goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Konu :Yeni Bir Dönem

Yazar : Selvi Erdoğan Turgut
 
Duyurular
 "BİZİM" yazmayan hiçbir Mahalli İdareler Gazetesi sorumlulugumuzda degildir!

 Mutlak ve mutlak bizi taklit edenler olacaktır, zaman zaman ismimizin önüne veya arkasına ekleme yaparak taklit edecekler veya başka isim altında BİZİM formatımızla bizi kullanarak siz yerel yöneticileri ve siyasileri ziyaret edeceklerdir


 Bu durumda hemen gazetenin künyesine bakın, Gazete Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Selvi ERDOGAN TURGUT ise işte o gazete bizim sorumluluğumuzdadır.


 Unutmayın! Yerel yönetimlerin gözü , kulağı, sesi olan yerel yönetimlerin sorunlarını ve icraatlarını dile getiren gazete;
Bizim Mahalli İdareler Gazetesidir ...


 
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz. Bugün 21.11.2008 10:27:28, Ocak 2005 tarihinden itibaren portalımız toplam 1778678 ziyaret almıştır. Aktif ziyaretçi sayımız 36 .

Ekibimize Katılın
Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 
Herkesin Sözcüsüyüm

CHP Milletvekili Mustafa Gazalcı, Meclis’te tüm kesimlerin sözcülüğünü yaptığına dikkat çekerek “Denizli’yle ilgili bütün sorunları Meclise taşımaya ve dile getirmeye çalışıyorum” dedi.

Denizli’nin kabuğunu kırmış sayısı az illerimizden bir tanesi olduğunu belirten CHP Milletvekili Mustafa Gazalcı, “Dileğim Denizli’nin yapmış ve üretmiş olduklarıyla hem Türkiye’de hem dünyada hak ettiği yerini bulmasıdır” diye konuştu.

CHP Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı, Denizli’nin kabuğunu kırmış sayısı az illerimizden bir tanesi olduğunu söyledi. Devletin desteği olmadan, insanlarının çalışmasıyla ve biraz da doğanın verdiği cömertliği ile Denizli’nin kabuğunu kırdığına dikkat çeken Gazalcı, “Dileğim Denizli’nin yapmış ve üretmiş olduklarıyla hem Türkiye’de hem dünyada hak ettiği yerini bulmasıdır” dedi.

Meclis’te tüm kesimlerin sözcülüğünü yaptığına dikkati çeken CHP Milletvekili Mustafa Gazalcı “Dokumacıların, eğitimcilerin ve tarımın sorunlarını çözümlemeye çalışıyorum. Denizli’de bir hava kirliliği yaşanıyor. En büyük sorunlardan bir tanesi. İnsanlar soluduğu havanın temiz olmasını istiyor. Bir an önce oraya doğalgazın yada kaynak sularından yararlanarak bir sistemin getirilmesi gerekiyor. Çevrenin ve doğanın korunması için uğraşıyoruz. Bu konuda önergeler veriyoruz. Yerel yöneticilerle ve insanlarla konuşuyor, oradan aldığımız yanıtları Meclise taşıyoruz. Bu sorunların çözümleri noktasında önergeler veriyoruz. Kısacası Denizli’yle ilgili bütün sorunları Meclise taşımaya ve dile getirmeye çalışıyorum” diye konuştu. BİZİM MAHALLİ İDARELER Gazetesi’nin Denizli Özel sayısı için açıklamalarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Mustafa Gazalcı şunları söyledi:

SİYASET YAŞAM BİÇİMİ...

“Siyaset benim için bir yaşam biçimi. Ben eğitim ve siyaseti iç içe götürdüm. TÖB-DER’de Denizli Şube Başkanlığı yaptım. 1990’dan 2002 yılına kadar Eğitimciler Derneği’nin Genel Başkanlığını yaptım. Siyaset, insanlara ve ülkeye hizmet etmenin bir aracı. Eğer topluma bir şeyler vermek istiyorsanız bunun en doğru aracı siyasettir. Öğretmenlik de kutsal bir meslek. Ancak burada bir sınıfı yada okulu etkilersiniz. Ancak siyasette bütün toplumu etkileme şansınız vardır. Bu dönem, gerek milletvekilliğinde, gerek Milli Eğitim Komisyonunda çalışırken, gerekse genel kurulda kimi önerilerimiz kabul ediliyor. Ülkenin sorunlarını gündeme getiriyorsunuz. Tütün, pancar, üzüm, elma diyorsunuz. Örgütsüz kesimlerin sesi olmaya çalışıyorsunuz yada eğitiminin daha iyi, demokrat, çağdaş olması için mücadele veriyorsunuz. Bütün bunları etkili bir şekilde insanlara sunmanın yolu siyasettir. Bunun kalbi de Büyük Millet Meclisidir. Halkla birlikte siyaset yapıyorsanız bir ağacın sulanması gibi yaşamın tadına varırsınız. Bir milletvekili tüm ülkenin vekilidir. Ancak kendi seçim bölgesine ayrı bir ilgi duyar. Denizli kabuğunu kırmış sayısı az illerimizden bir tanesidir. Devletin desteği olmadan, insanlarının çalışmasıyla, birazda doğanın verdiği cömertliği ile bu kabuğunu kırmıştır.

DENİZLİ, TARİH KENTİ

Denizli’nin bir çok yerinde M.Ö.’ye dayanan ve insanların ticaret yaptığı tarihsel yerler var. Hierapolis gibi, Pamukkale gibi eşsiz tarihi yerlerimiz var. Hem tarihsel zenginliği var, hem de doğal zenginliği var. Bunların yanı sıra dağları, gölleri, konakları ile Denizli adından da anlaşıldığı gibi bereketli bir yer. Ovaların, tarlaların, meyvelerin, sebzelerin bulunduğu ozanın dediği gibi “Tütünler memleketi, üzümler memleketi bir yer” Denizli. Sanayisi ve ticareti gelişmiştir. Bugün 1 milyar doların üstünde Vestel’i ve Zorlu’yu da ekleyecek olursak 3 milyar dolara yaklaşan bir dış satımı var. Özellikle Denizli’nin dokumasının tarihi Osmanlı dönemine kadar gidiyor. Dünyanın bir çok yerine bornoz, havlu, baharat, mermer ihraç ediyor ve memleketimize döviz getiriyor. Ozan Bedri Rahmi’nin dediği gibi en zengini de, en fakiri de var. Denizli 500 bin kişi çalıştıran fabrikalar kurdu. Doğrudan dışsatım yapıyor. Ama o güzelim pamuğu, üzümü, tütünü, üreten insanlar da ürünlerinin karşılığını alamıyor. Yani toprakla uğraşanlar yeterince emeklerinin karşılığını alamıyor. En güzeli üretiyor, ancak onu satamıyor. Eskiden destekler,kuruluşlar vardı. Şimdi bunlar bırakıldı. Dış alım, ithalat kapıları açıldı. Korumasız, örgütsüz olan tarım üreticileri sıkıntılı bir yaşam sürdürüyorlar. Ben ne yapıyorum? Burada dokumacıların sorunlarını, eğitimcilerin, tarımın sorunlarını çözümlemeye çalışıyorum. Denizli’de bir hava kirliliği yaşanıyor. En büyük sorunlardan bir tanesi. İnsanlar soluduğu havanın temiz olmasını istiyor. Bir an önce oraya doğalgazın yada kaynak sularından yararlanarak bir sistemin getirilmesi gerekiyor. Çevrenin ve doğanın korunması için uğraşıyoruz. Bu konuda önergeler veriyoruz. Yerel yöneticilerle ve insanlarla konuşuyor, oradan aldığımız yanıtları Meclise taşıyoruz. Bu sorunların çözümleri noktasında önergeler veriyoruz. Tarihi konunun korunması için komisyonda konuşma yaptım. Örneğin; Germiyanoğullarından bir Ulu Camimiz var. Kısacası Denizli’yle ilgili bütün sorunları Meclise taşımaya ve dile getirmeye çalışıyorum. Özellikle iki konuyu öne çıkarmaya çalışıyorum. Birincisi eğitim. Eğitim bütün insanları, geleceğimizi ilgilendiren bir konu. İleride ülke yönetimine gelecek, dünyayla yarışacak insanları çağdaş, bilimsel ve üretici bir eğitimden geçmesi gerekir. İkincisi olarak tarım kesimine ağırlık veriyorum. Çünkü, bilirim ki onlar örgütsüzdür, sorunlarını kendileri dile getiremezler. Onların sorunlarını dile getirmeye çalışıyorum. Denizli büyükşehir olsun diye önergeler verdik. Belediye sayısı çok fazla, yüze yakın belediye var. Nüfusu iki binden az olan belediyelerin kazanılmış hakları yok edilmeye çalışılıyor. Bu konuda mücadele verdik.

GÖÇLE GELEN BÜYÜME

Denizli ilçelerinden ve farklı illerden bir süre göç aldı. Bu göçlerle birlikte mahalleler kuruldu. Buraya yerleşenler Denizlili oldular. 300 bine yaklaşan merkez nüfusuyla büyükşehir görümüne büründü. İlçeleri ve köyleriyle birlikte bu nüfus 700 bini buluyor. Bu göçün temel nedeni ekonomiktir. Eğer insanlar ürünlerini bulundukları yerde değerlendirebilseler, çocuklarının eğitimini sağlayabilseler göçü düşünmezler. Ancak Türkiye’de son 25 yıldır, bu göç olgusu dikkat çekiyor. Tarımla uğraşanlar geçimlerini sağlayamadıkları için kentlere göç ediyorlar. Gelen vatandaşlar Denizli’de asgari ücrete bile razı olarak çeşitli sanayi bölgelerinde çalışıyorlar. Göç gecekondulaşmaya neden oluyor. Sonuçta yarı köy, yarı şehir görünümü ortaya çıkıyor. Bunu önlemenin yolu insanların ürettiklerinin para etmesini sağlamak ve oraya eğitim, sağlık hizmetlerinin götürülmesidir.

DENİZLİ’NİN SORUNLARI

Denizli’nin alt yapısına ilişkin çalışmalar sürdürülüyor. Belediyeler Yasası çıktı. İç içe geçmiş belediyelerimiz var. Üçüncü, dördüncü organize sanayileri kuruldu. Buraların ulaşım, alt yapı, tabakhanenin taşınması sorunu vardı. 1977-1980 arasında caddeleri genişletildi. 18. madde çalışmaları yapıldı. Raylı sistem ya da metro şu an yok ama ileride olması gerekiyor. Denizli’den Çardak’a kadar insanların daha rahat taşınması için bir raylı sistem düşünülüyor. Denizli deprem kuşağında yer alıyor. Başta kamu binaları olmak üzere bunların sağlamlaştırılması gerekiyor. Pamukkale Üniversitesi deprem alanında çalışmalar yapıyor. Denizli, adından da anlaşılabileceği altı su. Binaların ve alt yapının bu zemine göre yapılması gerekiyor. Geçmişte buna uygun yapılaşma olmadı. Şu an insanlar daha duyarlı davranıyorlar.

SAĞLIK VE EĞİTİMDE DURUM

Denizli’de sanayileşme ve ticareti koşut alarak sağlık ve eğitim hizmetlerinin götürüldüğünü söylemek kolay değil. Son yıllarda bir Sosyal Sigortalar Hastanesi yapılıyor. Devlet sağlık hizmetlerine politika olarak fazla yatırım yapmıyor. Dolayısıyla özel sağlık poliklinikleri ortaya çıkıyor. Son yıllarda devlet yeterince eğitim ve sağlık alanında gerekli yatırımı yapmadığı için özel kesim devreye giriyor. Özel kesimden yararlanan insan sınırlı olduğundan bu özlenen bir durum değil. Bu iktidarın politikası onlar; sağlığı da, eğitimi de kamu hizmetlerinden çıkarıp özel hale getirmek istiyorlar. Denizli’nin hak ettiği devlet yatırımları, bölge müdürlükleri yok. Denizli’den daha küçük olan Isparta’da, Aydın’da bölge müdürlükleri var. Bunların üç dört misli ekonomik canlılığa sahip bir yerken maalesef bürokratik tercihler neticesinde müdürlükler bu illere kayıyor.

EKONOMİ ÇOK CANLI

Denizli ekonomide oldukça canlı bir il. Tarım, ticaret, sanayi, turizm var. Mermerden, baharattan para kazanılıyor. Buldan, Çal ve Güney’in üzümleri yurt dışına ihraç ediliyor. Dokuma ürünleri oldukça kalitelidir. Tek derdimiz tarım ürünlerinin yeterince para etmemesidir. İşsizlik diğer illerde olduğu gibi büyük çapta değil. Bu arada modern tarım yapmaya çalışan insanlar var.

GÖRÜLMEYE DEĞER KENT

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Denizli için “Gözüm kör olsun kimseden duymuşsam, minicik horozlarından başka Denizli’yi” diyor. Yani Denizli aslında sadece horozları, Pamukkale’si değil; tarihi doğası, doğal güzellikleri, ekonomik canlılığı ile görülmeye, tanıtılmaya değer bir kent. Bu nedenle belediyeler şenlikler düzenliyor. Geçmişte büyük çapta Pamukkale Festivali yapılırdı. Son zamanlarda bundan vazgeçildi. Belediyeler, sivil toplum örgütleri kültür ve sanat etkinlikleri düzenliyor. Ressam İbrahim Çallı, Selahattin Pınar, Özay Gönlüm gibi sanatçılarımız var. Türküleriyle, oyunlarıyla Denizli büyük bir zenginliğe sahip.

YENİDEN YAPILANMA ŞART

Gerçekten Türkiye’de bir yeniden yapılanma, demokratikleşme ve katılım gereklidir. Türkiye yalnız Ankara’dan yönetilemez. En küçük işler için Ankara’ya gelip buradaki bürokrasiyle uğraşmak doğru değildir. Sorunları yerinde çözmek gerekir. Ancak son yıllarda yapılan İMF ve Dünya Bankalarının telkiniyle ve AK Parti’nin de bu reçetelere sahip çıkmasıyla yapılan reformlar sağlık, eğitim gibi ve daha başka kamu hizmetlerinin kamu hizmetleri olarak yapılmasında çıkıp özel kesime yaptırma yani bir çeşit özelleştirme anlayışıdır ki, bu katılımcı bir anlayış değildir. Şimdi iki sözcüğe sığınılıyor: Belediyeler, yapar ve yaptırır; özel idareler işletilir veya işlettirilir. Bütün bunlar daha önce kamu hizmeti olarak yapılan hizmetleri bazı şirketlere yaptırarak daha az insanı yararlanmasına yol açacak bir politikadır. Bu nedenle bunları tam bir reform olduğu düşüncesinde değilim.

DENİZLİ HAK ETTİĞİ YERİ ALMALI

Dileğim Denizli’nin yapmış ve üretmiş olduklarıyla hem Türkiye’de hem dünyada hak ettiği yerini bulması. İnsanların emeği değerlendirilsin, kültürleri korunsun, tanıtılsın ve geliştirilsin. Ürettiklerimizi ve güzelliklerimizi insanlığa sunalım. Gelip bizi yakından tanısınlar.”

KÖYLERE HİZMET NASIL GÖTÜRÜLECEK?

Gelecek seçimden başlanarak, nüfusu 2000’in altındaki belediyeler köy yapılacak ve araç ve gereçleri il özel idarelerine bırakılacak. Şimdi de, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü il özel idarelerine bırakılıyor. Köylünün, kasabalının kazandığı hakları ellerinden alınarak, köye doğrudan hizmet nasıl götürülecek? Daha verimli hizmet için bu devrin yapıldığını söylüyorlar. İl özel idarelerinde, köy hizmetlerini yine kamu mu yapacak, yoksa özel sektöre mi yaptıracaksınız; yani, bir özelleştirme mi olacak? Gerçekten daha hızlı, daha verimli bir hizmet için yeni bir kaynak mı var köyler için; bugüne kadar olmayan, bu tasarıyla getirilen bir kaynak mı var; nedir? İl merkezlerine, ilçe merkezlerine, belediyelere, İller Bankasından ayrılan payla hizmet götürülür; ama, köy bütçesine bir kaynak mı var? Yol da yapılmazsa, köye hizmet nasıl götürülecek? Hala, nüfusun yüzde 35’i orada. Köye, köylüye daha iyi hizmet getireceği söylenen bu tasarının nerede bir somut önerisi var?” Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, il özel idarelerine bırakıldığı zaman, Türkiye çapındaki eşgüdüm kalkmış olacak. Acaba, bölgeler ve iller arasındaki hizmet eşitliği, uyumu nasıl sağlanacaktır? Özellikle, yoksul bölgelere nasıl hizmet götürülecektir? Herşeye karşın Türkiye bir hukuk devletidir. AKP çoğunluğuna dayanarak her istediğini yapamaz.”

MUSTAFA GAZALCI KİMDİR?

1944 yılında Denizli’nin Güney ilçesinde doğdu. İlk ve lise öğreniminden sonra Balıkesir Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünü bitirdi. Çeşitli okullarda öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. 1977 yılında Denizli’den CHP Milletvekili seçildim. 12 Eylül darbesinden sonra bir süre gözaltında kaldı. Türkiye Barış Derneği davasında 1 yıla yakın tutuklu kaldı ve sonra aklandı. SHP’de Genel Sekreter Yardımcılığı, uzun süre parti meclisi üyeliği, 1995 yılında da CHP ile birleştikten sonra MYK üyeliği ve parti meclisi üyeliği yaptı. 3 Kasım 2002 seçimlerinde de CHP Milletvekili seçildi. 2 çocuk babası.

 

© Copyright-2005