goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Konu :Yeni Bir Dönem

Yazar : Selvi Erdoğan Turgut
 
Duyurular
 "BİZİM" yazmayan hiçbir Mahalli İdareler Gazetesi sorumlulugumuzda degildir!

 Mutlak ve mutlak bizi taklit edenler olacaktır, zaman zaman ismimizin önüne veya arkasına ekleme yaparak taklit edecekler veya başka isim altında BİZİM formatımızla bizi kullanarak siz yerel yöneticileri ve siyasileri ziyaret edeceklerdir


 Bu durumda hemen gazetenin künyesine bakın, Gazete Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Selvi ERDOGAN TURGUT ise işte o gazete bizim sorumluluğumuzdadır.


 Unutmayın! Yerel yönetimlerin gözü , kulağı, sesi olan yerel yönetimlerin sorunlarını ve icraatlarını dile getiren gazete;
Bizim Mahalli İdareler Gazetesidir ...


 
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz. Bugün 20.11.2008 22:27:23, Ocak 2005 tarihinden itibaren portalımız toplam 1778008 ziyaret almıştır. Aktif ziyaretçi sayımız 34 .

Ekibimize Katılın
Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
“Sorunları Birlikte Çözelim”

Medeni Yılmaz, Türkiye’deki tüm belediyelerin genelinde sorun yaşandığını belirterek, “Belediyelerimizin çoğu borçlu. Hepsinin ortak ifadesi, kaynaklarının yetersiz oluşu. Örneğin su parası bir gelirdir. Ama siz, halka su vermeden su parası isteyemezsiniz ki. Yani burada bir kısır döngü oluşmuş. Bunu kırmak lazım. İnşallah şartları zorlayarak belediyelere yardımcı olmak hususunda elimizden geleni yapacağız. Tabii genel bütçenin imkanlarının da sınırlı olduğu malumunuzdur. Sorunları başkanlarımızla birlikte çözmeye çalışacağız.” dedi.

Medeni Yılmaz, özellikle yatırımları ve birikimleri Muş dışında bulunan hemşehrilerine çağrıda bulunarak, “Artık hep beraber Muş’a sahip çıkalım. Birikimlerini bir araya getirerek Muş’a yatırım yapsınlar. Siyasetçiler olarak bizler de her zaman yanlarında olacağız.” dedi. Yerel Yönetimler Yasası çıktığı zaman belediyelere ve il özel idarelerine belli alanlarda yetki devri olacağını belirten Yılmaz, “Böylece biraz daha yerinden yönetime ağırlık verilecek. Tabii ki belediyeler ve özel idareler daha geniş imkanlara kavuşacaktır.” diye konuştu.

Muş AKP Milletvekili Medeni Yılmaz, Muş’un sahip olduğu potansiyeli iyi değerlendiremediği için hak ettiği yerde olmadığını söyledi. Yılmaz, Muş’ta pek çok yatırım sahası olduğunu belirterek hemşehrilerinden kente yatırım yapmalarını istedi. Yılmaz, her yıl bahar aylarında yaşanan su baskınlarını önlemek için Karasu ıslah projesinin kısa zamanda hayata geçirileceğini dile getirdi. Yılmaz, belediye başkanlarına da seslenerek, “Sorunları birlikte çözelim.” dedi. Bizim Mahalli İdareler Gazetesine Muş’un sorunları ve çözüm önerilerini anlatan Yılmaz, şunları söyledi:

HAK ETTİĞİMİZ YERDE DEĞİLİZ

Muş ilimiz maalesef sahip olduğu potansiyel olarak hiç hak etmediği yerde duruyor. Muş, fert başına düşen milli gelir sıralamasında son iki ilden biri. On dolar farkla Ağrı ile son iki sırayı paylaşıyor. Gerçekten de Muş’un tarım ve hayvancılıktaki potansiyeline baktığımız zaman, bu potansiyelin iyi değerlendirilemediğini, Muş’ta yaşayan yaklaşık 450 bin insanın zor şartlarda yaşadığını ve fakir olduğunu görürüz. Aslında potansiyel oldukça büyük. Türkiye’nin üçüncü büyük ovası olarak bilinen Muş Ovasının %100 sulama avantajı var. Sulama yapılamadığı için arazinin şu anda %5-10’unda yeterli verim alınamıyor. Vatandaşın, ürettiği ürünleri iyi bir fiyatla pazarlayabilme sıkıntısı var. Hayvancılık son 15-20 yılda bölgedeki olumsuz olayların neticesinde çok alt seviyelere indi.Bölgemizin iki önemli geçim kaynağı olan tarım da hayvancılık da bu olumsuzluklardan etkilendi.Tabii ki buna bağlı olarak sanayi de gelişemedi. Bunlarla beraber işsizlik had safhada. Tarım ve hayvancılık potansiyelinin yanında aslında pek keşfedilmeyen, üzerine gidilmeyen bir de turizm potansiyeli var. Dört tarafı dağ ile çevrili çok geniş bir ova ve belki de Ortadoğunun en büyük havaalanlarından biri Muş’ta. Kış turizmi ve kış sporları yönünden çok iyi bir potansiyel var. Ama biz Muş’umuzu bu alanda da maalesef tanıtamamışız.

LALE DEĞERLENDİRİLEMEDİ

Yine sahip olduğumuz, hiçbir şekilde farkedemediğimiz gerçekten önemli bir değerimiz olan lalemiz var. Mayıs ayı başlarında bir hafta 10 gün- 15 gün seyrederiz, koparıp vazolarımıza koyarız, ama onun ötesinde bundan istifade etmeyi düşünmedik. Diğer taraftan baktığınızda ekonomisinin ve ihracatının önemli bir kısmı lale üzerine kurulmuş ülkeler var. Biz bu lalelerimizi niye kullanamıyoruz? Neden değerlendiremedik. Aşağı yukarı bir yıla yakın bir süredir Devlet Planlama Teşkilatı ve Ankara Üniversitesinde bazı hocalarımızla görüştük. Onlara ifade ettik. Lalemizin ömrünü hem tarlada hem ekonomide hatta bir ihraç ürünü olarak nasıl değerlendirebiliriz diye. Muş’a nasıl bir katkı sağlayabiliriz. Hocalarımız bunu çok sıcak karşıladılar. Beraberce Devlet Planlama Teşkilatına gittik. Sayın müsteşar ve müsteşar yardımcılarıyla görüştük, şu an bu proje yürüyor.

MUŞ’A YENİ BİR HASTANE

Muş Devlet Hastanesi fiziki şartlar olarak iyi. Muş sadece milli geliri ve ekonomideki geri kalmış bir il değil. Aynı zamanda sağlık ve eğitimde de gerçekten son derece mahrum kalmış illerimizden bir tanesi. Bunun yanısıra Muş Devlet Hastanesi biraz önce de ifade ettiğim gibi fiziki şartlar olarak, şu an iyi durumda. Ancak yeterli değil, yaklaşık 300 yataklı bir hastane. Muş’un beş yüz bin nüfusunu düşünürsek hatta çevre illerin yakın ilçelerin de bu devlet hastanesine sağlık hizmeti almakta olduğunu da ilave edersek yaklaşık 700-800 bin nüfusa hitap eden bir devlet hastanesi; dolayısıyla yeterli olmuyor. Muş’ta özel idareye ait aşağı yukarı 5-6 yıl önce bitmiş fakat bir türlü değerlendirilememiş 3 yıldızlı bir otel binamız vardı. Son derece güzel bir bina ama maalesef işletmeci bulamamış. Burası adeta kaderine terkedilmiş bir binaydı. Biz bu binayı Muş’a sağlık hizmeti sunmak için çok uygun bir bina olarak düşündük. Bunu sayın başbakanımıza ve sağlık bakanımıza ilettik. Sağolsunlar, gerçekten onlara Muş halkı adına çok müteşekkiriz. Kendileri de Muş’a gelip hastanemizi gördüler, ziyaret edip binamızı da gördükten sonra bunu en kısa zamanda değerlendirebileceğimizin talimatını verdi. Orayı, Muş’un acilen ihtiyacı olduğuna inandığımız Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi olarak açacağız. Şu an dönüşümle ilgili tadilat sistemleri yapılıyor. Bunlar çok yakın zamanda bitecek inşallah. Yaklaşık 150-180 odası olacak, her odada 2 tane yatak ve her odanın banyo ve tuvaleti var. Belki Türkiye’nin en güzel hastanelerinden birisi olacak. Devlet hastanemizde hekim kadromuzda eksiklerimiz var. Bunu da en kısa zamanda kapatacağız. Arzu ettiğimiz bir hekim akışı olmadı maalesef buraya. Performasyona dayalı bir ücret değerlendirmesinin yapılması ve döner sermayeden katkıyla sözleşmeli personel olarak çalışan arkadaşlar eski sisteme göre bir hayli bu işi çözdüler. Hekim olduğum için mümkün olduğunca kendi arkadaşlarımdan yardım istiyorum. Onları Muş’a davet ediyorum, gelenler kalmak istiyorlar, Muş’u seviyorlar. Böyle bir çalışmanın sözleşmeli hekim ve sağlık personeli istihdamının özellikle bölgemizde hekim ve sağlık personeli açığının çok fazla olduğu yerlerde buna katkı yapacağına inanıyorum.

ÜNİVERSİTE İSTİYORUZ

Yüksekokulumuzda şöyle bir sıkıntı var: 4-5 yıl önce Fırat Üniversitesi bünyesinde açılmış olan bir eğitim fakültemiz var. Bunun binası tahsis edilmiş, tadilatı yapılmış; ama beş senedir orada duruyor. Hiç kullanılmadğı için tekrar restorasyona ihtiyacı var. Eğitim Fakültemizin dekanı atandı. İnşallah bu sene bu faaliyete başlayacağız, diye düşünüyoruz. Yine biraz önce bahsettiğimiz gibi Fırat Üniversitesi var. Bunun yaklaşık yanılmıyorsam 11-12 bölümü var. 1 tanesi Malazgirt’te olmak üzere, bu yüksek okulumuz eğitim öğretim faaliyetlerine devam ediyor. Bizim isteğimiz Muş’ta bir üniversite olması, bunu her Muşlu şu anda büyük bir aşkla bekliyor. Ama ülkenin gerçeklerini de bununla beraber düşünmek zorundayız. Üniversite açılışının çok kolay olmadığını elbette görüyoruz. Bizim arzumuz bu eğitim fakültemizin bir an önce faaliyete geçmesi. Bunun yanında yine bir-iki fakülte daha kurmak için çaba içerisinde olacağız. Bu çalışma belki bir üniversitenin altyapısı olarak değerlendirilebilecek. Yüzüncü Yıl Üniversitesinin rektörüyle görüştük. Onlar da Muş’ta bir veya iki fakülte açmayı düşünüyorlar. Muş’ta bir Fen - Edebiyat Fakültesi kurulması konusunda geçtiğimiz ay içerisinde üniversite senatosunda karar çıkardılar. Bunun yanısıra Muş’ta kurulabilecek başka fakülteler ne olabilir diye sürekli çalışmalarda bulunuyoruz. Bir üniversite veya bir fakültenin kurulması zor bir süreçtir. Belli aşamaları vardır, bunları bilerek, fakat hedefimizden hiç şaşmayarak bu konuda diğer arkadaşlarımızla beraber çalışmalarımızı devam ettireceğiz.

KARASU NEHRİ ISLAH PROJESİ

Karasu Nehriyle ilgili bir çalışmamız var. Karasu ırmağı yıllardır bahar aylarında kar sularının da çok hızlı erimesi ve yağışların aynı zamana denk gelmesi sonucu maalesef çevreye zarar veren taşkınlıklar oluşturuyor. Nitekim bu yıl Nisan ayında karların çok hızlı erimesi sonucu yaklaşık 21 köyümüz, birkaç tane beldemiz su altında kaldı. Bunların birkaç tanesi de geçen yıl aynı zarara maalesef uğramışlardı. Bu sene Karasu’da biraz daha fazla taşkın oldu. Hatta köylerimiz birkaç gün çevreyle irtibatları kesilecek kadar su altında bu baskına maruz kaldılar. Bu konuda geçen yıldan beri yapılan bir çalışma var. DSİ Genel Müdürüyle bu konuyu sık sık görüşüyoruz. Bu nedenle Karasu Nehrinin ıslahı projesi hazırlandı. Bu projeye göre şu anda Karasu nehrimiz menderes çizerek Murat nehriyle birleşiyor. Aşağı ve Yukarı Murat’la birleşen noktasına kadar mesafe 110 km. civarında. Şu anda yapılan projeye göre Karasu Nehrinin yatağı değişiyor. Yani 110 km.lik mesafe yaklaşık 70 km’ye iniyor. Mesafe kısaldığı zaman, aynı zamanda yatakta bir durgunluk da oluyor. Bu çalışmayla hem akış hızlanacak hem yatağı biraz daha derinleştirilecek. Ayrıca Muş Ovasının ihtiyacı olan drenaj problemi de belli ölçüde çözülecek, birçok yönden rahatlayacak. Sayın DSİ Genel Müdürümüz bu konuda çok duyarlı. Kendisi geçen yıl Muş’ta da gördü, bunu geçen yılda görüştük kendisiyle. Şimdi bizim şu konuda bir sıkıntımız var. Karasu az önce belirttiğim gibi menderesle geldiği zaman arazilerde hatta bazı köyler arasında sınır oluşturuyor. Şimdi projeye göre sınır değişiklikleri olacak. Bazı vatandaşlarımızın arazileri yeni yatak açıldığı zaman bu yatak alanına girmiş olacak. Burada bir problemi çözebilme durumundayız. Aslında kazanılan bu 40 km.lik mesafe, Karasu yatağını eniyle beraber düşündüğünüz zaman önemli bir arazi kazanımı demektir. Vatandaşları da ikna ederek bunu gerçekleştirmek durumundayız. Çünkü DSİ’nin şu anda istimlak bedeli ödeyecek bütçesi yok maalesef. Üstelik bu arazileri kamulaştırmaya kalksak yılları alır. Ve biz yıllarca bu sel afetini konuşmak zorunda kalırız. Bu şekilde bir çözüm yolu bulabilirsek, DSİ’nin makina parkının önemli bir kısmını oraya aktarmak suretiyle 1-2 yıl içerisinde bu önemli sorunu çözme imkanımız var. Alparslan 1 Barajının havzasında yine bu afete veya sel baskınlarına uğrayan köylerimizin durumu baraj bitimine kadar bu şekilde devam edebilir. Ama bu köylerde kamulaştırmalar yapıldı. Ancak arazi kamulaştırma bedelleri, barajın başladığı günden bugüne kadar maalesef %10’un altında ödenmiş. Bu konuda bir sıkıntımız var. Sayın başbakanımız bu konuya vakıf. Ama ülke imkanları sınırlı. Bunu aşabildiğimiz takdirde Alparslan 1 Barajı bittiğinde sorunlar da çözülmüş olacak inşallah. Alparslan Barajı şu anda %90’lar seviyesinde bitirilmiş durumda. 2005 yılı içerisinde de bu seneki kadar bütçe ayrıldığı takdirde 2005 sonunda bitirilmesi planlanıyor. Bu köylerimizin kamulaştırma bedelleri 450 trilyon civarında bir meblağ tutuyor. Bu konuyla ilgili en büyük sıkıntımız kamulaştırma bedellerinin ödenmemiş olması. Barajın inşasıyla ilgili herhangi bir sıkıntı yok.

YATIRIM YAPIN ÇAĞRISI

Tüm gelişmemiş, az gelişmiş illerimizin ortak kaderi şu: Zengin, varlıklı insanlarımız birikimlerini kendi illerinde değerlendirmemişler. Bu en büyük eksiklerden biri. O konuda özeleştiri yapmak zorundayız. Coğrafi şartlar bir yatırımcı için olumsuz olarak değerlendirilebilir. Ama olumsuzlukları olumlu hale getirecek yolları bulmak durumundayız. Muş’ta cazip olan yatırım alanları var. Bunlar içerisinde yatırımı cazip sayılabilecek birtakım teşvikler var. Geçtiğimiz aylarda çıkardığımız geliri 1500 $’ın altında olan illerde birtakım teşvikler uygulanıyor. Bunun yanında KOSGEB’in olsun, KOBİ’lerin olsun, diğer birtakım kuruluşlarımızın olsun destekleri var, ucuz kredileri var. Bunlarla beraber yatırım yapıldığı zaman ben inanıyorum ki, Muş’un piyasaya çok daha artı şartlarla girme imkanı olacaktır. Muş’a otomobil fabrikası kuralım demiyorum; ama ayçiçek fabrikası, mısırözü fabrikası kurabilirsiniz. Örneğin, her tarafta kaynak suları var; ama Muş’ta lokantalarda, başka yerlerden gelen şişe suları içiyoruz. O kaynaklar değerlendirilebilir. Neden şu anda Muş’ta hayvancılıkla ilgili geniş bir tesis olmasın. Ayçiçeği üreten bir fabrika kurduğunuz zaman ayçiçeği ekimini teşvik etmiş olursunuz bir anlamda. Bütün hemşehrilerimize söylüyorum, lütfen yapın bunu, diyorum. Tarımla uğraşana bir imkan sağlamış olursunuz, istihdam alanı açmış olursunuz, bölgeye bir katma değer sağlamış olursunuz, oranın ekonomisine bir canlılık getirmiş olursunuz. Bir fabrika yaptığınızda beraberinde birçok insana imkan sağlamış olursunuz.

SORUNLARI BİRLİKTE ÇÖZELİM

Bir il düşünün ki, kesim yapacak mezbahanesi yok. Her gün insanlara kontrolsüz ve denetimsiz et yedirmek zorundasınız. Böyle bir belediyecilik anlayışı var. 70 binlik nüfusu olan bir il düşünün, her tarafında su var, kaynak problemi yok. Ancak şehirde sağlıklı ve yeterli bir su temin edememişsiniz. Muş’ta her yıl sudan kaynaklanan bulaşıcı hastalıklar ortaya çıkıyor. Temiz ve sağlıklı bir çevreye sahip değilsiniz. Ulaşım imkanı yok, yollar yeterli değil. Bir şehircilik anlayışı yok, imar planı yok. Kanalizasyon atıkları Karasu’ya akıyor. 21. asırda böyle bir şey olabilir mi? Ben ilden başladım. İlçelere, beldelere gittiğinizde durum daha kötü ve bu şartlar altında çalışan personele maaş verilemiyor. Sadece elektrik borcu 11-13 trilyon civarında. Belediyelerimizin çoğu borçlu. Hepsinin ortak ifadesi, kaynaklarının yetersiz oluşu. Örneğin su parası bir gelirdir. Ama su vermeden su parası isteyemezsiniz ki. Yani burada bir kısır döngü oluşmuş. Bunu kırmak lazım. İnşallah şartları zorlayarak belediyelere yardımcı olmak hususunda elimizden geleni yapacağız. Tabii genel bütçenin imkanlarının da sınırlı olduğu malumunuzdur. Sorunları başkanlarımızla birlikte çözmeye çalışacağız.

YASA MUTLAKA ÇIKACAK

Kamu Reformu Yasa Tasarısı belli bir noktaya kadar geldi. Bununla beraber eş zamanlı olarak görüşülüp çıkacak olan belediyeler yasası, il özel idareleri yasası, büyükşehir belediyeleri yasası var. Hep beraber çıkacak inşallah. Bunlar çıktığı zaman belediyelere, il özel idarelerine belli alanlarda yetki devri olacak ve biraz daha yerinden yönetime ağırlık verilecek. Tabii ki belediyeler ve özel idareler daha geniş imkanlara kavuşacaktır.

YATIRIMCIYLA EL ELE VERELİM

Elbette çok büyük sıkıntılarımız var. Özellikle Muş ilimiz sahip olduğu potansiyeli düşündüğümüzde hiç haketmediği bir noktada. Bunları kırmak zorundayız, olumsuzlukları aşmak zorundayız. İmkanları en iyi şekilde Muş’un sorunlarını çözme noktasında kullanmak için elimizden gelen bütün çalışmayı sarfedeceğiz. Bunu yaparken de, hemşehrilerimizin manevi desteğini arkamıza almak istiyoruz. Özellikle yatırımları ve birikimleri Muş dışında bulunan hemşehrilerimize bir çağrıda bulunmak istiyorum: Artık hep beraber Muş’a sahip çıkalım. Birikimlerini bir araya getirerek Muş’a yatırım yapsınlar. Siyasetçiler olarak bizler de her zaman yanlarında olacağız. Her zaman onlarla beraberiz.

MEDENİ YILMAZ KİMDİR?

1954 Erencik doğumlu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Muş Şeker Fabrikasında kurum hekimliği yaptı. Evli ve 1 çocuk babası olan Yılmaz, 22. dönem AKP milletvekili.

 

© Copyright-2005