
İmar yönünden sıkıntısı bulunmayan, alt yapı sorunu da çözümlenen Akkent, araç sıkıntısına çözüm için yardım bekliyor. AK Parti’li Belediye Başkanı Ali Karakoç, “Araç parkı en büyük yaramız. Araç demek bir belediyenin omurgası, gözü, kulağı demektir. Araç olmadığı zaman bir iş yapamıyoruz” dedi. Başkan Karakoç, araç desteği için milletvekillerinden yardım beklediğini ifade etti.
HERKESİN BAŞKANI - Akkent Belediye Başkanı Ali Karakoç, “İnsanları insan gibi görebilen, herkesin derdine koşan, siyaset ayırımı yapmayan, insanların derdi için kendini feda edebilen bir başkanım. Bunu çok samimi söylüyorum; aile düzenini alt üst eden, bir fakirin, bir yetimin, bir işsizin, bir yoksulun derdinden sabahlara kadar ağlayan bir belediye başkanıyım” dedi.
İmar yönünden sıkıntısı bulunmayan, alt yapı sorunu da çözümlenen Akkent, araç sıkıntısına çözüm için yardım bekliyor. AK Parti’li Belediye Başkanı Ali Karakoç, “Araç parkı en büyük yaramız. Araç demek bir belediyenin omurgası, gözü, kulağı demektir. Araç olmadığı zaman bir iş yapamıyoruz” dedi. Başkan Karakoç, araç desteği için milletvekillerinden yardım beklediğini ifade etti. Denizli’nin Çal ilçesine bağlı Akkent Beldesinin Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AK Parti) mensup Belediye Başkanı Ali Karakoç, gazetemize yaptığı açıklamada şunları söyledi:
İMAR VE ALTYAPI
“İmar yönünden çok rahat bir beldeyiz. Cadde ve sokaklarımız geniş. İmar yönünden bir sorunumuz yok. Alt yapı sorunumuz da yok. 1999’da göreve geldiğimizde beldemiz ismi gibi, Akkent olsun diye çalıştık. PTT tellerini 2000 yılında tamamen yer altına aldık. Yine asfaltı, kaldırım taşı, kanalizasyonu olmayan yerler vardı ve biz buraları yaptık. Altyapı sorunumuz da artık yok. Ben keşke diyorum projeler günübirlik değil de uzun vadeli yapılsaydı da kanalizasyon çalışmalarını yeniden elden geçirmek zorunda kalmasaydık.
PARK-BAHÇE ÇALIŞMASI
Şöyle bir baktığımızda her taraf taş, asfalt, beton. Gönlüm istiyor ki her insanımız çiçekleri, hayvanları, çevreyi sevsin. Çocuklarımız için yapılan, oyun grupları da içinde olan bir parkımız var. Yine büyüklerimiz için oturma ve piknik alanları oluşturuldu. Güzel bir parkımız var. Koru dediğimiz bölgeyi de ağaçlandırmak için çalışmalara başlayacağız. İnsanlarımız yeşilin değerini bir anlasalar, yeşil bir çevrede yaşamanın ayrıcalığını bir hissedebilseler zaten sorun kendiliğinden çözülecektir. İnsanlarımız çöp bidonu yerine getirip çöpünü bidonun dibine koyarlar siz de oradaki görüntüden üzülürsünüz. İşte bunların hepsi eğitim ve kültür, görgü, bilgi meselesi. Sorunlarımıza bir bütün olarak bakmayı öğrenmeliyiz.
ARAÇ PARKI BÜYÜK YARA
Araç parkından söz ederek en büyük yaramıza değindiniz. Sayın milletvekillerimizden de talebimiz budur. Araç demek bir belediyenin omurgası, gözü, kulağı demektir. Araç olmadığı zaman bir iş yapamıyoruz. Evet diğer belediyelerden alıyoruz ama onların da kendi işleri oluyor. Bir çöp arabamız ve itfaiyemiz var. Esas bize gerekli olan iş makinasıdır. Traktörün üzerine monte edilmiş bir makinamız var ama onunda astarı kendinden pahalı. Yıllık 500 milyonluk kârı olmaz ama, milyarlarca gideri olur.
DÜŞÜNÜLEN PROJELER
Ben açık konuşan birisiyim. Tabii bir projemiz olması için önce gelirimizin olması lazım. Hani derler ya akıl verme para ver. Belediye başkanlığını bırakalım bir vatandaş olarak bizler, sizler ne istersiniz? Çok güzel şeyler olsun istersiniz. Eğitim kaliteli olsun istersiniz, yaşantımız güzel olsun istersiniz. Ama bunlar istemeyle olmuyor. Diyelim ki ekonomimiz düzeldi. Benim için birinci proje Akkent’te bir Konfurt meyve suyu fabrikamız var. Bu fabrika gibi bir fabrikaya daha ihtiyacımız bulunuyor. Bu bir tekstil ya da herhangi bir alanda üretim yapan fabrika olabilir. Bir tek arzum var ki, o da ülkemin güzel bir yaşantıya kavuşması. Bizim insanlarımız bütün güzelliklere layık. Kanalizasyonu kim olsa yapar, aracı kim olsa getirir, asfaltı kim olursa döker ama Ali Karakoç olarak Akkent’te bırakmak istediğim şey şudur. İnsanları insan gibi görebilen, herkesin derdine koşan, siyaset ayırımı yapmayan, insanların derdi için kendini feda edebilen bir başkanım. Bunu çok samimi söylüyorum; aile düzenini alt üst eden, bir fakirin, bir yetimin, bir işsizin, bir yoksulun derdinden sabahlara kadar ağlayan bir belediye başkanıyım. Ben de herkes gibi fani bir insanım. İstiyorum ki benden sonra bu başkan bir şey yapmadı demesinler. Hiçbir zaman siyasi kimliğini ortaya koymadı, biz onun kalbini kırdık ama o bizim kalbimizi kırmadı diyebilsinler. İnsanlar kardeş olsun istiyorum. Yarın belediye başkanlığından çıkıp aile yaşantıma döndüğümde belediye başkanıyken şöyleydin, şimdi böylesin demesinler. Bunlar için uğraşıyorum, rahatsızlığım budur. Huzurlu olduğum bir şey var. Başımı yastığa koyduğumda beni rahatlatan şey kendi kendime sorarım. Hz. Ömer’in bir sözü vardır; “Bugün Allah için ne yaptın?” Ben de derim ki Ali bugün Akkent için ne yaptın? Akkent için bir şey yapamadım. Sen Akkent’teki vatandaş için ne yaptın? İşte o soruyu kendime sorduğumda Akkent için bir şey yapamasam da Akkent’in derdi için iki damla göz yaşı döktüm diyebiliyorsam en mutlu insan benim. Böyle bir iz bırakmak istiyorum. Kim ne derse desin. Birileri size aciz, beceriksiz diyebilir. İnsanları o kadar çok seviyorum ki benim için insanların kalbini kırmak dünyanın en zor işi. Hangi parti görüşünde olursa olsun bize hizmet etmek düşer. Bizim için doğruyu düşmanımda söylese doğru doğrudur. Eğer yanlışı beni doğuran annem söylese yanlıştır.
SOSYAL VE KÜLTÜREL YAŞAM
Akkent’in beldeliği 1200’lü yıllara dayanıyor. Germiyanoğulları buraya yerleşmişler ve zaviye kurmuşlar. Zaviye yemek verilen yer anlamına gelmektedir. O zamandan günümüze kadar Mayıs ayının ilk cuma günü keşkeş pişirilir ve insanlar bir araya gelirler. Yine aynı gün toplu sünnet gerçekleştiriyoruz. 1999’da bu etkinliği başlattık. O zaman mütevazi bir şekilde işe başlamıştık. Hani diyoruz ya hep insan çok önemli, insan kalbi çok önemli. Sizin imkanınız vardır bir sünnet düğünü yapabilirsiniz. İnsanın ömründe unutamayacağı olaylardan bir tanesi de sünnettir. Hele hele çocuklukta olan olaylar hiç unutulmaz. Sünnet törenini ilk sene bir kahvede yapmıştık. Çocuklarımızın her ihtiyacını belediye olarak karşılamıştık ama aradaki çocuk büyüdüğünde düşünecek. Bizim aile imkanımız yoktu, annemiz babamız bizi götürdü, bir kahvede sünnetimiz oldu dedirtmeyeceğim dedim ve ertesi sene yollara düştüm. Denizli’de Akkent’li iş adamlarımız var. Yurt dışında yine gurbetçilerimiz var. Dünyanın en zor işi budur; birisinden bir şey istemektir. Maalesef istediğimiz ilgiyi de bulamadık ama ben bunu kafaya koymuştum. Üzülürken, kendi kendime düşünürken, nasıl yapalım derken, bir ağabeyimize gittik. Allah razı olsun; destek verdi. Ertesi sene folklor ekibi getirttik. Kasabada 3000 kişilik yemek verdik. Denizli’den çeşitli hediyeler getirdik. Ayrı bir hava içinde sünnet şölenini gerçekleştirdik. Yine geçen sene, bizi son derece onurlandıran bir etkinlik gerçekleştirildi. Denizli Belediyesinin organize ettiği, Denizli’de uluslararası bir folklor gösterisi oldu. Akkent’e 4 yabancı folklor ekibi geldi. Denizli’nin hiçbir ilçesinde böyle bir etkinlik olmadı. Sadece Denizli merkezde ve Akkent’te gerçekleşti. Beni belediye başkanı olarak en çok mutlu eden şey budur. Binlerce insan bir araya geliyor. Çocuklar cıvıl cıvıl giyinmiş, kuşanmış oluyor. Onları ve gözlerindeki ışıltıyı görüyorsunuz. Hediyelerini vermeye gittiğim zaman arzu ettiğim buydu. “Sağol başkan amca” deyip elinizi öpmeleri, sizin onların öpmemiz farklı bir duygudur. Onların annelerinin babalarının Allah razı olsun böyle bir şeyi biz kendi imkanlarımızla yapamazdık, gerçekten çok güzel oldu, lütfen bizimle bir fotoğraf çektirir misiniz? demeleri benim için mutlulukların en büyüğüdür.”
ALİ KARAKOÇ KİMDİR?
1953 yılında Akkent’te doğdu. Ortaokul mezunu. Uzun yıllar memurluk yaptı. 2004 seçimlerinde AK Parti’den belediye başkanı seçildi. Başkanlıkta ikinci dönemi.