goko
     
 
 
Ana sayfaArþivÝletiþim Formu
Editörün Köşesi
Konu :Yeni Bir Dönem

Yazar : Selvi Erdoğan Turgut
 
Duyurular
 "BİZİM" yazmayan hiçbir Mahalli İdareler Gazetesi sorumlulugumuzda degildir!

 Mutlak ve mutlak bizi taklit edenler olacaktır, zaman zaman ismimizin önüne veya arkasına ekleme yaparak taklit edecekler veya başka isim altında BİZİM formatımızla bizi kullanarak siz yerel yöneticileri ve siyasileri ziyaret edeceklerdir


 Bu durumda hemen gazetenin künyesine bakın, Gazete Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Selvi ERDOGAN TURGUT ise işte o gazete bizim sorumluluğumuzdadır.


 Unutmayın! Yerel yönetimlerin gözü , kulağı, sesi olan yerel yönetimlerin sorunlarını ve icraatlarını dile getiren gazete;
Bizim Mahalli İdareler Gazetesidir ...


 
Reklam

Gazetemize reklam vermek için tıklayınız.

Linkler


Yerinden Yönetim Platformu adı altında siz değerli okurlarımıza yeni yüzümüz ile merhaba demekten gurur duyuyoruz. www.yyplatformu.com.tr.
Bilgi

Bizim Mahalli İdareler Gaztesine Hoşgeldiniz. Bugün 20.11.2008 00:43:56, Ocak 2005 tarihinden itibaren portalımız toplam 1776798 ziyaret almıştır. Aktif ziyaretçi sayımız 17 .

Ekibimize Katılın
Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

Eğer siz de güçlü, kaliteli ve seviyeli bir gazetede, takım arkadaşımız olarak yeralmak isterseniz.Lütfen tıklayınız.


UYARI :
Sitemiz içeriğinde yer alan haber ve fotoğraflar izinsiz iktibas edilemez.

 

 
 
 

Güneş, Deniz, Kum ve Tarih

 

Kuşadası denilince akla yalnızca deniz, kum ve güneş gelir. Oysa Kuşadası zengin bir tarihi geçmişi de kendinde barındırıyor. Kuşadası Belediye Başkanı Fuat Akdoğan’ın değerlendirmelerinin yanı sıra turistik ve tarihi mekânlarla ilgili doyurucu bilgilere de yer veriyoruz…

Siyasetin içinde yer almış bir aileden gelen Kuşadası Belediye Başkanı Fuat Akdoğan, “Dedem iki dönem, amcam bile dönem, dayım ve babam da birer dönem belediye başkanlığı yaptılar. Siyasetin içinde büyüdüm” diye konuştu. Başkanlığın bütün özel hayatını çaldığını ifade eden Akdoğan, “Sabahları bazen yatağımın üzerinde küçük oğlumun bıraktığı “Seninle mektup aracılığıyla konuşmaya mecbur muyum?” yazılı bir not buluyorum. Bu beni çok üzüyor. Kuşadası gibi sorunlu bir yerde gece geç saatlere kadar çalışmak zorunda kalıyorum. Yaz döneminde nüfusumuz bir milyona yaklaşıyor” dedi. Akdoğan, belediyenin durumuyla ilgili dergimize şunları söyledi:

İmarın revizyona ihtiyacı var

Belediyemizin şu an itibariyle borcu yok diyebiliriz. İller Bankası dışında emlak, su, imar gelirlerimiz var. İmar planımız en son 1994’te yenilenmiş. Şu an tekrar bir revizyona ihtiyacı var. Eylül ayında belediye meclisinde bu konuyu ele alacağız.

Bir milyon nüfus

1988 yılında Kuşadası’nın nüfusu 7 bin civarında idi. Şimdi yaz aylarında nüfusumuz bir milyonu buluyor. Bu zaman zarfında Kuşadası’nın imara açılan yerleri beraberinde altyapıyı da götürmemiş. Sorumsuzca bir planla çok fazla yer imara açılmış. Ben çocukluğumdan hatırlıyorum, denizin kenarında, 300–400 metrekarelik, tek katlı evler vardı. O tarafa denize gidemezdik çünkü şehrin dışında kalırdı. Şimdi Kuşadası’nın tamamı beton yığını, her taraf çok katlı yapılarla doldu. 1999’da imarı durdurup 5 yıl boyunca altyapı için çalıştım. Şu an kanalizasyonun tamamına yakını bitirildi. Bir tek arıtma tesisi kaldı, onun için de Turizm Bakanlığı ve İller Bankası ile bir anlaşma sağladık. Öyle tahmin ediyorum kısa zamanda arıtma tesisimiz de tamamlanacak.

Yeşil alan artacak

Yeşil alanlarımız yeterli değil. Mücavir alan içerisinde ayrılmış olan yeşil alanlar maalesef zaman içinde imarlı alana dönüştürülmüş. 1999’dan beri bununla ilgili çok sıkı tedbirler aldık. Biraz biraz şimdi yeşermeye başladı Kuşadası. Ben belediyeyi devraldığımda Kuşadası’nın 7 tane parkı vardı, şu an 60 tane parkı var. Zaman içerisinde bu sayıyı artıracağız. 

Tarihi ve bugünü

Ege Bölgesi'nde, Aydın İline bağlı ilçe olan Kuşadası, doğusunda ve güneyinde Söke İlçesi, batısında Ege Denizi, kuzeyinde de İzmir İli ile çevrilidir. Aydın ilinin batı kesiminde yer alan ilçe topraklarının kuzeydoğusunu Durmuş Dağı’nın batı uzantısı, güneyini ise Dilek Dağı da denilen Samsun Dağı engebelendirir. Aydın Dağları’nın batı uzantısı durumundaki Samsun Dağı, ilçenin güneybatısında Dilek Yarımadası’nı oluşturarak Sisam (Samos) Adası’na geçer. Kuşadası'nın güney kesimindeki kıyıların ardından da ovalık bir alan uzanır. Aydın il merkezine 71 km uzaklıkta olup, yüzölçümü 264 kmkaredir. İlçenin 2000 yılı genel nüfus sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 65 bin 765'tir. İlçe ekonomisi turizm ve tarıma dayanmaktadır. Güney kıyıları doğal kumsallarla kaplı oluşundan ötürü buraya turizm yönünden çeşitli yatırımlar yapılmıştır. Tatil köyleri, oteller, moteller ve pansiyonlar bunların başında gelmektedir. Ancak bu yoğun yapılaşma doğal ve tarihi çevrenin tahribine de yol açmıştır. Kuşadası eskiden sebzecilik ve meyvecilikle geçimini sağlarken, bu alanların turistik tesis yapımına yönelmesiyle bitkisel üretim gerilemiştir. Bununla beraber zeytin, buğday, mısır, incir, turunçgiller ve arpa yetiştirilmektedir. Son yıllarda şeftali üreticiliğinde artış görülmüş, az da olsa üzüm, yerfıstığı, baklagiller ve pamuk da yetiştirilmektedir. Kuşadası'nın çevresinde maden suları bulunmaktadır. Ayrıca ilçede zımpara taşı yatakları da vardır. Yörenin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber, Kuşadası ve çevresinin geçmiş yüzyıllarda antik kentlerin bir araya topladığı da bilinmektedir. Strabon, yöredeki Panionion, Neapolis, Phygeia, Panarmos ve Ephesos gibi antik şehirlerin varlığından söz etmiştir. Burada yapılan araştırmalar yöredeki yerleşmenin MÖ 300 – MS 20 yıllarında, Helenistik Çağ’da en üst düzeye ulaştığını işaret etmiştir. Aynı zamanda Ephesos'un bir limanı olan Neapolis burada bulunmaktadır. Tarihi kentler hakkında bilgiler veren Paulys-Wissova Kuşadası için "Marathesion" sözcüğünü kullanmıştır. Bunun yanı sıra burasının Sisamlıların küçük bir kenti olduğunu, Ephesos ile Neapolis arasında yer aldığını da belirtmiştir. Tarihçi Strabon aynı doğrultuda bilgiler vermiş, H. Kiephert'in 1911, Murrays'ın 1903, W. M. Calder ve G. E. Bean'ın 1958, Nedim Tarhan'ın da 1962 tarihli haritalarında Kuşadası Marateshium olarak gösterilmiştir.

MÖ V. yüzyılda Perslerin, MÖ 448'de Atina'nın ve daha sonra da Makedonya ile Seleukosların egemenliğine giren yöre, MÖ 64'te Roma'ya bağlanmıştır. Buradaki Güvercin Adası olarak isimlendirilen ada Bizans'ın bir ileri karakolu durumuna gelmiştir. Kuşadası 1413'de Osmanlı topraklarına katılmış ve askeri bir üs olarak kullanılmıştır. XIX. yüzyılın sonlarında Aydın vilayetinin İzmir sancağına bağlı bir kaza merkezi konumundaydı. Kurtuluş Savaşı sırasında İtalyan ve Yunan işgalinde kalmış, Cumhuriyetin ilanından sonra İzmir iline bağlı bir ilçe merkezi iken, 1954'te Aydın'a bağlanmıştır. Orta Çağ’da Kuşadası Venedik ve Cenevizliler zamanında geçmişteki parlak günlerini yeniden yaşamış ve Osmanlı döneminde de önemini korumuştur. XVI. yüzyılda Barbaros’un yaptırdığı cephanelik, Öküz Mehmet Paşa'nın kervansarayı ile kalesi, camisi ve hamamı bu dönemden kalan eserlerdir. Osmanlı döneminde aynı zamanda bir deniz üssü olan Kuşadası'ndaki kervansaray, savunma amaçlı kale görünümünde yapılmıştır. Osmanlı döneminde yerleşim öncelikle sur çevresinde başlamış, daha sonra buraları Cami-i Kebir ve Dağ Mahalleleri ismini almıştır. Yerleşim alanının genişlemesiyle nüfus artmıştır.

Kuşadası gezgin gözüyle

Panionion: Kuşadası’nın Davutlar Bucağı’ndadır. İon Kentler Birliği’nin merkezi ve kent temsilcilerinin toplantı yeriydi. Panionion birliği Mykale Dağı’nın eteğinde Güzel Çamlı yöresinde Poseidon Helikonios’a atfedilen kutsal yerde toplanıyordu. Bölgede 1957-1958’de yaptığı kazılar sırasında G. Kleiner, sunak olması gereken bir yapıyı gün ışığına çıkarmıştır. Bu yapı kayanın dış yüzüne oyulmuş on bir basamaklı bir tiyatro şeklinde inşa edilmişti ve İon kent delegelerinin toplantı yeri olarak kullanılıyordu.

Küçükada Kalesi: Güvercin adasındadır. Çok eski bir yapı olup, 19.yüzyılda Mora ayaklanması sırasında, adalardan gelebilecek saldırılara karşı bir ileri karakol olarak Osmanlılar tarafından yapılmıştır. Ada iskelesi yapılırken, aradaki dalgakıran ve beton yol ile kıyıya bağlanmıştır.

Öküz Mehmed Paşa Kervansarayı, Camii ve Hamamı: İskele yakınındadır.1618 yılında Sadrazam Öküz Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mazgallı ve kale şeklindeki yüksek duvarlarla çevrili olup, avlulu ve iki katlıdır. Günümüzde konaklama tesisi olarak kullanılmaktadır. Caminin 17.yüzyılda Kervansarayla birlikte yaptığı, Öküz Mehmed Paşa vakfiyesinde yazılıdır. Kuşadası’nın en anıtsal camisidir. Plan ve yapı biçimi bakımından Aydın ve çevresindeki camilere benzer. Kervansaray ve kale ile birlikte Öküz Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Hanım Camii: Kesme taştan yapılmış kare planlı, on altı köşeli kasnağa oturan bir kubbe ile örtülüdür. Kuşadası’ndaki diğer camiler, İbrahim Ağa, Türkmen, İki Oluklu Camileri’dir. Kenti çevreleyen kale duvarlarından çok azı günümüze kadar ulaşabilmiştir. Bunlardan en dikkat çekici olanı “Kale Kapısı” denilen kemerli kalıntıdır.

Plajlar: Kadınlar Denizi Plajı, Güvercin Ada Plajı, Yılancı Burnu Plajı, Güzel Çamlı (Zeus) Plajı, Küçük ve Büyük Kalamaki Plajı, Odun İskelesi Plajı, Dipburnu Plajı, Nero Plajı. Kaplıcalar: Çıban (Yavansu Venüs) Kaplıcası, 31 İçmeleri, Güzel Çamlı Kaplıcası. Mağaralar: Zeus Mağarası: Dilek yarımadası Milli Parkına giden yol üzerindedir. Küçük bir obruk ve yeraltı su kaynağının oluşturduğu havuz şeklindeki tabanı ile etkileyici bir doğal güzelliktedir. Arslanlı Mağarası: Kirazlı köyü, Yayla mevkiindedir. Kuşadası yolunun Dereboğazı mevkiinde 3 km’lik toprak yolu izleyerek 30 dakikalık bir yürüyüş ile ulaşılır. Diğer adıyla “Yaren Mağarası” olarak bilinen bu mağaranın uzunluğu 110, derinliği 36 m’dir. Dilek Yarımadası Milli Parkı: Ege kıyılarında gezilmeye değer doğal güzelliklerin başlıcalarındandır. Bir cennet sayılabilecek bu büyük park, ilginç ağaçları, kanyonu, koyları, plajları, piknik alanlarıyla, gezinti, dinlenme ve su sporları alanıdır. İlçeye 28 km’lik karayolu ile bağlıdır. Eğlence: Kuşadası’nda eğlence Barlar Sokağı ve kale içinde bulunan barlar (Another Bar) ve birçok faaliyetle (konserler, yarışmalar ve çeşitli gösteriler) yaz sezonunda gelişmektedir.

Gezilecek önemli yerler

Efes: M.Ö. 1000 yıllarında kurulan Efes o dönemin en önemli liman kentidir. Dor istilası üzerine Ege kıyılarına yerleşen İon'lar Efes'e yerleşmişler, daha sonra Lidya egemenliği döneminde şehirlerini geliştirmişlerdir. İon, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarının izleri Efes ve Selçuk'ta bugüne kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. Eski çağ ticaret merkezi olan Efes, bugün Türkiye'ye gelen turistlerin en uğrak yerlerinden birisidir. Efes kalıntıları muhteşemdir. Bu kalıntıların içinde bir tiyatro, jimnastik salonu, banyolar ve kütüphane mevcuttur.

Efes Müzesi: Efes Müzesi'nin ağırlıklı olarak bir antik kentin eserlerini sergileyen müze olması nedeniyle kronolojik ve tipolojik bir sergileme yerine eserlerin buluntu yerlerine göre sergilenmeleri tercih edilmiştir. Buna göre salonlar Yamaç Evler ve Ev Buluntuları Salonu, Sikke ve Hazine Bölümü, Mezar Buluntuları Salonu, Efes Artemisi Salonu, İmparator Kültleri Salonu olarak düzenlenmiştir. Bu salonların yanı sıra müze iç ve orta bahçelerinde çeşitli mimari ve heykeltıraşlık eserleri bahçe dekoru içinde ve uyumlu olarak sergilenmektedir. İki büyük Artemis heykeli, Eros başı, Yunuslu Eros heykelciği, Sokrates başı, Efes Müzesi'nin dünyaca tanınmış ünlü eserlerinden bazılarıdır. 

Meryem Ana Evi: Diğer adıyla 'Panaya Kapulu' Hıristiyanların en önemli kutsal yerlerinden birisidir. Uzun yıllardan beri Hıristiyan camiasında Az. Mary’nin (Meryem Ana) ölümü ve mezarı üzerine öne sürülen iki hipotez var idi. Bunlardan biri İsa'nın doğduğu ve öldüğü yer Kudüs’tür. İkincisi ve en kuvvetli olan hipotez bu yerin Kudüs değil Efes olduğudur. 1980'de Papa 2. John-Paul burayı Hıristiyanların hac yeri ilan etmiş. Ayrıca Kuşadası’nda Güvercinada, Dilek Ulusal Parkı, Priene, Mehmet Paşa Kervansarayı, Afrodisias’ı ziyaret etmelisiniz. Artemis Tapınağı: Dünyanın yedi harikasından biridir. Antik dünyanın mermerden inşa edilmiş ilk tapınağıdır. Büyüklüğü 105*50 m. Ve ön cephesi diğer Artemis(Ana Tanrıça) tapınakları gibi batıya dönüktür. İsabey Camii: 1375 yılında Aydınoğulları’ndan İsa Bey tarafından Şamlı Mimar Ali'ye inşaa ettirilmiş olan camii, Türk Sanat Tarihi'nde önemli bir yere sahiptir. Şirince Köyü: Kurtuluş Savaşı sonrasında, 1920’lerde Türk-Yunan değiş-tokuşundan kalan tipik Yunan evleriyle köy, Türk-Yunan kültürünün mükemmel bir sentezidir. En güzel örnekleri yerli halkın evlerini ziyaretçilere açmasıyla ortaya çıkmaktadır; birinin arka bahçesinde bir Ortodoks kilisesi bulunmaktadır. Şirince'ye giderseniz dağın tepesine kurulan bu köyde nefis bir manzarayla şarap bahçelerini ve şeftali ağaçlarını görebilirsiniz.

Kuşadası’nın Mimari Dokusu

Kuşadası’nın tarihi yapısındaki en önemli unsur hiç şüphesiz surlardır. Kale içini çepeçevre saran surların bugün pek azı hayatta kalabilmiştir. Surlarla çevrilmiş antik Kuşadası mahalleleri ve evleri Kuşadası’nın kurulduğu Orta Çağ’ın Akdeniz mimari tarzının bozulmamış en güzel örneğidir ve korumaya alınmıştır. Kuşadası kentsel koruma alanını içeren bölümde dar uzun sokaklar üzerinde bitişik nizamda sıralanmış evler zemin katlar üzerinde basit çıkmalar ve kornişlerle süslenmiştir. Sokaklar T seklinde kesişmelerle hiç bıkmadan dolaşılan bir güzellik sergiler.

Bilhassa Kale içinde birbirine paralel sokakların ön cephelerinde sıra sıra evler arkalarında birbirine bitişik avlular vardır. Bu avlulardan sokaklara tasan çeşit çeşit meyve ağaçları, yaseminler, begonviller, salyokalar, şehre gizemli bir hava verir.

Dağ mahallesi ise daracık merdivenli yolları ile yeniden başlayan sokakların çıkmazların gizemiyle başınızı kaldırıp baktığınızda denizin harikulade görünümüyle görenleri büyüler. Efes yamaç evleri tarzında düzenlenen sırt sırta vermiş bahçelerin görüntüsüyle sokak kenarlarına yan yana sıralanmış evler görüntüyü kesinlikle engellemez. Kentsel sit alanı içindeki yapıların pek çoğu mimari açıdan değer taşımasa da yüzlerce yıldan beri topluca bir arada bulunmaları açısından Kuşadası olarak büyük değer taşımaktadır.

Eski şehir alanı içinde meydan ve kaldırım yoktur.

Eski şehir ve Kuşadası merkezi Kuşadası’nın en değerli mirasıdır ve turizmin en işlek olduğu yerdir. Bu alan içinde turizm amaçlı tadilat yapılırken yerel yönetimlerin yapılan tadilatın aslına uygun olmasını özellikle önem vermeleri gerekmektedir.
Kuşadası’nın diğer anıtsal eserleri çeşmelerdir. Bu çeşmelerin hiçbiri sanatsal yapım özelliği taşımamaktadır. Bununla beraber, yansıttıkları Osmanlı dönemi özellikleri nedeniyle değerlidirler.

Kuşadası’nın korunmaya alınmış tescilli anıtsal yapıları şunlardır:
Öküz Mehmet Pasa Kervansarayı, Güvercin Adadaki kale ve surlar, Şehri çevreleyen surlar
Hanim Camii ve Şadırvanı, Kuşadası’nın tarihi camileri, Kaleiçi Hamamı, Gönül Hamamı, Kale kapısındaki çeşme, Çeşmeler, Hükümet Konağı, Su yolları ve su kemerleri, Milli Park
Tüm bu tarihi mekânların birbirine yakin mesafelerde olması öncelikle şehir merkezinde zaman geçirmek isteyen turistler için bir avantaj kaynağıdır. Bu mekânların pek çoğunu iki saat gibi kısa bir zamana sığdırmak mümkündür.

Kuşadası hakkında

Eskiden Menderes vadisinin iskeleleri Ayasuluğ (Efes-Selçuk) ve Balat’tı(Milet). Ancak her iki limandan da deniz çekilince bölgede yeni bir iskele kurulması gerekti. Bu olay, Kuşadası’nın bulunduğu yerde gerçekleşti. Ticaret daha çok Venedik ve Cenova’lıların elinde olduğu için bu yeni iskele, İtalyanca bir adla,”Scala Nuova” adıyla anıldı. Burası, konsoloslukları, ambarları ve tüccarları ile adeta bir tüccarlar kolonisi idi. Müslüman Türkler önceleri, daha çok, Kuşadası’ndan beş kilometre kadar içeride,bugün Atatürk yolu diye adlandırılan yolun üzerinde, Pilavtepe eteklerindeki Andızkule denilen yerleşim yerinde oturmayı tercih ediyorlardı.

Kuşadası kenti, bugünkü yapısına aşağı yukarı 17.yy başında kavuşmaya başladı. Sultan Ahmet 1. ve Sultan Osman 2. zamanında iki kez sadrazam olan Öküz Mehmet Paşa isimli bir Osmanlı veziri, Kuşadası kentini surlarla çevirtti. Ayrıca bir han, hamam ve camiyi de içeren bir külliye inşa ettirdi. Kente bir su şebekesi kurdurdu ve yeni su getirtti. O zaman surlar içinde kalan Kuşadası, Dağ ve Camiikebir Mahalleri olmak üzere iki büyük mahalleden oluşuyordu.

Camiikebir Mahallesi, düzlükte kurulduğu için dar ama birbirini dik olarak kesen sokaklardan oluşuyordu. Sokaklar arasındaki ev grupları, sırt sırta iki evi alacak genişlikteydi. Kuşadası’nda evler, genellikle sokak üzerindedir ve arka taraflarında da birer avluları bulunmaktadır.

Dağ Mahallesinde evler ve bahçeler basamaklar halinde olduklarından birbirinin manzarasını engellemezler. Antik Efes kentindeki ünlü teras evler gibi kademeli sıralanmışlardır. Bu evler tipik Osmanlı evi görünümündedirler. Çoğunun geniş saçakları ve bağdadi çıkıntıları bulunmaktadır. Genellikle klasik kiremit çatıyla kaplanmışlardır.

Bugün, eski Osmanlı kentini çevreleyen surlardan da çok az iz kalmıştır. Bu kalıntıların başında kale kapısı gelmektedir. Kemerli bir geçide sahip kapı, üzerinde yükselen bir kule ile tamamlanmaktadır. Kapının iç köşesinde eski bir çeşme bulunmaktadır. Çeşmenin tabanını antik bir lahit, yalağını ise yine antik bir kül lahdi teşkil etmektedir. Çeşme aynasında iki hayrat yazıtı bulunmaktadır. Bunlardan biri 19.yy’dan kalma Arap harfli, diğeri ise yakın tarihlerde kazınmıştır ve Latin harflidir.Bu haliyle çeşme, Kuşadası’nın geçmişini anlatır gibidir.

Kent genişledikçe yukarıda anılan iki mahalleye, Hacı Feyzullah, Alaca Mescit, Camii Atik, Türkmen Mahalleleri de eklenmiştir. 1960’lı yıllarda büyük bir turizm potansiyeline sahip olduğu keşfedilmiş; şehir bundan sonra hızlı bir gelişme göstermiştir. Özellikle son yıllarda, gerek kent içinde, gerekse civarda otel, motel, kamping, tatil köyü gibi pek çok dinlenme tesisi ve yazlık villalar yapıldı. Bu arada birde yat limanı inşa edildi ve liman tesisleri de genişletildi.

Kuşadası, bugün Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Bunun nedenlerini değerlendirirken, zengin tarihi çevrenin ve eşsiz planların varlığının yanı sıra, bölgenin iklim koşullarını da belirmemiz gerekmektedir. Kuşadası, hemen önünde başlayan kumsal kıyıları ile her şeyden önce bir plaj merkezidir.

Tusan, Akyar, Otuzbir, Kadınlar Denizi, Aslan burnu, Karaova, Güzelçamlı, Büyük ve Küçük Kalamaki, İlyas Ağa, Dipburun, Tavşanburnu plajları gibi temiz kumsallar kuzey ve güneye doğru kilometrelerce uzar gider. Kumsal şeritlerinin toplam uzunluğu 20 kilometrenin üzerindedir. Geniş kumsalların yanı sıra derinlikten hoşlananlar için, dalmaya elverişli kayalık koylar da Kuşadası’ndadır.

 

© Copyright-2005