
2001’de köye döndüklerinde köyü harabe bir halde bulduklarını söyleyen muhtar Ataklı, devlet desteğini yeterli bulmuyor. Muhtar, “Bizim için öncelikli olan konu evlerin bir an önce yapılması. Evler yapılsın, insanlarımız evlerine yerleşsin ki, daha sonra okul yapılıp çocuklarımız yanımızda eğitim görmeye başlasın.” dedi. Bitlis merkeze bağlı Ortakapı Köyü Muhtarı Yusuf Ataklı, köye dönüş projesi kapsamında 2001 yılından itibaren köylerine dönmeye başladıklarını, fakat köylerinin harabe halde olduğunu söyledi. Devletin insanlara bir yardımının olduğunu, ama bunun yeterli olmadığını söyleyen Atak, Bizim Mahalli İdareler Gazetesine şu değerlendirmelerde bulundu:
GERİYE DÖNÜŞ
Maddi imkansızlık ve işsizlik nedeniyle köyümüzü önceden terketmiştik. 1994 yılında da terör nedeniyle köyümüz boşaltıldı. Köye dönüş yasağı vardı. Bitlis’te ilk geri dönüş kapsamında Ortakapı köyü açıldı. Döndüğümüzde gördüğümüz manzara karşısında şaşırıp kaldık. Evler yakılmış, yıkılmış, durumdaydı. İş umuduyla ayrıldığımız köyden eser kalmamıştı. 2001 yılında yavaş yavaş köye dönmeye başladık. Zaten köyden ayrılanların içinde hep köy özlemi vardı. Babam köye dönüş yasağının olduğu dönemlerde gelip uzaktan köyü izliyor, içindeki köy özlemini dindirmeye çalışıyordu. Dönen insanlarımızın bazıları evlerini onarıp yerleştiler. Bazıları ise hâlâ çadırlarda yaşıyor.
DEVLET DESTEĞİ YETERLİ OLMUYOR
Köyümüz iki mahalleden oluşuyordu. Bir de mahalle gibi köye bağlı mezramız vardı. O zamanlar 60 aile yaşıyordu. Şimdilik 25 aile geri döndü. 50 hane daha köye gelebilir. Ancak insanlarımızın yeniden ev yapabilecek imkanları yok. Devlet, köye dönen aileler için destek veriyor; ama bu destek yeterli değil. Ev yerlerinin, bundan da önemlisi yol ve mahalle yollarının açılması gerekiyor. Daha önce babam köyde muhtarlık yapıyordu. Köylülerimiz babamın muhtarlığı bırakmasından sonra beni muhtar seçti. Köyüme ve köylüme hizmet etmek için İstanbul’dan buraya geldim. Muhtar seçildikten sonra kendimi çaresiz hissettim. Bugün, bir evde 3-4 hane bir arada yaşıyor. Devletimizin de desteğiyle köyümü eski haline dönüştürmek için çalışıyorum. Okulumuz yıkılmış durumda. Ben İstanbul’dan gelirken çocuğumu İstanbul’da bıraktım. Okulunu orada sürdürüyor. Okulumuz yapıldığında çocuğumu da buraya getireceğim.
ÖNCE EV, SONRA OKUL
Bizim için öncelikli olan konu evlerin bir an önce yapılması. Evler yapılsın, insanlarımız evlerine yerleşsin ki, daha sonra okul yapılıp çocuklarımız yanımızda eğitim görmeye başlasın. Daha önce köyümüz için yeni bir alan gösterilmişti. Orman arazisi olduğu için burası iptal edildi. Önceleri köyde yaşayan insanlar tütün yetiştiriyordu. Cevizler vardı. Köy terkedildikten sonra ceviz ağaçlarımız kurumuş. Ziraat’in desteği ve kendi imkanlarımızla meyve ağacı aldık. İki yıldan bu yana meyve ağacı dikiyoruz. Cevizler zaten kendi kendine yetişiyor. Köyümüzün arazisi hayvancılık ve arıcılığa da müsait durumda. Köyümüz yavaş yavaş şekillenip eski haline dönecek. İnsanın doğduğu yer kanına işliyor. Bunu maddi değere endekslemek mümkün değil. Bugün devletimiz insanların evlerini yapmaları için kişi başına 1 ton demir, 150 torba çimento verecek. Köylü bu yardımdan memnun oluyor, ancak yapılan yardım maddi durumu iyi olmayan aileler için yetersiz kalıyor. İstanbul’da doğan çocuklarımız köy özlemini duyuyorlar. Okul olmadığı için çoluk çocuğu bırakıp İstanbul’da köyümüze geldik.
YUSUF ATAKLI KİMDİR?
1964 Ortakapı doğumlu. İlkokulu Ortakapı’da okudu. Bir süre çiftçilikle uğraştı. Şu anda muhtarlık yapıyor.