Güre’nin simgesi haline gelen kaplıca ve termal tesisler, yöredeki kaplıca ve şifalı suların en ünlüsü. Radyoaktif özellikleri ile tanınan Güre kaplıca suyunun kadın hastalıkları, müzmin romatizmalar, cilt hastalıkları, guatr, kireçlenme, sedef, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi geldiği biliniyor.
Eğlencelerin körfezdeki yeri
Uzun yıllardır belediyemizin planlı çalışmaları neticesinde Güre, bugün bir termal turizm merkezi olma yolunda çok büyük aşama kaydetti. Beş yıldızlı termal otelleri, termal aquaparkı ile bir yandan sağlık turizmine hizmet ederken; plajları, yürüyüş yolları, bar, kafe, çay bahçeleri ve restoranları ile gece; plajları, deniz eğlenceleri ile de gündüz eğlencelerinin körfezdeki merkezi haline gelmiştir.
Türkiye’nin geleceğinden umutlu değilim!
Türkiye’nin geleceği konusunda umutlu değilim diyen Güre Belediye Başkanı, önemli iddialarda bulundu. Saka, şunları söyledi: “Anlatılan Türkiye ile yaşanılan Türkiye arasında çok fark var. Düne göre bugün işsizlik daha fazla. Uyuşturucu ve fuhuş had safhada. Bütün bunlar ekonomik yetersizliklerden dolayı çürüyen bir toplumun örnekleri. Bu yüzden tozpembe şeyler söyleyemiyorum.”
Termal suyun yalnızca yıkanma suyu olarak kullanılmaması gerektiğine dikkat çeken Güre Belediye Başkanı Kamil Saka, “2 bin konutluk bir enerji potansiyeline sahibiz. Yaklaşık 400 aboneyi kapsayan sıcak suyla ısıtma şebekesini tamamladık” dedi. Güre Belediye Başkanı Kamil Saka, sadece devletten ve halktan toplanan paralarla belediyecilik yapıldığında pek bir yere varılamayacağını, belediyenin, kendi imkânlarıyla para kazanacak işletmelerinin de olması gerektiğini söyledi. İller Bankası’ndan aldıkları payın bütçelerinin yüzde 15’i civarında olduğunu belirten Saka, “Bütçenin yüzde 15’i de vergiden elde ediliyor. Geri kalan kısmı ise işletmelerimize ait. Biz belediyemizi iki sektöre ayırdık: İlki hizmet sektörü, ikincisi işletme sektörü. İşletmelerimizden gelen geliri hizmet sektörüne aktarıyoruz” diye konuştu.
Güre’nin kendi ihtiyaçlarını karşılayan ender beldelerden birisi olduğunu ifade eden Başkan Saka, “4 bin civarında yerleşik nüfusumuz var. Göç alıyoruz. Dünyada cennet varsa, Güre hakikaten o cennetler arasında. Yaz aylarında nüfusumuz 55 bin ile 60 bin arasında değişiyor” dedi.
Isıtmada termal su
Oldukça ciddi projelerinin olduğunu dile getiren Güre Belediye Başkanı Saka, 5 bin metrekare alanlı bir termal otel yatırımlarının olduğunu dile getirerek, “Yaklaşık 400 aboneyi kapsayan, sıcak suyla ısıtma şebekesini tamamladık. Güre; dağı, ormanı, termal suları ile oldukça zengin kaynakları bulunan bir beldedir” şeklinde konuştu. Saka, “Güre Belediyesi olarak kendi imkânlarımızla bir otel yapmaya çalıştık. Birkaç ay içinde tamamlanacak. Jeotermalın iyi kullanılması bizim için önemliydi, yalnızca yıkanma suyu olarak kullanılmamalı. Biz ısıtmada da kullanmaya başladık. 2 bin konutluk bir enerji potansiyeline sahibiz. Bu ısıtmayı gerçekleştirmek için müthiş bir altyapı gerekiyor” dedi.
Arıtmanın projesi bitiyor
Kamil Saka, beldelerinin altyapısıyla ilgili olarak da şunları söyledi: “Suyumuz cazibeyle geliyor. Su konusunda büyük yatırımlar yaptık ve bunu tamamen kendi personelimizle, kendi araç-gereç ve imkânlarımızla tamamladık. Arıtma tesisimizin proje kısmı da bitmek üzere. Kanalizasyonumuzun yüzde 50’si tamamlandı.”
Yeşil için imara kısıtlama
İmar planıyla ilgili olarak da konuşan Saka, betonlaşmaya karşı doğaya vurgu yaparak, “Mümkün mertebe imar kısıtlaması yapmaya çalışıyoruz. Biz sadece turizmin canlandığı aylarda değil, yılın 12 ayı yaşayan bir belde olmak için çabalıyoruz. Dökülen her beton yığını belli bir yeşil alanı yok etmek demektir” şeklinde konuştu.
İstanbul-İzmir arasında tek
Güre’nin göreve ilk geldiklerinde bir köy olduğunun altını çizen Saka, buranın gelişmesi için yola çıktıklarını söyledi. Yola çıkarken amaçlarının gelecekte termal turizmin ağırlıkta olduğu bir turizm beldesi yaratmak olduğunu dile getiren Başkan Saka, “Bu doğrultuda çalışmaları sürdürdük. Yaptığımız kültürel çalışmalar da, sportif çalışmalar da, imar uygulaması da hep bu doğrultudaydı. İstanbul ve İzmir arasında Güre, Bakanlar Kurulu kararıyla turizm merkezi ilan edilmiş tek beldedir. 1993 yılındaki bu karardan sonra körfezde dört-beş yıldızlı oteller yükselmeye başladı. Bundan birkaç gün önce yeni bir tanesini açtık. Kimisi ruhsat aşamasında, kimisinde çalışmalar devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda 6 bin yatak kapasitesine çıkacağımıza inanıyorum” dedi.
Sarıkız efsanesi
Güre düzenlenen festivallerle ilgili olarak da konuşan Saka, şunları söyledi: Güre’de bir Sarıkız efsanesi var. Bu yüzden Sarıkız şenliklerimiz yapılıyor. Rivayete göre Sarıkız çok güzel bir kızmış. Babası Hacca gittiğinde Sarıkız hakkında çirkin söylentiler çıkıyor ve Sarıkız’ın babası hac dönüşü namusunu temizlemek için kazlarını da yanına alarak dağa çıkıyor ama baba, kızına kıyamıyor. Suçsuz olduğunu anlıyor. Bir süre sonra da ölüyor. Sarıkız da kazlarıyla beraber dağlarda yaşıyor. Her yıl düzenlediğimiz, 8-10 bin kişinin katıldığı bir yemekle bu festivalimizi sürdürüyoruz.”
Futbol değil basketbol
Saka, belediye olarak sporu desteklediklerini belirterek, “Güre Belediyespor alışılanın aksine futbolla değil, bayan basketbolüyle uğraşıyor. Takımımız Avrupa kupalarında Türkiye’yi temsil etti. Son birkaç yıldır 300 çocuğumuz bu sporla ilgileniyor” dedi.
Çektikleri sıkıntıyı unutuyorlar
Kamil Saka, kamu reformuyla ilgili olarak da şunları söyledi: “Sayın Başbakanımız belediye başkanlığından gitti. Yine parlamentoda geçmişinde belediye başkanlığı yapmış çok isim olmasına rağmen, belediye başkanıyken feryat ettikleri sıkıntıları bugün hala devam ettiriyorlar. Yeni bir yerel yönetimler yasası çıktı. Çıkan bu yasalarda kıyı belediyelerinin ayrı bir yönetim şekli olması gerekirken en ufak bir bahsi dahi geçmedi. Oysa biz Akdeniz ve Karadeniz Kıyı Belediyeler Birliği olarak bir dürü yasa taslakları ve öneriler sunduk.”
Yetişkinler siyasete girmeli
Neden siyaseti tercih ettiniz sorusunu da yanıtlayan Saka, “İnsanlarımıza neden siyaset yapmadığı sorulmalı. Bu kadar zengin bir ülke nasıl bu kadar fakir olabilir? Yetişmiş insanların siyasetle uğraşması boynunun borcudur. Yurtdışına gittiğimizde ülkemizin içler acısı durumunu daha iyi görebiliyoruz” dedi.
Dillere destan öyküleri
Homeros’un destanlarında “Bin pınarlı İDA” olarak anlatılan muhteşem Kaz Dağları, şifa dağıtan tarihi Afrodit kaplıcaları, bereketli zeytinlikleri, efsaneleri ve insanı kucaklayan yapısıyla GÜRE “Ege’nin gözbebeğidir." Sarıkız inanışı bugün yörenin mitolojik zenginliğini tamamlayan ve kulaktan kulağa anlatılan bir efsanedir. Sarıkız efsanesi her yıl düzenlenen anma etkinlikleri ile yeniden canlanır.
Kavurmacılar ve Sarıkız
Kazdağları'nın en ünlü efsanesi ''Sarıkız'' inanışıdır. Kazdağı, söylenceler açısından da oldukça zengin. Adı mitolojide İda olarak geçiyor. Homeros İlyada'da ‘‘Bol pınarlı, vahşi hayvanların anası’’ olarak İda Dağı'ndan sık sık bahsediyor. Efsaneye göre Hera, Afrodit ve Athena'nın katıldıkları, Truva Savaşı'na yol açan o meşhur güzellik yarışması burada yapılmış, Zeus burada doğmuş, tanrılar Truva Savaşı'nı buradan izlemiş ve Afrodit ilk kez burada aşık olmuş. Kazdağı'nın ismiyle ilgili en önemli efsane ise Sarıkız Efsanesi. Efsaneye göre, Edremit'in Güre Köyü'nde Sarıkız adında çok güzel, iyi yürekli bir kız yaşarmış. Kendisini sevmeyenlerin iftiraları sonucu babası Sarıkız'ı 5-10 kazla birlikte İda Dağı'na bırakmış. Bir süre sonra kızını görmeye gelen baba, kızından su istemiş ve Sarıkız dağın tepesinden elini körfeze uzatarak tasını doldurunca kızının erdiğini anlamış. Sırrı anlaşılan Sarıkız orada, buna çok üzülen babası ise İda Dağı'nın başka bir tepesinde ölmüş. Bu efsaneye göre İda Dağı Kazdağı, dağın doruğu Sarıkız Tepesi, kızın babasının öldüğü yer de Babadağı olarak anılmaya başlar. Güre'nin üstünde yer alan Kavurmacılar Köyü'nde yaşadığına inanılan Sarıkız için her yıl Ağustos ayında bir hayır düzenleniyor. Köyde keşkek, pilav, nohut pişirilip yeniyor, şerbetler içiliyor. Terkedilmiş görünümlü köyde kalan beş-altı ailenin yanı sıra yeni yapılanmalara da rastlanıyor. Bir başka doğal özelliğini koruyan köy ise ''Yassıcalı'', evleriyle dikkati çekiyor. Sarıkız Şenliklerine olan ilginin her yıl arttığı gözlenmekte, katılımın yüksek olması etkinliklerin zenginliğini arttırmaktadır. Son yıllarda yurdumuzun çeşitli bölgelerinden ve yöremizden gelen folklorik ekiplere yurtdışından gelen misafirler de katılmaktadır.
Ege’nin gözbebeği...
Doğanın özene bezene yarattığı, sırtını Kazağları’na yaslamış Edremit körfezinde yemyeşil bir cennettir Güre... Beldenin dokusunu oluşturan eski sokaklar, buz gibi sularıyla eski çeşmeler, harikulade bir camiyi ve eski hamamı ile mimari biçimlenişi tamamlayan eski evler ve bir yağ fabrikasının görünümü Güre’yi oluşturur.
Şifa kaynağı kaplıcalar
Son yıllarda büyük ilgi gören ve adeta Güre’nin simgesi haline gelen Kaplıcalar ve termal tesisleri, bütünüyle yöredeki kaplıca ve şifalı suların en ünlüsüdür. Radyoaktif özellikleriyle tanınan Güre Kaplıca’sının bugün kullanılmayan eski bölümündeki mimari süsler, sütunlar ve kabartmalar bizi buranın Antik çağlardaki geçmişine götürmekte...
Şifa kaynağı Güre kaplıcaları
Son yıllarda büyük ilgi gören ve adeta Güre'nin simgesi haline gelen kaplıcamız ve termal tesisleri yöredeki şifalı su kaynaklarının en ünlüsüdür. Güre Kaplıcası'nın bugün kullanılmayan eski bölümündeki mimari süsler, sütunlar ve kabartmalar, sıcaklık ve ılıklık gibi eskiden de var olan bölümlerin izleri ilgi çekicidir. Kaplıca ve şifalı su kaynaklarına Romalıların çok değer verdiği bilinmektedir. Mermer kabartmalara bakıldığında, kaplıcanın antik çağlardan beri kullanıldığı anlaşılmaktadır. Civardaki Astyra antik kentine ait sıcak su kaynağı olarak tanınan ve ünlü antik çağ tarihçisi Amasyalı Strabon'un da bahsettiği Güre Kaplıcası'nın bulunduğu yerde çamur banyosu için yerlerde vardı. Termal kaynağımız yakın bir gelecekte antik Roma Çağı hamamının da onarılmasıyla uluslararası bir değere ulaşacaktır.
Radyoaktif özellikleri ile tanınan Güre kaplıcasının şifalı suyu 64 derece. Antik çağdan beri kullanıldığı anlaşılan ve yöredeki Astyra kentine ait sıcak su kaynağı olan kaplıcada Belçikalı ve Türk uzmanlarca yapılan analiz raporlarına göre potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir, alüminyum bulunuyor. 10 günlük kürlere devam edenler kaplıca suyunun bazı kadın hastalıklarına, müzmin romatizmalar, cilt hastalıkları, guatr, kireçlenme, sedef, böbrek taşı, kumları ile karaciğer rahatsızlıklarına iyi geldiğini belirtiyorlar. Kalp krizi vakasına rastlanmayan Güre'nin sağlık ocağında üç doktor ve ambulans bulunuyor.
Kazdağı
Tanrıların Dağı olarak adlandırılır. Mitolojik birçok söylencede yer bulur kendine. İlk güzellik yarışmasına sahne olduğu, Afrodit'in ilk kez burada aşkı tattığı ve Zeus'un burada yaşadığı söylenir. Zenginliği sadece bu söylencelerle de sınırlı değildir. Vardılar canavarlar anası çok pınarlı İda’ya, Lektos burnundan fırladılar denizden. Here dosdoğru yürüdü Gargaros doruğuna, İda’nın en yüksek tepesiydi bu.
Homeros-İlyada
Dünyada havadaki oksijen oranının en yüksek olduğu birkaç yerden biri olan Kazdağı'nın yemyeşil doğası, tarihi kalıntıları, dereleri, şelaleleri, eteklerindeki sahil beldeleri ve konaklama imkanı sunan köyleri görülmeye değer. Ege'nin kuzeyinde, Marmara Denizi'ne doğru uzanan ve Çanakkale ile Balıkesir arasında bulunan Kazdağı, Türkiye'de oksijen bakımından en zengin yöre. Şehir hayatından bunaldıysanız ve huzur dolu bir kaçamak yapmak istiyorsanız, rotanızı Kazdağı'na çevirin. Kazdağı, Karataş-Babadağı-Sarıkız tepeleri ile başlıyor ve Edremit Körfezi'nin kuzey sahil şeridi boyunca uzanıyor. Kazdağı köknarı 1988'de koruma altına alındı. 1993'te Kazdağı'nın Edremit Körfezi'ne bakan yüzündeki 25 kilometrelik bir bölümü Milli Park Alanı ilan edildi. Dünyada sadece Kazdağı'nda bulunan Kazdağı köknarından başka kızılçam, karaçam, kestane, çınar ve kızılağaç türlerine de rastlanıyor burada. Zeytin ağaçlarının yanı sıra parkta şifalı bitkiler de bulunuyor. Milli Park ilan edilen bölgede doğa koruma altına alındı. Dünya Bankası da ‘‘Genetik Kaynakları Yerinde Koruma Projesi’’nin pilot bölgelerinden biri olarak, zengin bitkilerle çevrili dağın korunması için 5,1 milyon dolar bağışladı. Kazdağı özellikle son yıllarda dağ yürüyüşü yapmak isteyenlerden büyük ilgi görüyor. Yeşiller arasında şelalelerin, derelerin sesini dinleyip huzur bulmamak mümkün değil. Bu huzuru tattıktan sonra hiç kopamayanların sayısı bir hayli fazla. Şehir hayatından kaçarak Kazdağı'nın güzel köylerine yerleşenlere rastlamak mümkün. Sinema ve tiyatro oyuncusu Tuncel Kurtiz bunlardan biri. Çocukluğunun geçtiği topraklara üç sene önce geri dönen Kurtiz, Çamlıbel Köyü'nde yaşıyor. ‘‘Emekliliğimi burada geçirmek istedim. Homeros üzerine bir çalışma yapıyorum ve tiyatro çalışmalarıma da devam ediyorum. Her yıl burada bir müzik ve tiyatro şenliği düzenliyoruz. Geçen sene düzenlediğimiz festivale birçok sanatçı arkadaşımız katıldı. Reyent Bölükbaşı, Sema, Sarp Maden, Engin Arslan, Ali Perret, Sibel Köse ve Necmi Manas'ın konseri bölgedeki ilk caz konseri oldu. Bölge halkı Sarıkız efsanesine çok bağlı. Yavuz Tanyeli Sarıkız'ın heykelini yaptı. Ayrıca çocuklarla tiyatro yaptık. Festivallerimizle bölgeyi daha da zenginleştirmeye devam edeceğiz." Güre’de çok şey değişti. Güre bir köy iken bugün örnek bir kent haline geldi. Yaptığımız iş ve uygulamaların büyük bir bölümü diğer belde ve ilçe belediyeleri tarafından örnek alınıyor. O günlerde biz belediyeciliğe bakış açımız gereği, Güre’nin geleceğinin turizm ve zeytinciliğe dayalı tarımsal politikalarda olduğunu ileri sürüyorduk. Bundan dolayı da kent planlamamızdan çalışmalarımıza kadar her türlü olay bu doğrultuda gerçekleşti. Aradan geçen zaman içerisinde, uyguladığımız bu politikaların doğru olduğunu görüyor ve meyvelerini topluyoruz.
Antik Çağlardan Günümüze Güre
Güre yakınlarında yer alan Astyra antik yerleşim ünlü coğrafyacı Strabon tarafından Mysia'ya bağlı olarak gösteriliyor. İçinde Artemis'in kutsal alanı olduğu söylenen Astyra'dan ve yakınlarda bulunan ''Sapra'' adındaki bir su kaynağından söz ediliyor. Bugünkü Gölcük ile Yerkese Mezarlığı ile Konak ve İmampalamutluğu üçgeni arasında görülen bazı izler, Doymuş tepesi ile Kapşıca yöresinde rastlanan nekropol (mezarlık) kalıntıları, dor tarzı bazı sütunlarla, porfir taşından lahit ile mermerden oyulmuş taşlarda Astyra antik yerleşimine ait izler olduğu anlaşılıyor. Kavurmacılar köyünde ve konaktaki pişmiş tuğla ve toprak kaplar eşya örnekleri ve bazı buluntular tarihin M.Ö.4.yy’a dek gittiğini gösteriyor. Güre Cami: Bugün Güre'nin en eski yapısı olan cami taş mimarisi, süslemeleri, alçı kabartmaları yazılarıyla iç bölüm nakışları bitki motifleri kare plan şeması ve 1880 tarihli kitabesi ile ilgi çekiyor. Güre'de bulunan yazıtlı çeşme ve hamam kalıntısının yanı sıra 8.7.1323 tarihini taşıyan ön cephesi mimari zenginliği yansıtan zeytinyağı fabrikası. Antik çağların ünlü dağı İda'nın bugünkü adıyla Kazdağları'nın eteklerinde bulunan Güre Afrodit Kaplıcaları, yüzyıllardır bölge halkına sağlık ve güzellik dağıtarak, doğal yapıyı bozmadan bugüne kadar gelmiştir. Pek çok arkeolojik haritada ve tarihi metinlerde Güre kaplıcalarının ününden söz edilmiştir.
KAMİL SAKA Kimdir?
Balıkesir doğumlu. İzmir İnşaat Fakültesi’ni bitirdi. 1987 yılında kurulan Güre Belediyesi’nde beş dönemdir belediye başkanlığı yapıyor. Evli ve bir çocuk babası.