goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Yeni Anayasa

Selvi Erdoğan Turgut
Duyurular
 DERGİ VE GAZETEMİZE; Aktüel,Siyaset, Kültür ve Sanat (Ulusal,Bağımsız,Tarafsız ) Muhabirliği; - Amaç ve meslek haline getirecek, - Uzun süreli çalışabilecek, - Kesinlikle seyahat engeli olmayan, - İstikrarlı,heyecanlı. azimli,kararlı,fedakar, kendine güvenen - Prezantabl, Yaş sınırı max 35, - Tecrübeli,Tecrübesiz ( Ben lise mezunuyum veya başka bir bölüm mezunuyum,iletişim değil, olur mu acaba diye) sormayın hemen müracaat edin. - Ankara’da ikamet edenler tercih edilecektir, ÖNEMLİ HUSUSLAR; - Ailevi,Özel hayat ve okul problemi olanlar, mezun olmamışlar( Açıköğretim hariç) asla müracaat etmesinler ( Tecrübelerimiz bu şartı koymamızı mecbur kılmıştır. - Görüşme öncesi Gazete ve Dergi sitemizi lütfen dikkatle inceleyiniz. Gazetemiz ; www.bizim-mig.com.tr Dergimiz ; www.yyplatformu.com.tr - Başvurularınız incelenip ön görüşme için davet edileceksiniz. Lütfen ! Yukarıda yazılanları dikkate alınız , Ciddi müracaatlar bekliyoruz. İyi Çalışmalar !
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz.

Aktif ziyaretçi sayımız

5 .


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
“Bu Dönem Hatay İçin Önemli Şans Olmalı”

AK Parti iktidarı döneminin Hatay için bir şans olmasını dileyen ve bunun için elinden gelen gayreti de harcadığını söyleyen Sadullah Ergin; Hatay’ın tüm sorunlarıyla ilgili olarak gazetemize değerlendirmelerde bulundu.

dalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) TBMM Grup Başkanvekili ve Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, gazetemiz aracılığıyla önemli müjdeler verdi. Bu dönemin Hatay için bir şans olmasını dileyen ve bunun için elinden gelen gayreti de harcadığını söyleyen Sadullah Ergin; Hatay’ın tüm sorunlarıyla ilgili olarak gazetemize değerlendirmelerde bulundu. “Bu dönemde Hatay yıllardır hedeflediği, ama alamadığı hizmetler ile buluşuyor. İnşallah önümüzdeki günler bu hizmetlerin artarak devam ettiğini göreceğiz” müjdesi veren AK Parti Grup Başkanvekili ve Hatay Milletvekili Ergin, “Hatay’ın havaalanı inşaatında herhangi bir engel yok, maddi zorluklarımız var, ama onlarda aşılacaktır” dedi. BİZİM MAHALLİ İDARELER GAZETESİ’ne açıklamalarda bulunan AK Parti TBMM Grup Başkanvekili ve Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, şunları söyledi:

TARIMDA DURUM

“Hatay’ın uzun yıllardır süregelen sorunları var. Burası bir hudut kenti ve Suriye sınırları ile çevrili. Bu nedenle yıllar içinde Türkiye geneline yayılmış olan kamusal hizmetlerin Hatay’a gelişinde yeterli bir oran olmadığını görüyoruz. Hatay bu noktada mağdur diye düşünüyorum ve bunu gidermek için de gayret sarf ediyoruz. Özellikle İskenderun’a kadar olan bölgede özel sektör ya da kamunun yaptığı yatırımlar var. Ama İskenderun’u geçtiğimizde Top Boğazı’ndan sonra Kırıkhan, Hassa, Reyhanlı, Kumlu, Antakya, Altınözü, Yayladağı ve Samandağ serisinde kamusal yatırımı görme şansımız yok. Bunun yanında özel sektöre ait yatırımlarda yok. 5 yıldır organize sanayi bölgemizin alt yapısı tamamlanarak özel teşebbüsün hizmetine sunulmuş olmasına rağmen şu ana kara 7-8 civarında tesis çalışıyor. Fazla bir talep yok, dolayısı ile bütün bunlar sorun. Bunun yanında Hatay tarımının yapısal sorunları var. Amik Ovası’nın kurutma işleminden sonra Hatay’da tarımdaki dengeler de ciddi ölçüde değişmeye başlamıştır. Amik Gölü kurutulmak suretiyle elde edilen araziler topraksız çiftçilere dağıtılmış, ama gölün kurutulmasıyla ekolojik dengelerde değişimler başlamış, bölgeye düşen yağış miktarı azalmış, yer altı sularına çok fazla yüklenildiğinde zemin tuzu yukarıya doğru çıkıyor ve toprak her sene biraz daha çoraklaşıyor. Dolayısıyla Hatay’da sorunları hem tarım, hem kamusal, hem de özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi açısından değerlendirmekte fayda var. Tarım açısından sulama imkanları sınırlı. Bir yandan susuzluk yaşıyorsunuz, ama diğer yandan bahar aylarında seller ile mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz, yani varlık içinde yokluk. Su hem varlığı ile hem de yokluğu ile zarar veriyor. Dolayısıyla bu sorunu çözmek için sellere neden olan suların kontrol edilmesi lazım. Bu sularında sulama mevsiminde ihtiyaç duyulan alanlara salınabilmesi lazım. Bunun için hazırlanmış belli başlı projeler var. Bu projelerden en önemlisi yıllardan beri varolan fizibilitesi yapılmış, ancak yatırım bedeli ve kamulaştırma bedeli çok yüksek olduğundan genel bütçeden yeterli pay ayrılmadığından bugüne dek gerçekleştirilememiş Reyhanlı Barajı projesidir. Geçtiğimiz yıl kamulaştırma bedelleri ile birlikte 1 katrilyon gibi bir rakama bağlıydı. Ancak kamulaştırma bedeli çözülebilse daha mütevazı rakamlar ile yapılabileceğini düşünüyoruz. Daha kolay yapılabilecek, daha yakın tarihlerde hizmete girebilecek bir takım projeler de var. Bunlardan biri Suriye ile Türkiye arasında sınır bölgesinde yapılması düşünülen Asi üzerindeki sınır barajıdır. Bununla ilgili yapılan görüşmelerde müspet neticeler alındı. Ayrıca vekiller arasında yapılan görüşmeler bu konuda etkili oldu. Suriye şu anda Türkiye ile ilişkilerine olağanüstü bir önem atfediyor. Bu her iki ülke için de önemli bir fırsat, bunu değerlendirmek gerek diye düşünüyorum. Şu anda İçişleri Bakanlığı olay üzerinde gerekli prosedürü işletiyor. İnşallah yakın bir gelecekte bu barajın somut adımlarının atılacağını ümit ediyoruz. Bunun dışında Tahtaköprü Barajı’nın yükseltilmesi ve Yarseli Barajı’nın yükseltilmesiyle hem Asi’nin yükünü bir miktar bu barajlara çekmek, hem de sulama mevsiminde daha fazla araziye su verebilme imkanına kavuşacağız. Tüm bunlar gerçekleştiğinde sellerden ve taşkınlardan korunduğumuz gibi sulama mevsiminde de Amik Ovası’nda önemli ölçüde sulama sorunu da çözmüş olacağız. Bunlar birbirine bağlı projelerdir. 2005-2006 yıllarında inşallah bu ova üzerinde önemli çalışmalar yapılacak.

İŞSİZLİK SORUNU CİDDİ

Hatay’ın sınır olmasından kaynaklanan ve öteye geçiş yollarının tamının kapalı olmasından dolayı tıkanıklığı var. Sanayi tesisi yok, özel sektörün yatırımı yok, istihdamı artıracak teşebbüsler yok. Dolayısıyla bölgede galericilik ve özellikle faiz sektörü hareketli. Reel sektör yeterli seviyede değil. Bu açıdan Hatay’da ciddi bir işsizlik sorunu var, ama organize sanayi ve ciddi tesisler var. Ayrıca küçük sanayi sitesinde çalışan tesislerimiz çok fazla istihdama yönelik kapasiteye sahip değiller. Dolayısıyla istihdam noktasında ciddi sorunlar yaşıyoruz, dışarıya sürekli iş gücü ve yetişmiş elaman göçü veriyoruz. Yurtdışına ve yurtiçine çok sayıda insanımız çalışmak için gidiyor. Tabi yılların sorunlarını kısa sürede çözme şansımız yok, böyle bir taahhüdümüzde yok. Yapısal sorunları giderip zamana bağlı olarak her geçen gün biraz daha iyiye gidecek tedbirler almak ile meşgulüz. Bu dönemin Hatay için bir şans olmasını diliyorum ve bunun için elimizden gelen gayreti de sarf ediyoruz.

SINIR TİCARETİ ÖNEMLİ

Sınır ticareti ve sınırdaki hareketlilik hakikaten il ekonomisine önemli katkı sağlayacak. Hatay, sınır ticaret merkezlerinin kurulacağı 17 sınır ilinden bir tanesi. Bununla ilgili olarak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile protokol imzalanmış durumda. Yapıldığı takdirde inşallah Cilvegözü’nde tam 10 bölgede sınır ticaret merkezinin inşaatına başlanacak. Buralarda hükümetler arası vilayetler oluşturulacak. Burası hükümetler arası varılacak anlaşma sonucunda mal mübadelesi ve ticarete açılacak. Suriye kendi ürünlerini buradan pazarlayacak, biz kendi ürünlerimizi mübadeleye sunacağız. Bu da ilin ekonomisine önemli bir hareketlilik getirecektir. Ayrıca Yayladağı sınır kapımız da aynı iyileştirme çalışmalarına sahne oluyor. Sahil tarafından Suriye’nin batısına açılan ve önemli merkezlere ve Suriye’nin başkentine en kısa ulaşım yolu Yayladağı sınır kapısı.

HAVAALANI İÇİN ENGEL YOK

Bununla birlikte il içinde altyapı çalışmaları devam ediyor, çünkü ilin ekonomik kalkınmasını etkileyecek, yatırım gelmesini sağlayacak, turizm potansiyelini harekete geçmesi için öncelikli olan altyapının yapılmasıdır. Nedir altyapı? Demiryoludur, havayoludur, karayoludur ve denizyoludur. Bunları yaptığınız zaman bütün yatırımlara da, turizm sektörüne de kucağınızı açmış olursunuz. Bu manada inşaatı durdurulmuş Hatay Havaalanı ile ilgili yeni ÇED raporu alındı. Yaklaşık 10 gün önce Çevre Bakanlığı’nda alındı. Bu şekilde önemli bir engel Hatay’ın önünden kalkmış oldu. Şu anda Hatay’ın havaalanı inşaatında herhangi bir engel yok, maddi zorluklarımız var, ama onlarda aşılacaktır. Dolayısıyla şimdi Fransızlar döneminden kalan yollarımızı ihya etme çalışmalarımız devam ediyor. Hatay açısından utanılacak bir durumdu. İlçelerimizle olan bağlantı yollarımız Fransızların işgalinden kalan yollardı. Ancak şu anda bunların çalışmaları Hatay Merkez ile Yayladağı, Hatay merkez ile Altınözü, Tobboğazı, Kırıkhan, Belen arasındaki yolların bölünmüş yol yapılma çalışmaları hala devam ediyor. İleriki dönemlerde de Kırıkhan, Kömürler, Nurdağı arasındaki ve Hatay’ı Gaziantep, Kahramanaraş ve Urfa’ya bağlayan; güneydoğuya, doğuya ve Kayseri tarafına bağlayan önemli bağlantı yollarımıza da sıra gelecek. Ana arterlerden sonra oraların yapılması düşünülüyor. Yine İskenderun ile Adana arasındaki E-5 karayolunda önemli kesimlerde, bölünmüş olmayan kısımlar şu anda inşaat halinde ve kısa sürede devlet karayolu da Adana’ya bölünmüş yol olarak başlanmış olacak. Önemli bir hat da, İskenderun ile Yayladağı’nı birbirine bağlayacak sahil yolu. Bu sahil yolu en az Karadeniz Sahil Yolu kadar zor tabiat şartlarına sahip. Bu yolun açılamamış olmasının bir tek artısı olmuştur şimdiye kadar. O cennet misali güzelliklerimiz henüz yağmalanmamış, ama onun dışında bölgedeki meskun halkımız ve köy ahalisinin yol sıkıntısı ve o bölgenin ekonomik potansiyelinin açığa çıkartılmaması da kayıplarımız arasında. Öncelikli olarak ana arterlerimiz üzerindeki bölünmüş yol çalışmalarının hemen akabinde inşallah sahil yolumuza başlayacağız. Zaten sahil yolumuzda Köy Hizmetleri’nin ham yol çalışmaları devam ediyor, ancak onların karayolları standardında trafiğe verilmesi için il imkanları yeterli olmamıştır. Karadeniz sahil yolu gibi çok önemli bir proje olarak gündeme alınıp ulusal bazda bu sorun değerlendirilirse ancak orası belli bir standardın üzerinde karayolu haline gelebilir. Aksi takdirde ildeki imkanlarla yapılacak yol, köy yolunun biraz daha iyisi durumunda olur ki buda sahilden Suriye’ye açılan bir kapı ve ticaret yolu olması sonucunu doğurmaz. Öncelikle ana arterlerimizi tamamladıktan hemen sonra sahil yolumuzdaki devam eden çalışmaları hızlandırmak mümkün olacak.

YAT LİMANI VE TERSANE MÜJDESİ

Hatay şimdiye kadar denizden yeterince istifade edemedi. Bununla ilgili İskenderun’da bir yat limanı çalışması var. Bir de tersane için Ulaştırma Bakanlığı ile görüşmelerimiz devam ediyor. İskenderun’la bir tersane bölgesi oluşturmak ve özel sektöre tersane kurdurmak sureti ile bölgeye gemi inşaat sektörünün girmesini sağlamak istiyoruz. Bu ayrıca beraberinde yeni iş alanı ve istihdam demek. Bununla ilgili etütler yapıldı, bundan da olumlu neticeler alma imkanı olacak. Zaten İskenderun Demir-Çelik’in yassı mamule geçmesi ile beraber imalat sanayiinin beyaz eşya, otomotiv ve yan sanayilerin bölgeye gelişi ile ilgili bir takım hareketler var. Şu anda İskenderun Organize Sanayiinde, Dörtyol, Payas ve Yeşilköy civarında ciddi miktarda altyapı çalışmaları var. Özel sektör buralarda harekete geçti. Tüm bunlar bölgenin rengini değiştirecek, bölgedeki sosyo-ekonomik dengeleri etkileyecek faktörlerdir. Bu dönemde Hatay yıllardır hedeflediği, ama alamadığı hizmetler ile buluşuyor. İnşallah önümüzdeki günler bu hizmetlerin artarak devam ettiğini göreceğiz.

ULLA GEMİSİ SORUNU

Ulla Gemisi olayı sadece Çevre Bakanlığı’nın müdahalesi ile çözülebilecek bir konu olmaktan uzak. Olayda bir mahkeme boyutu var. Mahkemenin aldığı tedbirler ve hacizler var. Bunlar her ne kadar bu geminin gitmemesi için danışıklı yapıldığı imajı verse de netice itibariyle Türkiye bir hukuk devletidir. Aksayan yönleri var, adalet yavaş işliyor, bu gecikmelerden dolayı bu tür üzücü olaylar meydana gelebiliyor. Ancak bu hantallığı bu yapısal sorunu çözmek üzere Türkiye’de bir mantalite devrimine ihtiyaç vardır. AK Parti hükümeti bu atılımı yapmak için de kolları sıvadı. Bildiğiniz gibi Kamu Yönetimi Temel Kanunu, Belediyeler Kanunu, Büyükşehir Belediyeler Kanunu, Kamu Personeli Reform Tasarısı bir paket ve bir bütündür. Bu bütünü yerli yerine koyduğunuz zaman artık nemelazım, bahane ve artık kapağı devlete attım, bundan sonra işim garanti diye düşünen bir bürokrat memur anlayışından kurtulacağız. Türk bürokrasisinin hantal yapısın çözmek için bu reformlar olmazsa olmazlar olarak bizim önümüzde duruyor. Çalışmalarımız son aşamalarına geldi. Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nun çıkartılması ile beraber bu yetkilerin önemli bir kısmı vilayetlere aktarılıyor. Mesela Ulla meselesinde sorunlar ilde çözülebilirdi, Ankara ayağı olmasaydı, Ulaştırma Bakanlığı’nın, Çevre Bakanlığı’nın ve Hatay Valiliği ile adliyelerin arasında organizasyon sağlanana kadar adaletin yetişmemesi, bürokrasinin hantallığı derken geminin ömrü buna yetmedi. Dolayısıyla Ulla Gemisi konusunda Çevre ve Ulaştırma Bakanlığı vasıtasıyla olayı yakından tahkik ettik. Toplumda çok büyük bir çevre felaketi olarak lanse edildi, ama Ulla ile ilgili bilimsel analizler yapıldı. Çok yakında bununla ilgili bir açıklama yapılacak, bu açıklamadan sonra endişelerin azalacağını düşünüyorum. Ancak bu çok daha vahim sonuçlara yol açabilir. Bir kaza da olabilirdi. Bu olayın maliyeti inşallah çok ağır olmayacak. Şu andaki veriler ve tespitlere göre, Ulla Gemisi’nin içindeki atık cinsinin ve içerisinde bulundurduğu zararlı madde olan kromun miktarı körfez için bir tehdit oluşturmuyor. Netice itibari ile olayı hafife almamak ve ciddiyetle üzerine gitmek gerektiğini düşünüyoruz. O batığın oradan izole edilerek tasfiyesi, çıkartılması veya bir şekilde oradan gönderilmesi gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalar devam ediyor, Ama dediğim gibi biz, bu hantal yapıyı değiştirmezsek Ulla bu tür felaketlerin en masumu olarak tarihteki yerini alacaktır. İnşallah bu yapısal dönüşümü gerçekleştirerek, hızlandırmak bize nasip olacak.

TURİZMDE HEDEFLER

Hatay dünyaya örnek olması gereken bir hoşgörü merkezi. Yakında “Ezan, Çan, Hazan” adında bir belgesel yapılarak, Hatay’daki bu güzel yapının dünyaya tanıtılması için büyük bir adım atılmış olacak. Şu ana kadar Hatay’ın bu konuda öne çıkmışlığı yok. Çünkü Hatay’ın dinamikleri bugüne kadar iyi anlatılamamıştır. Bence bütün bunlar altyapı sorunları ile birlikte düşünülmesi gerekiyor. Siz yapısal sorunlarınızı gidermedikçe, yolları ve havalimanları ve de deniz yollarını aktif hale getirmedikçe bu güzellikler sadece belgesellerde kalır. Önemli olan buralara bu hassasiyeti görmek isteyenlerin akışını sağlamaktır. Bunları pazarlayacak donanıma da sahip değilsiniz; yani otelleriniz, konaklama yerleriniz olmalı, bunlar hep birbirine bağlı. Dolayısıyla karayolu sorunu aşıldıktan sonra, tanıtım ile beraber bölgede önemli bir inanç turizmi canlılığının olacağını düşünüyorum. Ayrıca Antakya’nın doğusu, Habibi Neccar Dağı eteğindeki eski Antakya, Anıtlar ve Müzeler Kurumu tarafından sit alanı ilan edilmiş durumda. Burası Kastamonu evleri örneğinde olduğu gibi restore edilerek, değerlerine sahip çıkılmayı bekliyor. İnşallah Hatay Valiliği ve Antakya Belediyesi’nin duyarlı yaklaşımları ve hükümetin de katkıları ile bu dönemde sorunları aşmak için bir başlangıç yapacağımızı düşünüyorum. Konunun uzmanları Antakya’nın tarihi dokusunu ve haritasını çıkardılar. Önümüzdeki dönem sanıyorum ulaşım sorunları ile beraber turizm faaliyetleri de devam eden bir Hatay’ı göreceğiz.

“MAĞDURİYET BİTECEK”

Hatay’ın hak ettiği hizmetleri alamamış olduğunu vurguladım. Ama ilçeler arasında yapısal farklar da var. Antakya ve İskenderun bir nebze daha şanslı. Ama Yayladağı, Altınözü, Hassa, Kumlu, Reyhanlı, Samandağ ve Erzin, Dörtyol, Belen ilçelerimiz merkeze göre daha şanssız durumdalar. İlçeler arasındaki farklılığı giderecek ve bu ilçelerin mağduriyetlerini ortadan kaldırabilecek özel çalışmalar da yapılıyor. Netice itibari ile Hatay iline gelecek tüm hizmetler daha önceki dönemlerde olduğu gibi belli merkezlerde toplanmasın diye gayret ediyoruz. Hizmetlerin dengeli bir şekilde dağılmasını ve Hatay’ın topyekün şekilde kalkınmasını istiyoruz. Ben inşallah bu dönemin bunların başlangıcı olmasını diliyorum ve önümüzdeki dönemlerdeki hizmetlerin altyapısının şimdiden yapılarak, ileride çok daha büyük hizmetler almasını temenni ediyorum. Hemşehrilerim hayır dualarını eksik etmesinler, biz de gücümüzün yettiği kadar gayret sergileyerek onlara hizmet ulaştırmaya alışıyoruz.

“FAYDALI BİR GÖREV YAPIYORSUNUZ”

Gazete olarak Türkiye’yi il il gezerek unutulmuş sorunların gündeme gelmesine katkı sağlıyorsunuz. Bu Türkiye için oldukça, değerli ve faydalı bir hizmet. Başarılarınızın devamını dileyerek, tebrik ve teşekkürlerimizi sunuyorum.”

“SİYASETLE UĞRAŞMANIN BEDELİ ÇOK AĞIR”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Grup Başkanvekili ve Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, siyasetin mutlaka ehil ellerde olması gerektiğini söyledi. Siyasetle uğraşmanın bedelinin çok ağır olduğuna dikkat çeken Sadullah Ergin “Türkiye’de siyasetin mutlaka yeniden yapılandırılması şart, aksi halde bu değirmen her seçim döneminde yeni kurbanlar isteyecek ve bu kurbanları vereceksiniz, ama yeni gelenlerde kısa dönemde aynı aşınmaya uğrayacaklar” dedi. Siyasete giriş öyküsünü Gazetemize anlatan AK Parti Grup Başkanvekili ve Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, şunları söyledi:

“SİYASETE GİRMEK ZORUNDA KALDIM”

“Siyaset, severek ve bilerek girdiğim bir alan değil. Ancak ben siyasete girmek zorunda kaldım. Hatay Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nde çalıştığım dönemde işimi severek yapıyordum. Ama o dönem, siyasi desteği arkasına almış, uygun olmayan talepler ile idareye müracaat eden siyasetçilere karşı direndim. Küçük yerlerde siyasetçilerin taleplerine direnmenin bir bedeli var ve ben de çok zorluklar yaşadım. 1995 yılının başında bu süreçten sonra istifa etmek zorunda kaldım. İstifa ettikten sonra da bireysel anlamda bu yolsuzluk ve yolsuz talepler ve haksızlıklar ile mücadele etmenin mümkün olmadığını gördüm. Severek yaptığım işimden beni ayıran nedenlerle mücadele etmek için siyasete atıldım. Yani siyasete istemeyerek girmiş değilim ama yaşanan olaylar bizi bu işe sürükledi. Türkiye’de bu işin mutlaka ehil eller ile yapılması şartı var. Anadolu insanımızda genelde “siyaset kötüdür, iyi insanlar bu işler ile uğraşmaz” kanaati var. Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan, yani iyi insanlar girerse mi siyaset düzelecek, yoksa siyaset düzeldiğinde mi iyi insanlar siyaset ile uğraşacak. Bunlar birbirinden ayrılmaz. Onun için bir tarafından tutmak lazım. Ama siyasetle uğraşmanın bedeli çok ağır. Ailenizle, dostlarınızla ve çevrenizle bazı sorunlar yaşıyorsunuz. Bir takım taleplere hayır deyince çevrenizde kötü olmaya başlıyorsunuz. Dolayısıyla siyasetin yüklediği bir yük ve bedel var. Bu bedeli ödemek çok kolay değil, ama iki kapılı bir iştir diye duymuştum. Bir kapısından girince diğer kapısı kabre açılırmış. Türkiye’deki siyasetin işleyişi maalesef değirmen gibi, her zaman yeni kurbanlar arıyor. Kurbanlarını alıp öğütüyor. Sonra daha fazla kurbanlar istiyor. Seçimlerde 550 milletvekili seçiliyor, aradan 6 ay ya da 1 sene geçince bu 550 milletvekilinin yarısı kendi iline gidemez duruma geliyor. Bu insanlar kötü insanlar değil. Bunlar bölgesinde öne çıkmış ve seçmenin takdirini kazanmış, onların oyları ile gelmiş insanlar. Sistem öyle işliyor ki, adeta bir değirmen! Çünkü bize atfedilen önem ile bizden beklenen icraatlar ve yapabileceklerimiz arasında uçurumlar var. Bizim yapabileceklerimiz sınırlı, ama bizden beklenenler çok daha fazla. Dolayısıyla bu yapabileceklerimizle, beklenenler arasındaki fark her geçen gün seçmenimizle, halkımızla aramızda sorun oluşturuyor.

“SİYASET YENİDEN YAPILANDIRILMALI”

Türkiye’de siyasetin mutlaka yeniden yapılandırılması şart. Aksi halde bu değirmen her seçim döneminde yeni kurbanlar isteyecek. Bu kurbanları vereceksiniz, ama yeni gelenlerde kısa dönemde aynı aşınmaya uğrayacaklar. Belki yasama ile yürütme arasındaki ilişkide biraz daha arayı açmak gerekecek. Yasama organının, yürütme üzerindeki etkisini engelleyecek tedbirlere ihtiyaç olacak, buna mutlaka tedbiri alınmalı. Aksi takdirde, ülkemizde yetişmiş insan sayısı zaten fazla değil. Her dönem belli bir kuşağı alıp öğütüp bir tarafa bırakıp yeni nesillere yöneliyoruz. Sistem değişmedikçe bu değirmen hiç doymayacak. Hep aç vaziyette dönmeye devam edecek. Dolayısıyla yapısal değişiklik olmadıkça, bu çarkın çok fazla düzeleceğini düşünmüyorum. Ne var ki 3 Kasım seçimlerinden sonra siyasetin yıpranmış, itibar kaybetmiş görüntüsü ciddi şekilde değişti. Vatandaşın siyasilere olan tepkisi sempatiyle dönüştü. Halk içine çıkamayan rozeti ile gezemeyen milletvekilleri şimdi göğsünü gere gere vatandaşın arasında dolaşıyor. Ancak bu durumun kalıcı olması için siyasetin dinamiklerinin yeniden yapılandırılması gerekiyor. Aksi halde bu iyileşmeler dönemsel olur.”

SADULLAH ERGİN KİMDİR?

1964 Antakya doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Antakya’da tamamladı. Bir yıl Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde okuduktan sonra Ankara Hukuk Fakültesi’ni girdi. Askerlik sonrası yaklaşık 5 yıl, Hatay Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün avukatı olarak görev yaptı. 1995 yılında istifa ederek serbest avukatlığa başladı. Aynı yıl Refah Partisi Merkez İlçe Başkanı, bir yıl sonra Refah Partisi İl Başkanı, RP kapatıldıktan sonra Fazilet Partisi İl Başkanı oldu. 1999 seçimlerinde Antakya Merkez Belediye Başkanı adayı oldu ama kazanamadı. AK Parti kurucu il başkanlığı yaptı. 3 Kasım 2002 seçimlerinde de Hatay Milletvekili olarak parlamentoya girdi.

 

© Copyright-2005

Sonhavadis