
Çarpık yapılaşmanın önüne geçemiyoruz, çünkü halkımız, dağlık alanda, arazide ev yapmak zorunda. Gönül isterki, çok paramız olsun, bu çarpık yapıları yıkalım. İstimlak edip paralarını verelim. Tek tip hatta tek renk olabilecek konutlar yapalım. En büyük sıkıntılarının, idari yapıda kurumsallaşmak olduğunu söyleyen Of Belediye Başkanı Oktay Saral; akşamı nasıl getiririm gayesinde olan insanlarla çalışıyoruz. Seçilerek belediyelerde bu görevi ifa edecek, halkına hizmet verecek nitelikte ve kalifiye elemanlar olmadığını, dolayısıyla randıman alınamadığını söyleyerek, sözlerine şöyle devem etti:
VATANDAŞIN HAYIR DUASI BİZİ MUTLU EDİYOR
Gençlik yıllarımdan bu yana siyasete çok fazla merakım vardı. Sürekli haberleri seyredip siyasi gelişmeleri takip ediyordum. Bu yüzden siyasete girdim. Her siyasetle uğraşan insan gibi hizmet ederken hayır duası almak insanı mutlu ediyor. Halk teveccüh göstermese, aynı şevkle gitmek muhakkak zor olacaktır. Çizgimizden şaşmadan devam edeceğiz.
ZORU BAŞARMAYA ÇALIŞIYORUZ
İdari yönetim noktasında tam olarak kurumsallaşamadık. Tüm profesyonellik şartları oluşmuş değil ama, biz bu şartlar altında zoru başarmaya çalışıyoruz. Büyük belediyeler haftada bir kez halk günü düzenler. Biz ise sürekli halkla iç içe yaşıyoruz. İnanın gece yarısı evden aranıyoruz. Vatandaşın Savcılıkta, hakimlikte işi çözülememiştir. Gecenin bir yarısı bizi arar, koşar gideriz. Samimiyetimle söylüyorum ailemize ayıracak vaktimiz çok az. Gerçek şu ki; hanımlarımız çok duygusal, zaman zaman tartışıyoruz. Buradan da söylüyorum eşim ve çocuklarım haklarını bana helal etsin. Hele çocuklarımızın yüzünü hafta sonları bile göremiyoruz. Avrupadaki standartları yakalayabilirsek projelerimizi gerçekleştirmek daha kolay olacaktır. Başkan olarak sorumluluk tamamen omuzlarımızda. Hem düşüneceksin, hem tasarlayacaksın, hem bizzat çalışacaksın. Sonrada bu projeyi hayata geçirmek için, girişimlerde bulunacaksın. İşte bu yüzden zaman sıkıntısı çekiyoruz. Gülü seven, dikenine katlanır deyip teselli buluyoruz. Hem idari, hem mali şartlar çok yetersiz. Türkiye’de belediyecilik insan üstü bir çabayla yapılıyor. Olağanüstü bir çaba gösteriyoruz. Yeter ki vatandaş rahat etsin.
NÜFUS YAPISI
2000 yılında nüfus 25.500 tespit edildi. Esas nüfusumuz 60.000’i buluyor. Adapazarı, İzmit, Bursa, İstanbul, Ankara gibi Büyükşehirlere göç veriyoruz. İnsanlarımız, özellikle babadan oğula gelen tarım arazilerinin bölünerek azalması ve maddi güçsüzlükten dolayı göç ediyor. Mayıs ayından Ağustos ayına kadar, yaz mevsiminde hepsi buraya geliyor. Bu yüzden bu aylarda ilçemizde büyük sıkıntılar yaşanıyor.
OF BİR MARKA’DIR
Özellikle Of’da, işadamı potansiyelimiz çok fazla. Hiçbir yerleşim biriminde bu kadar işadamını bünyesinden çıkarmış bir ilçe göremezsiniz. Bu iş adamlarımızı nasıl Of’a çekebiliriz, onlara ne tür kolaylıklar sunabiliriz, bunun fizibilite çalışmalarını yaptırıyoruz. Teşvik kapsamında, hem istihdam oluşturmaya, hem de göçü önlemeye çalışıyoruz. Doğu Karadeniz bölgesi insanını herkes tanıyor. Devletine, milletine, kültürüne bağlı, candan, içten bir topluluğuz. İlçemiz büyük bir potansiyele sahip, bunu geliştirmek amacındayız. Sayın kaymakamımızla da her hafta toplantılar yapıyoruz. Bu potansiyeli nasıl avantaja dönüştürebiliriz diye araştırmalar yapıyoruz. Kaymakamımız Of’umuz için “Of Bir Markadır” diye bir slogan buldu.
BELEDİYENİN DURUMU
1999 yılında belediyeyi devraldığımızda borcu yoktu. Sadece, altyapı ve kanalizasyon projelerinin ihalesi çıktığı için İller Bankası’na bir borç vardı. Devlet kurumlarına ve piyasaya borcumuz yoktu. Tertemiz devraldık. Borçsuz bir belediye, sorunsuz bir belediye demek değildir. Ama, borç yapmadan tüm sorunları halledebiliyorsanız, bu da çok büyük bir başarıdır. Borçsuz hizmet yapabilmek gerçekten çok zor.
BELEDİYELER ÖZAL DÖNEMİNDE ALTIN ÇAĞINI YAŞADI
Ekonomik olarak baktığımızda, rahmetli Özal döneminde, belediyeler altın çağını yaşamışlardı. O zaman 800’ü aşan belediye vardı, şu an 3215 belediye var. 800 belediye yüzde 12 pay alıyordu, şimdi ise, 3215 belediye yüzde 6 pay alıyor. Belediyelerin altın çağını yaşadığı o zamanda paralar hizmete dönüştürülmedi, çünkü ceplere giriyordu. Halk bunu değerlendirdi, hizmeti bizlere verdi. 4 sene evvel bir cenazeye gittim. Beşköy beldesinde heyelan olmuş, 60 vatandaş ölmüştü. Orada köye giderken dikkat ettim. 35 dakika sonra köye geldik. O kadar büyük yol ağı var, evler dağılmış bir birinden. Şimdi bu belediye başkanı ne yapsın? Evler birbirinden ayrı, nasıl altyapı sorununu çözecek, nasıl hizmet verecek. Bizim kendimize göre gelirlerimiz var. Su, temizlik vergisi, otobüs gelirleri, tabela vergisi gibi. Belde belediyeleri çok zor durumda, nüfusa göre belirlenen İller Bankası payı ile hizmet mi üretsin, personeline maaşını mı versin? Geçmiş 5 yıl içerisinde, içme suyu ve kanalizasyon olayını tamamen bitirdik.
BELEDİYE OLARAK KURUMSALLAŞMAK İSTİYORUZ
En büyük sıkıntımız her platformda söylediğim gibi, Belediye olarak idari yapımızın kurumsallaşması lazım. Belediye içerisinde çok kaliteli elemanlarımız yok. Akşamı nasıl yaparım gayesinde olan insanlarla çalışıyoruz. Seçilerek belediyelerde bu görevi ifa edecek, halkına hizmet verecek nitelikte ve liyakat da elemanlar alınmamış. Hep önceki dönemlerde hatıra binaen işe girmiş elemanlarla çalışıyoruz. Kimseye karşı önyargılı değiliz ama personel üzerine düşen görevi yapmakla mükelleftir. Biz zaten personelin üzerine kaldıramayacağı yükü yüklemiyoruz ki. İşini layıkıyla yapsın başıma taç edeyim. Partizancı zihniyetle düşünmedim hiç. 120 personelimiz var. 67 tanesi memur, 3 tane teknik personel var. Gerisi sözleşmeli işçi statüsünde çalışan insanlardan oluşuyor. Bunlardan randıman alamıyoruz. Başbakanlık personel Dairesi’nden kadro tahsisi istedik. İmar Müdürlüğü, Park ve Bahçeler Müdürlüğü, Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü, Sosyal ve Kültürel İşler Müdürlüğü gibi alanlarda hizmet yapabilmek için bu personelleri istedik. 4-5 senedir hala verilmedi. Parasal yönden sıkıntıları, iş adamlarımız sayesinde aşıyoruz zaten. Bize iş yapacak personel lazım. Daha önceki bazı belediyeler, 20 kişi ile çalışabilme imkanı varken, 20 kişi daha alırdı. Geleceğini garantiye almak adına yapılıyordu bu personel yığıntısı. Aybaşında ne oluyordu, para personele gitmiş, hizmet yapmaya para kalmıyordu. Hükümetimiz bir çerçeveyle sınırladı bu sorunu. İlçelerde % 30, beldelerde % 40’ı aşamaz. Belediyeler hizmet kapısıdır, istihdam kapısı değil. Çekmecemde 200’e yakın iş başvurusu var. Yeri geldikçe imkanlar dahilinde yardımcı olmaya çalışıyoruz.
ÇARPIK YAPILAŞMANIN ÖNÜNE GEÇEMİYORUZ
Konutlaşma Of’da yüzde 200 oranında arttı. Yurtdışındaki gurbetçilerimiz, yaz aylarında geldiklerinde kalmak için ev yapıyorlar. 1 ay evvel revize imar planı hazırlattık, bitti. Yeni kentsel konutlaşma sahaları, park ve bahçeler, yeni yol ağları. Yeni atıl durumda bulunan yerleri de imara açarak şehri kilitlenen noktalardan, boş bulunan yerlere açalım istedik. İmar planı düzenlemesini yaptık ama, benim içim rahat değil. Çarpık yapılaşmanın önüne geçemiyoruz, çünkü halkımız, dağlık alanda, arazide ev yapmak zorunda. Gönül isterki, çok paramız olsun, bu çarpık yapıları yıkalım. İstimlak edip paralarını verelim. Tek tip hatta tek renk olabilecek konutlar yapalım. Bizim insanımızın özelliğidir bu; 50. katı çıkmayacaksın diye söyle, vatandaşımız 51. katı çıkar. Hastalık derecesindedir bu özelliğimiz. Yeni çıkan yasada, imar mevzuatlarına aykırı davrananlara hapis cezası var. İnşaat mühendisim var, teknikerim var, mimar, şehir plancısı, peyzaj mimarı, fen memuru almak istiyorum, alamıyorum. Ankara’ya feryadımızı duyurmak istiyoruz. Ne olur bize kadro verin. Bu elemanlara ihtiyacımız var. Bazı şeyler maalesef gözden kaçıyor. Bu yeni çıkan yasada, özellikle müteahhitlerimle bir toplantı yapıp, imar mevzuatlarına aykırı ruhsatların dışında en ufak bir baraka, en ufak bir taşma yapamazsınız diye uyarmak zorundayız. Aksi halde yapan da yaptıran da bir ile üç yıl arasında paraya çevrilemeyen hapis cezası alacak. İlçemiz sınırları içinde, harap viran görüntü veren binaları yıkacağız. Dış cephe sıva ve badanası olmayan binalara uyarı vereceğiz. Her türlü önlemleri alacağız. İnşallah Of’un imarıyla ilgili bu hayallerimizi gerçekleştiririz.
ALTYAPIDA SORUNUMUZ YOK
Geçtiğimiz 5 yıl içerisinde alt yapıyı bitirdik. Yaklaşık 15 trilyon paramız gitti. Evlerin, özellikle dağınık olması, birbirine bağlanan hatları ana kollektörlerle biraraya getirmek maliyeti artırdı. Bu proje çok büyük bir alanı kapsadı. Sahili olan hangi belediyeye gitseniz, çöp sorununun sahillerle çözüldüğüne şahit olursunuz. Dağlık bir arazi, sit alanları var. Çöpü dökecek yerimiz yok. Mecburen çöpü sahile döküyoruz. Çöpü depolama sistemini şimdiye kadar, gelişmemiş ülkeler tercih etmiş. Çöpleri tasnif ettirme noktasında Korelilerin bize sunduğu projeyi gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Kore’den bu projeyi sunmak için gelen uzmanlar, aynı projenin Güney Kore’de de hala uygulandığını, aynı dağlık arazi şartlarına sahip olduklarını, ama, bu proje sayesinde bu sorunun artık ortadan kalktığını söylediler.
SOSYAL VE KÜLTÜREL ETKİNLİKLER
Gelecek kuşaklara birşeyler bırakabilmek amacıyla, sosyal etkinliklere, kültürel faaliyetlere çok fazla önem veriyoruz. Bir takım sosyal aktiviteleri desteklemek için kurulmuş bir birimimiz yok. Çünkü bu yönde yardımcı olacak elemanımız yok. 3 yıl önce kurulan “Of Folklor Derneği” miz var. 200 kişilik gönüllü ordusu canla başla çalışıyorlar. Belediye olarak bunları yakından destekliyoruz. İşte bu gönüllüler 2 yıldan bu yana 20, 25 bin kişiyi ilçemize çeken müthiş bir festival düzenlediler. Of Folklor Derneği’nin düzenlediği bu festival artık geleneksel hale gelecek. Ağustos’un 3’ünde başlayıp 7’sinde bitecek. Konserler, panayır, el işleri, horonlar, yöresel yiyecekler, hayvan figürlerinin yer aldığı sergiler, kalaycılar, tüm bunların hepsi festival dahilinde yapılacak. Tüm gurbetçilerimizle beraber horon çekeceğiz inşallah. Of’un adını festivallerle de duyurmaya çalışacağız. Sportif faaliyet için kapalı spor alanı gerekiyor. Çok başarılı gençlerimiz var, sportif turnuvalarla bu gençleri harekete geçirmeyi düşünüyoruz. Of Spor Kulübümüzde şampiyonluğa oynuyor. Belediye Başkanı olmadan önce Of Spor Kulubünün başkanıydım. Ama Belediye Başkanı olunca ayrılmak zorunda kaldım.
DAĞ FARE DOĞURDU
Açıkcası ben bu yasayı beğenmedim. Tam anlamıyla dağ fare doğurdu. Belediye Başkanları reform bekliyor. 75 yıldan beri, bu yasayla geldik. Milenyumlu yıllarda sıkıntıları çözmek adına, reform niteliğinde dört dörtlük bir yasa hazırlanmalıydı. Sayın Başbakanımızın geçmişte söylediği bir söz bugün geldi bizi buldu. “Bürokratik Oligarşi” Ben bu söze yürekten katılıyorum. Böyle yasa olmaz. Bizim yükümüzü arttırdılar. Mali ve idari noktada yetki alamadık. Okul öncesi eğitimle alakalı olarak okulların tüm araç, gereçleri ile ilgili tüm işlerini yapabiliriz. Gelir, personele yetmiyor. Norm kadro sisteminde, belediyenin ihtiyaç duyduğu kadroları veriyoruz deniyor. Biz beş senedir istiyoruz, alsak bile bu norm kadroların maaşlarının ayrılması lazım. Nitelikli personel çünkü. Belediye Başkanlarının özlük haklarını çok kısıtladılar. Bizim aldığımız maaş fakir, fukara, garip, guraba kim varsa ona gidiyor.
OKTAY SARAL
1967 yılında Trabzon’da dünyaya geldim. İlk, orta ve lise tahsilimi Of’da tamamladım. Anadolu Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümünü bitirdim. İzmir’de askerlik yaptım. 1999 yılından evvel SP’den Belediye Başkanı seçildim. İkinci beşyıllık görevime AKP’den seçilerek sürdürüyorum. Evliyim, bir kız, bir erkek çocuğum var. Halkımıza sevda arzusuyla doluyum. Gençlik kollarında yönetimden bugünlere kadar geldim.