AK Parti Milletvekili Uzm. Dr. Osman Akman, "Antalya için yapmak istediklerimiz çok büyük, ufkumuz çok geniş. En büyük destekçimiz de Sayın Başbakanımız. Antalya'mızın sorunlarına her vesileyle birebir ve yerinde müdahalelerle çözümler üretilmesi için olağanüstü çaba sarfediyor" dedi.
AK Parti Milletvekili Uzm. Dr. Osman Akman, "Bu şehir için yapmak istediklerimiz çok büyük. Ufkumuz çok geniş. En büyük destekçimiz ise Sayın Başbakanımız. Antalya'mızın sorunlarına her vesileyle birebir ve yerinde müdahalelerle çözümler üretilmesi için olağanüstü çaba sarfediyor. Çünkü Antalya bir dünya şehri. Hepimiz buna inanıyoruz" dedi.
Antalya Milletvekili Osman Akman, 3 Kasım 2002 tarihinden, yani AK Partinin iktidara geldiği günden bu yana ve son mahalli seçimlerde AK Parti olarak Antalya Büyükşehir Belediyesini kazandıkları tarihten bu tarafa, alt yapı anlamında çok ciddi bir atılımın ve yeniden yapılanmanın içerisinde olduklarına dikkat çekti. "AK Parti Milletvekilleri olarak hiç durmadan, dinlenmeden çalışıyoruz. İnancımız şudur ki, halka hizmet Hakka hizmettir. Siyasete bakışımız gereği, milletimizden ve onun iradesinden büyük bir güç olmadığına inanıyoruz" mesajı veren Akman, sorunların çok ve büyük olabileceğini, ama çözme iradeleri ve azimlerinin daha da büyük olduğunu bildirdi.
"ANTALYA BİR MARKA"
"Biliyorsunuz Antalya bir marka. 'Turizmin Başkenti Antalya' tabiri artık dilimize de yerleşti. Antalya tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış bir şehir. Ilıman iklim şartlarıyla, birçok doğal limanıyla, deniz kıyısında yer alan bir şehrimiz. Bu anlamda bu coğrafyayı zaptetme veya bu coğrafyada tutunabilme anlamında medeniyetleri cezbeden bir coğrafi konumda bulunuyor. Bu nedenle tarihin çok eski dönemlerinden beri var olan medeniyetlerin izlerini görebiliyorsunuz. Antik kent kalıntıları, anfi-tiyatrolar, lahitler… Sizin anlayacağınız, insanoğlu varolduğundan bu yana, Antalya ve yöresinde insan yaşamı var, insana ait yaşam biçimleri var. Antalya'mızda Side, Aspendos, Belkıs, Myra gibi zamanının en gelişmiş şehirleşme örnekleri var.
"CAZİBE MERKEZİ..."
Antalya tarım ve turizm anlamında ekonomik bir cazibe merkezi. Bu da büyük şehirlere yaşanan göçten nasibini fazlasıyla almasına neden oluyor. Aslında madalyonun iki yüzü var. Antalya'mıza aldığı bu göç, konut talebi, altyapı yatırımları, sağlık ve eğitim gibi devasa büyüklükte sorunları beraberinde getiriyor. Madalyonun diğer yüzünde ise göçle gelen bu sorunlar, bir bakıma ekonomik hareketliliği ifade ediyor. Yani saydığım hususlardaki artan talep, arzı da zorunlu kılıyor. Bu da Antalya ekonomisinin daha cazip ve daha hareketli olmasına neden oluyor. Uzun sözün kısası ekonomik hareketlilik göçü beraberinde getiriyor, artan göç ekonomik hareketliliğe neden oluyor. Ekonomik hareketliliği lehte kullanmayı başarabilirsek yani olumlu bir dönüşüme çevirebilirsek, bundan hem Antalya hem de ülke ekonomisinin kârlı çıkacağı kanaatindeyim.
BÜYÜK GÖÇ OLGUSU
Antalya yüksek bir göç olgusuyla karşı karşıya yıllardır ve yüksek nüfus artış hızına sahip. Ancak, üzülerek söylüyorum, altyapımız bununla orantılı olarak büyümüyordu. Öyle bir şehir düşünün ki; nüfusu 2000 nüfus sayımına göre 1 milyon 720 bin. Özellikle yaz aylarında belirli zaman dilimlerinde bu rakam 4 milyonu aşıyor. Ülkemizin 80 ilinden gelen misafirlerimiz var. Antalya, iç turizmin de cazibe merkezi. 2005 Temmuz sonu itibariyle Antalya Havalimanından giriş yapanların sayısı, geçen yıl aynı dönemdeki giriş yapanların sayısına oranla % 26 artış kaydetmiş ve yaklaşık 4 milyon 100 bine yaklaşmıştır. Buna bir de kara yoluyla gelen ve sayısını bilemediğimiz yerli ve yabancı turistleri ekleyin. Yaklaşık 10 gün önce, bir gün içerisinde 53 bin küsûr turist gelmiş ve kendi rekorunu egale etmiştir Antalya. Bu hareketlilik nedeniyle şehrimizde, ister istemez altyapı yetersizliği ile karşı karşıya kalıyoruz. Bütün bunlara rağmen, 3 Kasım 2002 tarihinden, yani AK Partinin iktidara geldiği günden bu yana ve son mahalli seçimlerde AK Parti olarak Büyükşehir Belediyesini kazandığımız tarihten bu tarafa, alt yapı anlamında çok ciddi bir atılımın ve yeniden yapılanmanın içerisindeyiz. Bugün artık Kemer Tekirova'dan Alanya ilçemize ulaşım, çok rahat bir şekilde yapılabilmektedir. Bu noktada, duble yolların tamamlanması büyük fayda sağlamıştır. Şehir merkezindeki trafik sıkışıklığının giderilebilmesi yönünde ise önemli adımlar attık. Tamamlanarak açılışını yaptığımız ve inşaatı devam eden köprülü kavşaklar ile alt geçitler, Antalya trafiğini oldukça rahatlatmıştır ve yeni yatırımlarla da rahatlatmaya devam edeceğiz. Hangi birisini sayabilirsiniz ki… Havaalanımıza ikinci pistin eklenmesi sayesinde kapasitesi artmış, buna bağlı olarak dış hatlar yolcu kabul ve çıkış tesislerine ilaveler yapılmıştır. İlave tesisleri daha geçen hafta sayın Ulaştırma Bakanımızın teşrifleriyle açtık. Hemen yine aklımıza geliveren yağmur suyu drenaj sisteminin çok hızlı bir şekilde tamamlanması çalışmaları. Biliyorsunuz ilimiz çok yoğun yağış alan bir bölgede. Bu şekildeki bir yağış, her defasında şehri felç ediyordu. Allah'ın izniyle hepsini çözüme kavuşturacağız. Bu şehir için yapmak istediklerimiz çok büyük. Ufkumuz çok geniş. En büyük destekçimiz ise Sayın Başbakanımız. Antalya'mızın sorunlarına her vesileyle birebir ve yerinde müdahalelerle çözümler üretilmesi için olağanüstü çaba sarfediyor. Çünkü Antalya bir dünya şehri. Hepimiz buna inanıyoruz.
SAĞLIKTA DURUM
Antalya bizim iktidara gelişimize kadar yatak sayısı başına nüfus oranı itibariyle Türkiye'nin en zor durumda olan illerinden biriydi. Yüzde yüzü aşan bir doluluk oranı ile sağlık hizmeti yürütülmeye çalışılıyordu. Hemen yakın tarihte 400 yataklı Antalya Devlet Hastanesi ek binasının temelini Sayın Başbakanımızın teveccühü ve katılımıyla attık. Allah'ın izniyle 2006 bitmeden tamamlamayı ve hizmete açmayı hedefliyoruz. 80. Yıl Ağız ve Diş Sağlığı Merkezimiz, büyük bir kapasiteyle çalışmalarına son sürat devam etmektedir. Bir de Aşur Aksu Hastanemiz var. Açılışı öncesi son aşamaya gelmiş durumdadır. İnşallah çok yakın bir tarihte açılışını yapacağız. İlçelerimizdeki duruma gelince; Gazipaşa Devlet Hastanemize 1 kat ilave edildi. Alanya Devlet Hastanemize yeni poliklinik ilavesiyle sıkışıklığı büyük ölçüde gidermiş olduk. Yine Manavgat Devlet Hastanemizin acil servis poliklinik ek bina çalışmaları hızla devam ediyor. Çok sıkıntıda olduğumuz Kemer Devlet Hastanemizin 100 yataklı olarak yeniden yapılması hususundaki girişimlerimiz ve çabamız devam ediyor. Korkuteli Devlet Hastanesi ek binasının yapımının, 2006 yılı programına alınması çabamız sürmektedir. Yine yakın bir geçmişte, yapımı uzun bir süredir devam eden ama pek çok eksiği bulunan Kumluca Devlet Hastanemizi tamamlayarak hizmete açtık. Takdir edersiniz, konu sağlık olunca, ki bizim için ayrı bir önemi haizdir, büyük bir azimle sorunların üzerine gidiyoruz ve eksikliklerimizi gidermeye çabalıyoruz. Söz eğitime gelince Antalya'mız bu konuda da uzun yıllardır eksikliklerle ve sorunlarla boğuşuyordu. Ancak 2004 ve 2005 yılları Antalya'mız açısından atılım yılları olmuştur. Sadece 2005 yılında 774 yeni derslik açılmıştır. Bu, 2004 yılına oranla % 92'lik bir artışı ifade ediyor.
EKONOMİK DURUM
Antalya, uzun yıllardır Türkiye ekonomisinde ilk onda yer alıyor. Bunda turizm başta olmak üzere tarım sektöründeki hakim konumu önemli birer etken. Sadece turizm ekonomisi denirse ilk sıradadır. Tarım ekonomisi yönünden ise hemen ilk sıralardadır. Hemen burada Meclisimiz tatile girmeden tarıma yönelik olarak çıkarmış olduğumuz yasalara değinmek istiyorum. Ki bunlar yıllardır Türkiye'nin gündeminde olan ama uzun süredir çıkarılamayan yasalardır. Tarım sigortaları kanununu çıkarttık, tarım ürünlerinin sigortalı hale getirilmesi ve çiftçilerimizin zararının en aza indirilmesi için. Organik tarıma yönelik olarak yasal düzenleme yaptık. Biliyorsunuz organik tarım, ihracatta yaşadığımız son sıkıntılı dönemde iyice önem arzetti. Toprak koruma ve arazi kullanımını düzenlemeyi amaçlayan kanunu çıkarttık. Bütün bu yasalar, sadece Antalya'mız için geçerli olan yasalar değil, bütünüyle tarım ekonomimizi ilgilendiren yasalardır. Ekonomik hareketlilik istihdam piyasası açısından da kendisini gösteriyor. Turizmin ve tarımın eskiden sezona dayalı olarak yürütülmesi bu hareketliliği mevsimsel kılıyordu. Ancak tarımdaki yeni teknolojik imkanlar, mevsime ve iklimsel değişikliklere bağlı üretimi büyük ölçüde bertaraf ettiği için yılın 12 ayına yayılan bir tarımsal faaliyetle karşı karşıyayız. Turizmimiz ise sadece deniz ve tarih turizmine dayalı bir yapıdan, dört mevsim oniki ay yapılan ve alabildiğine çeşitlilik arzeden bir yapıya dönüşmüştür. Bugün Antalya'mızda deniz, kongre, kış sporları, sportif faaliyetler vb. gibi çok geniş bir yelpazede turizm olanakları mevcut hale gelmiştir. 400 bin yatak kapasitesine ulaşmış durumdayız. Turizm açısından yatak başına bir kişinin istihdam edilmesi, sektörün gerekliliklerindendir. Hal böyleyken ve artan yatak kapasitesi ile istihdam piyasasının nasıl bir dinamizme sahip olduğunu siz düşünün. Sonuç olarak tarım ve turizmdeki bu dönüşüm ve değişim, istihdamın kendi içindeki hareketliliğini ve istihdam piyasasına yeni katılanlar açısından yepyeni imkanları ve hareket kabiliyetini beraberinde getirmiştir.
GEÇİM KAYNAKLARI
Antalya halkı, tarım ve turizm ile bu ekonomik faaliyetlere dayalı ticaretten geçimini temin etmektedir. Tarım ve turizm şehrimizde yeknesak ekonomik faaliyetler olmaktan çıkmıştır. Her iki sektörün girdilerinin temini ve ürünlerinin pazarlanmasına yönelik faaliyetlerle birlikte devasa bir ekonomiden söz ediyoruz. Bugün geldiğimiz noktada Antalya, tarım ürünlerini dış piyasalarda değerlendirebilen, 400 bin yatak kapasitesiyle turizme yönelik pazarlama faaliyetlerini dış dünyada kendi başına yürütebilen ve Türkiye turizmine yön verebilen bir konuma gelmiştir.
SOSYAL VE KÜLTÜREL DURUM
Antalya'mız bütün bu ekonomik ve sosyal hareketliliği ile ve tarihten bu yana gelen pek çok kültüre ev sahipliği yapmış geçmişiyle bugün de pek çok sosyal ve kültürel etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır. Hemen aklımıza geliveren Altınportakal Film Festivali bunlardan birisidir. Özellikle bu yıldan itibaren sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın çabalarıyla uluslararası hale gelen festival, Antalya'mız için kırk bir yıldır devam eden bir maratondur. Bu sene 42. sini düzenliyoruz. Son yıllarda artan ve hemen her alanda yapılan uluslararası bilimsel kongreler, spor takımlarının artan rağbeti -ki belli dönemlerde 200'ü aşan sayıda futbol takımını aynı anda ağırlayabiliyoruz- şehrimizi salt denize, güneşe ve kuma dayalı, kısır turizmden kurtarmıştır. Tabi ki bunda turizmci girişimcilerimizin payı çok büyüktür. Yine de Türkiye olarak ürünlerimizin dış dünyadaki pazarlanması ve tanıtımındaki eksiklikler, Antalya'mız açısından da geçerlidir. Bana göre ülkemiz açısından sembol nitelikteki ürünleri, yöreleri, turizm çeşitliliği için zemin teşkil eden zengin doğal güzelliklerine vurgu yapan bir tanıtım faaliyetini tek başına yeterli görmemek gerekir. Kendi insanımızın da bilinçlendirilmesi yönünde eğitime yönelik çok büyük adımların atılması gereğine inanıyorum. Şurası kesin; memnun ayrılan bir turistin yapacağı reklamı dolarlarla ifade edemiyorsunuz. Bu sadece turizmle ilgili de değil. Turistin karnını hijyenik ve sağlıklı olarak nasıl doyurduğunuz, istirahatını nasıl sağladığınız, sağlığını nasıl koruduğunuz, asayişini nasıl temin ettiğiniz ve ulaşımını nasıl hızlı ve güvenilir sağladığınızla da ilgili. Bu anlamda olaya daha bütüncül bakıyorum ve de bakılması gereğine inanıyorum.
YASALARI DEĞERLENDİRDİ
Yerel yönetimlerle ilgili yasaların bir kısmı yürürlüğe girmiş, bir kısmı ise yakın gelecekte yürürlüğe girecek olan yasalardır. Meclis çalışmalarımız sırasında yoğun bir çalışma temposunun ürünleridir. Ülkemizin yıllardır kanayan yaralarına deva olabileceğine inandığımız için getirdiğimiz düzenlemelerdir. Bu çerçevedeki düzenlemelerin ortak hareket noktası, sorunların ortaya çıktığı yerde çözülmesi, merkeze taşınmaması gereğidir. Bir anlamda, idare hukuku tabiriyle merkezden yerel yönetimlere 'yetki göçerimi' yapılmıştır. Ha bunun önünde büyük engeller vardı bugüne kadar. En büyüklerinden bir tanesi, yerel yönetimlerin kendiliklerinden gelir oluşturucu bir yapılarının olmayışı idi. Tabi ki merkezi idareyi by-pass edici bir yeniden yapılanma yok burada. Merkezi idarenin gelirlerinden bir kısmının daha yerel yönetimlere aktarılmasını düzenlemiş olduk. Hepimiz biliyoruz; gelir arttırıcı yada yeni vergi, resim, harç ihdas edici düzenlemeler, ancak ve ancak yasa çıkartılarak yapılabilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkisindedir. Bu devredilemez bir yetkidir. Burada yapılan, sorunları zaman kaybetmeksizin yerinde çözmek ve bunu yaparken mali bir sorunla karşılaşılmamasını temindir. Hiçbir yeni düzenleme hayata geçirilmeden yahut uygulanmadan toptan iyidir veya kötüdür deme şansına sahip değiliz. Ancak uygulamalar esnasında çıkabilecek eksiklikler ve sorunlar, yeni düzenlemelerle giderilebilecektir. Bu konuda sadece biz vekillere değil, halkımıza ve siz değerli basınımıza da büyük görevler düştüğü kanaatindeyim. Hatalar ve eksiklikler mutlaka dillendirilmeli, yapıcı olmak kaydıyla olaylara eleştirel yaklaşılabilmelidir. Amacımız hiçbir şekilde bozmak, yıkmak yahut yok etmek olamaz, olmamalı. Daha güzeli daha iyiyi arama, yakalama çabası içerisinde, pozitif düşünceyle hareket etme mecburiyetindeyiz. Bakın ülkemizin ve Antalya'mızın hiçbir şekilde boşa harcanacak bir kuruşu ve de boşa geçirilecek saniyesi dahi yoktur. Biz de bu bilinçle, milletimizin bir kör kuruşunu dahi boşa harcamıyor ve harcatmıyoruz. Tüm mesaimizi Antalya'mız ve dolayısıyla ülkemiz için çalışarak geçiriyoruz.
"KÖY KÖY GEZİYORUZ"
Meclis tatile girdiği günden bu yana Antalya'mızı belde belde, köy köy geziyoruz. Teşkilatımızı ve halkımızı, yerlerinde ziyaret ediyoruz. Sorunlarını, dertlerini dinliyoruz. AK Parti iktidarı olarak yaptıklarımızı anlatıyoruz. Yapılanların bir kısmının bilinmediğini yada yanlış bilgilendirmelerden kaynaklanan kanaatlerin olduğunu müşahede ediyoruz. Halkımızın şunu bilmesini arzu ediyoruz; AK Parti iktidarından önceki dönemlerde, dillendirilen boş vaatlerin, mali desteği olmadan verilen sözlerin, Türkiye'mizin ve de Antalya'mızın gerçeklerini göz önüne almayan yaklaşımların, bugüne değin ne ülkemize ne de Antalya'mıza hiçbir faydası olmamıştır. Yalan yanlış beyanlara inanmasınlar. Hükümetimiz çalışıyor, biz AK Parti Milletvekilleri olarak hiç durmadan, dinlenmeden çalışıyoruz. İnancımız şudur ki, halka hizmet Hakka hizmettir. Siyasete bakışımız gereği, milletimizden ve onun iradesinden büyük bir güç olmadığına inanıyoruz. Sorunlarımız çok ve büyük olabilir. Ama çözme irademiz ve azmimiz daha büyüktür. Şunun altını özellikle çizmek istiyorum. Kararlı bir şekilde çalışanın, tutarlı işler yapanın yardımcısı Allah'tır. Bize düşen bardağın sadece dolu tarafını görerek, pozitif enerji ile çalışmak değil, boş tarafı için de gayret sarfetmektir. İnşallah başarılı olacağız."
DOKTOR SİYASETÇİ
"Antalya'ya uzun yıllar bir hekim olarak hizmet verdik. Hem de Antalya'mızın merkezinde, çok yoğun bir mesaisi bulunan Antalya Devlet Hastanemizde hekimliğin yanı sıra idarecilik yaptık. Antalya'nın çocuğuyuz, ailemiz, çevremiz burada. Bununla birlikte hekimliğimiz ve hastane idareciliğimiz vesilesiyle pek çok şey gördük, yaşadık. Antalya'mızın sorunlarını öğrendik. Bir kamu kurumunda idarecilik yapmak, sadece ihtisas alanınızla sınırlı bırakmıyor sizi. İster istemez pek çok şey öğreniyorsunuz. Biz de Antalya'mızın sorunlarının sadece sağlıkla ilgili olmadığını yaşayarak öğrendik. Epey bir yol almışız herhalde ki siyaset bir noktadan sonra yakalayıverdi bizi. Şimdi milletvekiliyiz ama Antalyalı hemşehrilerimizin bizi hâlâ 'doktorumuz' olarak görmesi ayrı bir haz veriyor bize. Çünkü hekim - hasta ilişkisi, kolay izah edilemeyecek ve zor zedelenebilecek bir ilişkidir. İnsanın, insan hayatının ve insan sağlığının paha biçilemez bir değerler bütünü olduğu düşünülürse, zannediyorum, söylemek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Bütün bu tecrübemizi ve birikimimizi, Antalya'mız için başka bir sorumlulukla, onların temsilciliğini yani vekilliğini yaparak hayata geçirmek için şimdi var gücümüzle çabalıyoruz."
OSMAN AKMAN KİMDİR?
1958, Serik, Aşağıoba Köyü doğumlu. Orta öğrenimini Antalya'da tamamladıktan sonra, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu ve Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde 'iç hastalıkları uzmanı' olarak ihtisasını aldı. Korkuteli Devlet Hastanesi'nde ve Antalya Devlet Hastanesi'nde iç hastalıkları uzmanı ve Başhekim Yardımcısı olarak görev yaptı. 3 Kasım 2002'de AK Parti'den Antalya Milletvekili seçildi. TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyesi. Evli ve 3 çocuk babası.