındığını görmekteyiz. İlave olarak özel sektöre hakim olan bir takım prensiplerin kamu kuruluşlarına ithal edilmesi, yani bir rekabet ortamının oluşturularak kâr ve zarardan hizmeti yürüten ve karar veren organlarında bir ölçüde etkilenmesi söz konusu. Örneğin bir okulun veliler ve öğretmenler arasında seçilmiş bir kurul tarafından yönetilmesi, ailelere de çocuklarını mahallelerinde bulunan okula zorunlu olarak gönderme yerine, istediği ve kaliteli bulduğu okulu seçme konusunda bir tercih hakkının tanınması, okulun da ödeneklerini ihtiyaca göre değil, öğrenci sayısına göre alması, böylece kaliteli hizmet vermeyen okulların küçülme ve hatta kapanma ve dolayısıyla orada çalışanların işini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalması gibi. Bunlara ilave olarak merkezin denetimi de ayrı bir mahiyet kazanmakta, gevşetilmek yerine daha da sıklaştırılarak hesap ve mali denetim yerini büyük ölçüde yerindelik denetimine bırakmaktadır. Örneğin merkez, bir yerel idareye bildirilen su veya kanalizasyon patlaklarının en az % 70’inin 24 saat içerisinde giderilmesi gibi belirli standartlar koyarak yerel yönetimleri denetlemekte ve uymayanları ciddi bir biçimde özellikle mali olarak cezalandırmaktadır. Kaldı ki Amerika’daki bir özel firmanın hesap oyunlarının dünyanın bir diğer ucundaki ülkelerin mali piyasalarını sarsabildiği günümüzde merkezi hükümetin denetimi kamu kuruluşlarının ötesine taşmakta ve özel firmalara kadar uzanmaktadır. Bu açıdan baktığımızda kamu kuruluşlarıyla özel sektör arasındaki keskin çizgilerin kaybolduğunu ve bunların yapı ve çalışma şekli itibariyle gittikçe birbirine benzediğini, her iki sektörün iyi niteliklerinin bir diğer alana taşındığını görmekteyiz. Sonuç olarak hantal ve büyük kamu kuruluşları yerine bir rekabet ortamında küçük ve dinamik ünitelerin merkezin gözetim ve denetiminde birbiriyle yarıştığı, kaliteli hizmet üret üretemeyen ünitelerin bir şekilde tasfiye olduğu ve özel sektör kuruluşlarının da başıboş değil kamu kuruluşları gibi belirli hukuksal kurallar çerçevesinde faaliyetlerini sürdürdüğü ve sıkı bir şekilde denetlendiği bir manzarayla karşılaşmaktayız. Yerel yönetimlerle ilgili yeni düzenlemeyi bu manzarayı göz önüne alarak değerlendirdiğimizde bu yeni ilkelerden fazlaca etkilendiğini söylememiz biraz zor olacaktır.”

OSMAN TAŞTAN KİMDİR?

1962 Erzurum doğumlu. İlk, orta ve lise öğrenimini Erzurum’da tamamladı. Ankara Üniversitesi Ziyasal Bilgiler Fakültesi mezunu. Göreve 1988’de Muğla kaymakam adayı olarak başladı. 1989’da İngiltere’ye dil öğrenimi için gitti. Daha sonra Emet Kaymakam vekilliği, Kastamonu Seydiler, Kars Susuz kaymakamlığı yaptı. Ardahan ve Tokat vali yardımcılığı görevlerinden sonra Nottingham Üniversitesinde bir yıl master yaptı. 2001 Ekiminden bu yana Çumra Kaymakamı olarak görev yapıyor.

 

© Copyright-2005

Sonhavadis