
Ahlat Selçuklu Mezarlığını II. Orhun Abideleri olarak niteleyen Işıkgör, “Her biri bir aileyi anlatıyor. Yapan hakkında, cennete giriş konusunda bilgiler veriyor. Bunları Türk’ün tapusu olarak görmek gerekir. Bence Anadolu’nun tapusu Ahlat’tan geçer.” dedi.
Bitlis İl Kültür Müdürü Hüsnü Işıkgör, “Beş yıl sonrasının Bitlis’i bir turizm kenti olacaktır.” dedi. Işıkgör, Bitlis’te turizme yatırım yapılır ve tarihi eserler iyi anlatılırsa turizm sayesinde Bitlis’te ciddi anlamda bir ekonomik girdi sağlanacağını söyledi. Bizim Mahalli İdareler Gazetesine konuşan Işıkgör şunları söyledi:
5 MİNARE
Bitlis deyince akla, tarih, kültür, medeniyet ve doğal güzellikler gelir. Bunların üzerine bir de “5 Minare”yi eklerseniz Bitlis’i tanımlamış oluruz. Beş Minare, kendiliğinden oluşan bir olgu değil, gerçek bir öyküsü var. Öykü şöyle geçiyor: Kurtuluş Savaşı esnasında Rus ve Ermeni çetelerinin birleşmesi sonucu Bitlis işgal edilir. Bu esnada yöre halkı göçe zorlanır. Bitlis, 5 ay 5 gün süren esaret sonucunda Gazi ve yöre halkının büyük mücadeleleri sonucunda eski huzuruna kavuşur. Savaş sonrası bir baba-oğul yorgun argın mücadele sonucunda kente geri dönüyorlar. Bizim, Şerif Bey diye bir tepemiz var. Bitlis’in her yerini buradan görebilirsiniz. Yorgun baba oğluna Şeref Bey tepesini göstererek, “Oğlu, tepeye çık, bak bakalım, Bitlis’te ne kalmış?” diye sorar. Oğlan bu tepeye çıkar, şehre şöyle bir bakar. Şehirde içler acısı bir durumdadır. Şehirdeki bütün binalar tahribata uğramıştır. Beş minareden başka görünen bir şey yok. Bunun üzerine baba oğluna şu duygularını ifade ediyor: “Bitlis’te 5 minare, beri gel oğlan beri gel.”
TARİHİ BİNADA KÜLTÜREL HİZMET
Bugün hizmet verdiğimiz bina 1216 yılında yapılmış. 1589 yılında büyük bir onarım görmüş. Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olan bu binayı biz restore etmek, onarmak ve arkeoloji müzesine dönüştürmek için bir çalışma başlattık. Çalışmalarımız şu anda tamamlanmış durumdadır. Restorasyondan sonra binayı korumak amacıyla müdürlüğümüzü buraya taşıdık. Şimdi hem müze, hem galeri, hem de müdürlük görevini bu bina sağlıyor. Gelen insanlarımız da böyle bir yapıdan mutlu oluyorlar, diye düşünüyorum. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak burada hem yerli, hem yabancı turistlere hizmet veriyoruz. Çünkü böyle görkemli bir binayı tanıtmaktan zevk duyuyoruz. Bitlis’in turizm açısından hak ettiği değeri aldığını söylemek yanlış olur. Ancak yapılacak yeni yatırımlarla turizmden en büyük payı Bitlis alacaktır, diye düşünüyorum. Bu yöreye gelen turistlerin çoğu üçüncü yaş grubu, yani kültür turizmine ağırlık veren insanlarımız bunlar. Bu turistlere gerekli hizmet verilirse buradan gelecek turizm gelirleriyle Bitlis ekonomisine önemli bir katkı sağlanmış olacaktır. Bitlis’te her ilçede değil, her adımda doğal zenginlik, her adımda kültür varlıkları karşımıza çıkar. Kısaca, Bitlis’e medeniyetler ili diyebilirsiniz. İpek Yolu’nun da buradan geçmesi çok önem arzediyor. Çünkü burası güneyi ve kuzeyi birbirine bağlayan tek geçiş noktasıdır. Burada hanlarımız adeta sıraya dizilmiştir.
TURİZMİN SORUNLARI
Bitlis’te turizm açısından en büyük sıkıntımız konaklama. Yapmış olduğumuz İl Kültür ve Turizm Koordinasyon Kurul toplantısında da bu konuyu önemle dile getirdik. “Lütfen yatırım yapın” dedik işadamlarımıza. Onlara altyapı ve yönlendirici olma konusunda her türlü yardıma hazırız. Burada bir Nemrut krater gölümüz var. Kayak tesisleri yapılıyor bu bölgeye. Bu yıl Pamukkale Üniversitesinden Doç. Dr. Kadir Pektaş başkanlığında, Bitlis Kalesinde kazı çalışmalarımız başlayacak. Bu kazıdan elde edilen eserler müzelerimizde sergilenecek. Adilcevaz ilçemizde daha önce kazı çalışmaları yapılmış. Halen Ahlat’ta da çalışmalar sürüyor. Bu yıl ilimizde iki tane müze açıyoruz. Ahlat’taki müzemizi yeniden teşhir ve tanzim ettik. Bir de Etnografya müzemiz var. Bunu 8 Ağustos’ta Bitlis’in kurtuluş yıldönümünde açmayı düşünüyoruz. Bu konuda büyük çalışmalar içindeyiz. Hizmet verdiğimiz binayı da arkeoloji müzesi olarak planlamıştık.
AHLAT SELÇUKLU MEZARLIĞI
Ahlat’taki Selçuklu Mezarlığı’nın tarihi 12. ve 15. yüzyıla dayanıyor. Bunlara ben II. Orhun Abideleri diyorum. Her biri bir anıt gibi önümüzde. Her biri bir aileyi anlatıyor. Yapan hakkında, cennete giriş konusunda bilgiler veriyor. Bunları Türk’ün tapusu olarak görmek gerekir. Bence Anadolu’nun tapusu Ahlat’tan geçer. Yüzyıllardan bu yana Ahlat taşı var burada. Ahlat taşı ilk kesildiği zaman çok yumuşak, rahat işlenebilen, ustanın elinde şekillenebilen bir taş. Ahlat taşının şöyle bir özelliği var: İşlendikten sonra doğayla, güneşle bütünleşince sertleşiyor, gün geçtikçe de doğaya karşı direnebilecek duruma geliyor. Bitlis konaklar açısından da zengin bir il. Bu konakların onarımı için vatandaşlar maddi imkanlarının yeterli olmadığını söylüyor. Biz de onlara “Bize müracaat edin, restorasyon için destek projeler çizdirelim”, diyoruz. Nitekim bugüne kadar birkaç örnek proje çizdik. Vatandaşlarımızın bu konakların onarımı için kredi talebinde bulunmalarını istiyoruz, bu kez faizlerin yüksek olduğundan şikayet ediyorlar. Vatandaş krediye yaklaşmazsa, tarihi binalarımız gün geçtikçe doğaya yenik düşecektir. Bitlis evleriyle ilgili de bir projemiz var. Ayrıca, Gazi Bey Mahallemizde sokak sağlıklaştırma projemiz var. Bu projenin planlaması ve altyapı çalışmaları bitti. Bu iş için bir miktar para ayrıldı. Para yetmezse bile ilk adım atılmış olacak. Zaman içinde pek çok yapıyı onardık ve restore ettirdik. Restorarasyon işlemleri önümüzdeki dönemde de sürecek ve böylece birçok yapımız geleceğe kazandırılmış olacak. Bu çalışmaların gün ışığına çıkmasıyla birlikte beş yıl sonrasının Bitlis’inin bir turizm kenti olacağını söyleyebiliriz. Bütün bunların yanısıra burada Van gölümüz var. Gölde kıyı bandı turları düzenleyebiliriz. Günübirlik bu turlar kentimize önemli bir ekonomik katkı sağlayacaktır. Bu bölgede gerçekten Marmaris akvaryumunu kıskandıracak güzellikte bakir alanlar var. Bunların hepsini zaman içerisinde değerlendirmemiz gerekiyor. Bir ara Van Gölü canavarımız vardı. Bence bu canavar efsanesi de turizm için devam etmeli. Çünkü o dönemde canavarı görmek için pek çok insan buraya gelmişti. 75 yataklı eğitim amaçlı bir kayak merkezimiz var. Türkiye’de bir gazetede yapılan sıralamada 10. büyük kayak tesisi olarak lanse edildi. Bundan halkın istifade etmesini istiyoruz. Bir turist, bin turisttir. Bu nedenle turistleri güleryüzle ve kültürümüzle karşılayalım. Hizmet edelim ve hizmetten ekonomimize katkı sağlayalım istiyoruz. Buradan tüm halkımıza şu mesajı iletmek istiyorum: Anadolu’nun tapusu olan yeri görsünler. Bu kültür şehrini tanısınlar. Bitlis’e gelip de sabaha avşar, sabaha büryan yemeden, Adilcevaz’dan ceviz, Ahlat’tan baston, Hizan’dan bal almadan lütfen gitmesinler.
HÜSNÜ IŞIKGÖR KİMDİR?
Bir dönem Kütüphane Müdürlüğü ve Kültür Müdürlüğü yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığının birleşmesinden sonra ise İl Kültür ve Turizm Müdürü olarak görevini sürdürüyor.