|
Yerel yönetimler beldenin, şehrin ve orada yaşayanların sorunlarını çözmek için kurulmuş birimlerdir. Belde yada şehirde çözülemeyen sorunlar içinde boğulup, o sorunların parçası haline gelen yerel yönetimler ve yöneticileri genellikle başarısız yönetimler olarak değerlendirilir. Yerel birimlerin sorunları, insanların ihtiyaçlarının sonsuzluğu ve sürekliliği nedeniyle hiç bitmez. Bu nedenle her sorun vakit geçirilmeden, bir başka sorun onun yanına eklenmeden, planlama ve gerçekçi tedbir yolu ile çözülmesi gerekir. Aksi takdirde biriktikçe kimsenin kolay kolay gücünün yetmeyeceği problemlerle, sorun sarmalları ile karşı karşıya kalınır.
Sorun sarmalının en güzel örneklerden birisi gecekondu sorunudur. Bir beldeye yada şehre ilk defa göç hareketinin başlamasından bugüne kadar geçen zaman içinde, durdurulamayan göç, belediyelerin kenar mahallelerinde çok düzensiz yapılaşmalara sebep olur. Bu yapılaşmanın oluşturduğu mahalleler eğer bir planlama yapılamamışsa her geçen gün büyür. Plansız şehirler meydana gelir. Bu yerlere sonradan su, kanalizasyon, elektrik, yol, okul götüremezsin, mevcut yollarının karda yağışta yolunu açamazsın, afetlerde bir çok can kaybedersin. Kanalizasyonun suya karıştığı, elektrik çarpılmasından ölen insanların bulunduğu, yangında itfaiyenin giremediği, görüntü kirlenmesine neden olan binaların bulunduğu, çok dik yokuşları olan ve dar kıvrımlı yolların bulunduğu mahalleler ortaya çıkar. Evler üst üste biner buralarda. Göçle gelenler için ilk konaklama ve yaşama yerleridir buralar. Statülerini biraz güçlendirenler biraz daha yüksek statülü yerlere gider. Gidenlerin yeri eş dost akraba veya diğerlerince hemen doldurulur. Bu yerler bir gün imara açılır belli yerler kıymetlenir, bunun kavgası başlar. yıkımlar başlar, yıkımla birlikte kimi yerlerde kalabalık halinde direnişler, gösteriler olur, hepimizi üzen görüntüler meydana gelir.
29.09.2005 tarihli Resmi Gazetede 5393 sayılı Belediye Kanununun 69'uncu maddesine dayanılarak Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik yayınlandı. Bu Yönetmelik, yukarıda bahsettiğimiz sıkıntıların temelindeki bazı sorunları gidermeye yönelik bir çalışma. Yönetmelik belediyelerin arsa, konut ve işyerleri üretilmesi, tahsisi, kiralanması ve satışına ilişkin usul ve esasları düzenliyor. Yönetmelikte aylık toplam geliri asgari ücretin, büyükşehir belediyesi sınırları dahilinde iki katını, diğer belediyelerde bir buçuk katını geçmeyen, konutu veya konut yapmaya müsait arsası bulunmayan, en az bir yıldan beri o belediye sınırları içinde ikamet eden, dar gelirli ailelere yada afete maruz kalmış olan veya sanayi bölgelerinden nakledilecek olan veya 1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu uygulamaları kapsamında hak sahibi olup, gecekondu ıslahı ve tasfiyesi sebebiyle açıkta kalacak olanlardan konutu veya konut yapmaya müsait arsası bulunmayanlara, brüt kullanım alanı yüz metre kareyi geçmeyen ve düşük maliyetli olarak üretilen sosyal konutları ve diğer konutlar ile arsaları, belediye bünyesinde oluşturulacak kıymet takdir komisyonları marifetiyle on ile yirmi yıla kadar borçlandırma yöntemiyle ihalesiz olarak verilmesini düzenlemekte. Belirtilen özelliklere sahip kişilerce oluşturulan kooperatiflere de bu tür arsa tahsisi de mümkün hale getirilmiş bulunmakta.
Ayrıca düzenli kentleşmeyi sağlamak, beldenin konut, sanayi ve ticaret alanı ihtiyacını karşılamak amacıyla, belediyeler tarafından, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa göre üretilecek ve imar planları tamamlanacak imarlı ve alt yapılı arsalar bu amaç için kullanılabilecek. Belediyeler arsa temininde, konut ve işyeri yapımında, kredi kuruluşları, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla ortak projeler yapabilecek.
Bunun dışında arsa üretimi ve satışı ise 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yürütülecek. Bunun dışındaki konut ve işyeri satışı da belediyelerin işini kolaylaştıracak şekilde belli esaslara bağlanmış durumda. Arsa, konut ve işyeri tahsisi, kiralama ve satışları belediye encümeni kararı ile yapılırken, belediye meclislerine de ödenecek miktarlar konusunda belli yetkiler verilmekte. Belediyeler, buna ilişkin iş ve işlemlerini 1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmelikleri de dikkate alarak bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla belediye meclisi kararı ile çıkaracakları yönetmeliklerle bu hususları düzenleyecekler.
Belediyelerimiz bu Yönetmeliğin gereklerini yerine getirirse kentleşme konusunda önemli sıkıntıların önüne geçilebileceğini düşünüyoruz.
Belediyelerimize buradan bir konu hakkında da seslenmek istiyoruz. Halk arasında tavuk vebası veya kuş gribi olarak bilinen avian influenza H5N1 virüsünün yol açtığı sıkıntıları ve can kayıplarını hepimiz biliyoruz. Hastalık kümes hayvancılığı ve çiftçiler için oldukça maddi zarar getirmesine rağmen insan yaşamını da etkilemesi nedeniyle çok önemli bir hale geldi. Hastalık dayanıklı yaban kanatlılarınca birkaç hafta taşınabilmekte ve göç yollarında her yere ulaşabilmekte. Hasta kanatlıları yeterli sıcaklıkta pişirilmeden yiyen insan ve çiğ yiyen hayvanlara da bulaşmakta. Ülkemizde elli milyondan fazla açıkta beslenen kanatlı düşünüldüğünde olayın ciddiyeti ortaya çıkıyor. İnsanların hastalıklı hayvanlara canlı veya ölü yakın teması ve bu kanatlıların temas ettiği ve virüsü bulaştırdığı yerlere temas eden herkese bu hastalık bulaşmakta. Virüs herkesin ilk anda düşünebileceği şekilde soğuktan ölmüyor. Aksine yirmi derece sıcaklıkta ölüyor. İnsan hayatını bu denli tehdit eden bu hastalığa karşı alınacak tedbirlerin uzun vadeli düşünülmesi gerekmekte. Açıkta beslenen kanatlılar yanında, yerel yönetimlerimizin bölgelerinde bulunan veya kurulacak olan ve birinci sınıf gayri sıhhi müessese olarak adlandırılan “Bir üretim periyodunda 60.000 adet ve üzeri tavuk, 85.000 adet ve üzeri piliç veya eş değeri diğer kanatlılar üretim yerlerini” 2. sınıf gayri sıhhi müessese olarak adlandırılan “Bir üretim periyodunda 20.000-60.000 adet arası tavuk, 30.000-85.000 adet arası piliç veya eş değeri diğer kanatlı kapasitedeki tavuk veya piliç yetiştirme tesislerini” ve 3. sınıf gayri sıhhi müessese olarak adlandırılan “Bir üretim periyodunda 500-20.000 adet arası tavuk, 500-30.000 adet arası piliç veya eş değeri diğer kanatlı kapasitedeki tavuk veya piliç yetiştirme tesislerini” İşyeri Açma Ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik Esaslarına Göre ve bu konudaki diğer Bakanlık talimatlarına göre iyi bir şekilde denetlemesi ve gözlemlemesi gerekiyor. İtlaf yöntemlerinde ise herkesi üzen görüntülere sebep olmamak gerekiyor. Riskli bölgelerde önümüzdeki bahar ve sonbahar aylarında belediyelerimizin dikkatli olması gerekiyor.
|