
Bursa’nın çok gelişmiş bir bölge olarak kabul edildiğini savunan CHP Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık, “Devlete verdikleri bakımından Bursa 4. il konumunda. Gayrı Safi Milli Hasıla’ya katkımız yüzde 17. ama geri aldığımız yüzde 1.7 ve Bursa kamu yatırımı alan iller sıralamasında altıncı. Yani verdiği ile aldığı orantılı değil” dedi.
Bursa’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki CHP’li temsilcilerinden Mehmet Küçükaşık, devlete verdikleri açısından Bursa’nın Türkiye’de dördüncü sırada yer almasına ve milli gelire yüzde 17 oranında katkı yapmasına rağmen, sadece yüzde 1.7’lik pay alabildiğini ve kamu yatırımları açısından altıncı sırada bulunduğunu açıkladı. Alınanla verilen arasında orantısal bir ilişki kurulmasını isteyen Küçükaşık, Bursa’nın gelişmiş iller kategorisi içinde yer alması nedeniyle, ilin çok geri kalmış yörelerinin kalkınmasında zorluklar olduğunu dile getirdi. Bu zorlukların aşılması için milli gelir hesabının ilçeler bazında yapılması gerektiğini savunan Küçükaşık, kamu yatırımı bulunmaması nedeniyle krizlerden ilk etkilenen ilin Bursa olduğunu anlattı. İşte CHP Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık’ın Bizim Mahalli İdareler Gazetesi’ne yaptığı açıklamalar:
KRİZLERDEN İLK BURSA ETKİLENİYOR
Bursa’nın merkezinde sanayi son derece gelişti. Ama Bursa’nın doğusu, batısı, kuzeyi ve güneyi var. Bursa merkezde kamunun çok yatırımı yok. En büyük yatırımlar özel sektörün. O nedenle Türkiye’deki her olumsuz gelişmeden Bursa, ilk önce etkileniyor. 2005 yılının başından beri kotaların kalkmasıyla birlikte şu anda tekstil sektöründe çok büyük sorunlar yaşanıyor. Bu da toplu işçi çıkışlarına neden oluyor. Son 3 ay içerisinde Bursa’da 9 bin insan işini kaybetti. Fakat yeni iş yasası ile çok çarpık bir yapılanma oldu. İnsanlar artık kadrolu olarak uzun süre çalışma imkanına sahip değiller. İş güvencesi kapsamdan çıktı. Bursa’nın doğusundaki İnegöl’de Organize Sanayi Bölgesi tamamen dolu. Gürsu ve Kestel’de sanayi bölgeleri olmamasına rağmen, buralarda 200’ün üzerinde fabrika var. Sanayileşmiş bölgeler bunlar. Aynı zamanda meyveciliğin, tarımın çok yoğun olduğu ilçeler bunlar. Sanayi ve tarımda bir koordinasyon söz konusu değil; ancak buralarda işsizlik diğer bölgelere nispeten daha az.
BURSA’NIN GÜNEYİ SIKINTILI
Güneye, yani dağ ilçelerine baktığımızda, ne yazık ki Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki ilçelerden çok daha geri durumda yerleşimler var. Burada iş imkanı yok. Orhaneli Kömür İşletmeleri’nin tam çalışmaması, Bursa’daki maden ocaklarının özelleştirilmesi, satılması, kiminin kapatılması nedeniyle insanların bütün geliri artık hayvancılıkla ormancılığa kaldı. Fakat ormandaki kısıtlama hala devam ediyor. Hayvancılığın da geliri yüksek olmadığı için bu bölgede yaşayan 150-200 bin insanımız Bursa’da iş aramak zorundalar, çok büyük göç veriyorlar.
BOR ENSTİTÜSÜ BURSA’DA KURULMALIYDI
Türkiye’de bor 4 yerde çıkıyor. Eskişehir, Kütahya-Emet, Balıkesir-Bigadiç ve Bursa-Mustafakemalpaşa’da. Diğer 3 ildeki bor tesislerine ödenekler verildi, yeni yatırımlar yapıldı. Türkiye’de bir bor enstitüsü kuruldu. Biz bu bor enstitüsünün Bursa’da kurulması taraftarıydık. Çünkü bor, Bandırma Limanı’ndan ihraç ediliyor. Ama bor enstitüsünün Ankara’da kurulmasına kararı verildi. Mustafakemalpaşa’daki tesislere 6 trilyon liralık yıkama tesisi yapılacaktı. Ödenek bugüne kadar maalesef verilmedi.
DEMİRYOLSUZ SANAYİ VAR
Bursa’da bir demiryolu projesi var. Sanayiinin bu kadar geliştiği bir yerde halen demiryolu yok. Bandırma ve Ankara’yı birbirine bağlayacak bir hızlı demiryolu projesi vardı. Yabancı ödenekle yapacaklar, dış krediye ihtiyaç var. Ancak şu anda yapılmıyor.
MARMARA’NIN İLK HİDROELEKTİRİK SANTRALİ
Boğazköy Barajı bitecek dendi, yeterli ödenek konmadı. DSİ’nin yaptığı hiçbir baraja yeterli ödenek konmadı. Marmara Bölgesi’nde hiç hidroelektrik santrali yok. Bu çok ilginç bir şey. Halbuki Çınarcık Barajı ve Ulubat Gölü Hidroelektrik Santrali var. Çınarcık Barajı’nın yüzde 95’i bitmiş idi. Yeterli ödenek konmadı bir türlü ve özelleştirildi. Şu anda onun sulama projeleri var. Oraya yeterli ödenek konmuyor. Bursa çok gelişmiş bir bölge olarak kabul ediliyor. Devlete verdikleri bakımından Bursa 4. il konumunda. Gayrı Safi Milli Hasıla’ya katkımız yüzde 17. ama geri aldığımız yüzde 1.7 ve Bursa kamu yatırımı alan iller sıralamasında altıncı. Yani verdiği ile aldığı orantılı değil. Bunun bir an önce giderilmesi lazım. Büyükorhan ilçemizde, DSİ’nin yaptığı Büyükorhan Göleti var. Yıllardan beri atıl durumda duruyor. Yaklaşık 10 trilyonluk bir parayla hemen sulama kanalları yapılabilir. Oradaki çilek üreticilerimiz en azından üretimi üçe beşe katlayabilirler. Ödenek ayrılmıyor, yapılmıyor.
TURİZMDE ULUDAĞ DIŞINDA ALTERNATİFLER DE VAR
Biz Bursa’da hem sanayinin gelişmesini hem de çevrenin ve doğal güzelliklerin korunmasını istiyoruz. Bursa, turizm gelirleri bakımından Türkiye'de en az yatırım alan yerlerden bir tanesi. Bu konuda hemen hemen geliri en az olan illerden bir tanesi. Tabii ki, Uludağ’ımız var, denizimiz var, tarihi alanlarımız var. Muhteşem bir güzelliğe sahip ilimiz. Fakat, biz bunlardan yararlanamıyoruz. Sadece Bursa deyince insanların aklına Uludağ geliyor. Gemlik, Mudanya, Karacabey’i yaz turizmine açmamız ne yazık ki mümkün olmadı. Kültür turizmine açılamıyoruz. Tarihi güzellikleri olan İznik gibi bir ilçemiz, İznik ve Ulubat göllerimiz, kaplıcalarımız var. Ama bunlarla ilgili turizmi bir türlü hayata geçiremiyoruz. Ulubat Gölü, Ramsar Sözleşmesi kapsamında dünyanın korunması gereken 10 mirasından birisi. Oraya bir Organize Sanayi Bölgesi yapılacaktı. En son Çevre ve Orman Bakanlığı Nisan’da, orada Organize Sanayi Bölgesi yapılması iznini iptal etti. Bu, bence Bursa’daki çevrecilerin zaferidir. En azından Ulubat Gölü bundan sonra var olacak, kirlenmeyecek, yaşayacak.
SESİMİZİ HÜKÜMETE DUYURMALIYIZ
Tarımda, sanayide, yaşanan sıkıntılar nedeniyle insanlar ekonomik olarak gerçekten sıkıntılı bir durumdalar ve beklentiler ne yazık ki, karşılaşılmadı. Fakat , hepimize düşen görevler var. Bizlerin, vatandaşların, sivil toplum örgütlerinin, herkesin Bursa’nın haklarını koruması lazım. Bursa’nın güzelliklerine, Ankara’dan Türkiye’den taleplerine herkesin duyarlı olması gerekiyor ve artık biz korkmadan Bursalılar olarak kendi taleplerimizi, siyasetçilerimize, iktidara, özellikle hükümete bildirmek zorundayız ki taleplerimizin karşılığını alabilelim. Herkese sevgi ve saygılarımı sunuyorum, selamlarımı gönderiyorum.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK KİMDİR?
1960 Mustafakemalpaşa doğumluyum. İlk ve ortaokulu ilçemde, liseyi Gökçeada Atatürk Öğretmen Lisesi’nde bitirdim. 1983 yılında Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra, ilçemde 18 yıl serbest avukatlık yaptım. Evliyim, 2 çocuğum var. Bir yaşam biçimi siyaset. 1975 yılları Türkiye’deki gençliğin tam anlamıyla yaşanan olaylara, olumsuzluklara, haksızlığa karşı tepkisini yükselttiği ve Türkiye’deki yaşamdan bir pay almak istediği bir dönemdi. O dönemde tüm gençlik politize bir durumdaydı ve sorunların çözülmesi için gerekirse ölümü bile tercih edecek radikal çıkışlar içinde bulunuyordu. Biz o kuşak içerisinde yer aldık ve o inançlarımızı bu güne kadar sürdürdük.
MİLLİ GELİR İLÇE BAZINDA HESAPLANMALI
Batıda, Mustafakemalpaşa, Karacabey ve kısmen Mudanya’nın girdiği bölgeler tarımın en yoğun olduğu bölgeler. Fakat buralardaki insanlar, tarımda meydana gelen çöküntü sonucunda çalışmalarının karşılığını alamaz durumdalar. Sanayileşme burada çok az, sadece bir miktar tarıma dayalı sanayii mevcut. Bursa’nın coğrafyasına baktığımızda milli gelir hesabının il bazında değil de ilçeler bazında yapılması gerektiği net bir şekilde ortaya çıkıyor. İlçeleri ilin kalkınmışlığına getirebilmek için, herhalde, Bursa’yı bölgelere ayırarak, özel kalkınma projeleri hazırlamamız gerekecek gibi gözüküyor. Nitekim Valimiz bunu yapıyor. Kırsal Kalkınma Projesi diye bir proje başlattı. Önce dağ ilçelerinden başladı ve diğer ilçelerde dağ yöresinde yaşayan vatandaşlarımıza özel projeler hazırlanıyor. Ama bu destek yeterli mi? Ne yazık ki sadece İl Özel İdaresi kapsamında destekler de yeterli olmuyor.