goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Konu :Yeni Bir Dönem

Yazar : Selvi Erdoğan Turgut
 
Duyurular
 "BİZİM" yazmayan hiçbir Mahalli İdareler Gazetesi sorumlulugumuzda degildir!

 Mutlak ve mutlak bizi taklit edenler olacaktır, zaman zaman ismimizin önüne veya arkasına ekleme yaparak taklit edecekler veya başka isim altında BİZİM formatımızla bizi kullanarak siz yerel yöneticileri ve siyasileri ziyaret edeceklerdir


 Bu durumda hemen gazetenin künyesine bakın, Gazete Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Selvi ERDOGAN TURGUT ise işte o gazete bizim sorumluluğumuzdadır.


 Unutmayın! Yerel yönetimlerin gözü , kulağı, sesi olan yerel yönetimlerin sorunlarını ve icraatlarını dile getiren gazete;
Bizim Mahalli İdareler Gazetesidir ...


 
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz. Bugün 21.11.2008 12:46:58, Ocak 2005 tarihinden itibaren portalımız toplam 1779000 ziyaret almıştır. Aktif ziyaretçi sayımız 40 .

Ekibimize Katılın
Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
Göçte Medyanın Etkisi Çok

Evciler belde olduktan sonra göç çok azaldı diyebilirim. Ama önceki dönemlerde dışarıya sanki akın vardı. Genelde evlenen gençler iş bulmak için büyük şehirlere gidiyorlardı. Bu şehirlerin başında da Ankara ve Kayseri geliyor. Yapılan son sayımlara göre kasabamızın nüfusu 2 bin 701. Burada bazı sorunlar aşılırsa göç durmaz ama azalır. Doğum olmayan bir yerde zamanla kimse kalmaz. Şehirlere göçen gençlerin gönderdikleriyle buradaki anne, baba ve yaşlılar geçimlerini sağlıyorlar. Buradaki yaşlıların çoğu emekli, aylıklarıyla yaşamlarını idame ettiriyorlar. Evciler’in toprağına bakacak olursak, toprağı, orman toprağı, bir-iki kez ekildikten sonra zaten verimin kaybediyor. Hayvancılık için gayet geniş ve müsait arazimiz var. Fakat hayvancılığı yapabilecek insan gücü yok. Gençler köy hayatından bıkmış, şehir hayatına özlem duyuyor. Özellikle bu konuda, görsel medyanın etkisi çok fazla. Kendi hayatına bakıyor, görsel medyadaki yaşantıya bakıyor, ben de şehre gidersem kurtulurum diye düşünüyor. Ama, gittiğinde hüsrana uğruyor. Dönmek konusundaki şansını yitiriyor.

MAAŞLARI TIKIR TIKIR ÖDÜYORUZ

1999’dan bu yana, belediyemiz sadece bir belediye başkanı gördü. 1999’un ortalarına doğru, geçici işçi olarak bir çaycı, bir de hizmetli aldım. Şu anda fiilen dört memurum var. Bugüne kadar çeşitli zamanlarda Evciler Belediyesi’nde yirmi dört tane geçici işçi çalıştırdım. 2004 yılında bu geçici işçilerin on ikisini gönderdim. Personel konusunda, elbette sıkıntılarımız var. Çeşitli yazılar yazmamıza rağmen devlet bazı açık kadroları maalesef doldurmuyor. Bir muhasebeci, bir fen memuru istedim, hala da istiyorum, gelmedi. Bu görevleri geçici işçilerle takviye etmeye çalışıyoruz. Bir de biliyorsunuz, valilik vizesiyle çalışıyoruz. Bu vizenin bitmesinden dolayı şu anda hiç işçim yok. Sadece dört memurla bütün işimi hallediyorum. Borca gelince, belediyemizin hiçbir zaman hiçbir yere borcu olmadı. Maaş ödemelerinde de hiçbir zaman sıkıntı çekmedim.

HER YILA BİR MAHALLE

2000 yılında, Evciler kasabasındaki dört mahallenin hale hazır haritasını çizdirdim. 2003’te imar haritası çizildi ve onaylandı. 2004’te on beş metre genişliğinde Gülderesi ile mevcut belediye binası arasındaki imar yolunu açtırdım. Bu yol, Atatürk Bulvarı adı altında açılan bir yoldur. Kalan dört yılda da bu Atatürk Bulvarı’nın bütün kasaba içindeki açılımı tamamlanacak. Henüz köylere imar uygulaması için girmedik. Fakat 2005’te Egemenlik Mahallesi’nden başlamak üzere bu dört yıl içinde, her yıl bir mahallemizin imar planını bitirmeyi hedefliyoruz.

EN BÜYÜK SIKINTIMIZ ALTYAPI

Üç mahallemizin içme suyu var. Fakat bugüne kadar Egemenlik Mahallesinin suyunu getiremedik. 2005 yılı içerisinde getirmeyi planlıyoruz. Bizim en büyük sıkıntımız kanalizasyon. Altyapı, büyük maddiyat gerektiren bir konu. Zaten elimizde Egemenlik Mahallesi için içme suyu projemiz var. Dolayısıyla, kanalizasyon çalışmalarına pek fazla girebileceğimizi sanmıyorum. İlerde bir yatırım gerçekleşirse, belki de bu yolla kanalizasyona da eğilebiliriz; belediyelerin imkan ve olanakları ortada. Bunu yatırım yoluyla biz başlatırız, yeni arkadaşlarımız da tamamlar inşallah.

KAMYON ALACAĞIZ

Şu anda bir hizmet aracımız, bir ambulansımız, bir itfaiye aracımız, bir kepçemiz, on iki kişilik bir minibüsümüz, yirmi yedi kişilik bir otobüsümüz, bir de cenaze yıkama aracımız var. Bunları beş yılda temin ettik. Şu anda benim en büyük ihtiyacım bir kamyon. Çünkü kasaba diğer yerlere çok uzak ve inşaatlar için kum ihtiyacımız fazla. Ben kendim bile yılda 10 milyarın üstünde kum parası veriyorum. 2005 bütçesinden kamyonun parasını da ayırdım. İnşallah önümüzdeki bir ay içinde araç parkımızda kamyonu da göreceğiz.

SAĞLIK HİZMETİ ALAMIYORUZ

Çayıralan’a 25 kilometre uzaklıktaki Evciler’de eğitim ve öğretimin iyi olduğu söylenemez. Zaman zaman okul müdüründen bilgi alıyorum. 1998’den beri hizmet veren ağaçlı, on sekiz dershaneli, laboratuarı ve kütüphanesi olan bir okulumuz var. Ama okulun başarısı, içindeki insanların kabiliyetine bağlı. Bir de belediyenin eğitim konusu üzerinde bir yaptırımı yok. Eksik öğretmenleri kendimiz tamamlamaya çalışıyoruz. 1983’te yapılan bir sağlık evimiz var. O sağlık evi, hep boş kaldı. Ben belediye başkanı olduktan sonra buraya iki ebe getirdim. Bunlardan birinin tayini çıktı gitti; biri hala Evciler’de. Fakat, sözleşmesi bittiği için o da gitmek üzere. Bu sorunumuzu bazı toplantılarda Sayın Valimize ve İl Sağlık Müdürü’ne de aktarıyorum. Hatta bir toplantıda, “Ben bir doktor, bir hemşire, bir ebe istemiyorum; sadece eli enjektör tutabilen personel olsun yeter” diye de sitemimi dile getirdim. Çünkü doktor onayıyla iğne tedavisine başlayan hastalarımız, bir iğne yaptırmak için her defasında 25 kilometre uzağa, ilçeye gitmek zorunda kalıyor. Acil durumlarda, hastalarımız ya ilçeye yetişecek ya da yolda ölecek.

PAZAR YERİMİZ BU YIL AÇILACAK

Belediye olarak ben en başta temizliğe önem gösteriyorum. İçme suyu çalışmalarımız devam ediyor. İmar yolu açtık, okulumuza bir yol açtık, araçlarımızı temin ettik, halka hizmet versin diye bir fırın yaptırdık. Bir süre çalıştırdık ama fazla kazanç getirmediğinden şimdilik faaliyeti durdurduk. Eleman bulunduğu takdirde fırını yine faaliyete geçireceğiz. Yollarımıza iki defa asfalt döktürdüm, iki defa yama yaptırdım. Bu sene yol konusunda hizmet veremedik. Yukarı mahallelerin yaması yapılacaktı ancak yapılamadı. Şu anda yollarımızda iki tehlikeli virajımız var, onları kaldırmak için gayret gösteriyorum. Sanırım 2005 yılı içerisinde de bu virajları kaldıracaklar. Kasabanın çöpleri alınıyor. Yine elimizden geldiği kadar okulumuza da ihtiyaçları bazında yardım ediyoruz. Sağlık evimizi tamir ettirdik, hizmete sunduk. Sağlık evimizde iyi hizmet veriliyor ama, elemanımız eksik. Kasabamızın içinde bir pazar yerimiz var. İmar planında da yerini ayırdık. Geçen sene yapacaktık ama, kışın bastırması üzerine yarım kaldı. 2005 yılında pazar yerimiz açılacak.

ULAŞIMDA KALİTE ARTTI

Belediye olmadan önce, Evciler’in ulaşımı ilçedeki araçlarla sağlanıyordu, özel araçlarda vardı. Evciler belediye olduktan sonra taşımayı ben üstlendim. Bu yolla taşımadaki kalite arttı. Özel taşımacılar da kendilerine çeki düzen verdi. Fiyatlar düştü, belli gidiş-geliş saatleri saptandı. Dolayısıyla Evciler’de ulaşım sorunu tamamen çözüldü diyebilirim.

MİLLETVEKİLLERİNDEN BEKLENTİMİZ YOK

Beş tane AK Partili, bir tane CHP milletvekilimiz var. Toplam altı milletvekilimiz var ama, bunların Evciler’e hiçbir katkıları, yardımları, önderlikleri yok. Sayın Mehmet Erdemir Bey’i şahsen de tanıyorum. Yozgat’ta uzun yıllar belediye başkanlığı da yaptı. Ama, Sayın Erdemir’e geçenlerde bir telefon görüşmesi talebim oldu. Ancak, benimle görüşmeyi kabul etmedi. Zaten, kendi milletvekilimizden de bir şey beklemiyorum. Çünkü; yapacak kapasitede değiller.

YASA REFORM DEĞİL

Yasanın farklı bir şeyler getireceği ve bir şeyleri değiştireceği inancında değilim. 1930’da yürürlüğe giren 1580 sayılı yasanın bazı maddeleri değiştirilerek oluşturulan 5215 sayılı yasa çok kapsayıcı ve iyiydi. Ama şu an yürürlükteki 5772 sayılı belediyelere dair yasanın böyle olduğunu düşünmüyorum. Bu yasanın belediyelere bir artı getirmeyeceğini düşünüyorum. Bu yasa, hiçbir şekilde bir reform yasası değildir. Reform yasası, halka bir şeyler verir, mevcut kurumlara bir şeyler verir. Sadece bütçenin kaymakamlıklar tarafından onaylanmaması bir reform sayılmaz. Yasayı fazla incelemedim, yalnızca birkaç maddesini okudum ama yeni bir şey yok. 1580 sayılı yasanın 14. maddesine göre başıboş hayvanları temizlemek istedik. Olay, yerel mahkemelere, idare mahkemelerine gitti. Hala iznimizi vermiyorlar. Bu mu yasa? Belediye başkanının eli kolu bağlı bir kere. İhale Kanunu çıktı, belediye başkanı ihale başkanlığı yapamıyor. Ben belediyelerin gelirlerinin artmasını, belediyelerin paylarını İller Bankası vesaire aracılığıyla artırılmasını istiyorum. Bu yasayı anlamsız buluyorum. Devlet versin belediye harcasın, ben buna taraftar değilim. Ayrıca, eğer belediye savurgan değilse bütçesini sağlam tutuyorsa, parasını düzgün harcıyorsa hiçbir belediyenin sıkıntıya gireceğine de inanmıyorum. Devletin, belediyelerin büyük yatırımlarına destek olmasını istiyorum. Mesela kanalizasyona, altyapının diğer unsurlarına, içme suyuna destek olması lazım.

BELEDİYELER DENETLENSİN

Bir belediye kurulmadan evvel o belediyenin altyapısının yapılması lazım. Artı o belediyenin kadrosunun verilmesi lazım. Yerleşimin belediyeye uygun olup olmadığının incelenmesi gerekir. Sadece bir yerin kağıt üstünde belediye yapılması beni tatmin etmiyor. Çünkü, ben bunun sıkıntılarını ve zorluğunu yaşadım. Buraya belediye başkanı olduğumda, masam, sandalyem bile yoktu. Binayı bırakın, eleman yok, insan yok. Bugün de hala gerekli elemanlar verilmiş değil. Devlet bana 14 tane kadro vermiş, bu kadronun sadece 4’ü çalışıyor. 10 tanesi yok. Yazılar yazıyorsunuz, yazılara cevap gelmiyor. Kendim kalkıp Ankara’ya gidiyorum, söz veriyorlar, ben döndükten sonra unutuyorlar. En azından beş yılda bir devlet denetlesin belediyeleri. Ben hala, yazı yazdım, gelin beni denetleyin dedim. Doğru mu, yanlış mı yapıyorum dedim. Kimse gelmedi.

BELEDİYEYE SAHİP ÇIKSINLAR

Evvela Evciler halkının belediyeye sahip çıkmasını istiyorum. Çoğu vatandaş seçim öncesi ve sonrası kutuplara ayrılarak belediye başkanını tanımaz oldular. Ben belediyenin Evciler’e çok hizmet getirdiği kanaatini taşıyorum. Ancak halk belediyeye, kasabaya ve mahallelere yapılan hizmetleri görmüyor. Sadece kendisine sağladığımız çıkarı düşünüyor. Örneğin: kalkıp lamba koyarsınız, buna sevinir ya da Ramazan öncesi yardım yaparsınız, birine daha fazla verirsen veya diğerine öncelik tanırsan bu iyidir. Belediye başkanlığı yapan kişi vatandaşa bire bir sunduğu hizmetlerle değerlendiriliyor. Genel açıdan değerlendirildiğinde belediye başkanı, belediye başkanlığı sıfatının gereklerini yerine getirdiğinde görevini yapmış olur. Bu nedenle halkımızdan şikayetçiyim. Eğer ben görevimi yapamıyorsam, bana beş kişi gelsin, “sen bu işi beceremiyorsun” desin, bırakır giderim. Açık söylüyorum yapan gelsin. Madem ki beni seçtiler bir anons yapıyorum, ‘şu şu insanlar belediyeye gelsinler’ diyorum. Gelen yok. ‘Başı boş köpeklerinizi bağlayın’ diyorum bağlamıyorlar. Dört mahalleyi birleştirdim ama bunu kağıt üstünde yaptım. Fikir ve zikir olarak birleştiremedim. Hala bir mahallenin bazı sakinleri, ‘biz büyüğüz, belediye başkanı bizden olsun’ diye tutturuyor. Köycülük var. Benim köyüme yapıldığında her şey güllük gülistanlık. Seçimden önce anons yaptırdım. Hiçbir seçmenin ayağına gitmedim, hiçbir söz vermedim. ‘Aday olun’ dedim. Maalesef karşıma bir aday çıkaramadılar. Dışarıdan hiç belediyeyle alakası olmayan insanlar getirdiler ve halk çalışanla çalışmayanı ayırt etti. Her zaman birleştirici, yapıcı, hoşgörülü, insanları seven biri olmuşumdur. Hiç ayrım yapmam, kesinlikle insanları insan olarak kabul ediyorum, ona göre hizmetlerimi götürüyorum. Genelde çalışanlarımı seçerken kasabada fakirleri, mağdurları tercih ediyorum. Yardımlarımı yaparken de kayıtlarıma bağlı kalıyorum.

AHMET DEMİRER KİMDİR?

1945’te Yozgat –Çayıralan’ın Evciler kasabasında doğdum. On yıl öğretmenlik yaptım. Yurdun çeşitli yerlerinde memuriyetimi tamamladıktan sonra 1999’da Evciler’e dönerek çalışmalarıma başladım. İlk olarak mevcut dört köyü birleştirmek istedim. O yıllarda Evciler’de, Çukurova, Ortaköy, Gülderesi ve Kağzab adlarında dört köy vardı. Bu köyler dağınık biçimde kurulmuş küçük yerleşim birimleri halindeydi. Belli hizmetlerden yoksun ve kendi imkanlarıyla da bazı sorunlarla başa çıkamayan yerlerdi. İşte bu köyleri birleştirerek, 1999’da ‘belde’ yaptık. Halk da ilk belediye başkanı olarak bu göreve beni layık gördü. Burayı belde yaptım ama bilirsiniz ki bir yerleşim yerini ‘belde’leştirmek hiç de kolay bir iş değil. Birinci dönemde yüzde 51, ikinci dönemde yüzde 48 oy alarak kazandım. Benim bütün amacım hizmet etmek. Bunun dışında hiçbir amacım yok. Hele hele belediye başkanlığının maddi getirilerini hiç düşünmedim. Hala da düşünmüyorum, aklımdan bile geçmez. Çünkü, kendi maddi durumum da, manevi durumum da iyi. Viyana’da bir oğlum var. Türkiye’de bir üniversite bitirdi ve şu anda orada bir eczanenin muhasebeciliğini yapıyor. Eşim ve annem yanımdalar, benimle oturuyorlar. Babamı iki yıl önce kaybettim. İşte bu konuda başkaları gibi düşünen bir insan değilim. Kesinlikle manevi yönden bu görevdeyim, maddi yönden değil.

 

© Copyright-2005