goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Yeni Anayasa

Selvi Erdoğan Turgut
Duyurular
 DERGİ VE GAZETEMİZE; Aktüel,Siyaset, Kültür ve Sanat (Ulusal,Bağımsız,Tarafsız ) Muhabirliği; - Amaç ve meslek haline getirecek, - Uzun süreli çalışabilecek, - Kesinlikle seyahat engeli olmayan, - İstikrarlı,heyecanlı. azimli,kararlı,fedakar, kendine güvenen - Prezantabl, Yaş sınırı max 35, - Tecrübeli,Tecrübesiz ( Ben lise mezunuyum veya başka bir bölüm mezunuyum,iletişim değil, olur mu acaba diye) sormayın hemen müracaat edin. - Ankara’da ikamet edenler tercih edilecektir, ÖNEMLİ HUSUSLAR; - Ailevi,Özel hayat ve okul problemi olanlar, mezun olmamışlar( Açıköğretim hariç) asla müracaat etmesinler ( Tecrübelerimiz bu şartı koymamızı mecbur kılmıştır. - Görüşme öncesi Gazete ve Dergi sitemizi lütfen dikkatle inceleyiniz. Gazetemiz ; www.bizim-mig.com.tr Dergimiz ; www.yyplatformu.com.tr - Başvurularınız incelenip ön görüşme için davet edileceksiniz. Lütfen ! Yukarıda yazılanları dikkate alınız , Ciddi müracaatlar bekliyoruz. İyi Çalışmalar !
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz.

Aktif ziyaretçi sayımız

2 .


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
“Herkes, Yetkisini Bilecek”

Valilikler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin yeni düzenlenecek yasal değişiklikle yetkilerini bileceğini, Valilerin yine merkezi hükümetin yetki ve denetimini kurumlarda takip edeceklerini söyleyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halil Ürün “İl Özel İdareleri ve Belediyeler özerk bir statüye kavuşacak. Özellikle belediyeler ilin alt yapı, şehircilik, kültürel ve sportif faaliyetler, sağlık, eğitim, trafik hizmetlerinde yetkili olacaktır. Yetkilerin sınırlarının belirlendiği bir yapıda ne gibi sorunlar yaşanabilir ki?” dedi.

Egemenliğin kayıtsız şartsız halkın olmasını istediklerini bildiren Halil Ürün “Seçme, seçilme ve vesayet, halkın katılımıyla yeniden şekillenecek. Bütün iller kendi kaynaklarıyla yatırımlara yönelecek, birey kendi yaşam düzenini kuracak. Hayatı düzene girmiş, sorunsuz toplumları kimse ideolojik kamplara bölemez. Ayrıca terör hiçbir köşede barınamaz. Yerel Yönetimler Yasa tasarısı; Türkiye’nin geleceğini garanti altına alacaktır. Bu yasa ile birlikte demokrasi hep iktidarda olacaktır” diye konuştu.

AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Halil Ürün, Yerel Yönetimler Yasasının getireceği yenilikleri BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ’ne değerlendirdi. Valilikler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin yeni düzenlenecek yasal değişiklikle yetkilerini bileceğini, Valilerin yine merkezi hükümetin yetki ve denetimini kurumlarda takip edeceklerini söyleyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halil Ürün “İl Özel İdareleri ve Belediyeler özerk bir statüye kavuşacak. Özellikle belediyeler ilin alt yapı, şehircilik, kültürel ve sportif faaliyetler, sağlık, eğitim, trafik hizmetlerinde yetkili olacaktır. Yetkilerin sınırlarının belirlendiği bir yapıda ne gibi sorunlar yaşanabilir ki?” dedi. Egemenliğin kayıtsız şartsız halkın olmasını istediklerini bildiren Halil Ürün “Seçme, seçilme ve vesayet, halkın katılımıyla yeniden şekillenecek. Bütün iller kendi kaynaklarıyla yatırımlara yönelecek, birey kendi yaşam düzenini kuracak. Hayatı düzene girmiş, sorunsuz toplumları kimse ideolojik kamplara bölemez. Ayrıca terör hiçbir köşede barınamaz. Yerel Yönetimler Yasa tasarısı; Türkiye’nin geleceğini garanti altına alacaktır. Bu yasa ile birlikte demokrasi hep iktidarda olacaktır” diye konuştu. AK Parti Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Halil Ürün, arkadaşımız Meryem Kocabay’ın sorularını cevaplandırdı. Sorularımız ve Halil Ürün’ün cevapları şöyle:

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

“3 Kasım seçimlerinde Konya’dan milletvekili seçildim. Çocukluğumdan bu yana siyasetin içinde yer aldığımı söyleyebilirim. Üniversite yıllarında birçok dernekte ve kültürel etkinliklerde aktif olarak görev üstlendim. Asıl söyleşimizin konusuna geçmek istiyorum.

Yerel Yönetimler Reformuna neden ihtiyaç duyuldu? Varolan sistemin aksayan yönleri nelerdir?

“Ülkemizde klasik temsili demokrasi toplumun hızlı gelişmesine, değişik halk kesimlerinin özlemlerine cevap verme konusunda çok yetersiz kalmaktadır. Halkın yönetime daha çok ve daha aktif olarak katılmak istemesi yerel politikaların önemini artırmıştır. Yerel düzeyde oluşturulan politikalar ülke çapındaki politikaları daha da etkilemeye başlamıştır. Demokrasinin daha çok güçlendirilmesi, yaygınlaştırılması ve yerelleştirilmesi konusunda yerel yönetimlere çok büyük roller düşmektedir. Yerel yönetimler yalnızca bir hizmet kuruluşu değil, aynı zamanda demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez kurumları olarak yeni görevler üstlenmelidir. Bu nedenle Türkiye’de yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması konusunda uzun yıllardan bu yana çok çaba sarfedilmesine rağmen bir sonuç alınamamıştır. 59. Hükümetin Acil Eylem Planı ve Hükümet Programında yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılmasını amaçlayan “Yerel Yönetim Reformu” cesur ve önemli bir adım olacaktır. Türkiye’nin kabul ettiği “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı” ilkeleri doğrultusunda hareket edip, merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayet denetimini azaltıp, merkezi idarenin bir kısım görevlerini yerel yönetimlere bırakması sağlanacaktır. Yerel yönetimlere ağırlık veren yeni bir anlayışın geliştirilmesi, katılımın özendirilmesi ve yerel kaynakların aktarılması gibi amaçlar benimsenerek, yerel yönetimler güçlendirilecektir. Günümüz Türkiye’sinde mevcut yönetim yapısı, bütün yetkilerin merkezi yönetim elinde toplanması esasına dayanmaktadır. Ancak bu sistem kendi içerisinde birçok sakıncalar taşımakta ve sonuçta ise önemli sorunlara yol açmaktadır. Her şeyden önce her işin Ankara’da bitmesi nedeniyle hem halk hem de mahalli-yerel yöneticiler Ankara’ya akın etmektedirler. Bunun kaçınılmaz sonucu ise, Başkentte, meclis ve bürokraside lüzumsuz işlerle uğraşmaktan dolayı tıkanma yaşanmaktadır. Hergün meclise çeşitli nedenlerle on bin kişinin geldiği tespit edilmiştir. Bu ise hem zaman hem de moral kaybına neden olmaktadır. Ayrıca, merkezi bürokrasinin aşırı derecede büyümesi, hizmet önceliklerinin belirlenememesine, halkın hizmetlere ulaşamamasına, hizmetlerin maliyetinin artmasına ve kaynak israfına yol açmaktadır. Hizmet üretimi ve demokrasinin gelişiminde oynadığı rol sebebiyle, yerel yönetimlerin önemi her geçen gün artarak devam etmektedir. Dünyadaki gelişmelere paralel olarak, özellikle son yirmi yıldır ülkemizde de yoğunlaşan bir biçimde, bu yönetim modeli tartışılmakta ve çeşitli reform önerileri ortaya atılmaktadır. Her ne kadar, merkezin yetkilerinin taşra teşkilatlarına devredilmesi yerelleşmenin unsurlarından biri ise de, asıl olan atanmış organların değil, seçilmiş organların yetkilerinin genişletilmesidir.

Yerel Yönetim Modelinde merkezi idarenin konumu ne olacak?

Dünyadaki uygulamalar incelendiğinde, yerinden yönetim sisteminin iki ana kola ayrıldığı görülmektedir. Bunlardan birincisi “Siyasi Yerinden Yönetim”, ikincisi “İdari Yerinden Yönetim” sistemidir. Siyasi yerinden yönetim, ana hatlarıyla, merkezi yönetimin elindeki yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin kısmen de olsa yerel organlara verilmesi anlamına gelir. Bu sistem devletimizin üniter yapısı açısından gerçekten büyük riskler taşımaktadır ve kesinlikle uzak durulmalıdır. Oysaki, idari yerinden yönetim, kamu hizmetlerinin yapılması için icra’i kararlar alma ve uygulama yetkisinin, merkezi idare teşkilatı dışındaki kurumlara da tanınmasıdır. Bu sistemde, yerel idari organlar ve bunların yetkileri kanunla belirlenir, mevzuatın çizdiği sınırlar dışında yetki kullanmaları söz konusu olamaz. Merkezi yönetimin, yerel yönetimler üzerinde her zaman hukuki ve idari denetim yapma yetkisi vardır. Dolayısıyla, nihai güç her zaman için merkezdedir. Ama kamu hizmetlerinin ifa edilmesi için karar alma ve uygulama yetkisi, yerel idari organlara bırakıldığından, işler daha hızlı ve verimli biçimde yürütülebilir. Elbette, yerel yönetimler de bu yetkilerini tek başlarına değil, sivil yönetimler -dernek, vakıf, cemiyet, birlik, oda ve şirketler- ile paylaşmalıdırlar. Değişen bir dünyanın ve toplumun gereklerine bigane kalan, kulaklarını bu değişime tıkayan ve görmezden gelen yönetimler, ülkemizin özellikle son on yıldır hiç bitmeyen ve gittikçe de derinleşen krizlere maruz kalmasına neden olmuştur. Bugün geldiğimiz noktada, artık bunalımları görmezden gelmenin imkanı kalmamıştır. Yönetim anlayışımızın ve yapımızın bir an önce cesur bir biçimde tepeden tırnağa tekrar gözden geçirilme zamanı artık gelmiş, hatta geçmektedir. İçinde bulunduğumuz derin bunalımdan çıkmanın yolu, istikrarlı bir ekonomik yapıya kavuşmak ve uluslararası yarışta ön sıralarda yer alabilmek için en acil biçimde, devletin yeniden yapılandırılmasından geçmektedir. Anayasa’dan başlayarak, bütün hukuk sisteminden ekonomi yönetimine, devlet-piyasa ilişkilerini düzenleyen kurumsal ve normatif sistemlerden sosyal devlet anlayışına, personel rejiminden siyasi partiler ve seçimlerle ilgili düzenlemeye varıncaya kadar, kelimenin tam anlamıyla “tepeden tırnağa” topyekun bir reform hareketine ihtiyaç vardır. Ulusal güvenlik, yargı ve iç güvenlik, mevzuat denetimi stratejik projeler, ulusal kalkınma ve dış politika gibi üniter devlet yargısını koruyucu unsunlar tamamen merkezi idarenin yetkileri içerisinde olacaktır.

Yeni uygulamayla halkın yönetime katılımı konusunda ne gibi düzenlemeler yapılacaktır?

Klasik anlamda; yerelleşme, ulus-devlet bütünlüğü içinde merkezi yönetimden yerel yönetimlere doğru yetki, görev ve kaynak aktarımını ifade eder. Bu anlamda yerelleşmeyi; “yerel yönetimlerin ulus-devlet bütünlüğü içinde merkezi yönetime oranla güçlendirilmesi” olarak da tarif edebiliriz. Küreselleşme süreci, diğer pek çok alanda olduğu gibi yerelleşme konusunda da değişiklikler yaşanmasına neden olmuştur. En merkeziyetçi yönetimler bile yeni gelişmeler karşısında yerelleşmeye zıt olan tutumlarını gözden geçirmek ve değiştirmek zorunda kalmışlardır.

Yerelleşme, günümüzde artık en geniş anlamda talep edilmekte ve uygulanmaktadır. Yerelleşme sürecinde;

• Hiyerarşik yapılarda, üst kademeden daha alt kademelere yetki devri,

• Merkezden taşraya yetki aktarımı ya da yetki genişlemesi,

• Hem merkezin hem de taşra teşkilatlarının bazı yetki ve sorumluluklarının yerel yönetimlere devri söz konusu olmaktadır.

Hatta, klasik yerelleşme anlayışından farklı olarak, bir çok ülkede yerel yönetimler dışında yarı özerk kurumlara, meslek kuruluşlarına, vakıflar ve dernekler gibi sivil toplum örgütlerine, şirketlere dahi yetki aktarımı uygulamaları giderek hız kazanmaktadır. Batı ülkelerinde ve ABD’de yaygın hale gelen bu uygulama “sivilleşme” olarak tarif edilmektedir. Yetkilerin halka daha yakın hale gelmesi, doğal olarak “halk denetimi”nin de en yüksek seviyeye ulaşmasını sağlar. Bu ise “şeffaflaşma” demektir. Bu sayede, “yolsuzluklar”ın önüne de büyük oranda geçilmiş olur. Sivilleşme, beraberinde rekabet şartlarını da getireceğinden hizmetlerin ve her türlü üretimin kalitesini de yükseltecektir. O halde; devletin yeniden yapılanmasında, “demokratikleşme-yerelleşme-sivilleşme” ekseninde insanı, yani bireyi merkez alan bir anlayışla hareket edilirse, daha sağlıklı bir netice elde edilebilir. Medeni toplumlarda bir yandan yerel yönetimler yerelleşme politikaları ile güçlendirilirken, öte yandan birçok kamu hizmeti “kamu yönetimi” alanından çıkarılıp “piyasa dinamiklerine” yani sivil alana transfer edilmektedir. Modern anlamda yerelleşmenin yöneldiği bu hedef, onu klasik anlamda yerelleşmeden ayıran en önemli özelliklerden biridir. Yerel yönetimlerin kazanacağı kurum ve kaynak bütünlüğü, siyasi iktidarın destek ve merkeze bağımlılık unsurlarına ihtiyaç duymadığı için, siyasi tercihten daha çok liyakatli insan tercihini ön plana çıkartacaktır. Böyle bir yapılanmada seçen ve seçilen her zaman birbirine ihtiyaç duyacaktır. Kimse kimseyi hak ettiği ölçülerin dışına atamayacaktır. Görev ve sorumlulukların paylaşımıyla halk kendisini yönetilen değil yöneten birey olarak görecektir.

İl Özel İdareleri, Valilik ve Belediyeler arası ilişkiler ve koordinasyon nasıl sağlanacaktır?

 

Yerel yönetimlerle merkezi yönetim arasındaki karşılıklı ilişkiler, görev sahaları, yetki paylaşımının şekli ve boyutları 19. yüzyıldan bu yana kamu yönetimi disiplininin en önemli tartışmalı alanlarından biri olmuştur. Bütün ülkelerde merkezi yönetim ile yerel yönetimler, karar alma, icra yetkisi ve bunların sorumluluğunu belirli ölçülerde paylaşmaktadırlar. Bilindiği gibi, yetki ve kararların büyük çoğunluğunun merkezde olduğu, devlet organlarının merkezden taşraya doğru hiyerarşik biçimde örgütlendiği yönetim modeline “merkezden yönetim” adı verilmektedir. Merkezin, karar alma ve icra yetkilerini yerel yönetimlerle taşra teşkilatlarının paylaştığı; merkez dışındaki idari birimlerde kamu hizmetlerinin sunulduğu, karar alma ve icra yetkilerinin seçilmişlerce kullanıldığı yönetim modeline ise “yerinden yönetim” ismi verilmektedir. Yöneltilen sorular, varolan yasal düzenlemenin getirdiği karmaşıklıktan kaynaklanıyor. Valilikler, İl Özel İdareleri ve Belediyeler yeni düzenlenecek yasal değişiklikle yetkilerini bilecektir. Valiler yine merkezi hükümetin yetki ve denetimini kurumlarda takip edecektir. İl Özel İdareleri ve Belediyeler özerk bir statüye kavuşacaktır. Özellikle belediyeler ilin alt yapı, şehircilik, kültürel ve sportif faaliyetler, sağlık, eğitim, trafik hizmetlerinde yetkili olacaktır.

Yetkilerin sınırlarının belirlendiği bir yapıda ne gibi sorunlar yaşanabilir ki?

Yeni Yerel Yönetimler Modelinin demokrasinin gelişmesine ne gibi katkıları olacaktır?

Demokrasi halkın kendi kendisini yönetmesidir. Bizim istediğimiz de tam anlamıyla budur. Egemenliğin kayıtsız şartsız halkın olmasını istiyoruz. Seçme, seçilme ve vesayet, halkın katılımıyla yeniden şekillenecektir. Bütün iller kendi kaynaklarıyla yatırımlara yönelecek, birey kendi yaşam düzenini kuracaktır. Hayatı düzene girmiş, sorunsuz toplumları kimse ideolojik kamplara bölemez. Ayrıca terör hiçbir köşede barınamaz. Yerel Yönetimler Yasa tasarısı; Türkiye’nin geleceğini garanti altına alacaktır. Bu yasa ile birlikte demokrasi hep iktidarda olacaktır.

HALİL ÜRÜN KİMDİR?

1947 Konya, Yunak doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Yunak’ta tamamladı. Adana Erkek Lisesi’ni 1964’te bitirdi. İTÜ İnşaat Fakültesi mezunu. 1969-71 yılları arasında Karayolları 3. Bölge Müdürlüğünde Köprü Kontrol ve Şantiye Mühendisliği yaptı. 1971’de KTÜ Mühendislik Fakültesine asistan olarak atandı. 1973’te bir yıl İngiltere’de mesleki çalışmalarda bulundu. 1975’te kısa dönem askerlik görevi sonrası İTÜ’de başladığı doktora çalışmalarını tamamlayarak “doktor” ünvanı aldı. Daha sonra aynı bilim dalında “doçentlik” ünvanını kazandı. 1971-1988 yılları arasında İTÜ, Selçuk Üniversitesi ve KTÜ’de 17 yıl öğretim üyeliği yaptı. 26 Mart 1989 seçimlerinde % 40 oy alarak Konya Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. 1994 seçimlerinde bu kez % 49 oy alarak ikinci kez başkan seçildi. 1993’te Japonya’da, dünyanın şehir öncüsü 8 belediye başkanı arasına girerek ödül aldı. Çok sayıda bilimsel makalesi bulunuyor. 3 Kasım 2003 seçimlerinde Konya’dan milletvekili seçildi. AK Parti Kurucular Kurulu ve MKYK üyesi. Ayrıca Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini sürdürüyor. Evli, 3 çocuk babası.

 

© Copyright-2005

Sonhavadis