Gediksaray Belediye Başkanı Galip Kantaroğlu, insanların yaşadıkları yerde devletin varlığını hissetmeleri gerektiğini bildirdi. Başkan Kantaroğlu, Atatürk'ün söylediği "Vatan toprağı kaderine terk edilemez…" ifadesini kendisine prensip edindiğini açıkladı.
Başkan Kantaroğlu "Seçimden önce inanın parayı bu kadar sevmezdim ama şu an kuruşun hesabını yapıyorum. Uzun yıllardır alışıla gelmiş bir zihniyet var; "Belediye hizmeti yapar, karşılığını almaz". Olmayan bir şey paylaşılmaz, olması için hep birlikte bir şeyler yapmalıyız" diye konuştu.
Küçük yerlerde tabuları yıkmanın zor olduğunu söyleyen Gediksaray Belediye Başkanı Galip Kantaroğlu, insanların yaşadıkları yerde devletin varlığını hissetmeleri gerektiğini bildirdi. Başkan Kantaroğlu, Atatürk'ün söylediği "Vatan toprağı kaderine terk edilemez…" ifadesini kendisine prensip edindiğini açıkladı. Yetersiz gelirlerle ve yokluklarla hizmet yapmanın zor olduğuna dikkat çeken Başkan Kantaroğlu "Seçimden önce inanın parayı bu kadar sevmezdim ama şu an kuruşun hesabını yapıyorum. Uzun yıllardır alışıla gelmiş bir zihniyet var; "Belediye hizmeti yapar, karşılığını almaz". Olmayan bir şey paylaşılmaz, olması için hep birlikte bir şeyler yapmalıyız" diye konuştu.
Beldesindeki göçün sebebinin işsizlik olduğuna dikkat çeken AK Parti'li Başkan Kantaroğlu, belediyenin kendi asli görevlerini zor yaptığını, bu yüzden de istihdam alanını genişletmek ve göçe çare bulmak için bir şey yapamadığından yakındı. Amasya'nın Göynücek ilçesine bağlı Gediksaray Beldesinin Adalet ve Kalkınma Partisi'nden (AK Parti) seçilen Belediye Başkanı Galip Kantaroğlu, BİZİM MAHALLİ İDARELER Gazetesi'ne beldesinin durumunu ve başkanlık döneminde yapılan hizmetleri anlattı. Başkan Kantaroğlu, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
ÇOK AZ FARKLA BAŞKAN
"Siyasete olan ilgim lise yıllarında başladı. 3 Kasım 2002 seçimlerine kadar bir siyasi partinin üyesiydim. Uzun yıllar Ülkü Ocağı başkanlığı yaptım. 3 Kasım seçimlerinden sonra fikren siyasi bakış açım yeni oluşumlar geçirdi. Burası kendi halinde küçük bir belde, ilişkilerin çoğu siyasete dayalı. Seçimlerde karşımdaki aday akrabamdı. Çok az farkla seçimi kazandım. AK Parti'nin Türkiye'deki başarısı ve siyasi zihniyeti AK Parti'den aday olmamda etkili oldu. Hiç bir zaman rantı düşünerek idarecilik yapmak arzum olmadı.
YOĞUN GÖÇ VAR
2 bin 210 nüfusumuz var ve aşırı derece göç veriyoruz. Özellikle İstanbul'un Esenler, Bağcılar, Kasımpaşa, Alibeyköy semtlerine göç veriyoruz. Şu an 1000 ile 1500 insanımız bu semtlerde yaşıyor. Yazın nüfusumuz fazlalaşıyor. Göçün sebebi işsizliğe dayanıyor. Biz belediye olarak, ne yazık ki beldemizde istihdam alanını genişletmek, göçe çare bulmak amacıyla çalışma yapamıyoruz. Çünkü belediye olarak kendi asli görevlerimizi zor yapıyoruz. Yol, su, temizlik, sosyal ihtiyaçları karşılamaya çalışıyoruz. Beldemizde çıkan " yumuşak taş" örneği var ve topraktan çıkıyor. İçerisinde yüksek derecede alüminyum var. Topraktan çıktığı zaman yumuşak, dışarıda bekleyince sertleşiyor bu taş. Bu taşı değerlendirmeye çalışıyoruz.
BELEDİYENİN BORÇ DURUMU
Belediyeyi çok fazla borçla devraldım. Memur maaşları 20 milyar, vergi borcu 3 milyar 822 milyon, Emekli Sandığı 15 milyar 800 milyon (ikramiye), yine Emekli Sandığı 2 milyar 252 milyon, S.S.K. 34 milyar 500 milyon, Tedaş 122 milyar, Türk Telekom telefon borcu 6.5 milyardı. Borcun dökümünde akaryakıt borcuda var ki buda yaklaşık 74 milyar T.L. Emekli Sandığı, S.S.K., memur maaşları ve Tedaş'a olan borçları kapattım. 1 Nisan 2004 tarihinden itibaren ben belediye başkanı olduktan sonra yaptığım borç yok. Şehire giriş çıkış revizyonları yaptık. Belediye binası içerisindeki kullanmak zorunda olduğumuz bazı eşyaları yeniledik. Ben geldiğimde 10 kadrolu, 5 geçici işçi olmak üzere toplam 15 personel vardı. Bunlardan 4 tanesi emekli oldu. Benim dönemimde 4 personel daha aldım. Şu an 9 geçici kadroda, 6'da memur kadrosunda memur var. Personel çıkarmayı düşünmedim, var olan personeli iş gücünde kullanmayı tercih ettim.
İMAR PLANI VE ALTYAPI
İmar planımız yeterli. Uygulamak çok zor, para olmayınca uygulayamıyorsunuz. 50 seneyi kapsayacak imar planımız var. Suyumuzda şu an problem yok. Devraldığımda su aboneliğinde 12 tane kaçak vardı. 128 su sayacı taktırdım. Su, beldemizin en uç noktasına kadar gidiyor. Değirmentaşı bölgemiz önceden kesinlikle su alamıyordu. Şu an her yere su gidiyor. Sağlık ocağımızda su sorunu yaşanıyordu. Doktor hanım geldiğinde sağlık ocağında su olmadığı için morali bozulmuştu. Söz verdim kendisine " itfaiye ile taşıyacağım yine sizi susuz bırakmayacağım" dedim. Verdiğim sözü tuttum. Sağlık ocağımızda şu an su sıkıntısı yaşanmıyor. 3 pompamız var, 1pompa yeterli oluyor. Suyun kaçak kullanımını % 1'e düşürdük. Su şebekesi borularında yenileme yaptık. Küçük beldelerde iş makinesi çok önemli. Girişimlerde bulundum. En ucuz nasıl mal ederim, onun yollarını aradım, sonuçta başardım.
ÇÖP KAMYONU İSTEDİ
Acil olarak çöp kamyonuna ihtiyacımız var. Çevre Bakanlığı'na müracaat ettim. Olmazsa bile İstanbul'da montaj yöntemiyle ucuza mal edebiliyoruz. O şekilde bir çözüm yolunu da deneyeceğim. Çöpü eski usulle topluyoruz. Bu yüzden de hijyenik olmuyor.
BAŞKAN'IN PROJELERİ
Şu an Amasya Belediye Başkanımız sayın İsmet Beyin, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı olduğu dönemde yaptırdığı bir spor sahamız vardı. Bu sahayı encümen kararıyla Gençlik Spor İl Müdürlüğü'ne devrettik. Asfalt çalışmamız devam edecek. Alt yapıyı tamamladık. İçme suyu depolarımızın olduğu yere mesire alanı yapmayı düşünüyoruz. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na projemizi verdik. Prensip olarak şunu edindim; "Alamayacağın şeyi isteme!.." Çok isteyip aza kanaat etmek bana ters geliyor. İstediğini elde ettikten sonra, başka şeyleri istemeye sıra gelsin.
EĞİTİM VE SAĞLIK
Senelerce kendim eğitimcilik yaptım. Kızımda kendi kasabamızda öğretmenlik yapıyor. Elimizden geldiği kadar sorunlara çözüm bulmak için, yardımcı oluyoruz. Bir eğitimci olarak eğitimin toplumsal gelişim için ne kadar önemli olduğunu çok fazla bilincinde olarak ister ekonomik çıkışlı olsun, ister sosyal çıkışlı olsun var olan sorunların temelinde eğitim yatıyor. O nedenlede zaten eğitimin yaşı yok, sınırı yok. Bir tane ilköğretim okulumuz var. Şu an için herhangi bir sıkıntımız yok. Hem personel anlamında, hem fiziksel ihtiyaçlar anlamında. Gerektiği yerde belediyeden personelde takviye ediyoruz okulumuzun ihtiyaçlarını karşılamak için. Yani okulumuz her anlamda dört dörtlüktür. Biz eğitimin gerekliliğinin farkında olarak okullarımıza hizmet ediyoruz. Sağlık hizmetleri kapsamında aşı taramaları oluyor. Mükemmel, tertemiz, pırıl pırıl bir sağlık ocağımız var. Personel sıkıntımız yok. Sağlık hizmetlerinin ehemmiyeti ve aciliyeti önemli. Genel olarak bir değerlendirme yaptığımızda hem eğitim açısından, hem sağlık hizmetleri açısından beldemiz örnek teşkil etmekte. Göreve geldiğimizden bu yana bu alanlarda çok yol katettik. Diğer bir çok beldelere göre problemsiz, eksiksiz hizmet verilmekte.
YASALARI DEĞERLENDİRDİ
Yeni çıkan yasada, iyi ki bizi meclis üyelerinin elinden kurtardılar. Küçük belediyelerde rant paylaşımı sorunu olur. Daha önce belediye başkanlarının maaşı meclis tarafından belirleniyordu. Göreve geldiğimde ilk öne çıkan konu bu oldu. "Başkan, kaç para maaş istiyorsun?" sorusuyla karşılaştım. 9 tane meclis üyesi arkadaşımız var. 5 tanesi muhalefet, 4 tanesi benimle aynı partiden. Ben, defalarca karşıma çıkan bu soruya, daha önceki başkanla aynı maaşı almak istiyorum diye cevap verdim. Allah'a çok şükür yasada maaşı belirleyici bir madde çıktı da bu sorundan kurtuldum. Memur katsayısıyla 70.000'i çarpıp kesintileri çıkartıp maaşı buluyorsunuz. Yeterli değil ama, çok çok iyi; hatta mükemmel. Tek bir eksik buluyorum. Mali Destek Yasasının biran önce çıkması gerekiyor. Beldede kişi başına düşen gelir çok yetersiz. Çok samimi söylüyorum; ya belde belediyelerini kapatacaklar, yada tam anlamıyla belde belediyelerine nitelik kazandıracak yenilikler getirmeleri gerekiyor. Belediyenin tanımı nedir; insanlara, mahalli, müşterek ihtiyaçları sağlayan kurum. Bu gelirlerle, bu yokluklarla nasıl yapılacak bu hizmetler? Seçimden önce inanın parayı bu kadar sevmezdim ama şu an kuruşun hesabını yapıyorum. Uzun yıllardır alışıla gelmiş bir zihniyet var; "Belediye hizmeti yapar, karşılığını almaz". Olmayan bir şey paylaşılmaz, olması için hep birlikte bir şeyler yapmalıyız.
BAŞKAN'DAN HALKA MESAJ
Halkıma, şunu söylemek isterim. Herkes aldığı hizmetin karşılığını versin. Belediyeye geldiğim zaman koltukta oturup vakit geçirmeyi tercih etmiyorum. Çıkıyorum binadan, vatandaşların yanına gidiyorum, onlarla sohbet ediyorum, dertleşiyorum. Burası zaten küçük bir kasaba. Ben belediye başkanıyım deyip koltuğa yapışmanın anlamı yok ki. Düğünlerde, toplantılarda her yerde onlarlayım. Mutlaka ve mutlaka yapılan şeylerin korunması lazım. Halkımız düğünlerini, nişanlarını yapsınlar diye yeni düğün salonu yaptık.. Kötü görünüme sahip, yıkık dökük binaların onarımını yaptık. Belediyeye ait ekmek fırınımız var. Göreve geldiğimizin ilk günü Tarım İl Müdürlüğü'nden fırını denetlemek üzere gıda uzmanları geldi. Fırın kapatılmayla karşı karşıya kaldı. İşletmeciyi yeni göreve geldiğim için tanımıyordum. Gıda uzmanları tarafından ön görülen şartları ele alıp, fırının tadilatını ve bakımını yaptık. Şu an sağlıklı bir şekilde üretime devam ediyor. Onun için diyorum ki; yapılan şeyler korunsun. Belediye başkanı olarak 5 yılın sonunda seçimden önce bir değerlendirme yapacağım. Beni anlayanların sayısı ile anlamayanların sayısını karşılaştıracağım. Bu sonuca göre tekrar aday olup olmayacağımın kararını vereceğim. Yazdıklarımı okuyacağım.. Anlayanların sayısına bakacağım... Anlamayanların sayısına bakacağım. Şu an 51 yaşındayım. Halka hizmet vermenin dışında sorumluluklarım var. Yalnız insanlara hizmet etmenin ölçüsünü bilmek lazım. Ölçüsü kaçtığı zaman hiçbir anlamı yok. Tekrar aday olup olmayacağım konusu yapacağım hizmetleri aksatabilir. Ben hizmetimi yapayım, kararı halk versin. Bu tür küçük yerlerde tabuları yıkmak zordur. Ben göreve geldiğimden bu yana, parasız hizmet yaptırmadım. Akşam 17:30'dan sonra hizmet aracına dahi binmem. Ben sürekli su paramı ödüyorum, halkta ödemeli. Ahbap - çavuş ilişkisini yok etmek lazım. Atatürk'ün bir sözü vardır, bu sözü Atatürk Orman Çiftliği'nde söylemiş; "Vatan toprağı kaderine terk edilemez…" İnsanların birbirine sıcak ve samimi olmasını, yaşadıkları yerde devletin varlığını hissedebilmelerini istiyorum."
GALİP KANTAROĞLU KİMDİR?
1955 Gediksaray doğumlu. İlköğrenimini Gediksaray'da, orta öğrenimini Göynücek ve Amasya'da; yüksek öğrenimini Amasya Eğitim Enstitüsü'nde tamamladı. Uzun yıllar Türkiye'nin bir çok yerinde öğretmen olarak görev yaptı. Urfa-Siverek, Bitlis, Samsun ve Amasya gibi değişik illerde eğitimci ve idareci olarak çalıştı. 28 Mart seçimlerinde AK Parti'den Belediye Başkanı seçildi. Evli ve 2 çocuk babası.