goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Yeni Anayasa

Selvi Erdoğan Turgut
Duyurular
 DERGİ VE GAZETEMİZE; Aktüel,Siyaset, Kültür ve Sanat (Ulusal,Bağımsız,Tarafsız ) Muhabirliği; - Amaç ve meslek haline getirecek, - Uzun süreli çalışabilecek, - Kesinlikle seyahat engeli olmayan, - İstikrarlı,heyecanlı. azimli,kararlı,fedakar, kendine güvenen - Prezantabl, Yaş sınırı max 35, - Tecrübeli,Tecrübesiz ( Ben lise mezunuyum veya başka bir bölüm mezunuyum,iletişim değil, olur mu acaba diye) sormayın hemen müracaat edin. - Ankara’da ikamet edenler tercih edilecektir, ÖNEMLİ HUSUSLAR; - Ailevi,Özel hayat ve okul problemi olanlar, mezun olmamışlar( Açıköğretim hariç) asla müracaat etmesinler ( Tecrübelerimiz bu şartı koymamızı mecbur kılmıştır. - Görüşme öncesi Gazete ve Dergi sitemizi lütfen dikkatle inceleyiniz. Gazetemiz ; www.bizim-mig.com.tr Dergimiz ; www.yyplatformu.com.tr - Başvurularınız incelenip ön görüşme için davet edileceksiniz. Lütfen ! Yukarıda yazılanları dikkate alınız , Ciddi müracaatlar bekliyoruz. İyi Çalışmalar !
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz.

Aktif ziyaretçi sayımız

3 .


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel


9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, DYP ve ANAP’ın birleşmesi konusunda, “Birleşmeyi yapacak olan tabandır. Tepede iyi niyetleri görürse, taban bütünleştirmeye daha kolay yaklaşacaktır. Birleşmenin zemini ve zamanı iyi hesaplanmalıdır” şeklinde konuştu.

BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ’nin güncel konulardaki sorularını cevaplandıran Süleyman Demirel, “Türkiye’de rejimin daha iyi işlemesi güçlü siyasi partiler sayesinde olur. Partilerin birleşmesi onları güçlü kılması bakımından yararlı ve gereklidir” dedi. Türkiye’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 28 Mart yerel seçimlerinden önce yaptığımız söyleşide, Kıbrıs konusu, Kosova ve Suriye’de yaşanan olaylar, İspanya’daki terör eylemleri ve güncel siyasal gelişmelerle ilgili şunları söyledi:

DENKTAŞ’IN RAZI OLMADIĞI BİR SONUCA, TÜRKİYE DE RAZI OLMAZ

Kıbrıs’ta devam eden toplumlararası görüşmeler sonunda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, İsviçre’de yapılacak dörtlü görüşmelere katılmayacağını açıkladı. 28 Mart günü İsviçre’de yapılacak ve Türkiye’yi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın temsil edeceği dörtlü zirveden, Kıbrıs konusunda önemli anlaşma ve kararların çıkması muhtemel mi? Sayın Denktaş’ın yaklaşımını siz nasıl değerlendiriyorsunuz? “Kıbrıs milli bir davadır”, “Kazanılmış haklar korunmalıdır”, “Adil ve kalıcı barış sağlanmalıdır”. Bunlar, devletin tüm kurumlarınca dile getirilen kararlardır. Milletin büyük çoğunluğu tarafından da desteklenen görüşlerdir. Mesele, bu görüşler ve kararlarla, müzakere edilen Annan Planı’nın nasıl uyuşacağıdır. “Olmazsa olmaz şartlarımız var” şeklindeki beyanlar da geç kalmış beyanlardır. Bu beyanlar, işler bu noktaya gelmeden önce verilmeli idi. Kıbrıs, bir hatalar zinciri neticesinde bu noktaya gelmiştir. Türk Milletinin vicdanında bir tortu bırakacak, milletin hukuku iyi savunulmuştur yargısını çıkarmayacak bir anlaşmayı yapanlar vebal altında kalır. Denktaş, 40 senedir hem Türkiye’nin, hem de Kıbrıs’ın haklarını sonuna kadar savunmuştur. Bu davanın kahramanıdır, büyük politikacıdır. Onun razı olmadığı bir sonuca Türk Milleti ve devleti de razı olmaz.

BALKANLAR’DAKİ KÜLTÜR MİRASI KORUNMALI

Kosova’da yaşanan Arnavut-Sırp çatışmalarında, bölgede bulunan Osmanlı mirasının, özellikle camilerin büyük ölçüde tahrip edilmesi hatta yıkılması, ne gibi sonuçlar doğurabilir? Osmanlı, Balkanlarda kendisinden evvel gelen medeniyetleri tahrip etmemiştir. Kendisi oralarda büyük eserler meydana getirmiştir. Oralar da bizlerden çok büyük hatıralar olarak durmaktadır. Sadece o topraklardaki geçmişimizi değil, bıraktığımız insanları değil, bıraktığımız kültür eserlerini de düşünme, Türkiye’nin Balkan Politikası’nın icaplarındandır. Bu kültür varlıklarımızın korunması için bölgede barış ve istikrarın sağlanması gerekmektedir. Bölgede yaşayan halkların tarihten gelen düşmanlıklarını geleceğe taşımamaları ve bu eserlerin insanlığın ortak kültür mirası olduğu bilincine varmaları gerekir. Sırbistan makamlarının failleri yakalamaları benzer hareketleri önlemek açısından önemlidir. Ayrıca hasarları tamir etmeleri de gerekmektedir. • Aynı şekilde, Suriye’de patlak veren Arap-Kürt gerginliği Türkiye’yi ne derecede ilgilendirir? Bu olan, Beşar Esad’ın göreve gelmesi ile başlayan Türkiye-Suriye sıcak ilişkilerini nasıl etkiler? Suriye’deki olaylar münferit bir iç hadisedir. Suriye bu meseleleri çözecek güce sahip bir ülkedir. Türkiye-Suriye ilişkilerini etkilemez.

AVRUPA TERÖR GERÇEĞİNİ GÖRMÜŞ VE HİSSETMİŞTİR

İspanya’nın başkenti Madrid’te yaşanan ve 200 kişinin yaşamına malolan terör olayı, Avrupa Birliği ülkelerinin birlik dşındaki ve birliğe üye olmak isteyen Türkiye gibi ülkelerde şu an ve geçmişte yaşanan terör olaylarına bakış açsını değiştirebilir mi? Bu olay, pek çok masum insanın hayatını yitirmesine sebep olmuş bir “şiddet” olayıdır. Dehşet vericidir. Dünya’daki adı “terör”dür. Amacı ve gerekçesi ne olursa olsun ve kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, her türlü terör eylemini şiddetle kınamak gerekir. Terör, reddedilmeli ve karşı çıkılmalıdır ve bu, şartsız olmalıdır. Herhangi bir şarta bağlandığı zaman reddedilme keyfiyeti, zaafa uğramaktadır. “Kınıyoruz. ayıplıyoruz, lanetliyoruz” dedikten sonra, “Ama...” ile başlayıp, adeta bütün bunları zedeleyen ifadeler serdetmek, zihin karıştırmaktan başka birşeye yaramaz. Türkiye, terörden çok büyük sıkıntılar çekmiştir. 5 bin asker, 5 bin sivil şehit vermiş, 30 bin terörist de hayatını kaybetmiştir. Terörle mücadele ederken uygar dünyaya ve bilhassa Avrupa’ya sorunumuzu anlatmakta müşkülat çektiğimiz doğrudur. Avrupa terör gerçeğini görmüş ve kendi evinde hissetmiştir, işbirliğinin önemini görmüştür. Teröre haklılık ve cesaret verecek bakış açısını değiştirecektir. Çağımızın insanlık ayıbı olan terör; bütün ülkelerin ve bütün milletlerin işbirliği ile, yeni cinayetler işlemekten alıkonabilir.

SEÇMEN, İSTİKRARIN DEVAMINDAN YANA OY KULLANMIŞTIR

28 Mart 2004 günü yapılan yerel seçimleri değerlendirir misiniz? Seçim sonrası muhalefet partilerine mensup yerel yöneticiler çalışma koşullarında ne gibi zorluklarla karşılaşabilirler? Türkiye, mahalli yöneticilerin demokratik seçimler yoluyla el dğiştirdiği bir seçimi daha büyük bir demokratik olgunlukla ve başarıyla yapmıştır. Çıkan sonuç, seçmenin iktidara verdiği avansın devam ettiğini göstermektedir. 2002 seçimlerini doğuran istikrar arayışıdır. Seçmen yakaladığı bu istikrarın devamından yana oy kullanmıştır. Seçilen yerel yöneticiler, hangi partiden olursa olsun iktidar tarafından kucaklanmalı ve sahip çıkılmalıdır. İktidarın bunda çıkarı vardır, yoksa kendilerini yıpratırlar.

BİRLEŞME ZEMİNİ

Yerel seçimler sonrasında siyaset arenasında bazı dalgalanmalar olacağı, siyaset kulislerinde konuşulan konular arasında. Özellikle merkez sağda beklenen gelişmeler sonunda, bazı siyasi partilerin tüzel kişiliklerini de feshederek belli bir adreste toplanma sözkonusu. Bu adresin DYP olabileceği yine siyasi kulislerde konuşuluyor. Sizin de en büyük ideallerinizden olan merkez sağın tek çatı altında siyasal örgütlenmesini sağlaması mümkün mü, sizin bu konuda tavsiyeleriniz ne olabilir? Böyle bir siyasal oluşum, “Türkiye’de güçsüz muhalefet var” şeklindeki söyleme çözüm getirebilir mi? Siyasetin kendi mecrasında çalışmasına izin verilmemesi, siyasetin tepeden inme yöntemlerle düzenlenmek istenmesi netice vermez. Her zaman söylediğim gibi “Birleştirmeyi yapacak olan tabandır. Tepede iyi niyetleri görürse taban bütünleştirmeye daha kolay yaklaşacaktır.” Birleşmenin zemini ve zamanı iyi hesaplanmalıdır. Türkiye’de rejimin daha iyi işlemesi güçlü siyasi partiler sayesinde olur. Partilerin birleşmesi onları güçlü kılması bakımından yararlı ve gereklidir. Siyasetteki parçalanmışlığın ortadan kaldırılması halinde, millet-devlet irtibatının kurulmsı ve siyasetin işlemesine müsaade edilmesi halinde, hiç kimse ümit kesmesin. Siyaset, tıkanıklıklarını giderir, yeni reçetelerini bulur, yeni tertiplerini bulur ve ülkenin ve partinin ihtiyacı olan istikameti tutar.

BENİM DÖNEMİMDE FİŞLEME YAPILMADI

Son günlerde basında yeralan ve Türk Silahlı Kuvvetlerine maledilen “fişleme” olayları, sizin ülke yönetiminde olduğunuz dönemlerde, hükümet dışı gruplar tarafından yapılıyor muydu? Bu ülkede yaşayan insanları incitecek, onlardan şüpheleniliyormuş hissi verecek bir olay olarak görüyorum. Yanlış ve yersiz bir davranıştır. Olayla ilgili açıklamalar sorumlu makamlarca yapılmıştır. Benim bilgim dahilinde böyle bir olay olmamıştır.

ABD, BİN YILLIK DEVLET GELENEĞİ YERİNE, AŞİRETLERLE İŞBİRLİĞİ YAPMIŞTIR

Birinci yılını dolduran Irak Savaşı’nın bölgemize ve Türkiye’ye etkilerini değerlendirir misiniz? Irak savaşının Türkiye’ye olan etkileri 1 Mart tezkeresinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde reddi sonrasında yaşanan gelişmelerle görülmüştür. Türkiye-ABD münasebetleri zedelenmiş, ABD, Irak’ta karşılaştığı güçlük ve zayiatın sebebini Türkiye’den bilmiş, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’a girmesine karşı çıkılmıştır. Irak’ın toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini zedeleyebilecek faaliyetler ve bu yönde gelişmeler olmuş, otorite boşluğundan istifade ederek bu bölgede yerleşmeye çalışan terörist unsurların etkisiz hale getirebilmesi için etkili olunamamış, bu konuda ABD yardım ve destek vermemiştir. Türkiye’den açılamayan Kuzey Cephesi, Kürtlerle birlikte açılmıştır. Böylece; Kürt-Amerikan yakınlığı meydana gelmiştir. ABD, 1000 yıllık devlet geleneğine sahip, 80 yıllık Cumhuriyetin yerine aşiret reisleriyle ortaklık ve işbirliği yapmıştır. Sonuç olarak; Türkiye, üniter devlet yapısı içinde ülke bütünlüğü ve güvenliğine ilişkin hassasiyetlerini sürdürememiştir. BM, yara almıştır. ABD, Irak’ın iç yapısını iyi etüd edememesi neticesinde orada güvenliği ve istikrarı henüz sağlayamamıştır. Irak, eskisinden kötü durumdadır. Irak’a müdahaleyi iyi anlatamamış ve geçerli kanıtlar koyamamış olması da dünyada bir Anti-Amerikanist tutum belirmesine neden olmuştur.

AB’NE MİLLİ VARLIĞIMIZDAN ÖDÜN VERİLEREK GİRİLEMEZ

Bu yıl sonbaharda yapılacak Türkiye-Avrupa Birliği zirvesinin, Türkiye’nin AB üyeliği sürecine katkısı olur mu? Aday adaylığı öncesi Türkiye’nin, AB normlarına uyum konusunda yaptığı çalışmalar ve düzenlemeler yeterli mi? AB, Türkiye’nin yaptığı uyum düzenlemelerine kuşkuyla bakmaktadır. İcraatta eksiklikler olduğu iddiaları vardır. Uygulamada da en önemli mesele olarak birçok dilde serbestçe eğitime geçebilmesini ve televizyonlarda bu dillerin nakledilmesini, askerin sivil idare üzerindeki etkisinin azaltılmasını ve yargının daha bağımsız olmasını istemektedir. Ayrıca Zana ve arkdaşlarını hapishaneden çıkarmak onların başka bir tutkusudur. ‘İcraatınızı görelim’ diyenler, ‘icraatınıza baktık, beğenmedik’ de diyebileceklerdir. Tarih vermezlerse vermezler. Bu dünyanın sonu değildir. Türkiye kendi başına ayakta duracak güce sahiptir. 1960’lı yılların başından itibaren Avrupa fikrini, Avrupa Ortak Pazarı, Avrupa Birliği fikrini savunuyorum ve kendi ülkemde de kendi ülkemin dışında da bu fikre karşı olanlarla çok tartışmalar yaptım. Ancak, Türkiye AB’ye milli egemenliğinden, milli varlığından ödün vererek giremez. AB’den önce gelen Türkiye’nin kendisidir.”

 

© Copyright-2005

Sonhavadis