|
Avrupa Birliği uyum süreci kapsamında Devletin mali yönetim ve kontrolüne ilişkin “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Mali Kontrol Kanunu” 2006 yılı itibarı ile tümüyle yürürlüğe girmiştir. 1927 yılından beri uygulanmakta olan ve devletin mali usûl ve esaslarını belirleyen 1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu 5018 sayılı Kanunun geçici maddelerinde belirtilen hükümler saklı kalmak kaydıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Kanunun amacı, kalkınma planları ve programlarda yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemektir şeklinde tanımlanmıştır. Kapsamı da merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mali yönetim ve kontrolü olarak belirlenmiştir. Avrupa Birliği fonları ile yurt içi ve yurt dışından kamu idarelerine sağlanan kaynakların kullanımı ve kontrolü de uluslararası anlaşmalar hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu Kanun hükümlerine tabi olacaktır denilmiştir.
Kanunla mali süreç ve kullanılan tüm belgeler değiştirilmiş, üst yönetici, harcama yetkilisi, mali kontrol yetkilisi, muhasebe yetkilisi, mali hizmetler birimi yöneticisi, gerçekleştirme görevlisi, muhasebe mutemedi, iç denetçi gibi yeni kavramlar mevzuatımıza girmiştir. İta amiri; harcama yetkilisi, tahakkuk memuru; gerçekleştirme görevlisi, sayman; muhasebe yetkilisi haline gelmiştir. Milli Savunma Bakanlığı hariç bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yönetici olarak tanımlanmıştır. Bu Kanunla mahalli idarelerdeki eski ita amirliği yetkisi harcama yetkilisine verilmiştir. Saymanların ödeme aşamasındaki uygunluk denetimi görevleri kaldırılmış, bu görevlerin mali kontrol yetkilisi, mali hizmetler birimi yetkilisi ve muhasebe yetkilisi gibi görevlilerce ortaklaşa yerine getirilmesi benimsenmiştir. Devletin ve kamu iktisadi teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamaları, yıllık bütçelerle yapılırken stratejik planlama ve performans esaslı bütçeleme sistemine geçilmiştir. Analitik bütçe uygulaması gereği bütçede ödenek aktarılan her bir birim amiri, harcama yetkilisi olarak belirlenmiştir. Gerçekleştirme görevlileri de harcama yetkililerince kendilerine hiyerarşik olarak en yakın kişiler arasından belirlenecektir. Bütçe, bütçenin uygulanması ve denetlenmesi tümüyle değiştirilerek harcama öncesi mali kontrolün esas alındığı hukuka uygunluk, mali denetim ve performans kriterlerini esas alan bir iç ve dış denetim sistemine geçilmiştir. Harcama öncesi ve harcama sonrası iç kontrol ve denetim yapan iç denetçi kavramları getirilmiştir. Harcama sonrası dış denetim ise sadece Sayıştay'a bırakılmıştır. Harcama sonrası iç denetim kurum üst yöneticisince görevlendirecek iç denetim elemanları tarafından yapılacak, harcama sonrası dış denetim ise Sayıştay denetçileri tarafından yapılacaktır. İç denetim; hataların ve riskin önlenmesi, dış denetim ise; kamu kurum ve kuruluşlarının faaliyet, karar ve işlemlerinin, kurumsal amaç, hedef ve planlara ve kanunlara uygunluk yönünden incelenmesini kapsayacaktır. Harcama öncesi harcama yapacak birime ait ödeneklerin kontrolü, zamanında ve yerinde kullanılması ve böylece ihtiyaçların karşılanması ve performans denetimi hedef alınmıştır. Eskiden tahakkuk memuru ve saymanda bulunan sorumluluk kaldırılarak harcama yetkililerine ve gerçekleştirme görevlisine bırakılmıştır. Bu birimlere doğacak sorumlulukları nedeniyle mali ve cezai müeyyideler getirilmiştir. Maliye birimlerinin harcama öncesindeki sorumluluğu ihale komisyonlarından çıkarılmaları ile de tümüyle kaldırılmıştır.
Kanunda mahalli idareler; il özel idareleri, belediyeler ve bunlar tarafından kurulan birliklere değinilmiş, köylere bu Kanunda yer verilmemiştir. Böylece mahalli idarelerde de analitik bütçe sistemine geçilmiştir. Mahalli idareleri ilgilendiren bu hususa ilişkin yönetmelik Maliye Bakanlığının görüşü alınarak ‹çişleri Bakanlığınca yayınlanacaktır.
‹l Özel ‹daresi Kanunu ve Belediye Kanununda bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi, Mahalli ‹dare Birlikleri Kanunun da da Birlik Başkanı harcama yetkilisi olarak tanımlanmıştır. 5018 sayılı Kanunun 31. maddesinde ise ‘Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisi olarak belirlenmiştir. Ancak, teşkilat yapısı ve personel durumu gibi nedenlerle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük bulunan idareler ile bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan idarelerde harcama yetkisi, üst yönetici veya üst yöneticinin belirleyeceği kişiler tarafından; mahalli idarelerde ‹çişleri Bakanlığının, diğer idarelerde ise Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yürütülebilir' denilmektedir. Bu hüküm gereği yayınlanan ‹çişleri Bakanlığı genelgesinde; ‘Bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan kasaba (belde) belediyeleri ve mahalli idare birliklerinde, harcama yetkisi belediye başkanı ve birlik başkanı, birim düzeyinde kurumsal sınıflandırma yapılmakla birlikte özel kalem müdürlüğü kadrosu bulunmayan, ancak üst yönetimin giderleri özel kalem olarak kodlanan mahalli idarelerde, “02-Özel Kalem” kurumsal kodundan yapılacak giderlerde harcama yetkisi Vali, belediye başkanı ve birlik başkanı, bütçelerinde birim düzeyinde kurumsal kodlama yapılması gerektiği halde, birim düzeyinde kurumsal kodlama yapılmamış olan il özel idarelerinde harcama yetkisi genel sekreter, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun 60'ıncı maddesine göre harcama yetkilisi ile muhasebe yetkilisi görevleri aynı kişide birleşemeyeceğinden, harcama yetkisi, üst yöneticinin belirleyeceği kişi, (5018 sayılı Kanunun 31'ıncı maddesindeki yetki devri hükmü kalmak şartıyla) tarafından kullanılacaktır denilmektedir.
5018 sayılı Kanun gereği çıkarılacak tüzük ve yönetmeliklerin yayınlanmasında geç kalınmıştır. Bazı yönetmelikler 2005 yılının son günü yayınlanmış ve merkez ve taşra idaresinde bu gecikme nedeniyle bazı sıkıntılar oluşmuştur. Ve sıkıntılarda henüz tam olarak bitmiş gözükmemektedir. Kanunla getirilen yeni düzenlemelerin uygulanmada sıkıntılara sebep olmasını önlenmek için gerekli tüm tüzük ve yönetmeliklerin bir an önce yayınlanması gerekmektedir. Bunlar yayınlanana kadar mahalli idarelerinde 5018 sayılı Kanun ve şu ana kadar çıkmış yönetmelikler, usûl ve esaslar ile Bakanlıklar tarafından çıkarılacak tebliğ ve genelgelere göre hareket etmelerinde yarar görülmektedir.
|