goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Yeni Anayasa

Selvi Erdoğan Turgut
Duyurular
 DERGİ VE GAZETEMİZE; Aktüel,Siyaset, Kültür ve Sanat (Ulusal,Bağımsız,Tarafsız ) Muhabirliği; - Amaç ve meslek haline getirecek, - Uzun süreli çalışabilecek, - Kesinlikle seyahat engeli olmayan, - İstikrarlı,heyecanlı. azimli,kararlı,fedakar, kendine güvenen - Prezantabl, Yaş sınırı max 35, - Tecrübeli,Tecrübesiz ( Ben lise mezunuyum veya başka bir bölüm mezunuyum,iletişim değil, olur mu acaba diye) sormayın hemen müracaat edin. - Ankara’da ikamet edenler tercih edilecektir, ÖNEMLİ HUSUSLAR; - Ailevi,Özel hayat ve okul problemi olanlar, mezun olmamışlar( Açıköğretim hariç) asla müracaat etmesinler ( Tecrübelerimiz bu şartı koymamızı mecbur kılmıştır. - Görüşme öncesi Gazete ve Dergi sitemizi lütfen dikkatle inceleyiniz. Gazetemiz ; www.bizim-mig.com.tr Dergimiz ; www.yyplatformu.com.tr - Başvurularınız incelenip ön görüşme için davet edileceksiniz. Lütfen ! Yukarıda yazılanları dikkate alınız , Ciddi müracaatlar bekliyoruz. İyi Çalışmalar !
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz.

Aktif ziyaretçi sayımız

3 .


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
Harun Tüfekçi AKP Konya Milletvekili
 

Seydişehirli' den özzelleştirme ve AKP' ye onay AKP Konya Milletvekili Harun Tüfekçi, "Bütün de dikodulara ve fabrikanın siyasi malzeme olarak kullanılmasına rağmenş 28 Mart seçimlerinde vatandaş buna papuçbırakmayarak %80 civarında özelleştirmeye destek verdi. AKP nin adayını başkan yaparak, belediye başkanlığı ile iktidarı birleştidi."dedi. Tüfekçi, Seydişehir ETİ A.Ş nin özelleşyirilerek karlı bir kurum haline getirileceğini belirterek, "Bu fabrika kurulduğu günlerde 8000 kişi ile 60.000 ton üretimleyıllardır çalıştı..

HARUN TÜFEKÇİ

Adalet ve Kalkınma Partisi Konya Milletvekili Harun Tüfekçi, yıllardır zarar eden Seydişehir Eti A.Ş.’ye ait Alüminyum Fabrikasının özelleştirilerek modernize edileceğini ve yıllık üretimin 60 bin tondan 200 bin tona çıkarılacağını söyledi. İşletmenin bugünkü durumunun siyasi malzeme olmaktan kurtarılacağını belirten Harun Tüfekçi, kapasite artırımı ile birlikte yan sanayinin de gelişeceğini ve bunun hem Seydişehir’e, hem de Konya’ya büyük yararlar sağlayacağını ifade etti. BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ’nin sorularını cevaplandıran Harun Tüfekçi, 28 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin sonuçlarını da değerlendirdiği açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

MAZERET DEĞİL, ÇÖZÜM ÜRETİYORUZ

“Merkezi idare olarak siyasi iktidar 3 Kasım’dan çok ciddi bir güç elde etti. Ve vatandaşımız ilk defa partizanca veya ideolojik anlamda oy kullanmadı, hizmeti ve hizmet anlayışını seçti. Bu netice itibariyle, Türk siyasi tarihinde 3 Kasım’da uzun yıllar sonra tek başına güçlü bir iktidar göreve geldi. İktidarı ve muhalefetiyle, birçok partiyi vatandaş silindir gibi ezerek yüzde 10 barajının altına düşürdü. Reformist ve radikal kararlar alınması için bu seçim yapıldı. 3 Kasım seçim sonuçlarıyla tek başına iktidar olan AK Parti, yerel seçimlere kadar geçen süreyi iyi değerlendirdi. Vatandaşın talebi doğrultusunda siyaset ve çözüm ürettik, enkaz edebiyatı yapmadığımızı bütün halkımız gördü. AK Parti, mazeret üretmeden çözüm üreten bir anlayışla, hedefine emin adımlarla gitti. Çok ciddi eksikler ve sorunlar Türkiye gündeminde olmasına rağmen, vatandaşın bu siyasi iradenin, bu ekibin ülkenin önünü açacağına inandığını, bu inancın ve güvenin devam ettiğini 28 Mart’ta da gördük. Gittiğimiz her yerde vatandaşın iktidara mensup vekilleri bağırlarına bastığına şahit olduk. Şöyle ki, önceki idarelerde “rozetimizi çıkararak dolaşmak zorunda kalıyoruz” deniyordu, halkın arasına girilmeyen bir dönem yaşanmıştı. Ama, bugün milletvekilleri olarak 15 aylık dönemde halkın arasından hiç çıkmadık, halkla içli dışlı olduk. Sorunları birebir yerinde gördük ve Ankara’da çözüm yollarını arama yönüne gittik. Bunun neticesinde 15 ay sonra halkın huzuruna çıktığımız zaman, “Niye geldiniz, seçimden seçime mi gelirsiniz” şeklindeki sorularla karşılaşmadık. Şahsen her gittiğimiz yerde ilgi gördük.

KADINLARIMIZ POLİTİKAYA İLGİLİ

İlk defa şahit oluyorum ki, kadınlarımızın da, köyler ve kasabalar dahil, çok ciddi anlamda, yollara dökülüp bizi beklediklerini yaşadık. Arabalarımızın önünü kestiklerini, mitinglerimize aktif katıldıklarına ve aktif olarak sorular sorduklarına şahit olduk. Özellikle kadınların özel toplantı tertip edip bize soru sorduklarını gördük. Bu seçimlerde yaşadığım en önemli anı olarak, 12 yaşında bir çocuğun bir ev toplantısında bize “Türkiye’nin önünü nasıl açacaksınız, eğitimde neler yapmayı düşünüyorsunuz?” gibi çok güzel sorular sorduğunu söyleyebilirim. Kadınlarımızın aktif siyasete bu denli fazla katılmaları bizi çok duygulandırdı. Artık bir şeylerin düzelmesinin siyasi iradeden geçtiğini, siyasi iradenin de güçlü olmasının, demokrasiye zenginlik katacak olan insanların ferden bu çalışmada bulunmalarıyla olacağını halkımız anladı. Vatandaş artık kendi sorunuyla ilgilenir hale gelmiştir. Bu sadece siyasetçinin görevi değil, herkesin görevi, yani herkes evinin önünü süpürmeli anlayışının toplumda hakim olduğunu gözlemledik, bu da bizi çok sevindirdi.

YEREL SEÇİMLERDE BAŞARILIYDIK

28 Mart seçimlerinde başarılı mı olduk, yoksa hedeflerin altında mı oy aldık? Türk siyasi tarihinde şahit olmuşuzdur, belli bir yüzde ile tek başına iktidar olanlar, bir sonraki yerel veya genel seçimlerde hep kan kaybetmiştir. Ama buna rağmen, bu dönemde muhalefetin kar gibi eridiğini, iktidarın ise, kar topu gibi büyüyerek gücünü artırdığını gördük. Bu gelişme ülke açısından çok önemliydi. Merkezi idarenin bu başarısı, arkasından yerel idarenin başarısını getirecektir. Vatandaş, şunu da söyledi, dar dönemde adayların tesbit edilmesi nedeniyle, adayları tanıma fırsatı bulamadan AKP dedi. Sebebi de, 15 aylık icraatımızın beğenilmesi ve artık hükümetin hiç mazeret üretmemesi anlamında, Türk siyasi parti hayatında böylesine güçlü bir oranda belediyeciliği de AK Parti’ye teslim ediyordu. Bunu bizim için ağır bir vebal olarak görüyorum. Vatandaş belediyeyi de vererek iki hususu birleştirmiş oldu. Şu anda bu gücün hizmet olarak dönmesini bekliyor. Geriye kalan 3.5 yıllık dönemde de belediye başkanlıklarını başarıyla devam ettirebilirsek, önümüzdeki genel seçimlerde, ben inanıyorum ki, yüzde 42’ler, yüzde 50’leri çok rahat biçimde aşar. Bu tamamen bizim performansımıza ve başarımıza bağlı. Çünkü artık vatandaş partizanca oy kullanmıyor. Hizmet eden gelsin, edemeyen gitsin, anlayışını taşıyor. Kimsenin “çantada keklik” oyunun olmadığı ortaya çıktı.

KAMU REFORMU YASA TASARISI

Kamu Reformu Yasa Tasarısının çoğu maddeleri Meclis’ten geçti. Ancak son kısımlar Mahalli İdareler ve İl Özel İdareleri ile ilgili maddeler şu anda Komisyon’da. Çünkü, bu maddeler de kabul edildikten sonra, birbiriyle eşdeğerde devam etmesi gerekiyor. Şu anda onun beklentisi var, eş zamanlı çıkarılacak ve uygulamaya birlikte başlanılacak. Bunun ne getirip ne götüreceğini şöyle bir örnekle açıklamak istiyorum: Konya’nın Seydişehir ilçesi Susuz Köyü Muhtarı, Köy Hizmetleri İl Müdürünü arar ve dozer ister. Müdür sarı bir dozer gönderir, dozer çalışır, arkasından iş biter, muhtar der ki, “bir de şurada bir iş var, onu da yapsanız”. Ama, “o bizim işimiz değil, DSİ’nin işi” şeklinde cevap alır. Bu kez muhtar, DSİ’yi arar, bu sefer sarı dozer gider, yeşil dozer gelir. Sadece renk değişir, oysa iki dozer de aynı işi yapar. Bu durumda kim kaybeder, tabii ki, ülke kaybeder, yıllarca da hep kaybetmiştir. Aslında bu tasarının özeti bu. Tasarruf anlamında önemli bir yasa tasarısı ve bu tür gereksiz ve yanlış uygulamaların kalktığına şahit olacağız. Bu yasa ile renk ayrımı ortadan kalkacak ve kamu ekipmanlarının ilçe özel idareleri ve belediyelerin bünyesinde olması sağlanacaktır. Böylece, gereksiz bürokratik engellerle ülke kan kaybetmeyecek, zaman kaybetmeyecek, işler sadece Ankara’dan beklenmeyecek. Yasama faaliyetleri de böylece aksamamış olacak. Sorunun sistem sorunu olduğu ortada. Sorunların da yerinde çözülmesi gerektiğine inanıyorum. Yasa tasarısının bir an önce Meclis’e indirilerek geçirilmesini sağlayalım ki, ülkenin önü açılsın, solunum sistemlerinin önündeki engeller kaldırılsın. Eğer AKP, reformist kararlar almayacaksa, 3 Kasım seçimlerinin hiçbir anlamı kalmaz. Çünkü vatandaş bizden farklı şeyler bekliyor. 3 Kasım ve 28 Mart seçimlerinden çok önemli mesajlar çıkarmak zorundayız.

KIBRIS SORUNU

Kıbrıs konusu, gerçekten yıllardır bu ülkenin başında çok ciddi bir sorun olarak duruyor. Çözümle ilgili adımlar atılamamış ve mazeretler üretilmiş. Kıbrıs’la ilgili bize bir soru sorulduğunda, ben de, “Kıbrıs’a gittiniz mi?” diye soruyorum. Bir hakim bile önüne gelen bir davayı çözmek için keşif yapar. Bazı meseleler vardır ki, yerine gidip keşif ve tespit yapmak gerekir. Kıbrıs çözümünü ben, Kıbrıs’ı görmekten, gerçeklerini birebir yaşamakta görüyorum. Sorunlarının gözlemlenmesi ve çözüm yollarının üretilmesi lazım. Bugün bazı siyasi parti mensuplarının milli ve manevi duyguları kullanarak Kıbrıs konusunu siyasi malzeme yaptıklarını görüyorum. Ama bu mesele, siyasi malzeme yapılamayacak kadar büyük ve önemli bir mesele. Akıllıca düşünerek ve bu ülkenin önünü açmak amacında yapılabilecek her türlü katkıyı sağlayarak açılacak bir konu. Şahsen ben Kıbrıs’ı görünce hayal kırıklığına uğramıştım. Anlatılan Kıbrıs ve kafamda oluşturduğum farklı bir Kıbrıs varken, gördüm ki, ne bir fabrika yapılmış, ne de bir yatırım var. Gerçekten çok farklı yapıda gelişmiş, milli ve manevi duyguları çok farklı bir şekilde ortaya çıktığı ve manevi yapının korunması anlamında, Türkleşme anlamında çok ciddi eksikler yaşandığı Sayın Denktaş tarafından da itiraf edildi. 40 yıl sonra bu itirafta bulunulmuşsa, bunu takdir ve tebrik etmek gerekir. Bu, geleceğe yönelik iyi adımlar atılacağı anlamına gelir, Kıbrıs gerçeğini görme anlamına gelir. İnanıyoruz ki, Kıbrıs sorununun çözülmesi gerekir ve çözülecektir. Ama, bunu bir taviz olarak, stratejik öneme sahip, güven meselesiyle bunu bağdaştırarak, siyasi malzeme yapmadan uzlaşı anlayışı içinde sorunun çözümünün mümkün olacağı kanaatindeyim. Gerçekten, Başbakanımızın, Dışişleri Bakanımızın ve Sayın Denktaş’ın gayreti de bunu gösteriyor. Sayın Denktaş’ın bir beyanı oldu. “Annan Planı kabul edilirse, 10 yıl sonra adada Türk kalmaz” dedi. Fakat ben, şahsen öyle düşünmüyorum. Gerçekten güçlü bir Türkiye, inanıyorum ki, her zaman Kıbrıs Türkleri tarafından anlaşılabilir düşüncesindeyim. Zamanında siyasi iktidarlar Türkiye’nin gücünü Kıbrıs sorununda olduğu gibi, Güneydoğu sorununda da tam anlamıyla yansıtamadıkları için sıkıntılar yaşanmıştır. Bugün İngiltere’de sayıları 100 binleri bulan Kıbrıslı Türk vardır. Ancak Türkiye’ye Kıbrıslı Türkler turist olarak dahi gelmemektedir. Kıbrıs Türkleri ile Türkiye Cumhuriyeti Türkleri’nin birbiriyle kaynaşması ve özdeşleşmesi şart. Belki görmezlikten geliyoruz ama, böyle bir sorunun varlığını kabul etmemiz gerekir. Sorunun çözüm yolu da bağlantı kurmak ve ilişkileri sıkılaştırmaktır. Ben, on yıl sonra da, bin yıl sonra da Kıbrıs’ta yine Türkler’in olacağına inanıyorum. Zaten, 1960’lı yıllardaki kriterlerin daha fazlasını biz bugün anlaşma ile kabul ettirmiş durumundayız. Denktaş, yıllardır şunları şunları istiyorum diyordu, işte bugün onlar yapıldı. İki kesimlilikten tutun da, garantörlüğe varıncaya kadar, askere varıncaya kadar, bugün uzlaşmayla sağlanmıştır.

EĞİTİM - SANAYİ İLİŞKİSİ

Konya’nın özellikle 67 bin öğrencisi ile eğitime ciddi bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Hemen hemen her ilçedeki yüksekokullarıyla, üniversitesiyle bir bütün halinde eğitimde çok iyi bir noktaya geldiği kanaatindeyim. Selçuk Üniversitesi en büyük üniversitelerden biri. Gittiğimiz her yerde bu üniversitenin fakültelerinden mezun olmuş kişileri görüyoruz. Eğitimin yanısıra, Konya’nın ekonomisine ve tanınmasına da ciddi bir katkı sağlıyor. Şu anda Konya milletvekilleri olarak ikinci bir üniversite ile ilgili çalışmalarımız var. İkinci bir tıp fakültesinin açılması yönünde çalışmalarımız devam ediyor. Maliye Bakanlığı ile bir çalışma yaptık ve ciddi bir destek aldık. Özellikle Seydişehir, Beyşehir, Akşehir ve Ereğli gibi büyük ilçe merkezlerine de bir an evvel fakülte açılmasını arzu ediyoruz. Bu ilçelerin her birinin ekonomide ve sanayide ağırlığı var. Seydişehir’de alüminyum fabrikası var. Bir mühendislik fakültesi ve sosyal tesisleri kullanabilmek amaçlı bir spor akademisi kurulabilir. Bu konuda talebimiz oldu, rektör yardımcıları gelip incelemeler yaptılar. Yine Beyşehir’de su ürünleri ile ilgili bir fakülte açılabilir. Ereğli’de ve Akşehir’de süt mamulleri ile ilgili, tarımla ilgili bir fakülte açılabilir. Bu fakülteler sanayinin de gelişmesi için bir katalizör görevi görecektir. Teorik bilgilerin pratik alana geçirilebileceği bir ortam yakalanmış olacaktır. Bu noktada eğitimi sanayiden ayıramıyoruz. Konya merkezde 3. organize sanayi merkezini kurmuş durumdayız, 4. organize sanayi için çalışmalarımız var. Doğalgaz sanayimize geldi, yakın zamanda Konya merkez ve bazı ilçelerinde doğalgaz dağıtımı çalışmaları var. Sanayide de doğalgazı yaygın bir biçimde kullanacağız. Sanayi alanında Konya’ya bağlı ilçelerin çok ciddi bir gelişimi var. Ereğli, Akşehir, Beyşehir, Seydişehir gibi ilçelerimizin organize sanayi merkezlerinin bir an önce bitirilmesi yönünde çalışmalarımız var. Konya’da kamu iktisadi teşebbüsü çok az. En büyüğü de Seydişehir Eti Alüminyum Fabrikası. Bu fabrika da şu an özelleştirme kapsamında. Buranın da, Konya sanayisine bir an önce katılması ve bir katalizör görevi görmesi arzusundayız.

TARIM SANAYİSİ

Konya’da tarımda kullanılan alet ve cihazlara yönelik sanayi ürünleri ağırlıkta. Konya sanayisinin tarım malzemelerinin üretimi ile tanınmasını istiyoruz. Bu arada başka alanlarda da sanayimizin gelişmesi gerekiyor. Sanayi ve ticaret odası ile ayrı ayrı toplantılar yaparak ihracatın çok ciddi artışlar gösterdiğine şahit olduk. Seydişehir’de fabrika kurulmuş ama, yan sanayi oluşturulmamış. Bugün yan sanayiyi de bir an evvel oluşturarak, hem alüminyum sanayisinde, hem organik tarım sanayisi ile ilgili çalışmalar da var.

SEYDİŞEHİR ETİ ALÜMİNYUM A.Ş.

Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş., geçen sene özelleştirme kapsamına alındı. Burası 30 yıldır kamu iktisadi teşebbüsü olarak çalışan bir kurum. Fakat, yıllardır en ufak bir modernizasyon yapılmamış; bir çivi çakılmamış ve bunun neticesinde, gerçekten fabrika kan kaybeder bir hale gelmiş. Sürekli, “kapandı, kapanıyor” şeklinde dedikodular ayyuka çıkmış. İlk defa bir hükümet bu fabrikaya neşter atıyor. Daha önceki hükümetler döneminde de özelleştirme kapsamına alındı, ama bir sonuç çıkmadı. Seydişehir’de halkın yüzde 80’i özelleştirme taraftarı. Vatandaşın inanıp güvendiği bir hükümet olmamız çok önemli. Yıllardır olduğu gibi, hükümete güvenmeyip, özelleştirilirse kapatılacağını düşündüğü için, ilk defa bu dönemde, özelleştirme konusunda bu kadar dikkatli ve hassas davranıldığını vatandaşımız anladı. Petkim, Tüpraş, Tekel örneklerini yaşadık. Bugüne kadar hükümetimiz hiçbir zaman “ver kurtul” anlayışı gütmedi, acele etmeden dikkatli ve temkinli davrandı. Seydişehir’de hükümetimizin dikkatli davrandığı noktalara örnek vermek gerekirse, 13 Ağustos’ta özelleştirme kapsamına aldı, ama hemen 9 Eylül’de Oymapınar Hidroelektrik Santralini Seydişehir Alüminyum Fabrikasına bağladı. Başbakanlık Özelleştirme 'daresi Başkanlığı Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 8 Eylül 2003 tarih ve 2003/53 sayılı kararı ile Oymapınar Barajı Hidroelektrik Üretim Tesisleri, Eti Alüminyum A.Ş.’ye devredilmiştir. Böylece, 6 cent olan elektrik enerjisi maliyeti 1 cent’in altına düşmüştür. Bu da, hükümetimizin, bu fabrikanın yaşatılması amacıyla özelleştirilmesi isteğinin açık bir göstergesidir. Seydişehir Alüminyum Fabrikası, kurulduğu günde 8 bin kişi ile 60 bin ton üretimle yıllardır çalıştı, bugün 1.700 işçi ile yine aynı miktar üretimi gerçekleştiriyorsa, bir şeylerin yanlış gittiği ortadadır. Biz diyoruz ki, artık bir modernizasyon şart, artık devletin hantal yapısıyla bu işin yürümediği gerçektir. Fabrikayı özelleştirerek üretimi ilk etapta 110 bin tona, arkasından 200 bin tona çıkarmayı hedefliyoruz. Bu sayede yan sanayi de rahat bir şekilde gelişir. Yan sanayi kurmak için özel şirketler gelmeyi düşünüyor ama, devlet elinde olan kurumlara çok fazla güvenemediği için, bugüne kadar yan sanayi gelişememiş. Özel sektör gelir, burayı büyütürse, inanıyorum ki, yan sanayi için daha değişik birimler gelir. Özel sektör böyle bir entegre tesisin yanına, bir alüminyum yan sanayi kurar. Seydişehir’in büyüyeceği bir ortamı hep birlikte yakalayacağımıza inanıyorum. Bu konuda Konyalı ve Seydişehirli hemşerilerimizin en ufak bir şüphesi olmadığına inanıyorum. Çünkü, bütün dedikodulara ve sadece fabrikanın siyasi malzeme olarak kullanılmasına rağmen, 28 Mart seçimlerinde vatandaş buna pabuç bırakmadı ve yüzde 80 civarında özelleştirmeye destek verdi. AK Parti’nin adayını belediye başkanı yaparak, “Siz bu işi takip edersiniz” diye güvendi ve belediye başkanlığı ile iktidarı birleştirdi.

KÜLTÜR TURİZMİ VE KONYA

Selçukluların başkenti olan Konya’da kültürün de belli bir seviyeye geldiğini biliyoruz. AK Parti’nin de Konyamız’a kültürel anlamda gelişimini tamamlamada verdiği önem ortadadır. Sayın Başbakanımız Konya’ya geldiğinde, Mevlana Kültür Merkezi’nin tamamlanması ve Şeb-i Aruz programlarının bir an evvel kendi özel yerinde yapılması konusunda taleplerimize olumlu yanıt verdi. 8-10 ay gibi kısa bir sürede güzel bir alanda güzel bir bina yapıldı. 17 Aralık’ta da Mevlana Kültür Merkezi’nde Şeb-i Aruz programlarının finalini gerçekleştirdik. Güzel oldu, Konyamız’a yakışır bir şekilde yapıldı. Konya, sevgi ve muhabbetin ocağı, Mevlana’nın durağı; Mevlana’nın sevgi ve hoşgörü potasında erimeyen her halde yoktur. Yurtdışından bile çok ciddi anlamda, o ruh eserini ve yapısını yaşamak için, manevi atmosferi, sevgi ortamını görmek için, Mevlana’nın “Ne olursan gel” çağrısına kulak vererek insanların koşarak Konya’ya geldiğine şahit oluyoruz. Bu bizi çok sevindiriyor. Bize düşen de, bu kültürel bağı daha da çok artırmak. Turistlerin çoğu Antalya bölgesine iner, Antalya havaalanına hergün binlerce turist gelir. Bizim özellikle önem verdiğimiz bir yol var. İnşallah, bir an evvel o yolun eksiklerini de tamamlayarak, Konya-Antalya arasında Seydişehir’den geçen yolu Haziran ayında trafiğe açacağız. Turist, sadece Antalya sahilinde eğlenmek için gelmemeli. Türkiye’nin güzel kültürel ve turizm alanlarını da görmek istiyor. Biz bugüne kadar turların yeterince aktif olmasını sağlayamadık. Antalya’ya gelen turistlerin günübirlik turlarla Konya’ya getirilebilmeli. Hatta, Konya’da Mevlana’dan, Nevşehir’e, Kapadokya’ya gidebilmeli. Özellikle, Antalya-Kapadokya hattının turizme kazandırılması gerektiğine inanıyoruz.

ELEŞTİRİYE AÇIĞIZ

Halkımızdan en çok istediğimiz, bir hatamız olduğunda bizi uyarmalarıdır. Biz onların evladıyız. Bir baba, evladının hatası olduğu zaman uyarır, ama yine de onu bağrına basar. 5 yıl boyunca Konyamız’a layık olabileceğimiz en güzel hizmetleri yapmayı arzu ediyoruz. Bunu yaparken bize güç, destek ve yön vermelerini istiyoruz. Bizim eleştiriye açık olan bir yapımız var. Bizlerle daha sıkı irtibat kurarak sivil toplum örgütlerinin daha aktif çalışmalarını istiyorum. Sorunlara çözüm yolları bulmamız konusunda bizlere yardımcı olmalarını istiyorum. Hesap sorma sisteminin işletilmesini arzu ediyorum.

GAZETENİZİ SÜREKLİ TAKİP EDİYORUM

Gazetenizi sürekli takip ediyorum. Bir belde belediyesine bile geniş yer ayırarak o bölgenin sorunlarının basın aracılığıyla duyurulması için büyük gayret gösteriyorsunuz. Özen gösterdiğinizi görmek bizi sevindiriyor. En sevindirici yanı ise, yansız haber yapıyor olmanız. Sorunları yansıtırken, bir yandan da tanıtıma ağırlık veriyorsunuz. Halka inerek yaptığınız yorumların çok önemli olduğunu düşünüyorum ve sizi tebrik ediyorum. Belediyelerin sesini duyurmak için fırsat bulduğu tek yer. Başarınızın artarak devam etmesini diliyorum

 

© Copyright-2005

Sonhavadis