|
Yıllardır siyaset ve bürokrasi popülizminin doğurduğu tutarsızlıklar Ülkemizin doğu kesiminde istismar ortamının hazırlanmasına sebep olmuştur. Bu ortamdan faydalanan dış güçlerce verilen destekle de doğu kökenli insanların ırkçılık temeline dayalı suni bir kimlikle suni bir siyasallaşma zemini hazırlanmıştır. Bölge de yaşayanların bir kısmı aktif, bir kısmı geriden terörün içine girerek kan akıtma yoluyla bu zeminin baştan beri oluşmasına ve büyümesine hizmet etmiştir. Ekonomik anlamda çalışarak kazanma yerine ağırlıklı olarak silah, uyuşturucu, hayvan ve akaryakıt kaçakçılığına dayanan bu kesim, yıllardır bu suni anlayış ve açız ağzıyla bir ağlama politikası geliştirmiş, ne herhangi bir vergi, ne su parası ne de elektrik parası vermiş, üstüne üstlük terörle mücadele adı altında her aileden birkaç kişiye silah verilip küçümsenmeyecek bir miktarda maaş bağlanmış ve tamamen bedava bir yaşam politikası üzerine Devletin ve diğer bölgedeki insanların üzerine yıkılmıştır. Bugüne kadar aldıkları bunca maddi manevi desteğe, yükümlülükte görmezden gelinmeye rağmen teröre topyekün başkaldırma cesaretini ise birkaç il dışında hiç göstermemiştir. İstisnalar ise genel kendine has kaideyi bozmamıştır. Yıllardır süren bu ortam bölgede kendine has özel bir rant ekonomisi hazırlamış yatırımda, teşvikte, nakliyede, inşaatta, gıda da, besicilikte, hemen hemen her alandaki yapım, mal ve hizmet alımı ihalelerinde uluslararası bağlantılı bir yolsuzluk girdabı oluşturmuş ve bu girdaba bir çok kesimi dahil etmeyi başarmıştır. İçerisinde Türkiye düşmanı milletlerden ve CIA, MOSSAD, KGB, FSB, BND, MI-6, SISMI, SDECE, EYP, AIVD, SAVAMA, Muhaberat ve sayamadığımız daha nice gizli servislerin kimliklerini taşıyan aktif teröristin barındığı terör örgütüne kapılanlara dışarıdan verilen destekle de baştan beri içeride hazırlanan bu ortam büyütülerek Türkiye'nin her hamlesinde demokratik reformlar adı altında çeşitli söylem ve dayatmalarla önüne bir duvar örülmüştür. Bu örgüt ve oluşturulan bu ortam Ortadoğu bölgesinde yüzyıllardır süren ekonomik ve siyasal çıkar çatışmasında sonuna kadar kullanılmıştır. Dışarıdan verilen destek o aşamaya gelmiştir ki çoğu Avrupa ülkesinde bu zihniyette olan Türk kökenli bu ülkelerin parlamentolarına kadar girmişlerdir.
Suni olarak üretilen ve bölgedeki tüm insanları kapsayacak şekilde yıllardır bütün milletimize özümsetilmeye çalışılan bu anlayış ve düğüme bugün Türkiye içinde çözüm aramaya kalkmak akıntıya ters kürek çekmek yanında terör örgütüne ve hazırlanan bu ortama hizmet etmekten başka bir anlama gelmeyecektir. Aksi halde yukarıda belirttiğimiz yolsuzluk girdabına benzer ve paralel başlatılan etnik ayrılıkçılık girdabının hızına katkı sağlamaktan başka bir şey yapılmamış olur. Sonucunda ise bugün demokratik reformlar adı altında verilen haklar ve ayrıcalıklar önünüze karşılayamayacağınız daha büyük talepler getirir. Sorunun çözümü ne etnik bir realitedir, ne Diyarbakır'dadır, ne ekonomidedir, ne kültürdedir ve ne de suni bir kimliktedir. Öyle olsaydı Memleketin nice yerleri de bugün aynı anlayış ve ortam içinde olması gerekirdi. Sorunun çözümü Kandil Dağı'nda, Mahmur'da, Hakurk'da, Hinere'de, Lolan'da, Zap'da, Metina'da, Basyan'da ve buraları ayakta tutmaya çalışan her türlü lojistik desteğin geldiği yerdedir. Bu yerlerin ve lojistiğin düğümünü çözdüğünüz zaman içeride uğraşacak ne suni bir insan hakkı meselesi, ne de başka suni bir mesele emin olun kalmayacaktır. Geriye bu Ülkenin topyekün ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınması kalacaktır. İçeride de konudan anlayan anlamayan, bu ortamı hazırlayanlarla dirsek temasında olanların konuşmaya yazmaya, bu ortama prim kazandırmaya malzemesi kalmayacaktır. Daha da önemlisi nice anaların yüreği artık o zaman yanmayacak, nice ocaklar sönmeyecektir.
|