
Türkiye gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Milletvekili Mevlüt Coşkuner; Isparta'nın sorunlarının giderek arttığını belirtti.
Herkesin özgür birey olabilmesi gerektiğine dikkat çeken CHP Milletvekili Coşkuner; "Maalesef Türkiye'de özgür bireyi aramaya kalkarsak ya kilometrelerce yol gider bulamayız ya da gündüz ışıkla arasak bile zor buluruz" değerlendirmesinde bulundu. Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner, CHP'nin yapıcı muhalefetinden iktidarın yararlanamadığını ve kendi başına yapılan icraatların da ya Cumhurbaşkanından ya da Anayasa Mahkemesi'nden döndüğünü bildirdi. "HER İŞE KOŞTUM" - CHP Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner; "Herkese eşit mesafede olmalıyız, herkesi kucaklamalıyız. Ben önce insan dedim ve herkesi kucaklayarak yapabileceğim her işe koştum" dedi. CHP'nin Türkiye'de sistemin ve ülkenin sigortası olduğunu kaydeden Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner, arkadaşımız Derya Aktepe'nin sorularını cevaplandırırken; bunları en iyi şekilde yaptıklarını, yapmaya da devam edeceklerini belirtti ve AKP hükümetinin yaptığı uygulamaları eleştirdi. Cumhuriyet Halk Partisi Isparta Milletvekili Mevlüt Coşkuner; "Herkese eşit mesafede olmalıyız, herkesi kucaklamalıyız. Ben önce insan dedim ve herkesi kucaklayarak yapabileceğim her işe koştum" dedi. Herkesin özgür birey olabilmesi gerektiğine dikkat çeken CHP Milletvekili Coşkuner; "Maalesef Türkiye'de özgür bireyi aramaya kalkarsak ya kilometrelerce yol gider bulamayız ya da gündüz ışıkla arasak bile zor buluruz" değerlendirmesinde bulundu. CHP'nin Türkiye'de sistemin ve ülkenin sigortası olduğunu kaydeden Mevlüt Coşkuner, bunları en iyi şekilde yaptıklarını, yapmaya da devam edeceklerini belirterek AKP hükümetin yaptığı uygulamaları eleştirdi. Coşkuner, CHP'nin yapıcı muhalefetinden iktidarın yararlanamadığını ve kendi başına yapılan icraatların da ya Cumhurbaşkanından ya da Anayasa Mahkemesi'nden döndüğünü bildirdi. BİZİM MAHALLİ İDARELER Gazetesi'ne ülke gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Milletvekili Mevlüt Coşkuner; Isparta'nın sorunlarının da giderek arttığını belirterek, şunları söyledi:
SİYASET ÖYKÜSÜ
"Ben, Türkiye'de öğretmenliğin çok farklı bir kurum olduğunun bilincindeydim. Birilerinin bana enjekte ettiği fikirleri değil, Türkiye gerçeklerini öğrencilerime öğrettim. Milletvekilliğini de ben seçmedim. Halk isterse eğer iş bana düşer dedim. Halkımız da bu iş CHP'den Mevlüt Coşkuner ile gider dediler. Ayrıca Isparta'da CHP'den milletvekili seçmek çok zordur. Daha sonra ben seçildim. Ben bu zamana kadar kimsenin partisini sormadım, sormam da. Üç dönem il başkanlığı yaptığımda da sormadım. Şu an milletvekiliyim ve yine sormuyorum. Ben önce insan dedim ve herkesi kucaklayarak yapabileceğim her işe koştum. Halkım ve partim de beni bu şekilde değerlendirdi, beni bu göreve getirdi. Milletvekilliği hedeflediğim bir şey değildi. Benim hedeflediğim tek şey ülkeme en iyi şekilde hizmet etmektir.
BAYRAM ELEŞTİRİSİ
Bu yıl düzenlenen 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerinin geçmiş kutlamalara benzer yanı yok. Bu bakışla olması da mümkün değil. Önceden Zafer Bayramını kutlarken halkı cezbeden, teşvik eden geceler de yapılıyordu. Şimdi katılım bile yok. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda çelenk koyma görevini 'Bağımsızlığımızı haykırdığımız bu günde' maalesef ne kurum ve kuruluşlar, ne de siyasi partilerde giyim kuşamda ciddiyet, ne de disiplin gördüm. Her açıdan baktığımız zaman insanın kafasında soru işareti uyandıran bir görünüm ortaya çıkıyor. Ancak bu böyle gitmez, biz Türkiye'yi sokakta bulmadık.
"EĞİTİM ÇÖKTÜ"
Isparta'daki okul oranına ve öğretmen yapısına baktığımız zaman bir çok ilden daha iyi ve farklı olduğu görülür. Ancak son dönem öğrencilerimizin durumuna baktığımız zaman, yapılan sınavlardan sonra Isparta'da eğitimin çöktüğü ciddi şekilde görülmektedir. Şu an istediğimiz başarı oranında değil. Bir ülkenin eğitimi yok edildiği zaman, her şeyini elinden almış olursunuz. Bizim öğrencilerimizin yüzde 65'i düz lisede, yüzde 35'i de meslek lisesinde. Oysa ki, yüzde 70'i meslek lisesinde okumalı, yüzde 30'u da düz lisede okumalıdır. Her yıl 2 milyon insan üniversite kapılarına dayanıyor. Bunun içinden 180 veya 200 bini alınıyor, diğerlerini dışarıda bırakıyorsunuz. Eğer ki meslek liselerine ağırlık vermiş olsak, meslek lisesinden mezun olan öğrencinin işi hazır oluyor. Tabii devlet yardımını yapıp teşvikini verse, o insan kendi dükkanını da atölyesini de açacak. Hem ülkesine yatırım sağlayacak, hem de çocuğunu çoluğunu geçindirecek. Böylelikle de üniversite kapılarındaki yığılmayı önleyeceğiz. Üniversiten mezun olan insanlarımıza gelindiğinde, Türkiye'de işsizler ordusu oluşmuş, ülke diplomalı işsizlerle dolu.
AKP'NİN TUTUMUNA ELEŞTİRİ
Bir mahkeme kazanılıyor, kazanılan mahkemede hak edilmiş, hak edileni de vermeniz gerekir. Herkes bireysel dava açsın diye. Halkın ekonomik gücü belli, herkes dava açamıyor. Dava açamayanların da hakları tamamen ölüyor. Onların yerine de başkaları yerleştiriliyor. Biz bunu 65 yaş olayında devletin üst düzeyinde 2.300-2.400 devleti yöneten insanların 65 yaşından 60 yaşına emekliliğin indirilmesinde gördük yaşadık. Ve bu insanların çok farklı bir anlayışı vardır. 2B'lerle seçilme yaşının 25'e indirilmesini getiriyor meclise ve gençlikte neden CHP benim seçilmemi istemiyor diyor. Ama hükümet 2B'lerle aynı anda getiriyor. Ya ikisine de evet diyeceğiz ya da ikisine de hayır diyeceğiz. Biz zaten bir ay önce seçilme yaşının 25'e indirilmesi ile ilgili önerge getirdik, ancak reddedildi. İkisini bir araya getirerek halka başka bir mesaj veriliyor. Diyor ki, "Ey ahali CHP seçilme yaşının 25'e inmesini istemiyor." Türkiye'de işte böyle bir mantıkla böyle bir yolda devam ediyoruz, ama nereye kadar gideceğini bilmiyoruz. Biz bunlara çok güzel bir iyilik yaptık, tabi ki bu güzelliği ülkemizi düşünerek yaptık. Amerika 2. Ordusu 65 bin bilinen askeri Türkiye'de konuşlandıracaktı. Ne zaman çıkacağı belli olmayan askerin Türkiye'de konuşlanmaması için biz 1 Mart teskeresine karşı çıktık. 90 arkadaşımızı etkiledik ve teskereyi çıkartmadık ve Türkiye onur kazandı. Bugün Türkiye'ye 50-100 şehit gelecekti, ama gelmedi. Gençlerimizin kanını 100 dolara satacaklardı, sattırmadık. Bu AKP'ye de onur kazandırdı.
CHP SİSTEMİN SİGORTASI
Demek ki CHP sistemin ve ülkenin sigortası. Bunları en iyi şekilde yaptığımızın kanaatindeyim, yapmaya da devam edeceğiz. Bizim felsefemizde şu var; AKP'nin olumlu ve ülke yararına çıkaracağı her şeyi destekleyeceğimizi, olumsuz şeyleri anlatıp ikna edeceğimizi, ikna edemediklerimizde ısrar ederlerse onun Cumhurbaşkanlığından dönmesini bekleyeceğimizi, dönmezse Anayasa Mahkemesi'ne dava açacağımızı sık sık söyledik. Bu arkadaşlar bizim olumlu her desteğimizi ellerinin tersiyle iterek, bu olumsuzlukları da CHP yaptırdı dediklerini duyuyorum. Ancak CHP inandığı değerlerden hiçbir zaman taviz vermeden görevine devam edecektir.
YASA DEĞİŞİKLİKLERİ
Cumhurbaşkanı, Büyükşehir Yasasını onayladı, saygı duymak lazım. Ancak Cumhurbaşkanı orada AKP'nin noteri değil. AKP'nin yaptıklarının hem alt yapısı, hem de alt hukuku hazır değil. Kamu Reformu temel yasasına baktığımız zaman, yerinden yönetim anlamında biz de destekliyoruz. Fakat yerinden yönetim derken, yerinden neyi nasıl yöneteceğiz bu çok önemli. Yerinden yönetimi getirirken bu işe sosyal devleti yok etmeden bakmak gerekir. Öncelikle kim kimi yönetecek ona bakmak lazım. Seçilip gelen insanlara saygı duyuyoruz, ama bu insanlar bunu kaldırabilecekler mi, buna bakmak lazım. İnsanlarımızın deneyimi yok. Bunun ötesinde ekonomik sosyal devlet anlayışını tamamen yok ediyorsun. Yani diyorsun ki kardeşim fazla ayak altında dolaşma, ben sağlığı paralı yaptım, paran varsa sağlığına baktırırsın, yoksa ben bir şey yapamam. Şimdi başbakanımız diyor ki, 'Hastanelerde rehin kalan hasta duyarsam, onu rehin bırakan doktoru da ben rehin bırakırım.' Oysa ben, her gün hastanelerde rehin kalan hasta görüyorum. Hiçbir güvencem olmadığı zaman hastane bana bakmayacak mı? Maalesef şu durumda bakmıyor. Eğitimde de aynı, paran varsa okuyacaksın, yoksa okumayacaksın mantığı var. Şimdi bir de öğretmenleri sağlıkta ve eğitimde çalışanları sözleşmeli yapacaksın, kendi düşünce yapına göre personel alacaksın. Sonra saçına başına bakacak, sen bana yaramazsın diyecek. Bıyığına bakacak senin bıyığın aşağıya sarkmış diyecek almayacak. Yerinden yönetim bu değildir. Türkiye yerinden yönetime hazır değil. Vatandaş gelip bize neden engelliyorsunuz diyor. Biz su getireceğiz bunun için Ankara'ya mı gidelim diyor. Halka öyle anlatılıyor ki öbür taraftan vatandaş sosyal devletin yok edildiğini, üniter devletin yok edildiğini, kendine zarar verileceğini bilmiyor, tamam diyor. Ondan sonra da işte CHP budur, iş yapmaz, engeller diyor; CHP asla engellemez. Aslında CHP'nin seçim bildirgesinde bunun olduğunu biliyorlar. Gelin çalışmasını birlikte yapalım diyorum. Asgari müşterekleri vardır bunun. Bizim de sunacağımızı şeyler vardır, bunları beraber yapalım sana destek olalım. "Olmaz ben bildiğim gibi yaparım" diyorlar. Bildiğiniz gibi yaparsanız bu işte Anayasa Mahkemesi'nden, Cumhurbaşkanlığı'ndan döner ya da kara trene döner. Hızlandırılmış trende olduğu gibi sonra başınıza iş açarsınız. Tabi ki sonrada suçluyu kolayca bulursunuz. Nedir bir makinist. Eğitimde de, sağlıkta da olursa böyle şeyler birileri bulunur. Herkese eşit mesafede olmalıyız, herkesi kucaklamalıyız. Herkes de özgür birey olabilmeli. Ama maalesef Türkiye'de özgür bireyi aramaya kalkarsak ya kilometrelerce yol gider bulamayız ya da gündüz ışıkla arasak bile zor buluruz.
SANAYİ YÜREK SIZLATIYOR
Isparta'da sanayiden bahsetmek insanın yüreğini sızlatıyor. Son dönemde organize sanayii ele alındı. Ancak başka illere baktığımızda onlar, ikinci üçüncü sanayisini kuruyor. Ta ki ilçelere kadar yayılmış durumda. Ben Isparta'da sadece sulama kanalları görüyorum, DYP döneminde yapılan. Onun haricinde arkadaşlar "Kırat'ın basmadığı yer kalmadı, yapılmadık iş kalmadı, hep bizim dönemimizde yapıldı" diye söylerler. Isparta'ya gelenler gelmeden önce sanki altınlarla kaplı bir cadde, çok gelişmiş bir il diye hayal kurarak gelirler. Yıllarca başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapmış birinin memleketi diyerek umutla bakarlar; ancak gelince hayalleri yıkılır. Karşısında her yerde Süleyman Demirel Ormanı, bulvarı, parkı bulurlar ki; sadece hamamı ile tuvaleti yoktur. Isparta'da durum tamamen bundan ibarettir. Son örneği de Isparta'nın girişindeki SSK hastanesidir. Onun yanında da mensucat var, onun dibinde de Süleyman Demirel Botanik Bahçesi var. Bu Isparta'ya hizmet edilmediğini, hizmet sokulmadığını, kapıların kapatıldığını oradan görebilirsiniz. Nasıl, Mersin'den bölgeye hitap edecek, sigorta hastanesinin planı getirilmiş, Mersin Kadın Doğum Hastanesi'nin planıdır. Yani bodruma indiğiniz zaman hava olmaz eczacılar çalışamaz orada. Ortada da mensucat fabrikası kaldı. Bir taraftan da Süleyman Demirel Botanik Bahçesi. Adam buradan fabrikasını kaldırıp başka yere götürmek zorunda kaldı. Şimdi CHP olarak biz o konuyla ilgili olarak önerge de verdik. Isparta'da yaşayan insanların kişi başına düşen milli geliri 1510 dolar; yani 10 dolar yüzünden teşvik kapsamına alınmadık ama, Afyon alındı. Afyon il başkanı gelin diyor, Mevlana gibi ne olursan ol gel diyor. Böyle olunca yatırım yapacak adam durur mu? Tabii ki Afyon'a gider. Isparta'daki küçük birikimcilerin önü açılmamış, bu küçük birikimciler bir yerlere ortak olmuşlardır.
BANKA FAİZİ YİYEN İL
Isparta banka faizi yiyen bir il haline gelmiştir. Küçük yatırımlarını bankaya yatırmış, faizi ile geçinmiştir. Daha sonra Ispartalı Antalya'dan ev almıştır. Antalya'da ne kadar penceresi beyaz perde ile örtülü ev varsa Ispartalı'nındır. Yani birileri buraya demiş ki, "Giremezsin kardeşim, bir çöplükte bir tane horoz olur, o horoz da benim!" Isparta'da maalesef yatırım yapılmamıştır. İş bununla kalmamış; halısını kaybetmiş, gülünü de kaybetmek üzere.
EKONOMİ ASKER VE ÖĞRENCİYE BAĞLI
Isparta yine toplanmış durumda. Belediye başkanı hizmetler sunmuştur. Isparta ekonomisini ve yaşamını öğrenciye ve askere bırakmış bir il olarak görülüyor. Kendi özünde üretken açılımı olmadığı ortadadır. Çin zaten gülcülük üzerine araştırma yapıyor. Gülcülük de gidecek bu gidişle ki, halıcık zaten ölmüştür. Böyle bir ilde yaşıyoruz. Burada sadece yapı kooperatifçiliği gelişmiştir. Burada öğretmenin de, polisin de, halkın da iki dairesi vardır. Isparta'ya emekli şehri diyebiliriz. Şarkikaraağaç tarafında sulama kanalları yok, oranın suyu Beyşehir Gölü'nden geliyor. Sulama konusunda ciddi bir problemimiz yok, ama devlet politikası olmadığı için birileri elma dikiyorsa hepsi elma dikiyor. Dikilmiş zamanında, hepsi yirmi, yirmi beş yaşında. Bugün kerestelik ağaç olmuştur. Bu dünya piyasasına cevap vermediği için de giden Valimiz sayın Halil İbrahim Daşöz, bu konu da bodur elmaya geçiş için ciddi çalışmalar yaptı. Bodur elmaya geçişi herkes istiyor, ama bodur elmaya geçince damla sulama tesisini nasıl kuracak, bu konuda halk yardım bekliyor. Halk sadece elinden tutulsun istiyor. Biz mecliste de elma konusunu çok dile getirdik. Maalesef son zamanlarda 80.000 tonun üzerinde elmamız depolarda çürüdü ve yem olarak hayvanlara verildi. 23 Mayıs'ta bir karar alındı, elmaya ve patatese teşvik pirimi verilecek. Karar 23 Mayıs'ta alınıyor, 30 Mayıs'ta bitiyor. Aslında 1 Mart'tan 31 Mayıs'a kadar geçerli olan süreç, 23'ünden 30'una kadar oluyor. Bundan üreticinin haberi de yok. Kimin için çıkardın, birilerinin cebine para koymak için çıkardın demek ki. 1 Mart'tan itibaren elma ihracatını birilerine yaptırmışlar ve onun cebine para koyacak, onun yerine vergi iadesi verecek. Biz bunları anlattık. Üreticiler umutlarını gelecek yıla bağladılar. Çiftçinin karnını yarsanız 40 yıl hep yarın çıkarmış, yani gelecek sene!. Gelecek sene ile yaşayan üretici eğer bu sene elmasını değerlendiremesin, borcunu ödeyemesin, ondan sonra elmacılık da kalmaz.
COŞKUNER'DEN MESAJ
Ben nerede ne olur, ne var bilirim; çünkü köy köy gezerim. Yani Ayşe teyzenin ineği buzağılayacaksa bilirim. Herkesi de lakabı ile çağırırım. Halkımız mutlaka örgütlü bir hale gelmelidir. Bilinçlenmeli ve hakkını talep etmelidir. AB bizden korkuyor, çünkü genç nüfusumuz ve nüfus oranı çok yüksek. AB kapıları açılırsa herkes gidecek. Böyle bir ülkeyiz, nüfusumuz sürekli büyüyor. Nasrettin Hoca bir gün dağa çıkar, çayırlık bir alandan geçerken kuşa benzer büyük bir şey görür. Ya der kuş olmaya kuş, ama bu kadar büyük kuş mu olur. Arkadaşları tutalım mı diye sorarlar ve tutarlar. Biraz kafasından biraz ayaklarından biraz da kanatlarından keserler. Hah derler şimdi kuşa benzedi. Aslında tuttukları deve kuşudur. Buradan çıkan şudur; ülkeyi Nasrettin Hoca'nın kuşuna benzetecekler. Onun için gençlere sesleniyorum. Gelin artık bireyci düşünmekten ve bireyci yaşamdan vazgeçin. Örgütlü düşüncenin içine girin. Ülkeyi ve yurdunu seven olun. Üretime katkı sağlayın ve söz hakkım var benim diyen bir topluluk haline gelin diyorum. Çıkışınız da bizde, yani CHP'de diyorum."
MEVLÜT COŞKUNER KİMDİR?
1945 Isparta Gelendost doğumlu. Gönen Öğretmen Okulu mezunu. Öğretmenlik görevinden ayrıldıktan sonra TÖB-DER şube başkanlığı yaptı. Daha sonra TÖB-DER Merkez Yürütme Kurulu'nda görev aldı. TÖB-DER Bölge Temsilciliği yaptı. Daha sonra CHP'de çeşitli görevlerde bulundu. 3 dönem CHP il başkanlığı yaptı. Son yapılan seçimlerde CHP'den Isparta Milletvekili seçildi.