goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Konu :Yeni Bir Dönem

Yazar : Selvi Erdoğan Turgut
 
Duyurular
 "BİZİM" yazmayan hiçbir Mahalli İdareler Gazetesi sorumlulugumuzda degildir!

 Mutlak ve mutlak bizi taklit edenler olacaktır, zaman zaman ismimizin önüne veya arkasına ekleme yaparak taklit edecekler veya başka isim altında BİZİM formatımızla bizi kullanarak siz yerel yöneticileri ve siyasileri ziyaret edeceklerdir


 Bu durumda hemen gazetenin künyesine bakın, Gazete Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Selvi ERDOGAN TURGUT ise işte o gazete bizim sorumluluğumuzdadır.


 Unutmayın! Yerel yönetimlerin gözü , kulağı, sesi olan yerel yönetimlerin sorunlarını ve icraatlarını dile getiren gazete;
Bizim Mahalli İdareler Gazetesidir ...


 
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz. Bugün 29.08.2008 05:06:31, Ocak 2005 tarihinden itibaren portalımız toplam 1685805 ziyaret almıştır. Aktif ziyaretçi sayımız 26 .

Ekibimize Katılın
Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Google

 

 
 
 
SİYASETİN YARGISI
 
SİYASETİN YARGISI

Türkiye 1989 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nin yetkisini kabul etti. Bu Mahkemeye gidebilmek için iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekirken geçmişte bu usule uymayan birçok başvuru da kabul edilmiş ve davalar çoğunlukla Türkiye aleyhinde sonuçlandırılarak büyük miktarlarda tazminat ödenmiştir. Mahkemenin bu tavrı ve verilen tazminat miktarlarının Ülkemiz standartlarında yüksek olması, bu alanda uluslararası bağlantıları da bulunan bir sektörün oluşmasına neden olmuş tazminatlarda bu sektörün bir rantı haline getirilmiştir.

Mahkeme son olarak, vicdanları elvermeyen üçte bir oranındaki üyesine rağmen terörist başı hakkında zorlama gerekçelerle dolu, teröre cesaret ve yol veren tarihi kararını alarak terörü yaşayan ülkelerin büyük tepkisini toplamıştır. Türkiye ve Avrupa’daki kandırılmış bir miktar zavallı insan da bundan bir medet umma hayali ile kararın hemen ertesinde hem terör hem de propaganda faaliyetini hızlandırmıştır. Terörden yüreği yaralı milyonlarca insanı ise bir kez daha derinden yaralanmış ve Avrupa’ya karşı olan güvensizliği bir kat daha artmıştır. AİHM Türk Milletinin bu hassasiyetini ve terör elebaşısının yeniden yargılanmış olsada hakkında verilmiş kararın değişmeyeceğini bilmesine rağmen, terör örgütü ve destekçilerinin propagandalarını uluslararası alana taşıma yönündeki gayretlerine destek olur gibi ne olacağı önceden belirli olan kararını bir kaç aylık bir dönemde gündemde tuttuktan sonra açıklamıştır. Bu noktada sormak gerekiyor; terör örgütü eylemlerinin bir kısmı dahi Avrupa’nın herhangi bir yerinde gerçekleşseydi veya 11 Eylül saldırıları Strazburg’ta iki büyük binaya yapılsaydı bu karar ne yönde olurdu diye düşündünüz mü hiç? Avrupa böyle bir durumda terörü bu denli siyasi malzeme olarak kullanır mıydı?

Kararın gerekçelerini doğru kabul eden kimi aydın kesimde bunu yerine getirilecek bir talimat gibi değerlendiriyor ve gereğinin hemen yapılmasını, yapılamıyorsa yasal değişiklik yapılarak bunun sağlanmasını aksi takdirde Türkiye’yi büyük sıkıntıların beklediğini ileri sürüyor. Türkiye’nin bu konudaki kararlılığını bir an için gevşettiğini hissettirmesi ihtimalinde Avrupa’dan ne büyük tehlikeler içeren teklifler ve dayatmalar geleceğini tahmin edemiyorlar.

Kimi çevreler de kararın usule ilişkin olduğunu, çokta önemli olmadığını, gereğinden fazla tepki gösterildiğini, terörist başı yerine başka biri hakkında verilmiş bir karar gibi değerlendirilmesi gerektiğini belirtselerde şu bilinmelidirki Anadolu’nun doğusu ve güneydoğusunda oynanan oyunun aktörleri için bu karar büyük bir fırsat olarak görülmekte, kanlı iddialarını uluslararası gündemde tutabilme olanağı olarak değerlendirilmektedir. Terörist başı da adi bir suçlu gibi gösterilmeye çalışılmakta, konu hukuki boyuttan alınarak siyasi zemine taşınmakta ve bir kaos ortamı yaratılarak istenilen hayali hedefe varılması planlanmaktadır. Kararın ertesinde terörist başının bir karargah gibi kullandığı İmralı’dan verdiği talimatlarla başlayan terör olayları da bunu kanıtlamaktadır. Türkiye bırakın yeniden yargılamayı terörist başının içeriden verdiği talimatlara aracılık edenler hakkında gerekli yargı işlemlerini başlatma yoluna gitmeli ve bu rezalete bir son vermelidir.

Kararın gerekçeleri de trajı komik bir halde. Tarihin en kanlı teröristlerinden biri bütün dünyanın gözü önünde açık açık yargılanmış, suç itiraf edilmiş ama bu yeterli görülmemiş; gözaltı süresi uzun tutulmuş, mahkemenin askeri hakimi baştan beri çıkarılmamış, savunma için yeterli süre verilmemiş vs. Terörist başının bütün itiraflarına, özel ve ayrıcalıklı bir cezaevinde tutulmasına rağmen verilen bu karar geçen sayımızdaki yazımızda tarihi bir akış içinde gözler önüne serdiğimiz yüzyılların oyununun yeni bir adımı niteliğinde hiç kuşku olmasın. Türk insanının dökülen kanları karşısındaki sorumsuzlukla devam eden iki yüzlü standart bir kez daha gözler önüne serildi böylece.

Adaylık sürecinde sürekli Türkiye’den kendi istediği hukuki düzenlemeleri isteyen ve uygulamada bunları görmek isteyen Avrupa bir yandan bu alanda yapılan yenilikleri överken diğer yandan kendisini siyasi zemine kaydırarak hemen hemen her düzeydeki kurumu ile sürekli Türkiye aleyhinde kararlar almakta. AİHM’nin terör elebaşısı kararını önümüzdeki aylarda inceleyecek olan siyasi yapıdaki Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi kararı da, AB’nin çeşitli düzeydeki yetkili organlarından gelen müzakerelerin başlamasının buna bağlı olduğuna dair tehditvari açıklamalara bakıldığında yine aynı yönde olacaktır kuşku olmasın.

Mademki kararı veren kurum bir mahkeme olarak kendini görmekte, şimdiye kadar katledilen her bir insanın ve yakınlarının da bir insan olduğunu ve onlarında her birinin bir insan hakkı, bir yaşama hakkı olduğunu göz önünde bulundurarak bir mahkeme gibi davranmalı ve verilmiş cezanın sanık lehine değişmesinin mümkün görülmediği gerekçesi ile başvurunun reddedilmesi yoluna gitmeliydi. Dosyadaki onca delil ve itirafa rağmen verilen bu karar yukarıdaki nedenlerden dolayı tamamen siyasi niteliğe büründürülmüştür. Ancak beklesinler her zaman eleştirdikleri Türk yargısı onların bu yapamadığını gerçek bir yargı olarak yapacaktır kuşku olmasın.

Bundan sonra Türkiye ile ilişkilerde ise Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf bulunduğumuzdan ve aday ülke olmamızdan dolayı formalitelere uyun yada uymaya engel bir durum varsa bunu mevzuat değişikliğine giderek sağlayın, Kopenhag Kriterleri vs. var, aksi takdirde Avrupa Konseyi üyeliğinin tehlikeye gireceği, Avrupa Parlamentosunda temsil hakkının kaldırılacağı, üyelik müzakerelerin başlatılmayacağı yada kesileceği şeklinde baskılarla geçecek emin olun. Yani Türkiye ve Avrupa arasındaki ilişkilerde bundan sonra da yeni gergin bir dönem başlayacak.

Türk Milleti bir kez daha sınanmaktadır. Bu olay kapanacak ve kapandıktan sonra da yeni oyunlar gelecektir. Her yeni oyun karşısında Türkiye’nin tavrına göre bir taviz koparılmaya çalışılmaktadır. Bu Yüce Millet şimdiye kadar olduğu gibi bu oyuna da gelmeyecektir kuşku olmasın.

 

 

 

© Copyright-2005