goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Konu :Yeni Bir Dönem

Yazar : Selvi Erdoğan Turgut
 
Duyurular
 "BİZİM" yazmayan hiçbir Mahalli İdareler Gazetesi sorumlulugumuzda degildir!

 Mutlak ve mutlak bizi taklit edenler olacaktır, zaman zaman ismimizin önüne veya arkasına ekleme yaparak taklit edecekler veya başka isim altında BİZİM formatımızla bizi kullanarak siz yerel yöneticileri ve siyasileri ziyaret edeceklerdir


 Bu durumda hemen gazetenin künyesine bakın, Gazete Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Selvi ERDOGAN TURGUT ise işte o gazete bizim sorumluluğumuzdadır.


 Unutmayın! Yerel yönetimlerin gözü , kulağı, sesi olan yerel yönetimlerin sorunlarını ve icraatlarını dile getiren gazete;
Bizim Mahalli İdareler Gazetesidir ...


 
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz. Bugün 21.11.2008 14:33:11, Ocak 2005 tarihinden itibaren portalımız toplam 1779189 ziyaret almıştır. Aktif ziyaretçi sayımız 29 .

Ekibimize Katılın
Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
“Kızılca Neferiyim”

MHP’li Belediye Başkanı Ömer Gebeşçe, en büyük sıkıntısının devraldığı borç yükü olduğunu bunun yüzünden de büyük sorunlar yaşadıklarını ifade etti. İdeal bir yöneticilik hedeflediğini ve bunun için de çaba harcadığını ifade eden MHP’li Başkan Ömer Gebeşçe “Toplumun içerisinde insani görevini yaptığın zaman, o toplum yiğidi öldürüyor, ama hakkını veriyor” dedi.

Toplumun dertleriyle ilgilenirken bir anda kendini siyasetin içinde bulduğunu söyleyen Kızılca’nın MHP’li Belediye Başkanı Ömer Gebeşçe, çalışmada mesai kavramı tanımıyor. Uzun yıllar yurt dışında çalıştıktan sonra emekli olan ve Kızılca’nın sorunlarını çözmek için siyasete girdiğini söyleyen MHP’li Belediye Başkanı Ömer Gebeşçe, en büyük sıkıntısının devraldığı borç yükü olduğunu bunun yüzünden de büyük sorunlar yaşadıklarını ifade etti.

İdeal bir yöneticilik hedeflediğini ve bunun için de çaba harcadığını ifade eden MHP’li Başkan Ömer Gebeşçe “Toplumun içerisinde insani görevini yaptığın zaman, o toplum yiğidi öldürüyor, ama hakkını veriyor. Ben aslında siyaseti hiç düşünmedim. Bireysel uğraşılarımla içinde bulunduğum toplumun dertleri ile ilgilenirken siyaset beni içine çekti” dedi. Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Kızılca Beldesinin Milliyetçi Hareket Partisi’nden (MHP) seçilen Belediye Başkanı Ömer Gebeşçe, gazetemize beldesinin durumu ve yaptığı hizmetlerle ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi:

SİYASETE GİRİŞ ÖYKÜSÜ

“Ne kadar gayret edilirse edilsin, siyasal bilgileri bitirdim, ben dünya tarihini bitirdim demekle siyaset olmuyor. Kader uğraşısı da insanı oraya götürüyor. Toplumun içerisinde insani görevini yaptığın zaman, o toplum yiğidi öldürüyor, ama hakkını veriyor. Ben aslında siyaseti hiç düşünmedim. Bireysel uğraşılarımla içinde bulunduğum toplumun dertleri ile ilgilenirken siyaset beni içine çekti.

ÇALIŞMADA MESAİ KAVRAMI YOK

Belediye işleri çok yoğun. Mesai kavramımız yok, özel hayatımıza vakit ayıramıyoruz. Benim avantajım, çocuklarımın Almanya’da olması ve kendi düzenlerini oturtmuş olmalarıdır. Bu yüzden gözüm arkada değil. Onları hayata alıştırdıktan sonra Türkiye’ye döndüm. Yaşlı insanlara vakit ayırmaya çok özen gösterdim. İnsanlarımızın düğünlerine, cenazelerine önem verdim. Vakitli vakitsiz hastaları ziyarete koştum. Eşim de emekli ve hayat korkumuz yok. Varım yoğum bu görevim ve amacım insanlara hizmet etmektir

ALMANYA YILLARININ ÖYKÜSÜ

Uzun yıllar yurt dışında kalmamızdan dolayı Anadolu’muzun havasına, insanlarımıza, toprağımıza hasret kalışımız, oralarda aşağılandığımız zaman birbirimize sarılırdık. Bunlar çok ağır duygular. Biz bunları halen üzerimizden atamadık.

5 BİN İNSANI YURT DIŞINDA

Beldemiz çok eski yerleşim alanlarından oluşuyor. Dağlarla çevrili ve pek yeterli ovası da yok. Hayvancılıkla başlamış ve sonradan burada çok eski ailelerin uğraşısı haline gelen leblebi var. Sarı leblebi hemen hemen her eve girdi. 1960’lı yıllarda Alman-İzmir Fuarından Alman Kültür Merkezi aracılığıyla üç kişi Almanya’ya gidiyor. Onların 6 ayda bir gelmeleriyle ve akrabalık tutkunluğuyla 700 kişi daha yurt dışına götürülüyor. Bugün Avrupa’da bulunan 5 bine yakın nüfusumuz var. Hollanda, Belçika, İsviçre, Avusturya, Almanya ve Kanada’da vatandaşlarımız bulunuyor. Bizi en çok sevindiren taraf, yurt dışındaki bu vatandaşlarımızın beldelerini unutmamalarıdır. Gurbetçilerimiz beldelerine yatırım yapıyor ve her zaman sahip çıkıyorlar. Beldemizin şu anki nüfusu 2 bin 500 ama yaz aylarında 6-7 bini buluyor. Bu mevcut nüfusun 250-300’ü Denizli’ye gidiş geliş yapıyor. Bugün yurtdışındaki okumuş, mühendis ve teknikerlerimizin ülkesine gelerek hizmet vermesini sağlamak, devletin en önemli politikalarından biri olmalıdır. Anadolu kökenli insanlar dünyanın neresine giderlerse gitsinler uykularında bile vatanlarını görüyorlar. Bu, başka hiçbir ırka verilmeyen bir duygudur.

BELEDİYENİN DURUMU

Yabancı ülkelerin kalkınmışlıklarını gördükçe, ülkemizin psikolojik ve ahlaki yapısı olarak idari zihniyetini ben çok yakından izliyordum. İdari zihniyet olarak katkım olsun, bunu mezara götürmeyeyim diye beldeme hizmet etmeye geldim. Ömrüm, insan haklarını savunmakla geçti, yılmadan bıkmadan savundum. Kalan ömrümü ben katlanmazsam kimse katlanmaz düşüncesi ile tamamlamak istiyorum. Bu düşüncemde de yanılmamışım. Belediye başkanlığı görevini aldığımda ülkenin bütün belediyeleri gerçekten sürünecek kadar kötü durumdaydı. 18 Şubat krizi zaten bunu gösterdi. Türkiye altın devrini çok çabuk çarçur ederek harcamış, inşallah bundan sonra akıllı yaşarız. Şu anda ılımlı adımlar atıyoruz. Belediyemizin durumu oldukça kötüydü. Faizler yüzde 20-25’lere çıkmıştı. 80 milyara yakın ana borcumuz vardı. 28 işçinin maaşı ödenmemişti, bu nedenle de işçi çıkarmak zorunda kaldık. Tazminatları ödeyemedik. Başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi. Göreve geldiğimizde genel olarak 320 milyar bir borçla buluştuk. Bir cephede savaşır gibi bu sorunlarla savaştık. Kızılca halkına teşekkür ediyorum, moralimizi bozacak bir harekette bulunmadılar. 5 senenin içinde hazine arazileri aldım. Bu arazileri satarak ciddi gelirler elde etmeyi düşünüyorum.

İMAR PLANI YETERLİ

Şu anda imar planımız , 18. madde uygulanarak geliştirilmiş durumda. Hazine arazilerini parselleyerek ihaleye çıkaracağım. Bu araziler sanırım belediyemize 500 milyar lira kazandıracak. Vatandaşımız bize çok yardımcı oluyor. Bir makineye ya da projeye ihtiyacımız olduğu zaman anında yerine getiriyorlar. Bir de yardımlaşma derneğimiz var. Anadolu insanın gönlündeki en büyük kaynağı hayır imecesidir. Bunu zedelemediğiniz sürece çok şey yapacağımıza inanıyorum. Kızılca, Tavas Ovası ve Acıpayam arasında küçük bir yayla kasabasıdır. Avrupa’ya işçi göndermiş, ama giden insanlarımız memleketlerini unutmamışlardır. Buralara yatırım yapan insanımız var. Herkes kasabasına çok bağlı. Belediyemizde eleman sıkıntısı çekiyoruz, kadrolu memur sıkıntısı çekiyoruz.

GEÇİM KAYNAĞI LEBLEBİ

Nüfusumuzun başlıca geçim kaynağı leblebidir. Denizli’de leblebi ticareti yapan tek yer bizim beldemizdir. Nohudu Uşak’tan alıyoruz, daha sonra işleyerek pazarlıyoruz.

BÜYÜK SORUNLARLA UĞRAŞTI

Geldiğim dönemde büyük sorunlarla uğraştım. Birikmiş borç nedeni ile Sosyal Sigortalar Kurumu ile sorun yaşadık. Kızılca Belediyesinin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Oysa Türkiye’de herkes yaptığı işin dersini iyi yapmalıdır. Belediyemizin 12 işçi çalıştırma hakkı var ama biz 28 personelle devralmıştık. Bunların rızkı ile oynamak bana göre değildi. Ama kanunsuz çalıştıkları için 5 tanesinin mahalli idarelerden dosyasını hazırlattık. Bunlar fakir insanlar olduğu için çıkartmak istemedim. Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan icra gelince işçi azaltmak zorunda kalındı. Kamu tahsis kararı aldım, ama gecikti. Belediyemize icra geldi. Avukat “Buradaki her şeyi alırım, senin prestijini silerim” dedi. Ben 10 tane işçinin alacağı için Kızılca halkının başkanının prestiji ile oynayamazsın diye kovdum. Datça’daki arsamı satarak belediyedeki icrayı kaldırdım.

HEDEF, ÖRNEK İDARECİLİK

Politik arena şeffaf, gerçekler acıdır. Oy vereni kimsenin üzmeye hakkı yoktur. Ben örnek idarecilik göstermek için göreve geldim. Devletimiz ne verirse Allah razı olsun. Ben bu makamda kendi belediyemi düşünürken ülkemin kaderini de düşünüyorum. Bizi bugünlere ulaştıran ve konuşturan Allah’ıma da şükrediyorum.”

KIZILCA’YI TANIYALIM

Leblebi diyarı Kızılca, Denizli’ye 58 km, Muğla’ya 125 km uzaklıkta olup Tavas’tan da 18 km uzaklıktadır. Beldede ulaşım konusunda bir sıkıntı yaşanmamaktadır. Otobüsler, her gün belirli saatler arasında Kızılca - Tavas arasında hizmet vermektedir. Kızılca; İzmir’e 260 km, Bodrum’a 225 km, Marmaris’e 180 km, Fethiye’ye 220 km ve Antalya’ya da 220 km uzaklıkta bulunmaktadır.

DÜĞÜNLER

Kızılca’da düğün gelenek ve görenekleri tüm güzellikleriyle sürdürülmektedir. Düğün adetlerinin devam etmesinde köy ahalisinin göstermiş olduğu hassasiyet takdire şayandır. Kızılca’da düğünler genellikle yaz aylarında yapılır. Çünkü Avrupa’da bulunan gurbetçilerin izinleri hep bu tarihlerde olmaktadır.

BAYRAMLAR

Geçmiş yıllarda dini bayramlar bir eğlence, bir ziyaret, bir gönül alma veya dargınlıkların giderildiği günler idi. Bu nedenle her iki dini bayramda telaş, günler öncesinden başlar. Özellikle Tavas yöresinde bir hafta, on gün öncesinden evler temizlenir, badanalar yapılır. Kazanlarda hazırlanmış olan küllü su ile çamaşırlar yıkanır. Alabilenler bayramlık yeni giysiler alır. Özellikle Ramazan bayramında baklava sinileri hazırlanıp, bayrama hazır hale getirilir. Konuklara sunmak için çay, kahve, misafir şekeri fazlasıyla alınır.

ASKER UĞURLAMA

Askere gidecek gencin ayrılık vakti yaklaştığı zaman, akraba, eş ve dostları hediyelerle evine, ziyaretine gelirler. Bu arada gençler kendisi ile beraber askere gidecek arkadaşları ile birlikte piknik yapmak üzere yaylaya çıkarlar. Askerleri, hacılarda olduğu gibi, uğurlama gününden 1-2 gün önce köy halkı ve hocalar bir arabayla, ilahiler eşliğinde evlerinden alıp köy meydanında toplarlar. Burada kısa bir konuşmanın arkasından askerler için dua edilir ve köy halkı sırayla, asker adayları ile helalleşirler. Askerler gittikten sonra “Allah kavuştursun” diye asker evine ziyaretler devam eder.

ÖMER GEBEŞÇE KİMDİR?

1941 Kızılca doğumlu olan Kızılca’nın MHP’li Belediye Başkanı Ömer Gebeşçe; kasabanın kurucusu olan en köklü Yörükobası sülalesinden geliyor. Hayvancılıkla uğraşarak yaylalarda büyüdüğü için okuma fırsatı bulamadı. Okuma heveslisi bir insan olduğunu söyleyen Başkan Ömer Gebeşçe, o günlerin hikayesini anlatırken şunları söyledi: “Cumhuriyet çocuğu olarak yetiştik. Çok okuma heveslisi bir delikanlı, öğretmenlerini çok seven, okuyup sivri bir insan olmak için o günün şartlarında devlet okullarını kazanmama rağmen aile hayatının zorluklarından dolayı ve 4 kız kardeşim olduğu için annem diplomasını ve nüfus cüzdanını saklayarak okula kayıt olmasını engelledi. Annemi suçlayamıyorum. Çünkü o günün şartları buna mecbur kılıyordu. Yakın öğretmenlerim, babama, ‘bırakın biz okutalım’ diye ısrar etmelerine rağmen okumak nasip olmadı. Ailemi mağdur etmemek için katlandım. İşin en acısı, Cumhuriyet devrinin 1960 inkılabında, fevkalade güzel bir çağda, o günün Başbakanı Adnan Menderes’i ihtilalden dolayı içeri aldıkları sırada, bir iftiradan dolayı hapse girmemden dolayı bütün politikacılarla tanışma fırsatı elde ettim. O kişilerin sohbetlerine, kişiliklerine dikkat ettim ve o hapishane dönemi benim hayat görüşümü değiştirdi. İnsanlığa yardım etmem açısından dönüm noktam oldu.”

 

© Copyright-2005