
Dört dönemdir seçilmesinin sihirli bir tarafı olmadığını belirten Altınkum Belediye Başkanı Cemal Gülhan, “Halkın dertleriyle bire bir ilgilenmek yapılabilecekleri gerçekleştirmek, yapılamayacakları da halkla açık açık konuşmak sırrımızdır” dedi.
Yazın nüfusunu üçe katlayan Altınkum’un DYP’li Belediye Başkanı Cemal Gülhan, belediye olarak yaklaşık 5 bin beş yüz nüfusa göre kaynak aktarıldığını ancak, yazları artan nüfusun hizmet vermeyi güçleştirdiğini açıkladı. Dört dönemdir belediye başkanı olarak hizmet verdiğini kaydeden Başkan Gülhan, yeni çıkan Belediye Yasası ile daha rahat hizmet vermeye başlayacaklarını söyledi. Devletin mevsimsel olarak artan nüfuslara göre kaynak aktarmasının daha doğru olacağını belirten Başkan Gülhan, yeni yasa ile birlikte artık su ve kanalizasyon gibi alt yapı hizmetlerini Samsun Büyükşehir Belediyesi’ne devretmelerinin kendilerini rahatlattığı anlattı. Yazlıkların bulunduğu bölgenin imar durumunun mahkemelere yansıdığı bildiren Gülhan, sorunun çözümü ile birlikte belediyesinin 2 ile 4 trilyon lira arasında gelire kavuşacağını, aynı zamanda yazlık sahiplerinin de pek çok sorundan kurtulacaklarını dile getirdi. SSK primlerinin çok yüksek olması nedeniyle büyük bir borç yükü altına girdiklerini vurgulayan Gülhan, sorunun çözümü için hükümetten yardım bekliyor. Son derece şeffaf bir yönetimle, halkın sorunlarına eğildiklerine dikkat çeken Altınkum Belediye Başkanı Cemal Gülhan, Bizim Mahalli İdareler Gazetesi’ne şu açıklamaları yaptı:
SORUNLAR YAZLIKÇILARDAN KAYNAKLANIYOR
Daha önceki nüfusumuz 3 bin 280 idi. 2000 yılı sayımlarındaki nüfusumuz 5 bin 630. Beldemde yazlıkçılar yoğunlukta. Bugün tekrar bir sayım yapmaya kalksak nüfusumuz on binin üzerinde çıkar. Beldemizde göç olayı yaşanmıyor. Ancak yazlıkçılar burada yaşadığı için yazın nüfusumuz en az 15-20 bini buluyor. Çarpıklık burada başlıyor. Devletimiz paylarımızı gönderirken mevsimsel nüfus artışını da göz önünde bulundurmalı. Böyle olunca 5-6 binlik bir nüfusa göre gelen payla bu nüfusun beş katına hizmet vermeye çalışıyoruz.
SİGORTA PRİMLERİ DÜŞÜRÜLSÜN
Personelimiz kadrolu eleman bakımından yeterli değil. Ama sözleşmeli işçi bakımından yeterli. Hatta fazlası var. 1992’den bugüne kadar belediyenin işlerini sözleşmeli işçi ile götürdüm. 8 tane kadrolu personelim var. Alanımız çok geniş. Bu nedenle daha fazla personele ihtiyacımız var. Sistem gereği bu şekilde idare etmeye çalışıyoruz. SSK’ya prim borcumuz bizi zorluyor. Gelen parayla hizmet mi yapacağız, maaş mı vereceğiz? Sigorta primleri çok yüksek. Bu devletin kar etmesini sağlamadığı gibi işsizliği de yoğunlaştırıyor. Devletin sigorta primlerini düşürmesi gerekiyor. Bu yasaları hazırlayanlar gelip benim tarlamda 15 gün, bir ay çalışacak. Teori başka, uygulama başka. İnsanların ne çektiğini bilmiyorlar. Yasalarla devleti korumaya çalışırken bir yandan da vatandaşı korumalılar. 400 milyar lira sigorta borcumuz var. Faizleriyle 1.5 trilyon olmuş. Hükümetimizin buna acil bir çözüm bulması lazım. Tüm kurumlarda, tüm belediyelerde aynı sıkıntılar var. Ben bu konuda biraz dertliyim. İşçi çalıştırıyorum, ekmek veriyorum diye cezalandırılıyorum. Ya halka iş alanları açacak ya da başka bir çözüm yolu bulacak. Toplam 2 trilyon borcum var. Borçlarımızı yapacağımız işleri kısarak, elimizdeki işçileri çıkartarak ödemeye çalışıyoruz. Ufak belediyelerin böyle sorunların altından kalkması mümkün değil. Ufak belediyelere bu şekilde ızdırap çektirmektense kapatıp kurtarmaları gerekir. Sahip çıkmadıktan sonra neden belediye yapıyorlar?
DAVA BİTERSE GELİRİMİZ ARTACAK
İmar çalışmaları tamamlandı. En arka mahalleleri bile imara açtık. Çünkü imarsız olan bir yerde belediyecilik olmuyor. İmar konusunda bir sıkıntımız yok. Sadece bir bölgede imarını yaptığım ancak mahkemelik olan bir kısım var. Onun üzerinde de 2 bine yakın yazlıkçı oturuyor. Ruhsatsız, iskansız, bu bölge ile davamız hala devam ediyor. Dava biterse 2 trilyonla 4 trilyon arasında gelirimiz olacaktır. Sonuçta bu binalar kimliğe kavuşacaktır. Halkımız bundan çok muzdarip. Halkın biraz daha nefes alacağı şekilde iyileştirmeler yapmak lazım. İçme suyumuz kendi ihtiyaçlarımıza göre yeterli. Ancak, artık bu işi Samsun Büyükşehir Belediyesi’ne devrettik. Bu saatten sonra çok fazla su ya da altyapı sıkıntımız olmayacak. Biz büyükşehir belediyesine hitap eden, onun içinde yaşayan bir beldeyiz. O bakımdan büyükşehir belediyesine katılmamız memnuniyet verici olacaktır.
SIRRIMIZ: ŞEFFAF OLMAK
Seçimlerde, geçmişten bugüne kadar çok vaat vermeyi sevmeyen birisiyim. Ama ‘yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır’ diye düşündüm ve halkıma bunu yansıttığımı düşünüyorum. O bakımdan da dört dönemdir buradayım. Belediye binamızı yaptık. Şantiyemizi kurduk. Makine parkımızı kurduk. Belli yol ağlarımızı tamamladık. 7 kilometrelik sahil şeridimiz ile ilgili çalışmalar yaptık. Üç dönemde yaptıklarımız zannediyorum halkımız için teminat oldu ki, dördüncü dönemde de buradayız. Dört dönemdir seçilmenin sihirli bir tarafı yok. Halkın dertleriyle bire bir ilgilenmek yapılabilecekleri gerçekleştirmek, yapılamayacakları da halkla açık açık konuşmak sırrımızdır. Kapımız halka her dakika ve her saat açıktır.
HALKIN İHTİYAÇLARI ÖN PLANDA
Faaliyetlere ben çok fazla girmiyorum. Yakınlarda bir mesire yerimiz var. Yazın üç aylık dönemde halk buraya gelir ve yoğunluk yaşanır. Ancak ufak bir belediyeyiz ve sosyal faaliyet yapma gibi bir şansımız yok. Zaten olmayan parayla yapılabilecek faaliyetleri de gerçekleştiremezsiniz. Öncelikle halkın ihtiyaçları ile ilgilenmemiz lazım.
SAMSUN TEŞVİK KAPSAMINA ALINMALI
Belde olarak muhakkak sorularımız var. Ancak Samsun’un sorunları çözülmedikten sonra benim beldemin sorularının çözülmesi mümkün değil. Samsun olarak kalkınmada öncelikli şehirler arasına girmemiz gerekliydi. Bu önceliği almadığımız taktirde Samsun geri planda kalacaktır. Bence siyasetçilerimiz Samsun’u kalkınmada öncelikli şehirler arasına aldırabilirlerse en büyük hizmeti yapmış olacaklardır. Geri kalan hizmetler telafi edilebilir.
ORHAN GENCEBAY OKUL YAPTIRDI
Beldemize 1994 senesinde Orhan Gencebay bir okul yaptırdı. Bu okul için yapılacak olan turizm okulunun yerini vermiştik. İnşallah bundan sonra bir lise yaptırmak için program hazırladık. Liseyi de kurabilirsek eğitim konusunda hiçbir sıkıntımız kalmayacak. Sağlık ocağına belediye binamızdan yer verdik. Sağlık hizmetleri yeterli.
YASA İÇİN GEÇ BİLE KALINDI
Belediyeler Yasası on yıldan beri takip ettiğimiz, bugüne kadar ancak ufak ufak meyvelerini almaya başladığımız bir yasa. Ama halen çıkarmakta zorlandıklarını görüyoruz. Bugün parlamentoda birçok belediye kökenli parlamenterler var. Ancak nedense oraya çıktıklarında yetkiyi yerele vermekte zorlanıyorlar. Aslında yetkiyi yerele verip denetlemeleri daha güzel. Ufak beldeler çoğunlukta olduğundan tereddüt burada başlıyor. Ancak onun da denetlemesini yapacaklar, yetkiyi verecekler. Çünkü korkarak bir yere gidemeyiz. Ben yanlış yapmışsam benim işimi bitirecekler. Benden korkarak, bana bir şey vermeyerek halkı cezalandırmanın bir anlamı da yok. Ankara’daki bir bürokratın bizim buradaki sıkıntılarımızı bilmesi mümkün değil. Yerinden yönetim diyoruz, yerinden yönetime izin vermiyoruz. Vatandaş bu konuda mağdur. İnşallah son yasaları da çıkarırlar. Özellikle belediyelerin paylarını biraz arttırıp, denetleyip ardından güzel hizmetler istemeliler bizden. Büyükşehir Belediye Kanunu uygundur. Bence geç bile kalındı.
DOĞRUYA DOĞRU
Bugünkü hükümetin tek başına güçlü bir iktidar olması ülke açısından çok güzel. Sonuçta doğruya doğru dememiz gerekiyor. Bundan sonra muhalefet yapmanın bir ölçüsü olmalı. Bu ülke bizim. Doğruları yaptıktan sonra kimse bir şey diyemez. İnşallah 3 Eylül 2005’deki karardan sonra, bizim piyasada ekonomi hareketli olursa, o zaman en güzel mutluluğu yaşayacağız. Şu anda piyasa ekonomisine baktığımızda çok kötü. Ama bunu bu duruma, bu hükümet getirmiş değil. Bunun sebebi, Türkiye’deki sistemin geçmişten bugüne kadar gelen eksikleridir. Hükümetin başarılı olmasını diliyorum. Milletvekillerimizin herkese mavi boncuk dağıtacağı bir ortam yok. Yukarıdan karar ne çıkarsa, illerine onu verip, onu aktarıyorlar.
HALK BİZE DESTEK OLMALI
Biz halkımızın dertlerini, sıkıntılarını elimizden geldiğince dinlemeye çalışıyoruz. Ama halkımız da bu konuda beldesine elinden geldiği kadar destek olmalı. Yatıracakları su parası vb. gibi şeyleri gününde yatırırlarsa biz de ona göre hizmet vermeye gayret ederiz.
CEMAL GÜLHAN KİMDİR?
1947 yılında Altınkum’da doğdum. Kendi köyümde büyüdüm. Orta okulu kendi belde sınırlarımda bitirdim. Ticaretle uğraştım. 1992’de gelen teklif üzerine ara seçimlerde ANAP’tan belediye başkanlığına aday oldum. 1992-1994 ve 1999 yıllarında ANAP’tan belediye başkanlığı yaptım. Bu dönem ise adaylığımı DYP’den koydum ve kazandım. Belde halkının benim üzerimde karar verip yoğunlaşmasıyla düşünmeden ‘evet’ dedim. Ama işin içine girdikten sonra halkla bütünleşmenin, halka hizmet etmenin kutsal bir görev olduğuna inandım. Amaç halkla bütünleşmek, hizmet etmekse en güzel yolun siyaset olduğunu anladım. Ama zor tarafları da çok tabii ki. Her işin bir zorluğu var. Benim için önemli olan zor olanı başarmak.