goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Konu :Yeni Bir Dönem

Yazar : Selvi Erdoğan Turgut
 
Duyurular
 "BİZİM" yazmayan hiçbir Mahalli İdareler Gazetesi sorumlulugumuzda degildir!

 Mutlak ve mutlak bizi taklit edenler olacaktır, zaman zaman ismimizin önüne veya arkasına ekleme yaparak taklit edecekler veya başka isim altında BİZİM formatımızla bizi kullanarak siz yerel yöneticileri ve siyasileri ziyaret edeceklerdir


 Bu durumda hemen gazetenin künyesine bakın, Gazete Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Selvi ERDOGAN TURGUT ise işte o gazete bizim sorumluluğumuzdadır.


 Unutmayın! Yerel yönetimlerin gözü , kulağı, sesi olan yerel yönetimlerin sorunlarını ve icraatlarını dile getiren gazete;
Bizim Mahalli İdareler Gazetesidir ...


 
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz. Bugün 21.11.2008 12:30:19, Ocak 2005 tarihinden itibaren portalımız toplam 1778967 ziyaret almıştır. Aktif ziyaretçi sayımız 49 .

Ekibimize Katılın
Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
Gaziantep kendi kendine yeter
- Resim -

Şahinbey merkez ilçemizde çok ciddi bir çarpık kentleşme söz konusu ve büyükşehir belediyemizin 1.3 katrilyon gibi büyük bir borcu bulunmaktadır. Yalnız, şehrimiz kendi kendine yetebilecek güce sahiptir. Kaynağımızı iyi kullanmak durumundayız. Ben şuna inanıyorum ki, para idaresini bilen bir insan bu problemleri çok kısa bir sürede çözebilir

"Ben mühendis kökenli bir insanım ve ben devleti vekil olduktan sonra tanımaya başladım ve devlette işlerin aşırı derecede ağır gittiğini gördüm. Devlet şişmanlamış, obez bir insana benziyor. Şu andaki yönetim şekli itibariyle, yaşaması için tüketmesi gerekiyor. Fakat, üretemiyor. Bizim bu noktada üzerimizdeki ağırlıktan kurtulup, rahatlamamız gerekiyor."

Gaziantep'in ilk kadın milletvekili olan Fatma Şahin, politikaya AK Parti'nin kurulması ile birlikte girmiş. İş yaşamında elde ettiği tecrübeleri, siyasi hayatına yansıtan ve kadının siyasetin içine daha fazla girmesi için çalışan Şahin, devletin aşırı derecede şiştiğini belirterek küçülmek gerektiğini söyledi. Bizim Mahalli İdareler Gazetesi'ne açıklama yapan Şahin'le Gaziantep'i ve Türkiye'nin sorunlarını konuştuk. İşte Şahin'in Bizim Mahalli İdareler Gazetesi'ne anlattıkları:

POTANSİYELİ HAREKETE GEÇİRECEĞİZ

Bizim ilimiz ne kadar sanayi şehri gibi gözükse de arka planda en az sanayi kadar eşdeğer kültür ve turizm açısından da ciddi bir potansiyeli olan bir şehirdir. Yalnız, geldiğimiz noktada sanayileşme daha ön planda gözüküyor. Yalnız, kültür ve turizm noktasında daha önce yapılan hatalardan dolayı istediğimiz başarıya ulaşmış değildir. Bizim en büyük değerimiz, ülkemiz ve dünyada eşi benzeri olmayan bir turizm cennetidir. Yalnız, 3 Kasım'dan önce yapılan hatalar ve iletişimsizlikten dolayı, koalisyon hükümetlerinin yapmış olduğu yanlışlıklardan dolayı bir anlaşma feshedilmiş ve desteğini çekmiştir. Bizim de hükümet olarak kültür ve turizmin çok önemli olduğunu bilmemize rağmen, bütçeden yeterince para ayıramıyoruz. Yerel yönetimler yasası tasarısını değiştiriyoruz ve değiştirdiğimiz zaman, zaten bu vasıfların hepsi yerel yönetimlere verilecektir. Bizim ayrıca bir açık hava müzesine ihtiyacımız var. Turizmi deniz ve güneşten çok, kültürel turizm götürüyor. Özellikle dini turizm yapılan yerler ve kültür turizmi paralı turistleri daha çok çekiyor. Bizim ülkemiz aslında çok büyük bir potansiyel. Bu potansiyeli hayata geçirebildiğimiz zaman ve kendimizi dünyaya anlatabildiğimiz zaman çok da paraya ihtiyacımız kalmadan bunları anlatabileceğimizi düşünüyorum. Bu noktada Kültür Bakanımızla sürekli konuşuyoruz ve çalışmalarımız da devam ediyor.

GÖÇÜN GETİRDİĞİ EN BÜYÜK PROBLEM EĞİTİM

Gaziantep, bu noktada büyükşehirler içerisinde en çok göç alan illerimizden birisidir. Özellikle doğu ve güneydoğunun Paris'i olarak adlandırılıp, sanayi şehri olmasından dolayı göç vardır. Özellikle güneydoğu bölgesinde iş sıkıntısı yaşayanların umudu noktasındadır Gaziantep, göçün getirmiş olduğu sıkıntıları da yaşamaya başlamıştır. Ben, özellikle bu noktada, en büyük potansiyeli eğitimde görüyorum. Son yapılan Sağlıkta Dönüşüm Projesi'yle sağlıkta çakılı kadrolarla nispeten iyileştirmeler yapıldı. Fakat, eğitimde 70-80 kişilik sınıflarda, çok kötü şartlarda çocuklarımızın eğitimi yapılmakta. Biz bu noktada sağlıkta yaptığımız ciddi yasal değişimlerle iyileştirmeye çalıştık; "Eğer okul yaptırırsanız, gelir vergisinden düşebilirsiniz" diye yasa çıkarttık. Bu çıkan yasayla beraber valiliğimizin bünyesinde "Okul yap, adını yaşat kampanyası"yla bir gecede hem daha önce okul yaptıranlara plaket verildi, okul yapılması teşvik edildi ve bundan sonrası içinde sözler alındı. Bu gecede bir trilyona yakın para toplandı ve bunun bedeline yakın söz verildi. Hızla temeller atıldı, okullar yapılmaya devam ediyor. 2004 bütçesiyle, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez, Milli Savunma Bakanlığı'ndan daha çok Milli Eğitim Bakanlığı'na pay ayırdık. Yalnız, elimizdeki bütçenin yüzde 60'nın faize gittiği bir bütçeden bahsediyoruz. Ne ayırırsanız ayırın, 70 milyonluk bir Türkiye'de ciddi bir şekilde kaliteli eğitim yapabilmenin bedeli, bu ayrılan paranın belki de 10 katının ayrılması ile mümkün olacak. Bu yüzden de sanayicimizi, hayır sahiplerini ve sivil toplum örgütlerini hayata geçirmek ve onların desteğiyle bu sıkıntıyı çözmek zorundayız.

GAZİANTEP KENDİ KENDİNE YETER

"50 yıllık altyapı problemini bitirdik" diyen bir belediye başkanımız vardı bizim. 28 Mart'tan önce yalnız bir gördük ki, ciddi bir şekilde altyapı sıkıntısı devam ediyor. Özellikle Şahinbey merkez ilçemizde çok ciddi bir çarpık kentleşme söz konusu ve büyükşehir belediyemizin 1.3 katrilyon gibi büyük bir borcu bulunmaktadır. Yalnız, şehrimiz kendi kendine yetebilecek güce sahiptir. Kaynağımızı iyi kullanmak durumundayız. Ben şuna inanıyorum ki, para idaresini bilen bir insan bu problemleri çok kısa bir sürede çözebilir. Yeter ki, düzgün insanlarla yola gidelim. Yeter ki, musluğun başında çalmayan, çarpmayan birini koyalım, iyileşmelerin gözle görülür bir şekilde bizde yapıldığını hep beraber görelim. Yeter ki, bu iki noktaya dikkat edelim.

HÜKÜMET SAĞLIK SORUNUNU ÇÖZÜYOR

Şehrimizin ne kadar eğitim ve sağlık sorunları varsa, ülkemizin de o şekilde eğitim ve sağlık problemi var. Bu noktada biz Sağlıkta Dönüşüm Projesi'ni başlattık ve 1 Ocak itibariyle özellikle SSK ve devlet hastanelerinin birleştirilmesi bir devlet politikası olarak hayata geçiriliyor ve ben bunun Gaziantep için çok ideal bir çözüm olduğunu düşünüyorum. Çünkü, sigorta hastanelerinin sağlık kalitesinin devlet hastanelerinden çok farklı olduğunu görüyoruz ve altyapının fiziki şartların da ikisinin birleştiği zaman çok daha hızla problemlerin çözüm noktasına gideceğine inanıyorum. Bu genel devlet politikasının hükümet politikası haline geçtiği zaman Antep de bundan çok hızlı bir şekilde nasibini alacaktır.

İŞADAMLARIMIZIN MALİYETİNİ DÜŞÜRMEMİZ GEREKİYOR

Biz, aslında, göç almayan bir şehir olsak kendimize yetebilecek bir durumdayız. Yalnız çok hızlı göç aldığımızdan dolayı beraberinde çok ciddi bir işsizlik problemi ile biz de karşı karşıyayız. Vekil olduğumuz günden itibaren yaşadığımız en büyük problem, işsiz kalıp da "Vekilim bize iş bul" diyen seçmenimize yardımcı olmaya çalışmak. Şimdi burada artık devlet kapısı, devlet baba olmak sıfatını yitirdi. Devlet iş noktasında hiçbir şey yapamıyor. Yapsa bile o kadar dar bir alanda, o kadar zor şartlar altında sınavları geçmeniz ve belli bir seviyenin üzerine çıkmanız gerekiyor. En büyük çözümün özel sektörü rahatlatmaktan geçtiğini biliyoruz ve özel sektörü rahatlatırsak o kadar işsizliği biz de çözeceğimizi düşünüyoruz. Benim de şahsi görüşüm; burada özel sektörü rahatlamanın tek yolu var: Maliyetleri aşağıya çekmek ve pazar payınızı da artırmak zorundasınız. Şu anda Avrupa'nın en pahalı elektriğini veren ülkelerden birisiyiz. Dünya globalleşiyor, büyük bir köy oluyor ve en ucuzu, en kaliteliyi en ucuza yapamadığınız sürece bu şartlarda ayakta kalmanız mümkün değildir. Bizim sürekli olarak maliyetleri düşürebilmemiz ve sanayicimizin önünü açmamız gerekiyor. Ayrıca, özellikle de pazar payımızı artırmamız açısından sürekli bu değişen dünya düzeninde en ucuza satabilmeyi becerebilmek ve buradan da sanayicimizin para kazanabileceği karı da sanayicimize bırakmak zorundayız. Çünkü, kâr etmeyen bir kuruluş ne ayakta kalabilir ne yeni istihdam alanı sağlayabilir ne de yatırım yapabilir. Bu noktada zaten dış ticaretten sorumlu devlet bakanımız Gaziantep Milletvekilimiz, ihracatta yaşanan rekorlara, özellikle de komşularla ticaretin yüzde 30'u yüzde 60'ı arasında arttığı bir döneme girdik. Sayın bakanımız her yurt dışı gezisine giderken en az 100-150 işadamıyla beraber gidip, her gittiği ülkenin işadamlarıyla işadamlarımızı görüştürüp ve aralarında iletişimi artırarak pazar payını artırmaya çalışıyor. Özellikle, 17 Aralık'tan sonra Avrupa Birliği'nden tarih aldıktan sonra ülkemizde güven ve istikrar noktası yabancı sermayeyi de beraberinde hızla getireceğini düşündüğüm için, inşallah bu noktada 2005'in ortalarından sonra da işsizlikte bir gerileme ve iş olanaklarında bir artış yaşayacağımızı düşünüyorum.

GAZİANTEPLİ YATIRIMIN ŞEHRİNE YAPAR

Antep'in sanayicisi dışarı çıkmıyor. Antep'in sanayicisi şehrinde büyüyor ve büyüdüğü alanda şehre yardım ediyor. Bu da bizim açımızdan çok önemli. Birçok ilde doğu illerindeki zenginler gelip kendi memleketine yatırım yapmıyorlar. Biz mesela teşvikten yararlanmadık ve teşvikten yararlanmamıza rağmen, sanayicimiz teşvik olan bölgelere gitmiyor. Kendi yatırımızı Gaziantep'e yapmaya devam ediyor. Bu da bizim en büyük artımızdır. Ben de buradan tüm sanayicilerimizi kutluyorum.

TARIMDA DAHA ÇOK YOL KATETMELİYİZ

Bizim sanayi şehri olmamızla beraber ciddi bir şekilde tarımla geçinen ciddi bir altyapımız var. Özellikle bizim bölgedeki birkaç tane ürün Türkiye genelinde çok önemli ürünler. Özellikle bizim antepfıstığımız dünyada ve Türkiye'de ihraç yapabileceğimiz bir üründür. Bunun yanı sıra üzüm, incir, zeytin gibi kaliteli üretim yapabileceğimiz toprak altyapımız da var. Bizim hızla teknolojiyi yakalamamız ve makineleşme oranını artırmamız gerekiyor ve markalaşmayı yakalamamız gerekiyor. Sanayide yaptığımız gibi bizim bu noktada da bir projemiz var. "Her köye bir ziraat mühendisi projesi" ile yapılmaya çalışılan şey, daha teknolojik tarıma geçilmesini sağlamak için bir uygulanan yöntemdir. Fakat, bu bir başlangıç, yeterli bir çalışma değil. Bizim bu konuyu yeni bir devlet politikasına dönüştürmemiz gerekiyor. Ben öncelikle İsrail'i gördükten sonra ve İsrail'in tarımda yakaladığı çizgiyi, tohumculukta yakaladığı başarıyı gördükten sonra, Türk çiftçisinin daha çok yol kat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Hükümet olarak, çok ciddi bir şekilde ele alıp projelendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

DEVLET OBEZLEŞMİŞ

Ben mühendis kökenli bir insanım ve ben devleti vekil olduktan sonra tanımaya başladım ve devlette işlerin aşırı derecede ağır gittiğini gördüm. Devlet şişmanlamış, obez bir insana benziyor. Şu andaki yönetim şekli itibariyle, yaşaması için tüketmesi gerekiyor. Fakat, üretemiyor. Bizim bu noktada üzerimizdeki ağırlıktan kurtulup, rahatlamamız gerekiyor ve yönetim anlayışımızda verimliliği, şeffaflığı, kaliteyi hızla getirmemiz gerekiyor. Bunun bu yolu da yetki devrinden geçiyor. Şu anda yapılan sistemde Gaziantep'teki bir caminin taşı düştüğü zaman, parası Ankara'daki bürokratların masasından geçiyor. Bu kadar dolayı bir çalışma sistemi olmaz. Bizim hızla yetki devrini gerçekleştirmemiz ve yerel yetki devrini vermemiz; onların hızlı, kaliteli, verimli yönetim tarzını sağlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da bu kanunun hızla yasalaşmasından geçiyor ve ben bunu çok önemsiyorum. "Bugün git yarın gel" anlayışı bitecek diye düşünüyorum ve çalışmalarımız bu hızla devam ediyor.

İNSANIMIZI SEVİYORUZ

Yaklaşık 2 yıldır halkımızın bize gösterdiği teveccühle iktidar olduk. Bu makamın büyük bir sorumluluk makamı olduğunun bilincindeyim ve bundan dolayı da ciddi bir çalışmamız gerektiğinin bilincindeyim. Bu çalışmaları yaparken de Türkiye'deki siyasetin kalitesini yükseltmeye çalışıyorum. Ben yalnızca, tayin terfi yapan bir milletvekili olmak istemiyorum. Milletvekilliği sürem bittiği zaman çocuklarıma anlatacağım bir başarım olsun istiyorum. Şu anda da 2 yıldan beri geldiğim noktada hem yerel bazda düşündüğümüz zaman, bütün milletvekillerimiz, valiliğimiz, belediye başkanlarımızın ortak çalışmasıyla, özellikle Gaziantep havaalanında yaşanan sıkıntıların, oranın pist ve altyapı problemini çözülmesi için girişimler yapıldı ve sonuçlandı. Bunun yanı sıra Karacık Barajı denilen bir barajımız vardı. Yüzde 80'i bitmiş ve gelen kalan kısmına para ayrılmadığından dolayı bekliyordu ve o bölgenin sulaması açısından bu barajda çok önemli olduğu için yine toplu olarak tüm vekillerimizle yapmış olduğumuz çalışmalar sonucumda buraya 3 trilyon gibi para aktardık. Havaalanına 7.7 trilyon gibi para aktardık ve bu zor şartlarda parasız bir bütçede aktarılmaya çalışılan bir paradır bu ve çok zorluklar yaşadık. Bize düşen neyse sürekli yapma gayreti içinde olacağız. Biz bu işi severek gönlümüzü vererek yapıyoruz. İnsanımızı seviyoruz. Artık eski köhnemiş siyasi anlayışların gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Sorun olan yönetimlerle çözüm bulunmayacağına inanıyorum. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor.

KADINLARIN KARAR MEKANİZMASINDA OLMASI GEREK

Hangi alanda başarılı olunursa olunsun ülkenin önü siyasetle açılıyor. Yani, karar mekanizmasında mutlaka olunması gerekiyor. Öte yandan 1934 yılında biz kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermişler ama, "elinizin hamuruyla erkek işine karışmayın" diye bir rol biçmişlerdir. Yalnız, kadınlarımızın bizim okuma-yazma yüzdesi olarak da erkeklerimizden hiçbir zaman bir zaaf göstermemişlerdir. Toplumsal bakış açısından, kadınlar hep siyasete uzak kalmışlardır ve siyaset, erkek alanı olarak görülmüştür. Biz AK Parti hükümetinin bu zihniyet değişimini ve bayanlarımız da AK Parti'yle beraber siyaset yapabileceğini gördük. Politikaya girince, birtakım rastlantılardan sonra, o gün şartları itibariyle düşündüklerimin aktif siyasete girdikten sona gördüklerimle gerçek anlamda örtüştüğünü gördüm. Şu anda bir milletvekili olarak çok mutluyum. Çünkü yaptığım iş kişiliğimle örtüşüyor. Bunların hepsi de birbirini tamamladı; zincirin halkaları gibi birleşti. Şu anda yaklaşık 2 yıl geçti. Özellikle hem yerel bazda hem genel bazda partimi, ülkemi, şehrimi güzel bir şekilde temsil etmeye çalışıyorum. Siyaset ciddi bir tecrübe işidir. Mümkün olduğu kadar sürekli kendimi yetiştirerek ve siyasi tecrübemle birleştirerek var olma mücadele verme azmindeyim.

Fatma Şahin kimdir?

1966 Gaziantep doğumluyum. İlk ve orta tahsilimi Gaziantep'te tamamladıktan sonra, üniversiteye 1983 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi'nde başladım. Kimya-Meteoroloji Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nü 1987 yılında bitirdim. Evli, 2 çocuk annesiyim. Siyasi hayatım, AK Parti'nin kuruluşuyla başladı. AK Parti'nin kuruluşu sırasında eşimle birlikte Gaziantep yönetimine girdik. Başbakanımızın Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda yapmış olduğu icraatlarından dolayı, başına geldiği zaman ülkemizi kurtaracağını düşündüğümüzden, 'bizim de çorbada bir tuzumuz olsun' fikriyle başladık ve 3 Kasım seçimlerinde Gaziantep''n ilk bayan milletvekili olarak seçildim. Bu da benim için çok büyük bir gurur oldu.

 

 

© Copyright-2005