
Hükümetimizin 2005'teki hedefi işsizliği en indirmek. Bunun için çalışmalar yapılıyor. 36'i kapsayan teşvik yasası bazı illerimizde olumlu sonuçlar verdi. Birçok yerde olumlu sonuç verdiği halde, Mardin'de istenilen sonucu alamadık. Bu yasanın daha iyileştirilmesi gerekir. Bu teşviklerin daha cazip hale getirilmesi gerekir. Burada tek başına yetmiyor
Mardin'in tarıma dayalı yatırımlara da ihtiyacı vardır. Uçsuz bucaksız ovaların sulanması durumunda dışarıdan işçi akımı da olacaktır. Bunlar kırsal kalkınmaya yönelik projeler.Bu kolay kazanılacak bir savaş değildir ama bütün imkanlarımızı zorlayarak işsizlikle mücadelede galip gelmek zorundayız. Nihat Eri, Mardin'in Midyat ilçesinde eczacılık yaparken bile siyasetin içinde olan bir isim. "Siyasetten kopmak hayattan kopmaktır" diyen Eri, hiçbir zaman Mardin'in ve Mardinlinin sorunlarından uzak kalmamış. Hükümetin Mardin'in gelişmesi için pek çok olumlu iş yaptığını kaydeden Eri, Türkiye'nin iyi gidişinin sürmesinin Mardin'e büyük katkılar yapacağını da söylüyor. Mardin'deki işsizlik sorunun çözümü için hükümetin ek tedbirler alması gerektiğini düşünen Eri, Bizim Mahalli İdareler Gazetesi'ne şu açıklamaları yaptı:
SORU: Mardin, Türkiye'nin en özgün illerinden birisi. Milletvekili olduğunuz ili biraz anlatır mısın?
Mardin,bütün Anadolu şehirleri gibi çok geçmişe dayanan bir tarihe sahip. Çok farklı devletler ve beylikler kurulmuş. Özellikle Artukoğullarının Mardin'de birçok tarihi yapıları var. Bunun ötesinde Mardin farklı dillerin, dinlerin bir arada barış içerisinde yaşadığı bir kent. Yaşamı kesintiye uğramamıştır. Bu anlamda Mardin ayrıca taşın şiir gibi işlendiği bir şehir. Kiliselerin camilerle omuz omuza olduğu, ezan ve çan seslerinin birbirine karıştığı hem İslami anlamda birçok eserin var olduğu hem Hıristiyanlar açısından çok önemli eserlerin mevcut bulunduğu bir şehir Mardin ve Midyat. Süryani dediğimiz zaman bunlar kadim Arami ırkına mensup ve ilk Hıristiyan olan bir grup. Bunların kiliseleri 2. ve 3. yüzyıla kadar uzanıyor ve o günden bugüne kadar fazla bir sorun yaşamamışlardır ve hala kiliseleri ve manastırlarıyla capcanlı yine cemaatlerine hizmet etmeye devam ediyor. Bu açıdan Mardin hem yurt içinde hem de yurt dışında dikkat çeken bir şehir.
SORU: Mardin'in gelişmesinde turizmin büyük geleceği olduğu görüşüne siz de katılıyor musun?
Turizm altyapısı büyük maliyetler gerektirir. Bunun başında konaklama tesisleri gelir. Fakat, devletin kalkıp oralarda otel inşa etmesi mümkün değil. Belki otel inşa etmek isteyenlere, konaklama tesisi, turistik tesis yapmak isteyenlere bazı teşvikler sağlanabilir. Nitekim, hükümetin çıkardığı 36 ili kapsayan bir teşvik yasası var. Bu yasaya göre; en az 10 kişiyi çalıştıran her türlü yeni yatırıma teşvikler uygulanıyor. Bunlar vergi muafiyetidir, SSK primlerinde indirimdir, enerji indirimidir ve gerekirse Hazine arazisinin bedava kullanımıdır. Ama buna rağmen bu bölgemizde bir canlanma olduğu söylenemez. Tek eksiğimiz bu. Bunun dışında belediyelerin şehirlerimizi daha mamur, daha bayındır duruma getirmeleri gerekir ki, turizme uygun hale gelebilsinler. Temiz sokağı olan, parklarıyla, yeşiliyle, suyuyla sorunsuz şehirlerde turizm gelişebilir. Mardin'de, Midyat'ta ve Savur'da bu anlamda çok çalışmalar yapıldı. Özellikle Midyat'ta son dönemin belediye hizmetleri Midyat'ı farklı bir noktaya taşıdı. Mardin'de ve Midyat'ta bazı eski yapılar restore edildi ve restorasyon çalışmaları hızlı bir şekilde devam ediyor. Muhtemelen Savur'da da böyle şeyler yapılmıştır. Bu bir süreçtir. Hükümetin desteği elbette vardır ama bu destek büyük bir para akışına neden olmamaktadır. Ülkenin ağır bir borç altında olması, bütçede açık çıkmaması istenilen yere istenilen kaynağın aktarılmasını engelliyor. Ama destekler var. Bu açıdan AB'nin fonlarının da bu açıdan kullanılması mümkün. Bunun için hem belediyelerimizin hem sivil toplum örgütlerimizin hem de orada yaşayan şahısların bu konuda bilinçlenmesi, eğitilmesi gerekli. Bu konuda, turizme yönelik birtakım projeler hazırlanabilir. Nitekim, birtakım projelerle ilgili müracaatlar yapılmıştır, yapılmaktadır. Bir de Mardin derken Hasankeyf'i de Mardin bağlamında düşünmek gerek. Geçmişte Hasankeyf Mardin'in Gerciş ilçesine bağlı bir köy ya da beldeydi. Fakat bugün Batman'a bağlıdır. Ama turizm söz konusu olduğunda Mardin, Midyat ve Hasankeyf hatta Nusaybin bir arada düşünülüyor. Hasankeyf'in tabii ki, Ilısu Barajı ile ilgili sorunları var. Ama bu projede bile Hasankeyf'e 30 bin dolarlık bir kaynak ayrılmıştır. Hasankeyf'in hem turistik alt yapısının hazırlanması, hem birtakım eserlerin gün ışığına çıkartılması için kullanılacaktır bu kaynak. Mardin için de hem vilayetin hem sivil toplum örgütlerinin, hem de bizlerin desteğiyle birtakım projeler hayata geçecektir. Mesela Kasım Paşa Medresesi'nin restorasyonu için Kültür Bakanlığı önemli miktarda kaynak ayırmıştır. Restorasyon çalışmaları en azından proje safhasında devam ediyor. Eski yapılarla ilgili çalışmalar olduğunu biliyoruz. Bütün bunlar bir araya geldiğinde Mardin gelecekte Mardin'in turizm açısından önemli bir kent olacağı bellidir.
SORU: Mardin'in sorunları da var. Göç başta olmak üzere bu sorunlara değinmek ister misiniz?
Göç bütün Türkiye'nin sorunudur. Maalesef insanımız henüz nerede oturacağına dair karar veremedi. Göçebe geleneğinden olsa gerek insanımız sürekli hareket halindedir. Köyde yaşarken şehre gediyor, şehirde tutunamıyor tekrar köyüne geri dönüyor. Bu yapılan göç birtakım hizmetleri engelliyor. Okul için bir planlama yapıyorsunuz ama nüfus sürekli değiştiğinden ya yaptığınız okul boş kalıyor ya da yetersiz kalıyor. Sağlık ocaklarında da, hastanelerde de durum böyle. Belediye hizmetleri yerine getirmiyor. Bunlar büyük sıkıntılar. Mardin özeline geldiğimizde ise, yakın geçmişte olan olaylardan dolayı yüzlerce köyümüz boşaldı ya da boşaltıldı. Ama bugün artık bu ortam değişti. İnsanlarımızın köylerine geri dönmesi için herhangi bir engel kalmadı. Ne yasal bir engel ne idari bir engel ne de psikolojik bir engel kalmadı. Boşaltılan tüm köylerimize geri dönülmüştür. Dönüşlerin olması bizleri mutlu etmiştir. Zira, orada sahipsiz kalmışlardır. Bir başlarına bırakılmışlardır. Belki çocukları yeterli eğitim verememişlerdir. İş bulamamışlardır. Geri döndüklerinde de alt yapısı bozuk olan köylerle karşılaşıyoruz. Suyu, elektriği olmayan ya da olanları tahrip olmuş bir yerleşim birimi haline gelmiştir ama bu konuda resmi kurumlar üzerine düşeni yapmıştır. Sağlanan ödeneklere ilave ödenekler sağladık, sağlamaya çalışıyoruz. Bugüne kadar bu geri dönen köylerle ilgili olarak da elektrik sorunu trilyonları bulan bir harcama ile çözüldü. Bunda TEDAŞ'ın ödenekleri, ilave olarak sağlanan ödenekler, il özel idaresinin katkıları vs. bir araya getirilerek bugün beş haneli mezralara varana tüm köy ve mezraların sorunları çözüldü. Elektrik sorunundan artık bahsetmiyoruz. Ama hala devam eden bir su sorunumuz var.
SORU: Mardin'in en büyük sorunlarından birisi de su galiba?
Biz, 2 yıldır Mardin'de Köy Hizmetleri'nin sondaj makinelerini sürekli kullandık buna ilaveten GAP İdaresi'nin Mardin'de kullandık ve birçok köyün sondajını yaptık. 40'a yakın köyün kuyuları açıldı, pompaları takıldı, enerji nakil hatları çekildi ve faal hale getirildi. En azından kuyu başında köylerimiz suya kavuştu. 69'a yakın sondajı yapılan ama pompası eksik, enerji nakil hatları eksik olduğu için faal olmayan kuyumuz var. Köy Hizmetleri'nin bu kuyuları faal hale getirmek için ödeneği yetersizdi. Bu yıl Maliye Bakanı ile görüşerek, kuyular için 500 milyarlık bir kaynak aktardık. Buna il özel idare bütçesinin de katkıları sağlanarak 69 köyümüzün mümkünse tümü için gerekli donanımlar satın alınacak. Bu köylerin de en azından kuyu başından su almaları temin edilecek. Biz istiyoruz ki, bur sene içerisinde Mardin'de hiçbir köy susuz kalmasın istiyoruz. 21. yüzyılda bir insanın susuz kalması kabul edilebilir değil. Kaldı ki, modern AB'ye üye olmak için önemli mesafeler kat etmiş bir Türkiye için bu hiçbir şekilde kabul edilemez. Sayın Başbakanımız da bu konuda hemfikir ve gittiğimiz yerlerde "susuz köy lafını duymak istemiyorum" demektedir. Kızılcahamam toplantısında Sayın Başbakanla bu konuyu konuştuk. Kendisi dedi ki, "Sadece Mardin değil, bütün Türkiye için belli bir projeniz olsun. 2-3 sene içerisinde susuz köyümüz kalmasın. Ama asıl olan evinde musluğu açtığınızda suya ulaşılmasıdır. Fakat Türkiye'nin bütçesi dar bir bütçe. Ama inanıyorum ki, ilerde bu sorunlar halledilecektir." Mardin'de köye dönüşlerde iskana açılan köylerimizin yolları da çok kötü durumda. Bunun için Köy Hizmetleri harıl harıl çalışıyor. Fakat, onların da araç-gereç yetersizliği var, yakıt ihtiyacı var ve ayrılan ödenekler yetersiz. Özel idarenin katkıları da oluyor. Bu yolla yollar düzeltiliyor. Yani köylerimizin elektriğinin, suyunun ve asfalt yolunun olması gerekir. Bunun yanında okul gibi sorunlar var. Bunlar özellikle Milli Eğitim Bakanlığı ve özel idarenin katkılarıyla önemli ölçüde çözülüyor. Sağlıkla ilgili sorunlarda da sağlık anlayışında bir değişiklik var. Eskiden ücra yerlere, küçük birimlere kadar sağlık evleri açılıyordu. Bugün merkezlere daha nitelikli sağlık merkezleri kurulmasına çalışılıyor. Araçlarda da ulaşım rahatladı. Her köyde taksiler, minibüsler var. Hastayı taşımak daha kolay. Eskiden sağlık evleri birkaç köyün ortasına yapılırdı. Buradaki hemşire at sırtında bir yerden bir yere giderek hizmet verebilirdi. Bugün artık bunun düşünülmesi yanlış. Dolayısıyla, merkezlerdeki sağlık birimleri geliştirilecek. Mardin'de bu sene muhtemele 4 hastanemizin açılışı yapılacak. Bunlardan biri Mardin merkezdeki büyük hastane, diğer üç tanesi ilçelerimizde. Hastanelerimizin sağlık personeli süratle karşılanmaya çalışılıyor. Kızıltepe, Nusaybin, Midyat devlet hastanelerinin uzman ihtiyaçları süratli bir şekilde karşılanıyor. Diğer ilçelerin de hem doktor açığı karşılanıyor hem de 112 acil servisle ilgili tam donanımlı minibüsler ilçelerde mevcut. Telefonla bu birimlere ulaşıldığında hasta kolaylıkla en yakın hastaneye ulaştırılıyor. Böylece sağlık sorunlarında da bir iyileşme görülüyor.
SORU: Sağlık konusunu biraz daha açar mısınız?
Bugün Mardin Devlet Hastanesi'nde 43 tane uzman doktorumuz var. Ayrıca kura çekimi ile Mardin'e yeni uzmanlar atanacak, kurumlar arası geçiş yoluyla hastaneye geçiş için kadrolar belirlendi. Kızıltepe Devlet Hastanesi'nde 10-15 arası, belki de daha fazla, uzman doktorumuz var. Bu sayılar geçmişten bu artış göstermiştir. Sağlık Bakanlığı Güneydoğu Anadolu'ya özel önem veriyor. Sağlık Bakanımız bir ay kadar önce Mardin'e geldi ve milletvekillerimizin de katıldığı toplantılarında Mardin'in sağlık sorunları en ince ayrıntısına kadar tartışıldı. Çeşitli kararlar alındı, talimatlar verildi. Hastanelerin hızlı bir şekilde bitmesi için yüklü bir kaynak sağlandı. Bu kaynak, hastanelerin kısa sürede tamamlanmasını sağlayacaktır.
SORU: En çok sorun olan alanlardan birisi tüm Türkiye'de olduğu gibi eğitim değil mi?
Mardin'de eğitimde önemli gelişmeler sağlandı. "Haydi Kızlar Okula" kampanyası gereğince Milli Eğitim Bakanı Mardin'e geldi. Ev ev, köy köy gezerek kızlarını okula göndermeyen ailelerle görüştü ve onlara daha çok okuma imkanı sağladı. Hükümetimiz vergi gelirlerinin düşmesi pahasına eğitime verdiği önemi göstermek açısından ne kadar yatırım yapmışsanız o kadar vergiden düşmesini sağlayacak yasa çıkarttı. Bu yasa sayesinde birçok işadamı eğitim sahasına yatırım yapmaya başladı. Birçok işadamımızın okul yaptırdığına şahit oldum. Bazı okulların sosyal tesislerini, yemekhane ve yurtlarını yaptırıyorlar. Mardin'de eğitimle ilgili kalitenin hızla yükseldiğini görüyoruz. Eylül ayı itibariyle öğretmen açığımız var. Bunun için bir kısmını vekil öğretmenlerle, bir kısmını da atanacak öğretmenlerle kapatmaya çalışacağız.
SORU: Mardin'de büyük bir işsizlik problemi olduğunu gördük. Bu sorun nasıl çözülebilir?
Türkiye'nin en büyük sorunu işsizliktir. Hükümetimizin 2005'teki hedefi işsizliği en indirmek. Bunun için çalışmalar yapılıyor. 36'i kapsayan teşvik yasası bazı illerimizde olumlu sonuçlar verdi. Osmaniye'de 30-40 tane tesisin temeli aynı anda atıldı. Birçok yerde olumlu sonuç verdiği halde Mardin'de istenilen sonucu alamadık. Bu yasanın daha iyileştirilmesi gerekir. Bu teşviklerin daha cazip hale getirilmesi gerekir. Burada tek başına yetmiyor. Türkiye'nin yatırım yapması için istikrarlı bir yapı göstermesi lazım. Türkiye'de bu yıl yaptıklarıyla istikrar halini sürdürüyor. Ülkedeki işsizlik sorunun çözülmesi için sadece yerli sermaye yetmemektedir. Yabancı sermayede ihtiyaç vardır. Ayrıca yabancı sermaye buraya geldiğinde birtakım bürokratik engeller kaldırılmaya çalışılıyor. Bir başka husus da yatırımları canlandırmak için yatırımcıya kredi verilmesi gerekir. Fakat, uzunca bir süredir bankalar ellerindeki parayı kredi olarak kullanmadılar, devlet tahvili almakta kullandılar. Bu devletin borçlanma gereği dolayısıyla yapıldı. Fakat devletin borçlanma ihtiyacı azaldıkça, bankalar ellerindeki bu kaynakları yatırımcıya kaynak olarak kullanacaklardır. Bu da yatırımı artıracaktır. Uygulanan ekonomi politikası borçlanma gereğini de azaltmıştır. Türkiye artık borcunu çok daha rahat çevirebilir bir ülke olduğu zaman psikolojik olarak daha az borçlanacaktır. Bu da bankaların kredi verme imkanlarını artırmak teşvik yasalarını daha cazip hale getirmek amacıyla Türkiye'de yatırımlar artacaktır. Mardin'in de bundan nasibini alması için hepimizin yardımcı olması gerekir. Ülkemizde yaşayan ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın ortaklaşa yatırım yapmaları gerektiğine inanıyorum. Mardin bunun için çok iyi bir ortama sahiptir. Ayrıca Mardin'in tarıma dayalı yatırımlara da ihtiyacı vardır. Uçsuz bucaksız ovaların sulanması durumunda dışarıdan işçi akımı da olacaktır. AB fonlarından projeler devreye sokulabilir. Bunlar kırsal kalkınmaya yönelik projeler, Sosyal Yardımlaşma Vakfı'nın, Orman Bakanlığı'nın ve Tarım Bakanlığı'nın istihdamın artırılması, işsizliğin azalması yönünde çok yönlü çabaları vardır. Bu kolay kazanılacak bir savaş değildir ama bütün imkanlarımızı zorlayarak işsizlikle mücadelede galip gelmek zorundayız.
SORU: Mardin aynı zamanda bir tarım kenti. Tarımı destekleyici projeler nelerdir?
Ömerli'de üzüm tesisi, Derik'te zeytin tesisleri mesela. Tarımı destekleyici projeler birkaç kaynaktan yararlanacaktır. Az önce bahsettiğim AB fonları var onun için proje yaparsınız. Örneğin, zeytincilikle ilgili ne yapmak istediğinizi anlatırsınız. Marka mı olmak istiyorsunuz yoksa tesis kurmak mı istiyorsunuz, projenize dahil edersiniz. Daha sonra başvurursunuz. Projeniz incelenir, ciddi bulunursa fondan size kaynak sağlanır. Derik'teki zeytin, Ömerli'de üzüm bunlar daha kalitemi ve daha çok miktarda üretilirse zaten bu dediklerimiz kendiliğinden olur. Yani bir insan bir işte kar ettiğini düşünürse o işe yatırım yapar. Bizim insanımız bu tür bir yatırımı kesinlikle yapabilir. Tabii devlet de bu konuda yardımcı olur. Mesela Tarım Bakanımız bu yıl bir proje geliştirdi; bin köye bin ziraat mühendisi ya da veteriner. Bunlar köylerde kalarak köylülerin daha nitelikli üzüm yetiştirmelerine, daha bilinçli tarım yapmalarını sağlamaya çalışacaklar. Derik için aynı şey geçerlidir.
Mardin'de sosyal ve kültürel yaşam hakkında bilgi verir misiniz?
Bazı ilçelerimizde bazı festivaller yapılmaktadır. Kiraz festivali vs. gibi. Mardin'de daha kapsamlı Mardin'i Türkiye'ye ve dünyaya tanıtacak bir festivalin yapılması gerekir. Zaman zaman bu konuda bazı sivil toplum örgütleriyle birlikte bazı çalışmalar yapıldı. Biz istiyoruz ki, Mardin'de kent filmleri festivali ya da başka tür festivaller yapılsın. Süryani müziği, Arap müziği, Mardin'in yerel müziği gibi. Bunlar bütün Türkiye'de ilgi çekecek aktiviteler olabilir.
SORU: Mardin aynı zamanda bir sınır kenti. Bunun bir katkısı var mı kentin ekonomisine?
Son iki yılda komşularımızla olan ticaretimiz birkaç misli artış göstermiştir. Eskiden Suriye ile ilişkilerimiz kötü durumdaydı. Fakat şimdi sorunuz yok. Birkaç ay önce benim de yer aldığım bir heyet Haleb'e gittik. Sayın Kürşat Tüzmen başkanlığındaki orada Türk işadamları ve Suriyeli işadamları bir araya getirildi, karşılıklı yatırım imkanları araştırıldı. Birçok işadamı da gerek Suriye gerekse Türkiye'de birlikte hareket etme kararı aldılar. Suriye Başbakanı bir konuşma yaptı, "Biz bütün sınır kapılarını bizi ayıracak kapı değil, barış kapıları, dostluk kapıları olarak görmek istiyoruz. Karşılıklı yatırımlar için de her türlü desteği vermeye hazırız" dedi. Bu konuda önemli gelişmeler olacağını biliyorum. Şenyurt Kapısı'yla ilgili çalışmalar var. Nusaybin kapısının transit ticarete açılması ile ilgili çabalar var. Nusaybin kapısı şu anda şehrin içinde olduğu için bir araç sirkülasyonunu kaldıramaz. Şehrin içinden bu araçların yoğun bir şekilde geçişleri trafik açısından mümkün değil. Bu kapısının daha doğuda açılması için çalışmalar var. Birçok kapıda olduğu gibi Nusaybin'de sınır ticaret merkezi kurulması için bakanlar kurulu kararı var. Kapılarla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Tabii ki, bazı şeyler ülkeler arası olduğu için uzun zaman alabilir. Yatırımları geciktirebilir.
SORU: Etibank'ın Mazıdağı'nda büyük bir tesisi var. Bu tesisin kaderi ne olacak?
Etibank'la ilgili ise devlet ekonomiden elini çekiyor. Artık devlet eskiden olduğu gibi otelcilik yapan, ayakkabı üreten her yerde fabrika kuran devlet değil. Geçmişte faaliyetlerinden çok zara görmüştür hala da görmektedir. Devlet bunları ayakta tutmak için çok çaba harcıyor ve özelleştirme yoluyla elinden çıkarmaya çalışıyor. Bununla uğraşırken Mazıdağı'nda Etibank'a yatırım yaptırılması düşünülemez. Etibank tesisinin zarar etme sebebi fosfat açısından zengin bir yer fakat, fosfatımızda çakmak taşı denilen taşlar var. Bunların ayıklanması zor. Elle ayıklama gerekir fakat, tümünü ayıklayamazsınız. Mevcut tesisleri tahrip ediyor, kalitesini düşürüyor. Ayrıca, gübre fabrikaları Mersin'de, Marmara'da, Samsun'da bulunuyor. Oralara nakletmek için de büyük çapta nakliye masrafı gerekiyor. Bu maliyeti artırıyor. İthalat üretici için gübre fabrikası için daha cazip hale geliyor. Dolayısıyla bir ekonomik faaliyet kar etmiyorsa, zarar ediyorsa onu uzun süre sürdüremiyorsunuz. Talibi olursa özel sektöre devredilebilir. Fakat bu zamana kadar istenilen şeyler elde edilemedi.
SORU: Hükümet yerel yönetimler için bir reform hazırlığında. Bu reformu en iyi bilen insanlardan birisi olarak Mardin'e yapacağı katkılardan bahsedebilir misiniz?
Mardin'in ihtiyacını Mardinli daha iyi bilir. Ankara'da masa başında Mardin'in, Iğdır'ın, Ardahan'ın ihtiyaçlarını doğru bilemezsiniz, yanlış tespit eder, yanlış yatırım yaparsınız. Nitekim, bugün Türkiye'de öyle ilçeler var ki, 5 bin nüfuslu ilçelerde büyük kültür merkezleri inşa edilmiş, olimpik yüzme havuzları inşa edilmiştir. Ama kararı yerel unsurlara bırakacak olursanız onlar belki az parayla çok iş yapabilir. En acil, en zaruri şeyleri yaparlar. Kaynağı israf etmezler. Dolayısıyla, bu reformun kesinlikle yapılması gerekir. Ankara güvenliği sağlamalı, adaleti sağlamalı, eğitimle ilgili planları, programları yapmalı, taşrayı denetlemeli. Kural koymalı, denetlemeli fakat kararı da yerele bırakmamız gerekli. AB sürecinde de bu hızlanarak devam edecektir. İlk defa bir iktidar elindeki yetkileri taşraya vermiş olmaktadır.
SORU: Mardinlilere Bizim Mahalli İdareler aracılığıyla iletmek istediğiniz mesajınız nedir acaba?
Sevgili halkıma Türkiye bütün İslam aleminde çok farklı bir konumda, adeta parlayan bir yıldız, herkesin özendiği bir ülke. Dünya'da artık sözümüz dinlenir, sözüne güvenilir ve görüşü merak edilen bir ülke haline geldi. Ekonomik olarak da çok güçlüyüz, dünyanın bütün ülkelerine ihracat yapıyoruz. İhracatımızın yüzde 80'i sanayi ürünüdür. Türkiye AB'ye üye olmak yolunda hızla ilerliyor. Bu hem Türkiye'ye önemli bir katkı sağlayacak hem de Avrupa'ya, Avrupa'nın bir değerler sistemi olduğunu bu şekilde kanıtlayacak, bağnaz bir Hıristiyan topluluğu olmadığını farklı medeniyetleri, farklı dinleri, farklı uygarlıkları da içinde barındıracak kadar güçlü bir yapısı olduğunu gösterecektir. Dolayısıyla, halkımızın önünde daha güzel günler var. Daha zengin bir Türkiye, hukukun üstün olduğu, demokrasinin ileri düzeyde uygulandığı bir ülkenin onurlu yurttaşı olacakları için de onları yürekten kutluyorum.
Bizim Mahalli İdareler gazetesini kutlarım
Önemli bir fonksiyon icra ediyor. Belediyelerin özellikle küçük belediyelerin sorunlarını ülke geneline taşıdığınız için kamuoyunun sorunlarını duyurduğunuz için önemli bir görev üstleniyorsunuz. Belediyelerin kendini ifade etmelerine zemin hazırlıyorsunuz. Bu takdir edilecek, kutlanacak bir davranıştır. Ben çok önemli bir görev ifa ettiğinizi söylemek istiyorum.
Nihat Eri kimdir?
1948 yılında Midyat'ta doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi Midyat'ta tamamladım. Liseyi sırasıyla Mardin, Diyarbakır ve İstanbul'da okudum. İstanbul Kabataş Erkek Lisesi'nden mezun oldum. Üniversite öğrenimime ODTÜ'de başladım. 2 yıl okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'ne geçiş yaptım. 1977'den bu yana Mardin'in Midyat ilçesinde serbest eczacılıkla uğraşıyorum. Milletvekili seçildikten sonra mesul müdürle eczane faaliyetine devam ediyor. 2 yıldan beri milletvekilliği yapıyorum. Öğrencilik yıllarımda özellikle sivil toplum örgütlerinde, öğrenci derneklerinde aktif olarak çalıştım. Ankara'da Üniversiteler Fikir ve Aksiyon Birliği Derneği'nin bir dönem umumi reisliğini yaptım. ODTÜ'de okurken düşünce kulübünde yöneticilik yaptım. ODTÜ'de okurken düşünce kulübünde yöneticilik yaptım. Mardin'de siyasi faaliyetlerim oldu. Refah Partisi'nden ilçe başkanlığı, milletvekilliği ve belediye başkanlıklarına adaylıklarım oldu. Bir dönem Fazilet Partisi'nde çalıştım. AK Parti'nin kurucu il başkanıyım. Topluma karşı sorumluluk gereğinden bir şey yapma ihtiyacı duyuyorsunuz. Daha sonra bu ihtiyaçlar sizi olaylar karşısında farklı tavırlar almaya zorluyor. İster istemez kendisini siyasi bir çizgide buluyorsunuz. Mardin ve Midyat gibi küçük bir yerde bulunuyorsanız bu da kaçınılmazdır. Eczacılık yaptığım dönemlerde bölgede hepimizin de bildiği gibi birtakım olaylar cereyan etti. Bu olaylar karşısında tavır almak siyasetin ta kendisidir. Suskun kalmak da bir çeşit siyasettir. Dolayısıyla siyasetten kopmak hayattan kopmak gibidir.